Velayet Hakkı Fiilen Kullanılmıyorsa Çocuk İadesi İstenebilir mi? 5717 ve Lahey m.3-13 | 2026
Kısa ve net cevap
Uluslararası çocuk iadesi için yalnız kâğıt üzerinde bir velâyet hakkının bulunması yeterli değildir. 1980 Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi m.3, çocuğun götürülmesi veya alıkonulmasının haksız sayılabilmesi için mutat mesken devletinin hukukundan doğan velâyet hakkının ihlal edilmesini ve bu hakkın götürme/alıkoyma anında fiilen kullanılıyor olmasını ya da olay gerçekleşmemiş olsaydı fiilen kullanılacak olmasını arar. Lahey m.13/1-a ise karşı tarafa, başvuru sahibinin olay anında velâyet hakkını fiilen kullanmadığını kanıtlarsa iadenin reddini talep etme imkânı verir. 5717 sayılı Kanun da Sözleşmenin bu kapsamını Türkiye’de uygular.

“Fiilen kullanma” neden önemlidir?
Lahey Sözleşmesinin amacı teorik veya terk edilmiş bir velâyet hakkını korumak değil, gerçekten kullanılan aile düzeninin tek taraflı uluslararası yer değiştirmeyle bozulmasını önlemektir. Bu nedenle başvuru sahibi “mahkeme kararında velâyet hakkım var” demekle yetinmez; çocuğun götürülmesinden veya alıkonulmasından hemen önce bakım, gözetim, karar alma veya çocukla yaşam düzenindeki fiilî rolünü ortaya koyar.
Fiilî kullanım geniş değerlendirilir. Ebeveynin çocuğun bütün günlük bakımını tek başına yapması şart değildir. Birlikte velâyet, ortak karar alma veya çocuğun yaşam yerinin değiştirilmesi için rıza verme yetkisi de velâyet hakkının fiilen kullanılması kapsamında önem taşıyabilir.
Lahey m.3 hangi iki şartı arar?
Bir götürme veya alıkoymanın Sözleşme anlamında haksız sayılması için iki temel unsur vardır. Birincisi, eylemin çocuğun mutat meskeninin bulunduğu devlet hukukuna göre bir kişi, kurum veya kuruluşa ait velâyet hakkını ihlal etmesidir. İkincisi, bu hakkın olay anında tek başına veya birlikte fiilen kullanılıyor olması ya da olay olmasaydı kullanılacak olmasıdır.
Bu iki unsurdan biri yoksa Lahey m.3 anlamında haksız götürme veya alıkoyma kurulamaz.
Velâyet hakkı yalnız mahkeme kararından mı doğar?
Hayır. Lahey m.3’e göre velâyet hakkı kanundan, mahkeme veya idarî karardan ya da mutat mesken devletinin hukukuna göre hukuki sonuç doğuran bir anlaşmadan kaynaklanabilir. Bu nedenle başvuru sahibinin elinde mutlaka önceden alınmış velâyet kararı bulunması şart değildir.
Örneğin mutat mesken devletinin hukukunda evli ebeveynler velâyeti kanunen birlikte kullanıyorsa, tek ebeveynin diğerinin rızası olmadan çocuğu başka ülkeye kalıcı götürmesi velâyet hakkını ihlal edebilir.
Fiilî kullanım için çocukla aynı evde yaşamak şart mı?
Hayır. Ebeveynin çocukla aynı konutta yaşamaması, velâyet hakkını fiilen kullanmadığı sonucunu otomatik doğurmaz. Ayrı yaşayan ebeveyn okul, sağlık, seyahat, ikamet veya diğer önemli kararlarda hukuken ve fiilen rol alıyor; düzenli bakım ve kişisel ilişki kuruyor veya çocuğun yer değiştirmesi üzerinde ortak karar yetkisine sahipse velâyet hakkı fiilen kullanılıyor olabilir.
Uzun süredir çocukla görüşmeyen ebeveyn
Uzun süre çocuğu görmemek fiilî kullanım bakımından önemli delildir, ancak tek başına kesin sonuç değildir. Görüşmemenin nedeni araştırılır. Diğer ebeveyn görüşmeyi engellemiş, çocuk saklanmış veya fiziksel mesafe nedeniyle temas sınırlanmışsa başvuru sahibinin hakkı kullanmaması kendi iradesinden kaynaklanmayabilir. Buna karşılık yıllardır hiçbir bakım, karar veya iletişim sorumluluğu üstlenmeyen kişi bakımından m.13/1-a savunması güçlenebilir.
Nafaka ödemek fiilî kullanım için yeterli mi?
Tek başına nafaka ödemek velâyet hakkının bütün yönleriyle fiilen kullanıldığını kanıtlamaz. Ancak çocuğun bakımına maddi katılımın göstergelerinden biridir. Mahkeme nafakayla birlikte ebeveynin karar alma, iletişim, sağlık, eğitim ve günlük yaşam içindeki rolünü değerlendirir.
Nafaka ödememek fiilî kullanımın yokluğu anlamına gelir mi?
Hayır. Nafaka borcunun ihlali ayrı bir hukuki meseledir. Ebeveyn nafaka borcunu yerine getirmemiş olsa da velâyet yetkilerini fiilen kullanıyor olabilir. Lahey m.3 ve m.13’teki test, çocuğa ilişkin velâyet hakkının fiilî kullanımına yöneliktir; mali yükümlülüğün ihlali otomatik olarak iade hakkını ortadan kaldırmaz.
Kişisel ilişki hakkı ile velâyet hakkı aynı mı?
Hayır. Kişisel ilişki hakkı, çocukla görüşme ve belirli sürelerde birlikte olma hakkıdır. Velayet hakkı ise bakım, gözetim ve özellikle çocuğun yaşam yerinin belirlenmesi gibi daha geniş yetkileri içerir. Yalnız kişisel ilişki hakkının ihlali, her durumda Lahey’in iade mekanizmasını doğurmaz; ancak Sözleşme m.21 kişisel ilişki hakkının etkili kullanılmasını ayrıca korur.
5717 m.11 uluslararası şahsî ilişki rehberimiz bu ayrımı ayrıntılı açıklar.
Ortak velâyette fiilî kullanım nasıl değerlendirilir?
Ortak velâyet sisteminde ebeveynlerden biri günlük bakımın çoğunu yaparken diğeri önemli kararlara katılıyor olabilir. Çocuğun başka ülkeye taşınması için iki ebeveynin rızası gerekiyorsa, diğer ebeveynin bu ortak karar hakkını fiilen sürdürmesi Lahey m.3 bakımından önemlidir. Çocuğun yaşam yerini belirleme yetkisi, velâyet hakkının çekirdek unsurlarındandır.
“Ne exeat” yani yurt dışına çıkışa onay hakkı
Bazı hukuk sistemlerinde bir ebeveyn çocuğun günlük bakımını yapmasa da diğer ebeveynin çocuğu ülke dışına çıkarması için onun onayı gerekir. Bu tür veto veya onay hakkı, somut yabancı hukukta velâyet hakkı niteliğindeyse Lahey m.3 kapsamında korunabilir. Hakkın kaynağı mutat mesken devletinin hukuku ve kararlarıyla ispatlanır.
Hakkı fiilen kullanmama savunmasını kim ispatlar?
Lahey m.13/1-a, iade talebine karşı çıkan kişinin, başvuru sahibinin götürme veya alıkoyma zamanında velâyet hakkını fiilen kullanmadığını kanıtlamasına imkân verir. Bu nedenle iade talebine karşı taraf soyut “çocuğa bakmıyordu” iddiasıyla yetinmemeli; somut deliller sunmalıdır.
Hangi deliller fiilî kullanımı gösterir?
- Çocuğun okul ve sağlık kararlarına katılım kayıtları,
- ortak velâyet veya ebeveyn sorumluluğu kararları,
- çocukla düzenli iletişim ve görüşme kayıtları,
- seyahat ve ikamet değişikliği konusunda ebeveynler arası yazışmalar,
- bakım ve masraf katkılarını gösteren kayıtlar,
- okul toplantıları ve sağlık randevularına katılım,
- çocuğun önemli kararlarında verilen onaylar,
- mutat mesken ülkesindeki sosyal hizmet veya aile mahkemesi kayıtları.
Hangi deliller fiilî kullanmama savunmasını destekleyebilir?
Uzun süreli ve iradî iletişimsizlik, çocuğun bakım ve kararlarından tamamen çekilme, velâyet sorumluluğunu diğer ebeveyne bıraktığını gösteren açık yazışmalar, uzun dönem boyunca çocuğun yaşamıyla hiçbir ilgisinin bulunmaması veya hakkı kullanmaktan vazgeçtiğini gösteren somut davranışlar değerlendirilebilir. Ancak her delil olayın koşulları içinde ele alınır.
Diğer ebeveyn kullanımını engellediyse
Başvuru sahibinin hakkını fiilen kullanmaması, diğer ebeveynin sistematik engellemesinden kaynaklanıyorsa bu durum “hak terk edildi” şeklinde yorumlanmamalıdır. Görüşme talepleri, mahkeme başvuruları, mesajlar, kolluk veya sosyal hizmet kayıtları başvuru sahibinin hakkını kullanmaya çalıştığını gösterebilir.
Çocuğun kaçırılmasından hemen önce ilişki bozulduysa
Fiilî kullanım değerlendirmesi özellikle haksız götürme veya alıkoymadan hemen önceki döneme odaklanır. Evlilik veya birliktelik sona ermiş olsa bile ebeveyn çocukla bakım ve karar bağını sürdürüyorsa velâyet hakkını kullanıyor olabilir. Yetişkinler arasındaki ilişkinin bitmesi, ebeveynlik hakkının kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.
Geçici ayrılık ile terk arasındaki fark
İş, sağlık, eğitim veya başka nedenle çocuktan geçici fiziksel ayrılık, velâyet hakkının terk edildiği anlamına gelmez. Ebeveyn karar alma ve bakım sorumluluğunu sürdürüyorsa fiilî kullanım devam edebilir. Mahkeme fiziksel mesafeden çok velâyet hakkının işlevsel kullanımına bakar.
Başvuru sahibi cezaevindeyse
Cezaevinde bulunmak fiilî kullanım sorununu doğurabilir, ancak otomatik hak kaybı yaratmaz. Ebeveynin hukuken velâyet yetkisinin devam edip etmediği, karar süreçlerine katılımı, çocukla ilişkisi ve mutat mesken devletindeki hukuk birlikte değerlendirilir.
Başvuru sahibi hastaysa
Geçici hastalık veya hastanede bulunma, “olay olmasaydı hakkı kullanacaktı” unsurunu özellikle önemli hâle getirir. Lahey m.3 yalnız o anda fiilen kullanılan hakları değil, götürme veya alıkoyma gerçekleşmeseydi fiilen kullanılacak hakları da kapsar. Bu nedenle geçici sağlık engeli iade hakkını otomatik olarak yok etmez.
Rıza ile fiilî kullanmama farklı savunmalardır
Lahey m.13/1-a aynı fıkrada hem fiilî kullanmama hem de götürmeye önceden rıza veya sonradan icazet verme savunmalarını düzenler. Bunlar farklıdır. Ebeveyn hakkını aktif kullanırken belirli bir taşınmaya rıza vermiş olabilir; tersine rıza vermemiş olsa da hakkını fiilen uzun süredir kullanmıyor olabilir.
Velâyet kararı sonradan alınmışsa
İade başvurusundan sonra alınan velâyet kararı tek başına iadenin reddi sebebi değildir. 5717 m.13 ve Lahey m.17 bunu açıkça korur. Fiilî kullanım, haksız götürme veya alıkoyma anındaki gerçek duruma göre incelenir.
Bu konuda 5717 m.13 rehberimize bakılabilir.
Yabancı hukuk nasıl ispatlanır?
Velâyet hakkının mutat mesken devletinin hukukuna göre var olup olmadığı mahkeme kararı, mevzuat, resmî açıklama veya yabancı makam belgesiyle ortaya konabilir. Lahey m.14, talep edilen devlet makamlarının yabancı hukuku ve yabancı kararları özel ispat veya tanıma prosedürüne bağlı kalmadan doğrudan dikkate alabilmesine imkân verir.
Lahey m.15 belgesi istenebilir mi?
Talep edilen devletin makamı, başvuru sahibinden çocuğun mutat mesken devletindeki makamdan götürme veya alıkoymanın Lahey m.3 anlamında haksız olduğunu belirleyen karar veya tespit belgesi istemesini talep edebilir; bunun o devlette elde edilebilir olması gerekir. Merkezî makamlar böyle bir belgenin alınmasına yardımcı olur.
Mahkeme fiilî kullanım yok derse ne olur?
Mahkeme, başvuru sahibinin velâyet hakkını olay anında fiilen kullanmadığı ve olay olmasaydı da kullanmayacağı sonucuna varırsa Lahey m.3’teki haksız götürme unsuru oluşmayabilir veya m.13/1-a kapsamında iadeyi reddetme yetkisi doğabilir. Hangi hukuki yoldan sonuca ulaşıldığı gerekçede açık kurulmalıdır.
İade reddedilirse velâyet otomatik diğer tarafa geçer mi?
Hayır. İade ile velâyetin esası farklıdır. 5717 m.12/2, iade reddedildiğinde velâyet hakkında karar verilebilmesine imkân tanır; ancak bu otomatik velâyet sonucu değildir. Türk mahkemesinin milletlerarası yetkisi ve çocuğun üstün yararı ayrıca incelenir.
Başvuru sahibi için dosya kontrol listesi
- Mutat mesken devletindeki velâyet hakkınızın kaynağını belgeleyin.
- Götürme/alıkoyma tarihini kesinleştirin.
- O tarihe kadar çocuğun yaşamındaki fiilî rolünüzü gösterin.
- Görüşme engellenmişse engellemeyi ve sizin girişimlerinizi belgeleyin.
- Okul, sağlık ve önemli karar yazışmalarını toplayın.
- Gerekirse yabancı hukuk ve Lahey m.15 tespiti temin edin.
- Rıza/sonradan kabul savunmasına karşı yazışmaları kronolojik sunun.
Resmî kaynaklar
Fiilî velâyet kullanımı ve haksız götürme testinin temel kaynağı 1980 Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi m.3 ve m.13dir. Türkiye’de uygulama için 5717 sayılı Kanun ve Adalet Bakanlığı Lahey Sözleşmeleri sayfası incelenmelidir.
Sık sorulan sorular
Velâyet kararım varsa iade kesin çıkar mı?
Hayır. Hakkın haksız götürme anında fiilen kullanılması veya olay olmasa kullanılacak olması da önemlidir.
Çocukla aynı evde yaşamıyorsam velâyeti fiilen kullanmıyor muyum?
Otomatik olarak hayır. Karar alma, bakım, iletişim ve yer değiştirmeye onay yetkisi birlikte değerlendirilir.
Nafaka ödemek fiilî kullanım için yeterli mi?
Tek başına yeterli değildir; ancak bakım katkısının delillerinden biridir.
Nafaka ödememek iade hakkını yok eder mi?
Hayır. Mali yükümlülük ile velâyet hakkının fiilî kullanımı ayrı değerlendirilir.
Diğer ebeveyn çocukla görüşmemi engellediyse?
Engelleme kayıtları, hakkı terk etmediğinizi ve kullanmaya çalıştığınızı gösterebilir.
Velâyet hakkının kaynağı mutlaka mahkeme kararı mı?
Hayır. Hak kanundan, karar veya hukuken geçerli anlaşmadan doğabilir.
Fiilî kullanmama savunmasını kim kanıtlar?
Lahey m.13/1-a kapsamında iadeye karşı çıkan taraf bu savunmayı delillendirmelidir.
İade reddedilirse velâyet otomatik diğer ebeveyne mi geçer?
Hayır. Velayetin esası ayrı hukuki incelemeye tabidir.
Sonuç
Uluslararası çocuk iadesinde velâyet hakkının yalnız hukukî olarak mevcut olması yeterli değildir. Lahey m.3 ve m.13 uyarınca hak, haksız götürme veya alıkoyma anında fiilen kullanılıyor olmalı veya olay gerçekleşmese kullanılacak olmalıdır. Aynı evde yaşamamak veya nafaka tartışması tek başına sonucu belirlemez. Dosyanın odak noktası, çocuğun mutat meskenindeki gerçek ebeveynlik ve karar alma düzeninin olay anında nasıl işlediğinin somut delillerle ortaya konulmasıdır.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
