Kendisini Savunamayacak Derecede Malul Şüpheliye Avukat Zorunlu mu? CMK 150/2
Kısa ve net cevap: CMK m.150/2’ye göre müdafii bulunmayan ve kendisini savunamayacak derecede malul olan şüpheli veya sanığa, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. Kanun belirli bir engellilik oranı, rapor yüzdesi veya tanı listesi koymaz; hukuki ölçüt, kişinin malullüğünün ceza muhakemesinde kendisini savunamayacak dereceye ulaşmasıdır. Bu şart oluştuğunda ayrıca “avukat istiyorum” demesi aranmaz.
Özet: Hangi sağlık veya engellilik durumunda zorunlu müdafi atanır?
CMK m.150/2 her hastalık veya engellilik hâlinde otomatik olarak zorunlu müdafi öngörmez. Çocuk ve kanunun “sağır ve dilsiz” şeklinde saydığı durum dışında, fıkradaki ayrı ölçüt “kendisini savunamayacak derecede malul” olmaktır. Bu nedenle yalnız tanı adı, raporun varlığı veya belirli bir engel oranı üzerinden sonuç kurulmaz; kişinin isnadı anlama, muhakeme sürecini takip etme, kendi açıklamasını kurma ve savunma haklarını kullanma kapasitesi değerlendirilir.
Şart oluşmuş ve kişinin seçilmiş müdafii yoksa görevlendirme isteme bağlı değildir. Kolluk, savcılık, hâkim veya mahkeme dosyanın aşamasına göre CMK m.156’daki görevlendirme mekanizmasını işletir. Müdafi kişinin hukuki savunmasını yürütür; gerekli iletişim ve erişilebilirlik tedbirleri ise ayrıca sağlanır.

CMK 150/2’nin “Kendisini Savunamayacak Derecede Malul” Ölçütü Nedir?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.150/2, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık “kendisini savunamayacak derecede malul” ise istemi aranmaksızın müdafi görevlendirileceğini düzenler. Hüküm, yalnız bir sağlık sorununun varlığını değil, bu durumun savunma kapasitesi üzerindeki derecesini esas alır.
Bu ifade nedeniyle “her engelli kişi için otomatik CMK avukatı atanır” demek kanun metnini genişletir; “yalnız yüzde şu oranı geçen kişiye atanır” demek ise kanunda olmayan sayısal bir eşik yaratır. Doğru yaklaşım, kişinin somut ceza muhakemesinde kendini savunma yeteneğinin sağlık veya engellilik durumu nedeniyle ciddi biçimde yetersiz olup olmadığını belirlemektir.
Ölçüt yalnız konuşabilme yeteneğinden ibaret değildir. Kişinin isnadı anlayabilmesi, olayla ilgili açıklamasını tutarlı biçimde aktarabilmesi, soruların anlamını kavrayabilmesi, hukuki seçeneklerini değerlendirebilmesi ve savunma hakkını etkili kullanabilmesi önem taşır.
CMK 150/2 İçin Belirli Bir Engellilik Oranı veya Yüzde Şartı Var mı?
Hayır. CMK m.150/2 herhangi bir “%40”, “%50” veya başka oran yazmaz. Sosyal güvenlik, vergi, engelli hakları veya sağlık mevzuatındaki oranlar farklı amaçlarla belirlenmiş olabilir; bunlar ceza muhakemesindeki zorunlu müdafilik şartının yerine doğrudan geçirilemez.
Bir kişinin sağlık kurulu raporunda belirli bir oran bulunması önemli bir delil olabilir; fakat kanuni soru oran değil, kişinin kendisini savunamayacak derecede malul olup olmadığıdır. Aynı tanıya sahip iki kişinin iletişim, bilişsel işlev veya muhakeme sürecini takip etme kapasitesi farklı olabilir. Bu nedenle mekanik yüzdelik değerlendirme doğru değildir.
Tersinden de aynı sonuç geçerlidir: kişinin elinde önceden düzenlenmiş engelli sağlık kurulu raporu bulunmaması, açık savunma güçlüğünün görmezden gelinmesine izin vermez. Muhakeme makamı somut durumu tespit etmeli ve gerektiğinde uzman değerlendirmesinden yararlanmalıdır.
Kişinin Kendisini Savunup Savunamayacağı Nasıl Değerlendirilir?
CMK m.150/2’nin ölçütü somut savunma kapasitesidir. Değerlendirmede tek bir belirti yerine kişinin muhakeme sürecine katılımı bütün olarak ele alınmalıdır. Özellikle isnadı kavrama, sorulara anlamlı cevap verme, olayları zaman ve neden ilişkisi içinde anlatma, avukatsız işlem yapmanın sonuçlarını anlama ve haklarını kullanabilme gibi unsurlar önemlidir.
| Kontrol edilen husus | CMK 150/2 bakımından önemi |
|---|---|
| İsnadı anlayabilme | Kişi neyle suçlandığını kavrayamıyorsa savunmasını kurması güçleşir. |
| Soruları ve sonuçlarını kavrama | İfade ve sorguda cevapların hukuki sonuçlarını değerlendirebilmek gerekir. |
| Olayı aktarabilme | Kişinin lehine olguları ve itirazlarını anlamlı biçimde anlatabilmesi savunmanın temelidir. |
| Hakları kullanabilme | Susma, müdafi, delil ve itiraz haklarının ne anlama geldiğini kavrayabilmesi önemlidir. |
| Dosyayı/muhakemeyi takip | Duruşmada iddia ve savunmanın esaslı noktalarını izleyebilmesi gerekir. |
Bu tablo tıbbi teşhis listesi değildir. Hukuki ölçütün dosyada görünür hâle gelmesini sağlar. Şüphe varsa kişinin savunma hakkını daraltmak yerine gerekli inceleme ve koruyucu tedbirler alınmalıdır.
Zorunlu Müdafi İçin Mutlaka Sağlık Kurulu Raporu Gerekir mi?
CMK m.150/2, zorunlu müdafilik için belirli adla bir sağlık kurulu raporunu şekli şart olarak saymaz. Bununla birlikte kişinin malullüğünün ve savunma kapasitesine etkisinin tartışmalı olduğu durumlarda tıbbi veya uzman değerlendirmesi önemli olabilir. Özellikle bilişsel, nörolojik veya psikiyatrik durumlarda yalnız dış gözlemle kesin sonuca varmak her zaman mümkün değildir.
Dosyada mevcut hastane raporları, engellilik raporu, tedavi kayıtları veya uzman görüşleri değerlendirmeye yardımcı olabilir. Ancak muhakeme makamı, sırf “dosyada yüzde oranlı rapor yok” gerekçesiyle açık bir savunma güçlüğünü yok saymamalıdır. Kanuni ölçüt raporun adı değil, kişinin kendisini savunamayacak derecede malul olmasıdır.
Aynı şekilde tek bir rapordaki teşhis de otomatik olarak sonucu belirlemez. Raporun kişinin ceza muhakemesine katılım kapasitesiyle bağlantısı kurulmalıdır. Gerekli görülen uzman incelemesi, zorunlu müdafi kararının tıbbi değil hukuki ölçütünü somutlaştırmaya hizmet eder.
Kişinin veya Yakınlarının Avukat İstemesi Gerekir mi?
Hayır. CMK m.150/2 “istemi aranmaksızın” ifadesini kullanır. Kişi kendisini savunamayacak derecede malul ve müdafii yoksa, zorunlu müdafi görevlendirilmesi kişinin, ailesinin veya vasisinin talebine bağlı değildir.
Kişinin “avukat istemiyorum” demesi de kanuni zorunluluğu kaldırmaz. Çünkü hüküm, savunma kapasitesindeki yetersizliğin kişinin müdafi yardımından vazgeçme kararını da güvenli bir dayanak olmaktan çıkarabileceğini dikkate alan koruyucu bir sistem kurar.
Bununla birlikte kişi veya kanuni temsilcisi özel bir müdafi seçebilir. CMK m.149/1 kanuni temsilcinin de müdafi seçebilmesini düzenler. Seçilmiş müdafi görevi üstlendiğinde baro tarafından görevlendirilen müdafiin görevi CMK m.156/3 uyarınca sona erer.
Kolluk İfadesi ve Hâkim Sorgusunda Ne Yapılmalıdır?
Şüphelinin kendisini savunamayacak derecede malul olduğu tespit edildiğinde, seçilmiş müdafii yoksa ifade veya sorgu öncesinde zorunlu müdafi sağlanmalıdır. Soruşturma evresinde ifade için görevlendirme istemini ifadeyi alan merci; sorgu için sorguyu yapan hâkim CMK m.156/1-a uyarınca baroya iletir.
Müdafi, şüpheliyle görüşmeli, isnadı ve işlem sonuçlarını hukuken açıklamalı ve ifade/sorgu süresince yanında bulunmalıdır. CMK m.149/3 müdafiin görüşme, ifade veya sorguda bulunma ve hukuki yardım hakkının engellenemeyeceğini veya kısıtlanamayacağını düzenler.
Kişinin sağlık veya engellilik durumu iletişim desteği gerektiriyorsa müdafi bulunması bu ihtiyacı ortadan kaldırmaz. CMK m.202/2-3 kapsamındaki erişilebilir anlatım veya tercüman tedbirleri somut duruma göre ayrıca sağlanmalıdır. Sağır ve dilsiz kişilerdeki özel durum için CMK 150/2 sağır ve dilsiz kişide zorunlu müdafi rehberi incelenebilir.
Kovuşturmada Zorunlu Müdafi Ne Zamana Kadar Devam Eder?
m.150/2’deki kişisel şart devam ediyor ve sanığın seçilmiş müdafii bulunmuyorsa zorunlu müdafilik kovuşturma evresinde de uygulanır. Mahkeme CMK m.156/1-b uyarınca barodan müdafi görevlendirilmesini ister. Görevlendirmeyi kovuşturmanın yapıldığı yerdeki baro gerçekleştirir.
Görevlendirilen müdafi duruşmaya gelmez, vakitsiz çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa CMK m.151/1 uyarınca başka müdafi görevlendirilmesi için derhâl işlem yapılır. Yeni müdafi yeterli hazırlık zamanı olmadığını bildirirse m.151/2 gereğince oturum ertelenir.
Bu nedenle zorunlu müdafilik yalnız dosyanın başında bir avukat atanmasıyla tamamlanan tek seferlik işlem değildir. Sanığın etkili savunma yardımına yargılama boyunca erişebilmesi gerekir. CMK 151/2 yeni müdafi hazırlık hakkı rehberi bu güvenceyi ayrıntılı açıklar.
Kişinin Özel Avukatı Varsa Baro Müdafii Gerekir mi?
CMK m.150/2, “müdafii bulunmayan” kişiyi esas alır. Kişinin seçilmiş ve görevi fiilen üstlenmiş müdafii varsa, aynı kişisel duruma dayanılarak ayrıca baro müdafii görevlendirilmesi zorunlu değildir. Zorunlu olan savunmanın müdafiyle yürütülmesidir.
Baro müdafii görevlendirildikten sonra özel avukat seçilirse CMK m.156/3 gereğince baro müdafiinin görevi sona erer. Ancak özel müdafi henüz dosyaya katılmamışsa ve zorunlu müdafilik şartı sürüyorsa savunma boşluğu yaratılmamalıdır.
Özel müdafi sonradan çekilir veya görevi sürdüremezse kişinin m.150/2 kapsamındaki durumu yeniden dikkate alınır ve seçilmiş başka müdafi yoksa görevlendirme sistemi tekrar işletilir. CMK 156/3 görev sona ermesi rehberi bu geçişi açıklar.
CMK 150/2’deki Üç Kişisel Durum Birbirinden Nasıl Ayrılır?
Madde 150/2 aynı sonuç altında üç farklı kişisel durumu düzenler. Çocuk bakımından yaş/statü, sağır ve dilsiz kişi bakımından kanunun özel olarak saydığı durum, malullük bakımından ise “kendisini savunamayacak derece” ölçütü esas alınır.
| Grup | Özel ölçüt | İstem |
|---|---|---|
| Çocuk | Müdafii bulunmayan çocuk şüpheli/sanık | Aranmaz |
| Kendisini savunamayacak derecede malul | Malullüğün savunma kapasitesini bu derece etkilemesi | Aranmaz |
| Sağır ve dilsiz | Kanunda ayrıca sayılan kişisel durum | Aranmaz |
Bu ayrım, malullük ölçütünün yalnız “engelli olmak” şeklinde okunmasını önler. Çocuk için CMK 150/2 çocuk zorunlu müdafi rehberi; sağır ve dilsiz kişi için ilgili özel rehber ayrı olarak hazırlanmıştır.
Akıl Hastalığı, Bilişsel Bozukluk veya Ağır Nörolojik Durumlarda Nasıl Hareket Edilir?
Bu tür durumlarda iki ayrı hukuki mesele birbirine karıştırılmamalıdır. Birincisi, kişinin ceza sorumluluğunu etkileyen TCK hükümleri ve gerektiğinde adli tıbbi incelemedir. İkincisi ise CMK m.150/2 kapsamında muhakeme sırasında kendisini savunamayacak derecede malul olup olmadığı ve zorunlu müdafi gerekip gerekmediğidir. Ceza sorumluluğu tartışması ile müdafi hakkı aynı soru değildir.
Kişinin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneği TCK bakımından başka sonuçlara yol açabilir. Ancak muhakeme sırasında isnadı anlayamama, soruları takip edememe veya savunma tercihlerini oluşturamama gibi durumlar CMK m.150/2 yönünden ayrıca önemlidir.
Bu dosyalarda mevcut sağlık kayıtlarının, uzman raporlarının ve duruşmadaki gözlemlerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Müdafi, kişinin savunma kapasitesine ilişkin tereddüdü yargı makamına bildirebilir ve gerekli incelemelerin yapılmasını talep edebilir. Kanunun koruma amacı, sağlık durumundaki belirsizliği kişiyi müdafisiz bırakan bir gerekçeye dönüştürmemektir.
CMK 150/2’deki Durum Sonradan Ortaya Çıkarsa Ne Olur?
Şüpheli veya sanığın sağlık durumu soruşturma ya da kovuşturma devam ederken değişebilir. Bir kaza, hastalık, nörolojik olay veya başka bir nedenle kişi sonradan kendisini savunamayacak derecede malul hâle gelirse zorunlu müdafi ihtiyacı dosyanın o aşamasında değerlendirilir. Hakkın yalnız dosyanın başlangıcındaki duruma göre belirlenip bir daha incelenmemesi doğru değildir.
Şartın sonradan ortaya çıktığı anlaşılırsa ve seçilmiş müdafi yoksa m.150/2 ve m.156 hükümleri uyarınca görevlendirme yapılır. Kovuşturma sırasında yeni müdafi görevlendirilmiş ve avukat dosyayı hazırlamak için yeterli zamanı olmadığını açıklamışsa CMK m.151/2’nin erteleme güvencesi devreye girer.
Tersine, sağlık durumunun iyileştiği iddiası da zorunlu müdafiliğin dosyada nasıl devam edeceği bakımından somut değerlendirme gerektirir. Görevin sona ermesi yalnız varsayıma veya raporun tarihinin eski olmasına dayandırılmamalı; kişinin güncel savunma kapasitesi ve varsa seçilmiş müdafii birlikte dikkate alınmalıdır.
Mahkemenin veya Savcının Kişisel Gözlemi Tek Başına Yeterli midir?
Muhakeme makamının kişinin iletişim ve savunma güçlüğünü doğrudan gözlemlemesi önemlidir; ancak tıbbi niteliği bulunan tartışmalı durumlarda yalnız kısa bir görüşmeye dayanarak kesin sonuca varmak doğru olmayabilir. Özellikle zihinsel işlev, nörolojik hastalık veya dalgalı bilinç durumlarında mevcut sağlık kayıtlarının incelenmesi ve gerektiğinde uzman değerlendirmesi savunma hakkının güvenli uygulanmasını sağlar.
Buna karşılık açık savunma güçlüğü görüldüğü hâlde “önce ayrıntılı rapor gelsin, o zamana kadar müdafisiz işleme devam edelim” yaklaşımı da m.150/2’nin koruma amacıyla bağdaşmaz. Şüphe savunma hakkını etkiliyorsa, gerekli tespit yapılırken kişinin müdafi yardımından yoksun bırakılmaması gerekir.
Erken koruyucu işlem, savunma hakkını güvenceye alır ve sonraki usul denetiminde dosya kayıtlarının açık olmasını sağlar.
CMK 150/2 Malullük Nedeniyle Zorunlu Müdafi Hakkında Sık Sorulan Sorular
1. Her engelli şüpheliye otomatik olarak zorunlu müdafi atanır mı?
CMK m.150/2 malullük bakımından kişinin kendisini savunamayacak derecede malul olmasını arar. Her engellilik hâli otomatik olarak bu ölçütü karşılamaz.
2. Belirli bir engellilik yüzdesi şart mı?
Hayır. Kanunda sayısal engellilik oranı yoktur; savunma kapasitesine etkisi esas alınır.
3. Sağlık kurulu raporu olmadan zorunlu müdafi atanamaz mı?
CMK m.150/2 belirli adla bir raporu şekli şart olarak yazmaz. Tereddüt halinde tıbbi/uzman değerlendirmesi önemli olabilir.
4. Kişi avukat istemediğini söylerse ne olur?
m.150/2 şartı oluşmuşsa istem aranmaz; avukat istememe beyanı zorunlu müdafiliği kaldırmaz.
5. Ailenin gelir düzeyi dikkate alınır mı?
Hayır. Bu zorunlu müdafilik hükmü ekonomik yetersizlik şartına bağlı değildir.
6. Kollukta ifade alınırken müdafi bulunmalı mı?
Şüpheli m.150/2 kapsamındaysa ve seçilmiş müdafii yoksa ifade öncesinde zorunlu müdafi sağlanmalıdır.
7. Özel avukat varsa barodan ayrıca müdafi gerekir mi?
Görevi üstlenmiş seçilmiş müdafi varsa kişi “müdafii bulunmayan” durumda değildir; ayrıca aynı hükme dayalı baro müdafii gerekmez.
8. Sağlık durumu dava sırasında kötüleşirse zorunlu müdafi atanabilir mi?
Evet. m.150/2 şartının dosyanın ilerleyen aşamasında oluşması hâlinde görevlendirme ihtiyacı o aşamada değerlendirilir.
9. Akıl hastalığı ile CMK 150/2 aynı şey midir?
Hayır. Ceza sorumluluğuna ilişkin TCK hükümleri ile muhakemede savunma kapasitesine ilişkin m.150/2 farklı hukuki sorulardır.
10. Müdafiyi hangi baro görevlendirir?
CMK m.156/2 uyarınca soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yerdeki baro görevlendirir.
Resmî Kaynaklar
- T.C. Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat – 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
- Adalet Bakanlığı – Ceza Muhakemesi Kanunu resmî PDF metni
- Adalet Bakanlığı – CMK Müdafi ve Vekil Görevlendirme Yönetmeliği
Hukukçu İncelemesi ve E-E-A-T Bilgisi
Yazar: Av. Halil Bakırcı – Mersin Barosu Sicil No: 3472. İçerik 15 Eylül 2026 tarihinde CMK m.149-151, m.156 ve m.202 esas alınarak kontrol edilmiştir. Kanundaki “kendisini savunamayacak derecede malul” ibaresi aynen esas alınmış; kanunda bulunmayan sabit engellilik oranı varsayılmamıştır.
(E-İMZALIDIR)
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
