Mahkeme Kararı İnfazı Ne Demek? 2026 karakol, adliye ve resmî kurum rehberleri
Bu şehir rehberinden adliye, polis merkezi ve karakol sayfalarına geçerken doğrudan telefon, santral, dahili numara, konum ve yol tarifi bilgileri ayrı gösterilir.
Mahkeme Kararı İnfazı Ne Demek? 2026 Hukuk Rehberi
Mahkeme kararı infazı ne demek? Kısa cevap
Mahkeme kararı infazı, hükümde kararlaştırılan sonucun yetkili makam tarafından uygulanmasıdır. Para alacağı için ilamlı icra, kesinleşmiş boşanmanın nüfusa bildirilmesi, tapu hükmünün sicile uygulanması ve ceza mahkûmiyetinin infaz savcılığında yürütülmesi farklı işlemlerdir. Her karar icra dairesine gönderilmez; her karar için kesinleşme şartı da aynı değildir.
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
Önce üç soru cevaplanır: Hüküm fıkrası hangi sonucu emrediyor, bu hüküm bakımından kesinleşme gerekiyor mu ve uygulamaya yetkili makam hangisi? Mahkemenin karar vermesi, kararın kesinleşmesi ve kararın uygulanması ayrı aşamalardır. Bu rehber, cezaevi yatış süresini hesaplayan bir metin değil, farklı kararların doğru uygulanma yolunu ayıran bir başvuru rehberidir.

İnfazın sınırını neden hüküm fıkrası belirler?
Bir mahkeme kararında tarafların iddiaları, delillerin değerlendirilmesi, gerekçe ve hüküm bölümü bulunur. Uygulanacak sonuç bakımından özellikle hüküm fıkrası okunur. Gerekçede bir davranışın hukuka aykırılığından söz edilmesi, hükümde bulunmayan ayrı bir ödeme veya teslim yükümlülüğünü kendiliğinden yaratmaz. Hangi kişinin hangi kişiye, neyi, hangi kapsamda yerine getireceği bu bölümden belirlenir. Kararın yalnız ilk sayfasını veya dava sonucuna ilişkin kısa bir mesajı görmek infaz talebi hazırlamaya yetmez.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297, hüküm sonucunda taraflara yüklenen borçların ve tanınan hakların açık gösterilmesini öngörür. İnfaz makamı, mahkemenin yerine geçerek yeni bir uyuşmazlığı karara bağlayamaz. Örneğin yalnız belirli bir dönem alacağı hükme bağlanmışsa, sonraki bütün dönemlerin de aynı ilamla tahsil edilebileceği peşinen kabul edilmez. Sürekli edim içeren nafaka gibi kararların kendi yapısı ayrıca incelenir. Talep, kararın gerçekten hükmettiği sınırlar içinde kurulmalıdır.
Karar, kesinleşme ve infaz üç farklı aşamadır
Karar verilmesi mahkemenin uyuşmazlık hakkında hüküm kurmasıdır. Kesinleşme, ilgili hüküm yönünden olağan kanun yolu imkânının sona ermesidir. İnfaz ise o hükmün uygulanmasıdır. Bu üç olayın aynı gün gerçekleşmesi zorunlu değildir. Bazı hukuk ilamları kesinleşmeden takip konusu yapılırken, kanunun kesinleşme aradığı hükümler için önce bu aşama tamamlanır. Ceza mahkûmiyetinde ise 5275 sayılı Kanun m.4 açık bir kesinleşme şartı koyar.
Dosyada kesinleşme şerhi bulunması önemli bir kontrol belgesidir; buna rağmen şerhin hangi hüküm bentlerini kapsadığına bakılır. Kısmi kanun yolu başvurusunda kararın farklı bölümleri farklı zamanda kesinleşebilir. Tebligatın eksik olduğu veya yanlış kesinleşme işlemi yapıldığı iddiası varsa ilgili evrak ayrıca incelenir. Kesinleşme tarihinin nasıl belirlendiği kesinleşme şerhi rehberinin konusudur; burada amaç, bu belgenin uygulanacak karar türüne göre neden arandığını açıklamaktır.
Para alacağına ilişkin karar nasıl yerine getirilir?
Para veya teminat verilmesine ilişkin bir ilamın cebren uygulanmasında İcra ve İflas Kanunu m.32 temel hükümdür. Alacaklı, ilamın yerine getirilmesini icra dairesinden ister; borçluya icra emri gönderilir. Kanundaki icra emrinde yedi günlük ödeme süresi bulunur. Bununla birlikte takip dayanağının niteliği, kesinleşme gerekip gerekmediği ve borçlunun hangi başvuru yolunu kullanabileceği ayrıca değerlendirilir. İlamlı takip ile önceden mahkeme kararı bulunmadan başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takip aynı süreç değildir.
Mahkemenin alacağa hükmetmesi, borçlunun malvarlığında her zaman tahsile yeterli para bulunduğunu göstermez. Gönüllü ödeme yapılmazsa haciz ve gerektiğinde satış aşamaları gündeme gelir. Tahsilatın zamanı bu işlemlere ve somut malvarlığına bağlıdır; mahkeme kararından sonra herkes için geçerli sabit bir tahsil günü yoktur. Alacaklının doğru dosya, doğru borçlu ve hükme uygun tutarla takip başlatması gerekir. Daha önce yapılan ödemeler hesap dışında bırakılamaz.
İcranın geri bırakılması ve iadesi: İİK 36 ile 40 aynı işlem değildir
HMK m.350/1 ve 367/1 uyarınca istinaf veya temyiz başvurusu tek başına icrayı durdurmaz. Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmeden yerine getirilememesi ise aynı maddelerin ikinci fıkralarındaki ayrı kuraldır. Önce hükmün hangi grupta olduğu belirlenir; kesinleşme gerekmeyen para ilamında sırf istinaf dilekçesinin verilmesi durdurma kararı gibi sunulmaz.
İİK m.36’da izlenecek usul: İlâma karşı istinaf veya temyize başvuran borçlu, kanunda öngörülen şekilde hükmolunan para veya eşyayı resmî mercie depo ettiğini, kabul edilebilir güvence gösterdiğini yahut hükmü karşılayacak malının hacizli olduğunu ortaya koyar. İcra müdürü, takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı alınması için uygun süre verir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılır. Kanun bütün dosyalar için otomatik doksan günlük süre yazmaz; dosyadaki süre kararı okunur.
İcra müdürünün verdiği süre ile icra mahkemesinin geri bırakma kararı farklı belgelerdir. Güvencenin kabulü, kararın kapsamı ve ilgili icra dosyasına bildirilmesi ayrı kontrol edilir. Borçlu Devlet veya adli yardımdan yararlanan kişi ise m.36’daki teminat gösterme zorunluluğu yoktur. Nafaka hükümlerinde ise bu süre verilemez; HMK m.350/1 ve 367/1’deki nafaka istisnası da gözetilir. Başvuru türü, teminat muafiyeti ve nafakanın hukuki niteliği birbirine karıştırılmaz.
Bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararına karşı temyiz yolu açıksa, İİK m.36 uyarınca geri bırakma kararının etkisi temyiz başvuru süresi doluncaya kadar devam eder. Bu düzenleme, kararın hiçbir işlem yapılmadan süresiz etkili kalacağı anlamına gelmez. Üst mahkemenin kabul, kesin ret, onama veya bozma kararı üzerine güvence hakkında yapılacak işlem, m.36’daki ilgili hükme ve dosyadaki karara göre belirlenir.
İİK m.40/1 başka bir aşamayı düzenler: Bölge adliye mahkemesinin ilamı kaldırması veya Yargıtayın bozması, icra işlemlerini bulunduğu yerde durdurur. Ancak önceden tahsil edilen her tutarın sırf bozma kararıyla geri verilmesi sonucu çıkmaz. M.40/2 kapsamında tamamen veya kısmen eski hâle iade için, takip borçlusunun hiç borçlu olmadığının veya o miktarda borçlu olmadığının kesin bir ilamla ortaya çıkması gerekir. Bu koşul gerçekleştiğinde ayrıca iade hükmü alınmadan icranın iadesi işletilir; üçüncü kişilerin iyiniyetle kazandığı haklar korunur.
Varsayımsal örnek: İlk ilama dayanılarak 100.000 TL ana para tahsil edilmiş, sonraki kesin ilam borcun 60.000 TL olduğunu belirlemiş olsun. Faiz, gider ve diğer hesap kalemleri bu örnek dışında tutulduğunda ana para yönünden 40.000 TL farkın iadesi incelenir. Buna karşılık elde yalnız yeniden yargılama gerektiren bozma kararı varsa, sonraki hüküm belli olmadan aynı fark kesinleşmiş gibi hesaplanmaz. Dayanak: 2004 sayılı İİK m.36 ve 40, HMK m.350 ve 367.
Faiz, yargılama gideri ve vekâlet ücreti nasıl kontrol edilir?
Takip hesabı hazırlanırken yalnız ana para değil, hükümde yer alan faiz başlangıcı, faiz türü, yargılama gideri ve vekâlet ücreti ayrı kalemler hâlinde gösterilir. Faiz yönünden kararın hangi alacak bölümüne hangi başlangıcı bağladığı önemlidir. Tek bir toplam tutarı bütün dönem boyunca aynı faizle çarpmak, özellikle kısmen kabul edilen veya farklı tarihlerde doğmuş alacaklarda yanlış sonuç verir. Kısmi ödemelerin hangi tarihte yapıldığı da hesaplamaya doğru yansıtılmalıdır.
Karşı vekâlet ücretinin hükümde bulunması ile bu ücretin icra edilebilirliği ayrıca ele alınır. Ücretin bağlı olduğu asıl hükmün kesinleşme koşulu, dosyanın türü ve kararın kapsamı incelenmeden her ücret kalemine aynı cevap verilmez. İcra giderleri de mahkemenin hükmettiği yargılama giderlerinden ayrıdır. Hesap üzerinde uyuşmazlık varsa hangi kalemin, hangi tarih veya hukukî sebeple yanlış olduğu açıkça belirtilmelidir. Sadece toplam tutarın fazla göründüğünü söylemek yerine döküm üzerinden inceleme yapılması gerekir.
Bir eşyanın teslimi veya bir işin yapılması kararı
Hüküm para ödenmesini değil, belirli bir taşınırın teslimini veya bir işin yapılmasını emrediyorsa takip yolu da buna göre seçilir. İİK m.24 taşınır teslimini; m.30 bir işin yapılmasına veya yapılmamasına ilişkin hükümleri düzenler. Hükümde tanımlanan edimin konusu belirlenmeden para alacağına ilişkin standart takip hazırlanmaz. Teslimi istenen eşyanın ayırt edici bilgileri ve işin kapsamı, uygulamada yanlış eşya veya eksik işlem tartışmasını önlemek için önemlidir.
Kararda yazmayan başka bir eşyanın verilmesi veya farklı bir işin yapılması, tarafların yeni bir anlaşması yoksa ilamın gereğini kendiliğinden karşılamaz. Edimin fiilen yerine getirildiği ileri sürüldüğünde teslim tutanağı, fotoğraf, kurum kaydı veya ilgili belge değerlendirilir. Mahkeme hükmünün uygulanması sırasında yeni bir teknik uyuşmazlık doğarsa, bunun icra müdürlüğünün yetkisinde mi yoksa ayrı yargısal inceleme kapsamında mı olduğu belirlenir. Uygulayıcı makam hükmün sınırlarını değiştiremez.
Boşanma kararı hangi anda sonuç doğurur?
Boşanma hükmü bakımından kesinleşme esastır. Yalnız duruşmada boşanmaya karar verilmiş olması veya UYAP ekranında karara çıkmış yazması evliliği sona erdiren kesinleşmenin yerine geçmez. Hükmün kesinleşmesinden sonra kararın nüfus kayıtlarına bildirilmesi ve kaydın güncellenmesi yürütülür. Nüfus tescili, kesinleşmiş boşanma sonucunun kayda geçirilmesidir; kesinleşme ile kayıt güncellemesi kavramsal olarak ayrı tutulmalıdır. Medeni hâl hakkında işlem yapılırken güncel resmî kayıt da kontrol edilir.
Karar örneği başka kurumda veya yabancı ülkede kullanılacaksa kesinleşme şerhli nüsha, onay, apostil veya tercüme istenmesi mümkündür; istenen belge kullanıldığı işlemden bağımsız değildir. Mahkemeden yalnız gerekçeli karar fotokopisi alınması, bütün kurumların belge şartını karşılamaz. Önce belgenin hangi amaçla kullanılacağı belirlenir. Boşanmanın nüfus sistemine geçmediği düşünülüyorsa kararın kesinleşme durumu ve mahkemenin gönderim kaydı üzerinden somut eksik araştırılır.
Boşanmaya bağlı tazminat ile tedbir nafakası aynı değildir
Aile mahkemesi kararında nafaka veya tazminat yazması, her hüküm bendinin aynı anda tahsil edilebileceğini göstermez. Boşanmanın ferî sonucu olarak verilen TMK m.174 tazminatı ve boşanmaya bağlı diğer mali sonuçlar, asıl boşanma hükmünün kesinleşmesiyle bağlantılı değerlendirilir. Buna karşılık yargılama sırasında TMK m.169 kapsamında verilen tedbir nafakası geçici bir koruma niteliğindedir. Bu iki kategorinin kesinleşme ve uygulanma rejimi aynı değildir.
Ayrıca bağımsız nafaka davaları, nafakanın artırılması ve mevcut bir ilama dayanılarak birikmiş taksitlerin tahsili kendi kararları üzerinden incelenir. Hangi nafakanın hangi tarihte başlayacağı, geçici düzenlemenin ne zaman sona ereceği ve son kararla nasıl ilişkilendirildiği belirlenmelidir. Aynı dönem için farklı kayıtları üst üste ekleyerek mükerrer hesap çıkarılmamalıdır. Karardaki hüküm numaralarını esas alan bir ödeme çizelgesi, hem eksik tahsilat hem de fazla talep riskini azaltır.
Tapu kararının uygulanması neden ayrı belge kontrolü gerektirir?
Taşınmazın aynına ilişkin kararların kesinleşmeden yerine getirilememesi, tapu iptal ve tescil davalarında temel ayrımdır. Kesinleşen hükümle ilgili tescil işlemi tapu müdürlüğündeki usule göre yürütülür. Hükümde il, ilçe, ada, parsel, bağımsız bölüm ve pay bilgilerinin uyuşması önemlidir. Dosyanın açıklamasında taşınmazdan söz edilmesi, verilen kararın mutlaka aynî hak hükmü olduğu anlamına gelmez; yalnız tazminata hükmeden karar farklıdır.
Karar ile güncel sicil arasında parsel numarası veya nitelik değişikliği varsa, bağlantının resmî kayıtla kurulması gerekir. Hükmün gönderildiği yazı, kesinleşme kaydı ve müdürlükte yapılan işlem birlikte izlenir. Uygulama tamamlandıktan sonra güncel tapu kaydı kontrol edilir; yalnız mahkemenin yazı hazırlaması sonucun sicile işlendiğini göstermez. Başka bir takyidatın varlığı da ayrıca değerlendirilir. Tescil hükmünden bütün hacizlerin veya bütün üçüncü kişi haklarının otomatik kalkacağı sonucu çıkarılmaz.
Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararında görevli birim
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesi, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A ve devamındaki özel sistem kapsamındadır. Başvuru ve yerine getirme sürecinde adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri görev alır. Eski icra dairesi uygulamasını anlatan metinler güncel başvuru yolu gibi kullanılmamalıdır. Çocuğun üstün yararı, uzman desteği ve kararın içeriği birlikte gözetilir.
Tedbiren belirlenen kişisel ilişki ile kesinleşmiş nihai hüküm farklı belge dayanaklarıdır. İlgili birime sunulacak kararın güncel olup olmadığı ve daha sonra değiştirilip değiştirilmediği kontrol edilmelidir. Bir önceki kararın ekran görüntüsünü sunmak, yeni kararla değişen gün ve saatleri ortadan kaldırmaz. Çocuğun teslim edilmemesine ilişkin uyuşmazlıkta kendi kendine zor kullanmak yerine özel kanundaki başvuru usulü izlenir. Bu süreç sıradan bir mal teslimi işlemi olarak nitelendirilemez.
Ceza mahkûmiyeti kim tarafından infaz edilir?
5275 sayılı Kanun m.4’e göre mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden infaz edilmez. Aynı Kanun’un m.5 hükmü, kesinleşen ve yerine getirilmesi onaylanan ilamın Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesini ve infazın Cumhuriyet savcısı tarafından izlenip denetlenmesini düzenler. Ceza ilamı, alacaklının hukuk mahkemesi kararını icra dairesine sunmasına benzer bir özel tahsil işlemi değildir. Adli para cezası da devletin ceza infaz rejimi içinde yerine getirilir.
Mahkûmiyetin kesinleşmesini beklemeden uygulanabilen tutuklama veya adli kontrol gibi koruma tedbirleri, kesinleşmiş cezanın infazıyla karıştırılmamalıdır. Hükmedilen hapis süresi, mahsup, infaz rejimi ve koşullu salıverilme incelemesi farklı değişkenler içerir. Bu rehberde herkese uygulanacak bir yatış süresi verilmez. Somut infaz hesabı için kesinleşen karar, önceki kayıtlar ve infaz dosyasındaki belgeler gerekir; yalnız mahkeme dosyasının kapalı görünmesi cezanın tamamen yerine getirildiğini göstermez.
İdari yargı kararlarında 30 gün ve Temmuz 2026 istisnası
İYUK m.28/1’in genel kuralı, idarenin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararın gereğini gecikmeksizin yerine getirmesidir. Süre, kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemez. Bu düzenleme, idareye her olayda otuz gün hareketsiz kalma yetkisi vermez. Uygulanacak işlem kararın içeriğine göre belirlenir. İptal edilen işlemin sonucunun giderilmesi ile kişinin talep ettiği her ek sonucun kendiliğinden doğması aynı şey değildir.
7588 sayılı Kanun m.7 ile 2026’da değişen m.28/1’de özel bir kesinleşme istisnası vardır. Maddede sayılan askerî, kolluk ve istihbarat personeli veya adayları ile belirtilen işlem grupları; örgütsel bağlantı gerekçeli işlemler, 375 sayılı KHK geçici m.35 işlemleri ve olumsuz güvenlik soruşturması/arşiv araştırması sonucuna ilişkin davalar bakımından kapsam metinden denetlenir. Özel hükmün kapsadığı ve göreve iade sonucunu doğuran kararların gerektirdiği işlemler nihai kararın kesinleşmesinden sonra yerine getirilir. Bu istisna bütün kamu personeli davalarına genişletilemez.
İdare aleyhine para ilamı: İYUK 28/2 uyarınca hesap bildirimi
İYUK m.28/2, belli miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen tutarın; ayrıca her türlü davada hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin, davacı veya vekili tarafından davalı idareye yazılı olarak bildirilen banka hesabına yatırılmasını düzenler. Bu fıkrada ödeme sürecinin başlangıcı yazılı hesap bildirim tarihidir; ödeme birinci fıkradaki usul ve esaslar çerçevesinde, gecikmeksizin ve kanuni otuz günlük üst sınır içinde yapılır. Birinci fıkradaki özel kesinleşme istisnasının kapsadığı kararlar ayrıca değerlendirilir.
Başvuruda mahkeme adı, esas ve karar numarası, uygulanması istenen hüküm bentleri, hak sahibinin kimliği ve banka hesap bilgisi birbirini doğrulamalıdır. Hükmün tebliğ tarihi ile banka hesabının bildirildiği tarih ayrı kaydedilir. Yalnız dava dilekçesinde bir hesap numarasının geçmiş olmasının, karar sonrası m.28/2’deki yazılı bildirim işlemini her durumda yerine getirdiği varsayılmaz. İdareye ulaşan bildirimin kayıt numarası veya teslim belgesi saklanır.
Ödeme yapılmazsa: M.28/2’nin son cümlesi, birinci fıkradaki süreler içinde ödeme yapılmaması hâlinde genel hükümler dairesinde infaz ve icrayı öngörür. Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmemesine ilişkin maddi ve manevi tazminat yolu ise m.28/3-4 kapsamında ilgili idareye yöneltilir. Para ilamının tahsili ile kararın uygulanmamasından doğan ayrı zararın giderilmesi aynı talep değildir.
Faiz: M.28/6’nın kapsadığı tazminat ve vergi davalarında idarece ödenecek faiz bakımından özel kural uygulanır. Maddenin son cümlesi, kararın davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirilmesi arasında geçen süre için faiz işlemeyeceğini düzenler. Dolayısıyla tebliğ ve bildirim tarihlerini tek tarih gibi yazmak hesap sonucunu değiştirir. Sabit veya tahmini faiz rakamı yerine hüküm, dönem ve uygulanabilir resmî oran esas alınır.
Belirsiz hüküm, yazım hatası ve eksik karar: üç ayrı yol
HMK m.304’teki tashih, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile benzeri açık hataların düzeltilmesidir. Karar tebliğ edilmişse düzeltmenin tarafları dinleme usulü aynı maddeye göre yürütülür. Bir harfin yanlış yazılması veya açık toplama hatası ile mahkemenin bir talebi esas bakımından reddetmesi aynı sorun değildir. Esasa ilişkin itiraz, açık hata düzeltmesi görünümü altında kararı yeniden kurdurma yoluna dönüştürülmez.
HMK m.305’teki tavzih, yeterince açık olmayan, icrasında tereddüt doğuran veya birbirine aykırı hüküm fıkraları içeren kararın açıklanmasına ilişkindir. İkinci fıkra gereğince bu yolla taraflara tanınan hak ve yüklenen borçlar genişletilemez, daraltılamaz veya değiştirilemez. Hükümde hiç bulunmayan yeni bir alacak, infaz makamınca veya tavzih yoluyla karara eklenmez. Açıklama talebinde hangi bendin uygulamada hangi tereddüdü doğurduğu gösterilir.
HMK m.305/A’daki hükmün tamamlanması ise yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekmesine rağmen hakkında tamamen ya da kısmen karar verilmeyen hususlara ilişkindir. Talep, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yapılır. Bu süre, gerekçeli kararın yazım süresiyle karıştırılmaz. Düzeltme, açıklama ve tamamlatma talepleri her olayda kanun yolu başvurusunun veya süresinin yerine geçmez.
İdari yargıda açıklama İYUK m.29, yanlışlıkların düzeltilmesi m.30 kapsamında değerlendirilir. Hukuk yargısındaki bütün başvuru isim ve süreleri idari yargıya aynen taşınmaz. Konuların ayrıntıları için hükmün tavzihi ve HMK 305/A hükmün tamamlanması rehberleri incelenebilir. İnfaz makamı, bu yolların yerine geçerek mahkeme hükmünün kapsamını değiştiremez.
Kararın gerçekten uygulandığı nasıl doğrulanır?
Uygulama, kararın türüne göre doğru son belgeyle doğrulanır. Para ilamında dosyaya gelen tahsilat ve alacaklıya yapılan ödeme; tapu hükmünde güncel sicil; nüfus kararında güncellenen kayıt; idari kararda tesis edilen yeni işlem incelenir. Mahkemenin bir yazı hazırlaması, muhatabın o yazıyı uygulamasıyla aynı aşama değildir. Yazının gönderimi, teslimi ve yapılan işlem ayrı tarihler taşıyabilir. Kontrol bu tarih zinciri üzerinden yürütülür.
UYAP’taki açık, kapalı veya arşivde durumları bu belgelerin yerine geçmez. İcra dosyası yönünden kapalı infaz kaydının açıklaması ayrıca okunabilir. Belgeler karşılaştırılırken doğru esas numarası kullanılmalıdır; mahkeme, istinaf ve icra dosyaları farklı numaralara sahiptir. Aynı kişinin başka dosyasındaki işlem, incelenen kararın yerine getirildiğini göstermeyebilir. Bilgi talebinin hangi dosyaya ilişkin olduğunun açık yazılması yanlış cevap riskini azaltır.
İnfaz başvurusu için nasıl bir dosya hazırlanır?
Başvuru öncesinde kararın tam örneği, varsa kesinleşme şerhi, tebligat kayıtları, taraf ve temsil bilgileri, daha önceki ödemeler ve ilgili kurum yazıları düzenlenir. Ekler tarih sırasına konulur; talebin hangi hüküm bendine dayandığı açıklanır. Para isteniyorsa hesabın kalemleri, teslim isteniyorsa teslimin konusu gösterilir. Başka bir kuruma gönderilmiş yazı varsa tarihi ve sayısı eklenir. Gereksiz kişisel veriler yerine uyuşmazlıkla ilgili belgeler sunulur.
Başvurunun sonunda “kararı uygulayın” ifadesiyle yetinmek yerine istenen işlem somutlaştırılır. Ancak bu düzen, süreli bir şikâyet veya dava dilekçesinin yerini kendiliğinden tutmaz. Başvuru yolu belirlenirken kararın türü, öğrenme ve tebliğ tarihleri, özel süreler ve görevli merci birlikte kontrol edilmelidir. İlamın yıllarca uygulanmaması bütün hakların süresiz korunduğu anlamına gelmez. Genel nitelikte tek bir zamanaşımı süresi vermek yerine ilgili hüküm ve işlem geçmişi üzerinden değerlendirme yapılır.
Mahkeme kararı infazı hakkında SSS
Mahkeme kararı infazı ne demek?
Hükümdeki sonucun yetkili makam tarafından yerine getirilmesidir. Para tahsili, sicil değişikliği, çocukla kişisel ilişki ve ceza infazı farklı usullere tabidir.
Her karar kesinleşmeden icraya konur mu?
Hayır. Kararın türü ve özel kanun hükmü belirleyicidir. Kesinleşmeden icra edilebilen para ilamları ile kesinleşme aranan kişi hâli ve taşınmazın aynına ilişkin hükümler ayrılır.
Ceza mahkûmiyeti kesinleşmeden infaz edilir mi?
5275 sayılı Kanun m.4 uyarınca hayır. Tutuklama gibi koruma tedbirleri, kesinleşmiş mahkûmiyetin infazından farklıdır.
İstinafa başvuru para ilamının icrasını otomatik durdurur mu?
Kural olarak durdurmaz. Kesinleşme şartı aranan hükümler ve usulüne uygun icranın geri bırakılması kararı ayrı değerlendirilir.
İdare bütün kararları otuz günde mi uygular?
İYUK m.28’in genel kuralı gecikmeksizin ve idareye tebliğden itibaren en geç otuz günde uygulamadır. Temmuz 2026 değişikliğindeki belirli göreve iade kararlarına ilişkin kesinleşme istisnası ayrıca kontrol edilmelidir.
Çocuk teslimi için icra dairesine mi başvurulur?
Güncel özel sistemde 5395 sayılı Kanun m.41/A ve devamı uygulanır; adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri görev alır. Eski icra usulü güncel başvuru yolu gibi kullanılmamalıdır.
Mahkeme dosyası kapandıysa karar uygulanmış mıdır?
Her durumda değil. Tahsilat, sicil işlemi veya infaz başka dosya ve kurumda devam edebilir. Uygulamanın sonucunu gösteren belge ayrıca incelenmelidir.
Hükümde bulunmayan ödeme gerekçeye dayanılarak istenir mi?
İnfaz makamı hükme yeni bir alacak ekleyemez. Belirsizlik, yazım hatası veya eksik hüküm varsa ilgili yargısal başvuru yolu ve süresi değerlendirilir.
Türkiye geneli ve Mersin’den dosya takibi
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun İstanbul ve Mersin’de fiziksel ofisleri bulunmaktadır. Görev, yetki ve usul kuralları çerçevesinde Türkiye genelindeki dosyalar Mersin’den takip edilir ve koordine edilir. Kararın tam örneği, tebligatları ve önceki uygulama belgeleri incelemenin başlangıcını oluşturur. İletişim sayfası üzerinden başvuru yapılabilir; tahsilat veya karar sonucu garanti edilmez.
Hukukî dayanaklar
2004 sayılı İİK m.24, 30, 32, 36 ve 40; 6100 sayılı HMK m.297, 350 ve 367; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.41/A ve devamı; 5275 sayılı Kanun m.4 ve 5; 2577 sayılı İYUK m.28-30. Kanun değişiklikleri ve kararın tarihi somut başvuruda yeniden kontrol edilmelidir.
Yazar ve kapsam
Av. Halil Bakırcı — Mersin Barosu, sicil 3472. Son içerik güncellemesi: . Genel hukukî bilgilendirmedir; kişiye özgü hukukî görüş için karar ve ilgili dosya belgeleri incelenmelidir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
BAKIRCI & KESKİN HUKUK BÜROSU sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
