B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Birleştirme Kararına İstinaf | HMK 166–168 (2026)

Kısa ve net cevap: 31 Temmuz 2026’dan itibaren HMK m.168’in kanun yolu sistemi değişmiştir. Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar hakkında verilen birleştirme kararına karşı artık tek başına istinaf yoluna başvurulabilir. Buna karşılık ilk derece mahkemesinin ayırma kararına karşı istinaf, bölge adliye mahkemesinin birleştirme veya ayırma kararına karşı temyiz ancak esas hükümle birlikte yapılabilir. Yeni düzenleme 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunun 24. maddesiyle getirilmiş ve 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir.

Kanuni dayanak: 6100 sayılı HMK m.166-168 ve 7589 sayılı Kanun m.23-24. HMK m.168, 7589 sayılı Kanun m.24 ile tamamen yeniden düzenlenmiştir.
  1. HMK 168 neden 2026’da değişti?
  2. Yeni HMK 168’in tam olarak getirdiği sistem
  3. Birleştirme kararına tek başına istinaf ne demektir?
  4. Ayırma kararına ne zaman başvurulur?
  5. BAM’ın birleştirme ve ayırma kararlarında kanun yolu
  6. HMK 166’daki 2026 değişikliği
  7. Birleştirmenin şartları
  8. Aynı ve farklı yargı çevresindeki dosyalar
  9. Birleştirme kararı kesinleşmeden ne olur?
  10. Birleştirme ve ayırma kararının esasa etkisi
  11. İstinaf dilekçesinde hangi noktalar yazılmalı?
  12. Uygulama kontrol listesi
  13. Sık sorulan sorular

HMK 168 Neden 2026’da Değişti?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166 ila 168. maddeleri, bağlantılı davaların birleştirilmesini, gerektiğinde ayrılmasını ve bu kararlara karşı başvurulabilecek kanun yollarını düzenler. 2026 değişikliğinden önce HMK m.168, ilk derece mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı istinafa, bölge adliye mahkemelerinin bu konudaki kararlarına karşı temyize kural olarak ancak hükümle birlikte başvurulabilmesini öngörüyordu.

16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunun 24. maddesi HMK m.168’i tamamen değiştirdi. Değişiklik 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni sistemde en önemli ayrım şudur: aynı yargı çevresinde aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemeleri arasında verilen birleştirme kararına karşı ayrı ve derhâl istinaf yolu açılmıştır. Ayırma kararları bakımından ise hükümle birlikte başvuru ilkesi korunmuştur.

Bu değişiklik yalnız kanun yolu tekniğine ilişkin değildir. HMK m.166/1’in ikinci cümlesi de aynı kanunun 23. maddesiyle değiştirilmiş ve ilk davanın açıldığı mahkemenin, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olduğu açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla 2026’dan önce yayımlanmış kaynaklarda bulunan eski metin üzerinden işlem yapılmamalıdır.

2026 Sonrası HMK 168’in Getirdiği Sistem

HMK m.168 iki fıkradan oluşur. Birinci fıkra, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabileceğini düzenler.

İkinci fıkra ise iki ayrı karar grubunu hükümle birlikte kanun yoluna bağlar. İlk derece mahkemelerinin verdiği ayırma kararına karşı istinaf ancak esas hükümle birlikte ileri sürülebilir. Bölge adliye mahkemesinin verdiği birleştirme ve ayırma kararlarına karşı temyiz de ancak hükümle birlikte yapılabilir.

Aynı fıkranın son cümlesi ayrıca sınırlayıcı bir sonuç getirir: birleştirme veya ayırma konusundaki usul sorunu tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmesini veya Yargıtayda bozmayı gerektiren bağımsız sebep oluşturmaz. Kanun, bu usul kararlarının nihai hükme etkisini ayrıca değerlendirmeyi gerektirir.

Birleştirme Kararına Tek Başına İstinaf Ne Demektir?

31 Temmuz 2026’dan sonra aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar bakımından verilen birleştirme kararı, esas hüküm beklenmeden istinaf edilebilir. Bu, eski sistemdeki “hükümle birlikte kanun yolu” kuralından açık biçimde ayrılır.

Örneğin Mersin Adliyesinde aynı düzey ve sıfattaki iki hukuk mahkemesinde görülen iki dosyanın HMK m.166 şartlarıyla birleştirilmesine karar verilmişse, bu birleştirme kararının yeni HMK m.168/1 kapsamına girip girmediği değerlendirilir. Şartlar oluşuyorsa ilgilisi esas hükmü beklemeden istinaf başvurusu yapabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, yeni fıkranın “birleştirme kararı” demesidir. İlk derece mahkemesinin ayırma kararı aynı rejime tabi değildir. Ayırma kararına karşı istinaf ancak hükümle birlikte mümkündür. Bu ayrım, 2026 değişikliğinin pratikte en sık hata yapılabilecek noktasıdır.

Ayırma Kararına Ne Zaman Başvurulur?

HMK m.167’ye göre mahkeme, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Mahkeme, ayırdığı davalara bakmaya devam eder.

HMK m.168/2 uyarınca ilk derece mahkemesinin verdiği ayırma kararına karşı istinaf, ancak esas hükümle birlikte ileri sürülebilir. Bu nedenle ayırma kararını alan tarafın o aşamada sırf bu karar için ayrı bir istinaf dosyası açması yeni metne uygun değildir.

Ayırma kararının usule aykırı olduğu düşünülüyorsa itiraz ve beyanlar dosyada açıkça ortaya konulmalı, kararın yargılamaya ne şekilde etki ettiği somutlaştırılmalı ve nihai hükme karşı istinaf başvurusunda bu husus ayrıca ileri sürülmelidir.

Bölge Adliye Mahkemesinin Birleştirme ve Ayırma Kararları

Bölge adliye mahkemesi aşamasında da dosyaların birleştirilmesi veya ayrılması gündeme gelebilir. HMK m.168/2, BAM’ın birleştirme ve ayırma kararlarına karşı temyiz yolunun ancak hükümle birlikte kullanılabileceğini açıkça düzenler.

Bu nedenle ilk derece mahkemesinin aynı yargı çevresindeki birleştirme kararı için ayrı istinaf mümkünken, BAM’ın kendi verdiği birleştirme veya ayırma kararı bakımından ayrı bir temyiz başvurusu öngörülmemiştir. Temyiz, esas hükümle birlikte yapılır.

Kanunun son cümlesi ayrıca bu usul konusunun tek başına bozma nedeni oluşturmayacağını belirtir. Dolayısıyla temyiz dilekçesinde yalnız “dosyalar yanlış birleştirildi” demek yeterli değildir; bu işlemin nihai hükmün hukuka uygunluğunu hangi somut yönden etkilediği ortaya konulmalıdır.

HMK 166’da 2026’da Ne Değişti?

7589 sayılı Kanunun 23. maddesi, HMK m.166/1’in ikinci cümlesini yeniden düzenledi. Güncel hükme göre aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde bağlantılı davalar, davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.

“Kesinleşmesinden itibaren” ibaresi, HMK m.168/1’de birleştirme kararına karşı ayrı istinaf yolunun açılmasıyla birlikte anlam kazanır. Birleştirme kararı kanun yolu denetimine açıkken ilk davanın açıldığı mahkemenin derhâl ve tartışmasız şekilde bağlı sayılması yerine, bağlayıcılık kesinleşmeye bağlanmıştır.

Davaların Birleştirilmesinin Şartları

HMK m.166/4’e göre davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda bağlantı var sayılır. Birleştirme için yalnız tarafların aynı olması şart değildir. Asıl ölçüt, davalar arasında hukuki veya fiilî bağlantının kanunun aradığı yoğunlukta bulunmasıdır.

Örneğin aynı sözleşme zincirinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri, aynı olaydan doğan birbirini etkileyen davalar veya bir dosyada verilecek kararın diğerindeki hukuki sonucu doğrudan belirleyeceği uyuşmazlıklar bağlantı değerlendirmesine konu olabilir. Buna karşılık yalnız taraflardan birinin aynı olması veya davaların benzer hukuk alanına girmesi tek başına birleştirme zorunluluğu doğurmaz.

Birleştirme kararı verilirken görev, mahkemenin düzeyi ve sıfatı ile yargı çevresi ayrımları ayrıca kontrol edilmelidir. HMK m.166 aynı yargı çevresindeki dosyalar ile ayrı yargı çevrelerindeki dosyalar için farklı usul öngörür.

Aynı Yargı Çevresindeki Dosyalarda Birleştirme

HMK m.166/1’e göre aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış bağlantılı davalar, davanın her aşamasında talep üzerine veya mahkemece kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir.

Buradaki “ilk dava”, açılış tarihi itibarıyla önce açılmış dosyadır. Birleştirme talebinde dosyaların esas numaraları, açılış tarihleri, mahkemeleri, tarafları, dava konuları ve bağlantıyı gösteren ortak olay veya hukuki ilişki açıkça yazılmalıdır.

2026 sonrası sistemde bu birleştirme kararı ayrı istinafa tabidir. Bu nedenle kararın tebliğ tarihi ve istinaf süresinin hesabı dosyada ayrıca takip edilmelidir. İstinaf usulü hakkında ayrıntılı olarak HMK 357 istinafta yeni delil rehberi incelenebilir; ancak birleştirme kararına karşı başvurunun konusu, yeni delil sunma meselesinden farklıdır.

Farklı Yargı Çevrelerindeki Dosyalarda Birleştirme

HMK m.166/2, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davaları düzenler. Bu durumda bağlantı sebebiyle birleştirme, ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olur.

Örneğin aynı hukuki ilişkiye ilişkin iki dava farklı adliyelerin aynı tür ve düzeydeki mahkemelerinde görülüyorsa, talebin hangi mahkemeye sunulacağı HMK m.166/2’ye göre belirlenir. Yanlış mahkemeden birleştirme istenmesi süreci uzatabilir ve özellikle süreli işlemlerin takibini zorlaştırabilir.

Birleştirme Kararı Kesinleşmeden Ne Olur?

Güncel HMK m.166 metni bağlayıcılığı kararın kesinleşmesine bağladığından, kanun yolu açık olan birleştirme kararının kesinleşme durumu dosya yönetiminde önem taşır. Birleştirme kararına karşı süresinde istinaf edilirse kesinleşme, başvurunun sonucuna göre belirlenir.

Bu aşamada mahkemelerin ve tarafların, birleştirme kararının verilmiş olması ile kesinleşmiş olması arasındaki farkı gözetmesi gerekir. Dosyanın hangi mahkemede yürütüleceği, yapılmış işlemlerin korunması ve sonraki duruşma takvimi mahkeme ara kararlarına göre takip edilmelidir.

Birleştirme Davaları Tek Bir Dava Hâline Getirir mi?

Birleştirme, bağlantılı dosyaların birlikte görülmesini sağlar; davaların maddi hukuk bakımından bütün taleplerini tek bir talebe dönüştürmez. Her dava kendi taraf yapısı, talep sonucu, harç durumu, dava şartları ve ispat yüküyle değerlendirilir. Mahkeme ortak delilleri birlikte inceleyebilir ancak her talep hakkında hüküm fıkrasında açık karar kurulmalıdır.

Bir dosyadaki talebin hüküm fıkrasında unutulması veya karar verilmeyen talep kalması, birleştirme sorunundan farklıdır. Böyle bir durumda şartları varsa HMK 305/A hükmün tamamlanması gündeme gelebilir.

Birleştirme ile Dava Yığılması Aynı Değildir

HMK m.110’daki dava yığılması, davacının aynı davalıya karşı birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini tek dava dilekçesinde ileri sürmesidir. HMK m.166’daki birleştirme ise ayrı açılmış davaların bağlantı nedeniyle birlikte görülmesidir. Bu iki kurum hem başlangıç anı hem taraf yapısı hem de usul sonuçları bakımından farklıdır.

Birden fazla talebin aynı dava dilekçesinde ileri sürülmesi söz konusuysa HMK 110 dava yığılması rehberi, ayrı dosyaların sonradan birlikte görülmesi söz konusuysa HMK m.166-168 uygulanır.

Birleştirme Kararına Karşı İstinaf Dilekçesinde Neler Yazılmalıdır?

  • Birleştirme kararını veren mahkeme, dosya esas numarası ve karar tarihi,
  • birleştirilen diğer dosyanın mahkemesi ve esas numarası,
  • kararın tebliğ tarihi ve istinaf süresinin nasıl hesaplandığı,
  • HMK m.166’daki bağlantı şartının neden oluşmadığı veya yanlış değerlendirildiği,
  • mahkemelerin aynı düzey ve sıfatta olup olmadığı,
  • aynı yargı çevresi şartının bulunup bulunmadığı,
  • ilk açılan dosyanın hangisi olduğu,
  • birleştirmenin usul ekonomisi ve çelişkili karar riskine somut etkisi,
  • HMK m.168/1’in 31 Temmuz 2026’dan beri yürürlükte olan güncel metni,
  • talep edilen kanun yolu sonucu.

Dilekçede eski HMK m.168 metnine dayanılması ciddi usul hatasına yol açabilir. Özellikle 2026 yazından önce hazırlanmış örnek dilekçeler güncellenmeden kullanılmamalıdır.

2026 Değişikliğinde Tarih Kontrolü

HMK m.166 ve m.168 değişiklikleri 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle birleştirme veya ayırma kararı bakımından hangi metnin uygulanacağı değerlendirilirken kararın ve kanun yolu işleminin tarihi somut olarak kontrol edilmelidir.

Eski kaynaklarda “birleştirme ve ayırma kararlarına ancak hükümle birlikte istinaf edilir” şeklinde genel bir ifade görülebilir. Bu ifade 31 Temmuz 2026 sonrasında aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde verilen birleştirme kararları için artık güncel değildir.

Uygulama Kontrol Listesi

  1. İki dosyanın gerçekten ayrı dava olup olmadığını doğrulayın.
  2. Mahkemelerin düzey ve sıfatını belirleyin.
  3. Yargı çevrelerinin aynı mı farklı mı olduğunu tespit edin.
  4. Dosyaların açılış tarihlerini karşılaştırarak ilk davayı belirleyin.
  5. HMK m.166/4 anlamında bağlantıyı somut olaylarla açıklayın.
  6. Birleştirme kararı 31 Temmuz 2026 sonrasıysa güncel HMK m.168’i uygulayın.
  7. İlk derece mahkemesinin birleştirme kararı ile ayırma kararını kanun yolu bakımından birbirinden ayırın.
  8. Birleştirme kararında tebliğ ve istinaf süresini ayrı takip edin.
  9. Ayırma kararına ilişkin itirazları dosyada saklayıp hükümle birlikte istinafta ileri sürün.
  10. BAM birleştirme/ayırma kararında temyizin ancak hükümle birlikte olduğunu kontrol edin.
  11. Birleştirme kararının kesinleşmesini HMK m.166’daki bağlayıcılık bakımından takip edin.
  12. Birleştirme nedeniyle her dosyanın bağımsız talep ve dava şartlarını gözden kaçırmayın.

Sık Sorulan Sorular

1. 2026’da birleştirme kararına hemen istinaf edilebilir mi?

Evet. HMK m.168/1 kapsamındaki, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalara ilişkin birleştirme kararına karşı artık tek başına istinaf mümkündür.

2. Ayırma kararına hemen istinaf edilebilir mi?

Hayır. İlk derece mahkemesinin ayırma kararına karşı istinaf, HMK m.168/2 gereğince ancak hükümle birlikte yapılabilir.

3. Bölge adliye mahkemesinin birleştirme kararına hemen temyiz var mı?

Hayır. BAM’ın birleştirme ve ayırma kararlarına karşı temyiz ancak hükümle birlikte mümkündür.

4. Birleştirme kararına karşı hangi kanun yolu var?

HMK m.168/1’in kapsamındaki ilk derece birleştirme kararına karşı kanun yolu istinaftır. Doğrudan temyiz söz konusu değildir.

5. Birleştirme için tarafların aynı olması şart mı?

Hayır. HMK m.166/4 bağlantıyı; davaların aynı veya benzer sebeplerden doğması ya da bir dava hakkındaki hükmün diğerini etkileyebilecek nitelikte olması üzerinden tanımlar.

6. Farklı şehirlerdeki davalar birleştirilebilir mi?

Şartları varsa evet. Ayrı yargı çevrelerindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde açılmış davalarda birleştirme HMK m.166/2’ye göre ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilir.

7. Birleştirme kararı diğer mahkemeyi ne zaman bağlar?

Güncel HMK m.166’ya göre ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.

8. Birleştirme kararı davaları tamamen tek davaya dönüştürür mü?

Hayır. Dosyalar birlikte görülür ancak her davanın talep sonucu, tarafları ve maddi hukuk meseleleri bağımsızlığını korur; hüküm her talep yönünden açık kurulmalıdır.

9. Yanlış birleştirme tek başına Yargıtayda bozma nedeni midir?

HMK m.168/2’nin son cümlesi, bu hususun tek başına Yargıtayda bozma sebebi teşkil etmeyeceğini düzenler. Esas hükme somut etkisi ayrıca gösterilmelidir.

10. 2026 öncesi dilekçe örnekleri kullanılabilir mi?

Güncellenmeden kullanılmamalıdır. HMK m.168 16 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunun 24. maddesiyle tamamen değişmiş, yeni metin 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girmiştir.

Resmî Kaynaklar

Sonuç

2026 değişikliğinden sonra HMK m.168’in en önemli sonucu, aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde verilen birleştirme kararına karşı esas hüküm beklenmeden istinaf yolunun açılmış olmasıdır. Buna karşılık ilk derece ayırma kararları ile BAM’ın birleştirme ve ayırma kararlarında hükümle birlikte kanun yolu ilkesi devam eder. HMK m.166’daki “kesinleşmeden itibaren bağlayıcılık” kuralı da bu yeni sistemle birlikte değerlendirilmelidir.


Yazar: Av. Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil No: 3472
İnceleyen: Av. Emirhan Keskin – Mersin Barosu Sicil No: 5507
Mevzuat kontrol tarihi: 21 Eylül 2026

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fiziksel ofisi Mersin’dedir. Türkiye genelindeki dosyalar görev, yetki ve usul kuralları çerçevesinde Mersin’den yönetilir ve koordine edilir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Kanun yolu ve süre hesabı somut kararın tarihi, tebliğ şekli ve dosyanın niteliğine göre ayrıca yapılmalıdır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp