Avustralya’daki Limited Şirket Ortağı Türkiye’de Müdürü Nasıl Görevden Aldırır? TTK 630 ve Haklı Sebeple Azil
Avustralya’da yaşarken Türkiye’deki bir limited şirkette pay sahibi olan kişi, şirketin müdürünün ortaklara bilgi vermemesi, hesapları gizlemesi, kendisiyle ilişkili işlemler yapması veya şirketi zarara soktuğu iddiasıyla karşı karşıya kalabilir. Bu durumda “uzakta olduğum için hiçbir şey yapamam” düşüncesi hukuki olarak doğru değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 630. maddesi, limited şirket müdürünün genel kurul tarafından görevden alınması yanında, haklı sebep bulunması durumunda her ortağın mahkemeden yöneticinin yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını isteyebilmesine izin verir.
Bu hukuki mekanizma, Avustralya’dan Türkiye’deki limited şirket pay devri veya pay sahibinin şirket defterlerini inceleme hakkı ile aynı konu değildir. Buradaki temel amaç, yönetim ve temsil gücünü elinde bulunduran müdüre karşı şirketin işleyişini ve menfaatlerini koruyan görevden alma ya da yetki sınırlandırması yolunun doğru seçilmesidir. Sydney, Melbourne, Brisbane veya Perth’te yaşayan Türk ortağın ülke dışındaki ikameti, TTK 630/2’de tanınan ortak sıfatına dayalı başvuru hakkını tek başına ortadan kaldırmaz. Ancak ortaklık sıfatı, haklı sebep ve mahkeme usulü somut belgelerle ortaya konmalıdır.
Kısa ve net cevap
Limited şirket müdürü iki farklı temel yolla görevden alınabilir: TTK m.616/1-b ve 630/1 uyarınca genel kurul kararıyla veya TTK m.630/2–3 uyarınca ortak tarafından haklı sebebe dayalı mahkeme istemiyle. Müdürün özen ve bağlılık yükümünü ağır ihlali veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneğini kaybetmesi m.630/3’te açıkça haklı sebep örnekleridir. TTK m.617/3, şirket ortağının genel kurulda ortak veya ortak olmayan temsilciyle katılımına izin verir. Avustralya’daki ortak, usulüne uygun temsil ve delil hazırlığıyla Türkiye’deki genel kurul veya dava yolunu takip edebilir; ancak görevden alma her şikâyet üzerine kendiliğinden gerçekleşmez.

Kısa özet: İki ayrı müdür azli yöntemi
| Soru | Genel kurul | Mahkeme |
|---|---|---|
| Kanun hükmü | TTK m.616/1-b ve 630/1 | TTK m.630/2–3 |
| Başlatan kişi | Genel kurulun usulüne uygun çağrılması ve gündem | Haklı sebebi ileri süren ortak |
| Temel değerlendirme | Toplantı, temsil, oy ve şirket sözleşmesi koşulları | Ortak sıfatı ve şirket yönünden haklı sebep |
| Sonuç | Geçerli görevden alma ve gerekiyorsa yeni müdür seçimi | Yönetim/temsil yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılması |
| Avustralya’dan takip | TTK m.617/3 kapsamında temsil mümkün | Usulüne uygun vekil ve delillerle Türkiye’deki yargılama |
| Önemli sınır | Geçersiz toplantı veya karar hukuki uyuşmazlık yaratır | Soyut memnuniyetsizlik haklı sebep yerine geçmez |
Bu iki yöntem birbirine indirgenmemelidir. Ortaklar genel kurulda müdürün görevden alınmasına karar verebilirler; ancak müdür aleyhinde ciddi ve ispatlanabilir yönetim sorunları varsa, TTK m.630/2 kapsamında ortağa doğrudan mahkemeden yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını isteme hakkı tanınmıştır. Genel kurulda başarı sağlanmaması, her durumda dava açma hakkını ortadan kaldırmaz. Öte yandan dava açılması da herhangi bir karar çıkmadan müdürün tüm temsil yetkisinin otomatik sona erdiği anlamına gelmez.
1. Konuya ilişkin TTK hükümleri kesin olarak ne söylüyor?
TTK m.616/1-b: Genel kurulun devredilemez yetkisi
6102 sayılı Kanun’un 616. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, müdürlerin atanması ve görevden alınmasını limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında açıkça sayar. Bu, şirket müdürünün kendi kendine hazırlanmış bir karar üzerinden genel kurulun sahip olduğu azil yetkisini tümüyle ikame edemeyeceği anlamına gelir. Görevden alma kararı hazırlanırken genel kurulun toplantı, gündem, karar yeter sayısı ve şirket sözleşmesine uygunluğu kontrol edilir.
TTK m.617: Genel kurul çağrısı ve temsil
TTK m.617/1’e göre limited şirket genel kurulu müdürler tarafından toplantıya çağrılır; olağan toplantı hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. İkinci fıkrada kural olarak en az on beş gün önce çağrı öngörülür; sözleşmeyle uzatılabilir veya on güne kadar kısaltılabilir. Üçüncü fıkra toplantıya çağrı, azlığın öneri ve çağrı hakları ve benzeri usul konularında anonim şirkete ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağını belirtir. Aynı fıkra her ortağın genel kurulda ortak olan veya olmayan başka bir kişi tarafından temsil edilebileceğini açıkça söyler.
TTK m.620: Oy ve karar çoğunluğu
Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi düzenlenmedikçe, TTK m.620’ye göre seçim kararları dahil genel kurul kararları toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğuyla alınır. Bu nedenle şirket payının yüzde 10’una sahip ortağın tek başına her genel kurul kararını değiştirebileceği söylenemez. Şirket sözleşmesindeki oy hakları, müdürün aynı zamanda ortak olması, temsil belgeleri ve ilgili maddelerdeki özel karar nisapları birlikte incelenmelidir. TTK m.621’deki önemli kararlar için öngörülen ağırlaştırılmış nisap, listedeki her konuya ilişkindir; müdür azli otomatik olarak her durumda o listede yer alır denilemez.
TTK m.626 ve m.630: Özen, bağlılık ve haklı sebep
TTK m.626/1 müdürün görevini tüm özeni göstererek yerine getirmesini ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmesini emreder. İkinci fıkra, kanunda belirtilen izin ve şirket sözleşmesi istisnaları saklı olmak üzere müdürün şirketle rekabet edici faaliyetini sınırlar. TTK m.630/3 ise özen ve bağlılık yükümünün veya diğer kanuni/sözleşmesel yükümlülüklerin ağır şekilde ihlalini ve şirketi iyi yönetmek için gereken yeteneğin kaybını haklı sebep örnekleri olarak gösterir. “Müdürle anlaşamıyoruz” ifadesi, somut bir yüküm ihlali ve şirket bakımından olumsuz etki açıklanmadan bu maddelerin yerine geçmez.
TTK m.629: Temsil yetkisi sınırlandırmasının dış etkisi
TTK m.629/1, limited şirket müdürünün temsil yetkisinin kapsamı, sınırlandırılması, imza şekli, tescil ve ilanında anonim şirketlere ilişkin hükümleri kıyasen uygular. Ticaret Bakanlığı’nın resmî açıklamasına göre TTK m.371/3 bağlantısı uyarınca üçüncü kişilere karşı geçerli sınırlandırmalar yalnızca merkezin veya şubenin işleriyle sınırlama yahut birlikte imza gibi kanunun öngördüğü kapsamda ele alınır. Dolayısıyla mahkemeden soyut biçimde “müdür bundan sonra bütün işlemleri ortak izniyle yapsın” istemi, üçüncü kişilere etkili temsil sınırlandırması bakımından kanuni rejimle uyumlu olmayabilir.
2. Genel kurul müdürü görevden almak için nasıl karar verir?
İlk olarak şirketin son ticaret sicili kayıtlarından güncel müdür, temsil biçimi, şirket sözleşmesi ve ortaklık yapısı belirlenir. Çünkü şirketin kuruluş sırasında müdür olarak atadığı kişi daha sonra farklı bir tescille değişmiş olabilir. Pay sahibi Avustralya’da otururken kendisine gönderilen eski şirket sözleşmesiyle yıllarca işlem yapmış olabilir. Sicildeki mevcut durum ve karar defterleri incelenmeden gerçek muhatap ve oy yapısı kesin kabul edilmemelidir.
TTK m.617’ye uygun genel kurul gündeminde müdürün görevden alınması, yeni müdür atanması ve gerekli tescil işlemleri ayrı gündem maddeleri olarak planlanabilir. Gündem ve çağrı usulüne aykırılık, sonraki kararın dava konusu edilmesi riskini artırır. Şirket sözleşmesinde çağrı usulüne ilişkin daha uzun süre veya farklı düzenleme bulunuyorsa bunların kanuna uygunluğu kontrol edilir. Sadece müdüre WhatsApp mesajı gönderip “müdürlük bitti” yazılması, kendiliğinden usulüne uygun genel kurul kararı değildir.
TTK m.617/3, şirket ortağının genel kurula temsilciyle katılmasına açıkça imkan tanır. Avustralya’daki ortağın toplantıya fiziksel gelmemesi, oy kullanma hakkını otomatik düşürmez. Bununla birlikte temsilciye verilen vekâletnamenin şirket kararında oy kullanma yetkisini kapsaması, kimlik ve imza doğrulamasının kabul edilebilir olması ve şirketin somut temsil şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Avustralya noter işlemleri, gerekiyorsa apostil ve Türkçe tercüme ayrı belgeler olarak düzenlenir.
Genel kurulda azil kararının alınması hâlinde müdürün kişisel hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemleri ayrı hukuki konu olabilir. TTK m.630/4 görevden alınan yöneticinin tazminat haklarını saklı tutar. Bu nedenle şirket yönetiminden çıkarma kararı ile şirketin müdüre yönelik geçmiş ücret veya tazminat borcunun tümüyle ortadan kalktığı sonucuna varılamaz. Kararın hangi tarihten itibaren yönetim ve temsil etkisi doğurduğu ve ticaret sicilinde nasıl görünür hâle getirileceği ayrıca takip edilir.
3. Mahkeme yoluyla haklı sebeple müdür azli davası
TTK m.630/2’nin ayırt edici özelliği, her ortak için haklı sebeplerin varlığında mahkemeden yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını isteyebilme imkânıdır. Bu hak sadece yüzde elli bir pay sahibi ortağa tanınmamıştır. Küçük pay sahibi ortağın da ortaklık sıfatıyla talepte bulunması mümkündür. Ancak talebin kabulü hisse oranına değil, şirket yönünden haklı sebebin somut olarak kanıtlanmasına bağlıdır.
Şirket içindeki sıradan görüş ayrılığı veya geleceğe yönelik belirsiz kaygı, tek başına TTK m.630/3’te açıkça sayılan ağır yükümlülük ihlali ya da şirketi yönetme yeteneğinin kaybını göstermeyebilir. Müdürün şirket parasını kişisel hesaba aktarması iddiası varsa banka kayıtları, muhasebe fişleri ve alınan kararlar; ilgili kişiye piyasa koşullarına aykırı işlem yaptığı iddiası varsa sözleşmeler, teklif ve fatura karşılaştırmaları; defter kayıtlarının gizlendiği iddiası varsa yazılı başvuru ve cevaplar değerlendirilir. Haklı sebep şirketin menfaati bakımından açıklanmalıdır.
Müdürün şirket adına başka bir şirketle rekabet etmesi de inceleme konusu olabilir. Ancak TTK m.626/2 izin ve şirket sözleşmesindeki farklı düzenlemeleri dikkate alır. Rakip işletmeyle bağlantı tek başına bütün hâllerde hukuka aykırı faaliyet sayılmaz; izin verilmişse bunun kapsamı ve şirket menfaatine etkisi belirlenir. “Avustralya’daki ortağa hiç bilgi verilmemiş” iddiası tek başına azil sebebi olarak ileri sürülürken, ortak bilgi alma hakkına ilişkin TTK m.614 süreci ve gerçekten engellenen bilgi kayıtları ayrı dosyalanmalıdır.
TTK m.630/2 kapsamında dava açabilmek için her durumda önceden genel kurulda azil oylaması kaybedilmiş olması şartı doğrudan kanun metninde öngörülmez. Bu nedenle dava hakkının zorunlu ön adımı olarak “önce genel kurulda mutlaka ret kararı aldırın” yönünde genel bir reçete oluşturmak doğru değildir. Bununla birlikte somut olayda genel kurula başvurulmuş olması, ihtarnameler, iç yazışmalar ve müdürün açıklamaları haklı sebebi göstermek bakımından delil teşkil edebilir.
4. Avustralya’dan hangi şirket belgeleri toplanmalı?
Avustralya’da yaşayan ortağın elinde yalnız geçmiş pay devir sözleşmesi ve eski sermaye cetveli bulunabilir. Türkiye’deki güncel ortaklık durumunu görmek için ticaret sicili ve varsa pay defteri, şirket sözleşmesi, pay devrine ilişkin genel kurul kararları, müdür atama/azil tescilleri ile temsil ilamları incelenir. TTK m.630/2 bakımından başvuranın ortak sıfatı usule ilişkin temel önem taşır. Ortaklık iddiasının sözleşme, sicil veya pay kayıtlarıyla eşleştirilmesi gereklidir.
İkinci grup finansal delillerdir. Şirketin banka hareketleri, kasa fişleri, fatura ve irsaliyeler, genel kurulca onaylanmış mali tablolar ve ilişkili kişilerle işlem kayıtları müdürün faaliyetlerini değerlendirebilir. Bu kayıtlardan hangi bilginin ortağa açıklanabileceği, TTK m.614 kapsamındaki inceleme hakkı ve şirket sırlarının korunması yükümlülüğüyle birlikte ele alınmalıdır. Avustralya’daki ortak şirketin bütün banka şifrelerinin kendisine doğrudan verilmesini bu maddeye dayanarak sınırsız ve koşulsuz bir hak saymamalıdır.
Üçüncü grup yazılı iletişim ve yönetim kararlarıdır. Müdürden alınan e-postalar, şirketin resmî yazışmaları, toplantı tutanakları ve yazılı bilgi istemleri bir sürecin nasıl yürüdüğünü ortaya koyabilir. Ancak yalnız bir telefon görüşmesine dair tek taraflı not, ağır yükümlülük ihlalini kesin biçimde kanıtlamaz. Elektronik kayıtların gerçekliği ve içeriği HMK m.199 çerçevesinde değerlendirilir. Delil listesindeki her evrakın hangi somut davranışı, hangi tarihi ve şirket açısından hangi tehlikeyi ortaya koyduğu açıklanmalıdır.
Dördüncü grup şirketin faaliyet zararına ilişkin kayıtlardır. Tek bir zararlı ticari sonuç, her zaman müdürün özen yükümünü ağır ihlal ettiği anlamına gelmeyebilir. Karar alınırken bilinen bilgiler, şirketin mali gücü, yöneticinin çıkar çatışması ve işlemin işletme amacı karşılaştırılmalıdır. Müdürün eylemiyle iddia edilen zarar arasındaki bağlantı kurulmadan sırf şirketin o yıl kâr etmemesi üzerinden kanuni haklı sebebin oluştuğu sonucuna varmak hatalıdır.
5. Avustralya’da yaşayan ortak Türkiye’ye gelmeden sürece katılabilir mi?
TTK m.617/3 genel kurulda ortak olan veya olmayan temsilci aracılığıyla katılıma izin verdiği için, Avustralya’da bulunan ortağın her toplantıya fiziksel olarak gelmesi gerekmez. Yurt dışından düzenlenen vekâletnamede toplantıya katılım, oy kullanma, gündemdeki müdür azli kararı ve gerekiyorsa şirketin diğer organlarına ilişkin yetkilerin açık yazılması yararlıdır. Somut temsil işleminin şekli ve düzenleme makamı bakımından Türk konsolosluğu veya Avustralya noteri gibi yolların uygunluğu ayrı kontrol edilir.
Türkiye’de mahkeme davası yürütülmesi için avukata verilen yetkinin de usulüne uygun olması gerekir. Şirketin müdürünü azletmeye yönelik mahkeme davası ile şirket payını devretmeye yetki verilmesi aynı işlem değildir. Temsil için düzenlenen belgenin hangi süreci kapsadığı açık olmalıdır. Avustralya’da düzenlenmiş yabancı noter belgesinin Türkiye’de kullanımı yönünden tasdik, tercüme ve gerekli diğer şekil koşulları değerlendirilir. Avustralya konsolosluk ve vekâletname rehberi bağlantılı açıklamalar içerir.
Yurt dışındaki ortağın avukatı ile çalışmasında güvenli süreç, şirket dosyasının ve amaçlanan hukuki sonucun baştan sınıflandırılmasıdır. Ortak yalnız bilgi almak istiyorsa TTK m.614; müdürün yetkisini kaldırmak istiyorsa m.630; payını devretmek istiyorsa m.595–598 farklı hukuki yollar ortaya çıkar. Bu ayrımı yapmadan bütün ihtilafları tek genel vekâletname cümlesine veya tek dava dilekçesine doldurmak, yanlış hukukî talep sonucunu doğurabilir.
6. Müdür şirkete derhal zarar verecekse ihtiyati tedbir mümkün mü?
Mahkemeye başvuran ortak, devam eden yargılama sırasında ciddi ve somut zararın önlenmesi için HMK m.389 ve devamı çerçevesinde ihtiyati tedbir istemini değerlendirebilir. Ancak “müdürün yetkisi dava açıldığı gün otomatik askıya alınır” sonucu kanunda yoktur. Tedbir, somut tehlikenin ve hakkın yaklaşık ispatı ile tedbirin hangi işlemi önlemeyi amaçladığının açıklanmasını gerektirir. Mahkemenin tedbirin türünü ve kapsamını ilgili kanuni sınırlara göre belirlemesi gerekir.
Önemli bir ayrım da TTK m.629/1 ve m.371/3 kapsamında dış temsil yetkisi sınırlandırmalarının etkisidir. Ticaret Bakanlığı, limited şirket müdürünün temsil yetkisinin sınırlanmasında yalnız merkezin veya şubenin işleriyle sınırlama ya da birlikte temsil gibi tescil ve ilan edilen sınırların iyi niyetli üçüncü kişilere karşı etkisini açıklar. Müdürün her ticari işleminin mahkemece atanacak bir kayyımın onayına bağlı olması şeklindeki belirsiz talepler, kanunda öngörülen temsil düzeniyle karıştırılmamalıdır.
Tedbir ihtiyacında belgeler hızlı ama usule uygun hazırlanmalıdır. Borçlanma, taşınmaz satışı veya büyük banka transferi gibi somut şirket işlemleri varsa bunların dayanağı ve şirket menfaatine etkisi açıklanır. İleride gerçekleşebileceği söylenen ancak hiçbir evrakla desteklenmeyen varsayımsal tehlike tek başına yeterli kabul edilmemelidir. Hangi belgenin hangi riski gösterdiği dilekçede açık etiketlenmeli, hukukî tedbir istemi şirket yönetiminin tümüne ilişkin belirsiz bir emir gibi kalmamalıdır.
7. Müdür azli kararının ticaret sicili ve üçüncü kişiler yönü
Limited şirket müdürlerinin temsil yetkisi, imza şekli ve bunların tescil/ilanı bakımından TTK m.629/1 anonim şirket hükümlerine atıf yapar. Bu nedenle genel kurulca müdürün görevden alınması veya yeni müdürün atanması sonrasında ilgili ticaret sicili işlemleri ayrıca takip edilir. Tescil ve ilan yükümlülüğünü ihmal etmek, özellikle şirket adına işlem yapan üçüncü kişiler açısından temsil durumunun belirsizleşmesine neden olabilir.
Şirketin eski müdürü görevden alındıktan sonra dışarıdaki iş ortaklarına hangi kişinin temsile yetkili olduğunun açıklığı korunmalıdır. Şirketin mevcut imza düzeni, bankadaki yetkili listeleri ve sözleşmelerdeki temsil kaydı birbirine uygun hâle getirilir. Bankanın kendi yetki güncelleme usulü ile ticaret sicili tescil ve ilanı ayrı işlemlerdir; sadece banka şubesini telefonla aramak ticaret sicili kaydını değiştirmez.
Müdürün görevden alınması, geçmiş dönemdeki tüm işlemlerinin kendiliğinden geçersiz olmasını sağlamaz. Görev süresinde yaptığı işlemlerin şirketi bağlayıp bağlamadığı, temsil yetkisi sınırları ve üçüncü kişilerin iyiniyeti farklı hukukî değerlendirmeler gerektirir. Geçmiş şirket zararının tazminini isteyen ortak veya şirket bakımından TTK m.553 ve ilgili sorumluluk hükümleri başka bir dava konusu olabilir. Müdür azli davasının konusu ile zarar tazmini talebinin şartları birbirine karıştırılmamalıdır.
8. Haklı sebeple müdür azli dosyası nasıl hazırlanır?
- Pay sahipliğini doğrulayın. Esas sermaye payı, mevcut şirket sözleşmesi, varsa pay defteri ve sicil kaydıyla ortak sıfatını ortaya koyun.
- Güncel temsil yapısını çıkarın. Müdürün adı, atama tarihi, tek veya birlikte imza yetkisi ve diğer müdürleri belirleyin.
- İstenen yolu seçin. TTK m.616, 617, 620 ve 630/1 kapsamında genel kurul mu, yoksa m.630/2 kapsamında mahkeme mi değerlendirileceğini belirleyin.
- Haklı sebep olgularını tarihleyin. Ağır bağlılık ihlali, çıkar çatışması, yönetim yeteneği kaybı veya başka somut davranışları ayrı ayrı gösterin.
- Delilleri eşleştirin. Banka, fatura, mali tablo, şirket kararı ve yazışma kayıtlarının hangi fiili ispatladığını belirtin.
- Yurt dışı temsilini kurun. Avustralya’dan kullanılacak toplantı veya dava vekâletnamesinin amaçlanan işlemi kapsadığını kontrol edin.
- Acil risk varsa tedbiri somutlaştırın. HMK m.389 çerçevesinde tehlike, yaklaşık ispat ve tedbirin sınırını açıklayın.
- Karar ve sicil aşamasını takip edin. Görevden alma sonrası imza ve yetki tescilini, banka ve diğer muhatap güncellemelerini planlayın.
Bu plan, şirket içi ihtilafın çözümüne ilişkin bütün davaların aynı olduğu anlamına gelmez. Bir ortağın pay satış bedeline itirazı, ortaklıktan çıkarılması, genel kurul kararının iptali, pay defterinin düzeltilmesi veya müdürün geçmiş zararından doğan tazminat talebi ayrı uyuşmazlıklardır. TTK m.630 dosyası yalnızca yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılmasının kanuni şartlarına odaklanmalıdır. Bu nedenle yeni arama başlığı da şirket kayıtlarını inceleme veya pay devrini değil, doğrudan haklı sebeple müdür azli niyetini karşılar.
9. Müdürün görevden alınmasına karşı ileri sürebileceği itirazlar
Müdür, iddia edilen fiilin kendisine ait olmadığını, şirketin menfaatine uygun davrandığını veya işlemin genel kurul onayıyla yapıldığını ileri sürebilir. Bu tür savunmalar somut tutanak, şirket kararı ve ekonomik kayıtlar üzerinden incelenir. Örneğin müdürün şirketle aynı faaliyet alanında başka işletmesi bulunduğu iddia ediliyorsa, TTK m.626/2’deki yazılı izin veya şirket sözleşmesi düzenlemelerinin mevcut olup olmadığı önem kazanır.
Şirketin ticari faaliyetinde oluşan her kayıp yönetim yeteneğinin kaybedildiği anlamına gelmez. Ticari faaliyet olağan ekonomik riskler içerir; TTK m.630/3’te haklı sebep olarak sayılan ağır yükümlülük ihlali veya iyi yönetim için gerekli yetenek kaybı somut olgularla ortaya konulmalıdır. Müdürün belirli bir sözleşmede zarar etmesi ile şirket kaynaklarını kişisel yararına kullanması aynı hukuki nitelikte değerlendirilmez. Maddi olguların hangisinin kanıtlandığı ve haklı sebep ağırlığı ayrıca tartışılır.
Müdür aynı zamanda şirket ortağıysa, görevden alınması payının otomatik olarak yok olması demek değildir. Şirketin yönetim organındaki görevinin sona ermesiyle ortaklık sıfatı farklı hukuki pozisyonlardır. Pay devir şartları veya ortağın haklı sebeple çıkarılması konuları TTK’nın başka maddelerinde düzenlenir. Müdür azli kararına dayanılarak ilgili kişinin payı kendiliğinden diğer ortağa geçmiş sayılmaz.
Sık sorulan sorular
1. Avustralya’da yaşayan ortak Türk limited şirket müdürünü görevden aldırabilir mi?
Evet, TTK m.630 genel kurul ve haklı sebeple mahkeme yolu öngörür. Yurt dışında yaşama ortaklık sıfatına bağlı başvuru hakkını ortadan kaldırmaz.
2. Hangi kanun müdürün genel kurulca görevden alınmasını düzenler?
TTK m.616/1-b genel kurulun devredilemez atama ve görevden alma yetkisini; TTK m.630/1 doğrudan görevden alma ve yetki sınırlandırmasını düzenler.
3. Azınlık ortağı mahkemeden müdür azli isteyebilir mi?
TTK m.630/2 talep hakkını her ortağa tanır. Talebin kabulü somut olayda haklı sebebin kanıtlanmasına bağlıdır.
4. Müdürün haklı sebeple azil şartları nelerdir?
TTK m.630/3, özen ve bağlılık yükümlülüklerinin ağır ihlalini veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneğin kaybını haklı sebep örnekleri olarak sayar.
5. Müdür azli davasından önce genel kurulda ret kararı zorunlu mu?
TTK m.630/2 bu şekilde genel bir ön koşul öngörmez. Haklı sebep ve ortaklık sıfatı mahkemede değerlendirilir.
6. Avustralya’daki ortak genel kurulda vekille oy kullanabilir mi?
TTK m.617/3 her ortağın ortak olan veya olmayan kişi aracılığıyla temsil edilebileceğini düzenler. Vekâlet belgesi ve usul şartları karşılanmalıdır.
7. Limited şirket genel kurulunda karar çoğunluğu kaçtır?
TTK m.620’de kanun veya şirket sözleşmesinde aksi bulunmadıkça temsil edilen oyların salt çoğunluğu esas alınır; özel karar ve sözleşme şartları ayrı incelenir.
8. Müdürün yetkileri dava açılınca otomatik durur mu?
Hayır. Görevden alma veya yetki sınırlandırması yargılama ve karar konusudur. Tedbir istenecekse HMK m.389 ve devamındaki şartlar ayrıca incelenir.
9. Müdürün şirketle rekabet etmesi her durumda azil sebebi midir?
TTK m.626/2 şirket sözleşmesi ve diğer ortakların izni yönünden istisnalar içerir. Somut rekabet fiili, izin ve şirket menfaati incelenmelidir.
10. Müdürün temsil yetkisi her şekilde sınırlandırılabilir mi?
TTK m.629/1 ve kıyasla uygulanan m.371/3, üçüncü kişilere karşı etkili temsil sınırlamalarına sınır koyar. Her özel kısıtlama iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
11. Görevden alınan müdürün şirket payı da sona erer mi?
Hayır. Müdürlük görevinin sona ermesiyle ortaklık sıfatı farklıdır. Pay devri ve ortaklıktan çıkarılma ayrı hükümlere tabidir.
12. Müdür azlinden sonra ticaret sicili güncellenmeli mi?
Evet, temsil, imza ve tescil/ilan işlemleri TTK m.629/1’e göre takip edilmelidir. Banka yetki güncellemesi ayrı operasyonel işlemdir.
Resmî mevzuat ve kurum kaynakları
- Adalet Bakanlığı — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.616–630
- Resmî Gazete — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
- Ticaret Bakanlığı — limited şirket müdürünün temsil yetkisinin sınırlandırılması
- İstanbul Ticaret Odası — limited şirket tescil işlemleri
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu — elektronik belge ve ihtiyati tedbir
İlgili site içi rehberler: Avustralya’dan şirket kayıtlarını inceleme (TTK 614), Avustralya’dan limited şirket pay devri, Miras kalan limited şirket payı, Avustralya konsolosluk ve vekâletname, yurt dışındaki müvekkiller.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
