B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Avusturya Mahkeme Kararının Türkiye’de Tenfizi: 1989 Sözleşmesi, Belgeler ve İcra (2026)

Kısa ve net cevap: Avusturya’da verilen hukukî veya ticarî mahkeme kararı, 1989 Türkiye–Avusturya Sözleşmesi m.3 ve m.12’deki şartları taşıyorsa Türkiye’de tanıma veya tenfize konu olabilir. Sözleşme m.14/3, kendi kapsamındaki karar ve belgeler için ek onay şartı öngörmez; m.14/2 gereğince yeminli Türkçe tercüme şartı devam eder.

Avusturya’da yaşayan bir kişi veya Avusturyalı bir şirket, Viyana, Graz, Salzburg, Linz ya da Innsbruck mahkemesinden aldığı kararı Türkiye’de kullanmak istediğinde sıradan bir tercüme işlemi çoğu kez hukuki hedefi karşılamaz. Alacaklının Türkiye’de tahsil yapmak, mahkeme önünde kurulmuş bir sulhu icraya koymak veya yabancı kararın kesin hüküm etkisini kabul ettirmek istemesi birbirinden farklıdır.

Türkiye ile Avusturya arasındaki 23 Mayıs 1989 tarihli özel Sözleşme bu alanda doğrudan önem taşır. Bu içerik, m.3 ve m.12’deki temel koşulları, m.14’teki belge listesini ve tasdik istisnasını, m.15’teki sulh hükmünü, Türk mahkemelerinin görev ve yetkisini ve tenfiz sonrası icra adımlarını açıklamaktadır. 29 Ekim 2026 itibarıyla resmî metinler üzerinden incelenmiştir.

Kısa Özet

KonuHukuki dayanak
Uygulama alanı1989 Sözleşmesi m.1
Tanıma koşulları1989 Sözleşmesi m.3–10
Tenfiz ve icra kabiliyeti1989 Sözleşmesi m.12, MÖHUK m.50–57
Tercüme ve apostil/tasdik1989 Sözleşmesi m.14, HMK m.224
Mahkeme önünde sulh1989 Sözleşmesi m.15
Avusturya mahkeme kararının Türkiye'de tenfizi 1989 sözleşmesi ve gerekli belgeler

Türkiye–Avusturya 1989 Sözleşmesi neden kritik?

Avusturya mahkemesinin verdiği bir kararı Türkiye’de sonuç doğuracak şekilde kullanmak isteyen kişinin önce kararın hangi hukuki rejime girdiğini belirlemesi gerekir. Türkiye ile Avusturya arasında 23 Mayıs 1989’da imzalanan Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında Sözleşme, 3727 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Sözleşmenin varlığı, Avusturya kararının Türkiye’de doğrudan icra edileceği anlamına gelmez; iki ülke arasında karşılıklı kabul için özel şartlar getirilmiştir. 5718 sayılı MÖHUK’un 1/2. maddesi de Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutar. Başvuru dilekçesinde yalnızca MÖHUK m.50-59’a dayanmak yerine Avusturya ile akdedilmiş özel sözleşmenin ilgili hükümleri tek tek uygulanmalıdır. Belge ve yetki denetiminin doğru yapılması, hem usul eksikliklerini hem gereksiz apostil istenmesini önler. Özellikle ticari alacak, tazminat ve mahkeme önünde varılan icra edilebilir sulh kararlarında somut sonuç önemlidir.

Hangi Avusturya kararları Sözleşmenin kapsamındadır?

Sözleşme m.1/1, taraf ülkeler mahkemelerinin hukukî ve ticarî konularda çekişmeli veya çekişmesiz yargı usulüyle verdikleri kararları kapsar. Bir ceza davasında mağdurun hukukî talebi üzerine kurulan özel hukuk hükmü de maddede belirtilmiştir. Ancak m.1/2, iflası ve iflası önlemek üzere yapılan sulhu veya benzeri usulü ilgilendiren kararları açıkça dışarıda bırakır. Avusturya’da herhangi bir mahkemece düzenlenmiş belge, bu nedenle kendiliğinden sözleşme kapsamında sayılmaz. Bir para alacağının ödenmesine dair hüküm, şirketin iflasına ilişkin karar, veraset mahkemesinin kararı ve bir tespit hükmü farklı sonuç doğurur. İlk incelemede kararın tamamını almak; hükmün yalnızca icra edilecek bölümünü değil, kararın dayandığı dava türünü ve ilgili tarafları da belirlemek gerekir. Böylece yanlış tanıma veya tenfiz talebi oluşturulması önlenir.

Tanıma ile tenfiz arasındaki fark dosyanın sonucunu değiştirir

Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil niteliğinin kabul edilmesiyle ilgilidir. Tenfiz ise borçludan para tahsili veya başka bir edim istenmesi gibi icra edilecek hükümlerin yerine getirilmesini sağlar. MÖHUK m.50 yabancı ilamın Türkiye’de icrası için tenfiz kararını esas alırken m.58 tanımaya ilişkin kuralları düzenler. İkili Sözleşmenin m.3 hükmü tanımanın koşullarını, m.12 ise tanınma koşullarına ek olarak karar devletinde icra kabiliyeti bulunmasını arar. Viyana mahkemesinin bir borç ilişkisinin mevcut olduğuna dair tespit yapmasıyla belirli meblağın ödenmesine karar vermesi arasında bu nedenle fark vardır. Başvurunun sonuç kısmında talep edilen hukuki etkinin doğru belirtilmesi önemlidir. Yanlışlıkla yalnızca tanıma istenmesi, Türkiye’de para tahsili hedeflenen dosyada ihtiyacı karşılamayabilir. Tersine, icra edilebilir bir eda hükmü taşımayan yabancı karara sırf tenfiz etiketi koymak, hükmün niteliğini değiştirmez.

Kesinleşme ve icra edilebilirlik birlikte nasıl kanıtlanır?

İkili Sözleşme m.3/1, tanınacak yabancı kararın verildiği devlette kesinleşmiş olmasını arar. M.12 uyarınca tenfiz için bundan ayrı olarak Avusturya hukukunda icra kabiliyetinin bulunması gerekir. Bunlar iki ayrı hukuki unsurdur. Karar metninin tam nüshasıyla birlikte kesinleşme ve icra edilebilirlik şerhi veya belgesi alınmalıdır. Avusturya kararının yalnızca elektronik suretini göndermek, her durumda m.14’ün belgelendirme koşullarının yerine getirildiğini kanıtlamaz. Almanca şerhte hangi ibarenin kesinleşmeyi, hangisinin icra edilebilirliği anlattığının çeviride korunması gerekir. Kararda farklı borçlular, farklı hüküm fıkraları veya kısmi kesinleşme varsa durum ayrıca açıklanmalıdır. Türkiye’de aynı alacak hakkında başlamış bir işlem olup olmadığının incelenmesi de dosya hazırlığının parçasıdır. Yabancı ilamın kesinleşme tarihi, Sözleşmenin zamana ilişkin m.17 hükmü bakımından da değerlidir.

Avusturya mahkemesi uluslararası bakımdan yetkili olmalı

Sözleşme m.3/2, kararı veren mahkemenin m.6 ila m.9 hükümleri uyarınca yetkili olmasını şart koşar. M.6’da davalının Avusturya’daki ikametgâhı veya mutad meskeni, ticari işletmesinin faaliyeti, usulüne uygun yetki anlaşması, yetkiye itiraz etmeksizin esasa girilmesi, bazı sözleşmelerin ifa yeri, iş sözleşmesi, haksız fiil ve nafaka talebi gibi yetki bağları açıklanır. Yetki anlaşması bakımından yazılı olma veya yazılı teyit kuralı ayrıca önemlidir. Bir Türk şirketinin Viyana mahkemesinde davalı olarak yer alması tek başına ne yetkiyi kesin kurar ne de kesin ortadan kaldırır; bağlantının hangisi olduğu incelenir. M.7 kişi hâli ve aile işlerine, m.8 karar devletinde bulunan taşınmaz aynına ve m.9 belirli taşınır tereke işlemlerine ilişkindir. Bu sebeple ticari karar için hazırlanan bir inceleme şablonu, mirasın paylaşımına veya Türkiye’deki taşınmazın mülkiyetine dair karara aynen uygulanamaz.

Türkiye’de ret sebepleri ve kamu düzeni sınırı

Sözleşme m.4, tanımanın reddedilebileceği durumları düzenler. Kararın talepte bulunulan devletin kamu düzeniyle açıkça bağdaşmaması, Türkiye’de aynı taraflar ve aynı konuya ilişkin daha önce açılmış bir davanın sürmesi veya Türkiye’de aynı taraflar ve konu hakkında kesinleşmiş kararla çatışma bulunması bunlar arasındadır. Davalının kararın verildiği davada bulunmaması ve savunması için zamanında bilgilendirilmemiş olması da m.4/2’de özel olarak ele alınır. Bu hükümleri kararın esasını yeniden tartışmanın aracı olarak kullanmak mümkün değildir. Sözleşme m.10, tanıma incelemesinin belirli şartlar ve engellerle sınırlı olduğunu belirtir. Avusturya mahkemesinin maddi değerlendirmesine katılmamak tek başına yeni bir alacak davası açılmasını haklı çıkarmaz. Kamu düzeni engelinin uygulanabilmesi için somut ve açık bir aykırılığın gösterilmesi gerekir. Türkiye’deki derdestlik ve kesin hüküm incelemesi yapılmadan dilekçe hazırlanması, ciddi usul riski doğurur.

1989 Sözleşmesi m.14’e göre belgelerin eksiksiz hazırlanması

Tenfiz isteyen tarafın sunacağı belge grupları Sözleşme m.14/1’de belirlenmiştir. İlk belge, kararın tamamını içeren bir örnektir. İkinci belge, kararın Avusturya’da kesinleştiğini ve Avusturya hukukuna göre icra kabiliyeti bulunduğunu gösteren belge veya şerhtir. Üçüncü belge, davalı kararın verildiği davaya katılmamışsa dava açıldığının kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini gösteren kanıttır. Başvuruda yalnızca kararın son sayfasını veya borç miktarını gösteren ekran görüntüsünü sunmak bu listenin yerine geçmez. M.14/2 uyarınca belgelerin Türkçeye çevrilmesi ve çevirinin doğruluğunun Türkiye veya Avusturya’da yeminli tercüman tarafından onaylanması gerekir. Özellikle faiz başlangıcı, farklı para birimi, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri gibi hüküm fıkrası kalemleri tercümede eksiksiz yer almalıdır. Dava dosya numarası, taraf adları ve hüküm tarihiyle tercüme belgesinin birbirini tutması ayrıca kontrol edilmelidir.

Apostil zorunluluğu ile Sözleşme m.14/3 istisnası karıştırılmamalı

Sözleşme m.14/3, bu maddede anılan belgelerin başka bir onay veya şekil şartına tabi olmadığını açıkça belirtir. HMK m.224/2 de Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin yabancı resmî belgelerin tasdikiyle ilgili hükümlerini saklı tutar. Dolayısıyla 1989 Sözleşmesi kapsamındaki mahkeme kararı, kesinleşme belgesi ve ilgili tebligat evrakı için genel yabancı belge tasdik kurallarını otomatik olarak tekrarlamak doğru değildir. Buna karşılık m.14/3 istisnası her Avusturya noter senedine, özel sözleşmeye, vekâletnameye veya nüfus belgesine yayılmaz. O belgelerin Türkiye’de kullanımı, kendi hukuki statülerine ve varsa özel sözleşmelerine göre ayrıca incelenir. Sözleşmenin Türkçe tercümeyi arayan m.14/2 hükmü de muafiyet nedeniyle ortadan kalkmaz. Bu ayrım, hem gereksiz işlem masrafını hem de yanlış belgeyle dava açılmasını önler. Mahkemeye sunulacak dilekçede muafiyetin dayanağı genel bir iddia yerine doğrudan m.14/3 olarak belirtilmelidir.

Avusturya’da gıyapta verilen hükümlerde tebligat delili

Davalı, Avusturya yargılamasına katılmadan hakkında karar verilmişse sözleşme m.4/2 ile m.14/1 birlikte incelenir. Buradaki sorun sadece tarafın duruşmada fiziksel olarak bulunmaması değildir; davayı öğrenmesi ve savunmasını hazırlaması için zamanında bilgilendirilip bilgilendirilmediğidir. Avusturya’da yapılan tebligatın teslim tutanağı, uluslararası tebligat evrakı, dava açıldığının bildirildiği tarih ve temsil durumuna ilişkin kayıtlar dosyada yer almalıdır. Gıyap kararı alınmış olması başlı başına tüm tanıma imkânını kaldırmaz; m.4/2’deki şart gerçekleşirse ret gündeme gelir. Başvuruda bu vakıayı görmezden gelmek yerine tebligat zinciri ayrıntılı biçimde gösterilmelidir. Türk mahkemesi, Avusturya’daki davanın bütün delillerini yeniden tartışmak için değil, sözleşmede gösterilen usuli korumaların sağlanıp sağlanmadığını anlamak için bu belgelere bakar. Savunma hakkının ihlali somut işlem ve tarihler üzerinden değerlendirilmelidir.

Türkiye’de görev, yetki ve başvuru usulü

Sözleşme m.11, tanıma ve tenfiz usulünün talepte bulunulan devletin hukukuna tabi olduğunu ve talebin o devletin yetkili mahkemesine doğrudan yöneltilebileceğini düzenler. MÖHUK m.51’e göre görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Yetki ise kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer; bu bağlar da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri olarak gösterilir. MÖHUK m.52, tenfiz talebinin dilekçeyle yapılmasını ve karşı taraf sayısı kadar örnek eklenmesini belirtir. Dosyanın ticari, aile veya başka bir özel görev alanına ilişkin olup olmadığı ayrıca incelenmelidir. Alacaklının Mersin’de avukatla çalışması, davayı mutlaka Mersin’de açabileceği anlamına gelmez. Dava yerini belirleyen kanuni kriterlerdir. Avusturya’da yaşayan kişi usulüne uygun vekâletnameyle Türkiye’de temsil edilebilir; bunun için kullanılan vekâletnamenin şekli ve kapsamı da doğru hazırlanmalıdır.

Avusturya mahkemesi önünde yapılan sulh ayrı düzenlenmiştir

İkili Sözleşme m.15, hukukî ve ticarî işlerde Avusturya mahkemesi önünde yapılan sulhun Avusturya’da icra edilebilir olması şartıyla Türkiye’de mahkeme kararı gibi tanınıp tenfiz edilebilmesini düzenler. Bu hüküm m.11 ila m.14’ün kıyasen uygulanacağını belirtir. Ayrıca m.15/3, talepte bulunulan mahkemenin gerekli belgelerin sunulması ve kamu düzeniyle açık çelişki bulunup bulunmadığını incelemekle sınırlı olduğunu ifade eder. Buradan bütün özel uzlaşma metinlerinin, mahkeme dışı ödeme protokollerinin veya e-posta anlaşmalarının kendiliğinden tenfiz edilebildiği sonucu çıkmaz. Belgenin mahkeme önünde sulh niteliği ve verildiği devlette icra edilebilirliği kanıtlanmalıdır. Avusturya’da yapılan ve taraflarca imzalanan sıradan özel sözleşmeyle icra edilebilir mahkeme sulhunun aynı sayılması, Türkiye’de yanlış hukuki yola girilmesine yol açar. Belgenin resmi adı kadar içerdiği usulî statü önemlidir.

Miras, taşınmaz, aile ve iflas kararlarında genel örnek yeterli değildir

İkili Sözleşme m.5/2, kararın talepte bulunulan devlet vatandaşının evlilik, kişi hâlleri, evlilik mal rejimi, ehliyet, kanuni temsil, gaiplik veya mirasıyla ilgili olması halinde uygulanacak hukuka ilişkin özel bir ret durumu öngörür. M.8 taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin davalarda karar devletinin yetkisini düzenler. M.9 taşınır tereke işlerindeki vatandaşlık bağını ele alır. Türkiye’deki taşınmazların aynına ilişkin hükümler Türk milletlerarası yetki ve uygulanacak hukuk kurallarıyla birlikte ayrıca incelenmelidir. İflas ve benzeri usul kararları m.1/2 gereğince bu Sözleşmenin kapsamı dışındadır. Bu sebeple Avusturya mahkemesince verilen veraset kararı, çekişmeli boşanma kararı ve ticari ödeme hükmü için aynı sonuç cümlesini kurmak doğru değildir. Dosyanın konuya özgü yetki ve belge düzeni gösterilmelidir. Mirasçılık belgesiyle ilgili ayrıntılar sitenin ayrı Avusturya miras rehberinde ele alınmıştır.

Türkiye’de icraya geçiş ve karar kalemlerinin belirlenmesi

MÖHUK m.57/1, tenfizine karar verilmiş yabancı ilamların Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunmasını öngörür. Bu aşamaya geçilmeden önce Avusturya kararının hüküm fıkrasındaki para alacağı, faiz, yargılama gideri ve başka edimler ayrı ayrı tespit edilir. Birden fazla borçlu bulunuyorsa hangi kişinin hangi tutardan sorumlu olduğunun karar metniyle karşılaştırılması gerekir. Hükmün kapsamını aşan yeni bir talep tenfiz dilekçesine eklenmemelidir. Türkiye’de borçlunun banka hesaplarına, taşınmazına veya üçüncü kişilerdeki alacaklarına yönelik icra tedbirleri, tenfiz sonrasında Türk icra hukuku çerçevesinde değerlendirilir. Tenfiz kararı aleyhine başvurulan kanun yolunun icraya etkisi bakımından MÖHUK m.57/2 ayrıca göz önünde bulundurulur. Alacağın Euro ile hüküm altına alınmış olması, dövizli alacak ve takip hukukuna ilişkin kuralların ayrıca değerlendirilmesi ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Eksiksiz tercüme burada doğrudan tahsil sürecini etkiler.

Viyana’dan Türkiye’de icra isteyen kişi hangi sırayı izlemeli?

İlk olarak Avusturya mahkemesinin kararının tam nüshası, dosya numarası ve taraf bilgileri toplanır. İkinci adımda kararın 1989 Sözleşmesi m.1 kapsamına girip girmediği ve m.17’nin zaman bakımından uygulanma şartını taşıyıp taşımadığı incelenir. Üçüncü adımda m.3 ve m.6-9 yönünden kesinleşme ile dolaylı yetki; m.12 yönünden icra kabiliyeti kontrol edilir. Dördüncü adımda m.14’teki karar, şerh, gerekliyse tebligat ve yeminli tercüme belgeleri hazırlanır. Beşinci adımda m.4’teki ret sebepleri bakımından Türkiye’de aynı taraf ve konuya ilişkin dava veya kesin karar olup olmadığı araştırılır. Son olarak MÖHUK m.51-53 uyarınca usule uygun başvuru yapılır. Tenfizden sonra kararın kapsamını aşmadan Türkiye’de icra süreci planlanır. Bu sıralama, mahkeme kararını yalnızca tercüme ettirmekle Türkiye’de doğrudan takibe koymak arasındaki farkı ortaya koyar.

Üç uygulama senaryosunda hukuki yolun farklılaşması

Birinci örnekte Viyana mahkemesi bir ticari sözleşmeye dayalı para alacağı hakkında kesinleşmiş ve Avusturya’da icra edilebilir bir hüküm vermiştir. Borçlunun Türkiye’de bulunduğu öğrenildiğinde m.3, m.6, m.12 ve m.14 sistematik biçimde uygulanmalıdır. İkinci örnekte Avusturya mahkemesi önünde taraflar icra edilebilir sulhe varmıştır. Bu olayda m.15’in özel rejimi ve belge şartları öne çıkar. Üçüncü örnekte hüküm, Türkiye’deki bir taşınmazın miras yoluyla geçişine ilişkindir. M.5/2 ile m.8’in yanı sıra Türk taşınmaz hukukuna ilişkin kanunlar ihtilafı ve yetki sınırları devreye girer. Aynı ülke bağlantısının üç dosyaya da aynı cevabı vermediği bu karşılaştırmadan anlaşılır. Önemli olan Avusturya’da yaşayan kişinin uyruğu veya yaşadığı kent tek başına değil, kararın hukuki niteliği ve Türkiye’de istenen sonuçtur.

Avusturya’da ikamet ederken Türkiye’de avukatla dosya yürütme

Avusturya’da yaşayan gerçek kişiler ve şirket temsilcileri, Türkiye’deki süreçlerini usulüne uygun verilmiş vekâletnameyle takip ettirebilir. Türk dış temsilciliğinde verilen vekâletname ile Avusturya noterince düzenlenen belge aynı şekil rejimine tabi değildir. Dışişleri Bakanlığının konsolosluk açıklamaları uyarınca yabancı noter belgelerinde gerekli tasdik ve belgenin türüne ilişkin koşullar ayrıca değerlendirilir. 1989 Sözleşmesi m.14/3’ün mahkeme kararına ilişkin özel tasdik istisnası, ayrı bir avukat vekâletnamesinin biçim şartlarını genel olarak kaldırmaz. Vekil, yabancı kararın tam metnini ve şerhlerini inceleyerek tenfiz talebini, mahkeme yetkisini ve belgelerin tercümesini dosyaya göre belirler. Büro, Mersin’deki fiziksel ofisinden Türkiye genelindeki dosyaları koordine eder; davanın nerede açılacağı yine kanuni görev ve yetki kurallarına göre belirlenir. Davanın sonucu ya da tamamlanma süresi için önceden garanti verilemez.

Konuyla ilgili site içi okumalar

Resmî kaynaklar ve kanun bağlantıları

Sık Sorulan Sorular

Avusturya mahkeme kararı Türkiye’de doğrudan icra edilebilir mi?

Hayır. Türkiye’de ilamlı icra için 1989 Sözleşmesi m.12 ve MÖHUK m.50-57 kapsamında tenfiz gerekliliği değerlendirilir.

1989 Sözleşmesi hangi kararlara uygulanır?

Sözleşme m.1 hukukî ve ticarî mahkeme kararlarını kapsar; iflas ve benzeri usul kararlarını açıkça hariç tutar.

Kararın kesinleştiği nasıl kanıtlanır?

Sözleşme m.14/1 uyarınca kararın tam örneği ile kesinleşme ve icra kabiliyeti şerhi ya da bunu gösteren belge sunulur.

Apostil mutlaka zorunlu mudur?

Sözleşme m.14/3, bu kapsamdaki belgelere ek onay veya şekil şartı aranmayacağını düzenler; bu muafiyet bütün Avusturya belgelerine yayılmaz.

Almanca karar Türkçeye çevrilir mi?

Evet. Sözleşme m.14/2, yeminli tercüman tarafından doğruluğu onaylanmış Türkçe tercüme ister.

Gıyapta alınan kararın tanınması mümkün müdür?

Sözleşme m.4/2 savunma için zamanında bilgilendirme şartını, m.14/1 ise uygun tebligat belgesini düzenler.

Avusturya mahkemesinin yetkisi neye göre saptanır?

Sözleşme m.3/2 ve m.6-9’da gösterilen bağlantılara göre incelenir.

Borçlu Türkiye’de yaşıyorsa nereye başvurulur?

MÖHUK m.51’deki yerleşim yeri ve diğer yetki ölçütleri esas alınır; görevli mahkeme aynı maddeye göre belirlenir.

Mahkeme önünde sulh da tenfiz edilebilir mi?

Sözleşme m.15, karar devletinde icra edilebilir mahkeme sulhları için özel düzenleme içerir.

Avusturya iflas kararı bu Sözleşmeye girer mi?

Hayır. 1989 Sözleşmesi m.1/2 kapsam dışılığı açıkça düzenler.

Tanıma ile tenfiz aynı işlem midir?

Hayır. Tanıma kesin hüküm veya kesin delil etkisiyle, tenfiz eda hükmünün Türkiye’de icrasıyla ilgilidir.

Türkiye’de aynı konuda kesinleşmiş karar varsa ne olur?

1989 Sözleşmesi m.4/1-c aynı taraflar ve konu bakımından çelişen kesin hükmü ret sebebi sayar.

Yazar: Av. Halil Bakırcı — Mersin Barosu Sicil No: 3472. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu.

Türkiye genelindeki dava, icra ve danışmanlık süreçleri Mersin’deki ofisimizden yönetilir ve koordine edilir. İletişim bilgileri ve +90 552 224 43 66 üzerinden belge incelemesi için başvurabilirsiniz. Sonuç veya süre garantisi verilmez; uygulanacak yol dosyanın belgeleri ve hukuki niteliğine göre belirlenir.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    İSTANBUL · MERSİN · ÇEVRİM İÇİ

    Hukuki görüşme talebi

    Konunuzu kısaca paylaşın. Görüşme için tercih ettiğiniz ofisi veya çevrim içi seçeneğini belirtebilirsiniz.

    * İşaretli alanlar zorunludur.




    Mesaj uzunluğu0 / 1000

    Kalan karakter: 1000Boşluklar dahildir.Sınıra yaklaşıyorsunuz.1.000 karakter sınırına ulaştınız.

    Kimlik numarası, banka bilgisi veya hassas belge paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    İlk iletişim tek başına avukatlık ilişkisi kurmaz ve yasal süreleri durdurmaz. Acil süreli konularda telefonla ulaşın.

    Bu Yazıyla İlgili Soru Sor

    Gerçek sorular yönetici incelemesinden sonra anonim olarak yayımlanabilir. İsim, telefon, kimlik numarası, dosya numarası veya özel bilgi paylaşmayın. Bu alan hukuki danışmanlık değildir.

    Gizlilik ve KVKK bilgilendirmesi

    Telefon WhatsApp