İstanbul Adli Kontrol Kararına İtiraz: CMK 109–115 Rehberi 2026
İstanbul adli kontrol itiraz: İstanbul adli kontrol itiraz hakkında CMK m.109, 110, 111, 112 ve 115 dayanakları, görev, süre, delil, savunma ve İstanbul uygulaması için 2026 güncel rehber.
Ceza Muhakemesi • İstanbul • 2026
Adli kontrol, mahkûmiyet veya ceza infazı değildir. Kişinin özgürlüğünü sınırlayan her yükümlülüğün kanuni dayanağı, amacı, kapsamı ve devam süresi ayrı ayrı denetlenmelidir.

CMK m.109: Adli kontrol hangi amaçla uygulanır?
Adli kontrol, şüpheli veya sanığın tutuklanması yerine belirli yükümlülüklere tabi tutulmasıdır. CMK m.109/1, m.100’deki tutuklama nedenlerinin varlığıyla bağlantı kurar. Bununla birlikte m.109/2, kanunda tutuklama yasağı bulunan durumlarda da adli kontrol uygulanmasını düzenler. Bu nedenle “tutuklama mümkün değilse hiçbir adli kontrol uygulanamaz” sonucu çıkarılmaz.
Tedbirin amacı, kişinin usul işlemlerinde hazır bulunmasını ve soruşturma veya kovuşturmanın sağlıklı yürütülmesini güvenceye almaktır. Adli kontrol, suçlu bulunmadan önce peşinen ceza çektirme aracı olarak kullanılamaz. İsnat edilen suçun adı kadar şüphenin dayanağı, kaçma veya delillere müdahale riskinin somut gerekçesi ve seçilen yükümlülüğün bu riskle ilişkisi değerlendirilmelidir.
Bir kişinin sabit ikametgâhının bulunması önemli bir veri olsa da tek başına bütün tedbirlerin kaldırılmasını zorunlu kılmaz. Aynı şekilde suçun ağır olması da bütün yükümlülüklerin gerekçesiz uygulanmasına yeterli değildir. Savunmada, kararda gösterilen nedenlerin dosyadaki mevcut durumla neden bağdaşmadığı açıklanmalıdır. Delillerin toplanmış olması, düzenli katılım ve kişisel koşullar bu çerçevede somutlaştırılır.
Adli kontrol ile mahkûmiyet sonrasındaki denetimli serbestlik ayrı kurumlardır. İmza yükümlülüğünün aynı müdürlük veya kolluk birimince izlenmesi, işlemlerin hukuki dayanağını birleştirmez. Soruşturmadaki adli kontrol için CMK m.109–115; infaz aşamasındaki denetimli serbestlik için ilgili infaz hükümleri uygulanır.
İmza, yurt dışına çıkış yasağı ve konutu terk etmeme
CMK m.109/3, uygulanacak yükümlülükleri sayar. Yurt dışına çıkamamak, belirlenen yerlere düzenli başvurmak, belli bölgeyi terk etmemek, belirli yerlere gitmemek ve konutunu terk etmemek bu seçenekler arasındadır. Hâkim, birden çok yükümlülük uyguladığında her birinin amacını ve birlikte doğurduğu sınırlamayı değerlendirmelidir. Bir yükümlülük kaldırıldığında diğerlerinin de kalktığı varsayılmaz.
İmza yükümlülüğünde yer ve sıklık
“İmza” olarak anılan uygulama, kararda belirlenen yere düzenli başvurmayı ifade eder. Hangi günlerde, hangi saat aralığında ve hangi birimde başvurulacağı karar ve uygulama bildirimi üzerinden öğrenilir. İşyerinin uzaklığı, vardiya saatleri veya tedavi günleriyle çakışma varsa bunlar belgeye bağlanarak yer, gün veya sıklığın değiştirilmesi istenir.
Kişi kendi kararıyla başka bir karakolda imza atarak yükümlülüğü değiştiremez. Taşınma veya geçici iş seyahati hâlinde önce yetkili merciden değişiklik ya da muafiyet kararı alınmalıdır. Başvuru yapılmış olması, eski yükümlülüğün uygulanmasını kendiliğinden sona erdirmez.
Yurt dışına çıkış yasağı
CMK m.109/3-a kapsamındaki yurt dışı yasağında seyahatin amacı, süresi, dönüş tarihi ve dosyaya katılımı sağlayan koşullar açıklanır. İş sözleşmesi, eğitim kaydı veya tedavi belgesi tek başına otomatik izin sağlamaz; bunlar kaldırma ya da geçici muafiyet talebinin dayanaklarıdır. Karar verilmeden bilet alınması, mahkemeyi izin vermek zorunda bırakmaz.
Konutu terk etmeme
CMK m.109/3-j’deki yükümlülük, kamuoyunda ev hapsi olarak bilinir. Sınırlandırılan konut ve uygulamanın başlangıcı karar üzerinden belirlenir. Sağlık kuruluşuna gitme, adres değiştirme veya diğer zorunlu ihtiyaçlar için ilgili mercie başvurulur. Elektronik izleme cihazı bulunması veya bulunmaması, yargısal yükümlülüğün varlığını değiştirmez.
İtiraz süresi iki haftadır; merci her kararda aynı değildir
CMK m.111/2, adli kontrol kararlarına itirazı kabul eder. Genel süre, CMK m.268/1 uyarınca kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Koruma tedbirinde süre başlangıcını her durumda sonradan yapılacak tebligata bağlamak doğru değildir. Kararın huzurda açıklanması, tutanak ve öğrenme tarihi birlikte incelenir. Haftayla belirlenen sürenin hesabında CMK m.39 uygulanır.
Dilekçe, kararı veren mercie sunulur. Bu merci itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; aksi durumda en çok üç gün içinde incelemeye yetkili mercie gönderir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama ve adli kontrol kararlarına yapılan itiraz, CMK m.268/3-b gereğince yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından incelenir. Burada arama veya elkoyma kararları için geçerli olan sonraki numaralı sulh ceza hâkimliği kuralı kullanılmaz.
Adli kontrolü kovuşturma sırasında asliye ceza veya ağır ceza mahkemesi vermişse, inceleme mercii m.268/3’ün o makamı düzenleyen bendinden belirlenir. Kararı veren mahkemenin adı görülmeden standart bir üst makam yazmak, yanlış dosyaya başvuru riskini artırır.
İtirazda yalnız “suçsuzum” açıklamasına yer vermek yeterli bir inceleme çerçevesi oluşturmaz. Kararın hangi şüpheye dayandığı, hangi riskin güncel olmadığı, tedbirin neden ağır kaldığı ve daha hafif hangi uygulamanın amaca yeterli olduğu gösterilmelidir. Birden fazla yükümlülük varsa talepler ayrı kurulmalıdır.
CMK m.269 gereğince başvuru, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. İmza, konutu terk etmeme ve seyahat yasağı, kaldırılma veya değiştirilme kararı verilinceye kadar sürer. Uygulamanın durdurulması isteniyorsa bu talep de açıkça belirtilmelidir.
İlk karara itirazdan ayrı olarak kaldırma ve geçici muafiyet
CMK m.110, adli kontrolün soruşturma ve kovuşturma boyunca değiştirilmesine imkân verir. Yükümlülüklerin tamamı veya bir bölümü kaldırılır, içerikleri değiştirilir ya da bunlardan bazılarına uymaktan geçici muafiyet tanınır. Bu seçenekler aynı sonucu doğurmaz. Örneğin bir haftalık iş seyahati için verilen muafiyet, yurt dışı yasağının kesin olarak kaldırılması değildir.
CMK m.111/1, şüpheli veya sanığın talebi üzerine savcının görüşünün alınarak hâkim veya mahkemenin beş gün içinde karar verebilmesini düzenler. Bu beş günlük düzenleme, başvurunun yapılmasından sonra tedbirin kendiliğinden düşeceği anlamına gelmez. Karar gecikmiş olsa bile kişi yükümlülüğünü kendi iradesiyle sona erdiremez.
İlk karara itiraz süresinin geçirilmesi, devam eden tedbirin kaldırılmasını isteme yolunu bütünüyle kapatmaz. Ancak yeni bir kaldırma talebi, önceki karara ilişkin kaçırılmış bütün süreleri yeniden başlatmaz. Talep, mevcut dosya durumu ve yükümlülüğün devamının gereksizliği üzerinden kurulur.
Değişen koşulların belgelenmesi başvuruyu güçlendirir; fakat kanunda bulunmayan şekilde “kaldırma talebi için mutlaka yeni olay şarttır” denilemez. Başlangıçtan beri mevcut hukuka aykırılık veya ölçüsüzlük de açıklanır. Yeni koşul varsa, önceki karardan sonra neyin değiştiği tarihleriyle gösterilir.
Dört aylık inceleme ve azami adli kontrol süreleri
CMK m.110/4, yükümlülüğün devamının gerekip gerekmediğinin en geç dört aylık aralıklarla değerlendirilmesini öngörür. Soruşturmada savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturmada mahkeme kendiliğinden karar verir. Bu düzenleme, şüpheli veya sanığın dört ay dolmadan kaldırma talep edemeyeceği anlamına gelmez.
CMK m.110/A azami süreleri ayrıca belirler. Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde temel üst sınır iki yıldır; zorunlu hâllerde gerekçeyle bir yıl uzatılır. Ağır cezanın görevine giren işlerde temel üst sınır üç yıl, uzatma süresi toplam üç yıldır. Maddede gösterilen devlet güvenliğine ilişkin suç grupları ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarda uzatma sınırı dört yıldır. Sonuncu sayı toplam süre değil, uzatma süresidir.
| Dosya türü | Temel azami süre | Kanuni uzatma sınırı |
|---|---|---|
| Ağır cezanın görevine girmeyen işler | 2 yıl | 1 yıl |
| Ağır cezanın görevine giren diğer işler | 3 yıl | Toplam 3 yıl |
| CMK m.110/A/2’de özel olarak belirtilen suçlar | 3 yıl | Toplam 4 yıl |
Çocuklar bakımından bu süreler yarı oranında uygulanır. Uzatma, temel sürenin sonunda kendiliğinden oluşan bir sonuç değildir; zorunlu neden ve gerekçe aranır. Dosyada başlangıç, kaldırma, yeniden uygulama ve uzatma kararları ayrı tarihler olarak çıkarılmalı; yalnız takvim yılına bakılarak hesap yapılmamalıdır.
İki haftalık itiraz, beş günlük talep değerlendirmesi, dört aylık dönemsel inceleme ve yıllarla ifade edilen azami süreler farklı amaçlara hizmet eder. Birinin dolması diğerinin başlangıcını otomatik değiştirmez. Başvuruda hangi sürenin ihlal edildiği ve bunun hangi kararla ilişkili olduğu açıkça yazılmalıdır.
İmzanın kaçırılması veya yasağın ihlali her zaman otomatik tutuklama değildir
CMK m.112/1, yükümlülüklerini isteyerek yerine getirmeyen kişi hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresine bakılmaksızın yetkili yargı merciinin tutuklama kararı verebilmesini düzenler. Maddede iradi ihlal aranır. Bir başvurunun sistemde görünmemesi ile kişinin yükümlülüğü bilerek yerine getirmemesi aynı tespit değildir.
İhlal iddiasında kararın kişiye bildirilmesi, yükümlülüğün açık içeriği, uygulama kaydı ve mazeret birlikte incelenir. Hastanede yatış, ulaşımın fiilen kesilmesi veya kayıt hatası ileri sürülüyorsa bunları gösteren belgeler gecikmeden sunulmalıdır. Mazeretin varlığını değerlendirmek yargı merciinin görevidir; kişinin kendi değerlendirmesiyle muaf olduğunu kabul etmesi doğru değildir.
Azami tutukluluk süresi dolduğu için verilen adli kontrolün ihlalinde m.112/2 ayrıca önem taşır. Bu durumda yeniden tutuklama süresi ağır cezanın görevindeki işlerde dokuz ayı, diğer işlerde iki ayı aşamaz. Bu özel sınırlar, her adli kontrol ihlali için genel bir tutukluluk süresi gibi sunulmamalıdır.
Mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf veya temyize gidilmiş olması, ilk derece mahkemesinin m.112’de belirtilen yetkisini bütünüyle ortadan kaldırmaz. Kanun, UYAP kayıtları incelenerek hükmü veren ilk derece mahkemesinin de karar vermesini düzenler. Başvuruda dosyanın kanun yolu aşamasında bulunduğu bilgisi mutlaka gösterilmelidir.
Adli kontrol süresi cezadan düşülür mü?
CMK m.109/6’daki genel kural, adli kontrol altında geçen sürenin cezadan mahsup edilmemesidir. Kanun, üçüncü fıkranın tedaviye ilişkin (e) ve konutu terk etmemeye ilişkin (j) bentlerini bu genel kuralın dışında tutar. Konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün sayılır.
Bu nedenle bir yıl imza atmış kişi ile bir yıl konutunu terk etmeme tedbirine tabi tutulmuş kişinin mahsup hesabı aynı değildir. Yükümlülüğün türü, fiilen uygulandığı başlangıç ve bitiş tarihleri ile ara kararlar incelenir. Sadece “adli kontrol bir yıl sürdü” bilgisi doğru hesap için yeterli değildir.
Güvence tutarı ceza veya peşin mahkûmiyet değildir
CMK m.113, güvencenin kişinin işlemlerde hazır bulunmasını ve maddede sıralanan ödemeleri sağlamaya yönelik işlevlerini düzenler. Kararda güvencenin hangi kısmının hangi amaç için ayrıldığı gösterilir. Mağdur zararına veya nafaka alacağına ilişkin ödemelerde m.114, geri verme bakımından m.115 uygulanır.
Güvence yatırılması, ceza dosyasının kapatıldığı veya mağdurun bütün taleplerinden vazgeçtiği anlamına gelmez. İade talebinde hangi kısım için ödeme yapıldığı, yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği ve dosyanın nasıl sonuçlandığı ayrıştırılmalıdır.
Başvuruyu güçlendiren belge, yükümlülükle ilgili belgedir
İtirazın ilk eki adli kontrol kararı ve öğrenme tarihini gösteren kayıttır. Ardından itiraz edilen yükümlülüğe ilişkin somut belgeler sunulur: İmza sıklığı için vardiya çizelgesi, geçici seyahat için görevlendirme ve dönüş planı, tedavi için randevu veya hastane belgesi, konut değişikliği için taşınma bilgileri. Her belgenin hangi talebi desteklediği dilekçede açıklanır.
Dosyaya düzenli katılım, çağrılara uyma ve delillerin toplanmış olması ileri sürülüyorsa ilgili duruşma, ifade ve müzekkere kayıtları gösterilir. Kişisel koşulların listelenmesiyle yetinilmez; bunların kararda belirtilen riskle bağlantısı kurulur. Somut içerik olmadan uzun kanun maddesi listesi eklemek başvuruyu hukuken tamamlamaz.
Talep sonucu da belirli olmalıdır: Bütün tedbirlerin kaldırılması mı, sadece imza sıklığının azaltılması mı, belli tarihlerde geçici muafiyet mi istenmektedir? Birincil ve alternatif talepler açıkça ayrılır. Geçici muafiyette başlangıç, bitiş, gidilecek yer ve dönüş sonrasındaki yükümlülük netleştirilir.
İstanbul dosyasında karar veren merci esas alınır
İstanbul’daki bir kolluk biriminde imza atılması, adli kontrol kararını o birimin kaldırabileceği anlamına gelmez. Kaldırma ve değişiklik için dosyanın aşamasına göre yetkili hâkim veya mahkemeye başvurulur. İstanbul, İstanbul Anadolu, Bakırköy veya başka bir adli birimdeki dosyanın numarası doğru yazılmalı; itirazın hangi makamca inceleneceği kararın türüne göre belirlenmelidir.
Karar değiştiğinde uygulamayı yapan birime bildirimin ulaştığı da takip edilir. Yalnız dilekçenin kayda alınması, yükümlülüğün değiştiğini göstermez. İlgili konular için tutuklamaya itiraz ve tahliye, yakalama emri ve infazda denetimli serbestlik rehberleri arasındaki hukuki ayrım korunmalıdır.
Sık sorulan sorular
Adli kontrol itirazı hangi mahkemede incelenir?
Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrol kararında CMK m.268/3-b uyarınca yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceleme yapar. Kararı kovuşturma mahkemesi vermişse m.268/3’teki ilgili farklı bent uygulanır.
İki haftalık itiraz süresi geçince kaldırma istenemez mi?
Devam eden adli kontrol için CMK m.110–111 kapsamında kaldırma veya değiştirme talep edilir. Bu başvuru, ilk karara ilişkin kaçırılmış itiraz süresini kendiliğinden yeniden başlatmaz.
İtiraz verdikten sonra imza atmayı bırakabilir miyim?
Hayır. CMK m.269 gereğince itirazın kendiliğinden durdurucu etkisi yoktur. Kaldırma, değişiklik veya muafiyet kararı verilinceye kadar mevcut yükümlülüğe uyulmalıdır.
Mahkeme adli kontrolü ne sıklıkla gözden geçirir?
CMK m.110/4 en geç dört aylık aralıklarla devam incelemesi öngörür. Bu süre, kişinin daha erken kaldırma veya değişiklik istemesini engellemez.
Adli kontrolün azami süresi bütün suçlarda aynı mıdır?
Hayır. CMK m.110/A; ağır cezanın görevi dışında kalan işler, ağır cezanın görevindeki işler ve özel suç grupları için farklı temel ve uzatma süreleri öngörür. Çocuklarda süreler yarı oranında uygulanır.
Ev hapsinin tamamı hapis cezasından düşülür mü?
CMK m.109/6 uyarınca konutu terk etmeme yükümlülüğünde geçen her iki gün, mahsupta bir gün olarak dikkate alınır. İmza veya yurt dışı yasağına bu özel hesap uygulanmaz.
Hastalık nedeniyle imza kaçırmak otomatik tutuklama doğurur mu?
CMK m.112, yükümlülüğün isteyerek yerine getirilmemesini düzenler. Sağlık mazereti belgeleri ve bildirim kayıtları sunulur; ihlal ve tutuklama konusunda yetkili yargı mercii değerlendirme yapar.
Yurt dışı yasağı tamamen kalkmadan kısa seyahat izni istenir mi?
CMK m.110–111 kapsamında belirli tarihler için geçici muafiyet talep edilir. İzin verilmeden seyahate çıkılacağı varsayılmamalıdır; talep ile kabul kararı farklı aşamalardır.
Dayanak hükümler ve resmî kaynak
Temel dayanaklar CMK m.39, 100, 109–115 ve 267–269’dur. Özellikle azami süreler için m.110/A, itiraz mercii için m.268/3-b birlikte okunmalıdır. Adalet Bakanlığının yayımladığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu resmî metnine ulaşılabilir. İçerik denetimi: 8 Eylül 2026. Dosyadaki kararların tarihleri, yükümlülüklerin türü ve uygulanma kayıtları görülmeden kişiye özel süre veya mahsup hesabı yapılmamalıdır.
Yazar ve hukuki inceleme
Av. Halil Bakırcı — Mersin Barosu, sicil 3472. Türkçe hizmet, ileri düzey İngilizce iletişim ve ihtiyaç hâlinde Arapça tercüman desteği sunulur. Son güncelleme: 8 Eylül 2026.
Fizikî ofis: Mersin
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fizikî ofisi Mersin’dedir. İstanbul’da ofis bulunduğu yönünde beyan kullanılmaz.
İstanbul hukuk ve adliye rehberi
Ceza dosyasının genel yol haritası: Soruşturma, savunma, duruşma ve kanun yollarının birlikte ele alındığı İstanbul ceza avukatı rehberine ayrıca bakabilirsiniz.
Bu konudaki görevli ve yetkili merci; uyuşmazlığın türü, taraflar, işlem veya olay yeri ve özel yetki kuralları birlikte değerlendirilerek belirlenir. İstanbul’daki adliyeler, ilçeler ve resmî başvuru kaynakları için İstanbul avukat ve hukuk rehberini inceleyebilirsiniz.
Şeffaflık: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fizikî ofisi Mersin’dedir; İstanbul’da şube bulunduğu ileri sürülmez. Uygun dosyalar Türkiye geneli temsil ve yetki kuralları çerçevesinde Mersin’den koordine edilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
