Hangi Araçlar Hukuken Gemi Sayılır? Ticaret Gemisi Ayrımı ve TTK m.931 | 2026
Kısa ve net cevap: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.931’e göre tahsis edildiği amaç suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan her araç; kendi motoruyla hareket edemese bile hukuken “gemi”dir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre suda ekonomik menfaat sağlama amacına tahsis edilen veya fiilen bu amaçla kullanılan her gemi ise kimin tarafından, kimin adına veya hesabına kullanıldığına bakılmaksızın “ticaret gemisi” sayılır. Bu ayrım yalnız terminoloji değildir; TTK’nın deniz ticaretine ilişkin hangi hükümlerinin uygulanacağını, sicil, donatan, sorumluluk, kira, navlun ve gemi alacakları gibi birçok konuda ilk hukuki eşiği belirler.

TTK m.931 ne düzenler?
Türk Ticaret Kanunu’nun Beşinci Kitabı deniz ticaretine ayrılmıştır. Bu kitabın ilk maddesi olan m.931, sonraki hükümlerde sürekli kullanılan iki temel kavramı tanımlar: “gemi” ve “ticaret gemisi”. Bu nedenle bir deniz hukuku uyuşmazlığında ilk yapılacak işlem, üzerinde uyuşmazlık bulunan aracın TTK bakımından gemi sayılıp sayılmadığını ve gemi ise ticaret gemisi niteliği taşıyıp taşımadığını belirlemektir.
Maddenin birinci fıkrası dört unsuru birlikte arar: aracın tahsis amacının suda hareketi gerektirmesi, yüzme özelliğinin bulunması, pek küçük olmaması ve araç niteliği taşıması. Kanun ayrıca “kendiliğinden hareket etmesi imkânı bulunmasa da” ifadesiyle motor veya bağımsız sevk sistemini zorunlu unsur olmaktan açıkça çıkarmıştır.
Maddenin ikinci fıkrası ise gemi kavramından daha dar olan ticaret gemisi kavramını kurar. Burada belirleyici olan, geminin suda ekonomik menfaat sağlama amacına tahsis edilmesi veya fiilen böyle bir amaç için kullanılmasıdır. Malik, kiracı, işleten veya başka bir kişinin gemiyi kimin adına kullandığı ticaret gemisi vasfını tek başına değiştirmez.
Kanunun güncel metni Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden, 6102 sayılı Kanunun kabul ve Resmî Gazete bilgileri ise TBMM Kanun Bilgi Sistemi üzerinden kontrol edilebilir.
Bir aracın TTK bakımından gemi sayılmasının şartları nelerdir?
Bir su aracının yalnız denizde bulunması onu otomatik olarak gemi yapmaz. TTK m.931/1, hukuki nitelendirme için somut unsurlar koymuştur. Birinci unsur tahsis amacıdır. Aracın kullanım amacı suda hareket etmesini gerektirmelidir. Sabit şekilde kıyıda kullanılan ve esas fonksiyonu suda hareket etmek olmayan bir yapı ile taşıma, çekme, hizmet, araştırma veya başka bir amaçla suda hareket etmesi gereken araç aynı hukuki konumda değildir.
İkinci unsur yüzme özelliğidir. Araç suda yüzebilmelidir. Bu unsur, gemi kavramını kara taşıtlarından, sabit yapılardan ve yüzme kabiliyeti bulunmayan tesislerden ayırır. Yüzme özelliği teknik ve fiili bir olgudur; uyuşmazlık halinde aracın tasarımı, klas veya teknik belgeleri, fotoğrafları, ekspertiz kayıtları ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Üçüncü unsur aracın “pek küçük” olmamasıdır. Kanun burada tek bir metre, tonaj veya motor gücü sınırı koymamıştır. Dolayısıyla m.931 bakımından değerlendirme yalnız gros tonilato rakamına indirgenemez. Aracın boyutu, kullanım biçimi, yapısal niteliği ve denizcilik fonksiyonu birlikte değerlendirilir. Gemi siciline kayıt zorunluluğunda kullanılan tonaj ölçütleri ile m.931’deki genel gemi tanımı birbirine karıştırılmamalıdır. Sicil bakımından ayrıca TTK m.956-958 kapsamındaki tescil kuralları incelenmelidir.
Dördüncü önemli nokta, kendiliğinden hareket kabiliyetinin şart olmamasıdır. Bu açık hüküm, çekilerek veya itilerek hareket eden bazı araçların da diğer şartları taşıdığı ölçüde gemi sayılabilmesini sağlar.
Bir aracın gemi sayılması için motorlu olması gerekir mi?
Hayır. TTK m.931/1 bu konuda doğrudan ve tartışmasız bir kural koyar: Kendiliğinden hareket etmesi imkânı bulunmasa da diğer şartları taşıyan araç gemi sayılabilir. Dolayısıyla “motoru yok, o hâlde gemi değildir” yaklaşımı kanun metnine aykırıdır.
Bu düzenleme römorkaj veya başka bir sevk desteğiyle hareket eden araçlar bakımından önemlidir. Hukuki nitelendirmede aracın sevk sisteminden önce tahsis amacı, yüzme özelliği ve büyüklüğü değerlendirilir. Bir aracın motorunun geçici olarak sökülmüş veya arızalı olması da tek başına gemi niteliğini ortadan kaldırmaz. Buna karşılık araç artık suda hareket amacıyla tahsis edilmiyor ve kalıcı biçimde başka bir fonksiyon kazanmışsa m.931 unsurları yeniden değerlendirilmelidir.
Motor bulunmaması ile “denize elverişlilik” kavramı da aynı şey değildir. Bir araç TTK m.931 anlamında gemi sayıldığı hâlde belirli bir yolculuk bakımından denize veya yola elverişli olmayabilir. Denize, yola ve yüke elverişlilik ayrı olarak TTK m.932’de düzenlenir ve taşıma ilişkisindeki sonuçları bakımından deniz taşımacılığında yük hasarı ve sorumluluk hükümleriyle birlikte ele alınır.
“Pek küçük olmayan” araç ne demektir?
TTK m.931 “pek küçük olmayan” ifadesini kullanmış fakat bu tanım için sabit bir santimetre, metre veya tonaj sınırı belirlememiştir. Bu nedenle m.931’deki gemi kavramı ile gemi siciline kayıt zorunluluğu aynı test değildir. Bir aracın sicile kaydı gerekmemesi, m.931 bakımından mutlaka gemi olmadığı sonucunu doğurmaz.
Somut olayda aracın fiziksel boyutları, taşıma veya hizmet kapasitesi, tasarım amacı, kullanım sahası ve denizcilik faaliyeti değerlendirilir. Gemi niteliği bir sözleşmede tarafların araca “tekne”, “platform”, “duba” veya “araç” adını vermesiyle ortadan kaldırılamaz. Hukuki nitelendirme tarafların kullandığı etikete değil kanuni unsurlara göre yapılır.
Bu ayrım özellikle kira, satış, sigorta, haciz ve sorumluluk uyuşmazlıklarında önem taşır. Sözleşme başlığında “deniz aracı” yazsa bile m.931 unsurları gerçekleşiyorsa TTK’nın gemilere özgü hükümleri gündeme gelir. Tersine, tarafların bir yapıyı “gemi” diye adlandırması kanuni unsurlar yoksa tek başına yeterli değildir.
Ticaret gemisi nedir?
TTK m.931/2’ye göre suda ekonomik menfaat sağlama amacına tahsis edilen veya fiilen bu amaç için kullanılan her gemi ticaret gemisidir. Bu tanımda iki alternatif vardır. Geminin baştan ekonomik menfaat elde etmeye yönelik faaliyete tahsis edilmiş olması yeterlidir. Ayrıca başlangıçtaki tahsis amacı farklı olsa bile fiilen ekonomik menfaat amacıyla kullanılması da ticaret gemisi niteliğini doğurabilir.
Kanun, “kimin tarafından ve kimin adına veya hesabına kullanılırsa kullanılsın” diyerek malik merkezli dar bir tanımı reddeder. Gemiyi malik işletmeyebilir; kiracı, çarterer veya başka bir işleten ekonomik faaliyette kullanabilir. Ticaret gemisi nitelendirmesinde fiili ve hukuki kullanım ilişkisi incelenir.
Örneğin yük veya yolcu taşıma, römorkaj, deniz hizmeti, ticari destek operasyonu veya başka bir bedelli denizcilik faaliyeti ekonomik menfaat unsurunu karşılayabilir. Burada belirleyici olan faaliyetin hukuki ve ekonomik niteliğidir. Bir geminin ticaret gemisi olup olmadığı değerlendirilirken yalnız o gün gelir elde edilip edilmediğine değil, tahsis amacı ile fiili işletme biçimine bakılır.
Ticaret gemisi niteliği, gemi kira sözleşmesinden de ayrıdır. Bir geminin kiraya verilmesi hâlinde sözleşmenin niteliği için ayrıca TTK m.1119 kapsamında gemi kira sözleşmesi hükümleri incelenmelidir.
“Ekonomik menfaat sağlama” neyi kapsar?
Kanun “kazanç” yerine daha geniş olan “ekonomik menfaat” ölçütünü kullanır. Bu tercih, ticaret gemisi kavramının yalnız doğrudan navlun veya taşıma ücreti alınan gemilerle sınırlı olmadığını gösterir. Bir işletmenin kendi ticari faaliyetini yürütmek için kullandığı gemi de faaliyet bütünü içinde ekonomik menfaat sağlıyorsa m.931/2 kapsamına girebilir.
Bu nedenle ticaret gemisi değerlendirmesinde fatura kesilip kesilmediği tek ölçüt değildir. Geminin işletme modeline, ticari faaliyetteki rolüne, sözleşmelerine, sefer kayıtlarına ve gelir veya maliyet yapısındaki fonksiyonuna bakılır. Kendi yükünü taşıyan bir ticari işletmenin gemisi de ekonomik menfaat amacıyla kullanılabilir.
Navlun ilişkisi bulunan olaylarda m.931 yalnız başlangıç noktasıdır. Taşıma sözleşmesinin tarafları, yükün kabulü ve taşıyanın sorumluluğu ayrıca incelenir. Bu konularda navlun sözleşmesinin tarafların borç ve sorumluluklarına ilişkin rehberi ile somut sözleşme birlikte değerlendirilmelidir.
Gemi ve ticaret gemisi ayrımı hangi hukuki sonuçları doğurur?
TTK’nın deniz ticareti kitabındaki bütün hükümler aynı araçlara aynı biçimde uygulanmaz. M.935 uygulama alanı bakımından ayrıca özel kurallar getirir. Bu yüzden önce m.931’deki tanım, sonra somut uyuşmazlığa ilişkin özel maddenin uygulama alanı kontrol edilir.
Gemi niteliğinin tespiti; sicil ve tescil, mülkiyet devri, gemi ipoteği, donatan sıfatı, kaptanın yetkileri, gemi kira sözleşmesi, navlun ilişkileri, gemi alacaklısı hakkı ve ihtiyati haciz gibi başlıklarda doğrudan önem taşır. Örneğin gemi üzerinde ayni teminat kurulacaksa gemi ipoteğinin kuruluş şartları; alacağın geçici hukuki korumayla güvenceye alınması gerekiyorsa gemi ihtiyati haczi hükümleri ayrı ayrı incelenmelidir.
Bir aracın gemi olup olmadığı yanlış nitelendirilirse görev, yetki, teminat, sicil, sorumluluk veya zamanaşımı incelemesi de yanlış hukuki zeminde yapılabilir. Bu nedenle dava veya sözleşme hazırlığında m.931 testi başta yapılmalıdır.
Uyuşmazlıkta gemi niteliği nasıl ispat edilir?
Gemi niteliği hukuki bir sonuçtur; ancak bu sonuca temel olan birçok unsur teknik olgudur. Aracın tahsis amacı için sözleşmeler, ruhsat ve sicil belgeleri, işletme kayıtları ve fiili kullanım; yüzme özelliği ve fiziksel niteliği için teknik belgeler, klas kayıtları, fotoğraflar, keşif ve bilirkişi incelemesi kullanılabilir.
Ticaret gemisi vasfı bakımından işletme sözleşmeleri, kira veya çarter sözleşmeleri, sefer ve yük kayıtları, navlun belgeleri, faturalar, gemi acentesi kayıtları ve ticari işletme kayıtları önem taşır. Ancak tek bir belgenin adı belirleyici değildir. Mahkeme somut faaliyeti ve kanuni unsurları birlikte değerlendirir.
Sicil kaydı önemli delildir fakat m.931’deki gemi tanımı sadece sicile kayıt şartına bağlanmamıştır. Bu nedenle sicilde kayıt bulunmayan her aracın gemi olmadığı söylenemez. Sicil ve kimlik konuları için gemi sicilinin tutulması ve hukuki işlevi ayrıca dikkate alınmalıdır.
TTK m.931 için hukuki kontrol listesi
- Uyuşmazlığa konu aracın suda hareket amacıyla tahsis edilip edilmediğini belirleyin.
- Aracın yüzme özelliğini teknik belgelerle doğrulayın.
- Aracın “pek küçük” olup olmadığına ilişkin fiziksel ve işlevsel verileri toplayın.
- Motor veya bağımsız sevk sistemi bulunmamasını tek başına gemi niteliğini reddetme sebebi saymayın.
- Fiili kullanımın ekonomik menfaat sağlayıp sağlamadığını araştırın.
- Malik ile fiili işleten farklıysa kira, çarter veya işletme sözleşmesini inceleyin.
- Sicil kaydı, ruhsat, klas, sefer ve teknik belgeleri birlikte değerlendirin.
- Somut uyuşmazlığa uygulanacak özel TTK maddesinin kapsamını ayrıca kontrol edin.
- Ayni hak, ipotek veya haciz söz konusuysa gemilere özgü teminat hükümlerine geçin.
- Kanun metnini işlem ve dava tarihinde yürürlükte olan güncel resmî kaynaktan doğrulayın.
Sık Sorulan Sorular
TTK’ya göre gemi nedir?
Tahsis amacı suda hareket etmesini gerektiren, yüzme özelliği bulunan ve pek küçük olmayan araç TTK m.931/1 uyarınca gemidir.
Motoru olmayan araç gemi sayılır mı?
Evet. TTK m.931/1, kendiliğinden hareket imkânı bulunmasa da diğer şartları taşıyan aracın gemi sayılacağını açıkça düzenler.
Gemi siciline kayıtlı olmayan araç gemi olabilir mi?
Evet. M.931’deki gemi tanımı sicile kayıt şartına bağlanmamıştır. Sicile kayıt zorunluluğu ayrı hükümlerde düzenlenir.
Her gemi ticaret gemisi midir?
Hayır. Ticaret gemisi sayılmak için geminin suda ekonomik menfaat sağlama amacına tahsis edilmesi veya fiilen bu amaçla kullanılması gerekir.
Kendi yükünü taşıyan şirket gemisi ticaret gemisi olabilir mi?
Evet. Ekonomik menfaat ölçütü yalnız üçüncü kişiden navlun alınmasına bağlı değildir; geminin ticari faaliyetteki işlevi esas alınır.
Geminin kiracı tarafından işletilmesi ticaret gemisi niteliğini engeller mi?
Hayır. TTK m.931/2, geminin kimin tarafından ve kimin adına veya hesabına kullanıldığına bakılmaksızın ekonomik menfaat ölçütünü esas alır.
“Tekne” yazılması TTK’nın uygulanmasını önler mi?
Hayır. Sözleşmede kullanılan ad değil, m.931’deki kanuni unsurlar belirleyicidir.
Gemi ile denize elverişli gemi aynı kavram mı?
Hayır. Gemi niteliği m.931’de; denize, yola ve yüke elverişlilik ise m.932’de ayrı olarak düzenlenmiştir.
Gemi niteliği neden dava açısından önemlidir?
Çünkü sicil, mülkiyet, ipotek, donatan sorumluluğu, navlun, gemi alacakları ve ihtiyati haciz gibi deniz ticaretine özgü birçok kuralın uygulanmasında aracın hukuki niteliği başlangıç noktasıdır.
Gemi niteliği hangi delillerle belirlenir?
Teknik belgeler, sicil ve ruhsat kayıtları, sözleşmeler, fiili kullanım, sefer kayıtları, fotoğraflar ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
