Sigorta Tazminatı Zamanaşımı Kaç Yıl? TTK 1420 İki ve Altı Yıllık Süre
Kısa ve net cevap: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1420 uyarınca sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler bakımından ayrıca kesin bir üst sınır vardır: TTK m.1482 saklı kalmak üzere rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren her hâlde altı yıl. Maddenin ikinci fıkrası diğer kanunlardaki özel hükümleri saklı tuttuğundan, örneğin trafik sigortası gibi alanlarda özel kanundaki süreler ayrıca incelenir.
Sigorta dosyasında haklı olmak tek başına alacağın süresiz biçimde talep edilebileceği anlamına gelmez. Zamanaşımı, özellikle sigorta şirketine hasar ihbarı yapılmış ancak uzun süre dava veya tahkim yoluna gidilmemiş dosyalarda belirleyici bir itirazdır. Türk Ticaret Kanunu sigorta sözleşmelerinden doğan istemler için iki ayrı zaman eşiği kurar: muacceliyete bağlanan iki yıllık genel süre ile rizikonun gerçekleşmesine bağlanan altı yıllık mutlak süre.
Bu iki sürenin aynı olayda nasıl birlikte çalıştığını anlamadan yalnızca ‘sigorta zamanaşımı iki yıldır’ veya ‘altı yıldır’ demek eksik ve yanıltıcıdır. Ayrıca TTK m.1420/2 diğer kanunlardaki hükümleri saklı tuttuğu için, sigortanın türü mutlaka belirlenmelidir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası, hayat sigortası, kasko, konut sigortası veya başka bir özel sigorta türünde uygulanacak bütün hükümler aynı değildir.
TTK 1420’deki İki Yıllık Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?
TTK m.1420/1’in ilk cümlesi, sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemlerin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler. Buradaki anahtar kavram muacceliyettir. Muacceliyet, alacağın istenebilir hâle geldiği andır. Sigorta tazminatında muacceliyetin belirlenmesinde TTK m.1427 temel hükümdür.
TTK m.1427 uyarınca sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesini izleyen araştırma sürecinin tamamlanmasıyla muaccel olur; zarar sigortalarında TTK m.1446 kapsamındaki ihbardan itibaren her hâlde 45 gün, can sigortalarında 15 günlük sınır uygulanır. Bu nedenle iki yıllık sürenin başlangıcını sadece kaza, yangın veya hasar tarihi olarak almak çoğu dosyada doğru değildir. Önce alacağın hangi tarihte muaccel olduğunun belirlenmesi gerekir.
Muacceliyet konusunda ayrıntılı açıklama için Sigorta Tazminatı Ne Zaman Muaccel Olur? TTK 1427 rehberine bakılabilir. Zamanaşımı hesabında bu tarihin banka, e-posta, hasar dosyası ve sigorta şirketi yazışmalarıyla somutlaştırılması gerekir.
Rizikodan İtibaren Altı Yıllık Süre Nedir?
TTK m.1420, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemleri yalnızca muacceliyetten başlayan iki yıllık süreye bağlamaz. Kanun, TTK m.1482 hükmünü saklı tutarak bu istemlerin rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren her hâlde altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını da belirtir. ‘Her hâlde’ ifadesi, bu sürenin nihai bir üst sınır olduğunu gösterir.
Örneğin bir mal sigortasında riziko gerçekleşmiş, fakat muacceliyet daha sonraki tarihte doğmuş olabilir. İki yıllık süre muacceliyetten itibaren hesaplanırken, altı yıllık süre rizikonun gerçekleştiği günden hareket eder. Dosyanın güvenli biçimde yönetilebilmesi için her iki tarih ayrı ayrı takvime alınmalıdır. Altı yıllık süreyi ‘iki yıllık sürenin bitiminden sonra başlayan ek dört yıl’ şeklinde okumak yanlıştır. Bunlar birbirine eklenen süreler değildir; farklı başlangıç noktalarına bağlanan iki sınırdır.
Hasar Tarihi, İhbar Tarihi ve Muacceliyet Tarihi Neden Ayrı Tutulmalıdır?
Sigorta dosyasında en az üç temel tarih vardır. Birincisi rizikonun gerçekleştiği tarihtir. İkincisi rizikonun sigortacıya bildirildiği tarihtir. Üçüncüsü tazminat alacağının muaccel olduğu tarihtir. TTK m.1420’de altı yıllık üst süre birinci tarihe, iki yıllık süre üçüncü tarihe bağlıdır. TTK m.1427’deki 45 veya 15 günlük üst sınır ise TTK m.1446 kapsamındaki ihbar tarihiyle ilişkilidir.
Bu tarihler karıştırıldığında zamanaşımı hesabı yanlış çıkar. Özellikle hasarın geç fark edildiği, sigorta şirketinin uzun inceleme yaptığı veya belge eksikliği tartışmasının bulunduğu dosyalarda tek satırlık bir tarih hesabı yeterli değildir. Her olay kronolojik tablo hâline getirilmelidir.
TTK 1420 Her Sigorta Uyuşmazlığında Tek Başına mı Uygulanır?
Hayır. Maddenin ikinci fıkrası ‘diğer kanunlardaki hükümler saklıdır’ diyerek özel düzenlemelere açıkça öncelik tanır. Bu nedenle uyuşmazlığın hangi sigorta türünden kaynaklandığı tespit edilmelidir. Karayolları Trafik Kanunu’nda trafik kazalarından doğan talepler için özel zamanaşımı düzenlemesi bulunmaktadır. Bu konuda Trafik Kazası Tazminatında Zamanaşımı KTK 109 rehberi ayrı değerlendirme içerir.
Benzer şekilde TTK m.1482 can sigortalarında sigorta bedeline ilişkin özel bir on yıllık süre öngördüğünden TTK m.1420 metni zaten 1482’yi açıkça saklı tutar. Dolayısıyla hayat sigortası dosyasına otomatik biçimde altı yıllık genel sınırı uygulamak kanunun sistematiğine aykırıdır. Poliçe türü ve özel hüküm tespiti ilk adım olmalıdır.
Sigorta Şirketine Başvuru Zamanaşımını Kendiliğinden Sıfırlar mı?
Sigorta şirketine hasar ihbarı veya tazminat başvurusu yapılması ile zamanaşımının kesilmesi aynı hukuki işlem değildir. Zamanaşımının kesilmesi Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine tabidir. TBK m.154, borçlunun borcu ikrar etmesi, özellikle faiz ödemesi, kısmen ifa, rehin vermesi veya kefil göstermesi; alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması, icra takibi yapması ya da iflas masasına başvurması gibi kesilme sebeplerini düzenler.
Bu nedenle sigorta şirketine sıradan bir e-posta göndermekle iki yıllık sürenin her durumda baştan başladığını kabul etmek doğru değildir. Yapılan işlemin TBK m.154 kapsamındaki kesilme sebeplerinden birini oluşturup oluşturmadığı somut olarak incelenmelidir. Sigorta şirketinin açık borç ikrarı, kısmi ödeme veya hakeme başvuru gibi işlemlerin hukuki niteliği farklıdır.
Zamanaşımı Kesilirse Ne Olur?
TBK m.156 uyarınca zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre on yıldır. Ancak hangi işlem nedeniyle kesilme gerçekleştiği ispatlanmalıdır. Bu nedenle dava, tahkim, icra veya borç ikrarı belgeleri dosyada tarih sırasına göre tutulmalıdır.
Zamanaşımının durması ise kesilmeden farklıdır. Durma hâlinde süre belirli engel boyunca işlemez; engel kalkınca kaldığı yerden devam eder. Kesilmede ise o ana kadar geçen süre silinir ve yeni süre başlar. Sigorta dosyasında bu iki kurum birbirine karıştırılmamalıdır.
Sigorta Tahkim Komisyonuna Başvuru Süreyi Etkiler mi?
Hakeme başvuru, TBK m.154 kapsamında zamanaşımını kesen işlemler arasında yer alır. Sigorta Tahkim Komisyonu başvurusunun ayrıca 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’ndaki şartlara uygun yapılması gerekir. Başvuru yolu, sigorta kuruluşunun sisteme üyeliği, ön başvuru ve uyuşmazlık türü birlikte incelenir. Sigorta Tahkim Komisyonu başvuru rehberi bu usulün temel adımlarını açıklar.
Başvurunun sırf sürenin son günlerinde yapılması, eksik veya yanlış başvuru riskini artırır. Zamanaşımı takvimi dosyanın ilk incelemesinde oluşturulmalıdır.
Sigorta Zamanaşımı Dosyasında Hangi Belgeler Kontrol Edilir?
- Poliçe ve özel/genel şartlar,
- rizikonun gerçekleştiği tarihi gösteren tutanak veya kayıtlar,
- hasar ihbar tarihi ve hasar dosya numarası,
- sigorta şirketine sunulan belge listesi,
- eksik belge talepleri ve cevapları,
- tazminat teklifleri, ret yazıları ve kısmi ödeme kayıtları,
- borç ikrarı niteliğindeki yazışmalar,
- tahkim, dava veya icra başvuruları,
- özel sigorta türüne uygulanacak kanun hükümleri.
Bu belgeler üzerinden en az iki ayrı takvim oluşturulmalıdır: muacceliyetten başlayan iki yıllık genel süre ve rizikodan başlayan altı yıllık nihai süre. Özel kanunda farklı süre varsa üçüncü bir kontrol satırı eklenmelidir.
Zamanaşımı Dolunca Hak Kendiliğinden Yok Olur mu?
Zamanaşımı, hak düşürücü süreden farklıdır. Zamanaşımı borcu kendiliğinden ortadan kaldırmaz; borçluya zamanaşımı def’i ileri sürme imkânı verir. TBK m.161 uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Ancak sigorta şirketleri uyuşmazlıkta zamanaşımı def’ini ileri sürebileceğinden, süreyi geçirmek son derece ciddi bir risk yaratır.
Hak düşürücü sürelerde ise mahkemenin re’sen dikkate alması söz konusu olabilir. Bu ayrım, usul stratejisini doğrudan etkiler.
Sık Sorulan Sorular
Sigorta tazminatı zamanaşımı iki yıl mı altı yıl mı?
TTK m.1420 iki ayrı sınır kurar. Genel süre alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıldır. Sigorta tazminatı ve sigorta bedeli istemleri ayrıca, TTK m.1482 saklı kalmak üzere, rizikodan itibaren her hâlde altı yılda zamanaşımına uğrar.
İki yıllık süre hasar gününde mi başlar?
Hayır. Kanun iki yıllık süreyi alacağın muaccel olduğu tarihe bağlar.
Altı yıllık süre ne zaman başlar?
Sigorta tazminatı ve sigorta bedeline ilişkin altı yıllık üst süre rizikonun gerçekleştiği tarihten başlar.
İki ve altı yıllık süreler toplanır mı?
Hayır. Bunlar farklı başlangıç noktalarına bağlı iki ayrı sınırdır; iki yıl bittikten sonra ek dört yıl verilmesi şeklinde uygulanmaz.
Hayat sigortasında da altı yıl mı?
TTK m.1420, TTK m.1482’yi açıkça saklı tutar. Can sigortalarında sigorta bedeline ilişkin özel on yıllık hüküm ayrıca uygulanır.
Sigortaya e-posta atmak zamanaşımını keser mi?
Her e-posta kendiliğinden kesme sonucu doğurmaz. TBK m.154’teki kesilme sebeplerinin oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
Sigorta şirketi kısmi ödeme yaparsa ne olur?
Kısmi ifa, somut olayda borcun ikrarı niteliği taşıyorsa TBK m.154 kapsamında zamanaşımını kesen sonuç doğurabilir.
Dava açmak zamanaşımını keser mi?
Evet. TBK m.154 uyarınca alacaklının dava yoluyla mahkemeye başvurması zamanaşımını kesen sebepler arasındadır.
Sigorta tahkimine başvuru zamanaşımını keser mi?
Hakeme başvuru TBK m.154 kapsamında kesilme sebepleri arasındadır; başvurunun ilgili tahkim sisteminin usul şartlarına uygun olması gerekir.
Hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate alır mı?
TBK m.161 uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.
TTK 1420’deki Altı Yıllık Süre Neden Ayrı Bir Güvence Değil, Üst Sınırdır?
Altı yıllık süre bazen sigortalıya her durumda altı yıl boyunca dava açma hakkı veren bağımsız bir süre gibi anlaşılır. Kanun metni böyle değildir. TTK m.1420, sigorta sözleşmesinden doğan istemlerin muacceliyetten itibaren iki yılda zamanaşımına uğrayacağını söyledikten sonra sigorta tazminatı ve sigorta bedeli istemleri için rizikodan itibaren her hâlde altı yıllık nihai sınır getirir. Bu nedenle iki yıllık süre dolmuşsa, yalnızca altı yıllık sürenin henüz dolmamış olması talebi otomatik olarak zamanaşımından kurtarmaz.
İki süre birlikte takip edilir. Birincisi alacağın istenebilir hâle geldiği tarihten başlayan olağan zamanaşımıdır. İkincisi, muacceliyet ne kadar geç tartışılırsa tartışılsın riziko tarihinden başlayan nihai sınırdır. Dosya takviminde bu iki tarihin ayrı satırlarda gösterilmesi gerekir.
Sigorta Şirketinin Ret Yazısı Zamanaşımının Başlangıcını Belirler mi?
Ret yazısı önemli bir belgedir fakat iki yıllık sürenin başlangıcını her olayda ret yazısının tarihine bağlamak doğru değildir. TTK m.1420 iki yıllık süreyi alacağın muaccel olduğu tarihe bağlar. Muacceliyet ise TTK m.1427’deki araştırmanın tamamlanması ve kanuni süre sistemi üzerinden belirlenir. Sigortacı alacak zaten muaccel olduktan aylar sonra ret yazısı düzenlemişse, sırf ret tarihi esas alınarak zamanaşımının ileriye taşınması mümkün değildir.
Buna karşılık ret yazısı, araştırmanın hangi tarihte tamamlandığını ve sigortacının edim konusunda hangi iradeyi açıkladığını gösteren önemli bir delil olabilir. Bu yüzden ret yazısının tarihi, tebliğ veya teslim kaydı ve dayanak gösterilen poliçe maddeleri dosyada saklanmalıdır.
Hasarın Sonradan Fark Edilmesi Altı Yıllık Süreyi Değiştirir mi?
TTK m.1420 sigorta tazminatı ve sigorta bedeli istemlerindeki altı yıllık üst süreyi rizikonun gerçekleştiği tarihe bağlar. Kanun metninde bu üst sürenin başlangıcı için sigortalının zararı öğrendiği tarih esas alınmamıştır. Bu nedenle rizikonun gerçekleştiği tarih ile zararın bütün sonuçlarının öğrenildiği tarih farklıysa kanuni metindeki başlangıç noktası yine rizikonun gerçekleştiği tarihtir. Somut olayda rizikonun tek bir anda mı gerçekleştiği, devam eden bir olay mı olduğu ayrıca tespit edilmelidir.
Örneğin ani bir yangın, hırsızlık veya tek tarihli kaza ile zaman içinde gelişen bir hasar aynı kronolojiye sahip değildir. Rizikonun hukuken hangi tarihte gerçekleşmiş sayıldığı poliçe kapsamı ve olayın niteliği üzerinden belirlenir. Bu tespit yapılmadan altı yıllık son tarih hesaplanmamalıdır.
Poliçe Süresinin Bitmesi Zamanaşımını Başlatır mı?
Hayır. Poliçenin başlangıç ve bitiş tarihleri rizikonun teminat döneminde gerçekleşip gerçekleşmediği bakımından önemlidir; TTK m.1420’deki iki yıllık süre ise muacceliyete, altı yıllık üst sınır ise rizikonun gerçekleşmesine bağlanmıştır. Bu nedenle ‘poliçe bir yıl önce bitti, zamanaşımı da o gün başladı’ şeklinde genel bir çıkarım yapılamaz.
Sigortalının yapması gereken; poliçe dönemini, riziko tarihini, ihbar tarihini ve muacceliyet tarihini birbirinden ayrı belirlemektir. Bu dört tarih çoğu sigorta dosyasında uyuşmazlığın temel kronolojisini oluşturur.
Borç İkrarı Hangi Kayıtlardan Anlaşılır?
TBK m.154 bakımından borçlunun borcu ikrar etmesi zamanaşımını kesen sebeplerden biridir. Sigorta şirketinin her yazısı borç ikrarı değildir. Şirketin yalnızca ‘dosyanız incelenmektedir’ demesi ile belirli bir tazminat borcunu kabul ederek ödeme planı veya kısmi ödeme sunması aynı hukuki anlama sahip olmaz. Kısmi ifa, faiz ödemesi veya açık kabul içeren yazıların kesilme bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Sigortalı, şirketin ödeme teklifini veya kısmi ödeme açıklamasını saklamalı; bu belgenin hangi tazminat kalemine ilişkin olduğunu belirlemelidir. Birden fazla hasar dosyası varsa ödeme ile dosya numarası arasındaki bağ açıkça kurulmalıdır.
Zamanaşımının Kesilmesinden Sonra Yeni Süre Nasıl Hesaplanır?
TBK m.156 temel kuralı getirir: zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanmışsa yeni süre on yıldır. Ancak her kesilme işleminden sonra otomatik olarak on yıl başlamaz. On yıllık yeni süre kanunda belirtilen özel hâllerde uygulanır; diğer kesilme sebeplerinde ilgili zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar.
Bu ayrım özellikle sigorta tahkimi dosyalarında önemlidir. Hakem kararına bağlanan alacakla, yalnızca tahkim başvurusunun yapılması nedeniyle kesilen zamanaşımı aynı aşamada değildir. Dosyada hangi tarihte hangi hukuki işlemin yapıldığı belirlenmeden yeni son tarih hesaplanmamalıdır.
Arabuluculuk Süreci Zamanaşımını Nasıl Etkiler?
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.16/2 uyarınca arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Dava şartı arabuluculuğa tabi bir sigorta uyuşmazlığında bu hüküm ayrıca önem taşır. Ancak her sigorta talebinin otomatik olarak aynı arabuluculuk rejimine tabi olduğunu kabul etmek doğru değildir; uyuşmazlığın ticari veya tüketici niteliği ve kanundaki istisnalar incelenmelidir.
Arabuluculuk bürosuna başvuru tarihi ile son tutanağın düzenlendiği tarih mutlaka saklanmalıdır. Zamanaşımı hesabı yapılırken arabuluculukta geçen dönem takvime işlenmelidir.
Trafik Sigortasında Neden TTK 1420 Tek Başına Kullanılmaz?
TTK m.1420/2 diğer kanunlardaki hükümleri saklı tutar. Karayolları Trafik Kanunu m.109, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıllık özel bir sistem kurar; fiil suç oluşturuyorsa ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı süresi de şartları varsa uygulanır. Bu nedenle trafik kazası tazminatı dosyasında yalnızca TTK m.1420’deki altı yıllık sınırı kullanmak yanlış sonuç doğurabilir.
Site içindeki KTK 109 trafik kazası zamanaşımı rehberi bu özel ayrımı ayrıca ele alır.
Türkiye Geneli ve Mersin İçin Uygulama Farkı Var mı?
Zamanaşımı süreleri ülke genelinde kanunla belirlenir. Mersin’de açılan bir sigorta davasında TTK m.1420’nin iki ve altı yıllık süreleri başka bir ilden farklı değildir. Fark yaratabilecek husus; uyuşmazlığın görevli ve yetkili mahkemesi, tarafların tacir veya tüketici sıfatı, dava şartı arabuluculuk ve sigorta türüne ait özel hükümdür.
Mersin’de dosya hazırlanırken de ilk işlem kronoloji tablosudur. Riziko, ihbar, belge teslimi, muacceliyet, kısmi ödeme veya ret, arabuluculuk, tahkim ve dava tarihleri tek tabloda gösterilmelidir. Bu çalışma hem zamanaşımı itirazına cevap vermeyi hem de sürenin geçmesini önlemeyi kolaylaştırır.
Zamanaşımı İtirazı Gelirse Hangi Sorular Cevaplanmalıdır?
- Uyuşmazlık hangi sigorta türünden doğuyor?
- Özel kanunda farklı zamanaşımı hükmü var mı?
- Riziko hangi tarihte gerçekleşti?
- Alacak TTK m.1427 uyarınca hangi tarihte muaccel oldu?
- İki yıllık genel süre hangi gün doluyordu?
- Altı yıllık nihai sınır hangi gün doluyordu?
- TBK m.154 kapsamında kesilme sebebi gerçekleşti mi?
- Arabuluculuk veya başka bir durma sebebi var mı?
- Borç senetle ikrar edildi mi veya karar altına alındı mı?
- Dava veya tahkim başvurusu hangi tarihte yapıldı?
İnceleyen: Av. Halil Bakırcı – Mersin Barosu Sicil No: 3472
Tarih: 10 Eylül 2026
(E-İMZALIDIR)
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
