Bilirkişi Hukuki Değerlendirme Yapabilir mi? Bilirkişilik Yönetmeliği m.5 ve m.55 | 2026
Bilirkişinin hukuki değerlendirme yasağının hukuki dayanağı
6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.3/2, bilirkişinin raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacağını ve hukuki nitelendirme ile değerlendirmede bulunamayacağını düzenler. Aynı Kanun m.3/3 ise genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilen konularda bilirkişiye başvurulamayacağını belirtir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde sistem açıktır: bilirkişi teknik alanı açıklığa kavuşturur; hukuk kuralını somut olaya uygulayıp hukuki sonucu hâkim belirler.
Bilirkişilik Yönetmeliği m.5/2 aynı ilkeyi tekrar eder. Yönetmeliğin m.55/4 hükmü ayrıca bilirkişinin yalnız yazılı raporda değil, sözlü açıklaması sırasında da hukuki nitelendirme ve değerlendirme yapamayacağını söyler. Dolayısıyla yasak, raporun belirli bir bölümüne ilişkin şekli bir kural değildir; bilirkişilik faaliyetinin tamamını bağlayan görev sınırıdır.
6754 sayılı Kanunun yayımlandığı 24 Kasım 2016 tarihli Resmî Gazete metni de temel ilkeleri doğrudan göstermektedir. Güncel uygulamada rapor incelenirken hem Kanunun m.3 hükmü hem Yönetmeliğin m.5 ve m.55 hükümleri birlikte okunmalıdır.
Teknik inceleme ile hukuki değerlendirme arasındaki sınır nasıl çizilir?
Bilirkişinin görevi, dosyada uzmanlık gerektiren maddi olguları bilimsel, mesleki veya teknik yöntemlerle incelemek ve kendisine yöneltilen teknik sorulara gerekçeli cevap vermektir. İnşaat alanında metraj ve imalatın teknik standarda uygunluğu; muhasebe alanında kayıtların, ödeme hareketlerinin ve hesaplamaların tespiti; makine alanında arıza sebebinin teknik incelemesi; tıp alanında tıbbi bulguların uzmanlık ölçütleriyle açıklanması bu işlevin tipik kapsamındadır.
Buna karşılık bir sözleşmenin geçerli veya hükümsüz olduğuna, bir davranışın hukuken kusur oluşturduğuna, tarafın temerrüde düşüp düşmediğine, zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine, bir talebin kabul edilmesi gerektiğine ya da belirli bir kanun maddesinin uyuşmazlığa hangi sonuçla uygulanacağına karar vermek hukuki faaliyettir. Teknik tespitlerden hukuki sonucu çıkarma yetkisi bilirkişiye devredilemez.
Bu ayrım, bilirkişinin mevzuattan hiç söz edemeyeceği anlamına gelmez. Bir teknik standardın veya mesleki düzenlemenin inceleme yöntemi bakımından açıklanması gerekebilir. Ancak bilirkişinin bu teknik referansı kullanarak mahkemenin yerine hukuki hüküm kurması mümkün değildir. Ölçüt şudur: açıklama, özel veya teknik bilginin anlaşılması için mi yapılmaktadır; yoksa uyuşmazlığın hukuki sonucunu belirlemek için mi? İkinci durumda görev sınırı aşılmış olur.
Bilirkişinin yapamayacağı hukuki değerlendirmeler nelerdir?
Bilirkişi, rapor sonucunu “davacı haklıdır”, “davalı sorumludur”, “davanın reddi gerekir”, “sözleşme geçersizdir”, “alacak zamanaşımına uğramıştır”, “haksız fiilin unsurları oluşmuştur” veya “cezai sorumluluk doğmuştur” biçimindeki hukuki hükümlerle kuramaz. Bu tür sonuçlar teknik tespit değil, hukuk kuralının somut uyuşmazlığa uygulanmasıdır.
Aynı şekilde bilirkişi, mahkemenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde delillerin hukuki değerini nihai olarak belirleyemez. Belgenin teknik özellikleri, imza incelemesi, muhasebe kaydının niteliği veya fiziksel bulgunun uzmanlık açısından anlamı incelenebilir; ancak bu bulgunun davanın ispatı bakımından hangi hukuki sonucu doğurduğunu belirlemek yargı merciine aittir.
Bilirkişinin cevaplaması gereken soruların görevlendirme yazısında açıkça gösterilmesi de bu nedenle önemlidir. Yönetmelik m.51 uyarınca inceleme konusunun sınırları, bilirkişinin cevaplayacağı sorular, ücret ve rapor süresi yazılı olarak bildirilmelidir. Hukuki değerlendirme isteyen bir soru yöneltilmiş olması, bilirkişiye hukuki değerlendirme yapma yetkisi kazandırmaz. Bilirkişilik faaliyetinin temel ilkeleri emredici görev sınırı niteliğindedir.
Mahkeme bilirkişi raporuyla bağlı mıdır?
Hayır. Bilirkişilik Yönetmeliği m.56/1 uyarınca rapor, görevlendirmeyi yapan merci tarafından diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir. Bilirkişi teknik konuda yardımcıdır; yargısal karar merci değildir. Raporun uzmanlık yönünden güçlü ve ayrıntılı olması, mahkemenin hukuki değerlendirme yetkisini bilirkişiye devretmez.
Mahkeme raporda eksiklik veya belirsizlik görürse Yönetmelik m.56/2-3 kapsamında ek rapor, yazılı açıklama veya gerektiğinde sözlü açıklama isteyebilir. Taraflar da usul kanunlarının tanıdığı imkânlarla rapora itiraz edebilir. Hukuk yargılamasında rapora itiraz süresi ve yöntemi için sitemizdeki Bilirkişi Raporuna İtiraz Süresi Kaç Gündür? rehberine bakılabilir.
Hukuki değerlendirme içeren bilirkişi raporuna karşı ne yapılır?
Raporun yalnız sonucuna itiraz etmek yerine, görev sınırının hangi cümle veya bölümde aşıldığı somut biçimde gösterilmelidir. İtirazda öncelikle bilirkişiye verilen görev ile rapordaki cevaplar karşılaştırılmalı; teknik tespitten hukuki sonuca geçilen bölümler ayrıştırılmalıdır. Ardından 6754 sayılı Kanun m.3/2 ile Yönetmelik m.5/2 ve m.55/4 açıkça belirtilmelidir.
Hukuk yargılamasında HMK m.281 çerçevesindeki itiraz yolu kullanılır. Gerekirse eksik veya belirsiz hususların açıklattırılması, ek rapor alınması veya başka bilirkişi incelemesi talep edilebilir. Ancak yeni bilirkişi talebi her durumda otomatik olarak kabul edilmez; somut teknik eksiklik, çelişki veya görev sınırı problemi gerekçelendirilmelidir. Kullanıma hazır yapı için bilirkişi raporuna itiraz ve ek rapor talep dilekçesi sayfamız incelenebilir.
Tarafsızlık veya kişisel ilişki gibi ayrı bir sorun varsa hukuki değerlendirme yasağı ile bilirkişinin reddi birbirine karıştırılmamalıdır. Red sebepleri bakımından HMK m.272 bilirkişinin reddi dilekçesi ayrı bir başvuru konusudur. Tarafın kendi teknik görüşünü dosyaya sunmak istemesi hâlinde ise HMK m.293 uzman görüşü farklı bir kurumdur.
Bilirkişi raporunda hukuki değerlendirme olup olmadığını kontrol etme listesi
- Görevlendirme yazısındaki teknik sorular ile raporun cevapları aynı kapsamda mı?
- Rapor, ölçüm, hesap, teknik standart, bilimsel yöntem veya mesleki inceleme üzerinden mi ilerliyor?
- Raporda “haklılık”, “sorumluluk”, “geçersizlik”, “zamanaşımı”, “davanın kabulü/reddi” gibi yargısal sonuçlar kuruluyor mu?
- Teknik bulgu ile hukuki sonuç birbirinden ayrılmış mı?
- Raporun bilimsel ve teknik dayanakları Yönetmelik m.55’e uygun şekilde açıklanmış mı?
- Hâkimin yapması gereken delil değerlendirmesi bilirkişi tarafından nihai sonuca bağlanmış mı?
- Rapor, görevlendirme sınırını aşarak tarafların iddia ve savunmalarını hukuken karara bağlamaya çalışıyor mu?
Bu kontrol, raporun teknik içeriğinin doğru olup olmadığından farklıdır. Bir rapor teknik bakımdan doğru olsa dahi hukuki değerlendirme yasağını ihlal edebilir; tersine, görev sınırına uygun bir raporun teknik tespitlerine ayrıca itiraz edilmesi gerekebilir.
Bilirkişilikte hukuki konu–teknik konu ayrımının dosya güvenliği açısından önemi
Bilirkişi raporuna ilişkin uyuşmazlıklarda en sık yapılan hata, her olumsuz sonucun “hukuki değerlendirme” olarak nitelendirilmesidir. Teknik bir tespit taraflardan biri aleyhine sonuç doğurabilir; bu tek başına yasak ihlali değildir. Yasak, bilirkişinin teknik tespit sınırından çıkarak hukuki normu somut olaya uygulaması ve hâkimin karar alanına girmesidir. Bu nedenle rapor eleştirisi, soyut ifadeler yerine rapordaki belirli bölüm ve görevlendirme sorusu üzerinden kurulmalıdır.
Özellikle hesap, mühendislik, sağlık, bilişim, taşınmaz değerleme ve ticari defter incelemelerinde raporların hem teknik hem hukuki kavramlar içermesi mümkündür. Sağlıklı yöntem, hangi kavramın teknik incelemenin zorunlu parçası olduğunu, hangisinin yargısal değerlendirme olduğunu ayırmaktır. Bilirkişi UYAP üzerinden dosyayı inceliyorsa süreç hakkında ayrıca UYAP Bilirkişi Portalı Rehberi kullanılabilir.
Sık sorulan sorular
1. Bilirkişi kanun maddesi yazabilir mi?
Teknik incelemenin dayandığı düzenlemeye değinmesi tek başına yasak değildir. Yasak olan, hukuk kuralını somut uyuşmazlığa uygulayıp yargısal sonucu bilirkişinin belirlemesidir.
2. Bilirkişi “davalı kusurludur” diyebilir mi?
Hukuki kusur sonucunu nihai biçimde belirlemek hâkimin görevidir. Bilirkişi, uzmanlık alanına giren teknik davranış ve bulguları açıklayabilir; hukuki kusur değerlendirmesi yapamaz.
3. Bilirkişi “dava reddedilmelidir” diyebilir mi?
Hayır. Davanın kabulü veya reddi yargısal sonuçtur ve bilirkişinin görev alanında değildir.
4. Mahkeme hukuki değerlendirme içeren raporu aynen kabul etmek zorunda mı?
Hayır. Yönetmelik m.56 gereği rapor diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirilir.
5. Hukuki değerlendirme varsa rapor tamamen geçersiz mi olur?
Mevzuat, bilirkişiye hukuki değerlendirme yasağı getirir. Somut yargılamada raporun hangi kısmının dikkate alınacağına, açıklama veya ek rapor gerekip gerekmediğine yargı mercii karar verir.
6. Taraflar rapora itiraz edebilir mi?
Evet. Hukuk yargılamasında HMK m.281 başta olmak üzere ilgili usul hükümleri çerçevesinde rapora itiraz mümkündür.
7. Bilirkişinin reddi ile rapora itiraz aynı şey mi?
Hayır. Red, bilirkişinin tarafsızlığı ve reddi sebepleriyle; rapora itiraz ise raporun içeriği, yöntemi, eksikliği veya görev sınırı gibi hususlarla ilgilidir.
8. Bilirkişi sözlü açıklamada hukuki yorum yapabilir mi?
Hayır. Yönetmelik m.55/4 yasağı hem rapor hem sözlü açıklamalar için getirir.
Görevlendirme kararındaki hukuki sorular nasıl ele alınmalıdır?
Bilirkişinin hukuki değerlendirme yapamayacağı kuralı yalnız bilirkişinin kaleme aldığı rapora bakılarak uygulanmaz. İlk kontrol noktası görevlendirme kararıdır. Bilirkişilik Yönetmeliği m.51, inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesini ve bilirkişinin cevaplaması gereken soruların yazılı şekilde gösterilmesini zorunlu kılar. Bu hüküm, yargı merciinin de bilirkişiye hukuki karar yetkisi devretmemesi gerektiğini gösterir. Bilirkişiden doğrudan “sözleşme geçerli midir”, “taraf temerrüde düşmüş müdür”, “davalının hukuki sorumluluğu var mıdır” veya “davanın kabulü gerekir mi” biçiminde cevap beklenmesi, bilirkişilik kurumunun teknik yardım işleviyle bağdaşmaz.
Görevlendirme sorusu teknik ve hukuki unsurları birlikte içeriyorsa, teknik unsur ayrıştırılmalıdır. Hesap bilirkişisine tarafın hukuken borçlu olup olmadığı değil, mahkemenin belirlediği kabul ve varsayımlar çerçevesinde hesabın ne olduğu sorulabilir. Mühendis bilirkişiden sözleşmenin feshedilip edilemeyeceği değil, imalatın projeye, şartnameye veya teknik standarda uygunluğu ve teknik eksikliklerin niteliği istenebilir. Sağlık alanındaki bilirkişiden hukuki tazminat sorumluluğunu belirlemesi değil, tıbbi bulgu, uygulama, illiyetin tıbbi yönü ve uzmanlık standardı kapsamında inceleme yapması beklenir. Bu ayrım, raporun sonradan hukuki değerlendirme tartışmasına açılmasını da azaltır.
Bilirkişi kendisine yöneltilen sorunun görev alanının dışında kaldığını düşünüyorsa Yönetmelik m.53 uyarınca bildirim yükümlülüğü de gündeme gelir. Görevin uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektirmediğini ya da kendi temel ve alt uzmanlık alanına girmediğini fark eden bilirkişi, görevin verilmesinden itibaren en geç bir hafta içinde görevlendiren mercie bildirimde bulunmalıdır. Dolayısıyla hukuki sorunun bilirkişiye yöneltilmiş olması, bilirkişinin sessizce hukuki sonuç üretmesini haklılaştırmaz.
Raporun yalnız sonuç bölümü değil, gerekçesi de görev sınırına uygun olmalıdır
Hukuki değerlendirme yasağı değerlendirilirken yalnız raporun en son cümlesine bakmak yeterli değildir. Bilirkişi sonuç bölümünde nötr bir teknik ifade kullanmış olsa bile gerekçe bölümünde delillerin hukuki değerini tartışıyor, kanun maddelerini somut olaya uyguluyor veya tarafların hukuki haklılığını belirliyorsa görev sınırı yine aşılabilir. Yönetmelik m.55 raporda inceleme yöntemi, bilimsel ve teknik dayanaklar ve gerekçeli sonuç bulunmasını ister. “Gerekçeli sonuç” ibaresi, bilirkişiye hukuki gerekçe yazma yetkisi vermez; teknik sonucun hangi inceleme ve bilimsel dayanakla elde edildiğini açıklama yükümlülüğünü ifade eder.
Bu nedenle rapor denetiminde üç katman ayrı ayrı okunmalıdır. Birinci katman görevlendirme sorusudur. İkinci katman kullanılan teknik yöntem, veri ve hesaplamadır. Üçüncü katman bilirkişinin vardığı sonuçtur. Teknik veriden doğrudan hukuki hükme atlayan raporlar ile bilimsel yöntemi açıklamadan yalnız hukuki kavramlar üzerinden sonuca ulaşan raporlar aynı görev sınırı sorununu doğurabilir. Tarafın itirazı da bu katmanları açıkça ayırmalı ve hangi bölümün neden Yönetmelik m.5/2 ile m.55/4’e aykırı olduğunu göstermelidir.
Hukuki değerlendirme yasağı ile bilirkişinin teknik mevzuat kullanması arasındaki fark
Birçok uzmanlık alanında teknik incelemenin yapılabilmesi için yönetmelik, standart, teknik şartname, meslek kuralı veya idari düzenleme okunması gerekir. Bu durum tek başına hukuki değerlendirme yasağı anlamına gelmez. Örneğin bir teknik standardın hangi ölçüm yöntemini öngördüğünün açıklanması, bir imalat toleransının teknik düzenlemeye göre hesaplanması veya mesleki uygulama kriterlerinin ortaya konulması uzmanlık faaliyetinin parçası olabilir. Önemli olan bilirkişinin bu veriyi hangi amaçla kullandığıdır.
Bilirkişi teknik düzenlemeyi inceleyip teknik uygunsuzluğu belirleyebilir; fakat bu uygunsuzluğun sözleşmenin feshi, tazminat borcu, cezai sorumluluk veya davanın esası bakımından hangi hukuki sonucu doğurduğunu kesin hüküm biçiminde belirleyemez. Aynı ayrım muhasebe kayıtlarında da geçerlidir. Bilirkişi ödeme tarihlerini, bakiyeyi ve hesap yöntemini tespit edebilir; ancak bir alacağın hukuken muaccel olup olmadığı veya zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda hâkimin yerine geçemez.
Bölge kuruluna şikâyet ile mahkemede rapora itiraz aynı yol değildir
Bilirkişilik Yönetmeliği m.59 ve devamı, bilirkişilerin görevleriyle ilgili tutum ve davranışları ile raporların mevzuata uygunluğunun bölge kurulları tarafından denetlenebilmesini düzenler. Ancak Yönetmelik m.59/3 ve m.60/2 uyarınca raporların özel veya teknik bilgi yönünden içeriği bölge kurulunun denetim konusu değildir. Teknik sonucun yanlış olduğu iddiası, kural olarak görevlendirmeyi yapan yargı merciindeki usul yollarıyla ileri sürülmelidir. Buna karşılık bilirkişinin temel ve etik ilkelere aykırı davranışı ayrı bir denetim konusu oluşturabilir.
Bu ayrım başvuru yolunun doğru seçilmesi bakımından önemlidir. Rapordaki hesap veya teknik metodun hatalı olduğu düşünülüyorsa esas tartışma mahkeme dosyasında rapora itiraz üzerinden yürütülür. Bilirkişinin görev sınırını sistematik biçimde aşması, tarafsızlık veya etik ilke ihlali iddiası varsa bölge kurulu denetimi ayrıca gündeme gelebilir. Her iki yolun amacı ve verebileceği sonuçlar aynı değildir.
Dosyada yapılması gereken somut belge kontrolü
Hukuki değerlendirme yasağına dayalı bir itiraz hazırlanırken yalnız raporun PDF veya fiziki nüshası değil, bilirkişi görevlendirme ara kararı, bilirkişiye yöneltilen sorular, teslim edilen belge listesi, raporun tebliğ tarihi ve varsa önceki raporlar birlikte incelenmelidir. Çünkü bir cümlenin görev sınırını aşıp aşmadığı, çoğu kez bilirkişiye hangi teknik konunun verildiğiyle birlikte anlaşılır. Raporun birden fazla uzman tarafından hazırlanması hâlinde farklı görüşlerin bulunup bulunmadığı ve hangi uzmanlık alanının hangi tespiti yaptığı da ayrıştırılmalıdır.
Raporun teknik ve hukuki bölümleri işaretlendikten sonra itiraz metni mevzuat hükmüyle eşleştirilmelidir. “Rapor hukuka aykırıdır” biçimindeki genel ifade yerine, ilgili sayfa ve paragraf gösterilerek bilirkişinin hangi teknik sınırı aştığı açıklanmalıdır. Böyle bir yöntem hem HMK m.281 kapsamında itirazın anlaşılabilirliğini artırır hem de mahkemenin ek açıklama, ek rapor veya yeni inceleme gerekip gerekmediğini somutlaştırmasına yardımcı olur.
Resmî kaynaklar
- 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu – Resmî Gazete
- Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Yönetmeliği
- Bilirkişilik Daire Başkanlığı
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu – Hukuk yargılaması ve delil hukuku içerikleri. Bilirkişi raporu, rapora itiraz ve teknik-hukuki sınırın dosyanızdaki etkisi bakımından profesyonel hukuki değerlendirme alınabilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
