B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Kollektif Şirket Ortağı Rakip İş Yapabilir mi? TTK 230–231 Rekabet Yasağı

Kollektif şirket ortağı, diğer ortakların izni olmadan şirketin yaptığı ticari işler türünden işleri kendi veya başkası hesabına yapamaz. TTK m.230 ayrıca aynı tür işle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırlandırılmamış ortak olarak girmeyi de yasaklar. Yasağa aykırılık hâlinde TTK m.231; tazminat, kendi adına yapılan işlerin şirket adına yapılmış sayılması ve başkası hesabına elde edilen menfaatlerin şirkete bırakılması seçeneklerini düzenler. Bu seçeneklere diğer ortaklar çoğunlukla karar verir. Hakların kullanımı, öğrenmeden başlayan üç aylık ve işlemden başlayan bir yıllık zamanaşımı sınırlarına bağlıdır.

Kollektif ortak için rekabet kapsamı, seçimlik haklar ve üç aylık ile bir yıllık zamanaşımı incelemesi
Kollektif ortak rekabet ederse kanuni talep sırası

Yasak hangi ortakları ve hangi şirketi kapsar?

TTK m.230, kollektif şirket ortaklığına bağlı bir yükümlülüktür. Hükmün uygulanması için ortağın ayrıca yönetici olarak atanması aranmaz. Bu nedenle yönetimi başka bir ortağa bırakmış olmak rekabet yasağını kaldırmaz. Şirketin gündelik işlemlerine katılmayan ortak da ortaklık sıfatı devam ettiği sürece ilgili hükmün kapsamındadır. İlk inceleme, kişinin hangi tarihlerde kollektif ortak olduğu ve tartışmalı faaliyetin bu dönemde yürütülüp yürütülmediğidir. Ortaklığa giriş ve çıkış kayıtları, faaliyetin tarihinden bağımsız ele alınmamalıdır.

Anonim şirket pay sahipliği, limited şirket ortaklığı, komanditerlik ve işçi sıfatı aynı kurala tabi tutulmaz. Her ilişkinin rekabet düzeni kendi kanun hükümleriyle belirlenir. Özellikle TTK m.311, m.230’un komanditerlere uygulanmayacağını açıkça söyler; belirli rekabet faaliyetlerini denetleme hakkı açısından farklı sonuca bağlar. Kollektif ortak hakkında hazırlanan bir değerlendirme, yalnız şirket türü değiştirilerek komanditer için kullanılamaz. Sözleşmenin başlığındaki ortak kelimesi yerine hukuki şirket türü ve gerçek ortak sıfatı esas alınır.

Yükümlülüğün muhatabı ile tazminatın veya menfaatin hak sahibi de ayrıdır. TTK m.231’de seçimlik haklar şirkete tanınmıştır. Ortakların pay oranlarına göre kişisel kazanç istemeleri, şirket hesabına yönelen kanuni taleple aynı değildir. Rekabet eden ortağın bütün gelirine diğer ortakların doğrudan el koyabileceği sonucu çıkarılamaz. Hangi işlemin şirket faaliyet alanıyla çakıştığı, hangi menfaatin bu işlemden doğduğu ve şirket adına hangi hakkın seçildiği belirlenmelidir.

Aynı tür ticari iş nasıl belirlenir?

Kanunun ölçütü, ortağı olunan şirketin yaptığı ticari işler türüdür. Bu nedenle yalnız iki işletmenin unvanlarında aynı kelimenin bulunması veya aynı ilçede faaliyet göstermesi yeterli bir inceleme değildir. Şirketin fiilî mal ve hizmet alanı, düzenlediği sözleşmeler, müşteri grubu ve işin ekonomik niteliği araştırılır. Ticaret sicilindeki işletme konusu da dosyaya alınır; ancak fiilî faaliyete ilişkin belgeler görülmeden bütün geniş sözleşme ifadeleri üzerinden rekabet sonucu kurulmaz.

Ortağın faaliyeti bakımından da aynı ayrıntı gerekir. İşlemi hangi işletmenin yaptığı, sözleşmenin tarafı, faturayı düzenleyen kişi, tahsilatın gittiği hesap ve işi fiilen kimin yürüttüğü belirlenir. Başkası adına görünmek, işin başkası hesabına yapılmasına ilişkin yasağı kendiliğinden aşmaz. Buna karşılık yalnız aynı sektörde çalışan bir kişiyle tanışıklık veya ticari görüşme, tamamlanmış rekabet işleminin bütün unsurlarını göstermez. İddia, somut faaliyet ve işlem belgeleriyle kurulmalıdır.

Faaliyetin kapsamı, istenecek sonucun hesabını da etkiler. Bir işletmenin farklı faaliyet alanlarından elde ettiği bütün kazancın, tek bir çakışan işlem nedeniyle şirkete ait olduğu ileri sürülemez. Her talep, yasak kapsamına giren işlerle ilişkilendirilir. Sürekli bir faaliyet varsa başlangıç, devam ve sona erme tarihleri ayrı kaydedilir. Tek seferlik işlemlerle devamlı organizasyon arasındaki fark, hem delillerin toplanmasını hem de zamanaşımı incelemesini etkiler.

Kendi hesabına iş, başkası hesabına iş ve rakip ortaklık

TTK m.230 ilk olarak aynı tür işin ortağın kendi hesabına yapılmasını yasaklar. İşin ekonomik sonucunun ortağa ait olduğu faaliyetler bu başlık altında incelenir. İkinci grup, başkası hesabına yürütülen aynı tür işlerdir. Burada sözleşmede ortağın adı bulunmasa bile faaliyetteki rolü önem taşır. Komisyon, ücret veya başka bir menfaat ilişkisi araştırılır. Yasağın bu iki ayağı, yalnız ortağın adına kayıtlı yeni bir işletme kurulmasını aramayan daha geniş bir değerlendirme gerektirir.

Üçüncü durum, aynı tür ticari işlerle uğraşan başka bir şirkete sorumluluğu sınırlandırılmamış ortak olarak girmektir. Hüküm, bu ortaklık biçimini açıkça belirtir. Dolayısıyla başka bir şirkette her tür pay edinimini aynı madde uyarınca otomatik yasak saymak doğru değildir. Bununla birlikte pay edinme dışında yürütülen fiilî ticari iş, kendi veya başkası hesabına faaliyet yasağına ayrıca girebilir. Payın hukuki türüyle ortağın yaptığı iş ayrı incelenir.

Yeni ortaklık ilişkisi incelenirken yalnız kuruluş ilanı alınmamalıdır. Ortağın hangi sıfatla katıldığı, sorumluluk sınırı, katılma tarihi ve diğer şirketin yaptığı işler belirlenir. Temsilcilik, danışmanlık veya çalışanlık gibi sıfatların kullanılması, fiilen hangi işin kimin hesabına yapıldığı sorusunu ortadan kaldırmaz. Bir kişinin ticari ilişkideki unvanı, kendi başına rekabet yasağının ihlal edildiğini veya edilmediğini kesinleştirmez.

Diğer ortakların izni nasıl değerlendirilir?

TTK m.230, diğer ortakların izni bulunmayan faaliyetleri yasaklar. Bu nedenle izin belgesi varsa hangi kişi, hangi faaliyet, hangi dönem ve hangi işletme için verildiği okunmalıdır. Belirli bir müşteriyle tek işlem için verilen izinle sürekli rakip işletme yürütme izni eşitlenmez. İzin kararının hangi ortaklarca verildiği ve ilgili tarihte ortak sayısının ne olduğu belirlenir. Yönetici ortağın tek başına verdiği bir açıklama, bütün diğer ortakların iradesiymiş gibi sunulmamalıdır.

İzin konusu şirket sözleşmesinde düzenlenmişse yürürlükteki son metin esas alınır. Sözleşme değişikliği gündeme geldiğinde TTK m.226’daki karar hükümleri de dikkate alınır. Faaliyet başlamadan önce verilmiş izin ile ihlal iddiası ortaya çıktıktan sonra yapılan uzlaşma farklı işlemlerdir. Uzlaşma metninde geçmiş taleplerin, gelecekteki faaliyetin ve bilgi paylaşımının kapsamı açık gösterilmelidir. Belirsiz bir sorun kalmamıştır ifadesinden bütün dönemlere ilişkin sınırsız izin sonucu çıkarılmamalıdır.

İzin tartışmasında en önemli belgeler ortaklar kararı, yazılı bildirimler ve faaliyetin ayrıntılarını gösteren eklerdir. Ortağın yalnız şirket dışındaki bir işten söz etmiş olması, diğer ortakların işin türünü ve kapsamını bildiğini ispatlamaz. Bilinen faaliyet ile sonradan genişleyen faaliyet ayrılır. İzin kararının alınmış olması da olağan dışı bir şirket işlemi için gerekli başka kararların yerini tutmaz; TTK223 kapsamındaki oybirliği düzeni kendi konusu içinde uygulanır.

Önceden mevcut rakip ortaklık için kanuni kabul kuralı

TTK m.230/2, yeni kurulan şirkete giren kişinin daha önce kurulmuş başka bir şirketin sorumluluğu sınırlandırılmamış ortağı olduğu özel durumu düzenler. Diğer ortaklar bu durumu bildikleri hâlde önceki şirketle ilişkinin kesilmesini açıkça kararlaştırmamışlarsa, mevcut durumu kabul etmiş sayılırlar. Bu, her sessizliği genel rekabet iznine dönüştüren bir kural değildir. Kanunda belirtilen önceki ortaklık, bilgi ve açık ayrılma şartının bulunmaması birlikte değerlendirilir.

Bu hükmün uygulamasında şirket kuruluş belgeleri, ortaklık görüşmeleri ve önceki şirketin sicil kayıtları önem taşır. Bilginin şirket kurulduktan sonra edinilmiş olmasıyla kuruluş sırasında bilinmesi aynı değildir. Önceki şirketten ayrılmanın açıkça kararlaştırıldığı belgelenmişse, kabul kuralının koşulları buna göre değerlendirilir. Kanundaki bu özel düzenlemeden hareketle sonradan kurulan her yeni rakip işletmenin de önceden kabul edildiği söylenemez.

TTK231 şirkete hangi seçimlik hakları verir?

Birinci seçenek tazminat istemidir. Bu talepte yasağa aykırı faaliyet, şirketin zararı ve ikisi arasındaki bağlantı açıklanır. Rekabet eden ortağın gelirinin yüksek olması, şirket zararının aynı tutarda gerçekleştiğini tek başına göstermez. Kaybedilen işlem, bozulan müşteri ilişkisi veya ek maliyet iddiası ayrı belgeye bağlanır. Zarar hesabının hangi dönemi kapsadığı ve verilerin hangi kayıtlarla doğrulandığı belirlenir; soyut yüksek zarar açıklaması sayısal hesabın yerine geçmez.

Kanun tazminat yerine, ortağın kendi adına yaptığı işlerin şirket adına yapılmış sayılmasını isteme olanağı da tanır. Başkası hesabına yapılan işlerde ise bu işlerden doğan menfaatlerin şirkete bırakılması istenir. Bu ayrım nedeniyle işlem taraflarının ve ekonomik menfaatin doğru belirlenmesi gerekir. Her iki durumda da istenen menfaatin hangi yasak faaliyetten doğduğu gösterilmelidir. Ortağın faaliyet dışındaki kişisel malvarlığının tamamı bu seçimlik hakka konu edilmez.

Seçimlik hakların birbirine alternatif niteliği talep hazırlanırken korunur. Aynı iş için hem bütün kazancı şirkete mal edip hem aynı ekonomik sonucu ikinci kez tazminat adıyla istemek mükerrerlik sorunu yaratır. Talebin dayandığı hak ve hesaplama yöntemi açık olmalıdır. Farklı işlemler veya farklı dönemler varsa bunlar ayrı satırlarda gösterilir. Mahkemeden hangi sonucun hangi işlem için istendiği anlaşılır şekilde kurulmalıdır.

Hangi ortaklar karar verir ve çoğunluk nasıl belirlenir?

TTK m.231/2 seçimlik haklardan birine diğer ortakların çoğunlukla karar vereceğini düzenler. Karar, rekabet eden ortağın kendi eylemi için kendisine izin vermesi veya talebi tek başına ortadan kaldırması şeklinde kurulmaz. Hangi hakkın seçildiği, ilgili işlemler ve şirket adına talebin yürütülmesi açık yazılır. TTK m.226’daki her ortağın bir oy hakkına ilişkin temel düzen de gözetilir; sermaye tutarı oy sayısı yerine kullanılmaz.

Kararın alınması ile şirket adına dış işlemlerin yapılması ayrı aşamalardır. Dava ve bildirim belgelerini imzalayacak kişinin temsil yetkisi denetlenir. Yönetici ortağın kendisi rekabet ihlalinin muhatabıysa şirketin temsili ayrıca çözümlenmelidir. Seçim kararının varlığı, temsil sorunu bulunan imzayı kendiliğinden geçerli hâle getirmez. Ortaklar arasındaki yönetim uyuşmazlığı da şirket adına kanuni talebin kimin tarafından ileri sürüldüğünü belirsiz bırakmamalıdır.

Üç aylık ve bir yıllık zamanaşımı nasıl işler?

TTK m.231/2, işlemin yapıldığının veya ortağın başka şirkete girdiğinin öğrenilmesinden başlayarak üç aylık süre öngörür. Ayrıca her hâlde işlemin yapıldığı tarihten başlayan bir yıllık üst sınır vardır. Bu iki başlangıç tarihi aynı olmak zorunda değildir. Dosyada işlem tarihiyle öğrenme tarihi ayrı kaydedilir. Yalnız faaliyet hakkında şüphe duyulan gün ile kanunun aradığı işlemin öğrenildiği günün aynı olduğu kabul edilmeden bilgi içeriği incelenir.

Kanun bu süreleri zamanaşımı olarak düzenler. Dilekçede hak düşürücü süre adıyla farklı hukuki sonuçlar yüklenmemelidir. Ortaklar arasında görüşme yapılması veya bilgi istenmesi, tek başına sürenin artık önem taşımadığı anlamına gelmez. Birden fazla işlemde her işlemin tarihi ve ne zaman öğrenildiği ayrı değerlendirilir. Eski işlemlerle yeni işlemler tek bir genel rekabet başlangıcı altında toplanarak süre hesabı yapılmamalıdır.

TTK m.6, ticari hükümler koyan kanunlardaki zamanaşımı sürelerinin, kanunda aksine düzenleme bulunmadıkça sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini belirtir. Bu nedenle ortakların kendi aralarında farklı bir inceleme takvimi belirlemesiyle m.231’deki sürelerin uzadığı varsayılmaz. Bir toplantı tarihinin ileri alınması, bilanço çalışmasının sürmesi veya ortakların görüşmeye devam etmesi hukuki süre hesabından ayrı kaydedilir. Başvuru yolunun gerektirdiği işlemler, her işlemin kendi zaman etkisi gözetilerek planlanmalıdır.

Dava, görev ve arabuluculuk hangi talebe göre belirlenir?

TTK m.230–231’den doğan uyuşmazlık, TTK m.4’teki ticari dava düzeni kapsamında incelenir. Görev bakımından m.5 uyarınca asliye ticaret mahkemesi sistemi uygulanır. Bir yerde ayrı ticaret mahkemesinin bulunup bulunmadığı ayrıca kontrol edilir. Dava dilekçesinde rekabet iddiasının yalnız genel bir sadakat ihlali olarak anlatılması yeterli değildir; kanundaki hangi faaliyet biçiminin gerçekleştiği ve şirketin hangi seçimlik hakkı kullandığı gösterilmelidir. Talebin doğru kurulması hem usuli değerlendirme hem delil planı açısından belirleyicidir.

HMK m.14/2, özel hukuk tüzel kişisinin ortaklık ilişkisi kapsamında ortağına karşı açacağı davalarda şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılar. Bu nedenle şirketin ortağa yönelttiği rekabet talebinde merkez kaydı gözden geçirilir. Faaliyetin başka şehirde yürütülmesi tek başına bu özel yetki kuralını ortadan kaldırmaz. Kişisel adres, ticari faaliyet yeri ve şirket merkezi ayrı bilgiler olarak dosyaya konulur; yalnız davalının ikamet adresi üzerinden mahkeme seçilmez.

Konusu bir miktar para olan tazminat veya alacak talebi için TTK m.5/A’daki dava şartı arabuluculuk düzeni uygulanır. Salt farklı bir hukuki sonuca yönelen taleple parasal talep aynı varsayımla değerlendirilmez. Arabuluculuk başvurusunda taraflar ve uyuşmazlık, sonradan açılması amaçlanan davayla uyumlu gösterilmelidir. Seçimlik hakkın değiştirilmesi veya yeni işlemlerin talebe eklenmesi gündeme gelirse başvuru kapsamı da tekrar incelenir. Şirket adına hareket eden kişinin temsil yetkisi bu aşamada da belgelenir.

Deliller ve şirket kayıtları nasıl hazırlanır?

Öncelikle ortaklık sıfatı, rakip faaliyetin kapsamı ve izin durumu belgelenir. Ardından sözleşmeler, faturalar, ödeme kayıtları, müşteriye sunulan teklifler ve ticaret sicili kayıtları işlem bazında eşleştirilir. Belgenin hangi iddiayı desteklediği belirtilir. Erişim hukuka uygun yollarla sağlanır; iddia edilen ihlal, başka bir kişinin hesaplarına izinsiz girmeye dayanak oluşturmaz. Yönetici olmayan ortağın TTK225 inceleme hakkı şirket kayıtlarına erişim bakımından ayrıca kullanılır.

Şirket zararının veya şirkete bırakılması istenen menfaatin hesabı, mali belgelerle kurulmalıdır. İşlem bedeli, maliyet, tahsil edilen tutar ve henüz tahsil edilmemiş alacak ayrı gösterilir. Hesap dönemi kapanmamışsa ilgili ara kayıtlar korunur; kapanmış dönemlerde yılsonu bilançosu ve kârın belirlenmesi verileriyle karşılaştırma yapılır. Bir raporda yer alan sonucun hangi belgeden üretildiği anlaşılmıyorsa, yalnız rapor başlığı güvenilir hesap yerine geçmez.

TTK m.231/3, hakları ihlal edilen ortakların şirketin feshini isteme haklarını saklı tutar. Bununla birlikte rekabet iddiası, şirketi veya ortaklığı kendiliğinden sona erdirmez. Yönetimden alma, temsilin kaldırılması, fesih ve tazminat ayrı sonuçlardır. Ayrıca ortağın şirket borçlarından sorumluluğu başka bir ilişkidir; rakip işlem nedeniyle şirkete yönelen talep, şirket alacaklılarının bütün haklarını yeniden düzenlemez.

Sık sorulan sorular

Yönetici olmayan kollektif ortak da rekabet yasağına tabi mi?

Evet. TTK m.230 ortaklık sıfatına bağlıdır; yalnız yöneticileri kapsamaz. Yönetim görevinin başka bir ortağa verilmesi, diğer ortağın aynı tür işi izinsiz yapmasını serbest hâle getirmez.

Başkasının şirketi adına çalışmak yasağı aşar mı?

Hayır. Kanun kendi hesabına yapılan iş yanında başkası hesabına yapılan aynı tür ticari işi de kapsar. Faaliyetin gerçek niteliği, kimin hesabına yürütüldüğü ve izin durumu belirlenir.

Başka şirkette her tür pay edinmek yasak mı?

TTK m.230, aynı tür iş yapan şirkete sorumluluğu sınırlandırılmamış ortak olarak girmeyi açıkça yasaklar. Başka ortaklık türleri bu hükme otomatik eşitlenmez; ayrıca yürütülen rakip faaliyet kendi koşullarıyla incelenir.

Diğer ortakların sessiz kalması her zaman izin sayılır mı?

Hayır. M.230/2 yalnız önceden mevcut sınırsız sorumlu ortaklığın yeni şirket kurulurken bilinmesi ve ilişkinin kesilmesinin açıkça kararlaştırılmaması durumunu düzenler. Bu özel kural bütün sessizliklere genişletilemez.

Şirket yalnız tazminat mı isteyebilir?

Hayır. M.231, tazminat yerine kendi adına yapılan işlerin şirket adına yapılmış sayılmasını veya başkası hesabına yapılan işlerden doğan menfaatlerin şirkete bırakılmasını isteme seçenekleri de tanır.

Seçimlik hakka kim karar verir?

TTK m.231/2 uyarınca diğer ortaklar çoğunlukla karar verir. Seçilen hak, kapsanan işlemler ve talebin şirket adına nasıl yürütüleceği belirlenir. Talebin kişisel ortak alacağı gibi kurulması doğru değildir.

Üç aylık süre ne zaman başlar?

İşlemin yapıldığının veya ortağın başka şirkete girdiğinin öğrenildiği tarihte başlar. Ayrıca işlem tarihinden itibaren bir yıllık üst sınır bulunur. İşlem ve öğrenme tarihleri ayrı belgelenmelidir.

Rekabet ihlali ortağı otomatik olarak şirketten çıkarır mı?

Hayır. Rekabet nedeniyle talep edilecek tazminat veya menfaat ile ortaklığın sona ermesi farklı sonuçlardır. M.231/3 fesih isteme hakkını saklı tutar; fesih koşulları ayrıca değerlendirilir.

Komanditer ortak için de aynı yasak var mı?

TTK m.311, m.230’un komanditerlere uygulanmayacağını belirtir. Ancak aynı maddede belirli rekabet faaliyetleri denetleme hakkının kaybına bağlanır. Komanditer ile kollektif ortak bu nedenle aynı hukuki konumda değildir.

Zarar tutarı rakip işin bütün cirosu mudur?

Tazminat hesabı şirket zararına ve bunun ihlalle bağlantısına dayanır. Rakip işin toplam cirosu doğrudan zarar kabul edilmez. Menfaatin şirkete bırakılması seçeneği de kendi kanuni koşulları ve hesap yöntemiyle değerlendirilir.

Resmî hukuki dayanak

Rekabet yasağı ve sonuçları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.230 ve m.231’e dayanır. Oy, inceleme ve bilanço bakımından m.225, m.226 ve m.228; komanditer ayrımı için m.311 dikkate alınır. Usulde TTK m.4–6 ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.14/2 uygulanır. Talep, ortaklık kayıtları ve gerçek işlem belgeleriyle bu hükümlere bağlanmalıdır.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Sorunuzu iletin

bakircipartners@gmail.com · +90 552 224 43 66

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp