B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文Français
Menü

Cevap Dilekçesi Süresi Ne Zaman Başlar? HMK 127 ve 317 Rehberi 2026

Hukuk Yargılaması · 10 Eylül 2026

Dava dilekçesinin tebliğinden cevap süresinin son gününe, ek süre talebinden basit yargılama farkına kadar cevap dilekçesi süresini kanun maddeleriyle açıklayan güncel rehber.

Kısa ve net cevap: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.127 uyarınca yazılı yargılama usulünde cevap dilekçesi verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Sürenin başladığı olay davanın açılması veya tensip tutanağının düzenlenmesi değil, dava dilekçesinin usulüne uygun biçimde davalıya tebliğidir. Cevabın iki haftada hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğu hâllerde davalı, iki haftalık asıl süre dolmadan mahkemeden bir defaya mahsus ve bir ayı geçmeyen ek süre isteyebilir. Basit yargılama usulünde HMK m.317/2 gereğince asıl süre yine iki haftadır; ancak ek süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla iki haftadır. Süresinde cevap dilekçesi verilmezse HMK m.128 gereğince davalı, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır; bu sonuç cevap süresinin önemsiz olduğu anlamına gelmez, çünkü ilk itirazlar, savunmanın genişletilmesi yasağı, deliller ve karşı dava bakımından ayrıca hak kaybı doğar.

Cevap dilekçesi iki haftalık süre ve HMK 127 ek süre talebi
HMK 127 kapsamında cevap süresi ve ek süre talebi, tebliğ tarihi esas alınarak hesaplanır.

Cevap Dilekçesi Süresi Ne Zaman Başlar?

HMK m.127/1, cevap dilekçesini verme süresini açık biçimde dava dilekçesinin davalıya tebliğine bağlar. Buna göre dava mahkeme tevzi bürosuna verildiğinde, esas numarası alındığında, hâkim tensip zaptını düzenlediğinde veya UYAP Vatandaş Portalında dosya görünür hâle geldiğinde cevap süresi başlamaz. Süre, dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edildiği tarihe göre hesaplanır. Bu nedenle cevap süresini belirlerken dosyanın açılış tarihine değil tebligat mazbatasındaki veya elektronik tebligat kaydındaki hukuken geçerli tebliğ tarihine bakılır.

Tebliğin elektronik yolla yapılması hâlinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.7/a’daki özel kural uygulanır. Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu nedenle UETS sistemine düşen tarih ile hukuki tebliğ tarihi aynı tarih olmayabilir. Cevap süresi, kanunun tebliğ edilmiş saydığı tarihten sonraki gün işlemeye başlar. Fiziki tebligatta ise tebliğ mazbatasının içeriği, tebliğin kime ve hangi usulle yapıldığı ve Tebligat Kanunu hükümlerine uygunluk kontrol edilir.

Davalının dava dosyasını daha önce UYAP’tan görmesi, karşı tarafın dava açacağını öğrenmesi veya avukatının dosyayı incelemesi tek başına HMK m.127’deki iki haftalık süreyi başlatmaz. Kanun süre başlangıcını bilgi sahibi olmaya değil tebliğe bağlamıştır. Bununla birlikte tebligatın usulsüz yapılmış olması hâlinde Tebligat Kanunu m.32 uyarınca muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih, usulsüz tebliğin geçerli hâle geldiği tarih olarak önem taşır. Bu nedenle tebliğ sorunu bulunan dosyada sürenin başlangıcı tebligat evrakı görülmeden varsayımla belirlenmemelidir.

İki Haftalık Cevap Süresi Nasıl Hesaplanır?

HMK m.92’ye göre süreler gün olarak belirlenmişse tebliğ veya tefhim günü hesaba katılmaz ve süre son günün tatil saatinde biter. Hafta olarak belirlenen süre ise başladığı güne son hafta içinde karşılık gelen günün tatil saatinde sona erer. HMK m.127 iki haftalık bir süre öngördüğü için, usulüne uygun tebliği izleyen günden başlayan hesapta iki hafta sonra tebliğ gününe karşılık gelen gün sürenin son günüdür. Son gün resmî tatile rastlarsa HMK m.93 uyarınca süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter.

UYAP üzerinden elektronik işlem yapılabilen hâllerde süre sonu bakımından HMK m.445 ve elektronik işlem hükümleri ile sistemin kabul ettiği zaman dikkate alınır. UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile gönderilen dilekçenin sistem kaydı, işlemin yapıldığı zamanı gösterir. Fiziki başvuruda ise mahkeme kaleminin çalışma saatleri ve nöbet uygulaması esas alınır. Bir dilekçeyi son gün hazırlamak, tebligat tarihinin yanlış okunması, resmî tatilin hesaba yanlış katılması veya elektronik tebliğin beşinci gün kuralının gözden kaçırılması nedeniyle ciddi hak kaybı yaratır.

Adli tatil ayrıca değerlendirilmelidir. HMK m.104, adli tatile tabi dava ve işlerde bu kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesinin adli tatile rastlaması hâlinde, ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzayacağını düzenler. Ancak her dava adli tatile tabi değildir. Dosyanın HMK m.103 kapsamındaki adli tatilde görülecek işlerden olup olmadığı kontrol edilmeden “adli tatilde bütün süreler durur” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Bu konuda adli tatilde hangi sürelerin işlediği rehberi ayrıca incelenebilir.

HMK 127 Ek Cevap Süresi Nasıl İstenir?

HMK m.127, ek süreyi kendiliğinden doğan bir hak olarak düzenlemez. Davalı, cevap dilekçesinin iki haftalık sürede hazırlanmasının durum ve koşullara göre çok zor veya imkânsız olduğunu açıklayarak asıl cevap süresi içinde mahkemeye başvurmalıdır. Başvuru asıl süre geçtikten sonra yapılırsa m.127’deki ek süre mekanizması işletilemez. Mahkeme talebi değerlendirir; koşulları oluşmuşsa bir defaya mahsus ve bir ayı geçmemek üzere ek süre verir.

2020 yılında 7251 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında verilen ek sürenin ne zaman başlayacağı da kanunda açık hâle getirilmiştir. Ek süre, asıl cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlar. Bu düzenleme, mahkemenin ek süre kararını asıl süre dolmadan vermesi hâlinde ek sürenin karar tarihinden başlayacağı şeklindeki belirsizliği ortadan kaldırır. Mahkeme ek süre talebi hakkında verdiği kararı taraflara derhâl bildirir.

Ek süre talebinin gerekçesi dosyaya özgü olmalıdır. Çok sayıda ekin incelenmesi, yabancı dilde belgelerin temini ve tercümesi, şirket kayıtlarının toplanması, farklı şehir veya ülkelerde bulunan belgelerin getirtilmesi, teknik inceleme gerektiren kapsamlı uyuşmazlıklar gibi cevap hazırlığını gerçekten ağırlaştıran durumlar talebin dayanağını oluşturur. “Yoğunluk”, “işler yetişmedi” gibi soyut açıklamalar kanundaki çok zor veya imkânsız olma ölçütünü tek başına karşılamaz. Ek süre talebine yönelik örnek metin için mahkemeden ek süre talep dilekçesi sayfası incelenebilir.

Basit Yargılama Usulünde Cevap Süresi: HMK 317

Basit yargılama usulünde cevap süresi HMK m.317/2’de ayrıca düzenlenmiştir. Süre, yazılı yargılamada olduğu gibi dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Fark, ek sürenin üst sınırındadır. Basit yargılamada mahkeme, cevabın iki haftada hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğu durumda ve asıl süre içinde yapılan başvuru üzerine, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak üzere bir defaya mahsus en fazla iki haftalık ek süre verebilir. Yazılı yargılamada m.127 uyarınca ek sürenin üst sınırı bir ay iken basit yargılamada m.317/2 uyarınca iki haftadır.

HMK m.317/3 gereğince basit yargılama usulünde taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremez. Bu nedenle davalının ilk cevap dilekçesi daha da kritik hâle gelir. HMK m.318 uyarınca taraflar bütün delillerini açıkça, hangi vakıanın delili olduğunu belirterek dilekçeleriyle bildirmeli; ellerindeki belgeleri eklemeli ve başka yerden getirilecek belgelerin bulunmasını sağlayacak bilgileri vermelidir. Basit yargılamada “sonraki dilekçede tamamlarım” yaklaşımı kanunun kurduğu usulle bağdaşmaz.

Usulsüz Tebligat Cevap Süresini Nasıl Etkiler?

Usulsüz tebligatta temel düzenleme Tebligat Kanunu m.32’dir. Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliğe muttali olmuşsa tebliğ geçerli sayılır; muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Bu nedenle usulsüz tebligat iddiasında yalnız “tebligat yanlış” demek yeterli değildir. Tebligatın hangi kurala aykırı olduğu, muhatabın gerçekte ne zaman öğrendiği ve bu tarihe göre cevap süresinin son günü somutlaştırılmalıdır.

Usulsüz tebligat nedeniyle cevap süresinin yanlış hesaplanması hâlinde mahkemeye sunulacak dilekçede hem tebligat usulsüzlüğü hem de öğrenme tarihi açıklanmalı, tebligat evrakı ve öğrenme tarihini destekleyen kayıtlar dosyaya sunulmalıdır. Ayrıntılı hukuki çerçeve için usulsüz tebligat rehberi kullanılabilir. Yurt dışında yaşayan davalılar bakımından yabancı ülkeye tebligat, konsolosluk tebligatı, Tebligat Kanunu m.25 ve 25/a ile uygulanabilir milletlerarası sözleşmeler ayrıca önem taşır. Yurt dışından dava takibi için yurt dışından Türkiye’de dava açma ve takip rehberi de bağlantılıdır.

Süresinde Cevap Dilekçesi Verilmezse Ne Olur?

HMK m.128’in açık sonucu şudur: Süresi içinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Bu hüküm, davalının davayı kabul etmiş sayılmasını engeller. Ancak “nasıl olsa inkâr etmiş sayılırım, cevap vermesem de aynı” sonucu yanlıştır. Cevap dilekçesi, davalının savunma vakıalarını, ilk itirazlarını, delillerini ve hukuki savunma çerçevesini zamanında dosyaya taşıdığı temel usul işlemidir.

Süresinde cevap vermeyen davalının daha sonra yeni savunma vakıaları ileri sürmesi HMK m.141’deki savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağına takılır. Karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah gibi kanunun izin verdiği usul araçları dışında yeni savunma vakıalarının dosyaya sokulması sınırlanır. Ayrıca ilk itirazlar cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Bu sebeple sürenin kaçırılması yalnız bir şekil eksikliği değil, savunma alanını daraltan somut bir usul kaybıdır.

Yetki İtirazı ve Diğer İlk İtirazlar Ne Zaman İleri Sürülür?

HMK m.116 ilk itirazları düzenler. Kesin yetkinin bulunmadığı hâllerde yetki itirazı ile uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı ilk itirazdır. HMK m.117 uyarınca ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenmez. Bu nedenle yetki itirazı düşünülüyorsa cevap süresinin kaçırılması doğrudan itiraz hakkının kaybına yol açar. Mahkemenin kesin yetkiyi kendiliğinden gözettiği hâller bu kuralın dışındadır.

Yetki itirazında HMK m.19’daki koşullar da yerine getirilmelidir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda davalı, yetki itirazını cevap dilekçesinde ileri sürmeli ve yetkili mahkemeyi bildirmelidir; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi belirtmelidir. Aksi hâlde yetki itirazı dikkate alınmaz. Cevap süresini doğru hesaplamak bu nedenle yetki savunmasının da ön koşuludur.

Cevap Dilekçesi, Deliller ve Savunmanın Genişletilmesi

HMK m.129, cevap dilekçesinin içeriğini düzenler. Davalı, savunmasının dayanağı olan bütün vakıaları sıra numarası altında açık özetleriyle, her vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini, hukuki sebeplerini ve açık talep sonucunu cevap dilekçesinde göstermelidir. HMK m.121 ve m.129 bağlantısı uyarınca elde bulunan belgeler dilekçeye eklenir; başka yerden getirilecek belge ve dosyalar için bunların bulunmasını sağlayacak bilgiler verilir.

Delillerin sonradan sunulması HMK m.145 kapsamında istisnai olarak mümkündür. Bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. Bu istisna, cevap dilekçesinde delil bildirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. En güvenli usul, savunma vakıaları ile bunların delillerini cevap süresi içinde açık ve eşleştirilmiş şekilde sunmaktır.

Cevap Süresi Kaçırılırsa Eski Hâle Getirme İstenebilir mi?

HMK m.95, elde olmayan sebeplerle kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde işlem yapamayan kişinin eski hâle getirme talep edebileceğini düzenler. Eski hâle getirme, her süre kaçırılmasında otomatik bir telafi yolu değildir. Süreyi kaçıran taraf, işlemi süresinde yapmasına engel olan sebebin kendi kusurundan kaynaklanmadığını ortaya koymalıdır.

HMK m.96’ya göre eski hâle getirme talebi, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır. İlk derece ve istinaf yargılamalarında en geç nihai karar verilinceye kadar eski hâle getirme talep edilebilir; ancak nihai karar tarafın yokluğunda verilmiş ve engel karar verilmesinden sonra ortadan kalkmışsa kanundaki özel imkân uygulanır. HMK m.97 uyarınca talepte bulunurken süresinde yapılamayan işlemin de yapılması gerekir. Dolayısıyla cevap süresi için eski hâle getirme isteniyorsa cevap dilekçesinin de talep ile birlikte sunulması gerekir.

Cevap Dilekçesi İçin Uygulama Kontrol Listesi

Bir hukuk davasında cevap hazırlanmadan önce sırasıyla şu kayıtlar kontrol edilmelidir: dava dilekçesinin gerçek tebliğ tarihi, tebligatın fiziki mi elektronik mi olduğu, tebligatın usulüne uygunluğu, davada yazılı mı basit mi yargılama usulünün uygulandığı, iki haftalık asıl sürenin son günü, ek süre ihtiyacı, görev ve yetki itirazları, zamanaşımı veya hak düşürücü süre savunmaları, savunma vakıaları, her vakıaya karşılık gelen deliller ve varsa karşı dava şartları. Bu kontrol cevap metni yazılmadan önce tamamlanmalıdır.

Cevap dilekçesi yalnız “davayı kabul etmiyorum” cümlesinden ibaret değildir. Dava dilekçesindeki her önemli vakıa bakımından kabul, inkâr veya farklı olay anlatımı belirgin olmalı; belgeler ve diğer deliller somutlaştırılmalıdır. Davalının yabancı ülkede olması hâlinde HMK m.129/1-b uyarınca Türkiye’de açılan dava ile ilgili işlemlere esas olmak üzere yurt içinde bir adres gösterilmesi de cevap dilekçesinin içeriği bakımından önemlidir.

Resmî mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu · 7201 sayılı Tebligat Kanunu.

Sık Sorulan Sorular

Cevap dilekçesi süresi kaç gündür?

HMK m.127 uyarınca süre dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftadır. Kanun süreyi “14 gün” değil “iki hafta” olarak düzenler ve hesap HMK m.92’ye göre yapılır.

Süre dava açıldığı gün mü başlar?

Hayır. Süre dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğiyle bağlantılıdır; dava açılış tarihi süre başlangıcı değildir.

Yazılı yargılamada ek cevap süresi en fazla ne kadardır?

HMK m.127 gereğince mahkeme, koşulları varsa bir defaya mahsus olmak üzere bir ayı geçmeyen ek süre verebilir.

Basit yargılamada ek cevap süresi en fazla ne kadardır?

HMK m.317/2 gereğince basit yargılama usulünde ek süre bir defaya mahsus ve en fazla iki haftadır.

Ek süre talebi iki haftalık süre geçtikten sonra yapılır mı?

HMK 127 ve 317’deki ek süre talebi asıl cevap süresi içinde yapılmalıdır. Asıl süre geçtikten sonra bu maddelere dayanılarak ek cevap süresi istenemez.

Cevap dilekçesi verilmezse dava kabul edilmiş sayılır mı?

Hayır. HMK m.128 uyarınca süresinde cevap vermeyen davalı, dava dilekçesindeki vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.

Yetki itirazı cevap süresinden sonra yapılabilir mi?

Kesin yetki bulunmayan hâllerde yetki itirazı ilk itirazdır ve HMK m.117 gereğince cevap dilekçesinde ileri sürülmezse dinlenmez.

Elektronik tebligatta süre UETS’ye düştüğü gün mü başlar?

Hayır. Tebligat Kanunu m.7/a gereğince elektronik tebligat, elektronik adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır; cevap süresi bu hukuki tebliğ tarihine göre hesaplanır.

Usulsüz tebligatta cevap süresi hangi tarihten hesaplanır?

Tebligat Kanunu m.32 uyarınca muhatabın usulsüz tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir; somut dosyada öğrenme tarihi ve usulsüzlük açıkça ortaya konmalıdır.

Cevap süresi kaçırılırsa eski hâle getirme mümkün müdür?

HMK m.95 koşulları varsa mümkündür. Taraf, işlemi süresinde yapamamasının elde olmayan bir sebepten kaynaklandığını göstermeli ve HMK m.96’daki iki haftalık süre içinde talepte bulunup kaçırdığı işlemi de yapmalıdır.

Türkiye Geneli ve Mersin Uygulaması

Cevap dilekçesi süresi Türkiye’nin tamamında HMK hükümlerine göre hesaplanır; Mersin, İstanbul, Ankara, İzmir veya başka bir il için ayrı bir HMK 127 süresi yoktur. Yetkili ve görevli mahkeme ile dosyanın tabi olduğu yargılama usulü somut uyuşmazlığa göre belirlenir. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun İstanbul ve Mersin’de fiziksel ofisleri bulunmaktadır; Türkiye genelindeki dosyalar görev, yetki ve temsil kuralları çerçevesinde İstanbul ve Mersin ofislerinden koordine edilir. Dosya ve tebligat incelemesi için iletişim sayfası kullanılabilir.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

    İSTANBUL · MERSİN · ÇEVRİM İÇİ

    Hukuki görüşme talebi

    Konunuzu kısaca paylaşın. Görüşme için tercih ettiğiniz ofisi veya çevrim içi seçeneğini belirtebilirsiniz.

    * İşaretli alanlar zorunludur.




    Mesaj uzunluğu0 / 1000

    Kalan karakter: 1000Boşluklar dahildir.Sınıra yaklaşıyorsunuz.1.000 karakter sınırına ulaştınız.

    Kimlik numarası, banka bilgisi veya hassas belge paylaşmayın. KVKK Aydınlatma Metni

    İlk iletişim tek başına avukatlık ilişkisi kurmaz ve yasal süreleri durdurmaz. Acil süreli konularda telefonla ulaşın.

    Bu Yazıyla İlgili Soru Sor

    Gerçek sorular yönetici incelemesinden sonra anonim olarak yayımlanabilir. İsim, telefon, kimlik numarası, dosya numarası veya özel bilgi paylaşmayın. Bu alan hukuki danışmanlık değildir.

    Gizlilik ve KVKK bilgilendirmesi

    Telefon WhatsApp