Avustralya’daki Limited Şirket Ortağı Türkiye’de Haklı Sebeple Fesih Davası Açabilir mi? TTK 636/3
Kısa ve net cevap
Evet. Avustralya’da ikamet eden Türkiye’deki limited şirket ortağı, haklı sebeplerin varlığında 6102 sayılı TTK m.636/3 uyarınca Türk mahkemesinden şirketin feshini isteyebilir. Kanun her ortağa dava hakkı tanır. Mahkeme fesih yerine payın gerçek değerinin ödenmesiyle davacının şirketten çıkarılmasına veya uygun diğer bir çözüme de karar verebilir. Şirketten çıkma (m.638), müdür azli (m.630) ve bilgi alma (m.614) başka taleplerdir.
Kısa özet
| Konu | Kanuni dayanak | Sonuç |
|---|---|---|
| Haklı sebeple şirket feshi | TTK 636/3 | Her ortağın mahkemeye başvuru hakkı |
| Alternatif karar | TTK 636/3 | Gerçek değer karşılığı çıkış veya uygun çözüm |
| Geçici önlemler | TTK 636/4, HMK 389–392 | Somut risk için ölçülü koruma |
| Bilgi alma | TTK 614 | Şirket işleri ve hesaplarını inceleme |
| Ortaklıktan çıkma | TTK 638/2 | Fesihten farklı talep |

Kapsam: Avustralya’dan yönetilen bir Türk limited şirket uyuşmazlığı
Sydney, Melbourne, Brisbane veya Perth’te yaşayan bir kişinin Türkiye’de kurulmuş limited şirkette ortak olması, o kişiyi Türkiye’deki ortaklık haklarından mahrum bırakmaz. Ortak şirket defterlerine ulaşamıyor, yönetimin işlemlerini denetleyemiyor veya diğer ortaklarla ilişkide ciddi ve sürekli bir kopuş yaşıyorsa hangi davanın açılacağı önem kazanır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.636/3, haklı sebeplerin bulunması durumunda her ortağa limited şirketin feshini mahkemeden isteme yetkisi verir. Bu hak yüzde onluk veya başka bir azınlık pay oranına bağlı değildir. Bununla birlikte kanunun dava hakkı tanıması fesih kararının otomatik olarak verileceği anlamına gelmez. Mahkeme somut uyuşmazlığı, şirketin faaliyetlerini, ortaklık ilişkisindeki bozulmanın ağırlığını ve daha ölçülü çözümleri değerlendirir. Bu rehber, Türk limited şirketine ilişkin davayı inceler; Avustralya hukukuna göre kurulmuş Pty Ltd şirketinin Avustralya’da tasfiye edilmesi farklı bir konudur.
TTK m.636/3’ün doğrudan sonucu ve mahkemenin seçim yetkisi
TTK m.636/3 iki ayrı yetki düzenler. Öncelikle haklı sebepler varsa her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. İkinci olarak mahkeme, istenen fesih yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesini ve onun şirketten çıkarılmasını ya da duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözümü tercih edebilir. Bu hüküm, ortakların uyuşmazlığı nedeniyle işleyen şirketin zorunlu olarak sona erdirilmesini engelleyen bir mekanizmadır. Davacı kendi isteğini açık biçimde ortaya koymalı; fesih talebini taşıyan vakıaları, alternatif çözümde neden hak kaybı doğacağını ve şirkette kalmasının neden beklenemeyeceğini açıklamalıdır. Fesih yerine ödenecek gerçek değer, payın itibari değeriyle aynı kavram değildir. Şirketin varlıkları, yükümlülükleri ve mali durumuna dayalı değerlendirme gerektirir. Kanunun güncel metni Adalet Bakanlığı mevzuat sisteminde erişilebilirdir.
TTK 636 fesih davası ile TTK 638 çıkma davasının farkı
Şirketin bütünüyle sona ermesini isteyen ortak m.636/3’e dayanırken, ortaklıktan kendisinin ayrılmasını isteyen kişi TTK m.638/2 uyarınca haklı sebeple çıkma davası açabilir. Her iki dava aynı olgularla ilişkili olabilir, ancak talep sonucu aynı değildir. Örneğin şirketin düzenli ticari faaliyeti sürüyor ve davacı artık diğer ortaklarla çalışamıyorsa çıkma talebi öne çıkabilir. Buna karşılık şirketin işletme amacı fiilen ortadan kalkmış, kurum organları uzun süredir işlevsiz kalmış veya ortaklık düzeni ağır biçimde kilitlenmişse fesih isteminin dayanakları ayrı tartışılır. Davacının yalnızca ‘beni şirketten çıkarın’ demekle ‘şirketi feshedin’ demesi aynı dava stratejisi değildir. Mevcut sitedeki Avustralya’daki ortak için TTK m.638 çıkma ve ayrılma akçesi rehberi çıkma talebinin ayrıntılarını ayrıca açıklar. İşbu içerik ise TTK m.636/3 kapsamında şirketin geleceğine yönelik kararı ele alır.
Şirketin organ eksikliği nedeniyle fesih: TTK 636/2 ile karıştırmayın
TTK m.636/2’de özel bir sona erme yolu vardır: Şirketin kanunen gerekli organlarından biri uzun süreden beri yoksa veya genel kurul toplanamıyorsa ortak veya şirket alacaklısı mahkemeye başvurabilir. Bu halde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi müdürleri dinler, eksikliğin giderilmesi için süre belirler; düzeltme yapılmazsa feshe karar verir. Üçüncü fıkradaki haklı sebeple fesih davasında ise aynı ön koşul ve aynı düzeltme usulü her olayda uygulanmış sayılmaz. Şirkette bir müdürün istifa etmesi, yerine yeni müdür atanması, genel kurulun toplantıya çağrılması ve kararların usulüne uygun alınması gibi olgular dikkatle ayrılmalıdır. Salt uzaktan bilgi alamamak doğrudan organ yokluğu anlamına gelmez. Avustralya’da bulunduğu için çağrı evrakı ulaşmayan ortak önce şirketin kayıtlı adresine gönderilmiş çağrıları, ticaret sicilini ve toplantı kararlarını inceler.
Haklı sebep iddiasını hangi olaylar taşıyabilir?
Kanun, limited şirketlerde haklı sebebin bütün örneklerini m.636/3 altında kapalı bir listeyle saymamıştır. Bunun için dava dilekçesindeki anlatım soyut ‘güven bitti’ ifadesiyle sınırlı kalamaz. Şirketin işletme amacının sürdürülememesi, şirket malvarlığının ortaklık menfaatine aykırı kullanıldığı iddiası, ortaklık kararlarını sürekli engelleyen kilitlenme veya bilgiyi gizleme şeklindeki ağır uyuşmazlıklar delilleriyle birlikte değerlendirilir. Her yönetim anlaşmazlığı tek başına haklı sebep olarak kesin biçimde nitelendirilmez. Şirketin borçlarını aksatmadan ödemesi, çalışanlarının bulunması ve düzenli faaliyet yürütmesi uyuşmazlığı yok saydırmaz; fakat feshin şirket, çalışanlar ve alacaklılar üzerindeki sonuçları mahkemenin alternatif çözüm değerlendirmesinde önem taşır. Her iddia bakımından tarih, işlemi yapan kişi, karar veya belge, ekonomik sonuç ve davacı ortak üzerindeki etkisi ayrı bir vakıa olarak gösterilmelidir. Böylece genel bir şikâyet metni yerine denetlenebilir bir dava dosyası hazırlanır.
Avustralya’daki ortağın ilk adımı: ortak sıfatı ve sicil zinciri
Dava hazırlığına şirketin tam ticaret unvanı, MERSİS numarası, ticaret sicili müdürlüğü, kuruluş ve son değişiklik ilanlarıyla başlanır. Davacının ortak sıfatı pay defteri, pay devir belgeleri, genel kurul kararları ve sicil kayıtları birlikte okunarak ortaya konur. Şirketin hangi tarihte hangi pay oranına sahip ortaklardan oluştuğu önemlidir; çünkü şirketin güncel temsilcileriyle geçmiş devir sürecindeki kişiler aynı olmayabilir. Pay satın alan kişinin devir işlemi tamamlanmadan ortaklık haklarını ileri sürmesi ayrı bir tartışma doğurur. Avustralya’daki kişinin Türk vatandaşlığı, Avustralya’da daimi oturum sahibi olması veya iş nedeniyle uzun süre ülkede bulunması, Türk limited şirketteki pay sahipliğinin Türk hukukuna göre değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmaz. Sicildeki kamuya açık kayıtlar Ticaret Bakanlığı’nın ticaret sicili açıklamasında belirtilen usulle incelenebilir. Kimlik, ortaklık ve temsil zinciri oluşmadan dilekçe kesinleştirilmemelidir.
Defterlere erişim: TTK 614’teki bilgi alma hakkı
TTK m.614/1 uyarınca her ortak müdürlerden şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. İkinci ve üçüncü fıkralar, bilginin şirket zararına kullanılma tehlikesi nedeniyle engellenmesi ve genel kurulun haksız engellemesi durumundaki başvuru yolunu düzenler. Bu nedenle her bilgi talebinin reddi derhal şirketin feshini gerektirmez; bilgi alma hakkına özgü mekanizmanın kullanılması hem hak ihlalini düzeltmek hem de olay dizisini belgelendirmek için anlamlıdır. Yönetimin talebe verdiği yazılı cevap, hangi defter veya belgenin istendiği, talebin hangi nedenle reddedildiği ve genel kurulun tepkisi korunmalıdır. Şirket hesaplarını inceleme talebi ile şirketin tüm faaliyetini durdurma talebi farklı konular olduğundan başvuru metninde birbiri yerine kullanılmamalıdır. İlgili işlem yolunu açıklayan TTK 614 ve inceleme hakkı yazısı ayrı bir iç bağlantıdır.
Müdürün azli ve şirketin feshi: iki farklı uyuşmazlık
Şirket faaliyetindeki sorun doğrudan müdürün yönetiminden kaynaklanıyorsa önce TTK m.630 kapsamındaki görevden alma ve temsil yetkisinin sınırlandırılması hükümleri değerlendirilebilir. Müdür değişikliğiyle giderilebilen bir yönetim sorunu her zaman şirketin tamamen sona ermesini haklı kılmaz. Buna karşılık yeni müdür atanması ortaklar arasındaki yapısal kilitlenmeyi gidermiyorsa durum farklıdır. Dava dosyasında müdürün hangi işlemine itiraz edildiği, o işlemin şirket tarafından onaylanıp onaylanmadığı ve şirketin diğer organlarının bunu denetleyip denetleyemediği ayırt edilir. Müdür azli davası ile fesih davası için talep sonuçlarının karıştırılması yargılama sonunda beklenmeyen bir karar riskini artırır. Avustralya özelindeki TTK 630 müdür azli rehberi yönetime yönelik talebi açıklamaktadır. Bu yazıda müzakere, bilgi alma, yönetici değişikliği ve son çare olarak fesih sıralaması incelenmektedir.
Genel kurul yoluyla sona erme ile mahkeme kararı arasındaki ayrım
TTK m.616/1-i şirketin feshi konusundaki karar yetkisini genel kurula bırakır. TTK m.621/1-ı ise şirketin feshi için önemli karar nisabını düzenler: Temsil edilen oyların en az üçte ikisi ile oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun birlikte bulunması gerekir. Buna karşılık m.636/3’te dava açmak için aynı oy çokluğunun önceden elde edilmesi şartı bulunmaz. Bir ortağın çoğunluk üzerinde etkisi yok diye kanuni dava hakkı ortadan kalkmaz. Öte yandan genel kurulda fesih iradesinin sağlanabilmesi halinde mahkeme sürecine ihtiyaç duyulmadan sözleşme ve kanundaki usule uygun şirket sona erme yolu araştırılabilir. Avustralya’da bulunan ortak, elektronik mesajdaki gayriresmî ortak mutabakatını genel kurul kararıyla aynı görmemelidir. Toplantı çağrısı, karar metni, oy hakkı, imza ve sicil işlemleri birbirini takip eden aşamalardır. Davanın gerekliliği, şirket sözleşmesindeki düzenlemelerle birlikte değerlendirilir.
Görevli mahkeme, taraflar ve vekâletname
Limited şirketin sona ermesine ilişkin şirketler hukuku uyuşmazlığında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Yetki ve somut usul hazırlığında şirketin ticaret sicilindeki merkez adresi esas alınarak araştırma yapılır; özellikle m.636/2 şirket merkezi mahkemesini açıkça gösterir. Haklı sebeple fesih talebinin muhatabı şirket tüzel kişiliğidir; yargılama stratejisinde başka ortaklara yönelik kişisel tazminat talepleri ayrıca değerlendirilir. Avustralya’daki kişi Türkiye’ye gelmeden avukat aracılığıyla dava açmak istiyorsa dava açma, sulh, feragat, kabul ve gerekli diğer özel işlemler bakımından yetki metni kendi amacına göre hazırlanmalıdır. Vekâletname ile pay devri sözleşmesi aynı şey değildir. Yetkili Türk konsolosluğunda düzenlenen vekâletname veya Avustralya’daki noterlik işlemlerinin Türk makamlarınca kabul edilmesine ilişkin belge ve tasdik zinciri baştan kontrol edilmelidir. Genel randevu sürecinin ayrıntıları için Avustralya konsolosluk rehberi kullanılabilir.
Dava dilekçesinin iskeleti: olaylar, talepler, deliller
HMK m.119’un aradığı dava dilekçesi unsurlarında mahkemenin adı, taraf bilgileri, davanın konusu, açık olay anlatımı, deliller, hukukî sebepler ve talep sonucu yer alır. Fesih istemi yönünden olayların kronolojisi belirleyicidir. Hangi tarihte hangi belge istenmiş, hangi şirket işlemi yapılmış, hangi toplantı çağrısına erişilememiş ve bu durum şirketin işleyişini nasıl etkilemiştir sorularının her birinin karşılığı olmalıdır. Talep sonucunda şirketin haklı sebeple feshi ve somut dosyada gerekli geçici korumalar ayrı biçimde yazılır. ‘Şirketi kapatın, payımı da aynen verin, tüm malvarlığını bana aktarın’ biçiminde hukuki temeli kurulmamış birleşik ifadeler kullanılmaz. Müşteri ilişkileri, taşınmazlar, sözleşmeler ve borçlar tüzel kişiliğe ait olduğundan şirket malı ile ortak payı karıştırılmaz. HMK m.121 bakımından eldeki belgelerin eklenmesi ve başka yerde bulunan delillerin gösterilmesi ayrıca ele alınır.
Banka hareketleri, mali tablolar ve ticari kayıtların ispat değeri
Şirketin ekonomik hayatına ilişkin iddialar yalnız banka hesabının tek ekran görüntüsüyle ispatlanmış sayılmaz. Hesap dönemi, şirket yetkilisi, kaydın niteliği, masrafın şirket amacıyla ilgisi ve karşı hesaplar birlikte değerlendirilir. İddia edilen aktarımın şirketten ortağa borç ödemesi mi, mal veya hizmet bedeli mi, yoksa amaç dışı işlem mi olduğunun ayrıştırılması gerekir. Banka dekontları, sözleşmeler, fatura ve irsaliyeler, ticari defterler, genel kurul kararları ve muhasebe kayıtları bu nedenle dosyanın ayrı delil gruplarıdır. HMK m.190 ispat yükünün genel çerçevesini; m.266 ve devamı uzmanlık gerektiren konularda bilirkişi incelemesini düzenler. Dosyada ekonomik zarar hesaplanırken piyasa varsayımıyla tek rakam ilan edilmez. İşlem gerekçesi, dava konusu dönem ve belge kaynaklarının izlenebilir olması gerekir. Avustralya’dan erişilen elektronik belgelerin orijinalliği, tarih ve gönderen bilgileri korunmalıdır.
Şirket malvarlığının azalması riski: ihtiyati tedbir ve TTK 636/4
TTK m.636/4, fesih davası açıldığında mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceğini düzenler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389 ve devamındaki ihtiyati tedbir kuralları da somut talebin şartlarına göre değerlendirilir. Örneğin şirketin değerli bir taşınmazının uyuşmazlık sürerken elden çıkarılacağı iddiası varsa taşınmazın kaydı, satış hazırlığı ve zarar tehlikesi ortaya konularak ölçülü koruma talep edilebilir. Ancak davanın açılması kendiliğinden şirketin bütün banka hesaplarının dondurulması veya müdürlerin yetkilerinin otomatik kaldırılması sonucunu doğurmaz. HMK m.390/3 yaklaşık ispatı ve istenen tedbir türünün açıkça gösterilmesini şart koşar. HMK m.392 teminat konusunu düzenler. Bu nedenle tedbir, ticari faaliyeti gereksiz yere felç edecek genel taleplerle değil belirli hak ve işlem risklerine yönelik gerekçeyle istenmelidir. HMK’nın güncel resmî metni referans alınmalıdır.
Delil kaybolmadan tespit: HMK m.400–403
Kayıtların silinmesi veya tanığın ileride dinlenememesi gibi somut delil kaybı tehlikesi varsa HMK m.400 uyarınca delil tespiti istenmesi değerlendirilebilir. Delil tespiti, her ticari ihtilafın başlangıcında otomatik açılan ayrı bir dava değildir; hukuki yararın varlığı aranır. Tespit dilekçesinde hangi vakıanın neden hemen belirlenmesi gerektiği, incelenecek belge veya eşya ve bilirkişiye yöneltilecek sorular gösterilmelidir. HMK m.401, dava açılmadan önce talebin hangi mahkemeye yapılacağını, m.402 başvurunun içeriğini ve gider avansını, m.403 acele hallerdeki usulü düzenler. Avustralya’dan gelen ortağın Türkiye’ye dönememesi delil tespitine kendiliğinden hak kazandırmaz; belgeye sonradan erişmenin önemli ölçüde zorlaşması gibi objektif durumlar gerekir. Şirket defterlerinin muhafazası talebi, bilgi alma istemi ve delil tespiti farklı sonuçlar doğurur; hepsi tek genel dilekçeye gelişigüzel yazılmamalıdır.
Fesih yerine gerçek değer ödenirse nasıl değerlendirme yapılır?
TTK m.636/3 uyarınca mahkeme feshin yerine davacıya payının gerçek değerinin ödenmesine ve ortaklıktan çıkarılmasına karar verebilir. Değer kavramı şirket sözleşmesindeki nominal sermaye tutarına indirgenemez. Şirketin borçları, finansal tabloları, varlıklarının piyasa değeri ve uyuşmazlık tarihleri değerlemede incelenebilecek maddi unsurlardır. Hangi değerleme tarihi ve hangi yöntemin esas alınacağı konusunda dava türü ve istenen kararın hukuki çerçevesi belirleyicidir; salt tarafların kendi beyanı nihai belirleme yerine geçmez. Değerin nakden ve hangi koşullarda ödenebileceği, şirketin ödeme gücü ve mahkemenin tasarladığı alternatif çözümle birlikte ele alınır. Yurt dışında yaşayan ortak ‘kayıtlı sermayenin yüzde yirmisini alacağım’ gibi otomatik bir hesap yapmamalıdır. Şirket hesaplarının gerçeği yansıtmadığı iddiası varsa önce kayıtların doğrulanması gerekir. Şirketten ayrılma akçesine ilişkin ayrı TTK m.642 rejimi de dava talebine göre ayrıca değerlendirilir.
Fesih kararı verilirse tasfiye ve alacaklıların konumu
Şirketin sona ermesi, şirket kasasındaki bütün paranın ortaklara hemen dağıtılacağı anlamına gelmez. TTK m.636/5, sona ermenin sonuçlarında anonim şirket hükümlerinin uygulanacağını belirtir; TTK m.643 de tasfiye usulü yönünden anonim şirket hükümlerine gönderme yapar. Şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacı bakımından sürer; alacak ve borçların belirlenmesi, varlıkların gerektiği şekilde paraya çevrilmesi, alacaklılarla hesaplaşma ve kalan değerin dağıtılması aşamaları ayrı yürütülür. Şirketin vergisel ve sosyal güvenlik yükümlülükleri de sırf ortaklar birbirleriyle anlaşamıyor diye ortadan kalkmaz. Tasfiye bilançosu, çalışan alacakları, müşteri sözleşmeleri, teminatlar ve dava dosyaları bütün olarak ele alınmalıdır. Avustralya’daki ortağın kişisel hesabına yapılacak ödeme ile şirketin tasfiye sonucunda yapacağı dağıtım aynı hukuki işlem değildir. Fesih davası dilekçesinde bu sonuçlar yanlış vaat edilmeden açık biçimde anlatılmalıdır.
Avustralya’dan belge gönderme ve özel tasdik zinciri
Türkiye’de açılacak davada Avustralya’da düzenlenmiş şirket dışı belge kullanılacaksa belgenin kaynağı ve ispat niteliği ayrı incelenir. Kamu belgesinin imza veya mühür unsurunun uluslararası kullanımı için apostil gerekmesi halinde 1961 Lahey Sözleşmesi uygulanır; belge türüne göre Avustralya Notary Public ve DFAT süreçleri gündeme gelebilir. Ancak apostil, belgedeki ekonomik iddianın doğruluğunu veya Türk mahkemesinde kesin delil niteliğini otomatik olarak sağlamaz. İmzası onaylanmış özel beyanın içeriğinin ispat gücü, somut uyuşmazlığın delil kurallarına göre belirlenir. Belgelerin Türkçe tercümesi ve gerektiğinde noter onayı, dosyayı kabul edecek makamın usul gerekleriyle uyumlu hazırlanır. Dijital banka kayıtları veya e-postaları sırf yabancı ülkeden geldiği için geçersiz sayılmaz; buna karşılık belge bütünlüğü ve kimin tarafından oluşturulduğu açıklanmalıdır. Belge kaynağının ekran görüntüsünü saklamak yerine orijinal elektronik kayıt, üstveri ve işlem geçmişi de korunmalıdır.
Zorunlu arabuluculuk ve parasal taleplerin ayrılması
6102 sayılı TTK m.5/A çerçevesinde ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerinde dava şartı arabuluculuk gündeme gelir. Yalnızca şirketin haklı sebeple feshini konu alan dava, sırf ticari dava olduğu için otomatik olarak bir para alacağı davası gibi nitelendirilmemelidir. Buna karşılık aynı uyuşmazlık içinde şahsi alacak, ödünç para iadesi veya tazminat isteniyorsa her talebin dava şartı ayrıca değerlendirilmelidir. Alternatif olarak gerçek değer ödenmesi ihtimalinin TTK m.636/3’te bulunması, fesih davasını baştan sıradan bir tahsilat davasına dönüştürmez. Avustralya’daki tarafın hiç Türkiye’ye gelmeden süreci yürütmek istemesi, gerekli arabuluculuk varsa vekil ile katılım ve belge düzeni bakımından ayrı hazırlık gerektirir. Arabuluculuk anlaşmasının kapsamı, şirketin feshi yönündeki mahkeme kararının yerine geçmeyecek biçimde dikkatle yazılmalıdır. Somut talepler ayrıştırılmadan dava şartı yok veya mutlaka var şeklinde kesin hüküm kurulmamalıdır.
İlk 30 günde pratik dosya hazırlığı ve müvekkil iletişimi
Somut uyuşmazlıkta ilk iş, başvurulacak hakkın fesih mi, çıkma mı, bilgi alma mı, müdür azli mi olduğunu belirleyen belge matrisini oluşturmaktır. Bunun için güncel ticaret sicili ilanları, şirket sözleşmesi, pay defteri sayfaları, genel kurul çağrıları, imza ve temsil kayıtları, son mali tablolar, uyuşmazlıkla ilgili yazışmalar ve karşı tarafa yapılan başvurular toplanır. Eksik evrakın kimden ve hangi hukuki dayanakla isteneceği belirlenir; Avustralya’daki müvekkilin kimlik ve vekâletname işlemleri ayrı takvime bağlanır. Türkiye’deki avukat dosya incelemesi yaparken ek belge ihtiyacını ve kritik tarihlerdeki işlemleri açıkça bildirir. Yargılama süresi, davanın kesin kazanılacağı, şirketin tüm varlığının hemen satılacağı veya pay değerinin belirli tutar çıkacağı konusunda garanti verilmez. Yurt dışındaki müvekkiller sayfası iletişim kanalını açıklar. Süreç, Avustralya saati ile Türkiye saatinin farklı olduğu dikkate alınarak güvenli belgeli iletişimle yönetilmelidir.
Sonuç: fesih isteminin hedefi ve hukuki sınırları
Avustralya’da yaşayan Türk limited şirket ortağı, Türkiye’de bulunmasa dahi TTK m.636/3 kapsamındaki dava hakkını kullanabilir; esas sorun ülke dışında ikamet değil haklı sebebin somut delillerle ortaya konulmasıdır. Mahkeme feshe, gerçek pay değerinin ödenip davacının şirketten çıkarılmasına veya uygun başka bir çözüme karar verebilir. Şirketin organlarının uzun süre çalışmaması m.636/2 kapsamında ayrı rejime, ortağın kendi ayrılma talebi m.638 kapsamına, müdürle ilgili uyuşmazlık m.630 kapsamına ve bilgi alma ihtilafı m.614 kapsamına girebilir. Etkili dava dosyası bu yolları tek başlık altında eritmez. Önce ticaret sicili ve sözleşme, sonra ortaklık ilişkisi ve mali kayıtlar, ardından usul ve delil planı hazırlanır. Avustralya’dan yürütülecek hukuki temsil, ilgili vekâletname ve belge onay zinciri doğrulanarak kurulur. Mevcut ve olası uyuşmazlıkların farklı niteliği nedeniyle dava dilekçesi somut kayıtlar incelenmeden standart şablondan kopyalanmamalıdır.
Sık sorulan sorular
Avustralya’da oturan bir ortak Türkiye’deki limited şirketi feshettirebilir mi?
TTK m.636/3 her ortağa haklı sebep varsa mahkemeden fesih isteme yetkisi tanır. Davacı Avustralya’da ikamet ediyor diye dava hakkı ortadan kalkmaz. Ancak fesih kararının verilmesi haklı sebebin ispatı ve mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır.
Limited şirketin yüzde beş payına sahip ortak dava açabilir mi?
Evet, TTK m.636/3’te dava açabilmek için yüzde onluk bir azınlık oranı belirtilmemiştir. Her ortak için dava hakkı tanınmıştır. Bununla birlikte pay oranı ve fiili yönetim dengesi haklı sebep incelemesindeki olayların bir parçası olabilir.
Şirketin kapanması ile ortağın çıkması aynı sonuç mudur?
Hayır. TTK m.636/3 şirketin feshini konu alırken TTK m.638/2 ortağın haklı sebeple çıkmasını düzenler. Mahkeme m.636/3 davasında fesih yerine davacı payının gerçek değerinin ödenmesi gibi alternatif çözüm de seçebilir.
Mahkeme her haklı sebepte şirketin feshine mi karar verir?
Hayır. TTK m.636/3, mahkemeye davacıya payının gerçek değerinin ödenmesi ve şirketten çıkarılması veya kabul edilebilir başka bir çözüme hükmetme yetkisi verir. Bu yüzden fesih istemi şirketin otomatik tasfiyesini sağlamaz.
Müdür şirket hesaplarını göstermiyorsa doğrudan fesih davası açılır mı?
Bilgi alma ve inceleme hakkı TTK m.614’te ayrıca düzenlenmiştir. Bu hakkın kullanılması, talebin reddi ve genel kurulun tavrı somut deliller oluşturur. Hangi dava yolunun gerekli olduğu olayların bütününe göre belirlenir.
Müdürün görevden alınması fesih davası yerine geçer mi?
Hayır. Müdürün görevden alınması ve temsil yetkisi sorunları TTK m.630 bakımından ele alınır. Şirketin sona ermesi ise TTK m.636 kapsamında farklı bir hukuki sonuçtur. Bazı uyuşmazlıklarda önce yönetim sorunu çözülebilir.
Fesih davası için şirketin genel kurulundan izin almak gerekir mi?
TTK m.636/3 bireysel dava hakkı tanır; TTK m.621’deki genel kurul fesih çoğunluğu bu dava hakkının ön koşulu değildir. Genel kurulun kendi iradesiyle fesih kararı alması ayrı bir sona erme yoludur.
Fesih davası açılınca şirketin banka hesapları dondurulur mu?
Kendiliğinden dondurulmaz. TTK m.636/4 ve HMK m.389–392 kapsamında gerekli ve ölçülü geçici koruma talep edilebilir. Mahkeme haklılık ve zarar tehlikesi ile tedbir şartlarını değerlendirir.
Şirketin pay değeri nasıl belirlenecek?
Mahkemenin fesih yerine payın gerçek değerini ödetmesi halinde nominal sermaye tutarı otomatik sonuç değildir. Şirketin finansal ve hukuki kayıtları, varlıkları ve borçları üzerinden uzman incelemesi gerekebilir. Kesin tutar baştan ilan edilemez.
Türkiye’ye gelmeden avukatla dava açılabilir mi?
Avustralya’da bulunan ortak gerekli usule uygun vekâletnameyi düzenleyerek Türkiye’de avukatla temsil edilebilir. Konsolosluk veya Avustralya’daki noterlik ve apostil kanalı, belgenin düzenlendiği yere ve işleme göre ayrıca doğrulanır.
Fesih davasında arabuluculuk her zaman zorunlu mu?
Hayır. Sırf bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olması bütün davalarda aynı arabuluculuk şartını yaratmaz. TTK m.5/A uyarınca para ödenmesi konulu alacak ve tazminat talepleri ayrıca incelenir; fesih istemi ve başka parasal talepler ayrılmalıdır.
Avustralya’daki ortak hangi belgeleri göndermeli?
Şirket sözleşmesi, güncel sicil kayıtları, ortaklık/pay belgeleri, genel kurul evrakları, bilgi isteme başvuruları, yazışmalar ve mevcut mali belgeler önceliklidir. Vekâletname ve yabancı belgeler için gereken tasdik ile tercüme aşaması ayrıca planlanır.
Kanun ve resmî bilgi kaynakları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, TTK 614, 616, 621, 630, 636, 638 ve 643; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, HMK 119, 190, 389–403; Ticaret Bakanlığı ticaret sicili ve MERSİS bilgileri.
Avustralya’dan Türkiye’deki şirket uyuşmazlıklarında iletişim
Dosyadaki pay belgeleri, ticaret sicili kayıtları ve uyuşmazlık tarihleri önceden incelenerek doğru başvuru yolu belirlenir. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden Türkiye genelindeki uyuşmazlıklar için iletişim kurabilir. Telefon: +90 552 224 43 66. İletişim sayfası.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul
Mersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye, 4903. Sk. Profit İş Merkezi No:23 Kat:3 Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
