Avustralya PPSR Kaydı Türkiye’deki Makineyi Rehneder mi? TARES, 6750 m.4 ve MÖHUK m.21
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
| Soru | Dayanak / işlem |
|---|---|
| Avustralya’da PPSR nedir? | Güvence hakkı iddiasının kamuya açıklanabildiği Avustralya kayıt sistemi; mülkiyet sicili değildir. |
| Türkiye’deki makineye hangi hukuk uygulanır? | MÖHUK m.21/1: işlem anındaki yer hukuku. |
| Yolda olan malın aynî hak statüsü? | MÖHUK m.21/2: varma yeri hukuku. |
| Ticari teslimsiz rehin ne zaman kurulur? | 6750 sayılı Kanun m.4/1: uygun rehin sözleşmesinin TARES tesciliyle. |
| PPSR belgesi Türkiye’de mülkiyeti kanıtlar mı? | Hayır. PPSR resmî açıklamalarına göre kayıt, mülkiyet değil güvence iddiasıdır. |
| Türkiye’de bütün taşınırlar TARES’e girer mi? | Hayır. 6750 m.1 ve Ticaret Bakanlığı kapsam istisnaları kontrol edilir. |

Avustralya’da verilen güvence Türkiye’deki malı nasıl etkiler?
Avustralya’daki bir finansman şirketi Türk işletmesine makine satışı için kredi açmış, Melbourne merkezli tedarikçi Türkiye’deki alıcısına malları mülkiyeti saklı tutma kaydıyla göndermiş veya Sydney’deki bir şirket Türkiye’deki distribütörün stoklarını alacağına güvence göstermek istemiş olabilir. Bu işlemlerde sözleşmenin tarafları, malın nerede olduğu, güvence hakkının hangi hukukla kurulduğu ve güvenceyi ilan eden sicilin yetkisi aynı sorunun parçalarıdır. Ülkeler arası sözleşmede yalnız PPSR kaydı yapılmış olmasının Türk icra makamı önünde yeterli rehin dayanağı olduğu varsayımı ciddi tahsilat riski doğurur.
Avustralya’da kişisel mallar üzerindeki güvence haklarının görünürlüğüne hizmet eden PPSR ile Türkiye’de 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu kapsamındaki TARES sistemi farklı hukuki düzenlemelere dayanır. Birinde yapılan kayıt, diğer sicile otomatik aktarılmaz. Ancak “yabancı kaydın Türkiye’de hiçbir koşulda değeri yoktur” demek de doğru değildir: Avustralya güvence sözleşmesi ve kayıt örnekleri, tarafların ilişkisini ve yabancı hukukta kazanılmış olabilecek hakları açıklayan delil niteliği taşıyabilir. Türkiye’de aynî hakkın nasıl değerlendirilmesi gerektiği ise kanunlar ihtilâfı kurallarıyla çözülür.
Bu yazı, Türkiye’deki malın rehin konusu edilmesi ve alacağın korunmasına odaklanır. Sadece Avustralya’dan mal satın almak, şirketin Avustralya’ya ürün ihraç etmesi veya Avustralya şirketinin Türkiye’de şube açmasıyla aynı uyuşmazlık değildir. Avustralyalı alıcının bedel ödememesi ve CISG yazımız satış sözleşmesinden doğan alacağa; bu içerik ise mal üzerinde güvence hakkına ilişkindir.
Avustralya PPSR kaydı neden mülkiyet sicili değildir?
Avustralya’nın resmî Personal Property Securities Register açıklamasına göre PPSR, kişisel mallar üzerindeki security interest iddialarının bildirildiği kamuya açık kayıt sistemidir. Bir kaydın bulunması, alacaklının malın sahibi olduğunu ispatlamaz. PPSR’nin resmî açıklaması özellikle kayıtların mülkiyeti değil, güvence hakkı iddiasını gösterdiğini belirtir. Bu nedenle PPSR aramasında bir kişinin veya işletmenin adı görünmesiyle “mallar artık alacaklının oldu” sonucuna gidilemez.
Güvence ilişkisinin temelinde bir borç ve bu borcun ifasını güvence altına alan hukuki düzenleme bulunmalıdır. Avustralya PPSR kayıt rehberi, güvence sözleşmesi ile sicil kaydının işlevini ayırır. Örneğin satıcı mülkiyeti saklı tutma, kiralama veya teminatlı kredi ilişkisinden doğan bir iddiayı duyurabilir. Ancak malın kim tarafından, hangi işlem sonunda, hangi ülkedeki hukuka göre edinildiği ayrıca belirlenir.
Türkiye’deki şirket Avustralya finansman kurumuna yalnız bir kredi borcu taşıyorsa, bu borç tek başına Türkiye’deki stokun üzerinde aynî rehin kurmaz. PPSR’de bir bildirim yapılmış bulunması, taraflar arasında uygun ve geçerli güvence anlaşması yoksa o eksikliği gidermez. Avustralya makamının açıklamasında da yalnızca bir kişinin para borçlu olması veya bir malın elinde bulunması PPSR’ye kayıt yapılması için yeterli görülmez.
İşlem güvenliğinde kayıt tarihini, kayıt sahibini, güvence konusu açıklamasını, kaydın süresini ve temel sözleşmenin tarihini ayrı ayrı tutmak gerekir. Bu belgeler Türkiye’deki avukat tarafından incelenirken PPSR belgesi “tapu senedi” veya “TARES tescil belgesi” adıyla çevrilmemelidir. Her sicilin adı ve hukuki işlevi olduğu gibi yazılmalıdır; yalnızca tercümede kullanılan sözcükler yabancı güvenceyi Türk rehnine dönüştürmez.
MÖHUK m.21 malın bulunduğu ülkeye nasıl bakar?
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet ve diğer aynî hakların işlem anında malların bulunduğu ülke hukukuna tabi olduğunu düzenler. Dolayısıyla güvenceye konu makine işlem tarihinde Türkiye’deyse Türk aynî hukukunun şartları merkezî önem kazanır. Mal sırf Avustralya kaynaklı fatura taşıdığı veya borç veren Avustralya’da bulunduğu için Avustralya sicilindeki kayıt Türkiye’de kurucu etki elde etmez.
MÖHUK m.21/2, taşınmakta olan mallar üzerindeki aynî haklara varma yeri hukukunu uygular. Avustralya’dan Mersin Limanı’na doğru gönderilen ticari ekipman bakımından bu hüküm, gönderi hâlindeki varlığın hangi hukuka göre değerlendirilmesi gerektiğinde özellikle önemlidir. Fakat her ithalat yükünün varma yerinin Türkiye olduğu söylenemez. Sevk belgeleri, nihai teslim yeri ve taşımanın gerçekten hangi aşamada olduğu birlikte değerlendirilir.
MÖHUK m.21/3, malın yeri değiştiğinde henüz kazanılmamış aynî hakların malın son bulunduğu ülke hukukuna tabi olacağını belirtir. Daha önce doğduğu ileri sürülen aynî hakların statüsüyle henüz kazanılmamış hakların statüsü aynı cümleyle çözülmez. Yabancı kayıt üzerinden kazanılmış olduğu ileri sürülen bir güvence hakkının Türkiye bakımından etkisi, hakkın doğumu, malın yer değiştirmesi ve üçüncü kişiler üzerindeki sonuçlar ayrıştırılarak incelenmelidir.
MÖHUK m.22 hava, deniz ve raylı taşıma araçları üzerindeki aynî haklara ilişkin ayrı bağlama kuralı getirir. Bu yüzden bir ticari makineye ilişkin PPSR incelemesiyle gemi ipoteği veya uçak üzerindeki sicilli hak aynı kurallarla çözülmez. Uygulamada bu istisna gözden kaçırılırsa yanlış sicile başvuru yapılabilir. MÖHUK m.21 ve uluslararası aynî haklar rehberimiz bu temel bağlama kurallarını ayrıca ele alır.
Türkiye’de TARES’e kayıt hangi durumda rehin hakkı kurar?
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu m.4/1, Kanun kapsamındaki rehin hakkının rehin sözleşmesinin Sicile tescil edilmesiyle kurulacağını düzenler. Tescil sadece tamamlanmış bir rehnin haber verilmesi anlamına gelmez; bu kanuni rejim bakımından kurucu aşamadır. Taraflar arasında imzalanmış fakat Kanunun öngördüğü şekilde tescil edilmemiş bir teslimsiz rehin sözleşmesine dayanarak TARES kapsamındaki aynî rehnin doğduğu ileri sürülemez.
Maddenin ikinci ve devamındaki fıkraları, rehin sözleşmesinin elektronik ortamda veya yazılı düzenlenmesini; elektronik düzenlemede güvenli elektronik imzayla onaylanmasını; yazılı düzenlemede imzaların noterce onaylanması veya sicil yetkilisi huzurunda atılmasını öngörür. Dolayısıyla Avustralya’da sıradan elektronik imzayla imzalanmış bir sözleşmenin Türkiye’de otomatik olarak 6750 m.4’ün tescil şartlarını karşıladığı söylenemez. Önce Türk mevzuatında aranan kimlik, şekil ve tescil şartları değerlendirilir.
Ticaret Bakanlığının resmî taşınır rehni açıklaması, TARES üzerinden elektronik hazırlık, noter işlemi ve sicile tescil yolunu ayrı ayrı belirtir. Rehin sözleşmesi ve tescilin konusu olan varlıkların Kanunda sayılan varlık türleriyle uyuşması gerekir. Rehin veren ve rehin alacaklısının da Kanunun izin verdiği kişi veya kurum kategorilerine uygun olması aranır. Yabancı şirketin Avustralya’da kayıtlı olması tek başına Türkiye’de 6750 rejiminde her varlığı rehnetme yetkisi vermez.
İşlem hazırlığında Türk şirketinin MERSİS ve temsil bilgileri, rehin alacaklısının kimliği ve temsil yetkisi, mevcut veya gelecekteki alacağın kapsamı, güvence tutarı ve rehne konu varlıklar ayrı kayda bağlanır. İmza yetkisi bulunan kişi ile şirkette pay sahibi olan kişi aynı olmak zorunda değildir. Yetkili temsilci belirlenmeden yalnız hissedarın imzasına dayanılarak şirket varlığı üzerinde rehin kurulmuş sayılması şirketler hukuku bakımından ayrı risk taşır.
Hangi ticari taşınırlar 6750 sayılı Kanun kapsamına girebilir?
Ticaret Bakanlığının açıklamasına göre makine ve teçhizat, stoklar, hammadde, alacaklar, bazı ticari haklar ve diğer Kanunda sayılan taşınır varlıklar 6750 kapsamındaki teslimsiz rehnin konusu olabilir. Ancak Kanun, varlığın niteliği kadar tarafların statüsünü ve rehnedilebilir hakları da düzenler. Bir işletmenin fabrikasında fizikî olarak bulunan her şey otomatik olarak işletmenin rehnedilebilir malı değildir. Üçüncü kişiye ait kiralık makine, finansal kiralama varlığı veya teslim alınmış konsinye stok bakımından mülkiyet ve tasarruf hakkı ayrıca incelenir.
6750 sayılı Kanun m.1, sermaye piyasası araçları ve türev araçlara ilişkin finansal sözleşmeleri konu edinen rehin sözleşmelerini ve mevduat rehinlerini kendi kapsamı dışında tutar. Ticaret Bakanlığı ayrıca Türk Medenî Kanunu’na göre kurulan teslimli taşınır rehinleri, taşıt, hava aracı, gemi ve diğer özel sicil düzenlemelerine tabi güvence türlerinin bu Kanunun kapsamında olmadığını açıklar. Bu nedenle “PPSR taşınır rehnidir, Türkiye’deki bütün taşınırlar için TARES’e başvuralım” yaklaşımı yanlıştır.
Mülkiyeti üçüncü kişiye ait olan fakat borçlunun deposunda tutulan mallar açısından tapu veya araç sicili kadar, ticari defter ve depo belgeleri de önem kazanabilir. Ancak bir kayıt dökümü veya fatura tek başına bütün mülkiyet tartışmasını sonuçlandırmaz. Malın cinsi, seri numarası, sevk zinciri, ödeme koşulu, sözleşme metni ve fiilî zilyetlik birlikte incelenmelidir. Böylece yanlış kişiye ait varlık üzerinde güvence kurulduğu iddiasından kaçınılır.
Finansman karşılığında makine teslim eden Avustralyalı satıcı, 6750 kapsamı dışında kalan bir varlıkla karşılaşırsa güvenceyi tamamen bırakmak zorunda değildir; fakat bu başka güvence türünün kanuni şartları ayrıca araştırılmalıdır. Bu metin herhangi bir yabancı alacaklı için otomatik rehin kurma garantisi vermez. Konunun özü, doğru malı doğru sicil ve doğru kanun altında değerlendirmektir.
Satış sözleşmesi, mülkiyet hakkı ve rehin neden ayrı kalmalıdır?
Satış sözleşmesinde alıcının ödeme borcu, mülkiyetin devri ve borca güvence teşkil eden rehin birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurur. Avustralyalı tedarikçinin Türk alıcıya mal satması, alıcının bütün mallarının satıcı lehine rehnedildiğini göstermez. Aynı şekilde malın faturasında satıcı adı bulunması, teslimden sonraki bütün aynî hak sorunlarını çözmez. Mülkiyetin ne zaman geçtiği, malın hangi aşamada nerede bulunduğu ve rehin sözleşmesinin kurulup kurulmadığı farklı başlıklardır.
Avustralya PPSR sistemindeki retention of title ve benzeri düzenlemeler, Türk tarafında otomatik olarak Türkiye’de tescilli ticari taşınır rehni gibi adlandırılamaz. Tarafların sözleşmesinde mülkiyetin saklı tutulması, ödeme yapılana kadar malların üzerinde tasarruf yasağı veya ayrı bir güvence düzenlenmiş olabilir. Bunların Türkiye’de hangi hukuki kuruma karşılık geldiği ve şekil şartları ayrıca değerlendirilir. Türk hukukunda mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi konusunda 4721 sayılı TMK m.764, farklı özel koşullar içeren bir düzenlemedir.
Türk tarafın aynı makineyi başka bir kredi için rehin verdiği veya üçüncü kişiye devrettiği durumda önceki işlem tarihleri ve kamuya açıklanan kayıtlar belirleyici hâle gelebilir. İki sicilde farklı günlerde yapılan kayıtların önceliğini yalnız ilk görünen kayıt tarihine göre belirlemek doğru değildir. Öncelik, aynî hakkın kuruluş koşulları ve uygulanacak hukuk gözetilerek değerlendirilir.
Uyuşmazlık başladığında alacaklının yapacağı ilk iş, “PPSR kaydım var, makineyi alıyorum” demek yerine kendi sözleşme ve rehin dayanağını tamamlayan belgeleri toplamaktır. İhlal edilen yükümlülük para borcuysa borç ve alacak belgeleri, güvence hakkı ileri sürülüyorsa güvence sözleşmesi, sicil kaydı ve geçerli aynî hak delilleri ayrı dosyalanmalıdır. Böylece borç ilişkisinden doğan tahsilat hakkı ile rehin hakkının takibi karıştırılmaz.
Avustralya’dan Mersin’e sevk edilen makinenin rehninde hangi tarih kritiktir?
Melbourne’de bulunan ekipman için Avustralya’da güvence sözleşmesi kurulup PPSR kaydı yapılmış, makine iki ay sonra Mersin’e sevk edilmiş olabilir. Aynî hak incelemesinde belgenin imzalandığı tarihte malın nerede bulunduğu, sevk süreci başladıktan sonra malın hangi ülkeye taşındığı ve varma yerinin neresi olduğu birlikte kayda alınmalıdır. MÖHUK m.21’in ilk üç fıkrası bu ayrım için gereklidir; tek bir “uluslararası sözleşme” etiketi bütün aşamalarda aynı hukuk uygulanmasını sağlamaz.
Taşıma sırasında makinenin üzerindeki haklara ilişkin incelemede m.21/2 uyarınca varma yeri hukuku önemlidir. Mersin Limanı’na ulaştıktan sonra Türkiye’de doğacak yeni aynî haklar bakımından m.21/1 ve gerektiğinde m.21/3 ele alınır. Bunların amacı, sevkıyat sırasında düzenlenen bir yabancı belgenin Türk hukukundaki bütün kurucu işlemlerden muaf olduğunun varsayılmasını engellemektir.
Sevkiyat belgeleri arasında satış sözleşmesi, proforma fatura, taşıma senedi, konşimento varsa onun nüshası, sigorta belgesi, makine seri numarası, gümrük beyanı ve teslim tutanağı yer alabilir. Her belgenin işlevi farklıdır. Konşimento düzenlenmesi, Türkiye’de 6750 m.4 uyarınca otomatik rehin tescili yapıldığı anlamına gelmez. Aynı şekilde gümrük beyanı da taraflar arasındaki güvence sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin nihai mahkeme kararı değildir.
Malın teslimi bekleniyorsa güvence düzenlemesinin henüz sevkten önce planlanması, temerrütten sonra eksik sicil kaydını telafi etmeye çalışmaktan daha işlevseldir. Ancak peşinen hukuki geçerlilik taahhüdü verilmemelidir. İmalat, taşıma, alacak ve teslim aşamaları ayrı işlemlerdir; varlığın hukuki statüsü somut işlem anına göre değerlendirilir.
PPSR–TARES uyuşmazlığında hangi deliller sunulmalıdır?
İlk delil grubu, tarafları ve güvence altına alınan borcu tanımlar: finansman sözleşmesi, kredi veya satış sözleşmesi, varsa ek güvence sözleşmesi, tarafların ticaret sicili belgeleri ve temsil yetkileri. İkinci grup, varlığı tanımlar: makinenin teknik bilgileri, seri numarası, stok veya alacak listesi, muhasebe kaydı ve hangi işletmenin tasarrufunda olduğuna ilişkin belgeler. Üçüncü grup, malın hangi tarihte hangi ülkede bulunduğunu gösterir; sevk belgeleri ve teslim kayıtları bu nedenle özellikle önemlidir.
Dördüncü grup sicil belgeleridir. Avustralya’dan alınan PPSR işlem ve arama belgesi, varsa kayıt değişiklikleri ve süre bilgileri dosyaya alınır. Türkiye bakımından 6750 rejimi uygulanabiliyorsa TARES tescil sonucu ve güncel sicil sorgusu ayrı belgeler olarak korunur. Aynı varlık üzerinde başka güvence kaydı veya alacaklı bulunup bulunmadığı da incelenmelidir. PPSR belgesinin Türkçe çevirisi yapıldığında kaynak sicilin adı ve kayıt niteliği değiştirilmemelidir.
Beşinci grup yazışmalardır. Vade, teslim, ödenmeme, temerrüt bildirimi, yeniden yapılandırma teklifleri ve güvenceyi oluşturan veya değiştiren irade beyanları kronolojik biçimde saklanır. Banka transferleri ve ödeme dekontları, borcun kalan miktarını göstermeye yardım eder. Sadece Excel tablosu veya tek taraflı hesap özeti yerine muhasebe kayıtlarının kaynağı ve karşı tarafın kabul ettiği işlemler belirlenmelidir.
Avustralya şirketinin ASIC kayıtları veya bir kamu belgesi Türk mahkemesine sunulacaksa yabancı belgenin resmî niteliği, apostil gereksinimi ve çeviri koşulları ayrıca incelenir. Avustralya ASIC Company Extract ve HMK m.224 yazımız şirket kaydının delil niteliğini; bu sayfa ise güvence hakkını konu edinir. Biri diğerinin ikamesi değildir.
Türk borçlu ödeme yapmazsa Avustralyalı alacaklı ne yapabilir?
Bir borcun ödenmemesi, sözleşmesel tahsilat hakkı doğurabilir; rehinli alacaklıya tanınan özel takip ve temerrüt haklarının ise geçerli rehin ilişkisine dayanması gerekir. Türkiye’de 6750 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş geçerli bir rehin varsa Kanunun 14. maddesi ve ikincil düzenlemeleri çerçevesindeki başvuru yolları incelenir. Ticaret Bakanlığı, belirli koşullarda taşınırın mülkiyetini devralma, alacağın varlık yönetim şirketine devri veya genel hükümlere göre tahsil seçeneklerinden söz eder. Bu seçenekler birbirinin yerine sınırsız biçimde kullanılabilecek serbest cebrî icra tedbirleri değildir.
Türk icra hukuku bakımından sırf yabancı sicil kaydına dayanarak borçlunun deposuna girilip makinenin alınması hukuki risk taşır. Zilyetliğe fiilen el atma, sözleşmesel teslim talebi, rehnin paraya çevrilmesi ve genel haciz takibi birbirinden farklıdır. Dosyada geçerli aynî güvence bulunmuyorsa Avustralyalı alacaklı alacağını sözleşmesel temelde ileri sürebilir; fakat bu durum bütün malvarlığı üzerinde otomatik öncelik sağlamaz.
Avustralya PPSR’nin resmî güvence uygulama rehberi, güvence hakkının kullanılmasında malın hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve diğer güvence sahiplerinin konumu üzerinde durur. Bununla birlikte Avustralya içindeki temerrüt usulleri doğrudan Türkiye’de uygulanamaz. Türk usul ve icra makamları önünde uygulanabilir hukuk, yetki ve alacağın ispatı ayrı başlık olarak çalışılmalıdır.
Bu nedenle sözleşmede tahkim, mahkeme yetkisi veya Avustralya hukuku seçilmiş olması taşınır üzerinde Türk hukukunun aradığı aynî hak kuruluş şartlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Borç ilişkisinin hukuk seçimi MÖHUK m.24 kapsamında, taşınır üzerindeki aynî hak statüsü ise MÖHUK m.21 kapsamında ele alınır. Bir davada bu iki bağlantı noktası aynı ülkeyi gösterebilir; fakat her dosyada gösterdiği varsayılamaz.
Avustralya–Türkiye ticari güvence sözleşmesi hazırlanırken hangi beş ayrı denetim yapılır?
Birinci denetim taraf ve temsil yetkisidir. Avustralyalı şirketin güncel unvanı, sicil durumu, Türkiye’deki borçlunun MERSİS bilgisi, temsilcilerin imza yetkisi ve güvence kurabilecek kişiler olup olmadığı belirlenir. Şirket ortağının kişisel taahhüdü ile şirketin malvarlığı üzerinde kurulan rehin aynı hukuki işlem değildir. Tarafların hangi sıfatla imzaladığı metinde açıkça gösterilmelidir.
İkinci denetim alacağın ve varlığın ayrıştırılmasıdır. Güvence hangi borç için veriliyor? Faiz, masraf ve değişken tutar nasıl tanımlanıyor? Rehin konusu fabrika makinesi mi, stok mu, alacak mı, yoksa özel sicile tabi araç mı? 6750 sayılı Kanunun kapsamı yalnız genel “ticari mal” ifadesine dayanarak doldurulamaz. Sözleşmede varlıkların ayırt edilmesi ve kanun kapsamına uygun açıklanması gereklidir.
Üçüncü denetim şekil ve sicildir. Avustralya’daki PPSR kayıt yükümlülükleri ayrı; Türkiye’deki TARES tescili, güvenli elektronik imza ve noterlik aşamaları ayrı değerlendirilir. Bir ülkede tamamlanan işlemin başka ülkedeki sicile kendiliğinden geçtiği varsayılmamalıdır. Dördüncü denetim malın yeridir; işlem, sevk ve teslim tarihleri m.21 kapsamında incelenir.
Beşinci denetim temerrüt planıdır. Borç ödenmezse önce hangi bildirim yapılacak, hangi alacak ne kadar, güvenceyi hangi makam önünde ileri sürmek gerekiyor, üçüncü kişilerin hakkı var mı? Yanlış veya uygulanamayacak bir cebrî takip maddesiyle hazırlanan sözleşme tahsilat güvencesi yaratmaz. Hukuki sistemlerin farklılığının baştan belirlenmesi bu nedenle sonradan çıkabilecek ihtilafı azaltır.
Avustralya–Türkiye bağlantılı dört ayrı işlem senaryosu
Örnek 1 — Melbourne şirketi Mersin’deki üreticiye makineyi krediyle satıyor. Makine satış anında Avustralya’daysa ilk aynî hak incelemesi orada başlar. Mal daha sonra Mersin’e gönderilirse taşıma ve varma yeri bağlantısı MÖHUK m.21/2 bakımından değerlendirilir. PPSR kayıt örneği yabancı hukuki durumu açıklayabilir; Türkiye’de yeni bir 6750 kapsamı rehnin istenmesi hâlinde bu Kanunun kurulma ve tescil şartları uygulanır. Nakliye belgesi, mülkiyet geçişi ve rehin tescili birbirinden ayrı tutulur.
Örnek 2 — Sydney alacaklısı Türk şirketin mevcut stokunu güvence almak istiyor. Stok Türkiye’de ve bu varlık üzerinde Türkiye’de yeni bir rehin kurulması hedefleniyorsa taraf uygunluğu, varlığın kapsamı ve TARES tescili araştırılır. Sırf Avustralya’da PPSR bildirimi bulunması Türk rehin sicilinin kurulma şartını ikame etmez. Stokların bir bölümü üçüncü kişiye aitse şirketin rehnedebileceği hakların sınırı ayrıca belirlenir.
Örnek 3 — Perth’teki finansman şirketi Türk firmanın bankadaki mevduatını rehin almak istiyor. 6750 sayılı Kanunun mevduat rehinlerini kapsam dışında tuttuğu unutulmamalıdır. Bu varlık için TARES rejimine otomatik yönlendirme doğru değildir. Mevduat rehnine ilişkin uygulanabilir özel düzenleme ve bankacılık sözleşmesi ayrı araştırılır. Yalnız “taşınır mal” ifadesiyle bir mevduat hesabının TARES’e kaydının mümkün olduğu söylenemez.
Örnek 4 — Brisbane şirketi Türkiye’deki distribütörün alacaklarını güvenceye bağlıyor. Alacak hakkının kimde bulunduğu, mevcut veya müstakbel olup olmadığı, üçüncü kişinin ödeme yükümlülüğü ve 6750 kapsamı rehin kurulmak istenip istenmediği ayrı belirlenir. Alacağın temlikiyle rehnedilmesi birbirinden farklı işlemlerdir. Avustralya PPSR belgesi, sözleşme ve uygulanacak hukuk incelemesinin yerine geçmez. Hukuki güvence yalnızca doğru başlık kullanılarak değil gerekli kurucu işlemler tamamlanarak oluşur.
Avustralyalı alacaklı için Türkiye’deki rehin dosyası nasıl hazırlanır?
İlk aşamada borç ilişkisinin hangi sözleşmeden doğduğu, alacak tutarı ve vadesi belirlenir. İkinci aşamada malın cinsi, maliki ve bulunduğu yer ortaya konulur. Üçüncü aşamada tarafların şirket kayıtları ve imza yetkileri kontrol edilir. Dördüncü aşamada yabancı PPSR güvence ilişkisinin niteliği ve kayıt örneği incelenir. Beşinci aşamada MÖHUK m.21’in hangi fıkrasının uygulanacağı ve Türk hukuku kapsamında kurulması istenen güvence türü tespit edilir.
Altıncı aşamada 6750 sayılı Kanunun kapsam ve istisna şartları kontrol edilir. Kapsama uygunsa m.4 uyarınca rehin sözleşmesi, imza ve TARES tescili tamamlanır; bunun dışında kalan varlıklar için ilgili özel rehin rejimi araştırılır. Yedinci aşamada tescil sonuç belgesi ve mevcut diğer güvence kayıtları dosyalanır. Sekizinci aşamada ödeme yapılmaması hâlinde sözleşmesel talep, rehinli takip veya genel icra yolu arasındaki ayrım kurulur.
İşin hukuki niteliği, ticaret şirketi temsil belgeleri ve sınır ötesi borç ilişkisi bir arada değerlendirilmelidir. Yurt dışındaki müvekkiller için hukuk işleri sayfamız Türkiye’de temsil ve belge takibi konusunda iletişim imkânı sunar. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun fiziksel ofisleri Mersin ve İstanbul’dadır; Avustralya’da ofisimiz bulunduğu iddia edilmemektedir.
Avustralya PPSR ve Türkiye TARES hakkında 12 sık sorulan soru
1. Avustralya PPSR’de rehin kaydı olması Türkiye’de kesin rehin hakkı yaratır mı?
Hayır, PPSR kaydının varlığı tek başına Türkiye’de 6750 sayılı Kanun m.4’e uygun kurucu tescil yapıldığını göstermez. Türkiye’deki aynî hak durumu MÖHUK m.21 ve ilgili Türk rehin mevzuatı çerçevesinde incelenir. Önceden doğan yabancı hakkın statüsü de ayrıca değerlendirilmelidir.
2. PPSR kaydı makinenin mülkiyetini ispatlar mı?
Hayır. Avustralya PPSR’nin resmî açıklamasına göre kayıt, mülkiyet belgesi değil güvence hakkı iddiasının bildirimidir. Mülkiyetin kime ait olduğu satış, devir, teslim ve uygulanacak hukuk temelinde ayrıca ispatlanır.
3. Türkiye’de TARES tescili hangi maddede düzenlenmiştir?
6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu m.4/1, bu Kanun kapsamında rehin hakkının rehin sözleşmesinin Sicile tesciliyle kurulacağını düzenler. Tescil öncesinde sözleşme ve imza şartları ayrıca karşılanmalıdır.
4. Avustralya’da imzalanan sıradan elektronik sözleşme Türkiye’de TARES kaydı sayılır mı?
Hayır. 6750 m.4, Türkiye’de güvenli elektronik imza veya yazılı sözleşmede noter/sicil yetkilisi huzurunda imza şartlarını düzenler. Avustralya’daki imzanın Türkiye’de aynı niteliğe sahip olduğu varsayılamaz.
5. Türkiye’ye sevk edilen makine hangi ülke hukukuna tabidir?
MÖHUK m.21/2 taşınmakta olan mal üzerindeki aynî haklarda varma yeri hukukunu öngörür. İşlem tarihi, sevk aşaması ve varma yeri belgelerden belirlenmelidir. Her taşıma işleminin aynı ülkeye vardığı kabul edilemez.
6. Türkiye’de bulunan stok üzerine Avustralya alacaklısı rehin alabilir mi?
İlgili rehin türünün kanuni taraf, varlık, sözleşme ve tescil koşulları sağlanıyorsa mümkün olabilir. 6750 kapsamındaki teslimsiz rehin için m.4’teki kurucu tescil gereklidir; yabancı alacaklı statüsü ayrıca değerlendirilir.
7. Türk şirketin mevduat hesabı için TARES kullanılabilir mi?
6750 sayılı Kanun m.1, mevduat rehnini kapsam dışı bırakır. Bu nedenle banka mevduatı üzerine güvence kurulmasında TARES otomatik işlem yolu değildir; uygulanacak ayrı bankacılık ve rehin kuralları incelenir.
8. Avustralya PPSR kaydı TARES kayıt örneği yerine tapuda veya icrada kullanılabilir mi?
Bu iki sicilin işlevi farklıdır. PPSR belgesi tarafların yabancı güvence iddiasına ilişkin delil olabilir ancak kendiliğinden Türk sicil belgesinin yerini almaz. Somut uyuşmazlıkta hakkın kuruluşu ve üçüncü kişilere etkisi ayrıca değerlendirilir.
9. Rehinli mal Türkiye’ye taşındıktan sonra ne olur?
MÖHUK m.21/3 yer değişikliği hâlinde henüz kazanılmamış aynî haklar için malın son bulunduğu ülke hukukunu öngörür. Daha önce doğmuş hakların hukuki durumu tek başına bu fıkrayla genel geçer biçimde sona ermiş sayılmaz; kuruluş ve etki ayrı incelenir.
10. Avustralyalı alacaklı ödeme yapılmadığında makineyi doğrudan alabilir mi?
Yalnız PPSR belgesine dayanarak Türkiye’de cebrî müdahale yapılmamalıdır. Geçerli güvence varsa ilgili Türk takip ve temerrüt rejimi uygulanır. Güvence yoksa sözleşmeden doğan para alacağı yolları ayrıca değerlendirilir.
11. Gemi veya uçak rehni de TARES üzerinden kurulur mu?
Hayır. Ticaret Bakanlığının resmî açıklamasına göre özel sicil ve rehin rejimine tabi gemi ve hava araçları 6750 kapsamına girmez. MÖHUK m.22 ayrıca taşıma araçları üzerinde özel bağlama kuralı getirir.
12. Avustralya’dan Türkiye’deki ticari güvence dosyası avukatla yürütülebilir mi?
Geçerli temsil yetkisi ve ilgili sicil veya makamın işlem şartları altında Türkiye’deki işlemler vekil aracılığıyla koordine edilebilir. Türkiye’de fiilî teslim, noter, kayıt veya yargısal işlem gerekebileceği ayrıca planlanır; yalnız çevrim içi talimat vermek bütün hukukî işlemlerin tamamlandığı anlamına gelmez.
Resmî kaynaklar ve mevzuat
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m.21–24 (TBMM)
- 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu, m.1, 4 ve 14 (TBMM)
- Ticaret Bakanlığı — taşınır rehni, TARES kapsamı ve tescil yolu
- Avustralya PPSR — resmî sicilin işlevi
- PPSR — güvence hakkı kaydı neden yapılır?
- PPSR — güvence hakkı ile mülkiyet arasındaki ayrım
Mersin Ofisi — Akdeniz
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23 Kat:3 Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin.
İstanbul Ofisi — Maslak
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21 Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.