Alman Noter Senedi Türkiye’de İcra: Borç İkrarı İçin 10 Kontrol
Kısa ve net cevap: Alman noter senedi, kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içeriyor, Alman noterince düzenleme şeklinde hazırlanmış bulunuyor ve Türkiye’de resmî belge olarak kullanılmasına ilişkin onay şartlarını taşıyorsa, İcra ve İflas Kanunu m.38 kapsamında ilamlı takibe dayanak oluşturur. Böyle bir belge için ayrıca yabancı mahkeme kararı varmış gibi tenfiz davası açılması gerekmez. Buna karşılık yalnız imzası onaylanan her sözleşme, noter kaşesi bulunan her ödeme planı veya apostilli her belge aynı niteliği kazanmaz.
Bu rehberin konusu Almanya’da alınmış bir mahkeme kararı değil, noter tarafından düzenlenen borç ikrarının Türkiye’de kullanılmasıdır. Almanya’da yaşayan alacaklının borçlusu Türkiye’ye döndüğünde veya borçlunun Türkiye’de haczedilecek malvarlığı bulunduğunda, önce eldeki belgenin hukuki türü belirlenir. Başlıktaki Almanca kelimeler, apostil ve icra kaydı birlikte incelenir; bunlardan hiçbiri tek başına bütün dosyanın sonucunu açıklamaz.
Almanya’da belgenin düzenlenmesi ile Türkiye’de icraya konulması ayrı hukuki kontroller gerektirir.
Kısa özet: Belge türüne göre başlangıç noktası
| Eldeki belge | İlk incelenecek husus | Kaçınılacak varsayım |
|---|---|---|
| Düzenleme şeklindeki para borcu ikrarı | İİK m.38 şartları ve resmî belge onayı | Her durumda önce tenfiz gerekir |
| Yalnız imza onaylı sözleşme | Belgenin ispat gücü ve uygun takip yolu | Noter imzası bütün sözleşmeyi ilama dönüştürür |
| Apostil | İmza, sıfat ve mühür doğrulaması | Borcun mevcut ve ödenmemiş olduğunu kanıtlar |
| Alman mahkeme kararı | Kararın niteliği ve milletlerarası usul kuralları | Noter senediyle aynı işlem yapılır |
| Ödeme planı veya sulh metni | Para borcu, koşullar, vade ve düzenleme biçimi | Belgenin başlığı tek başına yeterlidir |
1. Alman noter senedi düzenleme mi, imza onayı mı?
İlk ayrım, noterlikte ne yapıldığıdır. Beurkundung ile Unterschriftsbeglaubigung aynı işlemi anlatmaz. Alman Belgelendirme Kanunu BeurkG §13, tutanağın okunması, onaylanması ve imzalanmasını; §40 ise imza onayını düzenler. Noterin bir imzanın huzurunda atıldığını veya kabul edildiğini doğrulaması, bütün metnin düzenleme şeklindeki noter senedi niteliğinde olduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle dosyada yalnız son sayfanın görüntüsü bulunmamalıdır. Başlangıç tutanağı, tarafların kimliklerinin nasıl belirlendiği, beyanların hangi usulle alındığı, senedin tamamı, noterlik kayıt numarası ve imza bölümü birlikte görülmelidir. “Noterden yaptırdık” açıklaması yerine hangi noterlik işleminin yapıldığını gösteren belge kullanılmalıdır. Bir çeviride iki ayrı işlem türünün de sadece “noter tasdiki” olarak aktarılması, önemli hukuki farkı görünmez hâle getirir.
Almanya’da borç verirken belge henüz düzenlenmemişse, Türkiye’de kullanım amacı hazırlık aşamasında belirtilmelidir. Alman noteriyle yapılacak görüşmede, belgenin yalnız Almanya’da saklanmayacağı ve Türkiye’de bir icra dosyasında ileri sürülmesinin düşünüldüğü açıklanmalıdır. Sonradan eksik belgenin üzerine apostil alınması, ilk işlemin hukuki türünü değiştirmez. Mevcut senet üzerinde gerçeğe aykırı ekleme yapılması ise çözüm değildir.
2. Belge gerçekten kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içeriyor mu?
İİK m.38 bakımından noter senedinin yalnız resmî biçimde hazırlanması yeterli değildir; para borcu ikrarı içermesi de gerekir. Borçlu, alacaklı ve parasal yükümlülük belirli olmalıdır. Bir toplantı tutanağındaki “ileride hesaplaşacağız” ifadesi ile belirli kişiye belirli para borcunun kabul edilmesi farklıdır. Hangi yükümlülüğün icra edilmesinin istendiği senet üzerinden anlaşılmalıdır.
Burada vade ile şart birbirinden ayrılır. Belirli bir ödeme gününün kararlaştırılması, tek başına borcun varlığını belirsiz bir olaya bağlamakla aynı şey değildir. Buna karşılık ödemenin henüz gerçekleşmemiş bir satışa, üçüncü kişinin onayına veya karşı tarafın tartışmalı edimine bağlanması farklı inceleme gerektirir. Takipte, belgenin yalnız alacaklı lehine görünen cümlesi seçilip onu sınırlayan devam cümlesi dışarıda bırakılamaz.
Örneğin bir kişi ev için aldığı parayı iade edeceğini söylüyorsa, metin yalnız bir taşınmaz satış görüşmesini mi kayda geçiriyor, yoksa mevcut para borcunu ayrıca ve açıkça mı kabul ediyor? Tapu devri istemi ile para borcunun tahsili aynı talep değildir. Noter senedinin para borcuna ilişkin özel icra niteliği, belgede geçen bütün taşınmaz ve sözleşme hükümlerine otomatik olarak yayılmaz. Bu ayrım, mevcut taşınmaz satış vaadi rehberinden farklı bir inceleme konusudur.
Belgedeki borç ikrarının maddi hukuk sonuçları da ayrıca değerlendirilir. Bir ifadeyi “soyut borç ikrarı” olarak adlandırmak, uygulanacak hukuk belirlenmeden bütün itirazların ortadan kalktığını göstermez. Belgenin icra takibine elverişliliği ile borcun gerçek hukuki dayanağı aynı sorunun iki ayrı yüzüdür.
3. Apostil neyi doğrular, neyi doğrulamaz?
1961 Lahey Apostil Sözleşmesi, noterlik işlemlerini kapsamına alır. Sözleşmedeki tasdik, belgedeki imzanın gerçekliği, imzalayanın sıfatı ve gerektiğinde mühür veya damganın kimliğiyle ilgilidir. Apostil, borcun gerçekten doğduğunu, paranın gönderildiğini veya borcun hâlen ödenmemiş olduğunu karara bağlayan bir mahkeme hükmü değildir.
Türkiye’de yabancı resmî belgenin bu niteliğiyle kullanılmasında HMK m.224 ve uygulanacak milletlerarası sözleşmeler esas alınır. Alman noter senedi için belgenin türü ve varsa tasdik muafiyeti kontrol edilerek uygun onay zinciri hazırlanır. Apostil gerektiğinde, başka bir belgenin apostilini dosyaya koymak veya yalnız apostil sayfasını göndermek yeterli değildir; hangi resmî imzayı doğruladığı anlaşılmalıdır.
Özellikle bir suret üzerinde işlem yapıldığında doğrulanan imzaya dikkat edilmelidir. Asıl noterlik işlemi, suretin aslına uygunluğuna ilişkin onay ve tercümanın imzası farklı katmanlardır. Hangi katmanın onaylandığı açıklanmadan “üzerinde apostil var” denilmesi, belge incelemesini tamamlamaz. Gerekli sayfalar arasındaki bağlantı korunmalı, sonradan düzenlenmiş ekler ayrı gösterilmelidir.
İlk aşamada taranmış örnek üzerinden eksik listesi hazırlanması pratiktir. Bunun ardından icra dosyasına sunulacak asıl, usulüne uygun örnek ve çeviri düzeni belirlenir. İlk değerlendirme için gönderilen fotoğrafla resmî işlemde kullanılacak belgeyi aynı şey saymak, gereksiz yazışma ve masraf doğurur.
4. Tercümede borç, vade ve icra ifadeleri nasıl korunur?
Yabancı dildeki belgenin Türkçe karşılığı hukuki anlamı korumalıdır. HMK m.223, mahkemeye sunulan yabancı dildeki belgeyle birlikte tercümesinin de sunulmasını ve gerektiğinde resmî tercüme istenmesini düzenler. İcra dosyasında kullanılacak çeviri de senedin tamamıyla karşılaştırılmalıdır. Ana borç cümlesini çevirmek, onu sınırlayan ek hükümlerin veya sonradan yapılan değişikliklerin çevirisini gereksiz hâle getirmez.
Schuldanerkenntnis, Fälligkeit, Zinsen ve Unterwerfung unter die sofortige Zwangsvollstreckung gibi ifadeler farklı işlev görür. Bunların hepsini “borç kabul edilmiştir” şeklinde tek cümleye çevirmek doğru değildir. Çeviri; kabul edilen borcu, ödeme zamanını, faiz hükmünü ve Alman icra hukukuna ilişkin beyanı ayrı ayrı görünür kılmalıdır. Tercüman metni aktarır; Türk takip yolunun hukuki uygunluğunu avukat değerlendirir.
İsim ve para birimi hataları da önemlidir. Alman belgelerindeki eski soyadı, Türk kimlik kaydı ve banka hesabı farklı görünüyorsa bunların aynı kişiye ait olduğunu açıklayan belgeler eklenmelidir. Nokta ve virgülün sayı yazımındaki kullanımı kontrol edilmelidir. Bir tutarın binlik ayıracıyla ondalık ayıracının karıştırılması, takip miktarını değiştiren ciddi bir hatadır.
Belgenin iki ayrı tercümesi mevcutsa, aralarındaki farklar saklanmamalıdır. İcra dosyasında hangi çevirinin kullanılacağı ve hatalı önceki çevirinin nasıl düzeltileceği belirlenmelidir. Kaynak metin aynı kalırken çeviri değişiyorsa düzeltmenin nedeni anlaşılır biçimde gösterilmelidir.
5. Alman icra kaydı Türkiye’de aynı sonucu otomatik doğurur mu?
Alman Hukuk Usulü Kanunu ZPO §794/1-5, belirli şartlarla noterlik belgelerinden Almanya’da cebrî icra yapılmasını düzenler. Borçlunun belirli talep yönünden derhâl cebrî icraya tabi olmayı kabul etmesi, bu düzenlemenin unsurlarındandır. Ancak Alman icra hukukundaki bu kayıt, Türkiye’deki İİK m.38 incelemesinin yerine geçmez.
Bu nedenle iki ayrı soru sorulur: Belge Almanya’da hangi nitelikle icra ediliyor ve Türkiye’de hangi hukuki nedenle ilamlı takibe dayanak gösteriliyor? Alman belgesindeki icra kaydının Türkçeye doğru çevrilmesi gerekir; fakat bunun varlığından hareketle Türk makamlarının belge türü, para borcu veya onay koşullarını incelemeyeceği söylenemez. Almanya’da yapılmış tebligat ile Türkiye’deki icra emrinin tebliği de ayrı işlemlerdir.
Alman noterinden alınan örneğin niteliği, dosyada mevcut icra edilebilir örnek ve sonradan verilmiş kayıtlar birlikte saklanmalıdır. Elinizdeki belge yalnız bir başvuru dilekçesi, mahkeme ödeme emri veya farklı bir icra belgesiyse notere ilişkin bu rehber uygulanmaz. Özellikle Mahnbescheid ve Vollstreckungsbescheid konusunda ayrı belge ve usul değerlendirmesi yapılır.
6. Vadesi gelmiş ve ödenmemiş tutar nasıl belirlenir?
Takibe hazırlanırken senetteki ilk toplam ile bugün istenen bakiye aynı olmayabilir. Daha önce yapılan ödemeler, mahsup edilen tutarlar, alacaklının kabul ettiği indirim ve geçerli değişiklikler hesaba katılmalıdır. Belgenin resmî olması, aynı borcun ikinci kez tahsil edilmesine izin vermez. Alman dosyasındaki tahsilat ile Türkiye’de talep edilen tutar arasında denetlenebilir bir hesap kurulmalıdır.
Ödeme çizelgesinde tarih, gönderen, alıcı, para birimi, açıklama ve hangi borca ilişkin olduğu gösterilmelidir. Aynı kişiler arasında birden çok borç varsa, bir banka havalesinin hangi senede ait olduğu ayrıca açıklanır. “Bana çok para gönderdi” veya “hiç ödeme yapmadı” gibi genel ifadeler yerine belgeli hareketler esas alınır. Mahsup sırası ve faiz hesabı için uygulanacak hukuk ayrıca belirlenir.
Taksitli bir senette, bütün taksitlerin aynı anda muaccel olduğu varsayılmaz. Her taksidin vadesi, varsa geçerli muacceliyet düzenlemesi ve gereken bildirim incelenir. Şartın metinde bulunması ile o şartın somut olayda gerçekleşmesi farklıdır. Henüz talep edilebilir hâle gelmemiş bedellerin takip miktarına eklenmesi, gereksiz uyuşmazlık ve gider riski yaratır.
Döviz üzerinden düzenlenen senetlerde ana para, faiz ve takipteki para birimi ayrı gösterilmelidir. Alman belgesindeki faiz oranını veya masraf kalemini, Türk takip sistemine hiçbir hukuki inceleme yapmadan aktarmak doğru değildir. Bu rehber güncel bir faiz oranı veya sabit kur taahhüdü vermez. Genel çerçeve için yurt dışındaki alacaklının döviz alacağı rehberi ayrıca kullanılmalıdır.
7. Hangi Alman noter senedi için ayrıca tenfiz aranmaz?
İİK m.38 şartlarını taşıyan yabancı noter senedi, gerekli resmî belge onayıyla birlikte Türkiye’de doğrudan ilamlı takibin konusu olur; ayrıca bir mahkeme ilamı varmış gibi tenfiz aranmaz. Yabancı ülkede düzenlenmiş olmak, bu nitelikteki belgeyi tek başına kapsam dışına çıkarmaz. Haziran 2026 tarihli akademik inceleme de yabancı noter belgelerinde düzenleme şekli, para borcu ikrarı ve HMK m.224 çerçevesindeki tasdik ayrımını ele alır.
Bu sonuç, “Almanya’dan gelen her evrak doğrudan icraya konulur” şeklinde genişletilemez. Belge İİK m.38 şartlarını taşımıyorsa, ispat aracı olarak değeri ve alacağın niteliğine uygun diğer takip veya dava yolları değerlendirilir. Belgenin ilamlı takibe elverişli olmaması, alacağın mutlaka yok olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde bir alacağın mevcut olması da seçilen her takip yolunu hukuka uygun hâle getirmez.
Önce yabancı belgeye hukuki etiket koyup sonra ona uygun gerekçe aramak yerine, senetteki unsurlar tek tek kontrol edilmelidir. İnceleme sonucunda talep, borçlu, miktar, vade, belge şekli ve onay zinciri aynı dosya planında gösterilir. Avukatın görevi yalnız Almanca metni sisteme yüklemek değil, uygun Türk takip yolunu bu unsurlara göre belirlemektir.
Takip başlatılması tahsilat garantisi değildir. Borçlunun malvarlığı, mevcut hacizler, rehne bağlı haklar, alacağın sırası ve tahsil edilebilirlik ayrıca değerlendirilir. Bir kişinin Türkiye’de adresi bulunması ile haczedilebilir ve yeterli değerde malı bulunması aynı bilgi değildir. Malvarlığı araştırması hukuka uygun yollarla yürütülmelidir.
8. Borçlu hangi itiraz ve şikâyetleri ayrı değerlendirmelidir?
İlamlı takipte, genel haciz yolundaki ilamsız takibin itiraz düzeni aynen uygulanmaz. Borçlu; belgenin ilam niteliği, takip miktarı, ödeme, süre verilmesi veya zamanaşımı gibi konuları hukuki niteliklerine göre değerlendirmelidir. İİK m.33, icranın geri bırakılmasına ilişkin belirli sebepleri ve belge şartlarını düzenler. Her iddia aynı merciye, aynı süre içinde ve aynı delille ileri sürülmez.
Bu nedenle icra emrini alan kişi yalnız Alman noterine telefon ederek Türk dosyasına cevap vermiş olmaz. Tebliğ tarihi, belgenin tam örneği ve takip talebi incelenmeli; hangi başvurunun gerektiği derhâl belirlenmelidir. Belgedeki imzanın kişiye ait olmadığı, senedin yalnız imza onayından ibaret olduğu veya borcun ödendiği iddiaları birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
Alacaklı bakımından da karşı tarafın yaptığı ödemeleri ve daha önce gönderdiği itirazları gizlemek doğru değildir. Özellikle Almanya’da bir uyuşmazlık veya işlem yürütülmüşse ilgili evrak Türk dosyasının değerlendirmesine dahil edilmelidir. Bir belge üzerindeki tartışmanın başka ülkede başlaması, Türkiye’deki işlemin bütün sonuçlarını kendiliğinden durdurmaz; istenen hukuki korumanın koşulları ayrıca incelenir.
Bu bölüm bütün dosyalara uygulanacak tek bir süre vermemektedir. İcra emri, ödeme emri, yabancı mahkeme tebligatı ve noter ihtarı farklı belgelerdir. Süre hesabı için belgenin yalnız üzerinde yazılı düzenleme tarihi değil, geçerli tebliğ ve uygulanacak başvuru kuralı esas alınır.
9. Noter senedindeki her alacak için otomatik on yıl mı uygulanır?
Hayır. İİK m.39, noter senedine dayanan takipte senedin niteliğine göre borçlar veya ticaret hukukundaki zamanaşımına işaret eder. Bu nedenle belge ilamlı takibe elverişli diye, alacağın niteliği ve uygulanacak hukuk incelenmeden her dosyaya tek bir on yıllık süre yazılması doğru değildir. Mahkeme ilamına dayanan takiple noter senedine dayanan takibin bu ayrımı korunmalıdır.
Dosyada alacağın kaynağı, vade tarihleri, ödeme veya borç kabulü gibi sonraki gelişmeler ve mevcut dava veya takip işlemleri tarih sırasına konulmalıdır. Hangi olayın süre üzerinde etkili olduğu, uygulanan hukuk kurallarına göre değerlendirilir. Bir e-posta gönderilmesini veya tercüme hazırlatılmasını otomatik süre kesici işlem saymak güvenli bir yaklaşım değildir.
Uzun süredir bekleyen senetlerde ilk inceleme yalnız belge onayına ayrılmamalıdır. Önce zaman kaybı riskini gösteren tarihler belirlenmeli, gereken işlemle belge temini birlikte planlanmalıdır. Bu çalışma, şekil eksikliği giderilirken alacağın başka bir nedenle tartışmalı hâle gelmesini önlemeye yöneliktir.
10. Almanya’dan Türkiye’de takip için dosya nasıl hazırlanır?
İlk klasörde noter senedinin tam örneği, ekleri, noterlik kayıt bilgileri, onay ve apostil belgeleri ile çeviri bulunmalıdır. İkinci klasörde borcun dayanağı ve para hareketleri; üçüncü klasörde Türkiye ve Almanya’daki mevcut dava, takip, ihtar ve tebligatlar yer almalıdır. Belgeleri bu şekilde ayırmak, resmî belge niteliğiyle alacağın güncel hesabını aynı evrak yığını içinde kaybetmemeyi sağlar.
Avukata ilk gönderimde belgenin tamamının okunabilir taraması, tarafların kimlik ve adres bilgileri, beklenen tahsilat tutarı ve yaklaşan bir süre bulunup bulunmadığı açıklanmalıdır. Asılların nasıl gönderileceği inceleme sonrasında belirlenmelidir. Yetki ve temsil belgeleri hazırlanırken yapılacak işlemin kapsamı dikkate alınır. Genel çerçeve Almanya’dan avukata vekâlet verme rehberinde yer alır.
İki farklı belgeye ilişkin varsayımsal örnek
Birinci örnekte borçlu, belirli para borcunu Alman noterince düzenlenen tutanakta açıkça kabul etmiş; belge usulüne uygun onaylanmış ve ödenmemiş bakiye belirlenmiştir. Bu dosyada İİK m.38 şartları kontrol edilir. İkinci örnekte taraflar kendi hazırladıkları sözleşmeyi imzalamış, noter yalnız imzayı onaylamıştır. İkinci belge sırf apostil aldığı için birinci belgeyle aynı kategoriye girmez. Örnekler gerçek bir müvekkil dosyasını veya verilmiş bir mahkeme kararını anlatmamaktadır.
Son değerlendirme tablosunda her sorunun bir belge karşılığı olmalıdır: borçlu kim, hangi para borcu kabul edilmiş, noter ne yapmış, belge nasıl doğrulanmış, hangi tutar vadesinde ödenmemiş ve Türkiye’de hangi işlem isteniyor? Eksik kalan satır, tamamlanması gereken işi gösterir. Bu yöntem, yalnız “Alman noter senedi geçerli mi?” sorusuna bağlamdan kopuk cevap vermekten daha işlevseldir.
Alman noter senedi hakkında sık sorulan sorular
Alman noter senedi için Türkiye’de mutlaka tenfiz davası gerekir mi?
Hayır. Düzenleme şeklinde hazırlanmış, kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içeren ve gerekli resmî belge onayını taşıyan senet İİK m.38 kapsamında doğrudan ilamlı takibe dayanak olur. Belge türü ve bütün şartlar önce kontrol edilir.
Yalnız imza onayı yapılmış belge ilam sayılır mı?
İmza onayı, düzenleme şeklindeki noter senediyle aynı işlem değildir. Belgenin ispat değeri ve uygun takip yolu ayrıca değerlendirilir; yalnız noter kaşesine bakılarak İİK m.38 sonucu çıkarılmaz.
Apostil borcun ödenmediğini kanıtlar mı?
Hayır. Apostil resmî imzanın, imzalayanın sıfatının ve ilgili mühür veya damganın doğrulanmasına ilişkindir. Güncel borç bakiyesi ödeme belgeleri ve hukuki ilişki üzerinden ayrıca belirlenir.
Alman icra kaydı Türk incelemesini ortadan kaldırır mı?
Hayır. Almanya’da ZPO hükümlerine göre icra edilebilirlik ile Türkiye’de İİK m.38 kapsamında takip yapılması ayrı değerlendirmelerdir. Belgedeki Alman icra kaydı doğru çevrilerek bütün senetle birlikte incelenir.
Senetteki toplamdan daha önceki ödemeler düşülür mü?
Takipte güncel ve talep edilebilir bakiye esas alınır. Aynı borca ilişkin tahsilatlar ve geçerli mahsuplar hesaba katılır. Almanya’daki tahsilatların Türkiye’de yeniden istenmemesi için ödeme çizelgesi hazırlanır.
Her noter senedinde zamanaşımı on yıl mıdır?
Bu şekilde tek süre kabul edilmez. İİK m.39 noter senedine dayanan takipte senedin niteliğine göre borçlar veya ticaret hukukundaki süreleri esas alır. Alacağın türü ve uygulanacak hukuk birlikte incelenir.
Türkiye’ye gelmeden avukatla takip yapılır mı?
Uygun temsil belgesiyle avukat aracılığıyla takip yürütülür. Belge asıllarının veya usulüne uygun örneklerinin sunulması ve somut dosyaya ilişkin diğer usul gereklilikleri devam eder. Uzaktan iletişim bu şartları ortadan kaldırmaz.
İlk incelemede hangi belgeler gönderilmelidir?
Tam noter senedi, ekleri, onay ve apostil, mevcut tercüme, ödeme dökümü ve varsa Türkiye veya Almanya’daki takip evrakı hazırlanmalıdır. Yaklaşan süre varsa ilk iletişimde açıkça belirtilmelidir.
Mersin’den Türkiye’deki işlemlerin koordinasyonu
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun İstanbul ve Mersin’de fiziksel ofisleri bulunmaktadır. Türkiye’deki takip ve dava işlemleri, görev ve yetki kuralları gözetilerek Mersin’den koordine edilir. Almanya’daki noterlik işlemi veya Alman mahkemelerindeki temsil için ayrı mesleki yetki kuralları geçerlidir. Almanya’da bir şube ya da o ülkede sınırsız temsil yetkisi bulunduğu ileri sürülmez.
İlk görüşmede belgenin türü, talep edilen bakiye ve mevcut takip aşaması belirlenir. Almanca bilgilendirme için Almanca hukuk sayfası, iletişim için büro iletişim bilgileri kullanılmalıdır. Kimlik ve banka belgeleri kamuya açık yorumlara yüklenmemeli; güvenli paylaşım yöntemi ayrıca belirlenmelidir.
Mersin ofisi ve yol tarifi
İhsaniye, 4903. Sk. Profit İş Merkezi No:23 Kat:3 Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin. Google Haritalar’da Mersin ofisinin yol tarifini açın.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.