Tescilli Marka Tecavüz Davasında Savunma Sağlar mı? SMK 155
Markanın tescilli olması, daha önceki tarihli hak sahibinin açtığı tecavüz davasında tek başına savunma sağlamaz. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.155, marka, patent veya tasarım sahibinin kendi hakkından önceki rüçhan ya da başvuru tarihine sahip hak sahibine karşı kendi tescilini savunma gerekçesi olarak ileri sürmesini engeller. Bu nedenle “TÜRKPATENT bana belge verdi” açıklaması, önceki hakkın ihlal edilip edilmediği incelemesinin yerini tutmaz.

Bu hüküm, her sonraki tescilin otomatik olarak tecavüz oluşturduğu anlamına da gelmez. Davacının dayandığı hak, tarih önceliği, koruma kapsamı ve davalının somut kullanımı ayrıca incelenir. SMK m.155 belirli bir savunma gerekçesini dışlar; davanın bütün maddi şartlarını ortadan kaldırmaz. Tescil belgesi, başvuru dosyası ve piyasadaki kullanım birlikte değerlendirilerek hangi iddianın hangi kanun hükmüne dayandığı belirlenmelidir.
Tescil belgesi hangi sonucu doğurur?
SMK m.7/1, bu Kanunla sağlanan marka korumasının tescille elde edildiğini düzenler. Tescil, marka sahibine belirli işaret ve mal veya hizmetler bakımından kanuni yetkiler verir. Ancak bu yetki, daha önce doğmuş bütün haklara karşı kullanımın koşulsuz serbest olduğuna ilişkin bir garanti değildir. Marka tescilinin hukuki varlığı ile başkasının önceki hakkına tecavüz edilip edilmediği farklı sorulardır.
Bu sebeple tescil belgesini inceleyen işletme yalnız belgenin adına ve logosuna bakmamalıdır. Başvuru tarihi, varsa rüçhan bilgisi, hak sahibi, mal veya hizmet kapsamı ve sicildeki güncel durum önemlidir. Tescil numarasının varlığı, ihtara veya dava dilekçesine cevap hazırlanırken bütün savunmanın tek belgeden ibaret bırakılmasını haklı kılmaz. Marka sahibinin yasaklama yetkisi, bu korumanın kapsamını ve sınırlarını açıklar.
SMK 155 hangi durumda uygulanır?
SMK m.155’in önceki tarihli haklara ilişkin hükmü, kendi hakkından önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahibinin açtığı tecavüz davasını esas alır. Davalı, daha sonraki tarihli sınai mülkiyet hakkını önceki hak karşısında savunma sebebine dönüştüremez. Maddede marka, patent ve tasarım birlikte sayılmıştır. Bu yazının odağı, markalı ürün veya hizmet kullanan işletmenin sonraki marka tesciline dayanarak ileri sürdüğü savunmadır.
Kanunun düzenlediği durumdan hareketle, sonraki tescilin her uyuşmazlıkta bütün hukuki değerini kaybettiği sonucu çıkarılmaz. Sicildeki hakkın durumu, hükümsüzlük istemi ve belirli kullanımın tecavüz oluşturması ayrı incelemelerdir. Önceki hak sahibinin kim olduğu ve davanın hangi hakka dayandığı belirlenmelidir. Davalının markasının tarihinin sonraki olduğu kanıtlanmadan, yalnız iki işletme arasındaki ticari geçmişe bakılarak m.155 uygulanmış sayılamaz.
Tescil tarihi mi, başvuru tarihi mi karşılaştırılır?
SMK m.155’te ölçüt rüçhan veya başvuru tarihidir. Tescil belgesinin basıldığı tarih, tescilin tamamlandığı gün veya işletmenin belgeyi teslim aldığı zaman bu ölçütlerin yerine geçmez. İki başvurunun farklı inceleme sürelerinde sonuçlanması, hukuki önceliğin yalnız sonuç tarihleriyle belirlenmesini gerektirmez. Bu nedenle dosyada her iki hak için başvuru ve geçerli rüçhan bilgileri ayrı çıkarılmalıdır.
Tarih sırası kurulurken sicildeki güncel kayıt kadar başvuru dosyasının içeriği de önemlidir. Bir markanın eski tarihli başka bir markayla aynı işletmeye ait olması, yeni başvurunun o eski tarihi otomatik kazanması anlamına gelmez. Her tescilin dayandığı başvuru belirlenir. Devir nedeniyle hak sahibinin adı sonradan değişmişse, bu değişiklik de başvuru tarihinin yeni alıcının satın alma tarihine dönüştüğü şeklinde okunmamalıdır. Hak zinciri ile başvuru kronolojisi farklıdır.
Rüçhan hakkı öncelik hesabını nasıl etkiler?
SMK m.12-13, marka başvurusunda rüçhanın şartlarını ve talep biçimini düzenler. Usulüne uygun rüçhan, belirli şartlarla daha önceki başvuru veya sergi tarihinin dikkate alınmasını sağlar. Ancak yabancı ülkede bir belge bulunması, her olayda kendiliğinden geçerli rüçhan oluşturmaz. Rüçhan talebinin kapsamı, ilgili işaret ve mal veya hizmetler ile gerekli belgeler incelenmelidir.
SMK m.13, rüçhan talebinin başvuruyla birlikte belirtilmesini ve belgenin süresinde verilmesini düzenler. Birden fazla rüçhan talebinde geçerli ilk tarih esas alınır. Bu konuya ilişkin ayrıntı markada rüçhan hakkı rehberinde yer alır. Tecavüz dosyasında ise amaç rüçhan işlemini baştan kurmak değil, ileri sürülen önceki tarihin hukuken hangi belgeye dayandığını doğrulamaktır. Sadece yabancı tescilin eski tarihli olduğu açıklaması yeterli inceleme değildir.
TÜRKPATENT incelemesi kullanımın tamamı için izin midir?
Marka başvurusunun idari incelemeden geçmesi, piyasadaki her kullanımın önceki haklara uygun olduğuna ilişkin mahkeme hükmü değildir. Başvuru incelemesi ile ticari kullanım farklı olgular içerir. Ürün üzerindeki işaret, ambalaj, mağaza tabelası, alan adı ve reklamın bütünü, başvurudaki marka örneğiyle aynı görünmeyebilir. Tecavüz değerlendirmesinde gerçekleşen kullanım belirlenmelidir. Tescil belgesi, kullanımdaki farklı unsurların incelenmesini engellemez.
İdari süreçte başka bir marka karşısında itiraz yapılmış veya yapılmamış olması da m.155’in metnindeki sınırlandırmayı kaldırmaz. Kanunun sonraki hak sahibine tanıdığı tescil, önceki hak karşısında genel bir dokunulmazlık oluşturmaz. Kurum kararına karşı başvuru yolları ile mahkemede tecavüz iddiasının şartları ayrı ele alınır. İşletme bu iki süreci aynı sonucu doğuran tek işlem gibi değerlendirmemelidir.
Önceki tarih tek başına davayı kazandırır mı?
Önceki tarih önemli olmakla birlikte tecavüzün bütün şartlarının yerine geçmez. SMK m.7 ve m.29 kapsamında işaretin kullanımı, mallar veya hizmetler arasındaki ilişki ve ilgili ihlal sebebi incelenmelidir. Karıştırılma ihtimaline dayanan bir iddia ile aynı işaretin aynı mallarda kullanıldığı iddia aynı analiz değildir. Tanınmışlık korumasına dayanılıyorsa buna ilişkin özel şartlar da ortaya konulmalıdır.
Bu nedenle davacı yalnız daha eski tescil belgesini sunarak her ticari alanda yasak isteyemez. Davalı da yalnız daha yeni tesciline dayanarak incelemeyi sona erdiremez. Her iki taraf, belirli işaretler ve belirli kullanım arasında hukuki bağlantı kurmalıdır. Ticari faaliyet, ilgili tüketici çevresi, satış biçimi ve belgelerin tarihi aynı olay çerçevesinde değerlendirilir. Sonuç, iddia edilen ihlalin kanuni unsurları üzerinden belirlenir.
Nice sınıfının farklı olması bütün uyuşmazlığı bitirir mi?
Mal ve hizmetlerin değerlendirilmesi yalnız sınıf numaralarının aynı veya farklı olmasına indirgenmemelidir. Tescil listesinde hangi malların veya hizmetlerin bulunduğu ve davalının gerçekte hangi faaliyeti yürüttüğü okunur. SMK m.7/2’deki koruma koşulları somut kapsam üzerinden uygulanır. Sınıf numarasının farklı olduğunu söylemek, gerçek mal veya hizmet ilişkisini açıklamadan tek başına kapsam incelemesini tamamlamaz.
Aynı şekilde aynı sınıfta kayıtlı iki markanın her durumda birbirini ihlal ettiği kabul edilmez. İşaret ve mal veya hizmet ilişkisi ilgili kanuni sebebe göre incelenir. Dosyada yalnız ticari faaliyet kodu veya şirket ana sözleşmesindeki genel faaliyet listesi bulunması, markanın fiilî kullanımını bütünüyle göstermez. Satış kayıtları, ürün açıklamaları ve hizmet sunumunun içeriği somutlaştırılır. Tarih önceliği ile koruma kapsamı birbirinden ayrı kontrol başlıklarıdır.
Sonraki tescilin önce hükümsüz kılınması mı gerekir?
SMK m.155, sonraki hak sahibinin kendi sınai mülkiyet hakkını önceki hak sahibinin tecavüz davasında savunma sebebi yapmasını açıkça engeller. Bu hükmün sonucu, sonraki tescilin sicilde mevcut olmasının tek başına tecavüz isteminin incelenmesini durduran bir engel olarak kullanılamamasıdır. Kanundaki diğer dava şartları ve tecavüz unsurları yine değerlendirilir. Tescilin varlığı ile somut kullanıma karşı talep birbirinden ayrılır.
Bununla birlikte sonraki markanın sicilden kaldırılması isteniyorsa hükümsüzlük isteminin kendi dayanakları ve usulü ayrıca kurulmalıdır. Tecavüzün durdurulmasına ilişkin karar ile hükümsüzlük kararı aynı hüküm sonucu değildir. Marka hükümsüzlüğü davası bu ayrı talebin şartlarını açıklar. Davacı hangi sonucu istediğini açık belirtmeli; bir talebin kabulünden diğer bütün sonuçların kendiliğinden çıkacağını varsaymamalıdır.
Başvuruya itiraz edilmemiş olması nasıl değerlendirilir?
Marka başvurusunun yayımına itiraz, SMK m.18’deki idari yoldur. Bu aşamada itiraz yapılmamış olması, sonraki tescile dayanarak önceki hakların tümüne karşı kullanım serbestisi kazanıldığı anlamına gelmez. Tecavüz ve hükümsüzlük yollarının kendi şartları vardır. İtiraz süreciyle ilgili işlem tarihi, mahkemedeki talebin dayandığı fiil ve hakla karıştırılmamalıdır. SMK m.155’in düzenlediği savunma sınırı ayrıca uygulanır.
Öte yandan önceki hak sahibinin davranışıyla ilgili bütün konular da tek cümleyle yok sayılamaz. SMK m.25/6, sonraki markanın kullanımına beş yıl sessiz kalınmasının hükümsüzlük gerekçesi üzerindeki etkisini özel şartlarla düzenler. Bu fıkradaki kapsam, zaman ve kötüniyet istisnası kendi başlığında incelenir. Yalnız iki aylık idari itirazın yapılmamasından beş yıllık kanuni durumun gerçekleştiği sonucu çıkarılamaz. Farklı süreler ve hukuki yollar ayrı tutulmalıdır.
Tescildeki logo ile piyasada kullanılan işaret farklıysa ne olur?
Tecavüz iddiası fiilî kullanım üzerinden kurulduğunda, ürün ve reklamda hangi işaretin kullanıldığı belirlenir. Tescilli örnekle kullanılan işaret arasında farklılık bulunması, dosyada ayrıca açıklanmalıdır. İşletmenin tescil belgesini göstermesi, başka görünümdeki bir kullanımın bütün özelliklerini belgeye taşımış olmaz. İnceleme hem tescilin kapsamına hem somut kullanımın önceki markayla ilişkisine dayanır.
Bu nedenle ambalajın yalnız bir yüzü, reklamın tek kelimesi veya mağaza adının kısaltılmış biçimi üzerinden eksik karşılaştırma yapılmamalıdır. İşaretin hangi ürün veya hizmetle birlikte ve hangi ticari bağlamda görüldüğü belgelenir. İnternet sayfasındaki kullanım değişmişse farklı tarihli sürümler ayrı tutulur. Aynı şirkete ait bütün işaretlerin aynı biçimde kullanıldığı varsayılmaz. İhlal edilen önceki hak ile şikâyet edilen belirli kullanım açıkça eşleştirilir.
Yalnız tescil sahibi olmak ihlal fiili sayılır mı?
SMK m.155, sonraki tescilin savunma olarak kullanılmasını sınırlar; tek başına bütün tescil işlemlerini tamamlanmış ticari ihlal olarak tanımlamaz. Tecavüz iddiasında m.7 ve m.29’daki fiiller ortaya konulmalıdır. Muhtemel ihlal veya ihtiyati tedbir talebinde ise ilgili kanuni şartlar ayrıca uygulanır. Başvuru belgesi, üretim hazırlığı, satış teklifi ve fiilen gerçekleşmiş satış farklı olgulardır.
SMK m.159, ülke içinde tecavüz niteliğindeki kullanımın gerçekleşmesini veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapılmasını tedbir değerlendirmesine bağlar. Böyle bir talepte hazırlığın hangi delille gösterildiği açıklanır. Sırf kayıt numarası görülmesinden bütün acil koruma şartlarının gerçekleştiği sonucu çıkarılmaz. Aynı şekilde henüz satış faturası bulunmaması da her muhtemel ihlal talebini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; kanundaki ciddi hazırlık ölçütü ayrı incelenir.
Ticaret unvanı veya alan adı kaydı aynı korumayı sağlar mı?
Ticaret sicilindeki unvan kaydı, internet alan adı kaydı ve marka tescili farklı hukuki işlemlerdir. SMK m.7/3, işaretin ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanımını ve belirli şartlarla internet ortamındaki ticari kullanımını ayrıca düzenler. Bu nedenle bir alan adının teknik olarak tahsis edilmiş olması, önceki marka sahibinin haklarına uygunluğun mahkemece karara bağlandığı anlamına gelmez. Kayıt türü ve işaretin fiilî kullanım amacı ayrı belirlenir.
Bir işletme aynı ibareyi hem unvanında hem ürünlerinde kullanıyorsa, her kullanımın hangi hukuki tartışmaya konu edildiği gösterilmelidir. Tabela, fatura ve internet sayfası farklı kayıtlarla incelenir. Davada yalnız marka tesciline dayanılmış olması, başka kayıt türlerinin bütün sonuçlarını da aynı inceleme içinde çözmez. Önceki hak sahibinin hangi ticari kullanımın durdurulmasını istediği açık olmalı; davalı da o belirli fiile ilişkin savunmasını sunmalıdır.
Sonraki markadan lisans almak önceki hak sorununu giderir mi?
Marka sahibi kendi tescili bakımından SMK m.24 çerçevesinde lisans verebilir. Ancak sonraki markanın lisanslanması, önceki hak sahibinin hakkını kendiliğinden sona erdirmez. Lisans alanın sahip olduğu izin, kimden ve hangi kapsamda alındığıyla değerlendirilir. Sonraki hak sahibinin kendi tescilini m.155 karşısında genel bir savunma sebebi yapamaması, ticari ilişki kurulurken önceki hakların ayrıca araştırılmasını önemli kılar. Lisans sözleşmesi bütün üçüncü kişi hakları için sınırsız güvence olarak sunulmamalıdır. Lisans alanın başka bir ihlale karşı kendi adına dava açması ise SMK m.158’deki lisans türü, bildirim ve dava yetkisi koşullarıyla ayrıca değerlendirilir.
Bu dosyalarda iki sözleşme meselesi ayrılır. Lisans veren ile alanın kendi aralarındaki yetki, bildirim ve sorumluluk hükümleri bir taraftadır; önceki hak sahibinin belirli kullanıma karşı kanuni talepleri diğer taraftadır. Lisans alanın sözleşme kapsamında yetkili olması, önceki hak sahibinin kullanım için izin verdiği anlamına gelmez. Bunun yanında gerçekten önceki hak sahibinden alınmış ayrı bir izin bulunuyorsa bu belge de kapsamı ve tarihiyle dosyaya konulmalıdır.
Davaya sunulan tescil başka bir şirkete aitse ne incelenir?
Grup şirketinin, ortağın veya ticari iş birliği yapılan başka işletmenin marka belgesi doğrudan davalının kendi hakkı gibi sunulmamalıdır. Belgenin sahibi ile kullanım yapanın hukuki ilişkisi açıklanır. Devir, lisans veya temsil belgesi varsa hangi yetkiyi sağladığı gösterilir. Aynı ekonomik grupta bulunmak, ayrı tüzel kişilerin bütün marka haklarını tek kişide toplamış olmaz. Böylece m.155 tartışmasından önce, savunmaya dayanak gösterilen hakkın kime ait olduğu belirlenir.
Davalı hangi maddi savunmaları ileri sürebilir?
Sonraki tescilin savunma olarak kullanılamaması, davalının diğer kanuni savunmalarının ortadan kalktığı anlamına gelmez. İddia edilen kullanımın gerçekleşmediği, taraf veya ürün bağlantısının yanlış kurulduğu, koruma kapsamının farklı olduğu ya da izin bulunduğu gibi savunmalar kendi delilleriyle ele alınır. SMK m.7/5’teki dürüst kullanım sınırları ve m.152’deki tükenme de şartları gerçekleştiğinde ayrıca değerlendirilir.
Bu savunmaların her biri somut vakıaya dayanmalıdır. Ürünün kaynağı, izin verenin yetkisi ve kullanım biçimi açıklanır. “Benim markam da tescilli” demek ile belirli kullanımın kanuni koruma kapsamı dışında kaldığını göstermek aynı savunma değildir. Birinde sonraki tescile dayanılarak genel serbestlik ileri sürülür; diğerinde önceki hakkın hangi sebeple ilgili fiili engellemediği ortaya konulur. SMK m.155 bu ayrım korunarak uygulanmalıdır.
Kullanmama def’i ayrıca gündeme gelir mi?
SMK m.29/2, m.19/2’deki kullanım ispatı düzeninin tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebileceğini ve beş yıllık sürede dava tarihinin esas alınacağını düzenler. Bu savunma, davalının kendi sonraki tescilini koruyucu gerekçe yapmasından farklıdır. Davaya dayanak markanın kullanımı hakkında kanunun aradığı koşullar incelenir. Savunmanın usulüne uygun ileri sürülmesi ve ilgili dönemlerin belirlenmesi gerekir.
Marka tecavüz davasında kullanmama def’i bu konuyu ayrıntılı ele alır. SMK m.155’e ilişkin dosyada, kullanmama iddiası ile tarih önceliği iddiası ayrı kurulmalıdır. Bir markanın eski tarihli olması, ciddi kullanımı konusunda aranacak delillerin yerine geçmez. Aynı şekilde davalının uzun zamandır kendi işaretini kullanması da davacı markasının kullanımını otomatik kanıtlamaz veya çürütmez.
Tescil belgesi tazminat ve tedbir hakkında kesin sonuç verir mi?
Sonraki tescil nedeniyle m.155 savunmasının kabul edilememesi, talep edilen her tazminat rakamının otomatik ispatlandığı anlamına gelmez. SMK m.150 kapsamındaki zarar ve ilgili talebin unsurları ayrıca değerlendirilir. Davacının sunduğu satış verileri, zarar dönemi ve fiille bağlantı açıklanmalıdır. Davalının kendi tesciline dayanmasıyla tazminat hesabının denetlenmesi farklı meselelerdir; mahkeme her talebi kendi şartlarıyla inceler.
İhtiyati tedbirde de SMK m.159 ile HMK m.389-390 uygulanır. Tedbir isteyen, önlemin türünü, sebebini ve esas yönünden haklılığını yaklaşık ispatla ortaya koyar. Sonraki tescilin varlığı tek başına koruma talebini engellemediği gibi, yalnız önceki tescilin sunulması da her kapsamda tedbir verilmesini zorunlu kılmaz. İstenen durdurma veya el koyma belirli ihlal ve tehlikeyle ilişkilendirilir.
Dava dosyasında hangi kronoloji hazırlanmalıdır?
Önce davacı ve davalıya ait başvuru, rüçhan ve tescil kayıtları karşılaştırılır. Sonra hak devirleri, lisanslar, kullanımın başladığı dönem ve iddia edilen fiiller aynı kronolojiye yerleştirilir. Sicildeki işaret ile ticari kullanımdaki işaretin görselleri ayrı gösterilir. Ürün veya hizmet listeleri belgedeki gerçek ifadeleriyle kaydedilir. Yalnız ekran görüntüsünden çıkarılmış eksik tarihler yerine resmî sicil ve başvuru belgeleri kullanılmalıdır.
HMK m.190 çerçevesinde her taraf kendi lehine sonuç çıkardığı vakıaları ispatlar. Görev ve yetki ise SMK m.156’daki kurallara göre belirlenir. Mersin’de veya başka bir ilde tescilli markasıyla faaliyet gösteren işletme açısından temel soru yalnız tescilin bulunup bulunmadığı değildir. SMK m.7, m.29 ve m.155 birlikte okunarak önceki hak, sonraki kayıt ve somut ticari kullanım arasındaki ilişki açıkça kurulmalıdır.
Sık sorulan sorular
Markam tescilliyse önceki marka sahibi dava açamaz mı?
Tescil böyle bir genel bağışıklık sağlamaz. SMK m.155, daha önceki rüçhan veya başvuru tarihli hak sahibinin tecavüz davasında sonraki hakkın savunma gerekçesi olarak ileri sürülmesini engeller.
Her sonraki marka tescili otomatik ihlal midir?
Hayır. Önceki hakkın kapsamı, tarih sırası ve somut kullanım ayrıca incelenir. SMK m.155 belirli savunmayı dışlar; m.7 ve m.29 kapsamındaki tecavüz unsurlarını kendiliğinden ispatlanmış saymaz.
Öncelikte tescil belgesinin verildiği tarih mi esas alınır?
SMK m.155 rüçhan veya başvuru tarihini esas alır. Belgenin düzenlenmesi veya tescilin sonuçlanma tarihi bu ölçütün yerine geçmez. Her iki hakkın geçerli öncelik bilgileri karşılaştırılır.
Yabancı eski tescil otomatik rüçhan sağlar mı?
Rüçhanın SMK m.12-13 şartlarıyla ileri sürülmüş olması gerekir. Talep, belge, süre ve ilgili işaret ile mal veya hizmet kapsamı incelenir. Yalnız yabancı belgenin eski tarihli olması yeterli değildir.
Sonraki marka sicilde dururken tecavüz talebi incelenebilir mi?
SMK m.155 gereğince sonraki hakkın varlığı tek başına savunma sebebi yapılamaz. Sicilin hükümsüzlükle kaldırılması ile belirli kullanımın tecavüz oluşturması farklı taleplerdir; her birinin koşulları ayrıca incelenir.
Başvuruma itiraz edilmemiş olması bütün hakları kaldırır mı?
Hayır. İdari yayım itirazı ile tecavüz ve hükümsüzlük yolları farklıdır. İtiraz yapılmaması genel kullanım dokunulmazlığı oluşturmaz. Sessiz kalma gibi özel hükümler kendi şartları ve kapsamlarıyla ayrıca değerlendirilir.
Farklı Nice sınıfında tescil bütün davayı bitirir mi?
Sınıf numarası tek başına bütün koruma karşılaştırmasını tamamlamaz. Gerçek mal veya hizmet ifadeleri, fiilî faaliyet ve SMK m.7’deki ilgili koruma sebebi birlikte incelenir.
Sonraki markayı lisansla kullanmam önceki hak sorununu çözer mi?
Lisansın kimden alındığı ve kapsamı önemlidir. Sonraki hak sahibinin verdiği izin, önceki hak sahibinin ayrıca izin verdiği anlamına gelmez. Sözleşmesel yetki ile üçüncü kişinin kanuni hakkı ayrı değerlendirilir.
Davalı kullanmama def’i ileri sürebilir mi?
SMK m.29/2, m.19/2’deki düzenin tecavüz davasında def’i olarak ileri sürülmesini öngörür. Şartlar ve ilgili beş yıllık dönem incelenir. Bu savunma sonraki tescile dayanma savunmasından farklıdır.
Önceki tescil sunulunca tedbir otomatik verilir mi?
Hayır. SMK m.159 ile HMK m.389-390 koşulları uygulanır. İstenen tedbir, ihlal veya ciddi hazırlık, acil koruma gerekçesi ve yaklaşık ispatla somutlaştırılmalıdır.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinSorunuzu iletin
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
