Dava Sürerken Zamanaşımı Nasıl Yeniden Başlar?
Alacak davasının açılmasıyla zamanaşımının kesilmesi, dava sürerken zaman hesabının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Türk Borçlar Kanunu’nun 157. maddesi, dava veya def’i yoluyla kesilen zamanaşımının yargılama boyunca tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden başlayacağını düzenler. Bu nedenle uzayan bir davada yalnız ilk dava tarihi değil, sonraki yargılama işlemleri de incelenir.
Hesap için önce alacağın tabi olduğu süre, başlangıç tarihi ve dava kapsamı belirlenir. Sonra dosyadaki işlemler tarih sırasıyla değerlendirilir. UYAP’ta dosyanın açık görünmesi, hangi işlemin zamanaşımını yeniden başlattığını tek başına açıklamaz. Aynı biçimde bir kayıt tarihinin yeni olması, kaydın mutlaka yargılamaya ilişkin bir işlem olduğu anlamına gelmez. Bu yazı, devam eden alacak davasında TBK 157’nin nasıl uygulanacağını; icra, durma, kısmi talep ve açılmamış sayılma düzenlerinden ayrılarak ele alır.

Dava açılması ile dava içindeki yeni başlangıçlar ayrılır
TBK 154, alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurmasını zamanaşımını kesen sebepler arasında sayar. TBK 156, kesilmeyle yeni sürenin başlayacağını düzenler. TBK 157 ise yargılama devam ederken sonraki işlemlerin bu yeni süreye etkisini açıklar. Üç hüküm birlikte okunduğunda ilk başvuru ve devam eden dosyadaki işlemler ayrı aşamalar oluşturur.
İlk dava tarihinin kaydedilmesi bu nedenle zorunlu, fakat tek başına yeterli değildir. Dava açılırken sürenin dolup dolmadığı da belirlenmelidir. Daha önce zamanaşımına uğramış alacağı sonradan dava etmek, geçmiş sürenin kendiliğinden silindiği anlamına gelmez. Dava süresindeki yeni başlangıç düzeni, hangi alacağın hangi kapsamda yargıya taşındığı üzerinden uygulanır. Borcun doğumu, muacceliyeti ve ilk başvuru birbirinden farklı tarihlerdir.
Kesilme, zamanaşımının durmasıyla aynı değildir
Kesilmede kanunun bağladığı yeni süre işlemeye başlar. Durmada ise süreyi durduran sebep kalktığında daha önce işlemeye başlamış süre devam eder. TBK 153, zamanaşımının başlamamasını veya durmasını gerektiren hâlleri düzenler; TBK 157 ise dava içindeki kesilme sonrası yeniden başlangıç kuralıdır. Dava sürmesini bütün süreyi donduran tek bir durma sebebi gibi adlandırmak bu ayrımı kaybettirir.
Dosyada hem durma hem kesilme sebebi varsa bunlar ayrı tarihlerle gösterilmelidir. Önceki süreyi devam ettiren olay ile süreyi yeniden başlatan işlem aynı matematikle hesaplanmaz. “Dava açıldı, süre durdu” şeklindeki kısa açıklama, hangi hukuki etkiye dayanıldığını ortaya koymaz. Hesap çizelgesinde olayın tarihi yanında dayanak maddesi ve sonucu yazıldığında, kalan günlerin mi yoksa yeni sürenin mi esas alındığı anlaşılır.
Yeniden başlayacak sürenin uzunluğu önce bulunur
TBK 146 genel olarak on yıllık süreyi, kanunda özel düzen bulunmaması koşuluyla kabul eder. TBK 147’de kira bedelleri, anapara faizleri ve belirtilen diğer alacaklar için beş yıllık süre vardır. Özel kanunlarda ayrıca farklı süreler düzenlenmiştir. Bu nedenle dava sürerken her yeni işlem için otomatik olarak on yıl yazılmaz; önce ilgili alacağın rejimi belirlenir.
TBK 156’nın senetle ikrar veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış borca ilişkin özel hükmü ayrıca dikkate alınır. İlk yargılama işlemiyle alacağın hükme bağlanması aynı olay değildir. Davanın hangi aşamada bulunduğu, ileri sürülen alacak türü ve varsa borç ikrarı ayrı kaydedilir. Birden fazla alacağın birlikte istenmesi de hepsine tek bir süre uygulanmasını gerektirmez. Her kalem kendi dayanağına göre süre hesabına alınır.
Tarafların yargılamaya ilişkin işlemleri hangi kayıttan görülür?
TBK 157’nin kullandığı ölçüt, tarafların yargılamaya ilişkin işlemidir. Dosyaya sunulan dilekçenin içeriği, duruşmada yapılan açıklama ve ilgili talebin mahkeme kaydına nasıl geçtiği incelenir. Sadece dosya numarasını içeren bir yazının varlığı, içeriği okunmadan hukuki sonuca bağlanmaz. İşlemin davadaki hakkın ileri sürülmesi ve yargılama süreciyle bağlantısı belirlenmelidir.
Duruşma ve yargılama işlemleri için HMK 156’nın tutanağın ispat gücüne ilişkin düzeni önemlidir. Dilekçenin sunulma kaydıyla hazırlama tarihi ayrı tutulur. Tarafın kendi bilgisayarındaki belge tarihi, mahkemeye başvuru tarihinin yerine geçmez. Elektronik gönderimde de hangi dosyaya, hangi içerikle ve ne zaman sunulduğu gösterilir. Böylece süre hesabı, tarafların hatırladığı yaklaşık tarihlere değil, yargılama dosyasının somut kayıtlarına dayanır.
Yalnız alacaklının işlemleri mi yeni süre başlatır?
TBK 157’nin ilk fıkrası yalnız davacının işlemlerini saymaz; tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden söz eder. Bu nedenle inceleme yalnız alacaklının sunduğu dilekçelerle sınırlandırılmamalıdır. Karşı tarafın yargılamaya ilişkin işlemleri ve hâkimin kararları da dosya kronolojisinde yer alır. Her kaydın kanuni ölçüte uygunluğu içeriği üzerinden değerlendirilir.
Buradan taraflar arasındaki her özel görüşmenin dava işlemi sayıldığı sonucu çıkarılmaz. Dava dışı ödeme, borç kabulü veya anlaşma girişimi farklı hukuki sebeplerle önem taşıyabilir. Bunlar varsa TBK 154 gibi ilgili hüküm kapsamında ayrıca incelenir. Bir taraf işleminin hangi nedenle kesilme etkisi taşıdığı açık yazılmalıdır. Aynı belge hem dava dışı borç kabulü hem mahkemeye sunulmuş delil olarak ileri sürülüyorsa iki işlev birbirine karıştırılmadan açıklanır.
Hâkimin kararları ayrı bir yeniden başlangıç sebebidir
Maddenin ilk fıkrası, taraf işlemlerine ek olarak hâkimin her kararından sonra zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağını belirtir. Dosyadaki karar tarihleri bu nedenle kronolojinin bağımsız bölümünü oluşturur. Kararın yalnız tarafın öğrenme tarihiyle veya dosyaya sonradan bakıldığı günle değiştirilmesi doğru değildir; kararın kendi kaydı incelenir.
Duruşma tutanağındaki ara kararlar ve yargılamanın ilgili kararları, hangi işlem ve alacakla bağlantılı oldukları gösterilerek kaydedilir. Mahkeme dosyasındaki her idari kayıt, sırf yeni bir tarih taşıdığı için hâkim kararı sayılmaz. Karar ile belge tarama, dosya görüntüleme ve tarafın kişisel takip notu birbirinden ayrılır. Kanunun düzenlediği hukuki olay doğru tanımlandığında, yeni başlangıcın hangi tarihten hesaplandığı denetlenebilir hâle gelir.
Uzun süre işlem yapılmayan dosyada hangi tarihler karşılaştırılır?
Önce zamanaşımını etkileyen son yargılama işlemi veya hâkim kararı belirlenir. Bundan sonra uygulanacak sürenin nasıl işlediği, araya giren yeni işlem ve varsa durma sebepleriyle birlikte hesaplanır. Yalnız dava açılışından bugüne kadar geçen toplam süreyi almak, sonraki kesilme etkilerini dışlar. Yalnız dosyanın açık olduğu bilgisini almak ise işlemler arasındaki zaman ilişkisini açıklamaz.
Mahkemenin yargılama takvimi, beklenen inceleme, verilen karar ve taraf işlemleri kayıt üzerinden izlenmelidir. Belirli bir zaman aralığında hiçbir kayıt bulunmadığı ileri sürülüyorsa dosyanın bütün ilgili bölümleri incelenir; yalnız bir ekran görüntüsü yeterli kronoloji sayılmaz. Süre hesabında hangi olayların dahil edildiği ve hangilerinin hukuki etkisiz görüldüğü belirtilir. Sonuç, alacağın kendi zamanaşımı süresiyle işlem tarihleri arasındaki karşılaştırmaya dayanır.
Dosyayı sorgulamak veya özel ihtar göndermek aynı işlem değildir
Bir tarafın elektronik sistemden dosyanın durumuna bakması, mahkemeye yargılamaya ilişkin işlem sunmasıyla aynı değildir. Aynı şekilde karşı tarafa dava dışında gönderilen ödeme çağrısı, sırf dava numarası taşıdığı için TBK 157 kapsamındaki yargılama işlemi hâline gelmez. Kaydın adı, içeriği ve yöneldiği merci birlikte incelenmelidir.
Buna karşılık dava dışında yapılan bir işlem başka bir kesilme sebebini oluşturuyorsa, bu hukuki etki ayrıca değerlendirilir. Borçlunun kısmi ödemesi veya borcu ikrarı TBK 154 bakımından önem taşır. Bu ayrımı borç ikrarının zamanaşımına etkisi hakkındaki yazı ayrıntılı açıklar. Esas olan, her yeni tarihi tek bir kesilme etiketi altında toplamak yerine, ilgili olayın kanundaki hangi sebebe karşılık geldiğini göstermektir.
Dava kapsamı, talep artırımı ve güncel HMK 109/4 birlikte okunur
Zamanaşımı incelemesi dava konusu yapılan alacak ve talep kapsamıyla bağlantılıdır. Kısmi talep bakımından güncel HMK 109/4 özel düzen içerir: aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar belirtilen usulle artırılan kısım için de zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Artırılan her tutar için eski uygulamadaki artırım tarihi açıklamasını güncel hükmün yerine koymak doğru değildir.
7589 sayılı Kanun’un 19 ve 20. maddeleri ile geçici 1/10. maddesi, 107. maddenin kaldırılmasını, yeni kısmi talep düzenini ve önce açılmış davalar için ilgili geçişi birlikte gösterir. HMK 109/4 kapsamında kısmi dava ve talep artırımı bu ayrı usulü açıklar. TBK 157 hesabında hangi talebin hangi tarih etkisinden yararlandığı, uygulanacak güncel ve geçiş hükümleriyle belirlenir.
İşlemden kaldırma ve açılmamış sayılma ayrı sonuçlardır
HMK 150, dosyanın işlemden kaldırılması ve süresinde yenilenmemesinin sonuçlarını düzenler. İşlemden kaldırılan dava, kanundaki üç aylık süre içinde yenilenebilir. Bu aşama ile davanın açılmamış sayılması aynı şey değildir. Kanun, hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talebin de yapılmamış sayılacağını belirtir.
Bu nedenle önceki davaya dayanarak kesilme hesabı yapılırken o davanın nasıl sonuçlandığı mutlaka incelenir. Dosyada ilk dava tarihi bulunması, sonradan verilen açılmamış sayılma kararını önemsiz hâle getirmez. Yenileme dilekçesi, tarih ve karar kayıtları birlikte okunur. Süreli yenileme imkânının bulunduğu aşamada dosya takibi, maddi zamanaşımı hesabından farklı bir usul yükümlülüğüdür. İki süre aynı kabul edilerek yalnız zamanaşımı son gününe bakılması usul bakımından hak kaybı yaratır.
Def’i yoluyla ileri sürülen hak nasıl ayrılır?
TBK 154 ve 157 yalnız dava açılmasını değil, alacağın def’i yoluyla yargı merciine taşınmasını da düzenler. Burada hangi hakkın hangi usul işlemi içinde ileri sürüldüğü belirlenmelidir. Her savunma dilekçesi, tarafın sahip olduğu bütün alacaklar bakımından otomatik kesilme yaratır şeklinde geniş bir sonuç çıkarılmaz. İleri sürülen hakkın kimliği ve kapsamı dosya metninde gösterilmelidir.
Bu düzen ile borçlunun zamanaşımı def’ini ileri sürmesi aynı hukuki konu değildir. Birincisi alacağın yargılamada kullanılmasıyla süreye bağlanan etkiyi, ikincisi süre geçtiği savunmasının yapılmasını ilgilendirir. Dosya incelemesinde yalnız “def’i sunuldu” kaydıyla yetinilmez; hangi hakkın kime karşı ve hangi kapsamda ileri sürüldüğü açıklanır. Bu yaklaşım, zamanaşımı incelemesini tarafların bütün malvarlığı ilişkilerine belirsiz biçimde yaymayı önler.
İcra ve iflas dosyasındaki kurallar dava kuralından ayrıdır
TBK 157’nin ikinci fıkrası, icra takibiyle kesilmiş zamanaşımının alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden başlamasını düzenler. Üçüncü fıkra ise iflas masasına başvurmada, iflas hükümlerine göre alacağın yeniden istenebilmesinin doğumunu esas alır. Aynı maddede yer alsalar da bu olayların tarihleri ve kayıtları dava dosyasındakilerle aynı değildir.
İcra takibinde zamanaşımı ve işlemden kaldırılma hakkındaki rehber, icra dosyasının kendi kurallarını ele alır. Mahkeme davası ile takip dosyası birlikte varsa her birindeki işlemler ayrı kaynaklardan okunur. İcra dosyasının açık veya kapalı görünmesi, mahkemedeki son işlemin tarihi yerine geçmez. İflas sürecindeki kayıt da alacağın yeniden istenebilme şartları incelenmeden sıradan dava işlemi gibi hesaplanmaz.
Zamanaşımı savunması ve ispatı nasıl somutlaştırılır?
TBK 161, zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkimin bunu kendiliğinden göz önüne alamayacağını belirtir. Bu nedenle borçlunun savunmasının usule uygun biçimde ileri sürülmesi ile sürenin gerçekten geçmiş olup olmadığı ayrı sorulardır. Alacaklı da kesilme veya durma iddiasını yalnız genel bir ifadeyle bırakmamalı; hangi işlemi hangi tarihte dayanak aldığını açıklamalıdır.
HMK 190 ve 194 çerçevesinde süreye etkili olgular ilgili delillerle eşleştirilir. Dava dilekçesi, tarih kayıtları, duruşma tutanakları, ara kararlar ve varsa borç ikrarı birbiriyle uyumlu kronolojide sunulur. Süre hesabının bütün dosya yerine yalnız seçilmiş birkaç tarihle yapılması eksik sonuç üretir. İtiraz veya karşı açıklama, önce alacağın tabi olduğu süreyi, sonra başlangıç ve her yeniden başlama sebebini göstermelidir.
Davanın reddinde ek süre bu maddeden farklıdır
TBK 158, belirttiği nedenlerle reddedilen dava veya def’i sırasında zamanaşımı ya da hak düşürücü sürenin dolması hâlinde altmış günlük ek süre düzenler. Bu hüküm, TBK 157’deki devam eden davanın işlem zinciriyle aynı mekanizma değildir. Ret kararının sebebi ve ilgili süre koşulları ayrıca incelenir; her ret kararı otomatik olarak altmış gün vermez.
Davanın nasıl sona erdiği bu nedenle kronolojinin son satırından ibaret bir ayrıntı değildir. Esastan ret, görev veya yetki sorunu, düzeltilebilir yanlışlık ve açılmamış sayılma aynı sonuç altında toplanmamalıdır. Bir dosyanın bittiği görülünce önce kararın hukuki niteliği okunur. Sonraki başvurunun süre etkisi, ilgili usul ve maddi hukuk hükümleriyle belirlenir. TBK 157, bu farklı sona erme sebeplerine sınırsız bir yeni dava hakkı tanımaz.
Başlangıç günü ve sürenin son günü nasıl kaydedilir?
TBK 151, zamanaşımının başladığı günün sayılmayacağını ve süre ancak son gün de hak kullanılmadan geçtiğinde zamanaşımının gerçekleşeceğini düzenler. Aynı madde süre hesabında borçların ifasına ilişkin hesap hükümlerine gönderme yapar. Bu nedenle yeni başlangıç tarihinin bulunmasıyla son günün hesaplanması iki ayrı adımdır. Takvimde geçen yıl veya ay sayısını kabaca karşılaştırmak yeterli değildir.
Bir dosya çizelgesinde işlem tarihi, işlemin hukuki etkisi, uygulanacak sürenin uzunluğu ve hesaplanan son gün ayrı gösterilmelidir. Daha sonra gelen kesilme işlemi bu hesabı yeniden kurdurur. Durma sebebi bulunuyorsa onun başlangıcı ve bitişi de ayrıca işlenir. Son güne ilişkin hesap, kanunun atıf yaptığı süre hükümleri gözetilerek yapılır. Dava tarihleri ve tutanak kayıtları kesinleşmeden yalnız tarafların beyan ettiği tarihlerle takvim oluşturulması, bir günlük farkın belirleyici olduğu uyuşmazlıklarda eksik değerlendirmeye yol açar.
Sık sorulan sorular
Dava açılması zamanaşımını dava sonuna kadar tamamen durdurur mu?
TBK 157 dava süresince yeniden başlama düzeni kurar. Tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra süre yeniden başlar. Bu nedenle yalnız dava açılışına veya dosyanın açık görünmesine bakılmaz; sonraki hukuki işlemler de incelenir.
Dava içindeki her işlemden sonra süre on yıl mı olur?
Her durumda değildir. Önce alacağın tabi olduğu süre belirlenir. TBK 146 ve 147 ile özel kanun hükümleri dikkate alınır. TBK 156’nın senetle ikrar veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış borç için öngördüğü özel düzen ayrıca uygulanır.
Yalnız davacının işlemleri mi yeni süre başlatır?
TBK 157 yalnız davacıyı değil, tarafların yargılamaya ilişkin işlemlerini ve hâkimin kararlarını sayar. İnceleme bu nedenle bütün ilgili dosya kayıtlarını kapsar. Ancak her özel yazışma veya idari kayıt, içeriği incelenmeden yargılama işlemi sayılamaz.
UYAP’tan dosyaya bakmak zamanaşımını yeniden başlatır mı?
Dosyayı görüntülemek, mahkemeye yargılamaya ilişkin işlem sunmakla aynı değildir. TBK 157 bakımından kaydın hukuki niteliği ve içeriği aranır. Yalnız elektronik sistemde yeni tarih görülmesi, kanuni kesilme sebebinin gerçekleştiğini göstermez.
Kısmi davada artırılan miktar için hangi tarih önemlidir?
Güncel HMK 109/4’teki koşullarla aynı davada artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Talebin kapsamı, artırma usulü ve uygulanacak geçiş hükümleri incelenir. Eski artırım tarihi açıklaması bütün yeni dosyalara otomatik uygulanmaz.
Açılmamış sayılan davanın ilk tarihi süreyi korur mu?
HMK 150/7, açılmamış sayılan davadaki talebin de yapılmamış sayılacağını düzenler. Bu nedenle yalnız eski dava tarihine dayanılmaz; dosyanın nasıl sona erdiği incelenir. İşlemden kaldırma ile açılmamış sayılma ayrı aşamalardır.
Hâkim zamanaşımını kendiliğinden uygulayabilir mi?
TBK 161 uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Savunmanın usule uygun ileri sürülmesi ve maddi süre hesabı ayrı değerlendirilir. Kesilme ve durma olguları da ilgili dosya belgeleriyle açıklanmalıdır.
Dava reddedilince her durumda altmış gün ek süre var mı?
Hayır. TBK 158 belirli ret nedenleri ve dava sırasında zamanaşımı veya hak düşürücü sürenin dolması koşuluyla ek süre düzenler. Bu hüküm, devam eden davadaki TBK 157 işlem zincirinden ayrıdır; her ret veya dosya kapanışı aynı sonucu doğurmaz.
Kanun dayanakları ve resmî kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m. 146, 147, 149, 151, 153, 154, 156–158, 161.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m. 109/4, 150, 156, 190, 194.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
