Alman Mahkemesinin Teilurteil Kararı Türkiye’de Ayrı Tenfiz Edilir mi? ZPO §301 ve MÖHUK m.52/c
Kısa ve net cevap
Alman mahkemesinin ZPO §301 kapsamındaki Teilurteil (kısmi hüküm) kararı, devam eden davadaki diğer taleplerden ayrı bir nihai hüküm oluşturabilir. Türkiye’de tenfiz için ilgili hüküm bölümünün Alman hukukuna göre kesinleşmiş olması MÖHUK m.50 gereğidir. MÖHUK m.52/c yalnız hükmün belirli kısmı için tenfiz istemine, m.56 ise kısmen veya tamamen tenfiz kararına imkân tanır. Alman kararının geçici icra şerhi, kesinleşme belgesi yerine geçmez.
Kısa özet
| Hukuki kontrol | Dayanak | Sonuç |
|---|---|---|
| Kısmi Alman hükmü | ZPO §301 | Bağımsız nihai hüküm bölümü |
| Kesinleşme | ZPO §705 | Başvuru süresi ve kanun yolu |
| Türk tenfiz | MÖHUK m.50 | Kesinleşmiş yabancı ilam |
| Bir kısmı için istem | MÖHUK m.52/c | Açıkça fıkra belirleme |
| Belge ve tercüme | MÖHUK m.53 | Resmî ilam ve kesinleşme |
| Şartlar ve itiraz | MÖHUK m.54–55 | Yargısal denetim |
| Kısmen tenfiz | MÖHUK m.56 | Ayrılabilir fıkra |

Alman Teilurteil kararının hukuki niteliği
Alman Zivilprozessordnung (ZPO) §301, birden fazla talep içeren davada yalnız bir talep veya talebin ayrılabilir kısmı hükme hazırsa, onun hakkında ayrı bir nihai hüküm verilmesine imkân tanır. Bu karara Teilurteil denir. Almanya’daki bir ticari alacak dosyasında asıl alacak hükme bağlanıp başka bir tazminat kaleminin görüşülmeye devam etmesi mümkündür. Türkiye bakımından önemli olan, Almanya’daki mahkeme dosyasının bütünüyle kapanıp kapanmadığı değil, tenfizi istenen Teilurteil’in hangi edim hakkında kesin hüküm oluşturduğudur. Sadece kararın başlığını çevirmek yeterli değildir; hüküm fıkrası, Alman usul durumu ve kesinleşme yazısı birlikte incelenmelidir.
ZPO §301/1 hangi talebi ayrı hükme elverişli sayar?
ZPO §301/1, çoklu talepler, tek alacağın bir kısmı, asıl dava ve karşı dava bakımından ayrı hüküm kurulmasına dair koşulları belirler. Hem temeli hem miktarı çekişmeli tek bir alacağın bir bölümüne hükmedilmesinde kalan bölüm yönünden eş zamanlı Grundurteil aranmasına ilişkin özel düzenleme bulunur. ZPO §301/2 ise somut durumun elverişliliği değerlendirilerek böyle bir hüküm verilmesinden vazgeçilebileceğini ifade eder. Bu sebeple iki alacak kaleminin birlikte istenmesi, her dosyada zorunlu Teilurteil doğurmaz. Türk tenfiz dosyasında Alman mahkemesinin gerçekten hangi talepleri ayırdığını ve hangi bölümün artık karara bağlandığını göstermek gerekir.
Grundurteil yalnız hukuki temel hakkında karar verebilir
ZPO §304’te düzenlenen Grundurteil, alacağın hukuki temeli ile miktarı çekişmeli olduğunda önce temel hakkında karar verilmesini konu alır. Bu karar, belirli bir tutarın ödenmesini emreden Teilurteil ile karıştırılmamalıdır. Hukuki temel kabul edilmiş fakat ödeme miktarı henüz hesaplanmamışsa Türk mahkemesinden gerçekte bulunmayan bir para ödeme hükmünün tenfizi istenemez. Zwischenurteil veya ihtiyati nitelikte bir Beschluss da kararın türüne göre ayrı değerlendirilir. Dosya hazırlanırken Alman kararının özgün adlandırması, Tenor denilen sonuç bölümü ve dosyanın devam eden kısmı Türkçe belgede korunmalıdır. Terimlerin aynı sözcükle çevrilmesi hak kaybı yaratabilir.
Alman kararının kesinleşmesi ZPO §705 ile araştırılır
ZPO §705, bir hükmün olağan başvuru veya Einspruch süresi geçmeden şekli anlamda kesinleşmeyeceğini, süresinde yapılan başvurunun da kesinleşmeyi engelleyeceğini düzenler. Alman mahkemesinde diğer taleplerin duruşmasının sürmesi, ayrı Teilurteil’in kesinleştiği veya kesinleşmediği hakkında tek başına bilgi vermez. Kesinleşme, her hükmün ilgili kanun yolu ve usul durumu üzerinden belirlenir. Türk tenfiz mahkemesine sunulan kesinleşme belgesi, başvurunun dayandığı kısmi hükümle eşleştirilmelidir. Aynı dosya numarasına sahip birden çok karar varsa tarih ve hüküm türü ayrıca belirtilir; yalnız dosyanın genel durumuna bakılarak sonuç çıkarılmaz.
Geçici icra kaydı kesinleşme sayılmamalıdır
Alman kararlarında görülen vorläufig vollstreckbar ibaresi, Alman usul hukukuna göre geçici icraya ilişkin bir niteliktir. ZPO §§708–709 hangi hükümlerde hangi teminat koşullarıyla geçici icra yapılabileceğini düzenler. Buna karşılık MÖHUK m.50/1, Türkiye’de icra için yabancı hukuk davası ilamının verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmesini arar. Dolayısıyla Almanya’da geçici icra yapılabiliyor olması, Türkiye’de tenfiz koşulunun da gerçekleştiğini tek başına kanıtlamaz. Alacaklı dosyasında icra şerhi, geçici icra kaydı ve kesinleşme belgesi üç farklı belge işlevine göre ayrılmalıdır. Her birinin üzerinde aynı tutarın bulunması, hukuki niteliklerini eşitlemez.
ZPO §724 icra şerhli suret ile kesinleşme yazısı ayrıdır
Alman ZPO §724, icra şerhini taşıyan karar sureti üzerinden cebri icra yapılmasını düzenler. Vollstreckbare Ausfertigung adı verilen bu suret, Alman icra makamları için gereklilik taşıyabilir; ancak belgenin düzenlenmesi her zaman kararın bütününün kesinleştiği anlamına gelmez. MÖHUK m.53/1-b, yabancı ilamın kesinleştiğini gösteren resmî belgenin ayrıca ibrazını ister. Alman yazı işleri biriminden alınan Rechtskraftvermerk veya buna denk belgenin hangi hüküm fıkralarını kapsadığı belirlenmelidir. Çeviride Vollstreckungsklausel, Vollstreckbare Ausfertigung ve Rechtskraft ifadeleri tek bir ‘icra edilebilir karar’ karşılığına indirgenmemelidir. Bu ayrım, devam eden Alman dava dosyalarında özellikle önem taşır.
MÖHUK m.50: yabancı mahkeme ilamının tenfiz kabiliyeti
5718 sayılı MÖHUK m.50/1, yabancı mahkemelerce hukuk davalarında verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye’de icrasını Türk mahkemesinin tenfiz kararına bağlar. Önce Alman mahkemesinin verdiği kararın gerçekten özel hukuk ilamı olup olmadığı kontrol edilir. Ardından kesinleşmiş hüküm fıkrası ve edimin türü incelenir. Bir dava dosyasında kesinleşmiş Teilurteil ile devam eden başka talebin bulunması, kesinleşmiş bölüm hakkında tenfiz talebini kategorik olarak engellemez; fakat henüz karar verilmemiş kısmı Türk icrasına taşımaz. Yabancı hükmün Almanya’daki geçerliliği ile Türkiye’deki icra kabiliyeti farklı yargısal sorulardır.
MÖHUK m.52/c kısmi tenfiz istemini açıkça düzenler
MÖHUK m.52/1-c, yabancı hükmün yalnız bir kısmının tenfizi isteniyorsa hangi kısmın istendiğinin dava dilekçesinde gösterilmesini ister. Bu düzenleme ile Alman ZPO §301 aynı kurum değildir. Alman Teilurteil, Alman davacının bazı talepleri hakkında ayrı kurulmuş nihai hükmüdür. Türk hukukundaki kısmi tenfiz ise yabancı hükmün belirli ve ayrılabilir bölümünün Türkiye’de icrası için başvuru yapılmasıdır. Alman hükmünde birden fazla alacak kalemi varsa başvuruda bunların tamamı değil, kanuni koşulları sağlayan bölüm gösterilebilir. Türk mahkemesinin talep edilmemiş veya Almanya’da hükmedilmemiş yeni bir alacağa karar vermesi istenemez.
MÖHUK m.56 kısmen kabul ve ret imkânı tanır
MÖHUK m.56, Türk mahkemesinin yabancı ilamın tamamen veya kısmen tenfizine yahut istemin reddine karar verebileceğini düzenler. Bu açık hüküm nedeniyle bütün yabancı kararın her koşulda tek parça olarak tenfiz edilmesi gerektiği söylenemez. Ancak kısmen tenfiz, hüküm fıkrasını yeniden yazmak veya Alman mahkemesinin belirlemediği zarar tutarını hesaplamak değildir. Talep edilen bölüm, hükmün sonuç kısmında açıkça tanımlanmalı; varsa tutar, faiz başlangıcı ve borçlu kişiliği korunmalıdır. Dilekçenin sonuç isteminde yalnız ‘kararın uygun bölümünün tenfizi’ gibi belirsiz bir cümle kullanılması yerine istenen fıkra veya fıkralar ayrı belirtilmelidir.
MÖHUK m.53 kapsamında Alman belgesinin hazırlanması
MÖHUK m.53/1-a, yabancı mahkeme ilamının usulünce onaylı aslı veya karar veren mahkemeden onaylı örneği ile onanmış tercümesini düzenler. Maddenin (b) bendi kesinleşmeyi gösteren resmî belge ve tercümesini ayrıca arar. Kararın Almanca aslı doğru olsa bile kesinleşme belgesi başka Teilurteil’e aitse dosya eksik kalabilir. Alman mahkemesindeki Tenor, taraflar, hüküm tarihi ve dosya numarası tercümede birebir izlenebilmelidir. Almanya’da kurulu bir şirket alacaklıysa temsil belgesi ve ticaret sicili kaydı da taraf sıfatı açısından önem kazanır. Tasdik veya muafiyet rejimi belge türüne ve uygulanabilir anlaşmalara göre ayrıca kontrol edilmelidir.
Tenor bölümündeki edim Türk icra dosyasının sınırıdır
Alman Teilurteil’in gerekçesinde tartışılan her husus, Türk tenfiz dosyasında tahsil edilebilir edim anlamına gelmez. Esas alınması gereken hüküm fıkrasındaki Tenor’dur. Bir tazminat talebi henüz karara bağlanmamışsa yalnız dilekçede istenmiş olması, sonuç bölümüne eklenmesine yetmez. Faiz, yargılama gideri ve asıl alacak kalemlerinin her biri hükmün kapsamına göre değerlendirilmelidir. Alman dosyasında karşı dava mevcutsa onun sonucu ayrıca incelenir. Aynı mahkeme numarası altında yürüyen talepleri birleştirip tek bir borç tablosuna dönüştürmek, Türk mahkemesinden Alman hükmünü fiilen genişletmesini istemek anlamına gelebilir. Tercüme ve tenfiz talebi hüküm fıkrasına bağlı kalmalıdır.
Asıl alacak, faiz ve giderlerde kapsam hesabı
Alman kararının yalnız belirli miktarda alacağa ilişkin Teilurteil olması, faizin ve yargılama giderlerinin her durumda aynı anda kesinleştiği anlamına gelmez. Hüküm fıkrasında hangi tarihten itibaren hangi faiz türünün uygulanacağı açıkça gösteriliyorsa hesap buna dayandırılır. Gider kararı ayrıca bekleniyorsa henüz hükme bağlanmamış giderler kesinleşmiş alacağa eklenmez. Dosya hazırlanırken alacak tutarı, para birimi, faizin başlangıcı, varsa hükmedilmiş masraflar ve daha önce yapılmış ödemeler ayrı satırlarda gösterilir. Böylelikle Türk tenfiz davasında hem yabancı mahkemenin verdiği kararın sınırı korunur hem de borçluya karşı mükerrer tahsilat riski azaltılır.
Karşı dava devam ediyorsa net alacak otomatik belirlenmez
ZPO §301, asıl dava ve karşı davanın farklı zamanlarda karara hazır olabilmesi ihtimalini düzenler. Alman mahkemesi asıl alacak için Teilurteil kurarken karşı davanın başka kalemlerini incelemeyi sürdürebilir. Bu durum, karşı dava hakkında hüküm bulunmadıkça onun Türk tenfiz davasında kabul edilmiş veya reddedilmiş sayılmasına yol açmaz. Taraflar mahsup ve ifa savunmalarını somut kanuni çerçevede ayrı sunmalıdır. MÖHUK m.55/2, tenfiz şartlarının yokluğunun yanı sıra yabancı ilamın kısmen veya tamamen yerine getirilmesi ve sonradan doğan tenfiz engelleri bakımından itirazı düzenler. Türk tenfiz mahkemesi Alman uyuşmazlığının esasını yeniden yargılamanın aracı değildir.
MÖHUK m.54/a karşılıklılık şartı
Alman kısmi hükmünün MÖHUK m.50 koşulunu karşılaması yeterli görülüp m.54 hükümleri atlanamaz. MÖHUK m.54/1-a, iki devlet arasında karşılıklılık anlaşması veya yabancı devlet hukukunda Türk kararlarının tenfizine izin veren hüküm ya da fiilî uygulama bulunmasını arar. Almanya kararının Türkiye’de tenfizi için başvurulan karşılıklılık temeli somut dilekçede ortaya konulmalıdır. Kararın Teilurteil oluşu bu şartı kendiliğinden sağlamaz. Karşılıklılık incelenirken mahkemenin yabancı alacağın doğru hesaplanıp hesaplanmadığını yeniden değerlendirmesiyle karıştırılmamalıdır. Mevzuat ve geçerli uygulama, doğrulanmış kaynaklar üzerinden gösterilerek alacağın hangi yabancı hükme dayandığı açıklanmalıdır.
Münhasır yetki ve gerçek bağlantı kontrolü
MÖHUK m.54/1-b, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren konularda yabancı karar tenfizine sınır getirir. Ayrıca davalının itirazı şartıyla taraflar veya uyuşmazlıkla gerçek bağlantı bulunmayan yabancı mahkemenin kendisini yetkili sayması yönünden hüküm içerir. Alman ticari alacak ilamı ile Türkiye’deki bir taşınmaz üzerinde doğrudan ayni hak değişikliğine karar veren yabancı hüküm aynı şekilde ele alınamaz. Türk borçlunun Türkiye’de malının bulunması yalnız tahsil imkanına ilişkin olabilir; bu durum hükmün konusunu kendiliğinden ayni hak davasına dönüştürmez. Almanya’daki mahkemenin uyuşmazlıkla bağlantısı da taraf, sözleşme ve karar belgelerine göre değerlendirilir.
Kamu düzeni tenfizde yeni bir temyiz yolu değildir
MÖHUK m.54/1-c, yabancı hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasını arar. Alman mahkemesinin delilleri veya borç miktarını Türk mahkemesinden farklı değerlendirmiş olması, tek başına ilamın açıkça kamu düzenine aykırı olduğu anlamına gelmez. Tenfiz incelemesi yabancı ilamın esasını baştan çözme yöntemi değildir. Buna karşılık kararın Türkiye’de uygulanmasının temel hukuk ilkeleriyle açık çatışma doğurduğu ileri sürülüyorsa hangi hüküm fıkrasının hangi ilkeyle çatıştığı somut biçimde gerekçelendirilmelidir. Başlıkta Teilurteil yazması nedeniyle otomatik ret veya otomatik kabul sonucu çıkarmak, maddenin şartlı ve somut değerlendirme niteliğiyle bağdaşmaz.
Alman tebligatı ve savunma hakkı itirazı
MÖHUK m.54/1-ç, kararın verildiği yerdeki usul kurallarına göre davalının çağrılması, temsili ve yokluğunda hüküm verilmesiyle ilgili savunma hakkı koşullarını; ilgili kişinin buna dayanarak tenfiz istemine itiraz etmesi bağlamında düzenler. Alman Teilurteil’de bir talep hakkında karar kurulurken diğer taleplerin devam etmesi, tebligat zincirinin tümden geçersiz sayılmasını gerektirmez. Her kararın öncesindeki çağrı ve temsil süreci ayrıca kontrol edilir. Yoklukta verilen özel Alman Versäumnisurteil kararları için ZPO §339 ve MÖHUK m.54/ç rehberi farklı bir sayfada incelenmiştir. Burada odak Teilurteil’in kapsamıdır.
Almanya’da yapılan ödeme Türkiye’deki istemi azaltabilir
Alman Teilurteil’den doğan tutarın bir bölümü Almanya’da, bir başka bölümü de Türkiye dışında başka yolla tahsil edilmiş olabilir. MÖHUK m.55/2, yabancı ilamın kısmen veya tamamen yerine getirilmesi iddiasını tenfiz incelemesinde öne sürülebilecek savunmalar arasında belirtir. Banka dekontu veya Alman icra dosyası tahsil kaydı bulunduğunda ödeme tarihi, borçlu, alacaklı ve hangi hüküm kaleminin karşılandığı karşılaştırılmalıdır. Yalnız aynı dosya numarasının yazması ödemenin tamamının hangi alacağa ait olduğunu her zaman göstermez. Alacaklı takip öncesinde mahsupları açıklamalı; borçlu ise soyut itiraz yerine ilgili hükme ait somut ödeme belgesi sunmalıdır.
Türkiye’deki tenfiz mahkemesinin görev ve yetkisi
MÖHUK m.51/1 tenfiz kararlarında asliye mahkemesine görev verir. Maddenin ikinci fıkrası, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yerini, yoksa sakin olduğu yeri yetki ölçütü olarak belirler. Her ikisi de bulunmazsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri düzenlenmiştir. Somut davanın niteliğinin asliye mahkemeleri arasındaki özel görev dağılımına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Almanya’daki şirket alacaklısı ile Türkiye’deki şirket borçlusunun ticaret sicili kayıtları, taraf unvanları ve adresleri yanlış yazılmamalıdır. Alman mahkemesinin karar vermeye yetkili bulunmasıyla Türk tenfiz mahkemesinin yer itibarıyla yetkisi iki ayrı inceleme konusudur.
MÖHUK m.55 Türk yargılamasında yeni tebligat öngörür
MÖHUK m.55/1, tenfiz dilekçesi ile duruşma gününün karşı tarafa tebliğini ve istemin basit yargılama usulünde incelenmesini düzenler. Türk tenfiz davasındaki tebligat Alman hükmünün tebliğinden bağımsızdır. Bu iki tarihi karıştırmak kanun yolu veya savunma süresi yanılgısına yol açabilir. MÖHUK m.55/2 ise karşı tarafın ileri sürebileceği itirazların sınırını gösterir: tenfiz şartlarının bulunmaması, hükmün kısmen veya tamamen yerine getirilmiş olması veya yerine getirilmeye engel durumun sonradan çıkması. Alman mahkemesinde değerlendirilmiş esas alacak uyuşmazlığının Türk tenfiz davasında yeniden görülmesi talebi kanuni inceleme sınırının dışına taşabilir.
Tenfizden sonra Türkiye’de cebri icra
MÖHUK m.57/1, tenfiz kararı verilen yabancı ilamların Türk mahkemesi ilamı gibi icra edileceğini belirtir. İcra dairesinin uygulayacağı tutar, hem Alman Teilurteil’in hüküm fıkrası hem Türk tenfiz kararının kapsamıyla sınırlı olmalıdır. Aynı Alman dosyasında henüz bekleyen karşı dava veya tazminat kalemi bu kararla otomatik olarak tahsil edilemez. MÖHUK m.57/2, tenfiz kararına ilişkin kanun yolu ve temyizin yerine getirmeyi durdurmasına ilişkin kural içerir. Somut kararın kanun yolu koşulları ayrıca kontrol edilir. İcra takibinde Türk usul kuralları ve ödemeler esas alınır; sonuç veya tahsil süresi garantisi verilemez.
Alacaklının Almanya’dan hazırlaması gereken dosya
Asgari dosyada Alman Teilurteil’in tam metni, kararın ilgili fıkrasına ait kesinleşmeyi gösteren resmî kayıt, MÖHUK m.53’e uygun tercüme ve onaylar bulunur. Alman mahkemesi kimliği, dosya numarası ve karar tarihi birbirini tutmalıdır. Taraf bir GmbH ise temsil ve ticaret sicili kayıtları, varsa alacak devri belgeleri ve ödeme dekontları ayrıca incelenir. Kararın yalnız bazı fıkralarının kesinleştiği iddia ediliyorsa belgenin bu ayrımı doğrulaması önemlidir. İcra şerhli suretle kesinleşme yazısı birbirinin yerine geçirilmez. Belgelerin tasdik ve tercüme yükümlülüğü ülke bağlantısı ile belge niteliğine göre, uygulanabilir anlaşmalar gözetilerek ayrıca denetlenir.
Dosyada izlenecek adım sıralaması
İlk olarak ZPO §301 kapsamında verilmiş nihai Teilurteil’in hangi talep hakkında olduğu hüküm bölümünden çıkarılır. Ardından ZPO §705 kapsamında bu kısmın kesinleşmesi resmî belgeyle doğrulanır. Üçüncü adımda MÖHUK m.52/c uyarınca tenfizi istenen edim açıkça tanımlanır. Dördüncü olarak MÖHUK m.53 belge seti hazırlanır; m.54’ün karşılıklılık, yetki, kamu düzeni ve savunma hakkı koşulları kontrol edilir. Beşinci adım, m.55’teki itirazlar ve m.56 kapsamında verilecek kısmi veya tam tenfiz kararıdır. Son aşamada yalnız tenfiz edilmiş hükmün m.57 gereğince icrası değerlendirilir.
Teilurteil dosyasındaki temel beş hata
Birinci hata, Alman mahkeme dosyası sürüyor diye kesinleşmiş ayrı hükmü hiç incelememektir. İkinci hata, geçici icra şerhini kesinleşme belgesi kabul etmektir. Üçüncü hata, MÖHUK m.52/c’deki kısmi istemi Alman hâkiminin hükmetmediği yeni alacak yaratma yolu olarak kullanmaktır. Dördüncü hata, karşı dava ve asıl dava hakkındaki talepleri tek bir sonuç gibi görmektir. Beşinci hata ise daha önce ödenmiş tutarları göz ardı etmektir. Bunların her birine karşı hukuki kontrol noktası farklıdır. Ayrı hüküm, kesinleşme, tenfiz koşulları, itiraz ve tahsil belgeleri tek kronolojik tabloya dökülmelidir.
Mevcut Almanya–Türkiye yazılarından farkı
Bu makalenin konusu ZPO §301 kapsamındaki Teilurteil ve MÖHUK m.52/c bakımından kısmi tenfiz ilişkisidir. Alman para ilamlarının genel tenfizi hakkında Münih kararının Türkiye’de tahsili yazısı, gıyabi karar konusunda ZPO §339 tebligat rehberi okunabilir. Almanya’dan avukata vekâletname ve yurt dışındaki şirkete icra takibi başlıkları da farklı işlemlere ilişkindir. Bu ayrım, aynı bilgileri birden fazla sayfada kopyalamamak için korunmuştur.
Sık sorulan sorular
Teilurteil Türkçede ne demektir?
ZPO §301 kapsamındaki Teilurteil, bir davanın karara hazır bölümüne ilişkin ayrı nihai hüküm türüdür.
Alman dosyası sürerken kısmi hüküm kesinleşebilir mi?
Evet. İlgili hükmün ZPO §705 bakımından başvuru süresi ve kanun yolu durumu ayrıca incelenir.
Vorläufig vollstreckbar kesinleşme kaydı mıdır?
Hayır. Alman geçici icra kabiliyeti ile şekli kesinleşme farklı hukuki niteliklerdir.
ZPO §724 uyarınca icra sureti tenfize yeter mi?
Tek başına yeterli sayılmaz; MÖHUK m.53 kesinleşme belgesi ve tercümesini de arar.
Grundurteil ile Teilurteil aynı karar mıdır?
Hayır. Grundurteil ZPO §304’te esasen talebin hukuki temelini konu alır; icra edilebilir edim ayrıca belirlenir.
MÖHUK m.52/c hangi hukuki imkânı tanır?
Yabancı ilamın yalnız belirli kısmının tenfizi istendiğinde bu kısmın dilekçede açıkça gösterilmesini düzenler.
Türk mahkemesi yalnız bazı hüküm fıkralarını tenfiz edebilir mi?
MÖHUK m.56, ilamın kısmen veya tamamen tenfizine karar verilebileceğini belirtir.
MÖHUK m.50’deki ana şart nedir?
Yabancı hukuk davası ilamının verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olması ve Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir.
Hangi Almanca belgeler gerekir?
MÖHUK m.53 gereğince onaylı ilam veya örneği, kesinleşme belgesi ve onaylı tercümeler temel belgelerdir.
Alman karşı dava devam ederse tenfiz yasak mı?
Salt karşı davanın sürmesi otomatik yasak doğurmaz; kesinleşen ayrı hükmün kapsamı ve tüm tenfiz şartları kontrol edilir.
Alacak daha önce kısmen ödenmişse?
MÖHUK m.55/2 gereğince kısmi veya tam ifa tenfiz incelemesinde ileri sürülebilir.
Tenfizden sonra Türkiye’de tahsil nasıl olur?
MÖHUK m.57/1, tenfiz edilmiş yabancı ilamların Türk ilamı gibi icrasını düzenler.
Resmî mevzuat kaynakları
Somut davada kararın hüküm fıkrası, ilgili kesinleşme belgesi ve daha önceki tahsil kayıtları birlikte incelenir. İşlem sonucu veya tahsil süresi hiçbir dosya bakımından genel olarak garanti edilemez.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
