B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Dava Dilekçesine Belgeler Eklenmezse Ne Olur? HMK m.121 | 2026

Kısa ve net cevap: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 121. maddesi, dava dilekçesinde dayanılan ve davacının elinde bulunan belgelerin dava açılırken mahkemeye sunulmasını; başka yerlerden getirilecek belge veya dosyalar bakımından ise bunların bulunmasını sağlayacak açıklamaların dilekçede gösterilmesini zorunlu tutar. Belgenin dava dilekçesinde yalnızca adının yazılması, HMK m.121’deki yükümlülüğün tamamlandığı anlamına gelmez. Başlangıçta sunulmayan belgeler bakımından HMK m.139 ve m.140/5’teki iki haftalık kesin süre ve delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılma sonucu; daha sonraki aşamada ise HMK m.145’teki sonradan delil gösterme sınırları önem taşır.

Dava dilekçesine belgelerin eklenmesi ve HMK 121 uygulaması
Photo by Erwan Hesry on Unsplash

HMK m.121 neyi düzenler?

HMK m.121’in konusu, dava dilekçesinde gösterilen belgelerin dava açılırken dosyaya kazandırılmasıdır. Madde iki ayrı durumu birbirinden ayırır. Birinci durumda belge davacının elindedir. Bu durumda belgenin mahkemeye verilmesi gerekir. İkinci durumda belge veya dosya davacının elinde değildir ve başka bir kurumdan, mahkemeden, bankadan, noterlikten, kamu idaresinden ya da üçüncü bir kaynaktan getirilecektir. Bu durumda belgenin bulunmasını sağlayacak açıklamalar dava dilekçesinde yer almalıdır.

Bu düzenleme, medeni usul hukukundaki teksif ilkesinin ve düzenli yargılama amacının somut bir sonucudur. Davacı, hangi vakıaya hangi delille dayandığını dava başında ortaya koymalı; elindeki belgeyi saklayarak tahkikatın ilerleyen aşamalarında sürpriz biçimde dosyaya sunmamalıdır. Aynı şekilde mahkemeden getirtilmesi istenen bir kayıt da belirsiz bırakılmamalıdır. Belgenin nerede bulunduğu ve hangi kaydın istendiği mahkemenin işlem yapabileceği ölçüde açıklanmalıdır.

HMK m.121, yalnızca “belge deliline dayanıyorum” şeklindeki genel bir beyanı yeterli kabul eden bir hüküm değildir. Maddenin amacı, dayanılan belgenin fiilen dosyaya sunulması veya elde olmayan belgenin getirtilmesine elverişli şekilde tanımlanmasıdır. Bu yönüyle hüküm, dava dilekçesinin içerik şartlarını düzenleyen HMK m.119 ve somutlaştırma yükünü düzenleyen HMK m.194 ile birlikte değerlendirilmelidir.

HMK m.119 ile HMK m.121 arasındaki bağlantı

HMK m.119/1-f uyarınca dava dilekçesinde, ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği gösterilir. Bu nedenle davacı yalnızca olayları anlatmakla yetinemez; ispat araçlarını da olaylarla ilişkilendirmelidir. Dava dilekçesinin HMK m.119’daki zorunlu unsurları bakımından delil-vakıa bağlantısı temel bir gerekliliktir.

HMK m.121 ise özellikle belge delilleri yönünden bu bildirimin uygulamadaki karşılığını düzenler. Başka bir ifadeyle HMK m.119 “hangi delile dayanıldığını”, HMK m.121 ise davacının elindeki belgenin mahkemeye verilmesini ve elinde bulunmayan belgenin nasıl temin edileceğinin açıklanmasını düzenler. İki hüküm birbirini tamamlar.

Bu nedenle dava dilekçesinin sonunda yalnızca “her türlü yasal delil, sair deliller” şeklinde genel ifadeler kullanmak, somut belge bakımından HMK m.121’in aradığı işlemi tek başına yerine getirmez. Dayanılan sözleşme, ihtarname, banka kaydı, yazışma, fatura, teslim belgesi, resmî kayıt veya diğer belgenin uyuşmazlıkla bağlantısı kurulmalı ve eldekiler dosyaya eklenmelidir.

Davacının elinde bulunan belgeler nasıl sunulur?

Davacının elinde bulunan ve dava dilekçesinde delil olarak gösterilen belgeler mahkemeye sunulmalıdır. HMK m.121, belge örneklerinin karşı tarafa tebliğ edilebilmesini sağlayacak şekilde dosyaya verilmesini öngörür. Elektronik yargılama altyapısında belge UYAP üzerinden dosyaya yüklenebilir; fiziki belge veya aslının incelenmesi gereken hâllerde mahkeme ayrıca aslın ibrazını isteyebilir.

Belgenin sunulması ile belgenin ispat gücü aynı mesele değildir. HMK m.121, belgenin dosyaya hangi aşamada kazandırılacağını düzenler. Belgenin kesin delil olup olmadığı, sahtelik iddiası, imza inkârı, aslının incelenmesi veya belgeye karşı ileri sürülen itirazlar ise HMK’nın delillere ilişkin diğer hükümlerine göre değerlendirilir. Dolayısıyla bir belgenin zamanında sunulmuş olması onun içeriğinin mutlaka doğru kabul edileceği anlamına gelmez; ancak belgenin hiç sunulmaması ayrı bir usul sorunu doğurur.

Davacı, elindeki belgeleri seçerken yalnız kendi lehine gördüklerini değil, dava dilekçesinde açıkça dayandığı bütün belgeleri dosyaya kazandırmalıdır. Mahkemenin hangi belgenin hangi vakıa için ileri sürüldüğünü anlayabilmesi için dilekçe içinde veya delil listesinde açık bağlantı kurulması gerekir. Bu konuda HMK m.194 somutlaştırma yükü ayrıca önemlidir.

Başka yerde bulunan belge veya dosya nasıl belirtilir?

HMK m.121, davacının elinde bulunmayan belge veya dosyalar için “bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklama” yapılmasını zorunlu tutar. Bu nedenle “banka kayıtlarının celbi”, “kurum kayıtlarının getirtilmesi” veya “ilgili dosyanın istenmesi” gibi ucu açık ifadeler yerine, mümkün olduğu ölçüde kayıt sahibinin adı, kurumun adı, şube veya birim, hesap veya işlem türü, tarih aralığı, dosya numarası, noterlik bilgisi, sözleşme tarihi veya başka ayırt edici bilgiler yazılmalıdır.

Mahkeme tarafın yerine delil araştırması yapan bir makam değildir. Taraf, hangi delilin nerede bulunduğunu belirlenebilir biçimde göstermekle yükümlüdür. Başka yerde bulunan delilin getirtilmesine ilişkin HMK m.195 mekanizması hakkında ayrıntılı bilgi için başka yerdeki delilin mahkemeye getirtilmesi rehberi incelenebilir.

Başka bir mahkeme dosyasına dayanılıyorsa mahkeme adı, esas numarası ve mümkünse ilgili evrak açıkça belirtilmelidir. Bir idari kurum kaydına dayanılıyorsa kurum ve kayıt türü gösterilmelidir. Banka veya ticari defter kaydı isteniyorsa hangi hesap veya işlemin uyuşmazlıkla ilgili olduğu açıklanmalıdır. Böylece mahkemenin gereksiz ve kapsamı belirsiz yazışmalar yapması önlenir.

Dava dilekçesine belge eklenmezse ne olur?

HMK m.121, belgenin birlikte verilmesini zorunlu tutmakla birlikte, bu hükme aykırılık için tek başına “davanın reddi” veya “davanın açılmamış sayılması” şeklinde otomatik bir sonuç öngörmez. Bu nokta HMK m.119/2’de açık yaptırıma bağlanan bazı dava dilekçesi eksikliklerinden ayrılır. Ancak bu, belgenin hiçbir süre sınırı olmaksızın daha sonra sunulabileceği anlamına gelmez.

Belge sunma eksikliğinin pratik sonucu, ön inceleme aşamasındaki HMK m.139 ve m.140/5 hükümleriyle ortaya çıkar. Mahkeme, dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri sunmaları veya başka yerden getirilecek belgeler için gerekli açıklamayı yapmaları amacıyla taraflara iki haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde yükümlülüğünü yerine getirmeyen taraf hakkında ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılma sonucu gündeme gelir.

Bu nedenle HMK m.121’deki başlangıç yükümlülüğü ile HMK m.139 ve m.140/5’teki tamamlama mekanizması birlikte okunmalıdır. Davacı, belgesini başlangıçta sunmalıdır. Belge sunulmamışsa ön inceleme davetiyesiyle verilen kesin süre son imkân niteliğinde olabilir. Kesin süre geçirildikten sonra ise sonradan delil sunma ancak HMK m.145’in şartları içinde değerlendirilebilir.

Ön incelemede iki haftalık kesin süre nasıl işler?

HMK m.139 uyarınca ön inceleme duruşmasına davet sırasında taraflara, dilekçelerinde gösterdikleri ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirilecek belge ve dosyalar için bunların getirtilmesine yönelik açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Kesin süre olduğu için tarafın bu ihtarı sıradan bir ara karar gibi değerlendirmemesi gerekir.

HMK m.140/5, bu yükümlülüğün yaptırımını açıklar. Taraf verilen kesin süre içinde gerekli işlemi yapmazsa, o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir. Sonuç, belgeyi yalnızca geç sunmuş olmak değil, ilgili delilin artık değerlendirme dışı kalmasıdır. Bu nedenle ön inceleme davetiyesi ve tensipteki delil tamamlama ihtarları tebliğ tarihinden itibaren dikkatle takip edilmelidir.

Kesin süre hesabında tebliğ tarihi, elektronik tebligatın hüküm doğurduğu tarih, tatil günleri ve adli tatil hükümleri ayrı ayrı önem taşıyabilir. Ancak HMK m.121 bakımından temel yaklaşım, süre hesabına ihtiyaç bırakmadan eldeki belgelerin dava açılırken eksiksiz sunulmasıdır.

Kesin süreden sonra belge sunulabilir mi?

HMK m.145’in ana kuralı, kanunda belirtilen süreden sonra delil gösterilememesidir. Bunun iki istisnası vardır: Delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya delilin süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa mahkeme sonradan delil gösterilmesine izin verebilir. Bu istisnalar sınırsız ve otomatik bir ek süre değildir.

Bu nedenle bir belge davacının elinde baştan beri mevcut olduğu hâlde hiçbir açıklama olmaksızın sunulmamışsa, HMK m.145’e dayanılması ayrıca değerlendirilir. Buna karşılık belgenin sonradan ortaya çıkması, ilgili kurumun kaydı geç oluşturması veya tarafın kusurundan kaynaklanmayan objektif bir sebeple daha önce sunulamaması gibi durumlarda kanundaki istisna şartları tartışılabilir. Konunun ayrıntıları için HMK m.145 sonradan delil sunma yazısı incelenebilir.

HMK m.121 ile HMK m.219 arasındaki fark nedir?

HMK m.121 dava dilekçesi aşamasında davacının belge sunma yükümlülüğünü düzenler. HMK m.219 ise tarafların kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandığı ve ellerinde bulunan belgeleri mahkemeye ibraz etme zorunluluğuna ilişkindir. Birincisi dava açılırken belgelerin birlikte verilmesine; ikincisi yargılama sırasında belge ibrazı yükümlülüğüne odaklanır.

Karşı tarafın elindeki bir belge isteniyorsa HMK m.220’deki ibraz usulü; üçüncü kişi veya kurumun elindeki belge yönünden HMK m.221’deki düzenleme önem kazanır. Bu nedenle dava dilekçesinde belgenin nerede bulunduğu açıkça belirtilmeli, daha sonra da belgeyi elinde bulunduran kişiye göre doğru ibraz mekanizması kullanılmalıdır. Böylece HMK m.121’deki açıklama yükümlülüğü ile HMK m.219-221’deki ibraz sistemi birbirinden ayrılır.

UYAP üzerinden belge sunmak HMK m.121 bakımından yeterli midir?

UYAP, belgenin mahkeme dosyasına elektronik olarak iletilmesini sağlayan teknik araçtır. HMK m.121’deki yükümlülüğün özü ise belgenin zamanında dosyaya sunulması ve hangi vakıa için ileri sürüldüğünün anlaşılabilir olmasıdır. Bu nedenle dosyaya yüzlerce sayfa belge yüklemek, belge-vakıa bağlantısı kurulmadığı takdirde tek başına usul yükümlülüğünün sağlıklı şekilde yerine getirildiğini göstermez.

Elektronik ortamdan sunulan belgelerde okunabilirlik, sayfa bütünlüğü, doğru dosyaya yükleme ve belge adlandırması da önem taşır. Mahkeme gerektiğinde aslın sunulmasını isteyebilir. Belgenin elektronik kopyasının dosyada bulunması, aslının incelenmesine ilişkin diğer HMK hükümlerini ortadan kaldırmaz.

Uygulamada yapılması gereken kontrol

  • Dava dilekçesinde ileri sürülen her vakıanın hangi delille ispatlanacağı ayrı ayrı gösterilmelidir.
  • Davacının elindeki belgeler dava açılırken dosyaya eklenmelidir.
  • Başka yerdeki belge veya dosyanın nerede bulunduğu, getirtilmesini sağlayacak ayrıntıyla açıklanmalıdır.
  • Ön inceleme davetiyesindeki HMK m.139 ihtarı ve iki haftalık kesin süre ayrıca takip edilmelidir.
  • Kesin sürede sunulmayan belge için HMK m.140/5’teki delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılma sonucu dikkate alınmalıdır.
  • Sonradan delil sunma talebinde HMK m.145’teki iki istisnadan hangisine dayanıldığı açıkça ortaya konulmalıdır.
  • Karşı tarafın veya üçüncü kişinin elindeki belgelerde HMK m.219-221 hükümleri doğru ayrıştırılmalıdır.
  • Belgenin yalnız dosyaya yüklenmesiyle yetinilmemeli, hangi iddia veya savunmayı ispatladığı açıklanmalıdır.

HMK m.121 bakımından sık yapılan usul hataları

En yaygın hata, dava dilekçesinde çok geniş bir delil listesi yazıp somut belgeleri eklememektir. İkinci hata, başka yerdeki kaydı getirtilmesi mümkün olmayacak kadar belirsiz tarif etmektir. Üçüncü hata, ön inceleme davetiyesindeki kesin süreyi gözden kaçırmaktır. Dördüncü hata ise kesin süre geçtikten sonra belgenin kendiliğinden dosyaya alınacağını varsaymaktır.

Bir başka sorun da delilin hangi vakıaya ilişkin olduğunun açıklanmamasıdır. Özellikle uzun ticari dosyalarda veya çok sayıda banka kaydı, fatura, mesaj ve yazışma bulunan uyuşmazlıklarda “ekli belgeler” demek yeterli bir sunum yöntemi değildir. Her delil grubu ile ispat edilmek istenen olay arasında bağlantı kurulması, hem mahkemenin incelemesini kolaylaştırır hem de karşı tarafın hukuki dinlenilme hakkını korur.

Resmî kaynaklar

Mevzuat Bilgi Sistemi – 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
Resmî Gazete – 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Sık Sorulan Sorular

Dava dilekçesinde yazılan belge mutlaka eklenmeli mi?

Evet. HMK m.121, davacının elinde bulunan ve dava dilekçesinde gösterilen belgelerin mahkemeye verilmesini zorunlu tutar.

Belgeyi eklemezsem dava otomatik olarak reddedilir mi?

HMK m.121 tek başına otomatik ret veya davanın açılmamış sayılması sonucu düzenlemez. Ancak ön incelemede verilen kesin süreye rağmen belge sunulmazsa HMK m.140/5 uyarınca ilgili delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılma sonucu doğabilir.

Mahkeme eksik belge için ek süre verir mi?

HMK m.139 kapsamında, dilekçede gösterilmiş ancak henüz sunulmamış belgeler için iki haftalık kesin süre verilir. Bu süre kanundan kaynaklanan ve yaptırımı açık olan bir süredir.

Başka kurumdan getirilecek belgeyi nasıl göstermeliyim?

Belgenin bulunmasını sağlayacak kurum, kayıt türü, tarih, dosya veya işlem numarası gibi ayırt edici bilgiler mümkün olduğunca açık biçimde yazılmalıdır.

Kesin süreden sonra belge sunulabilir mi?

Genel kural hayırdır. HMK m.145’teki yargılamayı geciktirme amacı bulunmaması veya süresinde sunamamanın tarafın kusurundan kaynaklanmaması şartlarından biri gerçekleşirse mahkeme sonradan delil gösterilmesine izin verebilir.

UYAP’a yüklenen belge ayrıca dilekçede açıklanmalı mı?

Evet. Belgenin dosyada bulunması yanında hangi vakıanın ispatı için sunulduğunun da anlaşılabilir olması gerekir.

Karşı tarafın elindeki belge için ne yapılır?

Belge dava dilekçesinde belirlenir; karşı tarafın elindeki belgenin ibrazı bakımından HMK m.219 ve m.220 hükümleri uygulanır.

Üçüncü kişinin elindeki belge getirilebilir mi?

Evet. Üçüncü kişi veya kurumun elindeki belgenin ibrazı HMK m.221 çerçevesinde istenebilir. Belgenin nerede olduğu ve uyuşmazlıkla bağlantısı açıkça gösterilmelidir.

Belge aslını mahkemeye vermek zorunlu mu?

Mahkeme gerektiğinde belge aslının ibrazını isteyebilir. Belge aslının incelenmesi ve geri verilmesi, HMK’nın belge deliline ilişkin diğer hükümleri kapsamında yürütülür.

Hukuki içerik notu: Bu içerik 17 Eylül 2026 tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119, 121, 139, 140, 145 ve ilgili belge hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır. Somut dosyada tebliğ tarihleri, mahkemenin kesin süre ihtarı ve dosyaya özgü ara kararlar ayrıca kontrol edilmelidir.
Yazar: Av. Halil Bakırcı – Mersin Barosu

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp