B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

AB Mahkeme Kararı Başka Üye Devlette Nasıl İcra Edilir?

Bir AB üyesi devletin medeni veya ticari konuda verdiği ve o devlette icra edilebilir olan karar, 1215/2012 sayılı Brüksel Ia Tüzüğü kapsamındaysa başka üye devlette ayrıca icra edilebilirlik kararı alınmadan uygulanabilir. Bu kolaylık, belgesiz haciz veya otomatik tahsilat değildir. M.42 uyarınca kararın uygun örneği ve m.53 belgesi hazırlanır; m.43’teki bildirim kuralları yerine getirilir. Fiilî icra, hesabın veya malvarlığının bulunduğu devlet hukukuna göre yürütülür.

Almanya’da alınan ticari alacak kararını Hollanda’da kullanmak isteyen kişi için temel ayrım, kararın kesinleşmesi ile kaynak devlette icra edilebilir olmasıdır. Ayrıca AB içindeki karar dolaşımı, Türkiye’deki tenfiz işlemiyle aynı usul değildir. Bu rehber, karar örneği, m.53 belgesi, borçluya bildirim, tercüme ve ret başvurularını ayrı açıklar. Resmî kaynak kontrolü: 25 Ekim 2026.

Kaynak ülke karar ve m.53 belgesinden borçluya bildirime ve yerel icra usulüne ilerleyen özgün şema
Sertifika düzenlenmesi, tebligat ve fiilî tahsil farklı işlemlerdir.

Her yabancı karar Brüksel Ia kapsamına girmez

1215/2012 sayılı Tüzük m.1, medeni ve ticari konuları kapsar; vergi, gümrük, idari konular ve kamu gücü kullanımından doğan devlet sorumluluğunu dışarıda bırakır. Kişi hâli, evlilik mal rejimleri, iflas ve benzeri toplu tasfiye, sosyal güvenlik, tahkim, aile nafakası ve miras da aynı genel karar dolaşımı sistemi içinde değildir. Talebin para cinsinden olması bu konu istisnalarını ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle nafaka kararına veya miras paylaşımına sadece bir ödeme tutarı içeriyor diye m.53 belgesi istenmesi doğru başlangıç değildir. İlgili özel Avrupa veya uluslararası hukuk aracı araştırılır. Örneğin uluslararası nafaka tahsili rehberi, farklı bir karar ve başvuru düzenini açıklar. Belgenin hangi mahkemeden çıktığı kadar, hükmedilen yükümlülüğün hukuki konusu da belirlenmelidir.

Avrupa Komisyonunun resmî açıklaması, sistemi Danimarka’yla 2005 anlaşması bağlantısı dahil AB üyesi devletler arasında gösterir. Başka bir Avrupa düzenlemesinde Danimarka’nın dışarıda olması burada aynı sonucu vermez. Kararın çıktığı devlet ile icra istenen devletin bu ilişki içinde bulunması ayrı kontrol edilir. Bir kişinin Türk vatandaşı olması kararın dolaşımını tek başına engellemez.

10 Ocak 2015 sınırında karar tarihi değil dava başlangıcı önemlidir

M.66/1, Tüzüğü 10 Ocak 2015 veya sonrasında başlatılan yargılamalar için uygular. Mahkeme kararının 2015’ten sonra verilmesi, dava daha önce başlamışsa bu şartın kendiliğinden sağlandığı anlamına gelmez. Aynı maddenin ikinci fıkrası, önceki dönemde başlayan ve eski düzenlemenin kapsamındaki davalarda 44/2001’in uygulanmasını sürdürür. Eski dosyanın yeni suretinin alınması da yargılamanın başlangıcını değiştirmez.

Başvuru hazırlığında dava açılış kaydı, karar tarihi, varsa değişiklik veya kanun yolu kararları ayrı sıralanır. Bu tarihlerin görevleri farklıdır. Mahkeme sulhu ve resmî belgeler için m.66 ayrıca kendi düzenlenme veya onay tarihlerini esas alır. Belgeyi sınıflandırmadan bütün dosyalara tek bir tarih satırı uygulamak, yanlış form ve yanlış usulle icra istenmesine neden olabilir.

Tanıma, icra edilebilirlik ve gerçek tahsil ayrımı

M.36, bir üye devlette verilen kararın başka üye devlette özel bir usul gerekmeksizin tanınmasını düzenler. M.39 ise kaynak devlette icra edilebilir kararın diğer üye devletlerde ayrıca icra edilebilirlik açıklaması alınmadan uygulanmasını sağlar. Bu iki hüküm kararı yeniden yargılayan klasik bir ara aşamayı kaldırır. Fakat alacaklının ilgili icra makamına başvurma ve gerekli belgeleri sunma ihtiyacı devam eder.

Bu düzenleme her durumda kararın olağan kanun yolları bakımından kesinleşmesini arayan bir metin değildir; m.39’daki ölçüt kaynak devlette icra edilebilirliktir. Geçici icra kabiliyeti bulunan karar ile icrası durmuş karar aynı değildir. Kaynak mahkemenin veya yetkili makamın güncel kaydı alınır. Kararın üstünde tarih ve mühür bulunması, bugün hâlen hangi kapsamda uygulanabileceğinin bütün cevabı değildir.

Fiilî tahsil m.41 uyarınca icra devletinin hukukuyla yürür. Yabancı karar, oradaki kararlarla aynı icra şartlarına tabi olur; banka hesabı, haciz muafiyetleri, satış veya ödeme sırası için ilgili yerel düzen işletilir. Kararın tanınması borçlunun yeterli bakiyesi olduğunu göstermez. İcra edilebilir ilamla tahsil edilmiş para arasındaki fark, dosya raporunda açık tutulmalıdır.

Madde 53 belgesini kim verir ve neyi gösterir?

M.53 uyarınca kaynak mahkeme, ilgili kişinin talebi üzerine Ek I’deki formu düzenler. Alacaklının kendi hazırladığı bir tablo veya tercümanın yazdığı açıklama bu belge değildir. M.42/1-b, belgenin kararın icra edilebilirliğini doğrulamasını ve kararın özetiyle gerektiğinde tahsil edilebilecek yargılama giderleri ve faiz hesabı bilgilerini içermesini ister. Belgenin tarafları ve dosya numarası ana kararla eşleştirilmelidir.

Madde 53 belgesi, kararın tam ve uygun örneğinin yerine geçmez. M.42/1-a ayrıca kararın gerçekliğini ortaya koymaya elverişli suretini arar. Hükümde olmayan yeni bir faiz oranı, masraf veya üçüncü kişi borcu sertifika hazırlanırken eklenemez. İcra istemi kararın gerçek kapsamına dayanır. Ana kararla sertifika arasında açık tutarsızlık görülürse kaynak makamdan düzeltilmesi istenir; başvuran belgeyi kendisi değiştirerek kullanmaz.

Dosyada kısmi ödeme varsa güncel bakiye ayrıca hazırlanır. Sertifikanın toplam tutarı göstermesi, daha sonra ödenmiş kısmın yeniden tahsil edilmesini haklı kılmaz. Ödeme tarihi, para birimi, ana para ve faiz ilişkisi belgelerle gösterilir. Aynı alacak için farklı ülkelerde işlem yapılmışsa elde edilen tahsilat kayda alınır. Karar dolaşımı, aynı borcun birden fazla kez tahsil edilmesine izin vermez.

Mahkeme sulhu ve resmî belge için farklı sertifika vardır

M.58–60, resmî belgeler ve mahkeme sulhlarını ayrı ele alır. Kaynak devlette icra edilebilir resmî belge veya mahkeme sulhu için Ek II ve m.60 belgesi gündeme gelir. Bu nedenle belgenin üzerinde ödeme yükümlülüğü bulunması, her zaman Ek I’deki mahkeme kararı sertifikasının seçilmesini gerektirmez. Düzenleyen makam ve belgenin hukuki niteliği önce belirlenmelidir.

Özel kişiler arasında imzalanmış her anlaşma, Tüzüğün m.2’deki resmî belge veya mahkeme sulhu tanımına girmez. İmza ve içerik bakımından yetkili makam doğrulaması veya mahkeme önünde yapılma/onaylanma gibi özellikler araştırılır. Apostilli özel sözleşme ile mahkemece onaylanmış sulh aynı kategori değildir. Yanlış form seçimi, doğru hukuki yolun kullanılmasının yerine geçmez.

İlk icra önleminden önce borçluya hangi belge verilir?

M.43/1, ilk icra önleminden önce m.53 belgesinin borçluya tebliğini öngörür. Karar daha önce tebliğ edilmemişse onun da sertifikaya eklenmesi gerekir. Bu aşama kaynak davadaki ilk dava tebligatından farklıdır. Borçlu davayı biliyor diye sonraki belge bildirimi yok sayılmaz; aynı şekilde sertifikanın tebliği, ilk yargılamadaki savunma sorunlarını geçmişe dönük olarak otomatik ortadan kaldırmaz.

Belgenin icra memuruna teslimiyle borçluya tebliği aynı olay değildir. Hangi belge setinin, hangi yöntemle, kime ve ne zaman ulaştırıldığı ayrı kaydedilir. Başvuranın avukatına gelen e-posta, karşı tarafa yapılmış tebligatın kanıtı olarak sunulmaz. Temsilciye tebliğ yapılmışsa temsilin bu işleme elverişliliği ilgili usulle kontrol edilir. Farklı ülkelerdeki evraklarda aynı dosya kimliği korunmalıdır.

M.43/3, koruyucu önlemler bakımından bu maddede özel istisna koyar. Bu istisna, bütün icra işlemlerinin borçludan sürekli gizlenebileceği anlamına gelmez. Karardaki koruma önleminin uygulanması veya m.40 çerçevesinde koruyucu tedbire gidilmesi ile normal cebrî icra aşaması ayrılmalıdır. İstisnaya dayanılıyorsa işlemin gerçek hukuki türü ve hangi maddeye girdiği açıklanır.

Kararın tamamı her zaman baştan çevrilir mi?

M.42/3, gerekli görüldüğünde sertifikanın çevirisinin istenebilmesini düzenler. M.42/4’e göre kararın tercümesi ise icra makamı bu tercüme olmadan ilerleyemiyorsa istenebilir. Bu yapı, bütün dosyalarda bütün sayfaların baştan çevrilmesinin tek yöntem olduğu anlamına gelmez. Buna karşılık hiçbir tercüme gerekmeyeceği garantisi de vermez. İlgili makamın gerçek belge ihtiyacı ve m.57 dil kuralları birlikte uygulanır.

M.57/3, Tüzük kapsamında yapılacak tercümenin üye devletlerden birinde tercüme yapmaya yetkili kişi tarafından hazırlanmasını ister. Otomatik çeviri, mahkemenin kabul edeceği nitelikte tercüme ile aynı değildir. Tarih, para birimi, faizin başlangıcı, sınırlamalar ve gider kalemleri anlam değiştirmeden aktarılmalıdır. Özellikle kararın kısmen uygulanacağı dosyada hangi hüküm bölümünün çevrildiği açık gösterilir.

Borçlunun tercüme talebi ve koruyucu önlem sınırı

M.43/2, kaynak devletten başka bir üye devlette yerleşik borçlunun, şartları varsa icraya karşı çıkabilmek için kararın tercümesini istemesine izin verir. Karar kişinin anladığı dilde veya yerleşim yerinin ilgili resmî dilinde değilse ve bu dillerden birine tercüme eklenmemişse hüküm değerlendirilir. Türk vatandaşlığı tek başına bütün belgenin Türkçe olması gerektiği sonucunu doğurmaz; anlaşılan dil ile yerel resmî dil alternatifleri ayrıdır.

Bu hüküm uyarınca tercüme istenmişse, tercüme sağlanana kadar koruyucu önlemler dışında icra önlemi alınamaz. Karar zaten gerekli dillerden birinde tebliğ edilmiş veya uygun tercümeyle verilmişse aynı koruma tekrar doğmaz. Talep otomatik olarak alacağın silinmesi anlamına da gelmez. Belge dili, borçlunun yerleşimi, önceki tebliğ ve yeni talep ayrı kayıtlarla gösterilir.

Apostil ve yabancılık nedeniyle teminat

M.61, Tüzük bağlamında bir üye devlette düzenlenen belgeler için tasdik veya benzeri formalite aranmayacağını belirtir. Bu nedenle aynı kapsamda kullanılan m.53 belgesine otomatik apostil şartı eklenmez. Muafiyet, kararın uygun suretini veya gereken tercümeyi sunma yükümlülüğünden farklıdır. Ayrıca belgenin Türkiye’de başka amaçla kullanılmasındaki bütün koşulları kendiliğinden kaldırmaz.

M.56, başka üye devlet kararının icrasını isteyen kişiden yalnız yabancı olması veya icra devletinde yerleşik olmaması nedeniyle güvence, depozito ya da teminat istenmesini yasaklar. Bu yasak bütün gerçek icra giderlerinin sıfır olduğu anlamına gelmez. M.44’te icranın sürmesi için mahkemenin belirleyebildiği güvence de farklı işleve sahiptir. Teminatın adı değil, hukuki sebebi ve amacı değerlendirilmelidir.

Geçici tedbir kararının sınır ötesi kullanılması

M.2-a ve m.42/2, geçici ve koruyucu önlemler için ek şartlar getirir. Kaynak mahkemenin uyuşmazlığın esasına bakmaya yetkili olduğu ve kararın kaynak devlette icra edilebilirliği sertifikada gösterilir. Tedbir, davalı dinlenmeye çağrılmadan verilmişse kararın tebliğ edildiğinin kanıtı da gerekir. Bu nedenle her yerel geçici kararın aynı kapsamda bütün AB’ye otomatik yayıldığı söylenemez.

M.54, icra devletinde bilinmeyen bir tedbirin mümkün olduğu ölçüde eşdeğer etki, amaç ve menfaat taşıyan yerel tedbire uyarlanmasını düzenler. Uyarlama, kaynak devlet hukukundaki etkinin ötesine geçemez ve taraflar buna mahkeme önünde karşı çıkabilir. Bu yol kararın maddi içeriğini baştan büyütme yetkisi değildir. Hangi sonuçların korunacağı kaynak hükümle bağlantılı gösterilmelidir.

Borçlu hangi nedenlerle tanıma veya icraya karşı çıkabilir?

M.45; açık kamu düzeni aykırılığı, yoklukta verilen kararda gerekli savunma imkânını sağlayan dava bildiriminin eksikliği, bağdaşmayan kararlar ve belirli koruyucu veya münhasır yetki kurallarına aykırılığı düzenler. M.46, bu sebepler bulunduğunda borçlunun icranın reddini istemesini sağlar. Sırf yabancı mahkeme farklı hukuki sonuca ulaştı diye yeniden esas yargılaması yapılamaz; m.52 bunu açıkça yasaklar.

Yoklukta verilen kararda m.45/1-b’nin istisnası özellikle okunmalıdır: borçlu karara karşı başvuru yapabilecek durumdayken bunu yapmamışsa, tebligat eksikliği iddiasının etkisi değişir. Bu nedenle “duruşmaya gitmedim, karar hiçbir yerde uygulanamaz” açıklaması doğru değildir. Kaynak davanın çağrısı, savunma fırsatı, kararın öğrenilmesi ve kullanılabilen başvuru yolu birlikte incelenir.

Yetki denetimi de sınırsız değildir. M.45/1-e, davalı konumundaki sigorta korumasından yararlanan kişi, tüketici veya çalışan için belirli kuralları ve münhasır yetkiyi kapsar. Bunun dışındaki kaynak mahkeme yetkisi kural olarak yeniden incelenmez; kamu düzeni gerekçesi yetki kontrolünü dolaylı biçimde genişletmek için kullanılamaz. İtirazın hangi istisnaya dayandığı somut gösterilmelidir.

Ret başvurusu icrayı kendiliğinden durdurur mu?

M.44/1, icranın reddi istenmişse borçlunun ayrıca başvurusu üzerine icranın koruyucu önlemlerle sınırlanmasına, güvenceye bağlanmasına veya kısmen ya da tamamen durdurulmasına izin verir. Ret dilekçesi verilmesi tek başına her uygulamayı otomatik durdurmaz. M.44/2, kaynak devlette icra edilebilirlik durdurulmuşsa borçlunun başvurusu üzerine icra devletindeki işlemlerin durdurulmasını ayrıca düzenler.

Kaynak karara olağan kanun yolu başvurusu yapılmasıyla icra kabiliyetinin gerçekten askıya alınması aynı olgu değildir. M.51, ret incelemesinin veya kanun yolu aşamasının bekletilmesi için farklı bir düzen içerir. Başvuruda hangi dosyanın durdurulması istendiği açık olmalıdır: asıl kararın icrası mı, tanıma itirazının görülmesi mi? Kaynak mahkeme kararı ve güncel icra kayıtları birlikte sunulur.

Almanya ve Hollanda’daki ret başvurusu makamları

Almanya’nın resmî bildirimi, ilgili tanıma ve icranın reddi başvuruları için Landgericht’i gösterir. M.49 kanun yolu için Oberlandesgericht, m.50 kapsamındaki ileri başvuru için Bundesgerichtshof belirtilir. Bunlar banka haczini fiilen uygulayacak her makamla aynı değildir. Başvurunun türü ve mahkemenin yer itibarıyla yetkisi ayrıca belirlenir.

Hollanda’nın resmî bildiriminde rechtbank, sonraki aşamalarda Gerechtshof ve Hoge Raad gösterilir. Tüzük her ülke için tek itiraz süresi koymaz; m.47 ve m.49–50 ulusal usulle birlikte okunur. M.41/3 ve m.47/4, yalnız yabancılık nedeniyle yerel adres veya temsilci şartını dışlasa da herkes için zorunlu yerel temsil kuralları saklıdır.

Türkiye’deki tenfiz ve diğer Avrupa araçlarından farkı

Türk mahkeme kararı, Türkiye’nin AB üyesi olmaması nedeniyle sırf üzerinde icra edilebilirlik kaydı bulunarak m.53 belgesine dönüşmez. Aynı şekilde AB mahkemesinin kararı Türkiye’deki malvarlığına bu Tüzüğün otomatik dolaşım kuralıyla doğrudan uygulanmaz. Türkiye’de veya kaynak kararın kullanılacağı başka devlette geçerli ulusal ve milletlerarası yol ayrı belirlenir. Türkiye aşaması için MÖHUK m.50 tenfiz kapsamı rehberi ayrı okunmalıdır. Bu yazı AB içi aşamayı, Türk tenfizinin yerine geçecek işlem olarak sunmaz.

EAPO hesap koruma emri, banka parasını güvenceye almaya yönelik ayrı Tüzüktür. Küçük Talepler Usulündeki Form D ve Avrupa Ödeme Emrindeki Form G de m.53 belgesiyle aynı değildir. Kullanılacak sertifika, belgenin gerçek hukuki kaynağından seçilir. Dosyaya çok sayıda farklı form eklemek eksik yetki veya kapsam koşulunu düzeltmez.

Sık sorulan sorular

AB kararını başka üye devlette uygulamak için yeniden tenfiz gerekir mi?

1215/2012 kapsamındaki kaynak devlette icra edilebilir karar için m.39 ayrıca icra edilebilirlik açıklamasını kaldırır. Gerekli belge, tebligat ve yerel icra işlemleri devam eder.

Kararın mutlaka kesinleşmiş olması mı gerekir?

M.39’un ölçütü kaynak devlette icra edilebilirliktir. Kanun yolu ve icranın durdurulması ayrı incelenir; güncel kaynak kayıt alınmalıdır.

Madde 53 belgesini alacaklı kendisi düzenleyebilir mi?

Belge kaynak mahkemece ilgili kişinin talebi üzerine Ek I formuyla düzenlenir. Özel hesap çizelgesi veya tercüman açıklaması onun yerine geçmez.

Sertifika varsa karar örneği gereksiz mi?

M.42 hem uygun karar örneğini hem m.53 belgesini arar. İki belge farklı işlev taşır ve birlikte kontrol edilir.

Dava 2014’te açıldı, karar 2016’da verildi; yeni rejim otomatik uygulanır mı?

M.66 karar tarihinden önce yargılamanın başlatıldığı tarihi esas alır. Eski dönem davaları için 44/2001 geçiş kuralı ayrıca incelenir.

Borçluya sertifika bildirilmeli mi?

M.43/1 ilk icra önleminden önce bildirimi düzenler; karar önceden tebliğ edilmemişse eklenir. Koruyucu önlemler için m.43/3 istisnası ayrıca okunur.

Apostil her dosyada zorunlu mudur?

M.61 bu Tüzük bağlamında üye devlette düzenlenen belgeleri tasdikten muaf tutar. Uygun suret ve gerekli tercüme ayrı koşullardır.

Ret başvurusu hesabın haczini otomatik durdurur mu?

M.44 kapsamında uygun koruma veya durdurma ayrıca istenir. Kaynak devlette icra edilebilirliğin durdurulmasının özel sonucu da aynı maddede düzenlenir.

İcra ülkesinde alacağın esası yeniden incelenir mi?

M.52 esasın yeniden incelenmesini yasaklar. M.45–46’daki sınırlı ret sebepleri ve uyumlu yerel icra itirazları ayrı değerlendirilir.

Madde 53 belgesi Türk icra dairesinde aynı sonucu doğurur mu?

AB içi otomatik dolaşım Türkiye’ye kendiliğinden uzanmaz. Türkiye’de yabancı kararın kullanılacağı işlem ve gereken hukuki yol ayrıca belirlenir.

Resmî kaynaklar

Yazar: — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu. Genel bilgilendirmedir; yabancı ülkedeki temsil şartları ve somut kararın uygulanabilirliği ayrıca incelenir.

Türkiye bağlantılı karar ve alacak dosyanız için iletişim

Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetimi; İstanbul ve Mersin odaklı hukuki destek. Görüşme talebinde kararın verildiği ülkeyi, dava başlangıcını, mevcut sertifikayı ve malvarlığının bulunduğu ülkeyi belirtin. İletişim ve randevu bilgileri. Hassas belgelerin güvenli iletim yöntemi ayrıca belirlenir.

İstanbul ofisi

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

Mersin ofisi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Görüşme talebinizi iletin



    Sorunuzu kısaca yazın. Lütfen kimlik numarası, belge veya hassas kişisel bilgi paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni


    Hukuki konu hakkında iletişim

    İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

    Telefonla Araİletişim Bilgileri
    Telefon WhatsApp