B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Ceza Duruşmasında Sanığa Son Söz: CMK 216/3 ve Savunma Hakkı

Ceza yargılamasında hükümden önce son söz, duruşmada hazır bulunan sanığa verilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.216/3 bu hakkı sanığa tanır. Müdafiin daha önce savunma yapması, hazır sanığa kişisel son söz verilmesinin yerine geçmez. Sanığın soruşturma ifadesi, sorgusu veya önceki celsedeki açıklaması da hükümden önceki bu ayrı işlemle aynı değildir.

Son söz, delillerin ortaya konulması ve tartışılmasının ardından hükme geçişteki kişisel savunma güvencesidir. Sanığın konuşması bir suç kabulü zorunluluğu oluşturmaz; susma hakkı devam eder. Aynı zamanda son söz verilmesi, önceki aşamalarda eksik bırakılmış delile cevap veya ek savunma hakkını kendiliğinden tamamlamaz. Bu inceleme, CMK m.216’nın üç fıkrasını ve ilgili usul hükümlerini birlikte ele alarak kime, hangi sırada ve hangi kapsamda söz verilmesi gerektiğini açıklar.

Ceza duruşmasında delil tartışması, karşı açıklamaya cevap, hazır sanığa kişisel son söz ve hükme geçiş sırasını gösteren şema
Müdafiin savunması sanığın kişisel son sözünün yerine geçmez.

Son söz, delillerin tartışılması içinde hangi aşamadadır?

CMK m.216/1, delillerle ilgili tartışmada sözün sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanuni temsilcisine verilmesini düzenler. İkinci fıkra karşılıklı açıklamalara cevap imkânını tanır. Üçüncü fıkra ise hükümden önce kişisel son sözü hazır sanığa ayırır. Bunlar tek bir “savunması soruldu” işlemi şeklinde birleştirilmemelidir.

Sanığın delil tartışması sırasında söylediği sözler, o aşamadaki konuya ilişkindir. Daha sonra savcı veya katılan açıklama yapmış, yeni bir değerlendirme tartışılmış veya hükme geçilecek hâle gelinmişse işlem sırası ayrıca önem kazanır. Kanunun aradığı, hüküm öncesindeki son sözün sanığa bırakılmasıdır. Oturumun herhangi bir yerinde sanığın konuşmuş olduğunu göstermek bu sıralamayı tek başına kanıtlamaz.

CMK m.223/1, duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilmesini öngörür. Dolayısıyla son söz, hüküm açıklandıktan sonra yapılan bir nezaket sorusu değildir. Hükümden sonraki kanun yolu açıklaması da bu hakkın yerine geçmez. Tutanakta delil tartışması, son söz, duruşmanın sona ermesi ve hüküm aşamalarının hangi sırayla gerçekleştiği görülebilmelidir; usul denetimi gerçek işlem akışını esas alır.

M.223/1’in hüküm saydığı kararlar arasında beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbiri, davanın reddi ve düşmesi bulunur. M.216/3 yalnız mahkûmiyet kelimesini kullanmaz. Bu nedenle usul değerlendirmesi, verilecek sonucun sanık lehine olduğu düşüncesiyle kişisel son söz aşamasının kendiliğinden yok sayılmasına dayandırılamaz. Sanığın katılımı, uygulanacak yargılama usulü ve hükme geçişte yapılan işlemler birlikte belirlenmelidir.

Müdafi konuştuğunda sanığa ayrıca söz verilmesi gerekir mi?

CMK m.216/3 hakkın sahibini hazır bulunan sanık olarak belirler. Müdafi hukuki savunmayı yürütür; sanık ise kendisine yöneltilen isnat ve dosya hakkında kişisel son açıklamasını yapma imkânına sahiptir. Müdafiin kapsamlı dilekçe sunmuş veya sözlü savunmayı tamamlamış olması, kanunun sanığa ayırdığı bu aşamayı ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde sanığın son sözü, müdafiin gerekli hukuki savunmasını gereksiz kılmaz.

Son söz isteminin muhatabı anlaşılır olmalıdır. Tutanağa yalnız “savunma tarafına soruldu” yazılması, sanığın kendisine bu hakkın yöneltilip yöneltilmediğini açıklamayabilir. Özellikle birden fazla sanığın bulunduğu dosyada her kişinin duruşmadaki durumu ve açıklaması ayrı izlenmelidir. Bir sanığın konuşması diğer hazır sanıkların kişisel söz hakkının yerine kullanılmaz; her kişi bakımından uygulama görünür olmalıdır.

Sanık, mevcut savunmasını tekrar etmek veya önceki açıklamasına atıf yapmak isteyebilir. Kanun belirli bir uzunlukta yeni konuşma yapılmasını zorunlu kılmaz. Asıl usul koşulu, fırsatın kendisine verilmesidir. Bu fırsatı nasıl kullanacağı ile mahkemenin hangi karara varacağı farklı konulardır. Hazır sanığın açıklama yapmak istememesi, hakkın hiç tanınmamasıyla aynı biçimde tutanağa geçirilmemelidir.

Kanundaki hazır bulunan sanık koşulu nasıl anlaşılır?

M.216/3 açıkça hazır bulunan sanığı esas alır. Bu nedenle önce hükmün verildiği oturumda sanığın gerçekten bulunup bulunmadığı belirlenir. Önceki duruşmaya katılmış olması, karar oturumunda da hazır olduğu anlamına gelmez. Oturum başındaki yoklama, celse içindeki ayrılma veya geri gelme işlemleri ve hüküm anındaki katılım birlikte incelenir.

Sanığın yokluğunda yargılama yapılması ise kendi koşullarına bağlı ayrı bir usul konusudur. M.216/3’teki hazır bulunma ifadesi, yoklukta hüküm verilebilecek bütün hâlleri tek başına düzenlemez. “Sanık gelmedi, son söz gerekmiyor” açıklamasından hareketle yoklukta duruşmanın tüm koşullarının sağlandığı sonucu çıkarılamaz. Önce yokluğun hukuken nasıl değerlendirildiği ve diğer savunma güvencelerinin yerine getirilip getirilmediği belirlenir.

Geçici çıkarma veya yeniden salona alınma işlemi varsa karar ve tutanak içeriği önem taşır. Bir katılım kaydından bütün oturumun kesintisiz izlendiği varsayılmamalıdır. Son söz incelemesinin konusu yalnız isim listesi değildir; hükme geçilirken kişisel açıklama imkânının bulunmasıdır. Katılım yöntemi ve yaşanan kesinti, savunma hakkının gerçekten kullanılmasına etkisiyle somutlaştırılır; kayıtta olmayan olaylar sonradan gerçekleşmiş gibi yazılmaz.

Sanık son sözde mutlaka konuşmak veya suçlamayı kabul etmek zorunda mı?

CMK m.147/1-e, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hak olduğunu düzenler. Son söz verilmesi bu hakkı ortadan kaldırmaz. Mahkeme imkânı tanır; sanık açıklama yapıp yapmamayı seçer. Son söz, suçun kabul edildiği bir beyan vermek veya belirli kalıp cümle kullanmak zorunluluğu değildir. Açıklama yapılmaması tek başına isnadın doğruluğunu kanıtlayan delil olarak sunulamaz.

Sanık konuşmayı tercih ederse dosyadaki savunmasını anlaşılır biçimde özetleyebilir. Hangi isnada karşı çıktığı, belirleyici delilin hangi noktasına itiraz ettiği ve istediği hukuki sonuç açık olmalıdır. Dosyada bulunmayan yeni olay uydurmak, bilmediği bir hususu kesinmiş gibi anlatmak veya başkasının savunmasını kendi deneyimi gibi tekrar etmek hakkın doğru kullanımı değildir. Kişisel açıklama gerçek bilgisine dayanmalıdır.

Kanun, son sözü yalnız pişmanlık veya özür açıklamasına ayırmaz. Suçu kabul etmeyen sanığın beraat talebi ile koşulları varsa lehine hükümlerin uygulanması talebi kendi hukuki çerçevesinde değerlendirilir. Hangi talebin uygun olduğu gerçek isnat ve delillere bağlıdır. Genel bir kalıp sözün mahkemeyi belirli sonuca zorlayacağı veya tek başına ceza indirimi sağlayacağı söylenemez.

Son sözün içeriği nasıl açık ve dosyayla bağlantılı tutulur?

Son sözün amacı, sanığın hükümden önce kendisi adına son açıklamasını yapabilmesidir. Açıklamanın dosyanın önemli noktasına yönelmesi anlaşılmasını kolaylaştırır. Birden çok suçlama varsa hangi isnat hakkında hangi talebin ileri sürüldüğü ayrılır. Savunma önceki dilekçeye dayanıyorsa dilekçenin tarihi ve temel sonucu belirtilir; önceki kaydın ne olduğu belirsiz bırakılmaz.

Deliller hakkında konuşulurken hangi kayıtla ilgili itiraz bulunduğu açıkça söylenir. Tanık beyanının belirli bir kısmı, raporun belirli teknik sonucu veya olay zamanını gösteren belge gibi somut bağlantı kurulabilir. Bu, sanığın bütün dosyayı yeniden okuyacağı anlamına gelmez. Esaslı itirazın anlaşılır olması önemlidir. Tanığın kişiliğine saldırmakla beyanının olayla bağlantısını tartışmak aynı savunma yöntemi değildir.

CMK m.203 duruşma düzenini mahkeme başkanı veya hâkimin sağlamasını düzenler. Son söz de bu düzen içinde kullanılır. Bununla birlikte m.216/3’te herkes için sabit birkaç dakikalık süre veya tek cümle zorunluluğu belirlenmemiştir. Açıklamanın dosyayla ilgisi, tekrar niteliği ve savunmanın esaslı noktasını anlatma ihtiyacı somut olarak değerlendirilmelidir. Duruşma yönetimiyle kişisel son söz güvencesi birlikte gözetilir.

Cevap hakkı ve mütalaaya karşı savunma son sözle tamamlanmış sayılır mı?

CMK m.216/2, savunmanın savcı ve katılan tarafın açıklamalarına cevap verebilmesini düzenler. Bu işlem, hüküm öncesi sanığa kişisel son söz verilmesinden farklıdır. Karşı taraf belirleyici bir delil yorumunu ilk defa ileri sürmüşse buna hukuki ve maddi cevap verme ihtiyacı ayrıca değerlendirilir. Son anda sanığa “son sözün nedir” denilmesi, önceki aşamada kullandırılmamış cevap hakkını kendiliğinden sağlamaz.

Savcı ve katılan açıklamalarına cevap hakkı hakkındaki inceleme, bu karşılıklı tartışma sürecini ele alır. Son söz ise sanığın kişisel son açıklamasıdır. Müdafiin teknik bir rapora cevap vermek istemesi ile sanığın son kez talebini açıklaması aynı işlem olarak kaydedilmemelidir. İhtiyaçların her biri kendi dayanağıyla gösterilir.

Esas hakkındaki mütalaaya ilişkin savunma da dosyanın kapsamı ve açıklanan isnat üzerinden hazırlanır. Son söz, mütalaanın içeriğinin hiç öğrenilmeden veya savunma ihtiyacı incelenmeden hükme geçmenin genel gerekçesi yapılamaz. Hazır sanığa söz verilmiş olması önemlidir; fakat ceza muhakemesinin önceki güvencelerinden bağımsız bir tamamlama belgesi değildir. Hangi aşamada neyin eksik kaldığı tutanak üzerinden ayrı değerlendirilir.

Suçun hukuki niteliği değişirse son söz yeterli olur mu?

CMK m.226, suçun hukuki niteliği değiştiğinde sanığın önceden haberdar edilip savunma yapabilecek durumda bulundurulmasını düzenler. Cezayı artıran veya ek güvenlik tedbiri gerektiren hâllerin ilk kez duruşmada ortaya çıkması da ilgili korumayı doğurur. Ek savunma gereken durumda, istem üzerine hazırlık için süre verilir. Bu işlemler, m.216/3’teki son sözden ayrı güvencelerdir.

CMK m.226 ek savunma hakkı bakımından güncel dördüncü fıkra bildirimlerin sanığa ve varsa müdafiine yapılmasını öngörür; sanığın son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen gelmemesi hâli ayrıca düzenlenmiştir. Hangi yeni hukuki ihtimalin savunmaya bildirildiği belli olmalıdır. Genel “son söz” sorusu değişen suç niteliğini kendiliğinden açıklamaz.

Dolayısıyla son söz incelemesinde yalnız nihai soru değil, o sorudan önce savunmanın hangi hukuki çerçeveyi bildiği de önem taşır. Ek savunma koşulları bulunduğu hâlde bu işlem yapılmamışsa eksiklik kendi maddesine dayanılarak ileri sürülür. M.216/3 ile m.226’nın birbirine karıştırılması, talebin hangi hakkı koruduğunu belirsizleştirir. Son sözün kişisel niteliği korunurken değişen isnada etkili savunma imkânı ayrıca değerlendirilmelidir.

Son söz aşamasında zorunlu müdafiin bulunmaması neyi değiştirir?

CMK m.216/3’ün ikinci cümlesi, bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmamasının hükmün açıklanmasına engel oluşturmadığını belirtir. Hükmün kapsamı belirli aşamaya ilişkindir. Bu cümle, yargılamanın bütün önemli işlemlerinde zorunlu müdafi bulunmasına gerek olmadığı şeklinde genişletilemez. Önceki savunma ve delil işlemlerinin kendi kanuni şartları ayrıca korunur.

Aynı düzenleme, hazır sanığa son söz verilmesinin atlanmasına da izin vermez. İlk cümlede sanığın kişisel hakkı, ikinci cümlede belirli aşamadaki müdafi yokluğunun hükmün açıklanmasına etkisi düzenlenmiştir. İki cümle birlikte okunmalıdır. Müdafiin bulunmamasıyla sanığın bulunmaması aynı olgu değildir; dosyadaki gerçek katılım durumu açıkça gösterilir.

Bir müdafi mazereti veya katılım tartışması varsa hangi işlemin hangi anda yapıldığı belirlenmelidir. Savunmanın esaslı kısmı mı alınmış, deliller mi tartışılmış, yoksa bu aşamalar tamamlanıp hüküm açıklama noktasına mı gelinmiştir? M.216/3’teki dar düzenleme ancak doğru işlem sırası üzerinden değerlendirilebilir. Oturumun bütünü tek bir “karar duruşması” adı altında toplandığında farklı güvencelerin uygulanma alanı görünmez hâle gelir.

Sanığın sözünden sonra başka açıklama yapılırsa sıra nasıl denetlenir?

Kanun hükümden önce son sözün hazır sanığa verilmesini ister. Bu nedenle sanığın konuşmasından sonra kimlerin hangi açıklamayı yaptığı önemlidir. Son sözün ardından yeniden delil tartışmasına girilmiş veya karşı taraftan yeni bir değerlendirme alınmışsa, başta yapılan işlemin sırası değişmiştir. Tutanakta “son söz” başlığı bulunması, sonrasındaki gerçek işlem akışını incelemeyi gereksiz kılmaz.

İnceleme yalnız kullanılan başlıklara dayanmaz. Son sözden sonra bir belgenin açıklanması, yeni bir tanık beyanının alınması veya savcının yeni değerlendirmesinin tutanağa geçmesi farklı içeriklerdir. Bunların savunmaya cevap ihtiyacı doğurup doğurmadığı ilgili maddelerle ele alınır. Hükme geçişte sanığın kişisel son açıklama imkânı m.216/3’e uygun biçimde korunmalıdır. Önceki konuşma, sonraki işlemleri otomatik olarak kapsamaz.

Mahkemenin kısa usul açıklamasıyla esasa ilişkin yeni delil veya karşı açıklama da aynı değildir. Bu ayrım yapılmadan her celse hareketi için tek sonuç çıkarılamaz. Hangi konuşmanın neyi içerdiği ve hangi aşamanın yeniden açıldığı somutlaştırılır. Başvuruda kişilerin konuşma sırası, ilgili tutanak bölümü ve sanığın en son hangi noktada söz aldığı gösterilmelidir; kronoloji, hukuki iddianın temelidir.

Son söz aşamasında yeni delil istemi bildirilirse ne olur?

Son söz sırasında bir belgenin veya tanığın araştırılması istenmişse, bu açıklamanın yalnız kapanış cümlesi mi yoksa somut delil istemi mi olduğu belirlenir. CMK m.207, delil veya ispat edilmek istenen olay geç bildirildi diye istemin reddedilemeyeceğini düzenler. Dolayısıyla yalnız son aşamada ileri sürülmüş olması, delil istemini kendiliğinden hükümsüz kılan bir neden değildir. İstemin gerçek konusu ve dayanağı incelenir.

Bu hüküm her geç istemin mutlaka kabul edileceği anlamına gelmez. CMK m.206/2; kanuna aykırı elde edilmiş delili, ispat edilmek istenen olayın karara etkisinin bulunmamasını ve yalnız davayı uzatma amacı taşıyan istemi ayrı ret nedenleri olarak düzenler. Talep, hangi olgunun hangi delille açıklığa kavuşacağını göstermelidir. Geç bildirimle ilgisizlik veya sırf uzatma amacı aynı gerekçe değildir; mahkeme değerlendirmesi gerçek nedene dayanmalıdır.

Delil istemi kabul edilip yeni işlem yapılmışsa, bu işlemden çıkan bilginin açıklanması ve tartışılması kendi usul hükümlerine tabidir. Sanığın önceki son sözü, henüz ortaya konmamış yeni delile verilmiş cevap sayılamaz. CMK m.215 ve m.216 çerçevesinde ilgili beyanlar alındıktan sonra hükme geçiş sırası yeniden denetlenir. Böylece son söz başlığının dosyanın değişen içeriğini görünmez kılmasının önüne geçilir.

Yeni delil talebi reddedilmişse, hangi istemin hangi nedenle reddedildiği m.221/1-g kapsamında tutanağa geçirilir. Sanığın söylediği her cümle yeni bir delil istemi değildir; dosyada hiç var olmayan kayıt sunulmuş gibi işlem de kurulamaz. Mevcut belgeyi hatırlatmak, yeni belge sunmak ve henüz toplanmamış delili istemek ayrı işlemler olarak belirlenir. Talebin niteliğinin doğru yazılması hem duruşmayı yönetmek hem sonraki denetim açısından önemlidir.

Son sözün tutanağa geçirilmesi neden belirleyicidir?

CMK m.221/1, sanık açıklamalarını, duruşmanın seyrini ve usul kurallarına uyulduğunu gösteren unsurları tutanak kapsamında sayar. M.222 ise duruşmanın nasıl yapıldığının ve usule uygunluğunun tutanakla ispatını düzenler. Son söz verilmesi tartışmasında duruşma tutanağının tam akışı bu nedenle ilk incelenen kayıttır. Yalnız kararın sonuç kısmı veya oturum özetinden hareket edilmez.

Sanığa son söz sorulmuş ve kişi açıklama yapmamayı seçmişse bu durumla hiç sorulmaması ayrı yazılmalıdır. Birden çok sanıkta hangi kişinin ne söylediği anlaşılmalıdır. Tutanakta başka katılımcının açıklaması sanığa aitmiş gibi gösterilmişse sorunun kaynağı somutlaştırılır. Genel sanık savunma dilekçesi sunulmuş olması, celsede son söz verildiği kaydının yerine geçmez.

Kayıt eksikliği veya yanlışlığı ileri sürülürken ilgili oturum, işlem ve beyan açıkça gösterilir. Duruşmada hiç yapılmayan bir konuşmanın yapılmış gibi eklenmesi istenmez. Tutanak, gerçek işlem üzerinden denetlenir. Son söz hakkına ilişkin hukuki iddia ile tutanağın doğruluğuna ilişkin iddia aynı şey değildir; başvuruda hangisinin ileri sürüldüğü ve hangi resmî kayda dayanıldığı ayrılmalıdır.

Son söz verilmemesi kanun yolunda nasıl ele alınır?

Hazır sanığa hükümden önce son söz verilmediği iddiası CMK m.216/3’e dayanır. CMK m.289/1-h, hüküm için önemli hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılmasını temyizde hukuka kesin aykırılık hâlleri arasında sayar. Bu düzenleme, somut usul eksikliğinin hükme etkisinin değerlendirilmesinde önem taşır. Başvuruda eksikliğin gerçek duruşma akışıyla gösterilmesi gerekir.

İleri sürülecek kanun yolu ve süresi, kararın türüne, verildiği mahkemeye ve uygulanacak usule göre belirlenir. M.216/3 kendi başına bütün kararlar için ortak bir itiraz süresi yaratmaz. Tutanak düzeltme veya mahkemeye açıklama isteme başvurusu yapılması da kanun yolu süresinin kendiliğinden durduğu anlamına gelmez. Hangi yasal başvurunun gerektiği ayrı olarak değerlendirilmelidir.

Eksiklik iddiası, sonucun peşinen beraat olacağı vaadine dönüştürülmez. Son söz hakkı usul güvencesidir; maddi suç isnadının hangi delillerle ispatlandığı farklı değerlendirmedir. İddianın amacı, hükmün kanuni savunma usulü içinde kurulup kurulmadığının denetlenmesidir. Katılım, kişisel söz fırsatı, sonraki işlemler ve hükme geçiş sırası birlikte ortaya konulduğunda başvuru, genel bir haksızlık anlatımı yerine belirli bir kanun aykırılığına dayanır.

Sık sorulan sorular

Müdafi savunma yaptıysa sanığa son söz verilmesi gerekir mi?

Evet. CMK m.216/3 kişisel son sözü hazır bulunan sanığa tanır. Müdafiin yazılı veya sözlü savunması ayrı hukuki yardım işlemidir. Sanığın kendisine hükümden önce açıklama imkânı verilmelidir; savunma tarafının daha önce konuşmuş olması bu aşamanın yerine geçmez.

Son söz yalnız mahkûmiyet kararından önce mi verilir?

CMK m.216/3 hükümden önce son sözü düzenler; metin yalnız mahkûmiyeti saymaz. M.223/1 beraat, ceza verilmesine yer olmadığı ve diğer belirtilen kararları da hüküm olarak tanımlar. Somut duruşma usulü ve sanığın hazır bulunması koşulu birlikte değerlendirilmelidir.

Sanık son sözde susabilir mi?

Evet. Yüklenen suç hakkında açıklama yapmama hakkı CMK m.147/1-e ile korunur. Son söz verilmesi belirli bir kabul veya pişmanlık cümlesi kurma zorunluluğu doğurmaz. Açıklama yapmak istememek ile mahkemenin bu imkânı hiç tanımaması tutanakta ayrı durumlar olarak gösterilmelidir.

Önceki celsede konuşmuş olmak yeterli midir?

Önceki celsedeki açıklama, hükümden önceki kişisel son söz işlemiyle aynı değildir. CMK m.216/3’ün aradığı sıra karar oturumunun gerçek akışından değerlendirilir. Sanığın daha önce sorgulanması veya deliller hakkında konuşması, hükme geçişteki son söz güvencesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Son sözden sonra savcı tekrar açıklama yaparsa ne incelenir?

Açıklamanın içeriği ve işlemlerin gerçek sırası incelenir. Yeniden delil tartışması veya esasa ilişkin karşı açıklama yapılması, savunmanın cevap ihtiyacını ve hükme geçişte sanığın son sözünü yeniden gündeme getirir. Tutanakta başlık bulunması tek başına sonraki işlem akışını açıklamaya yetmez.

Sanığa son söz verilmesi ek savunmanın yerini tutar mı?

Hayır. CMK m.226’daki hukuki nitelik değişikliğinin bildirilmesi ve gereken durumda hazırlık süresi ayrı güvencelerdir. Genel son söz sorusu yeni hukuki isnadı kendiliğinden açıklamaz. Son söz ile ek savunma eksikliği kendi maddeleri ve ilgili tutanak kayıtlarıyla ayrı değerlendirilir.

Zorunlu müdafi son söz aşamasında yoksa hüküm açıklanabilir mi?

CMK m.216/3’ün ikinci cümlesi bu aşamada zorunlu müdafiin hazır bulunmamasının hükmün açıklanmasına engel olmadığını belirtir. Düzenleme önceki bütün yargılama işlemlerine yayılamaz. Ayrıca hazır sanığa kişisel son söz verilmesi şartını kaldırmaz; iki cümle birlikte uygulanır.

Birden fazla sanık varsa tek kişinin konuşması yeterli midir?

Son söz kişisel haktır. Her hazır sanık yönünden imkânın tanındığı ve varsa açıklamasının ne olduğu belirlenmelidir. Bir sanığın konuşması diğerlerinin hakkının yerine geçmez. Tutanakta kişilerin sıfatı, katılımı ve beyanları ayrılmalıdır; toplu ve belirsiz bir kayıt denetimi güçleştirir.

Son söz için kanunda sabit konuşma süresi var mı?

CMK m.216/3 herkes için sabit dakika veya tek cümle sınırı koymaz. Hak, m.203’teki duruşma düzeni içinde kullanılır. Açıklamanın dosyayla ilgisi ve esaslı savunma ihtiyacı somut değerlendirilir. Belirli bir kalıp sözün kesin karar veya indirim sağlayacağı söylenemez.

Son söz verilmezse sonuç otomatik beraat midir?

Hayır. İddia, CMK m.216/3 ve somut koşullarda m.289/1-h çerçevesinde usul denetimine ilişkindir. Hangi kanun yolunun uygulanacağı karar türüne göre belirlenir. Usul hakkının ihlali iddiası ile suçun maddi ispatı ayrı konulardır; sonuç dosya görülmeden garanti edilemez.

Başvuru ve dosya hazırlığı

Son söz incelemesinde karar celsesinin tam tutanağı, sanığın katılımı, müdafi savunması, karşı açıklamalar ve hükme geçiş sırası birlikte okunur. Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetiminde İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden eksikliğin hangi kişisel veya usuli hakkı etkilediği somut kayıtlarla belirlenir. İlgili karar ve celsenin değerlendirilmesi için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Resmî kaynaklar ve mevzuat

Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.

İlgili hukuk rehberleri

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp