B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Avusturya Nafaka Kararı Türkiye’de Nasıl İcra Edilir? 2007 Lahey m.24 ve İcra Takibi | 2026

Kısa ve net cevap: Avusturya’da verilmiş bir çocuk nafakası kararı, 2007 Lahey Nafaka Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınması ve icrası için işleme alınabilir. Türkiye, tanıma ve icrada Sözleşme’nin 24. maddesindeki alternatif usulü tercih etmiş; 30. madde uyarınca nafaka anlaşmaları bakımından çekince koymuştur. İcra ve haciz kendiliğinden başlamaz. Avusturya bakımından Sözleşme 1 Ağustos 2014, Türkiye bakımından 1 Şubat 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Güncelleme: 29 Ekim 2026. Bu çalışma, Avusturya’da yaşayan ve Türkiye’de malvarlığı veya geliri bulunan nafaka borçlusundan alacağını tahsil etmek isteyen kişiler için belge ve usul odaklı ayrıntılı bir rehberdir.

Kısa Özet
Hukuki sorunTemel dayanak
Çocuk nafakasında sözleşme kapsamıLahey 2007 m.2
Avusturya’dan başvurum.10 ve m.12
Türkiye’de tanıma ve icram.20, m.22, m.24
Belge gerekliliklerim.25 ve Türkiye beyanları
Nafaka anlaşması çekincesim.30
Tasdik ve dil rejimim.41 ve m.44
Türkiye’de hacizİİK m.83, 89, 355, 356
Avusturya nafaka kararının Türkiye’de 2007 Lahey Sözleşmesi kapsamında tanınması ve icrası
Avusturya nafaka kararı için Türkiye’de tanıma usulü ve alacağın tahsili ayrı aşamalardır.

1. Avusturya çocuk nafakası alacağı Türkiye’de neden ayrı bir hukuk yoluna ihtiyaç duyar?

Avusturya’da nafaka ödenmesine hükmeden bir kararın bulunması, kararın Türkiye’deki banka ve işverenler bakımından kendiliğinden uygulanacağı anlamına gelmez. İki ülke ayrı yargı ve icra düzenlerine sahiptir. Çocuk Avusturya’da, borçlu Türkiye’de bulunduğunda iki aşama gerekir: yabancı karara Türkiye’de hukuki sonuç bağlanması ve alacağın Türk icra hukukuna göre tahsili. Başvuru, yalnızca nafaka alacaklısının adresine değil, kararın türüne, borçlunun bulunduğu ülkeye ve talep edilen hukuki sonuca göre kurgulanır. Bu nedenle ilk aşamada Avusturya mahkemesi kararının tam metni, ödeme yükümlülüğünün başladığı tarih, tarafların kimlik bilgileri ve fiilen yapılmış ödemeler toplanmalıdır. Bunlar görülmeden kesin tahsil sonucu veya sabit bir süreç süresi vaat edilmesi hukuken isabetli değildir. Türkiye’de mülkiyet veya maaş üzerinde haciz tesis etmek, bir Avusturya kararının tercümesini yalnızca bankaya sunarak gerçekleştirilemez.

2. İki ülkede de yürürlükte olan uluslararası sözleşme ve tarihleri

23 Kasım 2007 tarihli Uluslararası Çocuk Nafakası ve Diğer Aile Nafakalarının Tahsiline İlişkin Lahey Sözleşmesi, Avusturya bakımından Avrupa Birliğinin onayı dolayısıyla 1 Ağustos 2014, Türkiye bakımından 1 Şubat 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihler Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansının resmî taraf ülke tablosunda yer alır. Avusturya Adalet Bakanlığı da Türkiye ile nafaka tahsili ilişkilerinde 2007 Lahey Sözleşmesini uygulanan hukuk kaynakları arasında açıkça göstermektedir. Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmadığı için AB içindeki nafaka tüzüğünün rejimi doğrudan Türkiye’ye teşmil edilemez. 5718 sayılı MÖHUK m.1/2, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin hükümlerini saklı tutmuştur. Dolayısıyla sözleşmenin uygulanabildiği bir dosyada genel MÖHUK tenfiz hükümlerine otomatik geçmek yerine, önce ilgili sözleşme hükümleri ve Türkiye’nin özel beyanları uygulanmalıdır. Bu yaklaşım hem istenecek belgeleri hem usulü etkiler.

3. Sözleşme m.2: çocuk yaşı, eğitim ve eş nafakasının kapsamı

Lahey Sözleşmesi’nin 2/1-a maddesi, ana-baba ile çocuk arasındaki ilişki nedeniyle 21 yaşını doldurmamış kişilere ödenmesi gereken nafaka için temel kapsamı belirler. Türkiye, eğitimi devam eden çocuklar için 25 yaşına kadar kapsamı genişletmek istediğini resmen açıklamıştır. Bununla birlikte m.2/3 uyarınca kapsam genişletmelerinin iki devlet arasında hüküm doğurması, ilgili devletlerin beyanlarının örtüşmesine bağlıdır; Türkiye’nin tek yanlı açıklamasından bütün Avusturya dosyalarında kendiliğinden sonuç çıkarılamaz. Eş nafakasının hukuki rejimi de farklıdır. m.2/1-b, çocuk nafakasıyla birlikte istenen belirli eş nafakası kararlarının tanınmasını ve icrasını düzenler. m.2/1-c ise tek başına eş nafakasında sözleşmenin II ve III. bölümlerini kapsam dışında bırakır. Türkiye’nin kapsam genişletme beyanı ve Avusturya yönünden karşılıklı kapsam da incelenmelidir. Bu sebeple çocuk nafakası, eş nafakası ve bakıma muhtaç yakınlara ilişkin ödeme talepleri aynı başvuru türü sayılmamalıdır.

4. Avusturya’da ilk adım: Bezirksgericht ve merkezî makam

Avusturya Adalet Bakanlığının sınır ötesi nafaka tahsili rehberine göre başvurucu, mutat meskeninin bulunduğu yerdeki Bezirksgericht üzerinden merkezî makam iş birliği mekanizmasını kullanır. İlgili mahkeme kanalıyla alınan başvuru Avusturya merkezî makamına ve oradan sözleşme sistemindeki Türkiye makamına aktarılır. Viyana, Graz, Linz, Salzburg veya başka bir kentte oturmak hukukî yolun özünü değiştirmez; fakat hangi Bezirksgericht’in başvuruyu alacağı bakımından kişinin gerçek mutat meskeni önemlidir. Merkezî makam yolunu kullanacak alacaklı için ilk kontrol, başvurunun yeni nafaka kararı elde etmeye mi, mevcut kararın tanınması ve icrasına mı, yoksa yalnızca önceden tanınmış bir kararın tahsiline mi ilişkin olduğudur. Bu ayrım yapılmadan düzenlenen Almanca dilekçe yanlış türde açılabilir. Merkezî makamların iletişimi, Türkiye’de gerektiğinde bir avukat aracılığıyla hukuki temsil alınmasını da engellemez.

5. Sözleşme m.10 ve m.37: başvuru çeşitleri ve doğrudan işlem

Lahey Sözleşmesi’nin 10. maddesi, nafaka alacaklısının mevcut kararın tanınmasını ve icrasını, kendisiyle ilgili devlet bakımından mevcut karara dayalı icrayı, yeni nafaka kararının verilmesini veya mevcut kararın belirli koşullarda değiştirilmesini isteyebileceği farklı başvuru türlerini düzenler. Bir Avusturya nafaka kararı zaten varsa Türkiye’de sıfırdan nafaka miktarı belirlenmesi talebiyle aynı hukukî strateji kurulmaz. Doğru talep türü kararın türünden ve istenen sonuçtan çıkarılır. Sözleşmenin 37. maddesi ise ilgili şartlarla yetkili makamlara doğrudan başvuruyu saklı tutar. Ancak merkezî makam yolu ile doğrudan başvurunun belge, hukuki yardım, tebligat ve usule ilişkin sonuçları mutlaka ayrı değerlendirilmelidir. Başvurucunun Türkiye’ye gelmeden vekille çalışması mümkündür; bu temsil, merkezî makamın uluslararası iletişim görevini tek başına üstlenmiş sayılmaz. Aynı alacak için iki paralel dosya yürütülmesi düşünülüyorsa mükerrer takip ve ödeme mahsup kontrolü önceden planlanmalıdır.

6. Türkiye’nin temel tercihi: Lahey m.24 ile tanıma ve icra

Türkiye, Lahey Sözleşmesi’ne katılırken yabancı nafaka kararlarının tanınması ve icrası bakımından 24. madde prosedürünü tercih ettiğini resmen beyan etmiştir. Bu bildirim Lahey Konferansının Türkiye’ye ait deklarasyon sayfasında açıkça yazılıdır. Sözleşmenin 23. maddesindeki genel usulü Türkiye’nin tek ve zorunlu yoluymuş gibi aktaran bir rehber, bu ülke beyanını gözden kaçırmış olur. 24. madde, başvurunun uygun hukukî makamca ve tarafların dinlenilme hakları çerçevesinde incelenmesine dayanan alternatif bir usul düzenler. İlgili bildirim ve itirazların usulüne uygun yapılması, hem tanıma şartları hem de kararın Türkiye’de hüküm doğurması açısından önemlidir. 24. maddenin varlığı, Avusturya’daki nafaka uyuşmazlığının esasının baştan görülmesi anlamına gelmez. Sözleşmenin 28. maddesi yabancı kararın esas bakımından yeniden incelenmesini yasaklar. Türk makamlarının incelemesi sözleşmedeki tanıma ve ret şartlarıyla sınırlıdır.

7. Lahey m.20, m.22 ve m.28: tanıma koşulları ile ret nedenleri

Sözleşmenin 20. maddesi, nafaka kararının tanınması ve icrası için kabul edilen yargı yetkisi bağlantılarını belirtir. Kararın hangi ülke makamınca verildiği ve tarafların kaynak yargılamadaki bağlantıları bu kapsamda araştırılır. 22. madde ise kamu düzeni, belli tebligat ve savunma hakkı eksiklikleri, birbiriyle bağdaşmayan kararlar ve sözleşmede sınırlanan diğer ret nedenlerini düzenler. Borçlunun bu hükümlere dayanması mümkündür; fakat sırf aylık nafaka miktarını yüksek bulması, Türkiye’de nafaka tutarının yeniden hesaplanmasını sağlayan genel bir istinaf hakkı değildir. m.28’e göre esasın yeniden gözden geçirilmesi yasaktır. Alacaklı dosyasında özellikle kararın verildiği yargılama, tarafların bilgilendirilmesi, kararın icra edilebilirliği ve varsa değişiklik kararının tamamı bulunmalıdır. Borçlunun usul itirazları ile mevcut borcun ödendiğine ilişkin maddi ödeme savunmaları aynı başlık altında gösterilmemeli, somut belgelerle ayrı ayrı incelenmelidir.

8. Türkiye’nin istediği evraklar ve Lahey m.25

Sözleşmenin 25. maddesi başvuruya eklenecek temel belgeleri belirler. Türkiye bu maddeye ilişkin beyanında, kararın yetkili makamca verilmiş onaylı suretinin sunulmasını talep eder. Türkiye ayrıca kararın tam metnini ve değişiklik kararlarını, gerekli olduğunda davanın ve hükmün borçluya tebliğini gösteren belgeleri, borçlu ve yasal temsilcilerin kimlik bilgilerini, çocuğun doğum ve soybağı kayıtlarını, birikmiş borç ve ödeme listelerini, endeksleme ve faiz verilerini isteme imkânını bildirmiştir. On sekiz yaşından büyük çocuk bakımından eğitim durumuna ilişkin belge de resmî beyan listesinde yer alır. Bu nedenle yalnızca nafaka kararının ilk sayfasını dosyaya koymak yeterli bir başvuru stratejisi değildir. Karar hangi dönem için hangi miktarı ve hangi para birimini öngörüyorsa tabloda bunun gösterilmesi gerekir. Yıllarca ödenmeyen taksitlerle ilgili bankadan yapılan kısmi ödemeler de ay ay ayrıştırılmalıdır. Belge talebi sözleşmenin maddi kapsamına ve başvurunun niteliğine göre belirlenir.

9. Apostil tartışması: Lahey m.41 ile onaylı suret farkı

Sözleşmenin 41. maddesi, sözleşme kapsamında yürütülen işlemler için tasdik ve benzeri formalitelerin istenmemesi ilkesini düzenler. Bu nedenle Avusturya’dan Türkiye’ye resmî sözleşme sistemi içinde gönderilen nafaka belgelerine bütün hâllerde ayrıca apostil gerektiği söylenemez. Ancak bu hüküm, Türkiye’nin 25. madde kapsamında talep ettiği onaylı karar suretini gereksiz kılmaz. Kararın yetkili makamca onaylanmış tam kopyası ile belgenin uluslararası apostil şerhi farklı hukuki konulardır. Sözleşme dışındaki bir tapu, ticaret veya yabancı boşanma işlemi için yabancı belgede ayrı tasdik rejimi gündeme gelebilir. Başvurucunun gereksiz tercüme ve apostil masrafına girmemesi için önce belgenin hangi işlemde kullanılacağı yazılı biçimde belirlenmelidir. Uluslararası sözleşme kanalı ile yabancı belgenin genel kullanım usullerinin birbirine karıştırılması hem maliyeti artırır hem dosyada eksik evrak sorununa yol açabilir.

10. Almanca karar ve belgenin Türkçe tercümesi

Lahey Sözleşmesi’nin 44. maddesi, başvurularla belgelerin diline ilişkin hükümler içerir. Avusturya’daki nafaka kararı Almanca düzenlenmişse hüküm fıkrasının, karar değişikliklerinin, başlangıç tarihlerinin, ödeme sıklığının ve para biriminin Türkiye’de yetkili makamın değerlendirmesine uygun biçimde anlaşılır olması gerekir. Sadece çocuğun adına ve bir aylık ödeme tutarına ilişkin kısa tercümeyle ilerlemek; tebligat, icra edilebilirlik ve borç hesabına ilişkin şartları eksik bırakabilir. Çocuğun Avusturya kayıtlarında farklı soyadı taşıması, Türk nüfus kaydında Türkçe harflerin bulunması veya evlilik nedeniyle ad değişikliği yaşanması kimlik eşleştirmesini gerektirir. Bunlar tek başına nafaka hakkını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte başvuran ve borçlunun karardaki kişiler olduğunun ispatı için nüfus belgeleri ve gerektiğinde isim denklik işlemlerine ilişkin belgeler kullanılabilir. Almanca belgelerde çevirinin tamlığı maddi nafaka hesabının güvenilirliğini de etkiler.

11. Birikmiş taksitler, artış, faiz ve önceki ödemeler nasıl hesaplanır?

Birikmiş nafaka hesabı oluşturulurken her aylık taksit ayrı dönem olarak ele alınmalıdır. Hesap çizelgesinde kararın başlangıç tarihi, ilgili aylardaki tutar, kararın öngördüğü artış veya endeksleme yöntemi, faiz varsa bu faizin başlangıcı ve yapılan ödemeler bulunmalıdır. Türkiye’nin sözleşme kapsamında isteyebileceğini açıkladığı belgeler arasında özellikle birikmiş nafaka listesi ve borçlunun yaptığı ödemeler açıkça sayılmıştır. Avusturya’daki kararın sonradan artırılması veya azaltılması durumunda yeni kararın hangi tarihten itibaren hüküm doğurduğu görülmeden önceki taksitler yeniden yazılamaz. Birçok ödeme farklı aylara dağıldığında bankadan gelen toplam tutarı rastgele bir aya mahsup etmek uyuşmazlık çıkarabilir. Ödeme açıklaması, dekont tarihi ve hukukî mahsup sırası birlikte kontrol edilir. Avro cinsinden nafakanın Türkiye’de takibinde para birimi ve çevrim kuralları da yürütülen takip ve ilgili mevzuata göre belirlenmelidir. Sabit bir kur veya tek tip faiz oranı somut karar görülmeden ilan edilemez.

12. Türkiye’de bankadaki para ve alacaklara haciz: İİK m.89

Tanıma ve icra için gereken koşullar tamamlandığında, borçlunun Türkiye’deki bankalarda bulunan mevduatı veya başka üçüncü kişiler nezdindeki alacakları bakımından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi değerlendirilir. Bu madde, üçüncü kişiye yönelik haciz ihbarnamesi usulünü ve buna bağlı cevap mekanizmasını düzenler. Ancak her nafaka dosyasında bankaya aynı gün haciz geleceği veya hesabın tamamındaki paranın mutlaka tahsil edileceği ileri sürülemez. Önce usulüne uygun takip ve haciz kararı gerekir; sonra banka nezdindeki alacağın ve haczedilebilirliğin durumu incelenir. Bankanın borçluya karşı borcu ile borçlunun hesapta var olduğunu söylediği para aynı biçimde kanıtlanmaz. Bir bankanın vermiş olduğu olumsuz cevap da somut işlem ve yasal itiraz imkanları bağlamında denetlenir. Haciz neticesinde tahsil edilen tutar, ödeme çizelgesine işlenerek Avusturya’daki kalan borcun hesabından düşülmelidir. Mükerrer tahsil veya mükerrer takip, alacaklı açısından da hukuki risk doğurabilir.

13. Türkiye’de ücret haczi: İİK m.83, m.355 ve m.356

Borçlunun Türkiye’de bir işverenden maaş aldığı belirlenmişse İcra ve İflas Kanunu’nun 83. maddesindeki kısmen haczedilebilir gelir düzeni ve nafaka alacağının niteliği birlikte incelenir. İİK m.355, işverenin ya da kanuni muhatabın icra dairesi tarafından yapılan maaş kesintisi bildirimine cevap verme ve belirlenen kesintiyi gönderme yükümlülüğünü düzenler. m.356, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin sonuçlarına yer verir. Bununla birlikte sıradan para alacağında kullanılan dörtte bir kesinti yaklaşımını nafaka alacağının tüm türleri için otomatik azami sınır olarak sunmak doğru değildir. Nafaka alacağının ilama dayanıp dayanmadığı, mevcut hacizlerin niteliği ve öncelik ilişkisi değerlendirilir. Alacaklının işverenin muhasebesine e-posta göndermesi icra dairesinin kanuni işleminin yerini tutmaz. Avusturya’dan gelen kararın Türk hukukunda icra dayanağı oluşturması ve haciz talebinin ilgili takip dosyasında ileri sürülmesi gerekir. Her kesintinin hangi ay nafakasına mahsup edildiği ayrıca kayıt altına alınmalıdır.

14. Taşınmaz ve araç varsa zorla satış hemen yapılabilir mi?

Lahey Sözleşmesi’nin 34. maddesi etkili tahsil tedbirleri arasında ücretlerden kesinti, banka hesabı haczi ve malvarlığının zorla satışı gibi örnekler sayar. Ancak bu düzenleme, Türkiye’deki ev veya aracı doğrudan nafaka alacaklısının mülkiyetine geçiren bir norm değildir. Haciz ve satış, İİK’da düzenlenen usuller ve haczedilebilirlik şartlarıyla yürütülür. Borçlunun adına kayıtlı olduğu düşünülen taşınmazın tapudaki gerçek malikinin kim olduğu; ipotek, haciz veya ortak mülkiyet gibi hakların bulunup bulunmadığı; malın haczi ve satışına ilişkin özel sınırlar ayrıca araştırılır. Haciz kararıyla satış ve paranın alacaklıya ödenmesi üç ayrı işlemdir. Birikmiş nafaka tutarı küçükse satış giderleri ve diğer alacaklıların hakları ekonomik bir değerlendirmeyi de gerektirir. Somut malvarlığı görülmeden “Türkiye’de evi varsa nafaka kesin tahsil edilir” şeklinde bir vaat kurulamaz. Takip stratejisinin amacı kanuni araçlarla ve ölçülü giderle tahsil imkânlarını belirlemektir.

15. Türkiye’nin Lahey m.30 çekincesi: nafaka anlaşması karar değildir

Türkiye’nin Lahey Konferansına sunduğu çekinceler arasında sözleşmenin 30. maddesine ilişkin özel bir kayıt bulunur: Türkiye, sözleşmede tanımlanan nafaka anlaşmalarını bu madde uyarınca tanımama ve icra etmeme hakkını saklı tutmuştur. Dolayısıyla Avusturya’da tarafların kendi aralarında imzaladıkları bir ödeme planı, noter veya başka makam önünde hazırlanan bir anlaşma ve mahkemenin verdiği nafaka kararı otomatik olarak aynı statüde kabul edilemez. Kararın kim tarafından verildiği, uygulanabilirliği, belgenin sözleşmedeki maintenance arrangement tanımına uyup uymadığı ve varsa mahkemece hükme bağlanıp bağlanmadığı kontrol edilmelidir. Kararın resmî mühür taşıması, tek başına bütün çekinceleri ortadan kaldırmaz. Çekinceyi dikkate almadan başvurmak, gerekli hukukî yolun yanlış seçilmesine neden olur. Aynı nedenle bir Avusturya boşanma kararının nüfus siciline tescili ile nafaka hükmünün parasal icrası tek işlem gibi sunulmamalıdır. Bu farklılık için Avusturya boşanma kararının Türkiye’de tescili rehberi ayrıca incelenebilir.

16. Ödemeyi durduran itiraz ve nafakayı değiştirme davası farklıdır

Türkiye’de yabancı kararın tanınması ve icrasına karşı ileri sürülen itirazlar, Lahey Sözleşmesi’nin 20, 22 ve 24. maddeleri bağlamında incelenir. Kaynak yargılamada usulüne uygun bildirim bulunup bulunmadığı, kararın diğer bir kararla çatışıp çatışmadığı veya sözleşmedeki başka bir ret sebebinin varlığı belgeyle gösterilmelidir. Borçlu nafaka tutarını fazla bulduğu için yabancı kararın esasını Türkiye’de sınırsız biçimde yeniden yargılatamaz; m.28, esasın yeniden incelenmesini yasaklar. Bunun yanında nafaka miktarının değiştirilmesi talebi ayrı bir hukuk yoludur. Lahey m.10, belirli değişiklik başvurularını da düzenler; m.18 ise bazı koşullarda borçlunun başvuracağı devlet bakımından sınır getirir. Eski borcun tahsili ile gelecekteki aylık nafakanın yeniden tespiti tek dava konusu olarak gelişi güzel birleştirilmemelidir. Ayrıca önceki taksitlerin ödendiği yönündeki savunma, tanımanın ret sebeplerinden bağımsız olarak hesap ve icra işlemleri bakımından değerlendirilir.

17. Yasal yardım, zaman hesabı ve makamlarla iletişim

Lahey Sözleşmesi’nin 12. maddesi merkezî makamların başvurunun alındığını bildirmesine ve durum bilgisi iletmesine ilişkin zaman çizelgesi içerir. Bu hükümler, Avusturya’dan Türkiye’ye gönderilen her dosyanın belirli haftada kesin biçimde tahsil edileceği anlamına gelmez. Avusturya’da hazırlık, uluslararası iletim, Türkiye’de tanıma incelemesi, olası itiraz ve icra safhaları ayrı zaman dilimleridir. Başvurucu her aşamada ilgili mahkemenin, merkezî makamın ve varsa icra dosyasının referans numarasını saklamalıdır. Hukuki yardım ve masraflar, sözleşmenin yardım hükümleri ile iki ülkenin iç hukukundaki uygulama çerçevesinde değerlendirilir. Her nafaka alacaklısının her türlü masraftan koşulsuz muaf tutulduğunu iddia etmek doğru değildir. Tercüme, temsil, takip masrafları ve muhtemel tahsilat imkanları dosya özelinde planlanır. Gecikme, kararın icra edilebilirliği veya borçlunun varlıklarının araştırılması gibi gereksinimlerden kaynaklanabileceği için yalnız başlangıç tarihine bakarak süreç sonucu hakkında kesin yorum yapılamaz.

18. Gizlilik, adres güvenliği ve nafaka ödemesinin gönderilmesi

Lahey Sözleşmesi’nin 35. maddesi nafaka ödemelerinin sınır ötesi transferine ilişkin önlemleri ele alır. Türkiye’de alınan ödeme Avusturya’daki borç hesabına işlenirken tarih, para birimi, ödeme masrafları ve hangi taksite mahsup edildiği kaydedilmelidir. Aksi hâlde aynı ödeme iki ülkede farklı kalan borç miktarı doğurabilir. Sözleşmenin 38, 39 ve 40. maddeleri kişisel verilerin kullanılması ve korunması bakımından önemlidir. Çocukların kimlik kayıtları, eğitim belgeleri, banka IBAN’ları ve başvurucunun adresi yalnız işlem için gerekli kişiler ve makamlarla paylaşılmalıdır. Aile içi şiddet, adres gizliliği veya koruma kararı bulunan bir dosyada bildirim stratejisi ayrıca dikkatle oluşturulmalıdır. Borçlunun usulüne uygun haberdar edilmesi, korunması gereken kişisel bilgilerin sınırsız paylaşılmasını gerektirmez. Başvuru ve ödeme kayıtlarının güvenli, tarihli ve doğrulanabilir şekilde tutulması alacaklı ile borçlu arasında daha sonraki uyuşmazlıkları azaltır.

19. Avusturya’dan dosya açtıracaklar için yedi aşamalı kontrol

Birinci adım, Avusturya kararının tam metniyle varsa değişiklik kararlarını, icra edilebilirlik bilgilerini ve tebligat kayıtlarını toplamak; ikinci adım, çocuğun yaşı ve kararın hukukî niteliğine göre Lahey Sözleşmesi’nin 2. maddesindeki kapsamı kontrol etmektir. Üçüncü adım, Türkiye’nin 24, 25 ve 30. maddelere ilişkin beyan ve çekincelerine göre başvuru paketini tamamlamaktır. Dördüncü adım, Avusturya’da yetkili Bezirksgericht ile merkezî makam yolunu veya somut dosyada kabul edilen doğrudan başvuru yolunu belirlemektir. Beşinci adım, taksit, artış, faiz ve yapılmış ödemeleri gösteren ay bazlı hesap hazırlamaktır. Altıncı adım, Türkiye’de gereken tanıma ve icra işlemlerini yürütmek ve tebligat ile itirazları takip etmektir. Yedinci adım, İİK uyarınca uygun banka, maaş veya malvarlığı haczi seçeneklerini değerlendirip yapılan tahsilatları hem Türkiye’deki hem Avusturya’daki hesaplarla mutabık kılmaktır. Bu plan tüm dosyalarda aynı sonucu değil, usul hatalarını azaltacak temel denetim başlıklarını gösterir.

Avusturya–Türkiye nafaka icrasında 12 sık sorulan soru

1. Avusturya’da verilen çocuk nafakası kararı Türkiye’de otomatik icra edilir mi?

Hayır. Sözleşme kapsamındaki tanıma ve icra prosedürü ile Türkiye’nin iç hukukundaki takip ve haciz işlemleri birbirinden ayrıdır.

2. Türkiye neden Lahey Sözleşmesi m.24’ü uygular?

Türkiye, Sözleşme’nin 24. maddesindeki alternatif tanıma ve icra usulünü tercih ettiğini resmî beyanında bildirmiştir.

3. Avusturya’da başvuru nereye yapılır?

Başvurucunun mutat meskeninin bulunduğu yerdeki Bezirksgericht üzerinden başvuru alınarak Avusturya merkezî makamı aracılığıyla iletilebilir.

4. Apostil şart mı?

Sözleşme’nin 41. maddesi kapsam içindeki belgelerde tasdik ve benzeri formaliteleri kaldırır; onaylı karar suretiyle ilgili ayrı belge şartı gözetilir.

5. Avusturya kararında icra edilebilirlik nasıl kanıtlanır?

Kaynak devlet makamının karar ve icra edilebilirlik kayıtları ile gerekebilecek tebligat ve karar değişikliği belgeleri dosyada incelenir.

6. Çocuk 21 yaşındaysa durum nedir?

Temel çocuk nafakası kapsamı 21 yaş altıdır; yaş ve eğitim kaynaklı genişletmeler bakımından karşılıklı beyanlar kontrol edilir.

7. Avusturya’daki eş nafakası aynı rejime girer mi?

Sözleşme’nin 2/1-b ve 2/1-c hükümleri ile ilgili devletlerin kapsam genişletme beyanları ayrıca incelenir.

8. Nafaka anlaşması ile mahkeme kararı aynı mıdır?

Değildir. Türkiye Sözleşme’nin 30. maddesi uyarınca nafaka anlaşmalarının tanınması ve icrasına çekince koymuştur.

9. Türkiye’de banka hesabına haciz konulabilir mi?

Uygun takip dayanağı ve kanuni koşullar varsa üçüncü kişideki alacaklara ilişkin İİK m.89 usulü değerlendirilir.

10. Türkiye’de çalışan borçlunun maaşı haczedilebilir mi?

İİK m.83, 355 ve 356 ile nafaka alacağının niteliği ve diğer hacizler dikkate alınarak icra dairesi işlem yapar.

11. Eski taksitler için faiz ve artış nasıl hesaplanır?

Kararın hüküm fıkrası, varsa değişiklik kararı, artış yöntemi, muacceliyet tarihleri, ödeme dekontları ve uygulanabilir kurallar esas alınır.

12. Türkiye’ye gelmeden avukatla işlem yürütülebilir mi?

Usulüne uygun yetkilendirme ve tebligat koşulları sağlanarak Türkiye’deki işlemler avukat aracılığıyla takip edilebilir; tahsil garantisi verilemez.

Resmî hukuk kaynakları ve tamamlayıcı site rehberleri

Avusturya’dan Türkiye’de nafaka tahsil dosyası için hukukî değerlendirme

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerinden Türkiye genelindeki hukuki işlemleri koordine eder. Avusturya’da yaşayan kişiler; nafaka kararının tam metni, birikmiş ödeme cetveli ve Türkiye’deki borçlunun bilinen bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla uzaktan vekâletli hukukî işlem konusunda iletişime geçebilir. Telefon: +90 552 224 43 66. Bu yazı genel bilgilendirmedir; dosya görülmeden kesin sonuç, tahsil garantisi veya sabit işlem süresi vermez.

Yazar: Av. Halil Bakırcı — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin Barosu. Güncelleme: 29 Ekim 2026. Resmî sözleşme metni, Türkiye’nin HCCH beyanları, Avusturya Adalet Bakanlığı ve ilgili Türk mevzuatı esas alınmıştır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    İSTANBUL · MERSİN · ÇEVRİM İÇİ

    Hukuki görüşme talebi

    Konunuzu kısaca paylaşın. Görüşme için tercih ettiğiniz ofisi veya çevrim içi seçeneğini belirtebilirsiniz.

    * İşaretli alanlar zorunludur.




    Mesaj uzunluğu0 / 1000

    Kalan karakter: 1000Boşluklar dahildir.Sınıra yaklaşıyorsunuz.1.000 karakter sınırına ulaştınız.

    Kimlik numarası, banka bilgisi veya hassas belge paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    İlk iletişim tek başına avukatlık ilişkisi kurmaz ve yasal süreleri durdurmaz. Acil süreli konularda telefonla ulaşın.

    Bu Yazıyla İlgili Soru Sor

    Gerçek sorular inceleme ve anonimleştirme sonrasında herkese açık yayımlanabilir ve arama motorlarında görünebilir. İsim, telefon, kimlik numarası, dosya numarası veya özel bilgi paylaşmayın. Bu alan hukuki danışmanlık değildir.

    Gizlilik ve KVKK bilgilendirmesi

    Telefon WhatsApp