18 Yaşından Küçüğün Yaptığı Alışveriş Geçerli mi? İzin, İade ve Borç
Ayırt etme gücü bulunan küçük, yasal temsilcisinin rızası olmadan kendi işlemiyle borç altına giremez. Türk Medeni Kanunu m.16’daki bu kural, mağazada yapılan alışverişe de internet üzerinden kurulan sözleşmeye de uygulanır. İzin önceden verilebilir; işlem sonradan da onanabilir. İzin bulunmayan alışverişin sonucu, yalnız yaşa veya faturanın adına bakılarak belirlenmez. Çocuğun ayırt etme gücü, temsil yetkisi, onama açıklaması, malın durumu ve ödemenin kime ait olduğu birlikte incelenir.

Küçük olmak ile ayırt etme gücünün bulunmaması aynı şey değildir
TMK m.9–16, kişinin kendi işlemleriyle hak kazanmasını ve borç üstlenmesini fiil ehliyeti üzerinden düzenler. Erginlik kural olarak on sekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Bununla birlikte evlenme kişiyi ergin kılar; on beş yaşını dolduran küçük de kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir. Bu nedenle işlem günündeki nüfus bilgisi, evlenme veya ergin kılınma kararı bulunup bulunmadığıyla birlikte değerlendirilir. Sadece doğum yılına dayanan bir geçersizlik açıklaması yeterli değildir.
Ayırt etme gücü ise yaşın tek başına karşılığı değildir. TMK m.13 bakımından kişinin somut işlemin anlamını ve sonuçlarını akla uygun biçimde değerlendirme yeteneği önem taşır. Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işlemleri, kanundaki istisnalar dışında hukuki sonuç doğurmaz; bu sonuç m.15’e dayanır. Ayırt etme gücü bulunan küçük için m.16’daki yasal temsilci rızası sistemi uygulanır. Bu iki kategori arasında hem sözleşmenin durumu hem de iade ve sorumluluk yönünden fark vardır.
Günlük kullanım eşyası, uzun süreli üyelik, taksitli satış ve kredi niteliğindeki işlemler aynı yükümlülüğü doğurmaz. İnceleme, sözleşmenin toplam borcu, devam süresi ve çocuğun üstlendiği edimler üzerinden yapılır. Çocuğun telefonu kullanabilmesi veya ödeme ekranını tamamlaması, tek başına her tür hukuki işlemi yapma ehliyeti bulunduğunu göstermez.
Hangi alışverişlerde veli rızası aranır?
TMK m.16, ayırt etme gücü bulunan küçüğün borçlandırıcı işlemlerinde yasal temsilci rızasını arar. Satış bedelini ödeme, abonelik ücretini karşılama, taksit üstlenme veya başka bir edimi yerine getirme yükümlülüğü doğuran sözleşmeler bu çerçevede incelenir. Bedelin işlem anında ödenmiş olması, sözleşmeyi kendiliğinden karşılıksız kazanma hâline getirmez. Peşin alışverişte de mal karşılığında para verilmesi söz konusudur; izin değerlendirmesi ortadan kalkmaz.
Kanun karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılmasında aynı rıza koşulunu aramaz. Ancak bir işlemin adında hediye, ücretsiz üyelik veya kampanya bulunması yeterli değildir. Başlangıçta bedelsiz görünen hizmetin daha sonra ücret doğurması, ek ürün alma zorunluluğu getirmesi veya çocuğu başka bir yükümlülüğe sokması hâlinde sözleşmenin gerçek içeriği dikkate alınır. Borç doğuran şart, tanıtım başlığının arkasında kaybolmaz.
Çocuğun sözleşmeyi imzalaması, elektronik onay kutusunu işaretlemesi ve teslim belgesi düzenlemesi işlem iradesini gösterebilir; gerekli yasal temsilci rızasının yerini kendiliğinden tutmaz. Buna karşılık yalnız küçüklük iddiası da önceden verilmiş geçerli izni ortadan kaldırmaz. Sözleşme, izin açıklaması ve ödeme kayıtları aynı işlem ilişkisi içinde okunmalıdır. İzin konusu ürün, fiyat ve borç kapsamı belirlenmeden bütün alışverişlere tek bir sonuç bağlanamaz.
İzin kimden alınır; örtülü izin ve sonradan onama ne anlama gelir?
TMK m.342 uyarınca anne ve baba, velayetleri çerçevesinde çocuğun yasal temsilcisidir. Bu yetki, somut olayda velayetin kimde bulunduğuna göre belirlenir. Çocuğun birlikte yaşadığı kişinin anne veya baba olması tek başına yeterli kayıt değildir; boşanma, velayetin kaldırılması veya vesayet kararı temsil durumunu değiştirebilir. İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilir. Bu hüküm, velayet sahibi olmayan kişiye bağımsız yetki vermez.
TMK m.343 çocuğun fiil ehliyetini vesayet altındaki kişinin ehliyetine bağlar. Bu nedenle m.451’deki açık izin, örtülü izin ve sonraki onama ayrımı önemlidir. Açık izin sözlü veya yazılı irade açıklamasıyla belirlenebilir; işlemin kendi şekil koşulları ayrıca korunur. Örtülü izin ise davranışlardan çıkarılan gerçek bir kabulü gerektirir. Çocuğa belirli alışveriş için verilen para, işlemle bağlantılı yazışmalar ve yetkili temsilcinin sözleşmenin kurulmasına katılması bu incelemenin konusudur.
Her harçlık ödemesi sınırsız borçlanma yetkisi anlamına gelmez. Aynı şekilde çocuğun bir banka kartına erişmesi, bütün taksitlere veya gelecekteki abonelik yenilemelerine izin verildiğini tek başına kanıtlamaz. Sonradan onama iddiasında da hangi sözleşmenin, hangi borç kapsamıyla kabul edildiği gösterilmelidir. Yasal temsilcinin işlemden haberdar olması ile onu onaması birbirinden ayrılır; salt sessizlik üzerinden otomatik ve sınırsız kabul sonucu kurulamaz.
Satıcı sonradan onama beklerken sözleşmeye bağlı kalır mı?
Ayırt etme gücü bulunan küçüğün gerekli izin olmadan kurduğu borçlandırıcı işlemde sonradan onama meselesi çözülmelidir. TMK m.451 ikinci fıkra, karşı tarafa bu belirsizliği sınırsız biçimde taşımama imkânı tanır. İşlem, diğer tarafın belirlediği veya başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun süre içinde onanmazsa diğer taraf işlemle bağlı olmaktan kurtulur. Kanun burada bütün sözleşmeler için sabit bir gün sayısı koymaz; sürenin uygun olmasını arar.
Bu nedenle satıcı veya hizmet sağlayıcı, gerekli temsilci onamasını açıkça isteyip hangi sözleşmeye ilişkin cevap beklendiğini belirtmelidir. Bildirimde ürünün veya hizmetin kapsamı, toplam bedel ve devam eden yükümlülükler anlaşılır olmalıdır. Süre verme işlemi, küçüğün ehliyet eksikliğini kendiliğinden gidermez. Veliye gönderilen ödeme hatırlatması ile belirli sözleşmenin onanmasını isteyen açıklamanın işlevi de aynı değildir.
Onama, yalnız teslimin kabul edilip edilmediği sorusuna indirgenemez. Süreklilik taşıyan hizmette sonraki dönemlerin, ek satın almalarda her işlemin ve taksitli borçta toplam yükümlülüğün kapsamı önem taşır. İzin verilmeyen işlem üzerinden yeni borçların üretilmesi, ilk işlemin hukuki durumunu çözmez. Tarafların yazışmaları saklanmalı; onamanın varlığı veya yokluğu ile iade talebinin tarihi birbirine karıştırılmamalıdır. Bu ayrım, geri verme yükümlülüğünün kapsamının belirlenmesine de hizmet eder.
Veli işlemi onamazsa ürün ve para nasıl geri verilir?
TMK m.452, onanmayan işlemde tarafların verdiklerini geri istemesine imkân tanır. Bu hüküm, bedelin geri alınmasını malın durumundan tamamen koparmaz. Ürün, ödeme, kullanım ve elde kalan ekonomik yarar ayrı ayrı ortaya konulur. Satıcının tahsil ettiği bedel kadar çocuğa teslim ettiği mal veya sağladığı hizmet de iade ilişkisinin parçasıdır. Hukuki koruma, sebepsiz biçimde hem malı hem parayı elde tutma yetkisi vermez.
Kanun korunmaya muhtaç kişinin geri verme sorumluluğunu özel olarak sınırlar. Sorumluluk, onun menfaatine harcanan değer, geri isteme anında malvarlığında bulunan zenginleşme veya iyiniyetli olmaksızın elden çıkardığı miktar üzerinden belirlenir. Bu üç ölçüt birbirinin yerine kullanılamaz. Ürünün tüketilmiş olması tek başına borcun tamamen ortadan kalktığını göstermez; kişinin yararına harcama yapılmış olup olmadığı ve kötüniyetli elden çıkarma bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir.
İade başvurusunda ürünün kimde olduğu, teslim tarihi, kullanımdan kalan değer, ödeme yöntemi ve bedeli alan taraf açıklanmalıdır. Dijital içerik veya tamamlanmış hizmet bakımından fiziksel mal teslimi bulunmaması, m.452 incelemesini gereksiz kılmaz. Geri verme talebi, yasal temsilcinin onamama açıklaması ve ekonomik yararın durumu birlikte değerlendirilir. Çocuğun korunmasına ilişkin özel hüküm, satıcının bütün taleplerinin hiçbir inceleme yapılmadan reddedilmesini gerektirmez.
Yaşını büyük gösteren çocuk bütün sözleşme borcunu üstlenmiş olur mu?
TMK m.452 ikinci fıkra, kişinin fiil ehliyetine sahip olduğu konusunda karşı tarafı yanıltmasını ayrıca düzenler. Böyle bir yanıltma nedeniyle karşı tarafın uğradığı zarar bakımından sorumluluk doğar. Ancak bu hüküm, izin eksikliğini kendiliğinden tamamlayan bir onama kuralı değildir. Sözleşmenin geçerliliği, geri verme borcu ve yanıltmadan doğan zarar farklı hukuki başlıklar olarak ele alınmalıdır. Birinin varlığı diğerlerinin hesabını otomatik biçimde belirlemez.
İnternet sitesindeki yaş beyanı, hesap açılış bilgileri, kimlik doğrulama kayıtları ve tarafların yazışmaları, yanıltma iddiasının ispatında değerlendirilecek verilerdir. Sadece sistemde bir onay kutusunun bulunmasıyla zarar miktarı belirlenemez. Hangi beyanın verildiği, karşı tarafın bu beyana dayanması ve ileri sürülen zararla bağlantısı somutlaştırılmalıdır. Sözleşme bedelinin tamamını zarar olarak istemek, bu unsurları açıklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
TMK m.16 ayrıca ayırt etme gücü bulunan küçüklerin haksız fiillerinden sorumlu olduğunu belirtir. Küçüklük, bütün hukuka aykırı davranışlar için genel bir sorumsuzluk sebebi değildir. Buna karşılık her başarısız alışverişi veya her iade uyuşmazlığını haksız fiil saymak da doğru değildir. İddia edilen yanıltma, iade ilişkisindeki kötüniyet ve bağımsız zarar talebi, ilgili kanuni koşullar üzerinden ayrı ayrı incelenmelidir. Böylece korunma amacı ile karşı tarafın ispatlanan zararı aynı dosyada doğru sınırlar içinde ele alınır.
Alışveriş borcu çocuğa mı, anne babaya mı aittir?
TMK m.343 ikinci fıkra, çocuğun borçlarından kendi malvarlığıyla sorumlu olduğunu düzenler. Anne ve babanın çocuk malları üzerindeki hakları bu sonucu değiştirmez. Çocuğun kendi adına yaptığı ve gerekli koşulları taşıyan sözleşmede, anne veya babanın yalnız yasal temsilci sıfatıyla izin vermesi onları kendiliğinden şahsi borçlu yapmaz. Kimin alıcı veya hizmet alan olarak sözleşmeye girdiği ile kimin sadece temsil yetkisini kullandığı ayrılmalıdır.
TMK m.344 ise farklı bir ilişkiyi düzenler: Ayırt etme gücü bulunan çocuk, anne ve babanın rızasıyla aile adına hukuki işlem yapabilir; bu işlemlerden anne ve baba borç altına girer. Burada çocuk kendi hesabına borçlanmaktan ziyade aileyi temsil eder. İşlemin aile adına yapılması ve gereken rıza birlikte aranır. Aile içinde kullanılması planlanan her ürünün faturası, bu iki şart incelenmeden doğrudan ebeveyn borcu sayılamaz.
Ödeme kartının sahibi, teslim adresi ve hesabın kayıtlı olduğu telefon numarası yardımcı delillerdir; borçlunun hukuki sıfatını tek başına kesinleştirmez. Anne veya babanın bizzat taraf olduğu sözleşmede, çocuğun teslimi alması ayrı bir meseledir. Çocuğun kendi işlemi, aile adına yetkili işlemi ve ebeveynin kendi sözleşmesi aynı talep içinde karıştırılmamalıdır. İade, ödeme veya takip işlemi doğru borçlu ve doğru temsilci üzerinden yürütülmelidir.
Harçlık, çalışma kazancı ve meslek için ayrılan para hangi yetkiyi verir?
TMK m.359, çocuğun kişisel kazancının yönetimini ve bu kazançtan yararlanma hakkını çocuğa bırakır. Anne ve babanın çocuğun bir meslek veya sanatla uğraşması için onun kendi malından ayırdığı kısım da bu düzenlemenin kapsamındadır. Bu alan, çocuğun bütün malvarlığının sınırsız yönetimiyle aynı değildir. Kazancın kaynağı ve işlem için kullanılan malvarlığı bölümünün niteliği belirlenmelidir. Aile yanında yaşayan çocuktan kendi bakımı için uygun katkı istenmesine ilişkin hüküm de aynı maddede yer alır.
Kişisel kazanç üzerinde yönetim hakkı bulunması, her tutarda krediye, başkasının borcuna veya meslekle ilgisiz uzun vadeli yükümlülüğe sınırsız ehliyet verdiği şeklinde yorumlanamaz. TMK m.453’ün meslek ve sanatın yürütülmesiyle ilgili olağan işlemlere ilişkin sistemi, yetkinin konu bakımından sınırlandırıldığını gösterir. Çocuğun faaliyeti, verilen iznin kapsamı ve işlemin bu faaliyetle bağlantısı ayrıca değerlendirilir. Olağan meslek işlemi ile tüm gelecekteki gelirleri bağlayan bağımsız borç aynı inceleme konusu değildir.
Harçlık bakımından da paranın verilme amacı önemlidir. Belirli günlük ihtiyaç için ayrılan tutarın kullanımı ile aile adına yükümlülük üstlenmek farklıdır. Para transferi kaydı, hangi işlemlere izin verildiğini açıklayan diğer delillerle birlikte ele alınır. Çocuğun çalışması veya düzenli para alması tek başına erginlik yaratmaz; TMK m.11–12’deki erginlik kuralları uygulanmaya devam eder.
Çocuk ebeveyninin borcu için işlem yapabilir mi?
Çocuğun kendi ihtiyacına yönelik alışveriş ile ebeveynin menfaatine borç altına sokulması aynı kurala bağlanmaz. TMK m.345, çocukla anne veya baba arasındaki işlemde ya da anne ve babanın menfaatine çocukla üçüncü kişi arasında yapılan işlemde çocuğun borçlanmasını özel güvenceye bağlar. Bu işlemler için kayyımın katılması ve hâkimin onayı gerekir. Ebeveynin tek başına izin vermesi, menfaat çatışmasını ortadan kaldırmaz.
Çocuğun hesabının veya malvarlığının ebeveynin borçlarını üstlenecek biçimde kullanılması, sıradan veli izni çerçevesinde açıklanamaz. İşlemin gerçek yararlanıcısı, borcun kaynağı ve çocuğun hangi edimi üstlendiği incelenir. Sözleşmede yalnız çocuğun adının yazılı olması, onun bağımsız menfaati bulunduğunu kanıtlamaz. Kayyım ve hâkim onayı gerektiren işlemlerde bu güvenceyi şekli bir aile içi kabul belgesiyle değiştirmek mümkün değildir.
Ayrıca TMK m.342–343’ün atıfları çerçevesinde, korunan kişi adına yapılması yasak işlemler de dikkate alınır. TMK m.449, kefil olmayı, vakıf kurmayı ve önemli bağışları yasaklar. Yasal temsilcinin rızası her türlü hukuki engeli kaldıran sınırsız bir araç değildir. İşlem incelemesinde önce çocuğun menfaati ve ehliyet rejimi, ardından gerekli temsil ve izin koşulları belirlenmelidir. Satış veya üyelik adı altında düzenlenen sözleşmedeki ek yükümlülükler de bu kapsamda okunmalıdır.
İnternet alışverişinde küçüklük nedeniyle iade ile cayma hakkı aynı mıdır?
Ehliyet ve temsilci rızası, sözleşmenin kurulmasının hukuki koşullarıdır. Tüketicinin cayma hakkı ise belirli sözleşmelerde kullanılan ayrı bir haktır. Bu nedenle ayırt etme gücü bulunan küçüğün izinsiz işlemiyle ilgili onamama ve geri verme talebi, yalnız mesafeli satıştaki cayma süresine indirgenemez. Aynı şekilde geçerli biçimde izin verilmiş işlemde yaşa dayanılması, bütün tüketici sürelerinin ve istisnalarının kendiliğinden ortadan kalktığını göstermez.
6502 sayılı Kanun m.48 kapsamındaki mesafeli sözleşmelerde cayma hakkı ve ilgili düzenlemelerdeki istisnalar ayrıca incelenir. Sitedeki mesafeli sözleşmede cayma hakkı açıklaması, bu bağımsız başvuru yolunun kapsamını ele alır. Küçüklük nedeniyle ileri sürülen talepte ise doğrudan TMK m.16 ve m.451–452 hükümlerine dayanan ehliyet, izin ve iade ilişkisi açıklanmalıdır. Talebin hukuki sebebi baştan belirlenmelidir.
Platformun kullanıcı sözleşmesi, çocuğu kanunda aranan koşullar olmadan ergin hâle getiremez. Bununla birlikte işlemde satıcının mı, hizmet sağlayıcının mı, yoksa yalnız aracılık yapan platformun mu karşı taraf olduğu belirlenmelidir. Sipariş onayı, ön bilgilendirme metni, fatura, hesap bilgisi ve ödeme alıcısı bu ayrım için incelenir. Yanlış kişiye gönderilen iade talebi, gerçek sözleşme tarafıyla yaşanan uyuşmazlığı tek başına çözmez.
İade talebi nereye yapılır ve hangi kayıtlar gerekir?
Başvuru yolu, uyuşmazlığın tüketici işlemi olup olmadığına göre belirlenir. Satıcı veya sağlayıcının ticari ya da mesleki amaçla, alıcının tüketim amacıyla hareket ettiği işlemde 6502 sayılı Kanun’un görev ve başvuru hükümleri incelenir. Küçük adına işlem yapılması, dosyayı sırf bu nedenle aile mahkemesinin görevine sokmaz. Satış bedelinin iadesi uyuşmazlığı ile velayet veya çocuğun korunmasına ilişkin karar talebi ayrı hukuki konulardır.
2026 yılı için açıklanan tüketici hakem heyeti sınırı 186.000 TL’dir; bu tutarın altındaki uyuşmazlıklarda kanuni başvuru sistemi uygulanır. Talebin tamamı yönünden 186.000 TL ve üzerindeki tüketici uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesi ve 6502 sayılı Kanun m.73/A’daki dava şartı arabuluculuk düzenlemesi, istisnalarıyla birlikte değerlendirilir. Sınırın kapsamı ve başvuru usulü için tüketici hakem heyeti başvurusu açıklamasına bakılabilir. Tüketici işlemi bulunmayan sözleşmelerde görev, ilişkinin kendi hükümleri ve HMK m.2 çerçevesinde belirlenir.
Dosyada işlem günündeki yaş ve temsil durumunu gösteren kayıtlar; sipariş, sözleşme ve ödeme belgeleri; izin veya onama yazışmaları; ürünün mevcut durumunu gösteren bilgiler bulunmalıdır. İade talebinde yalnız yaş söylenmemeli, hangi iznin bulunmadığı ve hangi edimin geri istendiği açıkça belirtilmelidir. Karşı tarafın yanıltma veya zenginleşme savunması varsa bu savunmanın dayandığı kayıtlar da incelenir. Böylece başvuru, genel bir memnuniyetsizlik bildiriminden ayrılarak kanuni şartları belirlenmiş bir talebe dönüşür.
Hakem heyetinin görev alanındaki uyuşmazlıklar ve hakem heyeti kararlarına itirazlar, m.73/A uyarınca dava şartı arabuluculuk dışında tutulmuştur. Bu ayrım, doğrudan bedel iadesi davasıyla daha önce verilmiş hakem heyeti kararına itirazın aynı usule tabi olmadığını gösterir. Çocuk adına başvuruda yasal temsil sıfatı açıkça yazılmalı; temsilci kendi adına alacaklı olduğunu ileri sürüyorsa bunun ayrıca dayanağı gösterilmelidir. Velinin şahsi menfaatiyle çocuğun menfaati çatıştığında temsil sorunu, başvuru formuna ebeveyn adı eklenerek çözülemez. Talep edilen bedel, paranın kimden çıktığı ve iade hakkının kime ait olduğu arasında açık bağ kurulması; hem başvurunun taraflarını hem de kararın kimin lehine kurulacağını belirler.
Sık sorulan sorular
17 yaşındaki çocuğun imzaladığı satış sözleşmesi her zaman geçersiz midir?
Hayır. TMK m.16 uyarınca ayırt etme gücü bulunan küçüğün borçlandırıcı işleminde yasal temsilci rızası aranır. Önceden verilmiş izin veya sonradan onama bulunup bulunmadığı incelenir. Ayrıca evlenme ya da mahkemece ergin kılınma nedeniyle işlem tarihinde erginlik kazanılmış olması ayrıca değerlendirilir.
Veli izni mutlaka ayrı bir yazılı belgeyle mi verilir?
TMK m.451 açık izin, örtülü izin ve sonraki onamayı kabul eder. İşlemin kendisine ilişkin şekil koşulları ayrıca korunur. Yazışmalar ve davranışlar iznin ispatında incelenir; ancak çocuğa para verilmesi veya hesabına erişim sağlanması her tutarda ve her tür borç için sınırsız izin sayılmaz.
Satıcı velinin cevap vermesini süresiz beklemek zorunda mı?
Hayır. TMK m.451 ikinci fıkra uyarınca karşı tarafın belirlediği veya başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun süre içinde işlem onanmazsa karşı taraf bağlılıktan kurtulur. Kanun bütün alışverişler için sabit bir gün sayısı belirlemez; verilen sürenin uygunluğu somut işlem üzerinden değerlendirilir.
İşlem onanmazsa çocuk hem ürünü hem bedeli elinde tutabilir mi?
TMK m.452 tarafların verdiklerini geri istemesine imkân tanır. Çocuğun sorumluluğu, menfaatine harcanan değer, elde bulunan zenginleşme veya iyiniyetli olmadan elden çıkarılan miktar üzerinden belirlenir. Küçüklük, malı ve parayı birlikte elde tutmak için koşulsuz bir hak yaratmaz; iade kapsamı ayrıca incelenir.
İnternette yaşını büyük yazmak veli izninin yerine geçer mi?
Hayır. Yaş beyanı yasal temsilci rızasını kendiliğinden tamamlamaz. Bununla birlikte TMK m.452, kişinin fiil ehliyetine sahip olduğu konusunda karşı tarafı yanıltması yüzünden doğan zararı ayrıca düzenler. Yanıltma, zarar ve bunların bağlantısı incelenir; sözleşme bedeli otomatik olarak tazminat kabul edilmez.
Veli alışverişe izin verdiğinde bedelin şahsi borçlusu olur mu?
Yalnız izin verilmesi, veliyi kendiliğinden şahsi borçlu yapmaz. TMK m.343 çocuğun kendi borçlarından kendi malvarlığıyla sorumluluğunu düzenler. TMK m.344 kapsamında çocuk anne ve babanın rızasıyla aile adına işlem yapmışsa anne ve baba borç altına girer. Sözleşmedeki sıfatlar bu nedenle ayrılmalıdır.
Çocuğun kendi kazancı olması bütün sözleşmeleri yapmasına yeter mi?
TMK m.359 kişisel kazancın yönetimini ve ondan yararlanmayı çocuğa bırakır. Bu düzenleme genel ve sınırsız erginlik sağlamaz. Meslekle ilgili olağan işlemler, verilen izin ve kullanılan malvarlığının kapsamı değerlendirilir. Bağımsız kredi veya başkasının borcunu üstlenme gibi işlemler sırf gelir bulunduğu için serbest hâle gelmez.
Anne veya baba kendi yararına çocuğu borçlandırabilir mi?
TMK m.345, çocukla ebeveyn arasındaki veya ebeveynin menfaatine çocukla üçüncü kişi arasındaki borçlandırıcı işlem için kayyımın katılmasını ve hâkimin onayını arar. Ebeveynin kendi izni bu güvenceyi karşılamaz. İşlemin gerçek yararlanıcısı, üstlenilen borç ve ayrıca yasak işlem bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Mesafeli satışta cayma süresi geçince küçüklük itirazı da sona erer mi?
Cayma hakkı ile fiil ehliyeti ve temsilci rızası farklı hukuki konulardır. TMK m.16 ve m.451–452 hükümlerine dayanan onamama ve geri verme incelemesi yalnız cayma süresine indirgenmez. Buna karşılık geçerli izin bulunan sözleşmede tüketici haklarının kendi süreleri ve istisnaları ayrıca uygulanır.
Küçüğün ürün iadesi davası aile mahkemesinde mi görülür?
Sırf tarafın küçük olması bütün sözleşme uyuşmazlıklarını aile mahkemesine taşımaz. Tüketici işlemi varsa 6502 sayılı Kanunun hakem heyeti ve tüketici mahkemesi hükümleri uygulanır. Başka sözleşmelerde görevi ilişkinin niteliği belirler. Velayet veya çocuğun korunmasına ilişkin ayrı talebin görevli mercii ayrıca değerlendirilir.
Başvuru ve dosya hazırlığı
Küçüğün alışverişinden doğan uyuşmazlıkta sözleşme tarafı, velayet kaydı, izin veya onama yazışmaları ve ürünün iade durumu birlikte değerlendirilir. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde, İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden bu kayıtların incelenmesi ve doğru başvuru yolunun belirlenmesi için iletişim kurulabilir.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.9–16, 342–345, 359, 449, 451–453
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.3, 48, 68, 73 ve 73/A
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.2
- Ticaret Bakanlığı — 2026 yılı tüketici hakem heyeti parasal sınırı
Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.
İlgili hukuk rehberleri
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
