B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Avusturya’dan Türkiye’ye Getirilen Çocuğun İadesi: 1980 Lahey m.12–13 ve 5717 Sayılı Kanun | 2026

Kısa ve net cevap: Avusturya’da mutat meskeni bulunan 16 yaşından küçük çocuğun velayet hakkı ihlal edilerek Türkiye’ye getirilmesi veya burada alıkonulması, koşulları varsa 1980 Lahey Sözleşmesi m.3, m.4 ve m.12 çerçevesinde iade başvurusuna konu olur. 5717 sayılı Kanun m.4–7 merkezî makam, savcılık ve aile mahkemesi yolunu düzenler. Lahey m.13 sınırlı iade istisnaları öngörür. Bir yıl geçmesi iade hakkını otomatik sona erdirmez; m.12 yeni çevreye yerleşme istisnasını ayrıca düzenler. İade davası, kalıcı velayetin esasını belirleyen dava değildir.

Avusturya’da yaşayan ebeveynler bakımından çocuğun Türkiye’ye izinsiz götürülmesi veya dönüşte alıkonulmasına ilişkin özel hukuk ve usul rehberi. Güncelleme: 29 Ekim 2026.

Kısa Özet
SorunHukukî dayanak
Hukuka aykırı götürme ve alıkoyma1980 Lahey m.3
16 yaş sınırıLahey m.4, 5717 m.3
Başvuru ve merkezî makamLahey m.8, 5717 m.4–7
Bir yıllık süre ve yerleşme istisnasıLahey m.12
İade reddi koşullarıLahey m.13
Türk aile mahkemesi5717 m.6–9
Velayet ve iade ayrımıLahey m.19, 5717 m.12–15
Avusturya’dan Türkiye’ye getirilen veya alıkonulan çocuğun 1980 Lahey Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun uyarınca iadesi
Avusturya’da mutat meskeni bulunan çocuğun Türkiye’ye iadesi, velayetin esasından ayrı özel usule tâbidir.

1. Avusturya’dan Türkiye’ye getirilen çocukta ilk hukuki soru nedir?

Avusturya’da yaşayan çocuğun anne veya babası tarafından Türkiye’ye getirilmesi her durumda uluslararası çocuk kaçırma sayılmaz. Hukuki soru, çocuğun yerinin değiştirilmesinden veya geri döndürülmemesinden hemen önceki mutat meskeninin nerede olduğu, o tarihte kimlerin velayet hakkına sahip bulunduğu ve bu hakkın fiilen kullanılıp kullanılmadığıdır. 25 Ekim 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi, bu unsurları 3. maddesinde düzenler. Türkiye’deki yargılamanın amacı kural olarak hangi ebeveynin kalıcı velayeti hak ettiğini yeniden belirlemek değil, çocuğun hukuka aykırı götürülme veya alıkonulma olayının sonuçlarını gidermektir. Avusturya’da düzenlenmiş Obsorge kararı önemli delil olabilir; fakat fiilen kullanılan ortak velayet veya kanundan doğan bakım hakkı da incelenmelidir. Çocuğun pasaportunun Türk olması, Türkiye’ye girişinin sınırda hukuken geçerli bulunması veya ebeveynin Türk vatandaşı olması, 1980 Sözleşmesi’nin şartlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Başvuru öncesinde yer değiştirme ve geri dönmeme tarihleri ayrı ayrı kaydedilmelidir.

2. 1980 Lahey Sözleşmesi hangi tarihten beri iki ülkede yürürlükte?

Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansının resmî taraf devlet tablosuna göre 1980 Çocuk Kaçırma Sözleşmesi Avusturya için 1 Ekim 1988, Türkiye için 1 Ağustos 2000 tarihinden beri yürürlüktedir. Türkiye, uluslararası çocuk iadesi işlerinde bu sözleşmenin uygulanmasına ilişkin 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanunu 22 Kasım 2007’de kabul etmiştir. Böylece iki ülke arasındaki ilgili çocuk iadesi taleplerinde uluslararası sözleşme ile Türk iç usul kanunu birlikte değerlendirilir. AB içi Brüksel IIb Tüzüğü Türkiye’ye doğrudan uygulanacak sözleşme değildir; Avusturya ile Türkiye arasındaki iadede 1980 Lahey mekanizması ve 5717 sayılı Kanun önemlidir. Aynı aile için daha önce 1996 Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi kapsamında velayet tedbiri verilmiş olması, iade başvurusuyla farklı soruları gündeme getirir. Sözleşmenin ve Türk kanununun yürürlük tarihi, olayın gerçekleştiği zaman ve taraf devlet statüsü somut dosyada teyit edilmelidir.

3. Lahey m.3: hukuka aykırı götürme ile alıkoyma nasıl belirlenir?

1980 Lahey Sözleşmesi’nin 3. maddesi iki şartı birlikte arar: yer değiştirme veya alıkoyma, çocuğun hemen önceki mutat meskeni devletinin hukukuna göre var olan velayet hakkını ihlal etmelidir; ayrıca bu hak o sırada gerçekten kullanılmakta olmalı veya engel olmasaydı kullanılabilecek durumda bulunmalıdır. Velayet hakkı kanundan, mahkeme veya idari karardan ya da ilgili ülkede hukuki geçerliliği bulunan anlaşmadan doğabilir. Bu nedenle Avusturya’da hiç mahkeme kararı verilmemiş olması, başvuran ebeveynin hiçbir hakkı bulunmadığını kanıtlamaz. Öte yandan yalnız biyolojik ebeveyn olmak da bütün somut koşullarda otomatik iade hakkı demek değildir; hakların türü ve fiilî kullanım incelenir. Çocuğun Türkiye’ye kısa süreli tatil için getirilmesine izin verilmiş, fakat kararlaştırılan dönüş tarihinde geri götürülmemiş olması, hukuka aykırı alıkoyma bakımından ayrı başlangıç tarihi doğurabilir. İzinsiz götürme ile izin verilen seyahatten sonra geri dönmeme olgularının belge ve zaman çizelgesi birbirine karıştırılmamalıdır.

4. 1980 Lahey m.4 ve 5717 m.3: 16 yaş sınırı

1980 Lahey Sözleşmesi’nin 4. maddesi, çocuğun 16 yaşını tamamlamasıyla sözleşmenin uygulanmasının sona erdiğini düzenler. Türk 5717 sayılı Kanun m.3/1-c de çocuk kavramını 16 yaşını tamamlamamış kişi olarak tanımlar. Bu sınır, başka hukuk dallarındaki 18 yaş erginlik veya 1996 Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi’nin 18 yaş kapsamıyla karıştırılmamalıdır. Bir çocuk 15 yaşındayken Türkiye’ye getirilmiş, başvuru sürecinde 16 yaşını tamamlamışsa uluslararası iade mekanizmasının kapsam ve işlem zamanlaması ayrıca önem kazanır. Her çocuğun 18 yaşından küçük oluşu, 1980 Sözleşmesi kapsamındaki iadeyi otomatik sağlar denilemez. Buna karşılık 16 yaşından büyük çocukla ilgili velayet, kişisel ilişki ve korunma uyuşmazlıklarının tamamen hukuki koruma dışında kaldığı da doğru değildir; bu durumlarda uygun başka mevzuat ve uluslararası düzenlemeler gündeme gelebilir. İade başvurusunda çocuğun doğum belgesi ve güncel kimlik bilgileri eksiksiz kaydedilmelidir.

5. Mutat mesken: Avusturya’daki okul ve hayat düzeni neyi gösterir?

1980 Lahey Sözleşmesi’nin 3. maddesinde geçen mutat mesken, yalnız nüfus kaydındaki adres veya vatandaşlık belgesinden ibaret değildir. Çocuğun fiilen yaşadığı ülke, devam ettiği okul veya kreş, sağlık ve sosyal çevresi, ebeveynleriyle günlük yaşamının merkezi ve yer değiştirmenin niteliği delil kapsamında incelenebilir. Avusturya’da birkaç yıl yaşayan bir çocuk için mevcut okul kayıtları ve düzenli ikamet önemli olgular olabilir. Ancak belirli bir belgenin tek başına bütün koşullarda kesin mutat mesken delili olduğunu söylemek doğru değildir. Türkiye’ye taşınma öncesinde ebeveynlerin ortak ve geçerli bir yerleşme kararı bulunup bulunmadığı da uyuşmazlığı etkiler. Türkiye’de kalış süresinin uzaması, hukuka aykırı götürme olayını otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez; Sözleşme m.12 kapsamında yerleşme iddiası ayrıca belirli şartlarda incelenir. Başvuru dosyasında Avusturya ikamet, okul, aile yaşamı ve dönüş planı kayıtları tarih sırasıyla gösterilmelidir.

6. Lahey m.8 ve 5717 m.7: başvuru hangi merkezî makama yapılır?

1980 Lahey Sözleşmesi’nin 8. maddesi, çocuğun hukuka aykırı şekilde başka ülkeye götürüldüğünü veya alıkonulduğunu ileri süren kişinin çocuğun mutat meskeni devletinin merkezî makamına ya da başka bir taraf devletin merkezî makamına başvurabilmesini düzenler. Türk 5717 sayılı Kanun’un 7. maddesi de ilgili başvuru yollarını açıkça belirtir. Avusturya’da yaşayan ebeveyn için Avusturya’daki yetkili merkezî makam ve Türkiye’deki Adalet Bakanlığı merkezî makam mekanizması bu nedenle önemlidir. Başvuruda çocuğun ve ilgili kişilerin kimlikleri, doğum tarihi, yer değiştirmenin sebebi ve tarihi, velayet hakkının kaynağı ve çocuğun bulunduğu yer hakkında mevcut bilgiler sunulmalıdır. Çocuğun tam adresi bilinmiyorsa bunun açıkça yazılması gerekir; ancak adres bilinmemesi her durumda başvurunun reddedileceği anlamına gelmez. Sözleşmenin merkezî makam iş birliği, çocuğun yerinin araştırılması ve gerekli koruma tedbirlerinin alınması için de tasarlanmıştır. Dava konusu talep iade mi, şahsi ilişki mi ayrı belirlenmelidir.

7. 5717 m.4–5: Adalet Bakanlığı ve Cumhuriyet başsavcılığı

5717 sayılı Kanun m.3/1-a, Türkiye’de merkezî makamı Adalet Bakanlığı olarak tanımlar. Kanunun 4. maddesi, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yerine getirilmesini ve merkezî makamın idarî ve adlî işlemleri başvurucu adına yapabilmesini düzenler. 5. madde ise çocuğun bulunduğu yerin tespiti, korunması, gönüllü iade ve uzlaşma olanağının araştırılması gibi görevleri sayar. Bu yapı nedeniyle Avusturya’da bulunan ebeveynin doğrudan herhangi bir Türk karakoluna boş bir dilekçe bırakmasının bütün uluslararası iade prosedürünü tamamladığı varsayılamaz. Başvurunun ilgili merkezî makam ve yerel adlî mekanizma içinde yürütülmesi gerekir. Somut dosyada çocuğun yerinin araştırılması için kolluk ve diğer ilgili kurumlarla iş birliği yapılabilir. Türk hukukunda yargısal iade talebi, özel usul ve görevli aile mahkemesi çerçevesinde değerlendirilir. Çocuğun güvenliği bakımından acil tedbir ihtiyacı bulunuyorsa bu ayrı ve öncelikli başlık olarak bildirilmelidir.

8. 5717 m.6 ve m.7/2: aile mahkemesi ve dava açılması

5717 sayılı Kanun’un 6. maddesi, uluslararası çocuk iadesine ilişkin dava ve işlerde aile mahkemesini görevli kılar; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ilgili özel usul uygulanır. Yetkili mahkeme, başvuru sırasında çocuğun hâlen oturduğu veya kanundaki geçici koruma tedbirine göre bulunduğu yerle ilişkilendirilir. 7. maddenin ikinci fıkrası ise çocuğun iadesine ilişkin davanın merkezî makam adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığınca açılmasını düzenler. Dolayısıyla her genel velayet davasını Lahey iade davası olarak adlandırmak usulü yanlış gösterir. İade talebine dayanak velayet hakkı, çocuğun Avusturya’daki mutat meskeni ve hak ihlali mahkeme dosyasında açıklanır. Başvurucu avukat yardımıyla belgeleri hazırlayabilir, mahkeme önündeki haklarını takip edebilir; ancak 5717’nin öngördüğü merkezî makam ve dava açma usulü böylece ortadan kalkmaz. Hangi savcılığın ve hangi aile mahkemesinin işlem yapacağı somut olayda çocuğun bulunduğu yere göre belirlenir.

9. 5717 m.7/3: merkezî makam belgelerinde tasdik aranır mı?

5717 sayılı Kanun’un 7. maddesinin üçüncü fıkrası, merkezî makam tarafından gönderilen belgelerde tasdik aranmayacağını açıkça düzenler. Bu hüküm nedeniyle Avusturya’dan Türkiye’ye 1980 Sözleşmesi kapsamında merkezî makam yoluyla aktarılan her evrakta ayrıca apostil zorunluluğu bulunduğunu ileri sürmek doğru değildir. Fakat bu istisna, başvurucunun internet üzerinden gönderdiği her gayriresmî kopyanın hiçbir kimlik ve içerik denetimine tâbi olmadan kabul edileceği anlamına gelmez. Hangi belgelerin resmî makam tarafından gönderildiği, hangilerinin özel kişi tarafından doğrudan sunulduğu ve hangi usule tâbi olduğu ayrıştırılır. Avusturya’daki Obsorge kararının tam metni ve varsa yetki veya anlaşma belgeleri dosyada anlaşılır biçimde yer almalıdır. Belgelerin tercümesi, içeriğin doğru anlaşılması ve kararın güncel oluşu ayrı inceleme konusudur. Çocuğun doğum tarihi ve kişisel verilerinin doğrulanması da başvurunun niteliği gereğidir. Tasdik muafiyetiyle hukuki geçerliliğin kendiliğinden kabulü aynı şey değildir.

10. Lahey m.11: altı hafta otomatik iade süresi değildir

1980 Lahey Sözleşmesi’nin 11. maddesi, iade süreçlerinde yetkili makamların süratle hareket etmesini öngörür. Başlangıçtan itibaren altı hafta içinde karar verilmemesi hâlinde başvurucunun veya merkezî makamın gecikmenin nedenlerine ilişkin açıklama isteyebilmesini düzenler. Bu hüküm, mahkemenin altı hafta sonunda çocuğu koşulsuz iade etmiş sayılacağı veya tüm dosyaların kesin olarak altı haftada biteceği anlamına gelmez. Türk 5717 sayılı Kanun m.9 da basit yargılama usulüne göre öncelikli ve acele incelemeyi öngörür. İade dosyasında yapılacak tebligatlar, velayet hakkının kanıtı, çocuğun dinlenmesi ve ileri sürülen istisnaların araştırılması zaman gerektirebilir. Başvuru ilerlemesini takip ederken merkezî makam dosya numarası, mahkeme esas numarası ve ilgili yazışmaların tarihi kayda geçirilmelidir. Süreye ilişkin yanlış beklenti, özellikle iade başvurusunun eksik evrakla sunulmasında gerçek hak kaybını gizleyebilir. Kanuni hız ilkesi ile kesin karar garantisi birbirinden ayrıdır.

11. Lahey m.12: bir yıl dolduğunda iade hakkı biter mi?

1980 Lahey Sözleşmesi’nin 12. maddesi bir yıldan kısa sürede başlatılan davalarda hukuka aykırı götürülmüş veya alıkonulmuş çocuğun derhâl iadesi kuralını düzenler. Ancak maddenin devamı, bir yılın geçmesinden sonra da iadenin emredilmesini öngörür; yalnız çocuğun yeni çevresine artık yerleştiği ispatlanmışsa ilgili istisna gündeme gelir. Bu nedenle “bir yıl geçti, artık Lahey iade davası açılamaz” şeklindeki mutlak ifade sözleşme metnine aykırıdır. Bir yıllık sürenin başlangıcında hukuka aykırı götürmenin mi yoksa izinli seyahatten sonra alıkoymanın mı gerçekleştiği doğru belirlenmelidir. Çocuğun yeni çevresine yerleştiği iddiası yalnız takvim hesabından çıkmaz; gerçek yaşam koşulları ve dosyadaki deliller incelenir. Sözleşmenin 13. maddesindeki diğer ret sebepleri ise bir yıldan bağımsız olarak ayrıca tartışılabilir. Başvuru ve fiilî olay tarihleri karıştırılmadan kronoloji hazırlanmalıdır. Uzun süre beklemek alacaklı veya ebeveyn açısından ispatı güçleştirebilir; bu nedenle koruma amacıyla erken hareket önemlidir.

12. Lahey m.13/a: diğer ebeveynin izni veya sonradan kabulü

1980 Lahey Sözleşmesi’nin 13/a maddesi, velayet hakkı sahibinin yer değişikliği sırasında hakkını fiilen kullanmadığı ya da çocuğun götürülmesine önceden rıza gösterdiği veya sonradan bu durumu kabul ettiği ispatlanırsa iadenin emredilmemesine izin veren özel bir sebeptir. Ancak Avusturya’dan Türkiye’ye kısa süreli tatil için verilen onay, her olayda kalıcı ikamet değişikliğine sınırsız rıza olarak yorumlanamaz. İzin belgesinin kapsamı, tarihleri, çocuğun nerede ne kadar kalacağına ilişkin anlaşma ve sonradan yapılan iletişimler araştırılır. Mesajlar ve banka veya uçuş kayıtları tek başına otomatik bir sonucu garanti etmez; ilgili rıza veya kabulün gerçekten hukuki anlamda bulunup bulunmadığı belirlenir. Rızanın kim tarafından verildiği de önemlidir: Sözleşme m.3 anlamında velayet hakkına sahip olmayan kişinin beyanı, hak sahibinin rızası yerine geçmez. İade talebine karşı bu savunmayı ileri süren tarafın olguları ve dayanağı somut olarak ortaya koyması gerekir. Başvuran ebeveynin tatil tarihini açıkça belirlemesi delil incelemesini kolaylaştırır.

13. Lahey m.13/b: ciddi zarar ve dayanılmaz durum istisnası

Sözleşmenin 13/b maddesi, iadenin çocuğu fiziksel veya psikolojik ciddi zarar tehlikesine maruz bırakacağı veya başka şekilde dayanılmaz bir duruma sokacağı yönünde ağır risk bulunması durumunda iade emrinin verilmemesine izin verir. Bu istisna bütün ebeveyn çatışmalarında otomatik iade reddi anlamına gelmez. İleri sürülen ciddi riskin niteliği, kaynak ülkedeki koruyucu tedbir imkânları ve çocuğun güvenliğiyle ilgili somut olgular incelenmelidir. Şiddet veya başka ağır tehlike iddialarının basit şekilde göz ardı edilmesi de, delilsiz her iddianın iade engeli sayılması da doğru değildir. Mahkeme çocuğun güvenliğine yönelik koruma seçeneklerini ve mevcut kanıtları değerlendirmelidir. Türk 5717 sayılı Kanun m.10, yargılama süresince çocuğun yüksek yararının korunmasına yönelik geçici tedbirler öngörür. Bu koruma mekanizması, iade davasının nihai sonucundan farklıdır. Şikâyet, koruma kararı ve tıbbi kayıt gibi belgeler güvenlik sorununu ortaya koymak bakımından önem taşıyabilir; özel kişisel veriler yalnız gerekli ölçüde aktarılmalıdır.

14. Lahey m.13: çocuğun geri dönmeye itirazı nasıl değerlendirilir?

1980 Lahey Sözleşmesi’nin 13. maddesi, çocuğun geri dönmeye itiraz etmesi ve görüşüne değer vermeye uygun yaş ve olgunlukta bulunması hâlinde iadenin reddedilebilmesine ilişkin özel hüküm içerir. Bu düzenleme her yaştaki çocuğun yalnız “gitmek istemiyorum” demesiyle sonucu otomatik belirlediği anlamına gelmez. İtirazın gerçekten çocuğun bağımsız görüşü olup olmadığı, yaş ve olgunluk, ebeveyn etkisi veya baskı iddiaları ve diğer somut şartlar incelenmelidir. Çocuğun dinlenme hakkını sadece velayet yargılamasının konusu saymak da doğru değildir. Ancak iade sürecinde görüşe nasıl ağırlık verileceği, sözleşmenin sınırları ve usul kuralları içinde belirlenir. Türk 5717 sayılı Kanun m.10, gerekli görülen geçici tedbirler açısından çocuğun görüşü ve uzman raporlarından yararlanılabilmesini öngörür. Çocukla görüşme yapılmasının amacı ebeveynler arasında taraf seçtirmek değil, çocuğun hukuki korunmasını sağlamaktır. Dosyada çocuğun görüşünü içeren kişisel veriler özenle korunmalıdır.

15. 5717 m.8–10: sulh, öncelikli yargılama ve geçici koruma

5717 sayılı Kanun’un 8. maddesi mahkemenin esas incelemeden önce uzmanlardan da yararlanarak tarafları sulh yoluna teşvik etmesini düzenler. Bu düzenleme ebeveynlerden birinin gerçek ve özgür rızasını ortadan kaldırmaz; ayrıca şiddet ve güvenlik risklerinin bulunması durumunda çözümün çocuğun güvenliği esas alınarak ele alınması gerekir. Kanunun 9. maddesi iade ve kişisel ilişki dava ve işlerinin basit yargılama usulüyle öncelikli ve acele görülmesini öngörür. 10. madde ise dava sonuçlanıncaya kadar bakım ve gözetimin güvenilir aile veya kurumlara bırakılması gibi geçici koruma seçeneklerini düzenler. Tedbir kararı, doğrudan kalıcı velayet kararı olarak yorumlanmaz. Özellikle çocuğun Türkiye’de adresi sürekli değiştiriliyor veya ikinci kez başka ülkeye götürülme riski bulunuyorsa koruyucu önlemler üzerinde çalışılır. Ancak mahkemenin hangi tedbiri alacağına ilişkin sonuç dosya görülmeden garanti edilemez. Bu maddeler, uluslararası iade yargılamasının yalnız eski aile içi uyuşmazlığın tekrarı olmadığını gösterir.

16. 5717 m.12–15: iade kararı ile velayet kararı neden farklıdır?

5717 sayılı Kanun m.12, çocuğun iadesine karar verilirse aynı hükümde ayrıca velayete ilişkin karar verilmeyeceğini, iade talebi reddedilirse velayete ilişkin karar verilebileceğini düzenler. 13. madde, iade başvurusu sonrasında alınan bir velayet kararının iade talebini reddetme nedeni sayılamayacağını belirtir. 14. madde, iade davası sürerken açılan velayet davasının bekletilmesini; 15. madde ise iade ile velayet davası birleşmişse ayrılarak öncelikle iade davasının sonuçlandırılmasını emreder. Bu hükümler somut olayda yeni bir Türk velayet kararı alarak Avusturya’ya iade talebinin tümüyle etkisiz kılınacağı düşüncesini engeller. İade hakkı bakımından 1980 Sözleşmesi’nin 3, 12 ve 13. maddelerindeki maddi koşullar ayrıca incelenir. Avusturya’daki Obsorge kararının Türkiye’de tanınması ve koruma tedbirinin uygulanması farklı bir uluslararası mekanizma da doğurabilir. Genel bilgi için Avusturya Obsorge kararlarının 1996 Lahey kapsamında Türkiye’de tanınması yazısı ayrı okunmalıdır.

17. Sözleşme m.16 ve m.19: iade kararı velayet hakkında kesin hüküm müdür?

1980 Lahey Sözleşmesi’nin 16. maddesi, yetkili makamlar hukuka aykırı götürme veya alıkoymadan haberdar olduktan sonra iade edilip edilmeyeceği belirlenene kadar yahut makul süre içinde başvuru yapılmadığı ortaya çıkana kadar velayet hakkının esası hakkında karar vermemeye yönelik düzenleme içerir. 19. madde ise iade hakkında verilen kararın velayetin esası üzerinde belirleyici bir hüküm sayılmayacağını açıkça belirtir. Türk 5717 sayılı Kanun’un 12–15. maddeleri bu ayrımı iç usulde somutlaştırır. Böylece mahkeme, çocuğun hangi ülkede mutat meskeni bulunduğu ve hukuka aykırı yer değiştirme şartları yönünden ayrı bir değerlendirme yapar. İade kararının verilmesi, çocuğun kalıcı velayetinin mutlaka başvuran ebeveyne bırakılması anlamına gelmez. İadenin reddedilmesi de her durumda diğer ebeveyne kesin ve sürekli velayet verildiği sonucunu doğurmaz. Ailenin gelecekteki velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarının hangi devlette ve hangi usulle çözüleceği ayrı inceleme konusudur.

18. Avusturya’dan gelen ebeveyn için belge ve eylem planı

Birinci aşamada çocuğun doğum tarihi, Avusturya’daki mutat mesken bilgileri ve seyahatin izinli mi izinsiz mi olduğu belirlenir. İkinci aşamada 1980 Lahey Sözleşmesi m.3 anlamındaki velayet hakkının kaynağı ve fiilen kullanılması belgelenir. Üçüncü aşamada çocuğun Türkiye’de bulunduğu yer, getiriliş veya geri dönmeme tarihi ve bilinen kimlik bilgileri merkeze alınır. Dördüncü aşamada Avusturya ve Türkiye merkezî makamlarına yapılacak başvuru için m.8 ve 5717 m.7 kapsamında dosya hazırlanır. Beşinci aşamada yetkili Türk aile mahkemesi önünde hukuka aykırı götürme şartları, m.12’deki zaman değerlendirmesi ve m.13’teki sınırlı ret savunmaları ele alınır. Altıncı aşamada çocuğun güvenliği için 5717 m.10 kapsamında gerekebilecek geçici tedbirler araştırılır. Yedinci aşamada iade kararının kesinleşmesi ve uygulanmasına ilişkin güncel usul ile kişisel ilişki ve velayet konularının ayrılığı takip edilir. Her aşamada çocuğun yararı, güvenliği ve kişisel bilgilerinin korunması zorunlu değerlendirme başlığıdır.

Avusturya–Türkiye çocuk iadesi hakkında 12 sık soru

1. Avusturya’dan Türkiye’ye getirilen her çocuk kaçırılmış sayılır mı?

Hayır. 1980 Lahey m.3, mutat mesken devletindeki velayet hakkının ihlalini ve bu hakkın fiilen kullanıldığını veya engel olmasa kullanılacağını arar.

2. 1980 Lahey Sözleşmesi Avusturya ve Türkiye için ne zaman yürürlüğe girdi?

Avusturya için 1 Ekim 1988, Türkiye için 1 Ağustos 2000 tarihinde yürürlüğe girdi.

3. 1980 Lahey iadesi 18 yaş altındaki bütün çocuklara uygulanır mı?

Hayır. Sözleşme m.4 ve 5717 m.3, 16 yaşını tamamlamamış çocuklar için uygulama alanını düzenler.

4. Bir yıl geçmişse çocuk iadesi artık istenemez mi?

Yanlış. 1980 Lahey m.12, bir yıl sonrası için de iade hükmü içerir; çocuğun yeni çevresine yerleşmesi istisnası somut delille değerlendirilebilir.

5. Türkiye’de çocuk iadesi davasını kim açar?

5717 m.7/2 uyarınca iade davası merkezî makam adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığınca açılır.

6. Hangi mahkeme yetkilidir?

5717 m.6, aile mahkemesini görevli; çocuğun başvuru sırasındaki oturma veya geçici koruma yerini yetki bakımından esas alır.

7. Avusturya’dan merkezî makam aracılığıyla gelen belgelerde apostil gerekir mi?

5717 m.7/3, merkezî makam tarafından gönderilen belgelerin tasdikinin aranmayacağını düzenler.

8. Altı haftada kesin iade zorunlu mu?

Hayır. 1980 Lahey m.11, altı haftada karar verilmezse gecikmenin nedenlerine ilişkin açıklama istenebilmesini düzenler.

9. Şiddet veya ağır zarar riski iadeyi engelleyebilir mi?

1980 Lahey m.13/b, fiziksel veya psikolojik ciddi zarar tehlikesi ya da dayanılmaz durum istisnasını düzenler; somut şartlar incelenir.

10. Çocuğun itirazı tek başına sonucu belirler mi?

Hayır. m.13, çocuğun yaşı ve olgunluğu bakımından görüşüne değer verilmesi şartlarını düzenler.

11. Türkiye’de sonradan alınan velayet kararı iade talebini reddettirir mi?

5717 m.13, iade başvurusundan sonra verilen velayet kararının iade talebinin reddine gerekçe oluşturmayacağını belirtir.

12. İade kararı kalıcı velayet hakkını da karara bağlar mı?

Hayır. 1980 Lahey m.19 iade kararının velayetin esası hakkında hüküm sayılmayacağını; 5717 m.12 ayrıca iade kararında velayet kararı verilmeyeceğini düzenler.

Resmî hukuki kaynaklar ve iç bağlantılar

Avusturya’dan Türkiye’de çocuk iadesi dosyası için hukukî değerlendirme

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu yalnız Mersin’deki fiziksel ofisinden Türkiye genelindeki dosyaları koordine eder. Çocuğun mutat meskeni, Avusturya velayet belgeleri ve Türkiye’deki bulunma durumunun hukuki değerlendirmesi için +90 552 224 43 66 üzerinden iletişime geçilebilir. Buradaki açıklamalar hukuki bilgilendirmedir; dosya incelenmeden iade, süre veya dava sonucu garanti edilmez.

Yazar: Av. Halil Bakırcı — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin Barosu. Güncelleme: 29 Ekim 2026. 1980 Lahey m.3, 4, 8, 11–13, 16, 19 ve 5717 sayılı Kanun m.3–15 esas alınmıştır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    İSTANBUL · MERSİN · ÇEVRİM İÇİ

    Hukuki görüşme talebi

    Konunuzu kısaca paylaşın. Görüşme için tercih ettiğiniz ofisi veya çevrim içi seçeneğini belirtebilirsiniz.

    * İşaretli alanlar zorunludur.




    Mesaj uzunluğu0 / 1000

    Kalan karakter: 1000Boşluklar dahildir.Sınıra yaklaşıyorsunuz.1.000 karakter sınırına ulaştınız.

    Kimlik numarası, banka bilgisi veya hassas belge paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    İlk iletişim tek başına avukatlık ilişkisi kurmaz ve yasal süreleri durdurmaz. Acil süreli konularda telefonla ulaşın.

    Bu Yazıyla İlgili Soru Sor

    Gerçek sorular yönetici incelemesinden sonra anonim olarak yayımlanabilir. İsim, telefon, kimlik numarası, dosya numarası veya özel bilgi paylaşmayın. Bu alan hukuki danışmanlık değildir.

    Gizlilik ve KVKK bilgilendirmesi

    Telefon WhatsApp