İstanbul Yakalama Emri ve Yakalama Kararı: İfade İçin Başvuru 2026
İstanbul yakalama emri avukatı: İstanbul yakalama emri avukatı hakkında CMK m.98, 94 ve 146 dayanakları, görev, süre, delil, savunma ve İstanbul uygulaması için 2026 güncel rehber.
Ceza Muhakemesi • İstanbul • 2026
Yakalama emrinin bulunması, kişinin mahkûm olduğu veya mutlaka tutuklanacağı anlamına gelmez. Yapılacak işlem, emri çıkaran makamın kararına ve yakalamanın amacına göre belirlenir.

Yakalama emri bir mahkûmiyet kararı değildir
Ceza dosyasında kişinin ifadesinin alınması, sorgusunun yapılması veya başka bir adli işlemin gerçekleştirilmesi için hazır edilmesi gerekir. Kişiye ulaşılamaması yahut kanundaki diğer şartların gerçekleşmesi üzerine yakalama emri düzenlenir. Bu kararın amacıyla kişinin suçu işleyip işlemediği hakkındaki nihai hüküm birbirinden ayrıdır. Özellikle yalnız ifade veya sorgu teminine yönelik bir emir, tek başına hapis cezasının infazına başlanması anlamına gelmez.
Üç farklı belge karıştırılmamalıdır: CMK m.98 kapsamındaki yakalama emri, CMK m.100–101 kapsamındaki tutuklama kararı ve kesinleşmiş mahkûmiyetin infazına ilişkin yakalama işlemi. Sonuncusunda 5275 sayılı Kanun hükümleri de devreye girer. Belgenin başlığında “yakalama” yazması, hepsine aynı dilekçenin verileceği sonucunu doğurmaz. Önce kararın amacı ve dosyanın soruşturma, kovuşturma veya infaz aşamasında olup olmadığı belirlenir.
Bir yakalama emrinin kaldırılması da ayrı bir dosyadaki emri ortadan kaldırmaz. Sadece öğrenilen dosya üzerinden “artık hiçbir işlem yok” sonucuna ulaşılmamalıdır. Müdafiin incelemesi, yetkili olduğu dosyalar ve erişebildiği resmî kayıtlarla sınırlıdır; avukatın bütün kayıtları sınırsız biçimde sorgulayabildiği yönünde güvence verilmez.
CMK m.98: Yakalama emri hangi durumlarda çıkarılır?
Soruşturma evresinde, çağrıldığı hâlde gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi yakalama emri düzenler. Bu iki durum ayrı gerekçelerdir. Usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeme iddiasında çağrı belgesi ve tebligat; çağrı yapılamama iddiasında ise kişiye ulaşmak için yapılan işlemler incelenir. Bilinen ve ulaşılabilir bir adresin araştırılmaması, dosyaya özgü bir itiraz olarak gösterilmelidir.
CMK m.98/1, tutuklama isteminin reddine karşı itiraz üzerine inceleme yapan merciin yakalama emri düzenlemesini de kapsar. Bu nedenle bir emrin yalnız “ifade için” mi yoksa tutuklama değerlendirmesiyle bağlantılı mı olduğu karar metninden anlaşılır. Telefonla alınan eksik bilgiye dayanılarak serbest bırakılma sonucu kesinleştirilemez.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında, yakalandığı hâlde kolluğun elinden kaçan şüpheli veya sanık ile tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü bakımından Cumhuriyet savcısı ve kolluğun yakalama emri düzenleme yetkisi ayrıca yer alır. Bu özel hüküm nedeniyle “yakalama emrini her durumda yalnız sulh ceza hâkimi verir” genellemesi yanlıştır.
Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri, CMK m.98/3 uyarınca hâkim veya mahkeme tarafından kendiliğinden ya da Cumhuriyet savcısının istemiyle düzenlenir. Kararda kişinin bilinen kimliği ve eşkâli, yüklenen suç ve yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir. Aynı veya benzer isimli kişilerin karıştırıldığı iddiasında kimlik bilgileri ve dosyadaki teşhis unsurları öncelikle karşılaştırılır.
İfade davetiyesi ve zorla getirme kararıyla farkı
CMK m.145, ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişinin davetiye ile çağrılmasını, çağrılma nedeninin açıklanmasını ve gelmezse zorla getirileceğinin bildirilmesini düzenler. Davetiyenin varlığı, kişinin derhâl gözaltına alındığı anlamına gelmez. Çağrının gerçekliği, dosya numarası ve çağıran birim resmî kanaldan doğrulanmalıdır. Özellikle kimliği belirsiz kişilere belge veya para gönderilmesi, adli başvurunun bir parçası değildir.
CMK m.146 uyarınca, tutuklama veya yakalama emri için yeterli neden bulunan yahut m.145’e göre çağrılmasına rağmen gelmeyen şüpheli veya sanık için zorla getirme kararı verilir. Kararın bir örneği ilgiliye verilir. Zorla getirilen kişi derhâl; bunun mümkün olmadığı durumda yol süresi hariç en geç 24 saat içinde çağıran hâkim, mahkeme veya savcı önüne götürülür.
Zorla getirme, haklı görülecek zamanda başlayıp ifade veya sorgu sonuna kadar devam eden, belirli bir işlemi gerçekleştirmeye yönelik usuldür. İfade bittikten sonra kişinin tutulmasına devam edilecekse bunun ayrıca hukuki dayanağı bulunmalıdır. Zorla getirme kararının kendisi, sınırsız gözaltı veya tutukluluk yetkisi vermez.
CMK m.146/7, çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi için de zorla getirmeyi düzenler. Dolayısıyla kişinin adliyeye zorla götürülmesi, dosyada mutlaka şüpheli olduğu sonucuna götürmez. İlk değerlendirmede kişinin sıfatının belirlenmesi bu nedenle önemlidir.
Yakalama sonrası 24 saat ve SEGBİS işlemi
CMK m.94/1, hâkim veya mahkemece verilen yakalama emri üzerine yakalanan kişinin en geç 24 saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılmasını emreder. Kişinin başka şehirde bulunması bu süreyi belirsiz biçimde uzatan bir neden değildir. Kanun, fiziksel sevkin sağlanamadığı durum için ikinci fıkrada ayrı çözüm öngörür.
CMK m.94/2 kapsamında, yakalanan kişi süresinde yetkili hâkim veya mahkemeye götürülemiyorsa aynı süre içinde bulunduğu yerdeki adliyede; bu mümkün değilse en yakın adliyede kurulu sesli ve görüntülü iletişim sistemiyle yetkili merci tarafından sorgulanır veya ifadesi alınır. Bu düzenleme, kişinin dosyasına bakmayan herhangi bir birimin işlemi gelişigüzel tamamlaması anlamına gelmez. İşlem, emrin amacı ve yetkili makamın değerlendirmesiyle yürütülür.
Yakalamanın saati, kayıt ve sevk saatleri karşılaştırılmalıdır. İşlem tutanağında yalnız gün yazması, sürenin ertesi günün sonuna kadar uzadığı anlamına gelmez. Saatle belirlenen süre saat üzerinden izlenir. Bununla birlikte CMK m.94’teki süre ile m.146’daki yol süresi hariç düzenleme ve m.91’deki gözaltı süreleri birbirine eklenerek tek bir genel süre oluşturulamaz.
İfade veya sorgunun tamamlanması sonrasında serbest bırakma, adli kontrol ya da tutuklama yönünden ilgili kanuni şartlar değerlendirilir. Yakalama emrinin amacı tamamlandığı için kaldırılması ile kişinin başka bir kararla tutuklanması farklı işlemlerdir. “Emir infaz edildi” kaydı, tek başına o dosyanın kapandığını göstermez.
Yalnız ifade amacıyla mesai dışında yakalanma
CMK m.94/3, ifadesi alınmak amacıyla düzenlenen yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan kişi için özel bir düzenlemedir. Kişi belirlenen tarihte yargı mercii önünde hazır bulunmayı taahhüt ederse Cumhuriyet savcısı serbest bırakılmasına karar verebilir. Düzenleme, yakalamanın amacının ifade alınmasıyla sınırlı olmasını gerektirir; kesinleşmiş cezanın infazı için çıkarılan her emre uygulanmaz.
Bu imkân her yakalama emri bakımından yalnız bir kez kullanılır. Başvuru sırasında daha önce aynı emir için bu düzenlemeden yararlanılıp yararlanılmadığı kontrol edilmelidir. Belirlenen gün ve yer, taahhüt belgesine uygun olarak takip edilir. Kanun, taahhüdün yerine getirilmemesine idari yaptırım bağladığından, “sonradan avukat dilekçe verir” düşüncesiyle hazır bulunma yükümlülüğü ihmal edilmemelidir.
Savcıya tanınan yetkiyi, kişinin talebi üzerine otomatik ve zorunlu tahliye şeklinde sunmak doğru değildir. Emrin kapsamı, işlemin koşulları ve savcının kararı belirleyicidir. Sonuç kesinmiş gibi seyahat veya iş planı yapılması yerine, verilmiş karar ve taahhütteki gün esas alınmalıdır.
Kendiliğinden başvurmadan önce hangi kayıtlar incelenir?
Başlangıç belgesi, yakalama emrinin kendisidir. Emri çıkaran makam, dosya numarası, karar tarihi, kişinin kimliği ve yapılması istenen işlem birlikte okunur. Yalnız bir ekranın “aranıyor” sonucuna veya üçüncü kişiden aktarılan bilgiye dayanarak hukuki neden belirlenemez. Dosyadaki erişim ve kısıtlama kuralları saklıdır.
Çağrıya gelmeme gerekçesinde davetiye, tebliğ mazbatası, adres kayıtları ve varsa mazeret başvurusu önemlidir. Örneğin duruşma gününü kapsayan hastane yatışı ileri sürülüyorsa tarihleri gösteren belge ve mazeretin mahkemeye ne zaman bildirildiği sunulur. Belgenin yalnız mevcut olması, önceki kararı kendiliğinden kaldırmaz; yetkili makam tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Kimlik karışıklığı iddiasında kimlik numarası, doğum bilgileri ve kararın kişiyi tanımlayan diğer unsurları karşılaştırılır. Dosyadaki başka kişiye ait olay anlatımıyla yanlış bağ kurulmuşsa bu uyumsuzluk somut biçimde gösterilir. Gerçek dışı adres veya mazeret oluşturmak, hukuka uygun savunma yöntemi değildir.
Başvuru için mahkeme veya savcılık dosya numarası, kimlik, karar örneği, ilgili çağrı belgeleri ve mevcut mazeret evrakı hazırlanır. Şirket defteri, banka kaydı veya sağlık belgesi her yakalama dosyasında zorunlu ek değildir. Hangi belge gerekiyorsa, kararın nedenini açıklayan veya çürüten yönüyle dosyaya sunulur.
Yakalama emri nasıl kaldırılır, hangi karara itiraz edilir?
CMK m.90/6, yakalama emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması üzerine emri düzenleyen mahkeme, hâkim veya savcının geri alınmasını derhâl istemesini düzenler. İfade veya sorgu ihtiyacının yerine getirilmesi, bu değerlendirmede önemlidir. Ancak ilgilinin “artık gerek kalmadı” düşüncesi, resmî kaldırma ve kayıt işleminin yerine geçmez.
Hâkim veya mahkemenin yakalama emrine karşı başvuruda CMK m.267 ve 268 çerçevesi değerlendirilir. Genel itiraz süresi kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Dilekçe kararı veren mercie sunulur; incelemeyi yapacak merci, kararı veren makamın türüne göre m.268/3’ten belirlenir. Yakalama emriyle birlikte veya daha sonra tutuklama kararı verilmişse, o kararın nedenleri ve kanun yolu ayrıca ele alınır.
CMK m.91/5’teki yakalama veya gözaltı işleminin hukuka aykırılığına yönelik derhâl başvuru ile hâkimin verdiği yakalama emrine karşı genel itiraz birbirinin yerine kullanılmaz. Birincisi kişinin fiilen tutulmasının denetimine; ikincisi belirli adli kararın kaldırılmasına yönelir. Başvurunun hedefi açık yazılmalıdır.
İtiraz, CMK m.269 gereğince kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Bir dilekçe verilmiş olması, emrin artık uygulanmayacağı anlamına gelmez. Emrin kaldırıldığı veya geri alındığı resmî karar ve dosya kayıtları üzerinden doğrulanır. Süre geçtikten sonra amacın ortadan kalkmasına dayanan kaldırma talebiyle, süresinde kullanılması gereken itiraz hakkı da birbirine karıştırılmamalıdır.
Yakalanan kişinin ifade, müdafi ve bildirim hakları
CMK m.147 uyarınca yüklenen suç anlatılmalı, müdafi yardımından yararlanma ve suç isnadı hakkında susma hakkı bildirilmelidir. Kimliğe ilişkin soruların doğru cevaplanması yükümlülüğü, isnat edilen fiil hakkında açıklama yapmama hakkından ayrıdır. Kişi lehine somut delillerin toplanmasını isteyebilir; bu talebin tutanağa geçirilmesi sağlanmalıdır.
CMK m.95 ve 147 kapsamında yakalama yakınlara bildirilir. Yabancı kişinin konsolosluk bildirimine ilişkin m.95/2 düzenlemesi ayrıca dikkate alınır. Bildirimin yapıldığı kişi ve zaman, yakalamanın kaydıyla birlikte izlenir. Müdafiyle görüşme ve dosya incelemesi bakımından CMK m.149, 153 ve 154 uygulanır; kanundaki istisnai sınırlamalar yokmuş gibi sınırsız erişim sözü verilmez.
Avukatın dosyaya dilekçe sunması, ifade veya sorgusu istenen kişinin yerine geçerek kişisel beyan vermesi anlamına gelmez. Müdafi işlemde hazır bulunur, hukuki yardım sunar ve hak ihlallerini ileri sürer; kişinin kimlik tespiti ve gerektiğinde sorgulanması onun üzerinden tamamlanamaz. Zorunlu müdafilik şartları varsa CMK m.150 ve ilgili özel hükümler uygulanır.
İfade veya sorgu sonunda tutanak okunmalı; yanlış aktarılan tarih, isim veya açıklama düzeltilmelidir. CMK m.148’deki yasak yöntemlerle alınan beyanlar, kişi sonradan rıza gösterse dahi geçerli delile dönüşmez. İmzadan kaçınma nedeni de tutanağa geçirilir.
İstanbul’daki dosya için doğru başvuru adresi
İstanbul, İstanbul Anadolu, Bakırköy veya başka bir adli birim tarafından çıkarılan emirde esas olan karar üzerindeki makam ve dosya bilgisidir. Kişinin İstanbul’da oturması, her emrin Çağlayan’daki birime ait olduğunu göstermez. Başka şehirde yakalanma durumunda m.94’teki sevk ve görüntülü işlem düzenlemesi dikkate alınır.
Başvuru, emrin kaldırılması istenen dosyaya kaydedilmeli; UYAP gönderim ve evrak kayıt bilgileri kontrol edilmelidir. Sadece bir kolluk birimine bilgi verilmesiyle adli kararın kaldırıldığı varsayılmaz. Süre ve yükümlülük takibi, ilgili merciin verdiği yazılı karar üzerinden yapılır. Yakalama sonrasında özgürlüğe ilişkin diğer işlemler için gözaltı süreleri, tutuklamaya itiraz ve savcılık ifadesinde haklar ayrı başlıklardır.
Sık sorulan sorular
İfade için yakalama emri mutlaka tutuklanma demek midir?
Hayır. Yakalama emri kişiyi gerekli adli işlem için hazır etmeye yönelir. Tutuklama, CMK m.100 ve 101’deki ayrı koşullara bağlıdır; yakalama emrinin varlığından tek başına zorunlu tutuklama sonucu çıkarılmaz.
Avukat tek başına ifade verip yakalamayı kaldırır mı?
Müdafi kişinin yerine ifade vermez. Dosyaya başvuru yapar ve kaldırma gerekçelerini sunar; karar yetkili adli makam tarafından verilir. Kişinin ifade veya sorguda hazır edilmesi gereği ayrıca değerlendirilir.
Başka şehirde yakalanınca mutlaka İstanbul’a götürülür mü?
CMK m.94/2, 24 saat içinde yetkili mercie götürülememe hâlinde aynı süre içinde sesli ve görüntülü sistemle ifade veya sorgu yapılmasını düzenler. Uygulanacak işlem emrin amacı ve yetkili makamın kararına göre belirlenir.
Mesai dışında yakalanan herkes taahhütle serbest kalır mı?
Hayır. CMK m.94/3 yalnız ifade amacıyla çıkarılan emir, mesai dışı yakalama ve belirlenen tarihte hazır bulunma taahhüdü şartlarıyla savcıya yetki verir. Her emir için yalnız bir kez uygulanan bu düzenleme otomatik tahliye değildir.
Yakalama emrine itiraz uygulamayı durdurur mu?
Kendiliğinden durdurmaz. CMK m.269 gereğince itiraz başvurusu ile kararın uygulanmasının durdurulması ayrı hususlardır. Emrin kaldırıldığı yetkili makamın kararıyla doğrulanmalıdır.
Eski adrese yapılan çağrı itiraz sebebi midir?
Çağrıya rağmen gelmeme gerekçesinin doğruluğu bakımından adres ve tebligat kayıtları incelenir. Usulsüzlük somut belgeleriyle ileri sürülür; adresin değişmiş olması her dosyada kararı otomatik kaldırmaz.
Emir kaldırılınca ceza dosyası da kapanır mı?
Hayır. Yakalama emrinin amacının tamamlanması ile soruşturmanın veya davanın sonuçlanması ayrı konulardır. Dosya, savcılık veya mahkemenin diğer işlemleriyle devam eder.
Yakalama emri için hangi belgeler önceliklidir?
Kararın tam örneği, dosya numarası, kimlik, ilgili çağrı ve tebligat kayıtları ile ileri sürülen mazereti gösteren belgeler önceliklidir. Belge listesi, emrin çıkarılma nedenine göre belirlenir.
Kanun maddeleri ve resmî kaynak
Rehber CMK m.90/6, 91/5, 94–98, 100–101, 145–150, 153–154 ve 267–269 esas alınarak hazırlanmıştır. Güncel madde metinleri Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu yayımından incelenebilir. İçerik denetimi: 8 Eylül 2026. Somut dosyada yakalama kararının amacı, verilme tarihi ve sonradan verilen kararlar birlikte değerlendirilmelidir.
Yazar ve hukuki inceleme
Av. Halil Bakırcı — Mersin Barosu, sicil 3472. Türkçe hizmet, ileri düzey İngilizce iletişim ve ihtiyaç hâlinde Arapça tercüman desteği sunulur. Son güncelleme: 8 Eylül 2026.
Fizikî ofis: Mersin
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fizikî ofisi Mersin’dedir. İstanbul’da ofis bulunduğu yönünde beyan kullanılmaz.
İstanbul hukuk ve adliye rehberi
Ceza dosyasının genel yol haritası: Soruşturma, savunma, duruşma ve kanun yollarının birlikte ele alındığı İstanbul ceza avukatı rehberine ayrıca bakabilirsiniz.
Bu konudaki görevli ve yetkili merci; uyuşmazlığın türü, taraflar, işlem veya olay yeri ve özel yetki kuralları birlikte değerlendirilerek belirlenir. İstanbul’daki adliyeler, ilçeler ve resmî başvuru kaynakları için İstanbul avukat ve hukuk rehberini inceleyebilirsiniz.
Şeffaflık: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fizikî ofisi Mersin’dedir; İstanbul’da şube bulunduğu ileri sürülmez. Uygun dosyalar Türkiye geneli temsil ve yetki kuralları çerçevesinde Mersin’den koordine edilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
