Alman Anerkenntnisurteil Türkiye’de Tenfiz Edilir mi? ZPO §307, §313b/3 ve MÖHUK m.53
Kısa ve net cevap
Alman mahkemesinin ZPO §307’ye göre talebin kabulü üzerine verdiği Anerkenntnisurteil, Alman hukukunda mahkeme ilamı niteliğindedir. Türkiye’de icrası için MÖHUK m.50 uyarınca ilgili devlet hukukuna göre kesinleşmiş olması ve Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesi gerekir. ZPO §313b/3, kabul kararının yurt dışında ileri sürüleceğinin beklendiği durumda gerekçesiz kısaltılmış hüküm düzenine ilişkin §313b/1’in uygulanmayacağını açıkça belirtir. Almanya’daki geçici icra kaydı, MÖHUK m.53’ün aradığı kesinleşme belgesinin yerine geçmez.
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
Kısa özet
| Hukuki ayrım | Kanuni dayanak | Kontrol |
|---|---|---|
| Kabul üzerine hüküm | ZPO §307 | Kısmi/tam kabul, mahkeme hükmü |
| Gerekçenin bulunması | ZPO §313b/1 ve /3 | Yurt dışında kullanım öngörüsü |
| Sonradan tamamlama | ZPO §313a/5 | Yurt dışında kullanıma yönelme |
| Geçici icra | ZPO §708/1 | Kesinleşmeden farklı |
| Kesinleşme | ZPO §§705–706 | Resmî belge ve kanun yolu |
| Türkiye’de tenfiz | MÖHUK m.50–54 | Mahkeme, belge, şartlar |
| Ödeme itirazı ve karar | MÖHUK m.55–57 | İfa, kısmi tenfiz ve icra |

Anerkenntnisurteil ile sıradan bir borç ikrarı aynı değildir
Alman Hukuk Usulü Kanunu ZPO §307 uyarınca davaya taraf olan kişi kendisine karşı ileri sürülen talebi tamamen veya kısmen kabul ederse mahkeme bu kabul doğrultusunda hüküm kurar. Bu karar Anerkenntnisurteil olarak adlandırılır. Türkçede kabul hükmü ya da kabul üzerine verilmiş mahkeme kararı denebilir. Alman ticari alacak davasında düzenlenen bu belge, borçlunun avukata gönderdiği ödeme taahhüdünden veya noterde yaptığı tek taraflı borç ikrarından ayrıdır. Türkiye’de tenfiz talebi değerlendirilirken dayanağın gerçek bir Alman mahkeme ilamı olup olmadığı ilk sorudur. Borçlunun irade açıklamasına dayanılması, mahkeme kararının kesinleşmesi ve tenfiz koşulları üzerinde otomatik muafiyet doğurmaz.
ZPO §307 kısmen kabul edilmiş talep için de hükme izin verir
Alman ZPO §307, tarafın ileri sürülen talebi tamamen ya da kısmen kabul etmesi hâlinde kabul edilen kısım hakkında hükmedilmesini düzenler. Madde, kabul edilen bölüm yönünden sözlü duruşma yapılmasına gerek bulunmadığını da açıkça belirtir. Bu nedenle yalnız duruşma tutanağında klasik uzun bir yargılama görülmemiş olması, kararın mahkeme hükmü niteliğini ortadan kaldırmaz. Fakat hangi tutarın veya edimin kabul edildiği mahkeme kararındaki Tenor bölümünden anlaşılmalıdır. Tarafın ödeme planını görüşmüş olması ile mahkeme önünde kabul ettiği davacı talebi aynı şey değildir. Kısmi kabulde reddedilmeyen diğer talebin Alman dosyasında ne durumda olduğu ayrıca gösterilir.
Alman mahkeme içi sulh tutanağından farkı
Alman mahkemesindeki gerichtlicher Vergleich tarafların karşılıklı uzlaşmasını yansıtabilir. Anerkenntnisurteil ise davalının veya tarafın kendisine karşı yöneltilen talebi kabul etmesi üzerine verilen mahkeme hükmüdür. Bu fark Türkiye’de uygulanacak yabancı kararlar rejimi bakımından önemlidir; taraflar arasındaki sözleşmeye dönük tespit ile mahkeme hükmünün tenfizi aynı usule tabi sayılmamalıdır. Sırf başlığında ‘kabul’, ‘sulh’ veya ‘uzlaşma’ sözcüğü bulunduğu için belge MÖHUK m.50 kapsamına otomatik sokulamaz. Alman orijinal belgenin türü, hüküm fıkrası, imzası veya elektronik düzenleme şekli, mahkeme ile dosya kimliği ve kesinleşme kaydı birlikte okunmalıdır.
ZPO §313b/1 gerekçesiz kabul hükmünün genel yapısını düzenler
ZPO §313b/1’e göre Versäumnisurteil, Anerkenntnisurteil veya Verzichtsurteil biçimindeki kararların normal şartlarda ayrıntılı olay özeti ve gerekçesi bulunması gerekmez. Kanun bu karar türlerinin açıkça ilgili isimle adlandırılmasını da öngörür. Bu nedenle Alman mahkemesinden gelen kısa bir Anerkenntnisurteil belgesi, sırf klasik gerekçe bölümü az diye başka bir belgeye dönüştürülmemelidir. Ancak Türkiye gibi Almanya dışındaki bir ülkede ilamın ileri sürüleceği biliniyorsa §313b/3 ayrıca incelenir. Alman usul hukuku bu özel durumda gerekçesiz kısa karar düzenine önemli bir sınır koymuştur. Türk tenfiz dosyasındaki hazırlık yalnız kısa kararın tercümesiyle bitmez.
ZPO §313b/3: kararın yurt dışında kullanılacağı öngörülüyorsa
ZPO §313b/3, gıyabi karar veya kabul hükmünün yurt dışında ileri sürülmesinin beklendiği hâllerde aynı maddenin birinci fıkrasındaki gerekçe ve olay anlatımını kaldıran düzenlemenin uygulanmayacağını söyler. Bu, Almanya’da alacağı bulunan ve Türkiye’deki borçlunun malvarlığına yönelmeyi planlayan kişi bakımından doğrudan ilgili bir hükümdür. Alman mahkemesinin Türkiye’de kullanılacağı öngörülen karar için hangi şekilde tam metin hazırladığı bu nedenle kontrol edilir. Bu kuraldan ‘gerekçesi kısa olan her karar Türkiye’de kesinlikle tenfiz edilemez’ sonucu çıkarılmaz. Türk tenfiz şartları MÖHUK m.50–55 hükümlerine göre ayrıca belirlenir. Alman mahkemesi nezdindeki karar biçimi sorunu ile Türk tenfiz engelleri birbirinden ayrılmalıdır.
Başlangıçta kısa yazılan karar daha sonra yurt dışında kullanılacaksa
ZPO §313a/5, olay özeti ve gerekçe olmadan hazırlanan bir ilamın daha sonra yurt dışında kullanılacağı hâllerde, gıyabi ve kabul hükümlerinin tamamlanmasına ilişkin kuralların buna uygun biçimde uygulanmasını düzenler. Alman kararının ilk düzenlendiği tarihte Türkiye’de icra düşünülememiş olsa bile sonraki ihtiyaçta mahkeme yazı işleri ve işlem usulü üzerinden belgenin hangi şekilde tamamlanabileceği sorusu gündeme gelebilir. Ancak her dosyada aynı evrak isteminin yeterli olduğu söylenemez. Talep edilen belgenin hangi karara ilişkin olduğu, hangi mahkemeden isteneceği ve kararın kesinleşme durumu ayrı doğrulanır. Gerekçeyi sonradan Türk vekilin kendi değerlendirmesiyle kararın içine eklemesi hukuken uygun değildir.
Elektronik Alman mahkeme dosyasında kısaltılmış karar biçimi
ZPO §313b/4, ikinci fıkradaki kısaltılmış karar düzenleme biçiminin dava dosyası elektronik tutuluyorsa uygulanmayacağını belirtir. Bu hüküm, Almanya’da elektronik yargılama evraklarıyla çalışan taraflar açısından belgenin aslı veya resmî örneğinin nasıl edinildiği sorusunu etkileyebilir. Mahkemenin elektronik belgeyi oluşturma yöntemi ile yurt dışı kullanım için açıklama ve onay yükümlülükleri tek başına aynı mesele değildir. Türkiye’de MÖHUK m.53 kapsamında usulünce onaylı ilam veya örneği ile onanmış tercüme aranır. Elektronik dosya içinden indirilen doğrulanamayan ekran görüntüsü, ilgili resmî onay ve belgenin bütünlüğü denetlenmeden yeterli varsayılamaz.
Kabul beyanını yapan kişinin şirketi temsil yetkisi
Alman şirket aleyhine davada talebin kabulü yapılmışsa kararın tarafı şirket tüzel kişiliğidir. Kabul beyanını şirketin temsilcisi veya usulüne uygun yetkili avukatı yapmış olabilir. Türkiye’deki tenfiz dosyasında taraf isimleri ile hüküm fıkrasındaki borçlu unvanı doğru yazılmalıdır. Şirket ortaklarının kişisel malvarlığına karşı hüküm bulunmadığı hâlde sırf şirketin yöneticisi oldukları için aynı Anerkenntnisurteil ile şahsi icra yürütülemez. Almanya’daki temsil meselesinin usulüne uygunluğu ile Türk cebri icrasında borçlu sıfatı farklı kontrol alanlarıdır. Alman mahkeme kararındaki hüküm öznesini değiştirmek veya başka kişiyi eklemek tenfiz davasının işlevini aşar.
Kısmi kabul ile Türk hukukundaki kısmi tenfiz karıştırılmamalı
Alman ZPO §307 uyarınca bir alacağın yalnız belirli kısmının kabul edilmesi mümkündür. Böylece kabul edilen edim hakkında mahkeme hükmü kurulurken kalan talebin yargılaması devam edebilir. Türk MÖHUK m.52/1-c ise yabancı hükmün yalnız bir kısmının tenfizi isteniyorsa bunun dilekçede gösterilmesini düzenler. Alman tarafın talebin bir kısmını kabul etmesiyle Türk davacının kesinleşmiş ilamın yalnız bir bölümünü istemesi farklı aşamalardır. Alman mahkemesinde kabul edilmeyen zarar veya faiz kalemi henüz hükmedilmediyse Türkiye’deki tenfiz dilekçesine bağımsız alacakmış gibi eklenemez. Hüküm, kesinleşme ve Türk istem kapsamı ayrı tablolarla açıklanmalıdır.
ZPO §708/1 geçici icra imkânı kesinleşme anlamına gelmez
ZPO §708/1, kabul veya feragat temelinde verilen kararların güvence aranmaksızın geçici icra edilebilir sayılmasına ilişkin düzenlemelerden biridir. Alman alacaklının Almanya’da icra adımları atabilmesi, kararın Türkiye’de kendiliğinden icraya hazır olduğu anlamına gelmez. Çünkü MÖHUK m.50, ilgili ülke hukukuna göre kesinleşmiş yabancı hukuk ilamı ve Türk mahkemesinden ayrıca tenfiz kararı alınmasını arar. Alman hukuku geçici icra kabiliyeti ile kesinleşmeyi farklı kavramlar olarak düzenler. Karar üzerindeki vorläufig vollstreckbar ibaresi görüldüğünde Rechtskraftvermerk veya buna denk kesinleşme yazısı mutlaka ayrı kontrol edilmelidir. Aksi yorum ileride dava şartı veya belge noksanlığı doğurabilir.
ZPO §705 uyarınca kesinleşme hangi belgelere dayanır?
ZPO §705, izin verilen kanun yoluna başvuru süresi dolmadan veya süresi içinde başvuru yapıldığında kesinleşmenin doğmayacağını düzenler. Kabul hükmü bulunması ile kararın belirli tarihte kesinleşmiş olması otomatik olarak aynı bilgi değildir. İlgili hüküm yönünden kanun yolunun açık olup olmadığı ve başvuru durumunun belgelendirilmesi gerekir. MÖHUK m.53/1-b, yabancı ilamın kesinleştiğini gösteren resmî onaylı belge ve onun onaylı tercümesini ayrıca arar. Kararın kısa düzenlenmiş olması yüzünden gerekçeyi tamamlama talebi gündeme gelse bile kesinleşme belgesi istemi bundan bağımsızdır. Alman mahkemesinin dosya numarası ve karar tarihi iki belgede de uyumlu olmalıdır.
ZPO §706 kesinleşme belgesinin mahkemeden alınması
ZPO §706/1, kesinleşme ve süre belgelerinin yargılama dosyasına dayanılarak ilk derece mahkemesinin yazı işleri birimince ve uyuşmazlık üst derecede sürerken ilgili üst mahkemenin yazı işleri birimince verilmesini düzenler. Türkiye’de tenfiz isteyen kişi bu resmî kaydın, kabul hükmünün hangi fıkrasını kapsadığını doğrulamalıdır. Alman kararını veren mahkeme ile kesinleşme belgesini düzenleyen birim hakkında soyut varsayım yapılmamalıdır. Belgeler üzerinde taraf unvanı, tarih ve karar türü eşleştirilir. Türk tercümede ZPO §706 uyarınca düzenlenmiş belgenin kesinleşme işlevi korunmalı; sırf Alman mahkeme mührü taşıyan başka bir yazıyla aynı kabul edilmemelidir.
MÖHUK m.50: kabul hükmü için Türk tenfiz kararı
MÖHUK m.50/1, yabancı mahkemelerde hukuk davaları kapsamında verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye’de icrası için yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesini zorunlu tutar. Anerkenntnisurteil Alman mahkemesinin verdiği gerçek bir hukuk ilamıysa, kabul beyanı üzerine oluşmuş olması tek başına bu yolu ortadan kaldırmaz. Tenfiz isteyen taraf, kararın hüküm fıkrasında neye hükmedildiğini ve bu hükmün kesinleştiğini ortaya koymalıdır. Bir Alman mahkeme kararı Türkiye’de hiçbir işlem yapılmadan Türk ilamı hâline gelmez. Aynı şekilde başlıkta Anerkenntnisurteil yazması, MÖHUK m.54 kapsamındaki diğer şartların otomatik sağlandığı anlamına gelmez.
Türkiye’deki hangi mahkemede tenfiz istenir?
MÖHUK m.51/1, tenfiz kararlarında görevli mahkemeyi asliye mahkemesi olarak belirler. Maddede yer itibarıyla yetki için öncelikle aleyhine tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, bulunmazsa sakin olduğu yer esas alınır. Bunlar da Türkiye’de bulunmazsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istem yapılabileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlık ticari nitelikteyse asliye mahkemeleri arasında özel görev ve dava şartı konuları ayrıca incelenebilir. Borçlunun Türkiye’de malvarlığı bulunması, tek başına yabancı mahkemenin kararını vermiş olduğu ülke içindeki yetki tartışmasını çözmez. Şirket borçlusunun güncel unvan ve adresi belgelere göre yazılmalıdır.
Tenfiz dilekçesinde kararın kabul edilmiş kısmı gösterilmeli
MÖHUK m.52/1, tenfiz talebinin dilekçeyle yapılmasını ve dilekçede tarafların kimlik ve adreslerinin, yabancı mahkemenin adının, ilamın tarih ve numarası ile hüküm özetinin yazılmasını öngörür. Tenfiz yalnız bir kısım için isteniyorsa (c) bendi o kısmın açık gösterilmesini ister. Alman kabul hükmünde asıl alacak, faiz veya giderler bakımından farklı sonuçlar bulunabilir. Hüküm fıkrasından ayrı bir faiz tarihi icat edilemez. Talebin yalnız ‘kabul kararının tenfizi’ biçiminde belirsiz kalması yerine ödeme yükümlülüğünün kimin aleyhine ve hangi tutar yönünden doğduğu açıkça gösterilmelidir. Kararın gerekçesinin kısaltılması, hüküm fıkrasının belirsiz bırakılmasına izin veren bir kural değildir.
MÖHUK m.53: Alman kabul hükmü ve kesinleşme yazısı
MÖHUK m.53/1-a, yabancı mahkeme ilamının usulünce onanmış aslı veya onu veren yargı organınca onanmış örneğiyle onanmış Türkçe tercümesini arar. (b) bendi ise kesinleşme belgesi ve onanmış tercümesine ilişkindir. Alman mahkemesinden alınan kabul hükmünün ZPO §313b/3 nedeniyle tam biçimde düzenlenmiş olması önemlidir; yine de Türkiye’de kararın aslının ve kesinleşmenin usulünce ibrazı ayrıca kontrol edilir. İngilizce veya Almanca gayriresmî özet üzerinden başvuru yapmak belge şartını kendiliğinden karşılamaz. Kanundaki onay ve tercüme kavramları birbirine karıştırılmamalıdır. Belgeler başvuru öncesinde Almanya’daki kayıtlarla karşılaştırılmalıdır.
MÖHUK m.54/a karşılıklılık şartı
MÖHUK m.54/1-a, ilamın verildiği devletle Türkiye arasında karşılıklılık esaslı anlaşma, yabancı devlet hukukunda Türk ilamlarının tenfizine olanak sağlayan kanun hükmü veya fiilî uygulama bulunmasını arar. Kabul hükmünün Alman mahkemesince verilmesi bu koşulu kendiliğinden kanıtlamaz. Tenfiz dosyası hazırlanırken karşılıklılık dayanağı doğrulanmış norm ve belgeyle gösterilmelidir. Alman ZPO’da Anerkenntnisurteil rejiminin bulunması, Türkiye ile karşılıklılığın varlığına dair ayrı bir hüküm değildir. Bu iki ülke arasındaki somut hukuki ilişkinin incelenmesi gerekir. Karşılıklılık itirazı ile Alman borçlunun kabul beyanının maddi hukuk bakımından doğruluğunu yeniden yargılama talebi aynı şey değildir.
Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi ve Alman bağlantı
MÖHUK m.54/1-b, yabancı ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisindeki bir konuda verilmemesini arar. Aynı bent, davalının itirazına bağlı olmak üzere taraf veya uyuşmazlıkla gerçek bağlantısı bulunmayan yabancı mahkemenin kendisini yetkili sayması meselesini de düzenler. Alman kabul hükmü borç ilişkisinden doğan bir paranın ödenmesini emrediyorsa bunun Türkiye’de ayni hak tesciline ilişkin karar gibi değerlendirilmesi doğru olmaz. Buna karşılık kabul beyanı üzerine verilen bir hükmün münhasır Türk yetki alanına giren konu hakkında olması ayrı sorun doğurur. Kararın hüküm sonucu ve uyuşmazlık türü esas alınarak somut denetim yapılmalıdır.
Kamu düzeni denetimi alacağın esasının yeniden görülmesi değildir
MÖHUK m.54/1-c, yabancı hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasını arar. Alman mahkemesinin kabul beyanı üzerine ZPO §307 uyarınca hüküm vermesi, yalnız Türk yargılamasındaki ispat süreciyle aynı görünmediği için doğrudan açık kamu düzeni ihlali sayılmaz. Türk tenfiz mahkemesinin görevi yabancı davadaki her vakıayı baştan çözmek değil, kanuni tenfiz şartlarını değerlendirmektir. Bununla birlikte somut kararın uygulanması temel hukuk ilkelerine açıkça aykırı bir sonuç doğuruyorsa bu husus ilgili hüküm fıkrası üzerinden tartışılır. Genel ve gerekçesiz ‘Alman hukuku farklı’ savunması yeterli değildir. Kabul edilmiş her yabancı ilamın otomatik tenfizi de doğru değildir.
Savunma hakkı incelemesinde kabul beyanı neyi değiştirir?
MÖHUK m.54/1-ç, ilgili kişinin Alman mahkemesinde usulüne uygun çağrılması, temsili ve yokluğunda verilen hükümlere ilişkin itiraz koşullarını içerir. Anerkenntnisurteil tarafın talebi kabul etmesi üzerine verildiği için gıyabi hükümden farklıdır. Bununla birlikte geçerli temsil ve kabul beyanının gerçekten yetkili kişi tarafından yapılıp yapılmadığı gibi somut sorunlar dosya belgeleri üzerinden kontrol edilebilir. Türk mahkemesinde taraf yokluğunda karar verilmesi iddiası ile Alman kabul hükmünün verilmesi aynı hukuki olay değildir. Özellikle şirketlerde müdür, avukat ve diğer temsil yetkileri birbirine karıştırılmamalıdır. Almanya’da talebin kabulü, Türkiye’de savunma haklarına ilişkin tüm iddiaları peşinen ortadan kaldırır diye genelleme yapılamaz.
MÖHUK m.55 ödeme ve tenfiz şartları itirazı
MÖHUK m.55/1, tenfiz isteminin duruşma günüyle birlikte karşı tarafa tebliğini ve basit yargılama usulünde incelenmesini öngörür. İkinci fıkra, karşı tarafın tenfiz koşullarının bulunmadığını, yabancı ilamın kısmen veya tamamen ifa edildiğini veya yerine getirmeye engel sonradan ortaya çıkan bir sebebi ileri sürebileceğini düzenler. Alman kabul hükmünde belirtilen borcun sonradan banka havalesiyle ödendiği durumlarda tarih, tutar ve hangi edimin karşılandığı önem taşır. Kabul hükmünün varlığı, aynı borcu bir kez daha tahsil hakkı vermez. Buna karşılık ödemenin başka sözleşmeye ait olduğuna ilişkin uyuşmazlık belgeyle açıklanmalıdır. Tenfiz yargılaması Alman davayı baştan görme yoluna dönüştürülemez.
MÖHUK m.56 kısmen tenfiz veya ret kararını mümkün kılar
MÖHUK m.56, Türk mahkemesinin yabancı ilamın kısmen veya tamamen tenfizine yahut istemin reddine karar vermesine imkân tanır. Alman ZPO §307’de zaten kısmi kabul üzerine hüküm kurulmuş olabilir; fakat bu işlem Türk mahkemesinde hangi kapsamda tenfiz istendiği sorunuyla karıştırılmamalıdır. Alman hükmünün yalnız belirli fıkrası kesinleşmişse o bölümün istemde açıkça gösterilmesi gerekir. Borçlu lehine daha önce yapılmış ödemeler mevcutsa alacak hesabı yine aynı hüküm sınırında tutulmalıdır. Türk hâkim Alman mahkemesinin hiç hükmetmediği bir bedeli sırf kabul kararı var diye sonuca ekleyemez. Kanuni koşulların değerlendirilmesi ilamın gerçek kapsamına bağlıdır.
Türk tenfiz kararı sonrasında icra
MÖHUK m.57/1, tenfiz edilmiş yabancı mahkeme kararlarının Türk mahkemesi ilamları gibi icra olunacağını düzenler. Alman Anerkenntnisurteil kararında gösterilen ödeme borcu Türkiye’de tenfiz edilmişse icra takibi Türk hukuku hükümlerine göre yürütülür. Hükümde bulunmayan şirket ortağını şahsi borçlu gösterme veya ödeme tutarını gerekçesiz artırma imkânı doğmaz. MÖHUK m.57/2’nin kararlar için öngördüğü kanun yolu ve temyizin yerine getirmeyi durdurma düzeni ayrıca dikkate alınır. Somut kanun yolu ve dava takvimi doğrulanmadan tahsilat günü konusunda sonuç sözü verilemez. Kesinleşmiş hüküm, tenfiz kararı ve tahsil belgesi işlem zincirinde ayrı tutulmalıdır.
Almanya’dan istenecek belge paketini düzenleme
Birinci belge Alman mahkemesinin Anerkenntnisurteil kararının usulünce onanmış tam metnidir. İkinci belge ilgili kararın Alman hukukuna göre kesinleşmesini gösteren resmî yazıdır. Üçüncü belge grubu MÖHUK m.53’te istenen onanmış Türkçe tercümelerdir. Şirket veya birden fazla taraf varsa temsil ve sicil evrakı, kabul beyanını taşıyan tutanak ve varsa ödeme belgeleri ayrıca ele alınır. Kararın yurt dışında kullanılacağının öngörüldüğü durumda ZPO §313b/3 uyarınca tam hüküm biçimi sorgulanır. Belgelerin başka bir mahkeme kararına ait olmaması için dosya numarası, karar tarihi, taraf unvanı ve hüküm fıkrası tek belgeler tablosunda eşleştirilmelidir.
Para birimi, faiz ve mahkeme giderleri açık yazılır
Alman kabul hükmünde bir ödeme yükümlülüğü bulunuyorsa euro tutarı, faiz başlangıç tarihi ve kararın gerçekten hükmettiği giderler ayrı kalemler olarak incelenir. Kabul edilen her talebin asıl alacak, faiz ve yargılama giderleri bakımından aynı tarihte ve aynı kapsamda hükme bağlandığı varsayılmaz. Alman mahkeme kararı tutar veya faiz hesabını açıkça belirtmiyorsa Türk tenfiz dilekçesinde bu boşluk tek taraflı olarak doldurulamaz. Kararın Tenor bölümünde yazan fıkra asıl kaynaktır. Dava dilekçesindeki taleplerin tümü hüküm altına alınmış gibi davranmak mükerrer veya dayanaksız tahsil riskini artırır. Bu nedenle kısa Alman kararının ekli dava dilekçesiyle bağlantısı resmî belgeler üzerinden takip edilir.
Anerkenntnisurteil ve Versäumnisurteil ayrı Alman kararlardır
ZPO §307 kabul hükmünü, ZPO §§330–343 ise tarafın yokluğuna ilişkin gıyabi karar ve itiraz rejimini düzenler. Bu nedenle Anerkenntnisurteil aleyhine doğrudan ZPO §339’daki gıyabi karar için öngörülen Einspruch süresi varmış gibi açıklama yapmak doğru değildir. Alman kararının türünü belirlemek, kesinleşme kaydını doğru istemenin temelidir. Daha önce sitede yayımlanan Alman gıyabi kararında Türkiye tebligatı ve MÖHUK 54/ç rehberi gıyabi hükmü ele alır. Bu yazı ise kabul üzerine hüküm ve §313b/3 kapsamında yurt dışı kullanımda tam hüküm meselesine odaklanır.
Kabul hükmü ile Teilurteil aynı teknik kavram değildir
Alman ZPO §301 kapsamındaki Teilurteil, birden çok talep içinde hükme hazır bölüm için ayrı nihai karar verilmesini düzenler. ZPO §307 kapsamındaki Anerkenntnisurteil ise tarafın karşı talebi kabulüne dayanır. Bazı dosyalarda bir talebin yalnız bir bölümünün kabulü ve kalan bölümün tartışılması nedeniyle her iki kavramın sonuçları bir arada incelenebilir. Ancak sırf mahkeme belirli bir tutarı hükmetti diye kararın adı otomatik Teilurteil veya Anerkenntnisurteil olmaz. Alman Teilurteil ve Türkiye’de kısmi tenfiz rehberi hüküm bölünebilirliğini ayrıca ele alır. Burada ise esas fark kabulün hüküm kurulmasındaki rolüdür.
Genel Almanya tenfiz yazılarıyla bağlantı ve konu sınırı
Alman hukuk davalarında mahkeme ilamının Türkiye’de icrası için temel dayanak MÖHUK m.50–57’dir. Sitede Münih mahkemesi para alacağı kararının Türkiye’de tahsili hakkında genel rehber bulunmaktadır. Bu yazı o genel metni yeniden üretmek yerine Alman ZPO §307, §313b ve §313a ile Türk MÖHUK m.53 arasındaki belge niteliği sorununu çözümler. Almanya’dan vekâlet verme için mevcut vekâletname rehberi, yurt dışından icra takibi için ayrı alacak ve takip rehberi kullanılabilir. Bağımsız URL’nin gerekçesi genel tenfiz kelimesi değil, kabul hükmünün yurt dışı kullanımda nasıl düzenleneceği sorusudur.
Sık sorulan sorular
Anerkenntnisurteil ne demektir?
ZPO §307 uyarınca bir tarafın kendisine karşı yöneltilen talebi tamamen veya kısmen kabul etmesi üzerine verilen Alman mahkeme hükmüdür.
Anerkenntnisurteil ile mahkeme içi sulh aynı mıdır?
Hayır. Kabul üzerine verilen mahkeme ilamı ile taraflar arasında karşılıklı uzlaşma içeren sulh belgesi farklı hukuki işlemlerdir.
ZPO §307 duruşma olmadan karar vermeye izin verir mi?
ZPO §307, kabul edilen bölüm hakkında sözlü duruşmaya gerek olmadığını düzenler.
Anerkenntnisurteil gerekçesiz olabilir mi?
ZPO §313b/1 genel kısaltılmış karar rejimini düzenler; ancak §313b/3 yurt dışında kullanılacağı öngörülen kabul ve gıyabi hükümler için istisna getirir.
Karar Almanya dışındaki ülkede kullanılacaksa hangi hüküm önemlidir?
ZPO §313b/3, yurt dışında ileri sürülmesi öngörülen kabul veya gıyabi hükümlere §313b/1’in gerekçeyi kaldırma rejiminin uygulanmayacağını belirtir.
Kararın sonradan Türkiye’de kullanılmasına karar verilirse?
ZPO §313a/5, başlangıçta gerekçesiz hazırlanmış kararın daha sonra yurt dışında kullanılmasında tamamlama kurallarına atıf yapar.
Geçici icra kaydı kesinleşme belgesi midir?
Hayır. ZPO §708/1 kapsamındaki geçici icra ile ZPO §705 anlamında kesinleşme farklıdır.
Türkiye’de otomatik icra yapılabilir mi?
Hayır. MÖHUK m.50 gereğince kesinleşmiş yabancı hukuk ilamı için Türk mahkemesinden tenfiz kararı gerekir.
Anerkenntnisurteil hangi belgelerle sunulur?
MÖHUK m.53 uyarınca usulünce onanmış karar veya örnek, kesinleşme belgesi ve bunların onanmış Türkçe tercümeleri hazırlanır.
Alman kararının sadece kabul edilen kısmı istenebilir mi?
MÖHUK m.52/c, yabancı hükmün yalnız bir kısmının tenfizinde hangi kısmın istendiğinin dilekçede gösterilmesini düzenler.
Borçlu daha önce ödeme yaptıysa ne olur?
MÖHUK m.55/2, yabancı ilamın kısmen veya tamamen yerine getirildiği itirazını düzenler.
Tenfizden sonra Türk icra takibi nasıl olur?
MÖHUK m.57/1, tenfizine karar verilen yabancı ilamın Türk mahkemesi ilamı gibi icrasını öngörür.
Resmî mevzuat ve kaynaklar
- ZPO §307 — Anerkenntnis
- ZPO §313b — Anerkenntnisurteil ve yurt dışı kullanımı
- ZPO §313a — Tamamlama koşulları
- ZPO §705 — Kesinleşme
- ZPO §706 — Kesinleşme belgesi
- ZPO §708 — Geçici icra
- 5718 sayılı MÖHUK — Resmî Gazete
- TBMM 5718 sayılı Kanun bilgi sayfası
Hukuki bilgilendirme: Yabancı mahkeme ilamının kesinleşme durumu, tam metni, hüküm fıkrası ve ödeme belgeleri görülmeden belirli bir tenfiz sonucunun gerçekleşeceği söylenemez. Mevzuatın güncel hâli resmî kaynaklarda kontrol edilmelidir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

