Arabuluculukta Anlaşılan Konuda Sonradan Dava Açılabilir mi? 6325 m.18/5
arabuluculukta anlaşılan konuda sonradan dava açılabilir mi: 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/5’in açık hükmüne göre arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmışsa, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Yasak yalnız anlaşmanın kapsamına giren hususlar içindir; kısmi anlaşmada anlaşma dışında kalan uyuşmazlıklar dava konusu yapılabilir.
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
Kısa ve net cevap: Arabuluculuk anlaşma belgesinde açıkça çözülen bir alacak, borç, tazminat, ödeme planı veya başka uyuşmazlık aynı taraflarca yeniden esas davasına taşınamaz. 6325 m.18/5 bunu açıkça yasaklar. Buna karşılık taraflar yalnız bazı kalemlerde anlaşmışsa, anlaşma kapsamı dışında kalan kalemler için dava yolu açıktır. Anlaşmanın yerine getirilmemesi hâlinde yapılacak işlem aynı alacağı yeniden dava etmek değil, belgenin icra kabiliyetine göre ilamlı icra veya uygun hukuki takip yoluna başvurmaktır.
Anlaşma sonrası dava yasağının sınırı, arabuluculuk anlaşma belgesinde çözüme bağlanan hususların kapsamıdır.
6325 m.18/5: Üzerinde Anlaşılan Hususlar Hakkında Dava Açılamaz
6325 sayılı Kanun m.18/5, arabuluculuğun bağlayıcı sonucunu tek cümleyle düzenler: arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Bu hüküm, ihtiyari veya dava şartı arabuluculuk ayrımı yapmadan arabuluculuk sonunda varılan anlaşmaya hukuki kesinlik sağlar.
“Dava açılamaz” sonucu, arabuluculuğun yalnız bir müzakere ortamı olmadığını gösterir. Taraflar anlaşma belgesini imzalayarak uyuşmazlığın belirli kısmını sona erdirdiğinde, aynı maddi talebi yeniden mahkemeden isteme imkânını ortadan kaldırırlar. Bu nedenle anlaşma belgesi imzalanmadan önce hangi taleplerin kapandığı ve hangilerinin saklı tutulduğu açıkça belirlenmelidir.
Kanunun kullandığı “üzerinde anlaşılan hususlar” ifadesi dava yasağının hem kaynağı hem sınırıdır. Yasak, arabuluculuk başvuru formunda adı geçen her muhtemel uyuşmazlığı kendiliğinden kapsamaz; anlaşma sonunda tarafların gerçekten çözüme bağladığı konulara uygulanır. Buna karşılık anlaşma metninde açıkça sona erdirilen bir talebin yalnız hukuki sebebi veya talep adı değiştirilerek yeniden dava edilmesi m.18/5’in amacını ortadan kaldırmaz.
Dava Yasağının Kapsamı Nasıl Belirlenir?
Kapsam öncelikle anlaşma belgesinin lafzından tespit edilir. Tarafların hangi uyuşmazlık konusunda anlaştığı, hangi miktarın ödendiği veya ödeneceği, hangi hak ve taleplerin sona erdiği, hangi taleplerin saklı tutulduğu metinde gösterilmelidir. “Tarafların birbirinden hiçbir alacağı kalmamıştır” gibi çok geniş ifadeler, özellikle birden fazla hukuki ilişkinin bulunduğu durumlarda kapsam tartışması doğurabilir.
İşçilik uyuşmazlığında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin, hafta tatili ve ücret alacağı birbirinden farklı kalemlerdir. Taraflar yalnız kıdem ve ihbar tazminatı üzerinde anlaşmışsa diğer kalemlerin otomatik olarak kapanıp kapanmadığı anlaşma metninden açıkça anlaşılmalıdır. Kira uyuşmazlığında kira tespiti, tahliye, depozito, hasar ve birikmiş kira borcu da ayrı uyuşmazlık başlıklarıdır.
Bu sebeple anlaşma belgesinde soyut “tüm haklar” ifadesi yerine somut talep kalemleri, dönem, miktar ve hukuki ilişkinin tanımı yazılmalıdır. Dava yasağının sınırının metinden belirlenebilmesi, hem tarafların iradesini korur hem sonradan açılacak davada m.18/5 itirazının gereksiz biçimde tartışılmasını önler.
Kısmi Anlaşmada Kalan Konular İçin Dava Açılabilir mi?
Evet. Taraflar arabuluculukta uyuşmazlığın yalnız bir bölümünde anlaşabilir. M.18/5 yalnız “üzerinde anlaşılan hususlar” hakkında dava yasağı getirir. Anlaşma dışında kalan ve son tutanakta anlaşmazlık olarak belirlenen konular, dava şartına ilişkin diğer koşullar tamamlanmışsa mahkemeye taşınabilir.
Kısmi anlaşma yapıldığında iki belge arasındaki uyum önemlidir. Anlaşma belgesinde çözülen talepler, son tutanakta da anlaşma/anlaşmama kapsamını tereddütsüz gösterecek biçimde ayrılmalıdır. Özellikle dava şartı arabuluculukta mahkeme, dava dilekçesindeki talebin arabuluculuk başvurusunun ve son tutanağın kapsamına girip girmediğini inceleyebilir.
Tarafların bir borcun yalnız miktarında anlaşıp diğer bir hukuki talebi açıkça saklı tutması mümkündür. Ancak saklı tutulan talep, anlaşmayla sona erdirilen talebin aynısı olmamalıdır. Örneğin belirli dönem fazla çalışma alacağı açıkça tamamen çözüme bağlanmışsa aynı dönem için yeniden fazla çalışma alacağı davası açılamaz; başka dönem veya farklı, saklı tutulmuş bir alacak varsa ayrı değerlendirme yapılır.
İşçilik Alacaklarında Arabuluculuk Anlaşmasından Sonra Dava
İşçi-işveren uyuşmazlıklarında kıdem, ihbar, ücret, fazla çalışma, yıllık izin ve işe iade gibi çok sayıda talep aynı arabuluculuk dosyasına konu olabilir. M.18/5 nedeniyle anlaşma belgesinin kalem bazında düzenlenmesi özellikle önemlidir. Anlaşma kapsamında belirtilen alacak kalemi aynı dönem ve aynı hukuki ilişki bakımından yeniden dava konusu yapılamaz.
İşçilik alacaklarının emredici hukukla ilişkisi, arabuluculuk anlaşmasının açık ve bilinçli kurulması gereğini artırır. Tarafların anlaşma belgesinde talep kalemlerini ve karşılık gelen bedelleri göstermesi, hangi uyuşmazlığın çözüldüğünü ortaya koyar. İşçinin yalnız bir toplam ödeme karşılığında hangi haklardan vazgeçtiğinin anlaşılamadığı metinler sonradan kapsam ve geçerlilik tartışması doğurabilir.
İşe iade uyuşmazlığında İş Kanunu m.21’in arabuluculuk anlaşmasına ilişkin özel düzenlemeleri ayrıca uygulanır. İşe başlatma tarihi, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti gibi kanunen anlaşmada belirlenmesi gereken unsurlar, genel m.18/5’in yanında özel iş hukuku kurallarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Kira ve Ticari Uyuşmazlıklarda Anlaşma Sonrası Dava
Kira uyuşmazlıklarında 1 Eylül 2023’ten beri kira ilişkisinden kaynaklanan birçok uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. Tarafların kira bedeli, tahliye tarihi veya borç miktarı üzerinde anlaşması hâlinde bu anlaşma m.18/5’in dava yasağına tabidir. Ancak anlaşma yalnız kira tespitine ilişkinse, örneğin taşınmaza verilen zarar gibi anlaşmada ele alınmayan ayrı bir talebin otomatik olarak sona erdiği kabul edilmemelidir.
Ticari uyuşmazlıklarda ödeme planları, cari hesap bakiyesi, mal teslimi, hizmet bedeli, cezai şart veya sözleşmenin sona ermesi aynı anlaşmada düzenlenebilir. Ticari şirket adına imza atan kişinin temsil yetkisi, avukatların vekâletnamedeki özel yetkileri ve anlaşma metninin kapsamı birlikte kontrol edilmelidir.
Ticari arabuluculukta m.18/4 ayrıca önemlidir: kanunda şerh zorunlu değilse avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi şerh aranmaksızın ilam niteliğinde olabilir. Böyle bir belge yerine getirilmezse yeniden alacak davası açmak yerine doğrudan ilamlı icra yolunun şartları değerlendirilir.
Arabuluculuk Anlaşması Yerine Getirilmezse Ne Yapılır?
Anlaşma yapılmış fakat borçlu ödeme, teslim veya diğer edimini yerine getirmemişse temel mesele yeni bir “haklı mıyım?” davası açmak değil, mevcut anlaşmayı nasıl icra edeceğidir. Anlaşma belgesi m.18/4 uyarınca şerhsiz ilam niteliğindeyse veya mahkemeden m.18/2-3 uyarınca icra edilebilirlik şerhi alınmışsa ilamlı icra yoluna başvurulabilir.
Belge henüz ilam niteliğinde değilse önce icra edilebilirlik şerhi alınması gerekebilir. Dava öncesi arabuluculukta şerh arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden; dava sırasında arabuluculukta davaya bakan mahkemeden istenir. Taşınmaz devri veya sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşmalarda m.17/B/4 uyarınca şerh zaten zorunludur.
Ödeme planında vade gelmemişse henüz muaccel olmayan taksit için takip yapılamaz. Temerrüt, vade, muacceliyet, taksitlerden birinin ödenmemesinin diğerlerini muaccel kılıp kılmadığı ve faiz şartı anlaşma metninde açıkça yazılmalıdır. İcra kabiliyeti, anlaşma anında doğru metinle kurulmalıdır.
İcra edilebilirlik şerhi hakkında ayrıntılı bilgi için Arabuluculuk Anlaşma Belgesine İcra Edilebilirlik Şerhi rehberi kullanılabilir.
Anlaşmanın Geçerliliğine İlişkin Ayrı Bir Uyuşmazlık Çıkarsa
M.18/5’in dava yasağı, tarafın anlaşmayla çözülen maddi uyuşmazlığı yeniden esas davası olarak açmasını engeller. Buna karşılık bir belgenin hiç oluşmadığı, imzanın ilgili kişiye ait olmadığı, temsil yetkisinin bulunmadığı veya irade sakatlığı gibi doğrudan anlaşmanın hukuki varlığı ve geçerliliğine yönelen iddialar, çözülen alacağın yeniden dava edilmesiyle aynı hukuki sorun değildir.
Türk Borçlar Kanunundaki hata, hile, korkutma, kesin hükümsüzlük ve temsil hükümleri, somut iddiaya göre anlaşma belgesinin geçerliliği bakımından gündeme gelebilir. Ancak yalnız anlaşma sonucundan sonradan memnun olunmaması, daha yüksek bir tutar alınabileceğinin düşünülmesi veya dava açmanın daha avantajlı olduğunun fark edilmesi anlaşmayı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Geçersizlik iddiası ciddi bir hukuki sebebe ve ispata dayanmalıdır. Arabuluculukta tarafların avukatlarıyla temsil edilmesi, anlaşmanın açık kalemler içermesi, imzaların yetkili kişilerce atılması ve arabulucunun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmesi bu tür uyuşmazlıkların önlenmesinde önemlidir.
Arabuluculuk Görüşmeleri Sonraki Davada Delil Olabilir mi?
6325 m.5, arabuluculuk daveti, görüşmelerde ileri sürülen teklifler, uyuşmazlığı sona erdirmek amacıyla yapılan öneriler, kabul beyanları ve yalnız arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belgeler bakımından özel delil yasağı getirir. Bu bilgiler daha sonra hukuk davası veya tahkimde delil olarak ileri sürülemez ve bunlar hakkında tanıklık yapılamaz.
Ancak daha önce bağımsız olarak mevcut olan bir belge yalnız arabuluculuk görüşmesinde sunulduğu için delil niteliğini kaybetmez. Kanun m.5/5, hukuk davası ve tahkimde ileri sürülebilecek delillerin sırf arabuluculukta sunulmuş olmaları sebebiyle kabul edilemeyecek delil hâline gelmeyeceğini açıklar.
Anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli bilgilerin açıklanması ise m.5/3’teki istisna kapsamında mümkündür. Bu nedenle gizlilik kuralı, anlaşmanın varlığını ve icra edilecek edimleri mahkemeden veya icra dairesinden saklama sonucu doğurmaz.
Dava Yasağının Sınırı İçin Anlaşma Metni Nasıl Yazılmalı?
- Taraflar ve temsil yetkileri doğru tanımlanmalıdır.
- Uyuşmazlık konusu sözleşme, olay, dönem veya dosya numarası açıkça yazılmalıdır.
- Her alacak/talep kalemi ayrı gösterilmelidir.
- Anlaşılan ve anlaşılmayan konular birbirinden ayrılmalıdır.
- Ödeme tutarı, para birimi, vade ve taksitler kesin yazılmalıdır.
- İbra veya feragat etkisi doğuracak ifadelerin kapsamı somutlaştırılmalıdır.
- Saklı tutulan talepler varsa isim ve dönem olarak açıkça belirtilmelidir.
- Gecikme faizi, muacceliyet ve temerrüt sonucu düzenlenmelidir.
- İcra edilebilirlik şerhi gerekip gerekmediği imza aşamasında kontrol edilmelidir.
- Avukat imzası varsa gerekli özel vekâlet yetkisi doğrulanmalıdır.
Sık Yapılan Hatalar
- Arabuluculuk son tutanağını anlaşma belgesiyle aynı şey sanmak.
- Anlaşmada hangi alacakların sona erdiğini tek tek yazmamak.
- Kısmi anlaşmada kalan uyuşmazlıkları saklı tutmamak.
- Anlaşma yerine getirilmediğinde aynı alacak için yeniden esas davası açmak.
- İlam niteliği veya şerh şartını kontrol etmeden ilamsız/icra takibi başlatmak.
- Tüzel kişi veya avukat temsil yetkisini doğrulamadan imza almak.
- Arabuluculuk görüşmesindeki teklifler ve kabul beyanlarını sonraki davada delil olarak kullanmaya çalışmak.
İlgili İçerikler ve Resmî Kaynak
İcra Edilebilirlik Şerhi, Arabuluculuk Ücretini Kim Öder?, Hukuk Yargılaması, İş Hukuku ve Kira Hukuku sayfaları.
Adalet Bakanlığı – 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu
Anlaşma Belgesini İmzalamadan Önce Kapsamı Netleştirin
M.18/5 nedeniyle imza, üzerinde anlaşılmış hususlar bakımından yeniden dava açma yolunu kapatır. Bu nedenle talep kalemleri, dönem, tutar, vade ve saklı tutulan haklar imzadan önce açıklaştırılmalıdır.
Arabuluculuk Anlaşmasından Sonra Dava Hakkında Sık Sorulan Sorular
Arabuluculukta anlaşılan alacak için tekrar dava açılır mı?
Hayır. 6325 m.18/5, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında tarafların dava açamayacağını açıkça düzenler.
Kısmi anlaşmada kalan talepler dava edilebilir mi?
Evet. Dava yasağı yalnız anlaşmaya bağlanan hususları kapsar; anlaşma dışında kalan uyuşmazlıklar diğer dava şartları tamamlanarak dava edilebilir.
Borçlu anlaşmayı ödemezse yeniden alacak davası açılır mı?
Kural olarak aynı alacağı yeniden esas davasına taşımak yerine, anlaşma belgesinin ilam niteliğine veya şerh durumuna göre icra yolu kullanılır.
Şerh yoksa anlaşma geçersiz mi?
Hayır. Şerh esas olarak ilam niteliği ve cebri icra bakımından önem taşır; ayrıca m.18/4’te şerhsiz ilam niteliği taşıyan belgeler vardır.
Arabuluculuk anlaşmasındaki tüm haklar ibaresi yeterli mi?
Geniş ve soyut ibareler kapsam tartışması yaratabilir. Talep kalemlerinin, dönemlerin ve saklı hakların somut yazılması daha güvenlidir.
İşçi arabuluculukta kıdem tazminatında anlaşıp fazla mesai davası açabilir mi?
Fazla çalışma alacağı anlaşma kapsamına alınmamış ve dava şartı arabuluculuk bakımından usul tamamlanmışsa ayrı talep olarak dava konusu olabilir; kapsam anlaşma metninden belirlenir.
Anlaşmadan sonradan pişman olmak anlaşmayı kaldırır mı?
Hayır. Sonradan ekonomik olarak daha iyi sonuç alınabileceğinin düşünülmesi tek başına anlaşmayı geçersiz kılmaz.
İmzanın sahte olduğu iddia edilirse m.18/5 yine uygulanır mı?
İmzanın ilgili kişiye ait olmadığı iddiası, anlaşmanın hukuki varlığı ve geçerliliğine yönelir; aynı maddi talebin yeniden esas davası olarak ileri sürülmesinden farklı bir uyuşmazlıktır.
Arabuluculuk görüşmesindeki teklif sonraki davada delil olur mu?
6325 m.5 kapsamındaki arabuluculuk teklif ve beyanları kural olarak sonraki hukuk davası veya tahkimde delil olarak kullanılamaz.
Anlaşma belgesi icra edilebilirlik şerhi alınmadan icra edilir mi?
M.18/4’teki imza şartlarını taşıyan ve kanunen şerhi zorunlu olmayan belgeler şerhsiz ilam niteliğinde olabilir; diğer belgelerde şerh gerekebilir.
Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T
Bu içerik Av. Halil Bakırcı (Mersin Barosu 3472) tarafından 6325 sayılı Kanunun m.5 ve m.18 hükümleri esas alınarak hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin (Mersin Barosu 5507) tarafından incelenmiştir. Son kontrol: 15 Eylül 2026.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu – Mersin
İhsaniye, 4903. Sk. Profit İş Merkezi No:23 Kat:3 Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin. Türkiye geneli dosyalar Mersin’den yönetilir.
İstanbul Ofisi – Polaris Plaza, Maslak / Sarıyer
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul
İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerimizden Türkiye genelindeki dosyalar, görev ve yetki kuralları ile gerekli yerel işlemler dikkate alınarak koordine edilir. Yüz yüze görüşme için randevu sırasında tercih ettiğiniz ofisi belirtiniz.
İstanbul ofisini Google Haritalar’da açın · İletişim ve randevu
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.