B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Marka Lisansı Alanın Dava ve Tedbir Hakkı: SMK 158

Marka lisansı alan kişinin üçüncü kişideki ihlale karşı kendi adına dava açması, lisansın türüne ve sözleşmedeki dava yetkisi hükümlerine bağlıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.158/1, sözleşmede aksi yoksa inhisari lisans alana doğrudan dava hakkı verir. İnhisari olmayan lisansta ise m.158/2’deki bildirim, ret veya üç ay içinde dava açılmaması şartları uygulanır. Ciddi zarar tehlikesi için m.158/3 ayrı bir erken tedbir yolu düzenler.

Marka lisansı alanın lisans türüne göre bildirim, dava ve erken ihtiyati tedbir seçenekleri
Lisans alanın marka ihlaline karşı başvuru yolu

Bu sistemde marka sahibinin her olayda ayrıca vekâlet vermesi şart değildir. Lisans alan kanunun tanıdığı yetkiyi kullanırken kendi adına hareket eder. Buna karşılık yalnız ürün satın alan bayi veya dağıtıcı, sırf ticari ilişkisi nedeniyle lisans alana tanınmış bütün yetkileri kazanmış sayılmaz. Önce lisans ilişkisinin varlığı, kapsamı ve dava yetkisini etkileyen sözleşme hükümleri belirlenmelidir. İhlal dosyası bundan sonra doğru başvuru sırasıyla yürütülür.

Lisans alan hangi hakkı korur?

Marka lisansı, mülkiyeti devretmeden belirli kapsamda marka kullanımına izin verir. Lisans alanın kendi adına açacağı dava da bu hukuki ilişkiyle bağlantılıdır. Üçüncü kişinin markaya tecavüzü ile lisans verenin sözleşmeye aykırı davranışı farklı uyuşmazlıklardır. SMK m.158, üçüncü kişinin sınai mülkiyet hakkına tecavüzü karşısındaki dava yetkisini düzenler. Lisans ücretinin hesaplanması veya sözleşmenin feshi hakkında bütün kurallar bu maddeden çıkarılamaz.

Dosyada marka numarası, hak sahibi ve lisans alanın kimliği aynı ilişkiyi göstermelidir. Sözleşmedeki marka başka bir şirket veya başka bir tescile aitse bağlantı açıklanır. Lisansın hangi mal ve hizmetlerde, hangi dönem ve kapsamda verildiği belirlenir. İhlal ileri sürülen faaliyet bu kapsamla karşılaştırılır. Lisans alanın sıfatı, davanın başlığında yazan ticari unvandan değil sözleşme ve hak kayıtlarından anlaşılır.

İnhisari lisansın dava bakımından sonucu nedir?

SMK m.158/1 uyarınca inhisari lisans alan, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa hak sahibinin Kanun kapsamında açabileceği davaları kendi adına açabilir. Bu fıkradaki kanuni düzen, inhisari olmayan lisans için öngörülen bildirim ve üç aylık bekleme süreciyle aynı değildir. Davanın öncelikle marka sahibince açılmasını isteme zorunluluğu, birinci fıkraya kendiliğinden eklenemez. Bununla birlikte sözleşmede dava yetkisine ilişkin aksi düzenleme olup olmadığı kontrol edilmelidir.

İnhisari lisansın ne anlama geldiği SMK m.24 ile birlikte okunur. Tarafların kullandığı “tek yetkili” veya “exclusive” ifadesi, bütün ilişkinin hukuki içeriğinin incelenmesini gerektirir. Dağıtım bölgesindeki ticari münhasırlık ile marka lisansındaki inhisarilik aynı şey değildir. İnhisari ve inhisari olmayan marka lisansı hakkındaki rehber tür ayrımını açıklar. Dava dosyasında bu nitelendirme somut sözleşme hükümleriyle gösterilir.

Sözleşmede dava yetkisi sınırlandırılmışsa ne yapılır?

SMK m.158/1’de sözleşmede aksi kararlaştırılmamış olması; ikinci fıkrada ise dava açma hakkının sözleşmede açıkça sınırlandırılmamış olması aranır. Bu yüzden lisans sözleşmesinin yalnız kullanım ve ücret maddelerini incelemek yeterli değildir. İhlal takibi, dava açma, hak sahibine haber verme, masrafları üstlenme ve temsil düzeni ayrı ayrı okunmalıdır. Her bildirim yükümlülüğü otomatik dava yasağı olarak kabul edilmez; hükmün gerçek içeriği belirlenir.

Sözleşmedeki açık sınırlamanın bulunması, yok sayılarak kanuni yolun şartlarının gerçekleştiği ileri sürülemez. Aynı şekilde yalnız masraf paylaşımına ilişkin düzenleme, dava yetkisinin kaldırıldığı anlamına kendiliğinden gelmez. Tarafların hangi yetkiyi nasıl düzenlediği açıklanmalıdır. Sözleşme değişiklikleri ve ek protokoller de incelenir. Eski metne dayanılarak yeni bir yetkinin veya sınırlandırmanın gözden kaçırılması, davacının sıfatı tartışmasını doğrudan etkiler.

İnhisari olmayan lisans alanın ilk adımı nedir?

SMK m.158/2 uyarınca dava hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamış olan inhisari olmayan lisans alan, hak sahibine bildirim yaparak gereken davayı açmasını ister. Bu bildirim yalnız ihlalden söz eden genel bir bilgi paylaşımından farklıdır. Hangi ihlal için hangi hukuki korumanın talep edildiği anlaşılmalıdır. Hak sahibinin değerlendirebileceği ölçüde tescil, ihlal ve talep edilen dava somutlaştırılır.

Bildirimde marka numarası, lisans alanın sıfatı, ihlal eden kişi veya işletme, ürün ya da hizmet ve kullanım kayıtları gösterilir. İhlale ilişkin bağlantı, fotoğraf, numune veya ticari belge varsa ilgili iddiayla eşleştirilir. Bu bilgiler kanunda tek tek sayılmış bir form listesi değildir; istenen davanın belirlenmesine hizmet eden dosya hazırlığıdır. Hak sahibine yalnız “markayı koruyun” denilmesi, hangi dava talebinin kabul veya reddedildiğinin sonradan anlaşılmasını zorlaştırır.

Bildirimin yapıldığını nasıl ispatlamak gerekir?

Lisans alan ikinci fıkra uyarınca dava açarken yaptığı bildirimi de eklemek zorundadır. Bu nedenle hem bildirimin içeriği hem hak sahibine ulaştığı zaman gösterilmelidir. Metnin kim tarafından kime gönderildiği, eklerin neler olduğu ve gönderimin hangi kayıtla doğrulandığı korunur. Lisans veren tüzel kişiyse doğru unvan ve muhatap bilgileri kontrol edilir. Grup şirketlerinden birine gönderilen yazının marka sahibine yapılmış bildirimle aynı olduğu varsayılmaz.

SMK m.158, bu bildirim için metninde ayrıca noter şartı koymaz. Seçilen yöntem, içeriğin ve ulaşmanın ispatını sağlamalıdır. Sadece hazırlanan ihtar taslağı veya gönderildiği kanıtlanmayan e-posta, bildirim işleminin tamamlandığını göstermez. HMK m.199 uyarınca elektronik veriler belge olarak değerlendirilir; fakat kaynağı ve ilgili muhatapla bağlantısı açıklanmalıdır. Bildirim ve cevaplar tek bir kronoloji içinde tutulmalıdır.

Hak sahibi talebi reddederse üç ay beklenir mi?

SMK m.158/2 iki ayrı durum düzenler: hak sahibinin talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde istenen davayı açmaması. Ret hâli ile üç ay boyunca dava açılmaması aynı şart değildir. Hak sahibinin talebi kabul etmediği ortaya konulmuşsa, kanundaki diğer koşullar saklı kalmak üzere ret yolu üzerinden değerlendirme yapılır. Her ret durumunda ayrıca üç ay beklenmesi gerektiği söylenemez.

Cevabın gerçekten ret içerip içermediği önemlidir. Belge istenmesi, görüşme önerilmesi veya konunun incelendiğinin bildirilmesi otomatik olarak açık retle özdeş değildir. Buna karşılık hak sahibinin ilgili davayı açmayacağını belirten cevap dosyada saklanır. Lisans alanın açacağı dava, bildirimde gösterilen ihlal ve kendi hukuki menfaatiyle bağlantılı kurulmalıdır. Ret yazısı bütün gelecekteki ihlaller için sınırsız dava yetkisi veren genel belge gibi kullanılmamalıdır.

Üç ay içinde yalnız ihtar gönderilmesi yeterli midir?

İkinci fıkradaki ölçüt, hak sahibinin talep edilen davayı açmasıdır. İhlal edene ihtar göndermek, yazışma yürütmek veya uzlaşma teklif etmek ile dava açmak farklı işlemlerdir. Hak sahibinin hangi yola başvurduğu dosya üzerinden doğrulanır. Davanın gerçekten açıldığı ileri sürülüyorsa ilgili mahkeme ve dosya bilgisi alınır. Kanunda belirtilen olayın gerçekleşmesi, yalnız gelecekte dava açılacağına ilişkin açıklamadan ayrılmalıdır.

Lisans alan, bekleme süresinde delil toplamayı ve lisans durumunu kontrol etmeyi sürdürebilir. Ancak üç aylık düzenleme, bütün başka kanuni süreleri ve sözleşme yükümlülüklerini otomatik durduran genel bir hüküm değildir. Ciddi zarar tehlikesi doğmuşsa özel erken tedbir yolu ayrıca incelenir. Sürecin hangi aşamada olduğu yazılı olarak tutulduğunda, dava yetkisinin hangi kanuni olay nedeniyle kullanıldığı açıkça gösterilebilir.

Kendi adına ve kendi menfaati ölçüsünde dava ne demektir?

SMK m.158/2, lisans alanın kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açmasını düzenler. Burada lisans alan marka sahibinin ismini kullanarak onun yerine davacı olmaz. Kendi sıfatı ve kanuni yetkisiyle talepte bulunur. Bu ayrım dava dilekçesinde, talep sonucunda ve ileri sürülen zararın açıklanmasında görünür olmalıdır. Lisansın kapsamını aşan bütün ticari faaliyetler kendi menfaatiyle aynı kabul edilmez.

İhlalin durdurulması ile belirli bir zarar tutarının lisans alana ödenmesi farklı taleplerdir. Lisans alan hangi faaliyetin kendi kullanım alanını etkilediğini ve hangi zararın kendisine ait olduğunu göstermelidir. Marka sahibinin bütün kayıpları otomatik olarak lisans alanın alacağına dönüşmez. Hak sahibinin ve başka lisans alanların talepleriyle ilişki de değerlendirilir. Aynı zarar kaleminin birden fazla kişi bakımından tekrar talep edilmesi sorunları hesap aşamasında ayrıştırılmalıdır.

Davanın açıldığı hak sahibine ayrıca bildirilir mi?

Evet. SMK m.158/2, bu fıkra uyarınca dava açan lisans alanın davayı açtığını hak sahibine bildirmesini açıkça ister. İlk dava açma talebi ile sonradan açılmış davaya ilişkin bildirim iki farklı işlemdir. İlk bildirimin yapılmış olması sonraki yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Hak sahibine mahkeme, dosya numarası ve açılan davanın kapsamı hakkında anlaşılır bilgi verilmelidir.

Bu bildirim, hak sahibinin kendi hakkına ilişkin yargılamayı takip etmesine hizmet eder. Bildirimin yapıldığını gösteren belge lisans alanın dosyasında tutulur. Kanunun istediği bildirimin yerine yalnız şirket içi not veya avukata gönderilen talimat konulamaz. Muhatap marka sahibidir; temsil yoluyla bildirim yapılmışsa temsil ilişkisinin kapsamı da belirlenmelidir. Başlangıç bildirimi, ret veya bekleme süresi ve dava sonrası bildirim aynı olay sırasına yerleştirilir.

Ciddi zarar tehlikesinde üç ay dolmadan tedbir istenir mi?

SMK m.158/3, ciddi bir zarar tehlikesi varsa söz konusu süre dolmadan ihtiyati tedbir istenmesine izin verir. Bu yol, hak sahibinin kararını beklerken korumanın işlevsiz kalmasını önlemeye yöneliktir. Ancak ciddi zarar tehlikesi yalnız bir sıfat olarak yazılmaz; ihlalin yaygınlığı, faaliyetin niteliği ve gecikmenin etkisiyle somutlaştırılır. Satış kayıtları, piyasaya sevk bilgileri ve mevcut kullanım belgeleri bu değerlendirmeye bağlanır.

Erken tedbir istemi m.158/3 ile birlikte m.159 ve HMK’nın tedbir hükümlerine göre incelenir. Mahkeme tedbiri otomatik vermez. Talep eden lisans alan hem lisans ilişkisini hem ihlal ve acil koruma ihtiyacını ortaya koymalıdır. Genel tecavüz talepleri için marka hakkına tecavüz ve tedbir rehberi de incelenebilir. Lisans alana özgü mesele, bekleme süresi içinde bu özel yetkinin hangi şartlarla kullanılacağıdır.

Tedbir başvurusu yapmak doğrudan dava yetkisi verir mi?

SMK m.158/3, mahkemenin tedbir kararı verdiği hâllerde talepte bulunan lisans sahibinin dava açmaya da yetkili olduğunu düzenler. Bu yüzden yalnız dilekçe sunulması ile tedbir kararı verilmesi aynı kabul edilmemelidir. Madde, karardan doğan bu özel sonuçla birlikte ikinci fıkradaki şartların yargılama devam ederken tamamlanmasını ister. Erken yol, bildirim düzenini tamamen kaldıran bir istisna değildir.

Dosyada tedbir kararının kapsamı ve tarihi açık tutulmalıdır. Tedbir talebi reddedilmişse lisans alan kendi durumunun diğer kanuni yollardan hangisine girdiğini ayrıca değerlendirmelidir. İnhisari lisansın birinci fıkradaki yetkisi ile inhisari olmayan lisansın ikinci ve üçüncü fıkra koşulları birbirine karıştırılmaz. Dava yetkisi değerlendirmesi, hangi lisans türü ve hangi gerçekleşmiş işlem üzerine kurulduğunu açıklayan bir zincir hâlinde yapılmalıdır.

Tedbirin kapsamı nasıl somutlaştırılır?

SMK m.159, ihlal fiillerinin önlenmesi ve durdurulması, belirli ürünlere el konulması ve zararla ilgili teminat gibi tedbirleri düzenler. İstenen önlem, kanıtlanan ihlalle ve korunan hakla bağlantılı olmalıdır. Bütün işletmenin faaliyetini kapsayan bir yasak ile belirli işaretin belirli ürünlerde kullanımının durdurulması aynı sonuç değildir. Lisans alan, hangi kullanımın neden acilen sınırlandırılmasını istediğini açıkça belirtmelidir.

HMK m.390/3, tedbir sebebinin ve türünün açıklanmasını ve esas yönünden haklılığın yaklaşık ispatını ister. Sözleşme, sicil kaydı, ihlal delili ve zarar tehlikesi birbirine bağlanır. Delil tespiti ise HMK m.400 çerçevesinde mevcut olgunun korunmasına yöneliktir; satışın durdurulmasıyla aynı işlem değildir. Numunenin incelenmesi, ekran kaydının korunması ve ticari faaliyetin durdurulması farklı talepler olarak gerekçelendirilmelidir.

Tedbir kararından sonra hangi süreler takip edilir?

HMK m.393/1 uyarınca tedbirin uygulanması, kararın isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir. Süresinde esas dava açılmış olsa bile uygulama talebinin yapılmaması tedbirin kendiliğinden kalkmasına yol açar. Bu nedenle karar alınmasıyla korumanın bütün uygulama işlemlerinin tamamlandığı kabul edilmez. Kararın nasıl uygulanacağı ayrıca izlenir.

Dava öncesi tedbirde HMK m.397/1, uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde esas davanın açılmasını ve dava evrakının uygulayan memura ibraz edilerek dosyaya konulmasını ve karşılığında bir belge alınmasını düzenler. Başlangıç olayı kararın verildiği günle otomatik olarak aynı değildir. Uygulama talebi, dava açılışı ve evrakın ibrazı ayrı işlemler olarak takvime alınır. Lisans alanın erken dava yetkisi kazanması, tedbirin uygulanması ve tamamlanmasına ilişkin bu usuli işlemleri ortadan kaldırmaz.

Dava şartı arabuluculukta 6325 sayılı Kanun m.18/A/16, dava öncesi tedbir nedeniyle HMK m.397/1’deki dava açma süresinin arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlenmesine kadar işlemeyeceğini düzenler. Bu özel hüküm, HMK m.393’teki uygulama talebi süresiyle karıştırılmamalıdır. Büro başvurusu ve son tutanak tarihleri belgelenerek kalan dava süresi ayrı hesaplanır. Sırf taraflar arasında görüşme yapılması, kanundaki büro başvurusuyla aynı işlem kabul edilmez.

Üç aylık bekleme süresi bir dava zamanaşımı mıdır?

SMK m.158/2’deki üç ay, hak sahibinin istenen davayı açmaması üzerine inhisari olmayan lisans alanın dava yetkisini kullanma düzenine ilişkindir. Bu süreyi bütün tecavüz talepleri için üç aylık bir zamanaşımı olarak sunmak doğru değildir. Özel hukuk taleplerinin zamanaşımı bakımından SMK m.157’nin Türk Borçlar Kanununa yaptığı gönderme ayrıca uygulanır. Dava yetkisinin hangi aşamada kullanılacağı ile talebin hangi tarihe kadar ileri sürülebileceği farklı hukuki sorulardır.

Bildirimden sonraki üç aylık dönemin bitmesi, bütün lisans sürelerinin veya diğer sözleşmesel hakların uzadığı anlamına da gelmez. Lisansın devam ettiği dönem ve dava konusu fiillerin tarihleri belgelenmelidir. Dilekçede hangi dönemdeki ihlal için hangi menfaatin korunmasının istendiği belirli olmalıdır. Bu ayrım, süresi sona ermiş sözleşme ile geçmişte gerçekleşmiş zararların birbirinden bağımsız incelenmesini sağlar; yalnız tek bir takvim tarihinden bütün talepler için sonuç çıkarılmaz.

Pazaryerine şikâyet marka sahibine bildirim yerine geçer mi?

Platforma ürün kaldırma talebiyle başvurmak ile SMK m.158/2 kapsamında hak sahibinden dava açmasını istemek farklı muhataplara yöneltilen işlemlerdir. Satıcı veya platformla yapılan yazışma, marka sahibine yapılması gereken bildirimin kendisi değildir. Lisans alan dijital ihlalle ilgili platform sürecini yürütürken mahkeme davası için kanundaki yetki şartlarını ayrıca tamamlamalıdır. Platformda başvuru yapabilmesi, doğrudan mahkemede bütün talepleri kullanma sıfatını tek başına göstermez.

Pazaryerinde marka ihlali şikâyeti için hazırlanan tescil, temsil ve ürün belgeleri dava dosyasındaki delillerle eşleştirilebilir. Bununla birlikte ilan kaldırıldığında delil de kaybolabileceğinden işlem öncesi içerik, tarih ve ürün kimliği korunmalıdır. Platformun verdiği karar ile mahkemenin marka hakkının kapsamına ilişkin değerlendirmesi aynı değildir. Şikâyet sonucu, hak sahibine bildirim ve dava sonucu ayrı kayıtlarda takip edilmelidir.

Yabancı marka sahibi ve sicil kaydı nasıl incelenir?

Marka sahibi yabancı şirket olduğunda da Türkiye’de ileri sürülen hakkın ve lisans ilişkisinin doğru belirlenmesi gerekir. Yabancı şirketin tam unvanı, temsil bilgisi, Türkiye’yi kapsayan tescil ve lisans kapsamı birbirine bağlanır. Bildirimin yanlış grup şirketine gönderilmesi veya başka ülke tescilinin Türkiye’deki sicil kaydı yerine gösterilmesi önlenmelidir. Yabancı şirketten Türk şirkete marka lisansı bu sözleşme düzenini ayrıca açıklar.

SMK m.148/5 bakımından sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan hakların iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesi de dikkate alınır. Yazılı lisansın varlığı ile sicil kaydının üçüncü kişilere etkisi farklıdır. Davanın karşı tarafının durumu ve ilgili kayıtlar somut olayla birlikte değerlendirilir. Sicil kaydının bulunması ise her ürün ve dönem için lisans yetkisinin sınırsız olduğunu göstermez; sözleşmedeki kapsam yine incelenir.

Talep ve delil dosyası nasıl tamamlanır?

Dosya üç ana olguyu göstermelidir: lisans alanın kanuni dava yetkisi, üçüncü kişinin ihlali ve istenen hukuki korumanın gerekçesi. Bildirimli yolda ilk bildirim, ret veya üç aylık dönem ile dava sonrası bildirim eklenir. Erken tedbir yolunda ciddi zarar tehlikesi, verilen karar ve yargılama içinde tamamlanacak şartlar ayrıca izlenir. Para talebi varsa zarar ve hesap belgeleri ayrı sunulur; dava yetkisinin bulunması tutarın ispatının yerine geçmez.

SMK m.158-159 bu sıranın temel kanuni dayanağıdır. Görev ve yetki m.156, parasal ticari taleplerde dava şartı arabuluculuk ise TTK m.5/A ile birlikte incelenir. Mersin’de faaliyet gösteren bir lisans alan bakımından da önce lisansın türü ve sözleşmesel sınırlar belirlenir; ardından gerçekleşmiş bildirim, ret, süre veya tedbir kararı üzerinden uygun dava yolu kurulur.

Sık sorulan sorular

İnhisari marka lisansı alan doğrudan dava açabilir mi?

SMK m.158/1 uyarınca sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa üçüncü kişinin ihlaline karşı hak sahibinin açabileceği davaları kendi adına açabilir. Önce lisansın gerçekten inhisari olduğu ve sözleşmesel sınırlar kontrol edilir.

İnhisari olmayan lisans alan önce ne yapmalıdır?

Dava hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa, hak sahibine bildirim yaparak gereken davayı açmasını ister. Bildirimin içeriği ve ulaştığı zaman belgelenmelidir; genel bir ihlal duyurusu ile somut dava talebi ayrılır.

Hak sahibi talebi reddederse yine üç ay beklenir mi?

SMK m.158/2 ret ile üç ay içinde dava açılmamasını ayrı durumlar olarak düzenler. Talebin kabul edilmediği ortaya konulmuşsa diğer şartlarla birlikte ret yoluna dayanılır; her durumda ayrıca üç ay bekleme şartı eklenmez.

Hak sahibinin ihlal edene ihtar göndermesi dava açması sayılır mı?

İhtar ve dava farklı işlemlerdir. SMK m.158/2’de belirtilen olay talep edilen davanın açılmasıdır. Açıldığı ileri sürülen davanın mahkeme ve dosya bilgileriyle kapsamı doğrulanmalıdır.

Lisans alan dava açtıktan sonra hak sahibine haber vermeli mi?

Evet. m.158/2 kapsamında dava açan lisans alan, davanın açıldığını hak sahibine bildirmek zorundadır. İlk dava açma talebi bu sonraki bildirim yükümlülüğünün yerine geçmez.

Ciddi zarar tehlikesinde üç ay dolmadan tedbir istenir mi?

SMK m.158/3 buna izin verir. Ciddi zarar tehlikesi ve ihlal belgelenir; m.159 ve HMK tedbir koşulları ayrıca uygulanır. Mahkeme talebi somut olay üzerinden değerlendirir.

Tedbir dilekçesi vermek tek başına erken dava yetkisi kazandırır mı?

m.158/3 özel sonucu mahkemenin tedbir kararı vermesine bağlar. Salt başvuru aynı şey değildir. Karar verilirse lisans alan dava açmaya yetkilidir ve ikinci fıkradaki şartlar yargılama sırasında tamamlanır.

Tedbir kararının uygulanması için süre nedir?

HMK m.393/1’e göre kararın isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde uygulama talep edilir. Süresinde talep yapılmazsa esas dava açılmış olsa bile tedbir kendiliğinden kalkar.

Dava şartı arabuluculuk iki haftalık esas dava süresini etkiler mi?

6325 sayılı Kanun m.18/A/16 uyarınca HMK m.397/1’deki dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağa kadar işlemez. Bu kural HMK m.393’teki uygulama talebi süresiyle karıştırılmamalıdır.

Pazaryerine marka şikâyeti hak sahibine bildirim yerine geçer mi?

Hayır. Platforma ürün kaldırma başvurusu ile hak sahibinden dava açmasını isteme farklı işlemlerdir. Mahkemede m.158 yetkisinin kullanılması için ilgili kanuni bildirim ve diğer şartlar ayrıca tamamlanmalıdır.

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Sorunuzu iletin



    Sorunuzu kısaca yazın. Lütfen kimlik numarası, belge veya hassas kişisel bilgi paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    Hukuki konu hakkında iletişim

    İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

    Telefonla Araİletişim Bilgileri

    tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

    Yazar Bilgisi

    , Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

    İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    Telefon WhatsApp