B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Afet Müdahale Yönetmeliği Kimleri Kapsıyor? Gerçek ve Tüzel Kişilerin Yükümlülükleri | 10809 m.2 (2026)

31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete’nin 5. Mükerrer nüshasında yayımlanan 10809 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği, afet müdahalesini yalnızca AFAD’ın veya kamu kurumlarının işi olarak düzenlememiştir. Yönetmeliğin 2 nci maddesi; bakanlıkları, kamu kurum ve kuruluşlarını, valilikleri, kaymakamlıkları, özel ve özerk kuruluşları, sivil toplum kuruluşlarını, gerçek kişileri ve tüzel kişileri açıkça kapsam içine almıştır. Bu nedenle bir afet veya acil durum sırasında ortaya çıkabilecek görev, iş birliği, kaynak sağlama ve koordinasyon yükümlülüklerinin muhatabı sadece kamu idaresi değildir.

Yönetmeliğin kapsam hükmü, özellikle özel sektör bakımından önemlidir. Bir şirket, kooperatif, dernek, vakıf, meslek kuruluşu veya gerçek kişi, Yönetmelikte öngörülen iş birliği ve karşılıklı yardımlaşma düzeninin tamamen dışında kabul edilemez. Bununla birlikte her kişi veya işletmenin aynı görevleri üstlendiği sonucu da çıkarılamaz. Görevin niteliği; TAMP, afet grupları, ana ve destek çözüm ortakları, mülki idare amirlerinin yetkileri ve Yönetmeliğin diğer maddelerinde düzenlenen özel yükümlülükler birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Kısa ve net cevap: 10809 sayılı Yönetmelik m.2/1; kamu idareleri yanında özel kuruluşları, sivil toplum kuruluşlarını, gerçek kişileri ve tüzel kişileri de kapsar. Ancak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki işyerlerinde işyeri acil durum planı, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve görevlendirilecek çalışanlar bakımından 10809 m.2/2 açıkça iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına atıf yapar. Bu iki düzenleme birbirinin yerine geçmez.
10809 sayılı Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği kapsamında afet müdahalesi ve yükümlülükler

10809 sayılı Yönetmeliğin kapsamı nedir?

Yönetmeliğin 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamı kişi ve kurum listesi üzerinden belirler. Hüküm; afet ve acil durumlarda müdahale hizmetlerini yürütecek bakanlıkları, kamu kurum ve kuruluşlarını, valilikleri, kaymakamlıkları, özel ve özerk kuruluşları, sivil toplum kuruluşlarını, gerçek ve tüzel kişileri kapsar. Aynı fıkra yalnızca bu aktörlerin isimlerini saymakla kalmaz; bunların görev ve sorumlulukları ile aralarındaki iş birliği, koordinasyon ve karşılıklı yardımlaşmaya ilişkin iş ve işlemleri de Yönetmelik kapsamına alır.

Bu düzenlemenin hukuki sonucu, afet yönetiminin çok aktörlü bir sistem olarak kurulmasıdır. Yönetmelikte “ana çözüm ortağı”, “destek çözüm ortağı”, “afet grubu”, “TAMP”, “AFAD gönüllüsü”, “afet ve acil durum yönetim merkezi” ve “AYDES” gibi kavramların ayrı ayrı tanımlanması da bu sistem yaklaşımının sonucudur. Kapsama girmek, her gerçek veya tüzel kişinin aynı anda bir afet grubunun yöneticisi olması anlamına gelmez. Kapsama girmek; Yönetmelikte kendisine yönelen görev veya mülki idare amirinin mevzuata uygun talebi bulunduğunda, o yükümlülüğün hukuki zeminini oluşturur.

Yönetmelik, 7269 sayılı Kanun ve 5902 sayılı Kanun başta olmak üzere afet hukukunun temel mevzuatına dayanır. Bu nedenle kapsam maddesi tek başına okunmamalı; özellikle Yönetmeliğin 17 nci maddesindeki kaynak yükümlülüğü, 27 nci maddesindeki ortak görevler, 28 inci maddesindeki vali ve kaymakam yetkileri, 30 uncu maddesindeki bireysel yükümlülük ve 32 nci maddesindeki görevlendirme hükümleriyle birlikte uygulanmalıdır.

Kimler Yönetmeliğin doğrudan muhatabıdır?

Birinci grup merkezi ve yerel kamu idareleridir. Bakanlıklar, AFAD, valilikler, kaymakamlıklar ve diğer kamu kurumları; planlama, koordinasyon, personel hazırlığı, kaynak envanteri ve müdahale görevleri bakımından açık muhataptır. İkinci grup özel ve özerk kuruluşlardır. Yönetmelik bunları kamu kurumlarından ayrı şekilde saydığı için, afet sırasında özel sektöre düşen görevlerin mevzuat temelinin bulunduğu tartışmasızdır. Üçüncü grup sivil toplum kuruluşlarıdır. Dernekler, vakıflar ve afet alanında faaliyet gösteren diğer STK’lar, özellikle koordinasyon ve gönüllülük mekanizmalarında sisteme dâhil edilir.

Dördüncü grup gerçek kişilerdir. Yönetmelik m.2 gerçek kişileri genel kapsam içine alırken m.30 belirli bir bireysel yükümlülüğü ayrıca düzenler. M.30’a göre asker ve hâkim sınıfından olanlar hariç 18-65 yaş arasındaki bütün erkek vatandaşlar, afet ve acil durumlarda vali ve kaymakamlarca afet ve acil durum hizmetleri kapsamında verilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Bu kişilerin görev süresince işyerlerinden izinli sayılacağı ve mali-sosyal haklarının korunacağı da aynı maddede açıkça yazılıdır.

Beşinci grup tüzel kişilerdir. Ticaret şirketleri, kooperatifler, dernekler, vakıflar ve diğer özel hukuk tüzel kişileri Yönetmeliğin kapsamındadır. Bunun en somut sonucu m.17/3’te görülür. Hüküm, tüm resmî ve özel kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin kendilerinden istenecek veya yükümlülük konulacak taşıt, araç, sürücü, makine, alet, arazi, arsa, bina, tesis, yiyecek, ilaç, tıbbi malzeme ve diğer ihtiyaç maddelerini ilgili mevzuata göre sağlamakla yükümlü olduğunu belirtir; karşılığın rayiç bedel üzerinden sonradan ödenmesini öngörür.

Gerçek kişilerin yükümlülüğü hangi sınırdadır?

Gerçek kişilerin Yönetmelik kapsamına alınması, idarenin sınırsız ve belirsiz şekilde kişilere görev verebileceği anlamına gelmez. Yönetmelik m.32/3, bireylere verilecek görevlerde iş mevzuatının çalıştırma yasağı hükümlerinin, kişinin yaşı, cinsiyeti, sağlığı, mesleği, meşguliyeti, sosyal durumu ile aile ve bakıma muhtaç yakınlarının göz önünde bulundurulmasını emreder. Dolayısıyla görevlendirme yetkisi, Yönetmeliğin kendi içinde öngördüğü ölçütlerle sınırlandırılmıştır.

M.30’daki özel yükümlülüğün kişiler bakımından sınırları da nettir: yükümlülük afet ve acil durum hizmetleri kapsamındaki görevle ilgilidir; görevlendirme vali veya kaymakam tarafından yapılır; yaş aralığı 18-65’tir; asker ve hâkim sınıfı istisnadır. Ayrıca çalışan kişinin görevi nedeniyle işyerinde bulunmaması, izinsiz devamsızlık olarak değerlendirilemez; Yönetmelik doğrudan “izinli sayılır” ve “her türlü mali ve sosyal hakları korunur” hükmünü kurmuştur.

Bireysel görevlendirme ile gönüllülük de birbirinden ayrılmalıdır. M.34’teki AFAD gönüllülüğü kendi isteğiyle yürütülen ve maddi beklentiye dayanmayan toplum hizmeti çalışmasıdır. M.30 ise şartları gerçekleştiğinde hukuki yükümlülük doğuran ayrı bir düzenlemedir. Bu ayrım, afet alanında görev yapan kişinin statüsünün, emir-komuta ilişkisinin ve mali haklarının belirlenmesinde önem taşır.

Şirketlerin ve diğer tüzel kişilerin yükümlülükleri nasıl belirlenir?

Tüzel kişiler bakımından iki katmanlı bir yapı vardır. Birinci katman, önceden planlanan görevlerdir. Bir kuruluş TAMP kapsamında ana veya destek çözüm ortağı olarak belirlenmişse, afet grubuna ilişkin planlarda öngörülen hazırlık, veri, personel, ekipman ve koordinasyon görevlerini yerine getirir. İkinci katman, afet sırasında ortaya çıkan somut ihtiyaçlardır. Yönetmelik m.17/3; özel kuruluş ve tüzel kişilere ait araç, makine, tesis, taşınmaz, gıda ve sağlık malzemesi gibi kaynakların mevzuata uygun şekilde afet müdahalesi için talep edilebilmesine imkân tanır.

Burada “talep edildiği için bedelsiz el koyma” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Yönetmeliğin kendi metni, özel kaynaklar bakımından karşılığın rayiç bedel üzerinden sonradan ödenmesi şartını açıkça düzenler. Bu nedenle kaynak teslimi yapılırken talebin hangi makamdan geldiği, teslim edilen mal veya aracın nitelik ve miktarı, teslim tarihi, kullanım süresi ve iade durumu kayıt altına alınmalıdır. M.18’in tüm faaliyetler ve kullanılan kaynaklar için kayıt tutulmasını esas kabul etmesi de bu belgelendirme ihtiyacını güçlendirir.

Şirketler ayrıca m.27’deki ortak görev ve sorumluluklar bakımından, görev alanlarına göre afet yönetim merkezlerine bilgi, belge ve kapasite desteği sağlamak durumunda kalabilir. İş akışının kesintiye uğramaması açısından kritik iş gücü, makine ve sistemlerin belirlenmesi ve yedekleme planlaması da m.27/11’de ana ve destek çözüm ortakları için açık bir yükümlülüktür.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile sınır nasıl çizilir?

10809 sayılı Yönetmeliğin 2 nci maddesinin ikinci fıkrası, işyerleri bakımından son derece önemli bir ayrım yapar. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki işyerlerinde acil durum planlarının hazırlanması; önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri çalışmalar; acil durumların güvenli yönetimi ve bu işlerde görevlendirilecek çalışanların belirlenmesi bakımından ilgili iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının uygulanacağını söyler.

Bu hüküm, 10809 sayılı Yönetmeliğin işyerleri için geçersiz olduğu anlamına gelmez. Hükmün yaptığı şey, işyeri içindeki acil durum organizasyonunun özel mevzuatını göstermektir. İşverenin işyeri acil durum planı hazırlaması, destek elemanı belirlemesi, yangın ve tahliye tedbirlerini alması 6331 sayılı Kanun ve ikincil mevzuat çerçevesinde yürütülür. Buna karşılık işletmenin TAMP kapsamındaki bir afet grubuna destek görevi, afet sırasında kamu makamının mevzuata uygun kaynak talebi veya genel afet koordinasyonuna ilişkin yükümlülükleri 10809 sayılı Yönetmelik ve dayanak afet mevzuatı çerçevesinde değerlendirilir.

Bu ayrım uygulamada belge düzenini de etkiler. “İşyeri Acil Durum Planı” ile “TAMP veya yerel afet müdahale planı kapsamında kuruma düşen görev” aynı doküman değildir. Bir şirketin kendi çalışanlarının tahliyesini düzenleyen plan, iş sağlığı ve güvenliği sisteminin parçasıdır. Şirketin dış afet müdahale sistemiyle ilişkisini belirleyen görevlendirme, protokol, kaynak envanteri veya afet grubu planı ise farklı hukuki zemine dayanır.

Araç, bina ve malzeme sağlama yükümlülüğü hangi maddede?

Yönetmelik m.17/3 bu konuda doğrudan hüküm içerir. Tüm resmî ve özel kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişiler; kendilerinden istenecek veya yükümlülük konulacak taşıt, araç ve sürücülerini, makine ve ekipmanı, arazi, arsa, bina ve tesisleri, yiyecek, ilaç ve tıbbi malzemeyi ve halkın ihtiyaç duyacağı diğer maddeleri ilgili mevzuata göre vermekle yükümlüdür. Özel kaynaklar yönünden karşılığın rayiç bedel üzerinden sonradan ödenmesi Yönetmelikte açıkça belirtilmiştir.

M.17’nin ilk iki fıkrası kaynak kullanımının sırasını ve kamu kapasitesini de açıklar. Acil yardım kaynağı öncelikle yerel imkânlardan sağlanır. Yerel imkân yetersizse valilik talebi üzerine veya gerektiğinde re’sen AFAD tarafından afet ve acil durum faaliyetleri ödeneğinden valilik adına açılan hesaba kaynak aktarılabilir. AFAD’ın talebi üzerine bakanlık ve askerî birimler dâhil kamu kurumlarının hava, deniz ve kara araçları ile yardımcı alet ve ekipmanları gecikmeksizin görevlendirilir.

Kaynak talebinin uygulanması sırasında m.18 uyarınca kayıt tutulması esastır. Bu nedenle özel kişi veya işletme açısından teslim tutanağı, araç plakası veya ekipman seri numarası, teslim alan birim, teslim tarihi, kullanım süresi, oluşan zarar ve iade bilgileri sonradan doğabilecek bedel ve tazminat uyuşmazlıklarının önlenmesinde belirleyicidir.

TAMP ve afet gruplarıyla ilişki nasıl kurulur?

10809 sayılı Yönetmelik afet müdahalesini TAMP merkezli kurar. M.6’ya göre TAMP AFAD tarafından, bakanlıklar ile kurum ve kuruluşların katılımıyla hazırlanır; afet öncesi, sırası ve sonrasındaki müdahale planlamasının temel prensiplerini içerir ve Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe girerek Resmî Gazete’de yayımlanır. Operasyon, bilgi planlama, lojistik ve bakım ile finans ve idari işler servisleri altında afet grupları oluşturulur. Ana ve destek çözüm ortaklarının görevleri bu sistem içinde somutlaştırılır.

Dolayısıyla m.2’de kapsam içinde bulunmak ile belirli bir afet grubunda görevli olmak farklı kavramlardır. Bir şirket veya STK kapsam içindedir; fakat hangi görevi yerine getireceği, TAMP’taki rolüne veya afet sırasında mevzuata uygun olarak yapılan somut görevlendirmeye göre belirlenir. Bu yaklaşım, yetki ve sorumluluğun belirsizleşmesini önler.

Yerel düzeyde il ve ilçe afet müdahale planları, afet grubu planları ve yönetim merkezleri koordinasyonu devreye girer. Mersin gibi büyükşehirlerde valilik, il AFAD müdürlüğü, büyükşehir ve ilçe belediyeleri, kamu kurumlarının taşra birimleri ve TAMP’taki diğer çözüm ortakları görev alanlarına göre sisteme katılır. Her kurumun kendi yetki ve görev sınırı korunur.

İşveren açısından hangi belgeler birbirinden ayrılmalıdır?

Bir işverenin afet ve acil durum yükümlülüklerini tek bir “acil durum dosyası” altında değerlendirmesi hukuken sağlıklı değildir. En az dört farklı belge veya kayıt grubu ayrıştırılmalıdır. Birincisi, 6331 sayılı Kanun kapsamındaki işyeri risk değerlendirmesi ve acil durum planıdır. İkincisi, yangın, tahliye, ilk yardım ve destek elemanı görevlendirmelerine ilişkin iş sağlığı ve güvenliği kayıtlarıdır. Üçüncüsü, işletmenin TAMP veya yerel afet planları kapsamında belirlenmiş bir rolü varsa buna ilişkin görev, kapasite ve iletişim kayıtlarıdır. Dördüncüsü ise afet sırasında kamu makamlarınca talep edilen araç, malzeme, bina veya hizmete ilişkin teslim ve bedel belgeleridir.

Bu ayrım hem çalışan güvenliği hem de kamu afet yönetimine destek bakımından önemlidir. İşveren, işyeri içi yükümlülüğü yerine getirmiş olmasını dış afet koordinasyonuna ilişkin görevlerin yerine geçtiği şeklinde yorumlayamaz. Tersi de geçerlidir: afet grubunda görev almak, 6331 sayılı Kanun kapsamındaki işveren yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz.

İşyerinde mevcut planların 10809 sayılı Yönetmelik nedeniyle tamamen yeniden adlandırılması da gerekli değildir. Yönetmelik m.2/2 tam tersine, işyeri acil durum planı alanında özel iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının uygulanacağını açıkça korur.

Mersin’de uygulama bakımından hangi yapı önemlidir?

10809 sayılı Yönetmelik ülke genelinde uygulanır. Mersin bakımından il düzeyindeki koordinasyonun temel aktörleri Mersin Valiliği, Mersin İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, ilgili büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile TAMP kapsamında görevli kurumların taşra birimleridir. Yönetmelik m.8’e göre il afet müdahale planı valinin başkanlığında, il AFAD müdürlüğünün koordinasyonunda hazırlanır ve valinin onayıyla yürürlüğe girer.

Gerçek veya tüzel kişiye ulaşan afet görevlendirmesi ya da kaynak talebinde, talebin hangi makamdan geldiğinin ve hangi mevzuat hükmüne dayandığının belgelendirilmesi gerekir. Özellikle özel araca, makineye, depoya, araziye veya malzemeye ilişkin taleplerde m.17 ile m.18 birlikte okunmalı; teslim ve kullanım kayıtları tutulmalıdır.

Afet sonrasındaki hak sahipliği ve hasar tespiti süreçleri ise ayrı mevzuata tabidir. Bu konularda afet hak sahipliği başvuru süresi, hasar tespit raporuna itiraz ve afet sonrası yıkım masrafı rehberleri ayrıca incelenebilir.

Sonuç

10809 sayılı Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği m.2, afet müdahalesinin hukuki çerçevesini kamu kurumlarıyla sınırlamamıştır. Özel kuruluşlar, STK’lar, gerçek kişiler ve tüzel kişiler de kapsam içindedir. Ancak kapsam içinde bulunmak, herkesin aynı görevi üstlenmesi anlamına gelmez. Somut görev; TAMP, afet grubu planları, mülki idare amirlerinin yetkileri ve Yönetmeliğin özel maddeleri üzerinden belirlenir.

İşyeri acil durum planları bakımından m.2/2 özel bir sınır çizer ve 6331 sayılı Kanun kapsamındaki işyerlerinde tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve görevlendirilecek çalışanlar için iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının uygulanacağını açıkça korur. Özel kişi ve şirket kaynaklarının afet için talep edilmesi hâlinde ise m.17/3’teki rayiç bedel ilkesi ile m.18’deki kayıt yükümlülüğü birlikte dikkate alınmalıdır.

Resmî kaynak: 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete – Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği (Karar Sayısı 10809). Ayrıca AFAD’ın kurumsal mevzuat ve TAMP açıklamaları için AFAD kaynağı kullanılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

10809 sayılı Yönetmelik sadece kamu kurumlarına mı uygulanır?

Hayır. Yönetmelik m.2/1; bakanlıklar ve kamu kurumları yanında valilikleri, kaymakamlıkları, özel ve özerk kuruluşları, sivil toplum kuruluşlarını, gerçek kişileri ve tüzel kişileri de kapsam içinde sayar. Somut yükümlülüğün içeriği, Yönetmeliğin ilgili özel hükmüne ve TAMP kapsamındaki role göre belirlenir.

Şirketler afet sırasında araç veya makine vermek zorunda mı?

Yönetmelik m.17/3, tüm resmî ve özel kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin mevzuata uygun şekilde kendilerinden istenecek veya yükümlülük konulacak araç, sürücü, makine, tesis, taşınmaz, gıda, ilaç ve diğer ihtiyaç maddelerini vermekle yükümlü olduğunu düzenler. Karşılığın rayiç bedel üzerinden sonradan ödenmesi de aynı hükümde yer alır.

İşyeri acil durum planı 10809 sayılı Yönetmeliğe göre mi hazırlanır?

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki işyerlerinde işyeri acil durum planı, önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve görevlendirilecek çalışanlar bakımından ilgili iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı uygulanır. Bu ayrım 10809 m.2/2’de açıkça düzenlenmiştir.

6331 sayılı Kanuna tabi işletme 10809 sayılı Yönetmeliğin dışında mı kalır?

Hayır. M.2/2 sadece işyeri içi acil durum planı ve sayılan iş sağlığı-güvenliği konularında özel mevzuatın uygulanacağını belirtir. İşletmenin afet koordinasyonuna, TAMP görevine veya m.17 kapsamındaki kaynak talebine ilişkin yükümlülükleri ayrıca değerlendirilebilir.

Afet görevlendirmesinde çalışanın maaşı kesilir mi?

M.30 kapsamındaki 18-65 yaş erkek vatandaş görevlendirmesinde kişi görev süresince işyerinden izinli sayılır ve her türlü mali ve sosyal hakkı korunur. Ayrıca m.32/3, afet bölgesine görevlendirilen personelin maaş, ücret, yevmiye ve benzeri haklarının kendi kurum veya kuruluşunca ödeneceğini düzenler.

Gönüllü olmak ile zorunlu görevlendirme aynı şey mi?

Hayır. AFAD gönüllülüğü Yönetmelikte isteğe bağlı, kişisel çıkar ve maddi beklenti olmaksızın yürütülen toplum hizmeti olarak tanımlanır. M.30’daki belirli yaş grubundaki erkek vatandaşlara vali veya kaymakam tarafından verilebilecek afet hizmeti görevi ise ayrı bir hukuki yükümlülüktür.

Özel kişiden alınan aracın bedeli ödenir mi?

M.17/3, özel kişi veya kuruluşlardan mevzuata göre istenen kaynakların karşılığının rayiç bedel üzerinden sonradan ödenmesini öngörür. Bedelin ve kullanımın ispatı için teslim, kullanım ve iade kayıtlarının tutulması gerekir; m.18 de müdahale faaliyetleri ve kaynaklar için kayıt tutulmasını esas kabul eder.

Afet müdahalesinde gerçek kişiye görev verme yetkisi kimdedir?

M.30’daki bireysel yükümlülük bakımından görev vali veya kaymakam tarafından verilir. M.32/3 uyarınca görevlendirmede çalışma yasakları, yaş, cinsiyet, sağlık, meslek, sosyal durum ve aile bakım yükümlülükleri göz önünde bulundurulur.

Afet müdahalesi için kullanılan özel kaynaklar kayıt altına alınır mı?

Evet. Yönetmelik m.18, müdahale çalışmalarındaki tüm faaliyetler ile kullanılan kaynakların afet gruplarınca kaydının tutulmasını esas kabul eder. Afet sonrası satın alınan veya bağış yoluyla gelen taşınır ve taşınmazların da kayda alınması, kullanıma verilmesi ve tasfiyesi ilgili mevzuata göre yapılır.

10809 sayılı Yönetmelik ne zaman yürürlüğe girdi?

Yönetmelik 31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete’nin 5. Mükerrer nüshasında yayımlandı. M.38 gereğince yayımı tarihinde, yani 31 Aralık 2025’te yürürlüğe girdi.

Yazar ve hukuki inceleme: Avukat Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil No: 3472. İçerik; 10809 sayılı Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri Yönetmeliği, 7269 ve 5902 sayılı Kanunlar ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu esas alınarak 17 Eylül 2026 tarihinde hazırlanmıştır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri
Telefon WhatsApp