B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Alman Gıyabi Kararı Türkiye’deki Davalıya Tebliğ Edilirse: ZPO §339/2 ve MÖHUK m.54/ç

Kısa ve net cevap

Alman hukukunda Versäumnisurteil olarak adlandırılan gıyabi karara karşı başvurulabilecek Einspruch süresi Alman Hukuk Usulü Kanunu ZPO §339/1 uyarınca kural olarak tebliğden itibaren iki haftadır. Kararın yurt dışında tebliği gerekiyorsa ZPO §339/2, bir aylık süre öngörür; Alman mahkemesi kararda daha uzun bir süre de belirleyebilir. Bu sürenin Türk mahkemesindeki tanıma veya tenfiz itiraz süresiyle aynı olduğu ileri sürülemez. Türkiye’de 5718 sayılı MÖHUK m.54/1-ç uyarınca yapılacak inceleme, Alman yargılamasında usulüne uygun çağrılma, temsil ve savunma hakkına ilişkin koşullar ile kendisine karşı tenfiz istenen kişinin buna dayanarak itiraz edip etmediği üzerine kuruludur. Kararın kesinleşmesi, gıyabi verilmesi ve Türkiye’de icra edilebilir hâle gelmesi üç ayrı hukuki aşamadır.

Temel soru: Alman mahkemesi kararında hangi Zustellung (tebligat) kaydı var, davalı hangi ülkede tebligat muhatabıydı, Alman hukukuna göre karar hangi tarihte kesinleşti ve Türk tenfiz davasında hangi savunmalar ileri sürüldü?

Kısa özet

AşamaKesin dayanakBelge incelemesinde temel ayrım
Davalıya karşı Alman gıyabi kararıZPO §331Duruşmaya gelmeme veya savunma bildirmeme
Alman karara itiraz hakkıZPO §338Einspruch, Alman mahkemesindeki başvurudur
Olağan Alman itiraz süresiZPO §339/1Tebliğden itibaren iki hafta
Kararın yurt dışında tebliğiZPO §339/2Bir ay; mahkeme daha uzun süre belirleyebilir
Alman itiraz dilekçesiZPO §340Kararın belirtilmesi ve itiraz beyanı
İtirazın etkisiZPO §342Kabul edilebilir itirazla yargılama önceki aşamaya döner
Alman kararının kesinleşmesiZPO §705Kullanılabilir itiraz veya kanun yolu süresi geçmeden kesinleşme yoktur
Türkiye’de icra edilme şartıMÖHUK m.50Kesinleşmiş yabancı hukuk mahkemesi ilamı ve tenfiz
Tebligat ve savunma hakkıMÖHUK m.54/1-çDavalının Alman usulüne aykırılığa dayanarak itirazı
Türk tenfiz dilekçesine itirazMÖHUK m.55Tenfiz koşulları ve kanunda sınırlı savunmalar
Alman gıyabi mahkeme kararı, tebligat ve savunma hakkı için iki ülke arasında tenfiz süreci

1. Versäumnisurteil hangi Alman kararıdır?

Versäumnisurteil, Alman medeni yargılama usulünde taraflardan birinin belirlenen usul yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya duruşmaya gelmemesi nedeniyle verilen gıyabi hükümdür. ZPO §330, davacının duruşmaya gelmemesi hâlindeki sonucu düzenlerken; ZPO §331, davalının gelmemesi ya da gerekli savunma bildiriminde bulunmaması bağlamında karar verilmesine ilişkin hükümler içerir. Bu ayrım önemlidir: Kararın başlığında Versäumnisurteil yazması, kimin aleyhine verildiğini veya davalının daha önce hangi işlemleri yaptığını tek başına göstermez.

Alman hukukunda gıyabi kararın varlığını gösteren resmî evrak çoğu kez kararın kendisi, mahkeme dosya numarası, taraflar, hüküm fıkrası ve tebligat kaydıdır. Kararın verilme tarihi, tebliğ tarihi değildir. Mahkeme duruşmasındaki yokluk, kararın davalıya sonradan tebliğ edilmesi veya verilmiş karara karşı itiraz hakkının kullanılma süresinin başlamasıyla aynı olgu değildir.

Türkiye’de tenfiz istenen dosyanın ilk incelemesinde, kararın Alman hukukunda ne tür bir hüküm olduğu sorulmalıdır. Bir para alacağına ilişkin gıyabi hüküm, Alman ödeme emri sürecinde verilen Vollstreckungsbescheid ile karıştırılmamalıdır. Alman ZPO §700, Vollstreckungsbescheid hakkında ayrıca hükümler barındırır. Bu iki belgeyi aynı usulle ele almak sürenin, kesinleşmenin ve tebligatın yanlış değerlendirilmesine yol açabilir.

2. ZPO §339/1: İki haftalık olağan Einspruch süresi

Alman ZPO §338, gıyabi karar aleyhine verilen tarafa Einspruch hakkı tanır. ZPO §339/1’e göre bu başvurunun süresi iki haftadır ve süre gıyabi kararın tebliğiyle başlar. Kanun, bu süreyi Notfrist olarak nitelendirir. Dosyanın Almanya’da yürütülmesi, taraflardan birinin Türk vatandaşı olması veya alacağın Türk hukukuna bağlanması bu maddede düzenlenen temel sürenin başlangıcını kendiliğinden değiştirmez.

Mahkeme kararının 10 Mart’ta verilmesi, aynı gün tebliğ edildiği anlamına gelmez. Tespit edilmesi gereken tarih, Alman usul hukukuna göre usulüne uygun tebliğ tarihidir. Kararın Almanya’daki eski bir adrese gönderildiği, tarafın gerçekte Türkiye’de yaşadığı veya tebligatın bir vekile yapıldığı dosyalarda, tebligatın muhatabı ve adresi ayrıca araştırılmalıdır.

Alman mahkemesi dosyasında Zustellungsurkunde, elektronik tebligat kaydı, vekilin tebliğ alması veya tebligatın yurt dışında yapılmasına ilişkin belge bulunabilir. İki haftalık süreyi hesaplamak için önce hangi tebligat şeklinin uygulandığını ve hangi tarihte geçerli sayıldığını görmek gerekir. Sadece e-posta ile gönderilmiş bir karar PDF’sini görmek, kanuni tebligatın kesin biçimde yapıldığını ispatlamak için tek başına yeterli olmayabilir.

3. ZPO §339/2: Yurt dışı tebligatında neden bir ay?

ZPO §339/2 açık hüküm içerir: Tebligatın yurt dışında yapılması gerekiyorsa Einspruch süresi bir aydır. Alman mahkemesi gıyabi kararında daha uzun bir süre de belirleyebilir. Dolayısıyla Türkiye’de ikamet eden davalıya kararın Türkiye’de tebliği gerekli olan bir dosyada, Alman hukukunun yurt dışı tebligata ilişkin özel süre düzenlemesi incelenir.

Burada “Türkiye’de yaşayan herkesin bütün Alman gıyabi kararlarında süresi daima bir aydır” sonucu çıkartılmamalıdır. Kanun, kişinin vatandaşlığını değil tebligatın yurt dışında yapılması gereğini esas alır. Bir dava dosyasında geçerli şekilde yetkilendirilmiş Alman vekile tebliğ yapılmışsa, adres kayıtları ve usul hukuku kuralları ayrıca belirleyicidir. Hangi adrese, kime ve hangi yolla tebligat yapılacağı mahkeme dosyasındaki usul işlemleriyle tespit edilir.

Aynı şekilde bir aylık sürenin de her zaman son süre olduğu söylenemez. ZPO §339/2, Alman mahkemesine gıyabi kararda daha uzun süre belirleme imkânı tanır. Somut kararın hüküm bölümündeki Rechtsbehelfsbelehrung ve tebligat kayıtları incelenmeden standart iki haftalık süre uygulanmamalıdır.

Bu, Almanya’daki müvekkilden gelen “karar iki hafta önce verilmiş, artık kesinleşti mi?” sorusunu yanıtlamada temel ayrımdır. Kararın verildiği tarih yerine usulüne uygun tebliğ tarihi, tebliğin nerede yapılması gerektiği ve mahkemenin belirlediği süre araştırılır. Belgeler görülmeden kesinleşme ilan edilmez.

4. Einspruch ile Türkiye’deki tenfize itiraz farklı kanun yollarıdır

Einspruch, ZPO §§338–340 uyarınca Alman mahkemesindeki gıyabi karara karşı başvurudur. Türk mahkemesinin açılan tenfiz davasında MÖHUK m.54/1-ç kapsamında savunma hakkı ve tebligat itirazını değerlendirmesi ise başka bir hukuki süreçtir. Türk mahkemesi, Alman gıyabi kararına karşı Alman ZPO uyarınca Einspruch dilekçesi alan makam değildir.

ZPO §340/1, itirazın kararın verildiği Alman yargı makamına bir itiraz dilekçesiyle yapılmasını öngörür. Maddenin ikinci fıkrasında itiraz edilen kararın tanımlanması ve ona karşı itiraz edildiğinin açıklanması gerekir. Uygun süre ve şekil içinde yapılmış itirazın etkisini ZPO §342 düzenler: Yargılama, itirazın kapsamı ölçüsünde yokluk nedeniyle gıyabi karar verilmesinden önceki aşamaya döner.

Türkiye’deki tenfiz yargılaması, Alman gıyabi kararının Alman usul hukukuna göre hâlen itiraz konusu olup olmadığı sorusunu göz ardı edemez. Çünkü 5718 sayılı MÖHUK m.50/1, hukuk davalarına ilişkin yabancı mahkeme kararının verildiği devlet kanunlarına göre kesinleşmiş olmasını temel şartlar arasında sayar. Bir kararın Almanya’da geçici olarak icra edilebilir olması, kesinleşmiş olmasıyla aynı durum değildir.

İtiraz stratejisi bu nedenle iki dosya üzerinden yürütülür: Almanya’da süre ve kararın kesinliği; Türkiye’de ise yabancı kararın tenfizine ilişkin koşullar. İki usulü tek bir dilekçe veya tek bir süreye indirgemek hak kaybına yol açabilir.

5. ZPO §705 ve §708: Kesinleşme ile geçici icra edilebilirlik karıştırılmamalı

Alman ZPO §705, kararların şekli kesinleşmesinin kullanılabilir kanun yolu veya itiraz süresi dolmadan gerçekleşmeyeceğini, süresinde yapılan kanun yolu veya itirazın kesinleşmeyi engelleyeceğini düzenler. ZPO §708 ise belirli kararların, bu arada gıyabi kararların, teminat gösterilmeden geçici olarak icra edilebilir ilan edilmesine ilişkin hükümler içerir.

İki sonuç farklıdır: Alman hukukunda bir hükmün vorläufig vollstreckbar olması, onun rechtskräftig olduğu anlamına gelmez. Türkiye’de yabancı mahkeme ilamına dayanılarak icra istemek için MÖHUK m.50/1’deki kesinleşme koşulu ayrıca incelenir. Alman dosyasında geçici icra edilebilirlik ibaresi bulunduğu için bu belgenin doğrudan Türkiye’de kesin hüküm gibi uygulanması doğru değildir.

Bu ayrım özellikle kararın yeni tebliğ edildiği, muhatabın ZPO §339/2’deki bir aylık süre içinde olduğu veya Alman yargılamasında bir itiraz dilekçesi sunulduğu hâllerde önem kazanır. Yargılamanın hangi aşamada olduğu Alman mahkeme kaleminden temin edilen resmî kesinleşme ve itiraz kayıtlarıyla doğrulanmalıdır.

Bir Alman mahkeme kararının altında Rechtskraftvermerk bulunması tek başına bütün tartışmaları sona erdirmez; kaydın hangi karara ve hangi hüküm bölümüne ilişkin olduğu, itirazın etkisi ve belgelerin doğruluğu araştırılmalıdır. Türk tenfiz mahkemesinin yargılaması Alman mahkemesindeki itiraz süresini yeniden başlatmaz.

6. MÖHUK m.54/1-ç: Tebligat ve savunma hakkı itirazının sınırları

5718 sayılı MÖHUK m.54/1-ç, tenfizi istenen yabancı ilam yönünden önemli bir koruma düzenlemesidir. Buna göre kararın verildiği ülke kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin mahkemeye usulüne uygun çağrılmamış, temsil edilmemiş veya kanunlara aykırı şekilde gıyabında/yokluğunda hüküm verilmiş olması ve bu kişinin söz konusu sebeplerden birine dayanarak Türk tenfiz mahkemesine itiraz etmesi düzenlemede değerlendirilir.

Maddenin metni iki unsuru bir araya getirir: Yabancı yargılamadaki usul güvencesine ilişkin belirli aykırılık ve buna dayanılarak tenfize itiraz edilmesi. Bu nedenle “her gıyabi karar Türkiye’de tenfiz edilemez” denilemez. Gıyabi hüküm verilmesi, Alman hukukunda da düzenlenmiş bir usuldür; asıl konu geçerli çağrı, temsil, savunma imkânı ve Türk tenfiz davasındaki usul savunmasıdır.

Aynı şekilde “davalı duruşmaya gelmediği için mahkeme zaten haklıdır” sonucu da kurulamaz. Alman usul hukukunda tebligatın ne zaman ve hangi yöntemle tamamlandığı, savunma bildiriminin usulüne uygun istenip istenmediği ve kararın dayanakları incelenmelidir. MÖHUK m.54/ç değerlendirmesi, Alman dosyasındaki usul kayıtları üzerinden somutlaştırılmalıdır.

Davalı taraf itiraz ederken “tebliğ edilmedi” biçiminde yalın beyanla yetinmek yerine tebligatın hangi adrese çıkarıldığı, o tarihteki ikamet, vekil bulunup bulunmadığı, Alman mahkemesindeki savunma işlemleri ve gıyabi hükmün ne zaman öğrenildiği hakkında belge sunmalıdır. İtirazın dayanağı, Türkçe tercümeleriyle düzenli biçimde dosyaya konulmalıdır.

7. Alman tebligatı Türkiye’de yapılmışsa hangi belgeler önemlidir?

İlk belge, dava dilekçesinin ve duruşma çağrısının Alman makamınca hangi usulle gönderildiğini gösteren evraktır. İkinci belge, Alman mahkemesinin gıyabi kararının kendisidir. Üçüncü belge, kararın tebliğine ilişkin kayıttır. Dördüncü belge ise varsa Alman avukatın vekâletnamesi, savunma beyanı, Einspruch dilekçesi ve mahkemenin bu başvurular üzerine yaptığı işlemleri gösteren tutanaktır.

Davalının Türkiye’de bulunduğunu gösteren adres kayıtları, Alman makamına bildirilmiş başka bir adres ile karşılaştırılmalıdır. Davalının başka bir ülkede geçici bulunması, bildirilmiş yasal tebligat adresi veya yetkili avukatının varlığı da ayrıca tespit edilmelidir. “Pasaportum Türkiye’de düzenlenmiş, o hâlde yurt dışı tebligat süresi uygulanır” şeklinde doğrudan bağlantı kurulmaz.

Bir mahkeme kararına ait PDF’deki Zugestellt am alanı, ayrıca ilgili tebligat evrakıyla doğrulanmalıdır. Bazı dosyalarda elektronik bildirim ve temsil yoluyla tebligat yapılmış olabilir. Kimin hangi tarihte tebliği aldığı belirlenmeden Alman hukukundaki Einspruch süresi ile Türk hukukundaki savunma hakkı iddiası birbirine bağlanmamalıdır.

Tebligatın uluslararası bir sözleşme veya doğrudan yetkili makam kanalıyla yapılması gerekmiş olabilir. Alman ve Türk makamları arasında uygulanacak tebligat yönteminin seçimi dosyanın niteliğine bağlıdır. Türkiye’de hukuk davasına ilişkin yapılmış bir Alman tebligatı, Türk idari bildirim usulleri veya Alman iç hukukundaki yalnızca yerel tebligatla karıştırılmamalıdır.

8. MÖHUK m.50, 53 ve 55: Tenfiz dosyasında belge ve itiraz aşamaları

MÖHUK m.50, yabancı ülkede hukuk davası hakkında verilmiş ve verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş ilamın Türkiye’de icra edilmesinin Türk mahkemesinin tenfiz kararına bağlı olduğunu düzenler. Dolayısıyla Alman gıyabi kararına dayanarak Türk bankasına veya Türk icra dairesine başvurmak için yalnızca kararın Almanca örneğini göstermek her durumda yeterli değildir.

MÖHUK m.53, tenfiz dilekçesine yabancı mahkeme ilamının usulüne uygun onaylanmış aslı veya örneği ve onanmış tercümesi ile kesinleşmeyi gösteren usulüne uygun onanmış yazı veya belge ve onanmış tercümesinin eklenmesini öngörür. Alman gıyabi kararına özel olarak tebligat ve kanun yolu durumunun tespiti, sunulan kesinleşme belgelerinin gerçek değerini anlamak için gereklidir.

MÖHUK m.55, tenfiz istemine ilişkin dilekçenin duruşma günü ile birlikte karşı tarafa tebliği ve tenfiz şartlarına ilişkin itirazların incelenmesini düzenler. Bu aşamada davalının Alman usulüne uygun çağrılmadığını ileri sürmesi ile kararın alacak miktarının esası hakkında yeniden yargılama yapılmasını istemesi ayrı konulardır.

Tenfiz davasını Alman alacak davasının tümüyle yeniden görülmesi olarak anlamak doğru değildir. Türk mahkemesi tenfiz şartlarını inceler. Bu nedenle Alman mahkemesi kararındaki borç miktarına ilişkin her itirazın Türkiye’de otomatik olarak baştan değerlendirileceği yönünde bir beklenti kurulamaz.

9. Gıyabi kararın gerekçesiz veya kısaltılmış olması neyi değiştirir?

Alman ZPO §313b, gıyabi kararların ve belirli diğer kararların daha kısa içerikle düzenlenmesine ilişkin kurallar getirir. Maddenin üçüncü fıkrası, kararın yurt dışında ileri sürülmesinin beklendiği hâllerde birinci fıkradaki gerekçesiz düzenleme kuralının uygulanmamasını öngörür. Türkiye’de tenfizi istenen bir dosyada yalnızca hüküm fıkrasına bakmak yerine kararın mahiyeti ve Alman usul evrakı dikkatle değerlendirilmelidir.

Karar metni kısa olduğunda bunun sebebi Alman hukukundaki karar türü ve şekil düzenlemesi olabilir. Ancak böyle bir metinle Türkiye’de tenfiz istenmesi hâlinde, Türk tenfiz mahkemesinin hangi hükmü, hangi taraflar arasında ve hangi kesinleşme koşuluyla tanıyacağı açık olmalıdır. Kararın tamamı ve varsa tamamlayıcı belgeler dosyaya sunulmalıdır.

Kararın bir bölümünde asıl alacak, başka bölümünde faiz ve yargılama giderleri düzenlenmişse her kalemin kapsamı ayrı belirlenir. Türk tarafların bir Alman dosya numarasını esas alarak bütün talepleri tek kalemde takip etmesi yerine hükmün icra edilebilir kısımları okunmalıdır.

10. Üç pratik süreç: Alacaklı, borçlu ve Alman itirazı devam eden kişi

Alacaklı taraf: Almanya’da lehine gıyabi karar verilen alacaklı, Türkiye’de malvarlığı bulunan borçluya karşı tenfiz planlıyorsa önce kararın Alman hukukuna göre kesinleşme durumunu ve tebligat dosyasını toplamalıdır. ZPO §708 kapsamındaki geçici icra edilebilirlik, MÖHUK m.50’deki kesinleşme şartından farklıdır. Kesinleşme ve kararın doğru örneği olmadan usul işlemlerinin başlaması gereksiz masrafa neden olabilir.

Borçlu taraf: Almanya’daki gıyabi karardan Türkiye’deki tenfiz dilekçesiyle haberdar olan kişi, Alman kararının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğini, itiraz süresinin başlayıp başlamadığını ve varsa Alman makamları önünde başvuru imkânını ayrı incelemelidir. MÖHUK m.54/1-ç’ye dayanılarak Türk tenfiz mahkemesinde yapılabilecek itiraz da somut tebligat olgularına dayanmalıdır.

Almanya’da Einspruch devam eden taraf: Süresinde yapılmış itirazın ZPO §342 etkisi ve ZPO §705 anlamında kesinleşme durumu dosyaya yansıtılmalıdır. Türkiye’de tenfiz süreci başlatılmışsa Alman dosyasındaki yeni işlemler tercüme ve usulüne uygun belgelerle değerlendirmeye sunulmalıdır. Başvuru devam ediyor diye bütün Türk usul işlemlerinin kendiliğinden sona ereceği varsayılmamalıdır; sonucun hangi usule göre ele alınacağı Türk mahkemesinde tartışılır.

Her üç durumda da başvuru stratejisi aynı değildir. Alacaklı için kesinleşmiş ve tenfizi mümkün hükmün belgeleri, borçlu için tebligat ve savunma hakkına dayalı itiraz, Alman yargılaması devam eden kişi içinse güncel mahkeme durumunun ispatı önceliklidir.

11. Süre hesabında özellikle kaçınılacak beş hata

Birinci hata, kararın verildiği tarihi tebliğ tarihi kabul etmektir. ZPO §339, tebliği sürenin başlangıcına bağlar. Karar tarihi ile usulüne uygun tebligat tarihi arasında günler, haftalar veya daha fazla zaman bulunabilir.

İkinci hata, Alman davalının Türk vatandaşı olmasını otomatik olarak “yurt dışı tebligat” saymaktır. ZPO §339/2’nin kriteri vatandaşlık değil, tebligatın yurt dışında yapılması gereğidir. Vekille temsil veya başka tebligat yöntemi varsa dosya kaydı okunmalıdır.

Üçüncü hata, Alman kararın geçici icra edilebilir olmasını kesinleşme kabul etmektir. ZPO §705 ile §708 ayrı hükümler içerir. Türk tenfizinin MÖHUK m.50 kapsamındaki kesinleşme koşulu tartışılmadan Almanya’daki geçici icra statüsü yeterli gösterilmemelidir.

Dördüncü hata, gıyabi verilmiş her kararın MÖHUK m.54/ç gereği tenfiz edilemeyeceğini ileri sürmektir. Maddenin metni, yabancı usule aykırı çağrı, temsil veya yokluk durumuna ilişkin belirli koşulları ve davalının buna dayanarak itiraz etmesini düzenler. Hükmün gıyabi verilmesi tek başına bu şartların oluştuğunu göstermez.

Beşinci hata, Türkiye’deki tenfiz davasında Einspruch başvurusu yapılabileceğini düşünmektir. Einspruch Alman usul hukukunun başvurusudur. Türk tenfiz davasındaki itiraz MÖHUK m.54–55 çerçevesinde yapılır. Bir ülkede usul süresinin geçirilmesi diğer ülke mahkemesinin dosyayı baştan görmesini otomatik olarak sağlamaz.

12. Müvekkil dosyası için evrak ve kontrol düzeni

Alacaklı tarafın dosyasında Alman mahkemesinin adı ve dosya numarası, gıyabi kararın tam metni, tebligat kayıtları, kesinleşme belgesi, varsa Alman kanun yolu evrakı ve Türkçe tercümeler ayrı başlıklar hâlinde bulunmalıdır. Alacaklı ayrıca Türkiye’de tahsilat yapılacak muhatabın doğru kişi veya tüzel kişi olduğundan, hüküm fıkrasındaki taraf bilgilerinin Türk kayıtlarıyla eşleştiğinden emin olmalıdır.

Borçlu tarafın dosyasında ise Alman davanın tebligat geçmişi, fiilî ve resmî adres kayıtları, temsil yetkisi, alınan veya alınmayan mahkeme bildirimleri ve Almanya’da yapılmış savunmalar incelenmelidir. MÖHUK m.54/1-ç kapsamında hangi somut aykırılığın ileri sürüldüğü açıkça belirtilmelidir. Sadece “Almanya’da yaşamıyorum” beyanı, dosyada geçerli tebligatın bulunmadığını tek başına açıklamaz.

Kararın birden fazla davalıya ilişkin olması durumunda her davalının tebligat ve itiraz süresi ayrı değerlendirilmelidir. Aynı kararın bir davalı yönünden kesinleşmiş, diğeri yönünden farklı usul aşamasında olması mümkün olduğundan taraf statüleri ve kararın kapsamı gösterilmelidir. Türkiye’deki tenfiz talebinin hangi kişi aleyhine yöneltildiği de açık kalmalıdır.

Sınır ötesi dosyaların ilk görüşmesinde hukuki görüşün güvenilirliği, bütün evrakın görülmesine bağlıdır. Eksik evrakla “Türkiye’de kesin kazanılır” veya “Alman kararın hiçbir etkisi yok” şeklindeki beyanlar ZPO ve MÖHUK hükümlerinin aradığı ayrıntıları karşılamaz.

Sık sorulan sorular

1. Alman gıyabi kararına itiraz süresi her zaman iki hafta mı?

Hayır. ZPO §339/1’in olağan süresi iki haftadır. Kararın yurt dışında tebliği gerekiyorsa §339/2 bir aylık süre öngörür; mahkeme daha uzun süre belirleyebilir.

2. Türkiye’de yaşayan Türk vatandaşı otomatik olarak bir aylık süre kullanabilir mi?

Vatandaşlık tek başına yeterli ölçüt değildir. ZPO §339/2, tebligatın yurt dışında yapılması gereğini esas alır. Somut tebligat yöntemi ve mahkeme kararı incelenmelidir.

3. Einspruch hangi mahkemeye yapılır?

ZPO §340 uyarınca itiraz Alman yargılamasını yürüten mahkemeye dilekçeyle yapılır. Türk tenfiz mahkemesine verilen itiraz, Alman Einspruch başvurusunun yerine geçmez.

4. İtiraz kabul edilirse Alman dava ne olur?

ZPO §342, kabul edilebilir Einspruch ile yargılamanın itiraz kapsamıyla sınırlı olarak gıyabi hükümden önceki aşamaya döneceğini düzenler.

5. Alman kararı geçici icra edilebilir ise Türkiye’de hemen haciz yapılabilir mi?

ZPO §708’deki geçici icra edilebilirlik ile MÖHUK m.50’nin yabancı ilam için aradığı kesinleşme farklıdır. Türkiye’de tenfiz koşulları ayrıca sağlanmalıdır.

6. MÖHUK m.54/ç her gıyabi Alman kararının tenfizini engeller mi?

Hayır. Madde, Alman usulüne göre uygun çağrılma, temsil ve yoklukta hüküm verilmesine ilişkin belirli koşullar ile davalının buna dayanarak tenfiz mahkemesinde itirazını ele alır.

7. Alman mahkeme kararının tarihi tebligat tarihi sayılır mı?

Hayır. Kararın verildiği tarih ile usulüne uygun tebliğ edildiği tarih farklıdır. ZPO §339 sürenin başlangıcını tebliğe bağlar.

8. Kararın Türkçe tercümesi yeterli midir?

Tenfiz için MÖHUK m.53’te yabancı ilam, kesinleşme belgesi ve bunların usulüne uygun onanmış tercümelerine ilişkin düzenleme bulunur. Sadece tercüme sunmak bütün belgelerin tamamlandığını göstermez.

9. Kararın Alman hukukunda kesinleştiği nasıl anlaşılır?

Alman mahkemesinin resmî kesinleşme ve kanun yolu kayıtları incelenir. ZPO §705 uyarınca kullanılabilir itiraz süresi dolmadan şekli kesinleşme gerçekleşmez.

10. Alman duruşmasına katılmamış olmak Türkiye’de otomatik savunma hakkı ihlali midir?

Hayır. Duruşmaya çağrılma, savunma imkânı ve usulüne göre temsil edilme koşulları Alman dosya kayıtları üzerinden incelenir. MÖHUK m.54/ç bu hususların somut biçimde ileri sürülmesine dayanır.

11. Alman ödeme emri ile Versäumnisurteil aynı şey mi?

Hayır. Alman ZPO §700, Vollstreckungsbescheid için özel bir düzenleme içerir. Bu belge ile gıyabi kararın usul yolu ve kesinleşme kayıtları aynı kabul edilmemelidir.

12. Alman gıyabi kararı hakkında hukuki inceleme için hangi belgeler gerekir?

Kararın tam metni, tebligat belgeleri, varsa Einspruch ve savunma dilekçeleri, Alman mahkeme kesinleşme kaydı, tarafların adres ve temsil belgeleri ile Türkiye’deki tenfiz dilekçesi ilk incelemenin ana belgeleridir.

Resmî kanun ve yargısal kaynaklar

Site içi ilgili rehberler

Almanya’dan Türkiye’deki tenfiz dosyasını takip etmek

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Türkiye genelindeki dosyalarını İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerinden yönetir ve koordine eder. Alman mahkemesinin gıyabi kararına dayalı Türkiye’deki tenfiz uyuşmazlığı için ön inceleme, özellikle kararın tebliğ ve kesinleşme belgelerinin karşılaştırılmasıyla başlar. İletişim: +90 552 224 43 66.

İstanbul ve Mersin Ofis Haritaları

Mersin Ofisi

İhsaniye Mahallesi 4903. Sokak Profit İş Merkezi No:23 Kat:3 Daire:14 Akdeniz/Mersin

İstanbul Ofisi

Maslak Ahi Evran Caddesi Polaris Plaza No:21 Kat:9 34475 Sarıyer/İstanbul

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    İSTANBUL · MERSİN · ÇEVRİM İÇİ

    Hukuki görüşme talebi

    Konunuzu kısaca paylaşın. Görüşme için tercih ettiğiniz ofisi veya çevrim içi seçeneğini belirtebilirsiniz.

    * İşaretli alanlar zorunludur.




    Mesaj uzunluğu0 / 1000

    Kalan karakter: 1000Boşluklar dahildir.Sınıra yaklaşıyorsunuz.1.000 karakter sınırına ulaştınız.

    Kimlik numarası, banka bilgisi veya hassas belge paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    İlk iletişim tek başına avukatlık ilişkisi kurmaz ve yasal süreleri durdurmaz. Acil süreli konularda telefonla ulaşın.

    Bu Yazıyla İlgili Soru Sor

    Gerçek sorular yönetici incelemesinden sonra anonim olarak yayımlanabilir. İsim, telefon, kimlik numarası, dosya numarası veya özel bilgi paylaşmayın. Bu alan hukuki danışmanlık değildir.

    Gizlilik ve KVKK bilgilendirmesi

    Telefon WhatsApp