B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Tahkimde Görevli ve Yetkili Mahkeme Hangisidir? HMK 410 | 2026

Kısa ve net cevap: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 410. maddesi, tahkim yargılamasında mahkemenin yapacağı işlerde hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğunu düzenler. Tahkim yeri belirlenmişse, uyuşmazlığın konusuna göre tahkim yerindeki asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Tahkim yeri henüz belirlenmemişse, yine uyuşmazlığın konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi görevli olur; yetki ise davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri esasına göre belirlenir. Bu nedenle tahkim sözleşmesinin bulunması, mahkemenin hiçbir rolünün kalmadığı anlamına gelmez; HMK’nın izin verdiği sınırlı mahkeme yardımı bakımından HMK m.410 doğrudan uygulanır.

HMK 410 tahkimde görevli ve yetkili mahkeme

HMK 410 Ne Düzenler?

HMK m.410, iç tahkim bakımından mahkemenin müdahalesine ihtiyaç duyulan işlemlerde görev ve yetkiyi tek bir çerçeveye bağlar. Tahkim, tarafların uyuşmazlığı devlet mahkemesi yerine hakem veya hakem kuruluna götürmesini sağlayan bir yargılama yoludur. Bununla birlikte hakemlerin devletin cebrî icra gücünü kullanma yetkisi yoktur. Bazı geçici hukuki koruma, delil toplama, hakem seçimi, hakemin reddi, tahkim süresinin uzatılması ve hakem kararına karşı iptal gibi konularda devlet mahkemesinin kanunda açıkça tanınmış bir rolü vardır. Bu sınırlı mahkeme rolünün hangi mahkemede kullanılacağını HMK m.410 belirler.

Bu madde, HMK iç tahkimin uygulanma alanını açıklayan HMK 407 ile birlikte değerlendirilmelidir. Önce uyuşmazlığın HMK’nın tahkim hükümlerine tabi olup olmadığı belirlenir. Ardından uyuşmazlığın HMK 408 bakımından tahkime elverişli olup olmadığı kontrol edilir. Bu iki eşik geçildikten sonra mahkeme yardımı gereken bir işlem varsa görev ve yetki HMK m.410 üzerinden saptanır.

Kanuni dayanak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 410. maddesidir. Güncel kanun metni ve değişiklikler için Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden “6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu” sorgulanmalıdır. Tahkim alanında madde numarasıyla çalışmak önemlidir; çünkü tahkimde mahkemenin yetkisi genel bir yetki değil, kanunun açıkça izin verdiği hâllerle sınırlı bir yetkidir.

Tahkimde Görevli Mahkeme Hangisidir?

HMK m.410’un temel kuralı açıktır: Tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde, uyuşmazlığın konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Dolayısıyla “tahkim işi” adı altında her dosyanın otomatik olarak asliye ticaret mahkemesine gitmesi doğru değildir. Görev, esas uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre belirlenir.

Uyuşmazlık ticari dava niteliğindeyse asliye ticaret mahkemesi; ticari dava niteliğinde değilse ve özel bir görev kuralı da yoksa asliye hukuk mahkemesi görevli olur. Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, yanlış görevli mahkemeye başvurulması yalnız tarafların itirazına bağlı bir sorun değildir. Mahkeme görev hususunu kendiliğinden gözetir.

Ticari nitelik değerlendirilirken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ticari dava hükümleri, tarafların sıfatı, uyuşmazlığın konusu ve varsa özel kanundaki görev düzenlemeleri birlikte incelenir. Tahkim şartının bir ticari sözleşmede bulunması çoğu zaman asliye ticaret mahkemesini gündeme getirir; ancak sözleşmenin başlığında “ticari” ibaresinin bulunması tek başına görevli mahkemeyi belirlemez. Maddi hukuk ilişkisinin niteliği esas alınır.

Görev tespiti başvurunun ilk aşamasında yapılmalıdır. Hakem seçimi, hakemin reddi veya tahkim süresinin uzatılması gibi kanuni süreye bağlı işlemlerde yanlış görevli mahkemeye başvurulması zaman kaybına ve usulî risklere yol açar. Dilekçede görev dayanağının yalnız HMK m.410 olarak yazılması da yeterli değildir; uyuşmazlığın neden ticari veya ticari olmayan nitelikte olduğu somut hukuki ilişki üzerinden açıklanmalıdır.

Tahkimde Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?

Tahkim yeri taraflarca veya hakemlerce belirlenmişse HMK m.410, tahkim yerindeki görevli mahkemeyi işaret eder. Bu nedenle tahkim yeri yalnız duruşmanın fiilen nerede yapılacağına ilişkin teknik bir tercih değildir. Mahkeme yardımının hangi şehirde ve hangi yargı çevresinde talep edileceğini de etkileyen önemli bir hukuki bağlantıdır.

Tahkim yeri ile duruşma yeri birbirinden ayrılabilir. Hakem kurulu, kanunun verdiği imkân çerçevesinde başka bir yerde duruşma, keşif veya bilirkişi incelemesi yapabilir. Buna rağmen hukuki anlamdaki tahkim yeri değişmedikçe HMK m.410 bakımından mahkeme yetkisinin dayanağı tahkim yeri olmaya devam eder. Bu ayrım özellikle birden fazla şehirde faaliyet gösteren şirketlerin sözleşmelerinde önem taşır.

Tahkim şartı hazırlanırken “tahkim yeri” açık ve tek anlamlı biçimde yazılmalıdır. Yalnız “duruşmalar İstanbul’da yapılacaktır” şeklindeki bir düzenleme ile “tahkim yeri İstanbul’dur” düzenlemesi aynı hukuki işlevi görmez. HMK m.410 bakımından amaç, tahkim yargılamasının hukuki merkezini belirlemektir.

Yetki incelemesinde tahkim sözleşmesinin tamamı, tarafların seçtiği tahkim kuralları ve hakem kurulunun tahkim yeri konusunda verdiği karar birlikte değerlendirilir. Mahkeme yardımına başvurulurken tahkim yerini gösteren belge veya kararın dilekçeye eklenmesi, yetki bağlantısının tereddütsüz ortaya konulmasını sağlar.

Tahkim Yeri Belirlenmemişse Ne Olur?

HMK m.410, tahkim yeri belirlenmemiş dosyalar için de yetki boşluğu bırakmaz. Tahkim yeri henüz belli değilse, uyuşmazlığın konusuna göre görevli asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinin yetkisi; davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer ya da işyeri esas alınarak belirlenir.

Bu kural özellikle tahkimin başlangıç aşamasında önemlidir. Taraflar sözleşmede tahkim şartına yer vermiş, fakat tahkim yerini belirlememiş olabilir. Hakem veya hakem kurulu da henüz oluşmamışsa tahkim yerinin hakemlerce belirlenmesi fiilen mümkün değildir. Tam bu aşamada hakem seçimi gibi bir konuda mahkeme yardımına ihtiyaç doğduğunda HMK m.410’un ikinci bağlantı kuralı devreye girer.

Davalının Türkiye’de birden fazla işyerinin bulunması, tüzel kişinin merkez ve şube ilişkisi ya da yerleşim yeri ile fiilî işyeri arasında farklılık bulunması hâlinde yetki analizi dosyanın kayıtları üzerinden yapılmalıdır. Bununla birlikte başlangıç noktası kanunun saydığı bağlantılardır; tarafların mahkeme yardımını istedikleri herhangi bir yer mahkemesine serbestçe başvurabilmesi söz konusu değildir.

Tahkim yeri sonradan HMK m.425 uyarınca belirlendiğinde takip eden mahkeme yardımı taleplerinde tahkim yerinin etkisi ayrıca değerlendirilir. Başlangıçta davalının yerleşim yeri üzerinden kurulan mahkeme bağlantısının, tahkim yerinin sonradan belirlenmesiyle aynı şekilde devam edeceği varsayılmamalıdır. Her yeni talepte ilgili özel madde ile HMK m.410 birlikte incelenmelidir.

Asliye Hukuk ile Asliye Ticaret Mahkemesi Ayrımı

HMK m.410’daki “uyuşmazlığın konusuna göre” ifadesi görev bakımından belirleyicidir. Tahkim anlaşmasının varlığı, uyuşmazlığın ticari veya hukuki niteliğini değiştirmez. Devlet mahkemesinde esasa bakılacak olsaydı hangi mahkeme görevli olacak idiyse, tahkimde kanunun mahkemeye bıraktığı yardımcı işlerde de bu temel nitelik dikkate alınır.

Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki görev ayrımı yalnız mahkeme adı meselesi değildir. Yanlış görevli mahkemeye yapılan başvuru zaman, masraf ve tahkim takvimi bakımından ciddi sonuç doğurabilir. Özellikle HMK m.427 kapsamındaki tahkim süresi, HMK m.418’deki hakem reddi süreleri veya HMK m.439’daki iptal davası süresi gibi zamanla doğrudan bağlantılı işlemlerde görev yanlışlığı hak kaybı riskini büyütür.

Bu nedenle mahkeme yardımı talebi hazırlanmadan önce üç soruya yazılı ve net cevap verilmelidir: Uyuşmazlık HMK iç tahkim rejimine tabi mi? Esas uyuşmazlık ticari dava mı? Tahkim yeri belirlenmiş mi? Bu üç cevap, HMK m.410 kapsamındaki görev ve yetki analizinin omurgasını oluşturur.

Mahkeme Yardımının Sınırı Nedir?

HMK m.410 görev ve yetkiyi düzenler; mahkemenin tahkime hangi konularda müdahale edebileceğini sınırsız biçimde genişletmez. Bu sınırın ana maddesi HMK m.411’dir. HMK m.411 uyarınca tahkim yargılamasında mahkeme yardımı yalnız Kanunun Tahkim kısmında açıkça izin verilen hâllerde mümkündür. Dolayısıyla m.410 “hangi mahkeme?” sorusuna cevap verirken m.411 “mahkeme ne zaman devreye girebilir?” sorusunu cevaplar.

Bu sistem, tahkimin özerkliğini korur. Devlet mahkemesi hakemin yerine geçerek uyuşmazlığın esasını incelemez. Mahkemenin görevi; kanunun açıkça tanımladığı yardım, denetim veya geçici koruma işlemleriyle sınırlıdır. Hakem seçimi için HMK m.416, hakemin reddi için HMK m.418, tahkim süresinin uzatılması için HMK m.427 ve hakem kararının iptali için HMK m.439 gibi özel hükümler bu yapının örnekleridir.

Taraflardan birinin tahkim sürecinde HMK’nın tanımadığı genel bir “mahkeme denetimi” istemesi mümkün değildir. Tahkim, mahkeme yargılamasının paralel bir kopyası değildir. Kanunun verdiği denetim noktaları bellidir ve mahkemeye başvuru da bu özel maddeler üzerinden kurulmalıdır.

HMK 410 ile HMK 413 Arasındaki Fark

HMK m.410 ile tahkim ilk itirazını düzenleyen HMK m.413 birbirine karıştırılmamalıdır. HMK m.410, tahkim yargılamasında mahkemenin yapacağı işler bakımından görev ve yetkiyi belirler. HMK m.413 ise geçerli bir tahkim anlaşmasına rağmen devlet mahkemesinde dava açılması durumunda davalının tahkim ilk itirazını ve mahkemenin usulden ret kararını düzenler.

Bir başka ifadeyle m.410, tahkimi destekleyen veya kanunun tanıdığı denetim işlemlerinde “hangi mahkemenin” devreye gireceğini açıklar. M.413 ise esas uyuşmazlığın yanlışlıkla veya tahkim şartına rağmen devlet mahkemesine taşınması hâlinde izlenecek yolu düzenler. Bu iki madde farklı işlev görür.

Görev ve Yetki İtirazı Nasıl Değerlendirilir?

Görev ile yetki aynı kavram değildir. Görev, uyuşmazlığın mahkeme türü bakımından hangi mahkemede görüleceğini; yetki ise coğrafi olarak hangi yer mahkemesinin başvuruyu inceleyeceğini gösterir. HMK m.410 her iki unsuru aynı maddede kurallara bağlamıştır.

Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Yetki bakımından ise HMK m.410’daki özel bağlantı kuralı esas alınır. Bir mahkeme yardım talebinde, dilekçenin yalnız esas talebi anlatması yeterli değildir; görev ve yetkinin hangi olgulara dayandığı da açıkça gösterilmelidir. Tahkim yeri sözleşmede yazılıysa ilgili sözleşme hükmü; tahkim yeri belirlenmemişse davalının yerleşim, oturma veya işyeri bağlantısını gösteren kayıtlar dosyaya uygun biçimde sunulmalıdır.

HMK 410 İçin Uygulama Kontrol Listesi

  1. Tahkim rejimini belirleyin: Uyuşmazlığın HMK iç tahkim hükümlerine tabi olup olmadığını HMK m.407 üzerinden kontrol edin.
  2. Tahkime elverişliliği kontrol edin: HMK m.408’deki sınırlamalar nedeniyle uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğundan emin olun.
  3. Mahkeme yardımının kanuni dayanağını yazın: Talebin HMK’nın hangi özel tahkim maddesine dayandığını belirleyin.
  4. Görevi belirleyin: Uyuşmazlığın konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesini tespit edin.
  5. Tahkim yerini tespit edin: Sözleşmede, kurumsal tahkim kuralında veya hakem kararında tahkim yerinin belirlenip belirlenmediğini kontrol edin.
  6. Tahkim yeri yoksa davalı bağlantısını kullanın: Davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyerini tespit edin.
  7. Süreyi ayrıca kontrol edin: Yardım talebinin dayandığı özel maddede hak düşürücü veya kesin süre bulunup bulunmadığını ayrıca inceleyin.

İlgili Tahkim Rehberleri

Sık Sorulan Sorular

Tahkimde görevli mahkeme her zaman asliye ticaret mahkemesi midir?

Hayır. HMK m.410, görevli mahkemeyi uyuşmazlığın konusuna göre belirler. Ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıklarda asliye ticaret; aksi hâlde ve özel görev kuralı bulunmadığında asliye hukuk mahkemesi görevli olur.

Tahkim yeri belirlenmişse hangi mahkeme yetkilidir?

Tahkim yeri belirlenmişse, uyuşmazlığın konusuna göre tahkim yerindeki asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi yetkilidir.

Tahkim yeri sözleşmede yazmıyorsa mahkemeye başvurulamaz mı?

Başvurulabilir. Tahkim yeri belirlenmemişse HMK m.410, davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyerine göre yetkili mahkemeyi belirler.

Tahkim yeri ile duruşma yeri aynı olmak zorunda mı?

Hayır. Tahkim yeri hukuki merkezdir. Hakem kurulu, kanunun izin verdiği çerçevede duruşma, keşif veya incelemeyi başka bir yerde yapabilir.

Mahkeme tahkim uyuşmazlığının esasını inceleyebilir mi?

HMK’nın Tahkim kısmında açıkça izin verilen yardım ve denetim hâlleri dışında mahkeme tahkim uyuşmazlığının esasını hakem yerine geçerek incelemez. Mahkeme yardımının sınırı HMK m.411 ile birlikte değerlendirilir.

Hakem seçimi için mahkemeye başvurulursa HMK 410 uygulanır mı?

Evet. Hakem seçiminin mahkeme tarafından yapılması gereken hâllerde özel dayanak HMK m.416’dır; hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğu ise HMK m.410’a göre belirlenir.

Hakem kararının iptalinde de HMK 410 önemli midir?

HMK m.439 iptal davasının görev ve yetkisine ilişkin özel düzenleme içerir. Tahkimin genel mahkeme bağlantısı bakımından m.410 sistematik çerçeveyi oluşturur; özel hüküm bulunan yerde m.439 doğrudan uygulanır.

HMK 410 güncel metni nereden kontrol edilir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun güncel metni resmî Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden kontrol edilmelidir.

Mahkemeye Başvuruda Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?

HMK m.410 kapsamındaki bir mahkeme yardımı başvurusunda görev ve yetkinin dosya üzerinden denetlenebilmesi için tahkim sözleşmesinin ve mahkeme yardımının hukuki temelini gösteren belgelerin düzenli sunulması gerekir. Tahkim şartı ana sözleşmenin içinde yer alıyorsa sözleşmenin yalnız tahkim maddesini değil, tarafları ve hukuki ilişkiyi gösteren ilgili bölümlerini de dosyaya eklemek gerekir. Tahkim şartı ayrı bir anlaşmadaysa bu anlaşmanın bütünlüğü korunmalıdır. Tahkim yeri bir kurum kuralı, tarafların sonraki yazışması veya hakem kurulunun kararıyla belirlenmişse bu belge de yetki bağlantısını ispatlayan temel evraktır.

Başvurunun dayandığı özel HMK hükmü dilekçede ayrıca gösterilmelidir. HMK m.410 tek başına hakem seçimi, ret, süre uzatımı veya başka bir mahkeme yardım talebi yaratmaz; bu işlemlerde görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesinde genel tahkim kuralını kurar. Bu nedenle dilekçenin hukuki sebepler bölümünde hem HMK m.410 hem de talebin esas dayanağı olan özel tahkim maddesi açıkça yazılmalıdır. Böylece mahkemenin kanuni müdahale alanı ile başvurunun konusu arasında doğrudan bağlantı kurulur.

Tahkim yeri belirlenmemişse davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri bağlantısını gösteren ticaret sicili, adres veya şirket kayıtları başvurunun yetki gerekçesini somutlaştırır. Tüzel kişiler bakımından güncel merkez kaydı ile uyuşmazlığın ilişkilendirildiği şube veya işyerinin hukuki niteliği birbirinden ayrılmalıdır. Gerçek kişilerde de yalnız eski sözleşme adresine dayanmak yerine başvuru tarihindeki güncel yerleşim veya işyeri bağlantısı değerlendirilmelidir.

HMK 410 Bakımından Sık Yapılan Usul Hataları

İlk hata, tahkim bulunan her ticari ilişkide asliye ticaret mahkemesinin otomatik olarak görevli kabul edilmesidir. İkinci hata, tahkim yeri ile duruşma yerinin aynı kavram sanılmasıdır. Üçüncü hata, tahkim yeri belirlenmeden önce mahkeme yardımı istendiğinde kanunun m.410’da kurduğu özel bağlantılar yerine genel yetki hükümlerine gelişigüzel dayanılmasıdır. Dördüncü hata ise m.410’un mahkemeye tahkim sürecine sınırsız müdahale yetkisi verdiğinin düşünülmesidir. HMK m.411 nedeniyle mahkeme yardımı yalnız Tahkim kısmında açıkça düzenlenen hâllerde mümkündür.

Başvuru hazırlanırken önce talebin özel kanuni dayanağı, sonra görevli mahkeme türü ve en son coğrafi yetki ayrı başlıklar altında tespit edilmelidir. Bu sıralama hem dilekçe kurgusunu sadeleştirir hem de tahkim yargılamasının hızını gereksiz görev ve yetki tartışmalarıyla bozmadan korur. Başvurunun konusu, tahkim yeri ve görev niteliği birbirine karıştırılmadan yazıldığında mahkemenin inceleme çerçevesi de netleşir.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp