Marka İhlali Olmadığının Tespiti Davası: SMK 154
Kısa ve net cevap: Marka ihlali olmadığının tespiti davası, kişinin Türkiye’deki mevcut veya planlanan ticari faaliyetinin başka bir kişinin marka hakkına tecavüz oluşturmadığının mahkemece belirlenmesini amaçlar. Dayanağı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.154 hükmüdür. Marka sahibine önceden bildirim yapılması dava şartı değildir. Ancak kendisine karşı tecavüz davası açılmış kişi bu davayı açamaz. Talep, belirli marka ve somut kullanım biçimi üzerinden kurulmalıdır; bütün gelecekteki faaliyetleri kapsayan genel bir izin belgesi istenemez.
Yazı tarihi: 21 Eylül 2026. Bu yazı, marka sahibinin ihlal davasını değil, ihlal iddiasıyla karşılaşan işletmenin açacağı tespit davasını inceler. Hak sahibinin başvuruları için marka hakkına tecavüz davası rehberi ayrı bir başvuru kaynağıdır.

Davanın konusu: markanın geçerliliği değil, faaliyetin ihlal oluşturup oluşturmadığı
SMK m.154, sınai mülkiyet hakkına tecavüzün mevcut olmadığının belirlenmesine ilişkin özel bir dava düzenler. Marka uyuşmazlığında sorulan soru, davacının belirli ticari kullanımının davalıya ait marka hakkını ihlal edip etmediğidir. Davacının kendi markasını tescil ettirmek istemesi ile bu faaliyetin başka bir hakkı ihlal etmemesi farklı meselelerdir.
Davada marka sahibinin tescili geçerli kabul edilerek de ihlal bulunmadığı sonucuna ulaşılması istenebilir. Bu nedenle markanın mutlaka hükümsüz kılınması gerektiği düşüncesi doğru değildir. Kullanılan işaret, mal veya hizmet, kullanımın bağlamı ve markanın koruma kapsamı arasındaki ilişki açıklanmalıdır. Tescilin geçerliliğine yönelik bir iddia varsa o iddia ayrı hukuki sebep ve taleple ortaya konur.
İlk incelemede ihtarnamenin veya şikâyetin ne istediğini sınıflandırın. İşaretin ürün üzerinden kaldırılması, internet ilanının durdurulması, alan adının değiştirilmesi ve tazminat istenmesi farklı kapsamlar yaratır. Bunların hepsini yalnızca “markamı kullanamıyorum” başlığı altında toplamak, tespit talebinin sınırını belirsiz bırakır. Belgelenmiş her faaliyet ayrı tanımlanmalıdır.
Kim dava açabilir ve hangi faaliyet gösterilmelidir?
Kanun, menfaati olan kişinin Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari ya da sınai faaliyeti ve bu amaçla yaptığı ciddi, fiilî girişimleri esas alır. Böylece koruma yalnızca satışa başlamış işletmelerle sınırlandırılmaz. Bununla birlikte sırf başka birinin sicil kaydını merak etmek, ticari faaliyetle bağlantıyı açıklayan bir dosyanın yerine geçmez.
Mevcut faaliyet için satış sayfaları, ürün örnekleri, reklamlar, faturalar ve iş evrakı kullanılabilir. Planlanan faaliyet için onaylanmış ambalaj tasarımı, üretim hazırlığı, tedarik sözleşmesi veya somut kampanya dosyası önem taşır. Burada belge listesi kanunda sayılmış kapalı bir liste değildir; seçilecek belge, varlığı ileri sürülen ticari girişimi doğrudan anlatmalıdır.
Türkiye bağlantısı da ayrıca gösterilmelidir. Türkçe bir internet sayfasının bulunması, ürünün nerede ve kime sunulduğuna ilişkin bütün soruları tek başına cevaplamaz. Hedeflenen pazar, teslimat alanı, hizmetin sunulduğu yer ve ihtarın yöneldiği faaliyet birlikte açıklanmalıdır. Yabancı ülkedeki tescil ile Türkiye’de talep edilen koruma birbirine karıştırılmamalıdır.
Marka sahibine ön bildirim göndermek zorunlu mu?
Hayır. SMK m.154/1, marka sahibinden faaliyetin ihlal teşkil edip etmediğine ilişkin görüş istenebilmesini düzenledikten sonra bildirimin dava şartı olmadığını açıkça belirtir. Bu nedenle “Önce ihtar gönderilmediği için bu dava hiçbir şekilde açılamaz” şeklinde genel bir sonuç kurulamaz. Kanunda isteğe bağlı düzenlenen bir işlem, zorunlu ön koşul gibi sunulmamalıdır.
Bildirim yolunun tercih edilmesi hâlinde marka sahibinin hangi faaliyete cevap vermesinin istendiği anlaşılmalıdır. Yalnızca bir logo gönderilerek ürün, hizmet, ambalaj ve satış bağlamının gizlenmesi, alınacak cevabın kapsamını daraltır. Sonraki dava dosyasında daha farklı bir kullanım anlatılıyorsa ilk bildirime verilen cevabın o yeni kullanımı da kapsadığı varsayılmamalıdır.
Bildirim metni, hakkın ihlal edildiğini kabul eden bir beyan olarak kaleme alınmak zorunda değildir. Tartışmalı faaliyet nesnel biçimde tarif edilebilir; hangi marka numarası bakımından görüş istendiği belirtilir. Gönderilen eklerin bir kopyası, gönderim belgesi ve teslim bilgisi birlikte saklanır. Böylece taraflar arasında hangi kullanımın konuşulduğu sonradan denetlenebilir.
Bir aylık süre ne anlama gelir?
SMK m.154/1’e göre görüş isteme talebinin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, fiillerin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi istenebilir. Sürenin başlangıcı, talebin hazırlanması veya postaya verilmesi değil, tebliğidir. Bu sebeple teslim belgesi zaman çizelgesinin önemli parçasıdır.
Bu bir aylık düzenleme, bildirimin zorunlu olduğu anlamına gelmez. Bildirimin dava şartı olmadığını söyleyen cümle ile birlikte okunmalıdır. Her dosyada dava açmadan önce mutlaka bir ay beklenmesini gerektiren genel bir yasak bulunduğu söylenemez. Yanıt verilmemesi ve verilen yanıtın kabul edilmemesi de kanunda birbirinden ayrı durumlar olarak düzenlenmiştir.
Sessizlik, marka kullanımına izin değildir. Bir ay cevap verilmemesi sonucunda kanun bir dava yolu tanır; hak sahibinin lisans verdiğini veya tüm itirazlarından vazgeçtiğini düzenlemez. İşletmenin satış, ambalaj veya reklam kararını yalnızca karşı taraftan cevap gelmemesine dayandırması, yargısal tespitin yerine geçmez.
Hakkında tecavüz davası açılan kişi neden bu davayı açamaz?
SMK m.154/1’in son cümlesi, kendisine karşı tecavüz davası açılmış kişinin bu davayı açamayacağını düzenler. Ön incelemede yalnızca elde bulunan ihtarnameye bakmak bu nedenle yeterli değildir. Aynı uyuşmazlığa ilişkin açılmış dava ve dosya bilgileri araştırılmalı, dava dilekçesinin kapsamı okunmalıdır.
Kanunun kullandığı ölçüt, kişinin aleyhine tecavüz davası açılmış olmasıdır. Bu kuralı yalnızca ilk duruşmanın yapılması veya cevap dilekçesinin verilmesiyle ilişkilendirmek doğru değildir. Dava tarihleri ve tarafların sıfatları, hukuki yol seçilmeden önce açıklığa kavuşturulmalıdır. Eksik bilgiyle oluşturulan ikinci dosya, mevcut davadaki savunmanın yerine geçmez.
İhtar gönderilmiş olması ise tek başına dava açıldığı anlamına gelmez. İhtar, platform şikâyeti, ceza soruşturması ve hukuk davası farklı işlemlerdir. Eldeki belgenin hangi işlem olduğu belirlenmelidir. Gerçekte açılmış bir tecavüz davası varsa ihlal bulunmadığına ilişkin savunma o dosyada hazırlanır; kullanım ispatı tartışması için kullanmama defi rehberi incelenebilir.
Tespit talebine konu kullanım nasıl tarif edilmelidir?
Talebin konusunu yalnızca markanın kelime unsuruyla tanımlamak çoğu dosyada yetersiz kalır. Kullanım ürün üzerinde, ambalajda, internet ilanında, ticaret unvanında veya reklamda gerçekleşebilir. Davacının değerlendirilmesini istediği kullanım biçimi, mahkeme kararının neyi kapsayacağını belirleyen temel olgudur. Bu yüzden kullanılan görünümün tarihli kaydı korunmalıdır.
Ürün numarası, ambalaj sürümü, satış sayfası adresi ve reklam metni birbirine bağlanmalıdır. Dava sürerken kullanım değiştirilmişse eski ve yeni sürüm ayrı saklanmalı, dosyada hangisinin incelenmesinin istendiği açıklanmalıdır. Yeni görünümün önceki görüntünün yerine sessizce konulması, delillerin okunmasını ve kararın kapsamının anlaşılmasını güçleştirir.
Hazırlanacak dosyada her kullanım için bir açıklama sayfası bulunabilir: işaretin görüntüsü, kullanıldığı mal veya hizmet, kullanım yeri, dönem ve karşı tarafın itirazı. Bu sayfa kanuni zorunluluk değildir; uyuşmazlığı somutlaştıran bir çalışma yöntemidir. Birden fazla satış kanalı varsa her kanaldaki aynı veya farklı görünüm ayrıca işaretlenir.
Sicil kaydı ve marka kapsamı hangi soruları cevaplar?
SMK m.7 ve m.29, marka hakkının kapsamı ve tecavüz sayılan fiiller bakımından temel hükümlerdir. Tespit dosyasında bu hükümler, davalının dayandığı gerçek sicil kaydıyla birlikte ele alınır. Tescil numarası, hak sahibi, marka örneği, mal ve hizmet listesi ile ilgili tarihler kontrol edilmeden yalnızca isim benzerliği üzerinden sonuç kurulmaz.
SMK m.11/4 gereğince mal veya hizmetlerin aynı sınıfta yer alması benzer olduklarına, farklı sınıfta yer alması da benzer olmadıklarına karine oluşturmaz. Bu nedenle “Sınıf numaram farklı, kesinlikle ihlal yok” savunması yeterli değildir. Karşılaştırma, sınıf numaralarının ötesinde gerçek mal ve hizmetler ile ilgili hukuki koruma şartlarını ele almalıdır.
Ayrıca SMK m.155, sonraki tarihli sınai mülkiyet hakkının önceki hak sahibinin tecavüz davasında savunma gerekçesi yapılamayacağını düzenler. Kendi tescil belgesinin bulunması, başka bir kişinin önceki hakkına karşı sınırsız kullanım izni sağlamaz. Bu konu, sicil araştırması ile faaliyetin ihlal değerlendirmesinin neden ayrı yapılması gerektiğini gösterir.
Hükümsüzlük davasıyla birlikte açılabilir mi?
Evet. SMK m.154/3, tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin davanın hükümsüzlük davasıyla birlikte açılmasına izin verir. Ancak birlikte ileri sürülen talepler aynı soruya cevap vermez. Tespit talebinde belirli fiilin ihlal oluşturmadığı, hükümsüzlük talebinde ise dayanak markanın geçerliliği tartışılır.
Bu nedenle her talebin vakıaları, hukuki sebepleri ve sonuç istemi ayrı yazılmalıdır. Marka geçersizliği iddiasını açıklamadan yalnızca dilekçenin sonuna “markanın da hükümsüzlüğü” eklemek, tespit dosyasını güçlü hâle getirmez. Hükümsüzlük gerekçelerinin ayrıntıları için marka hükümsüzlüğü davası rehberi kullanılabilir.
Markanın kullanılmaması nedeniyle iptal istemi de hükümsüzlük ile aynı işlem değildir. Birden fazla hukuki yol değerlendirilirken hangi makamdan hangi sonuç istendiği korunmalıdır. Tespit talebinin kabulü, ayrıca talep edilmeyen bütün sicil işlemlerinin yapılması anlamına gelmez.
Davalı ve sicildeki diğer hak sahipleri nasıl belirlenir?
SMK m.154, tespit davasının hak sahibine karşı açılmasını; ikinci fıkrasında ise davanın sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğini düzenler. Bu nedenle yalnızca ihtarı gönderen hukuk bürosunun veya şikâyeti ileten satıcının adına bakarak davalı belirlenmemelidir. Temsilci ile hakkın sahibi aynı kişi olmayabilir.
Sicilde devir, ortak hak sahipliği veya lisans kaydı bulunması hâlinde kayıtların anlamı ayrı değerlendirilir. Dava açılmadan önce alınan güncel sicil çıktısı ve inceleme tarihi dosyada bulunmalıdır. Bir firmanın ticaret unvanındaki değişiklik ile markanın başka bir tüzel kişiye devredilmesi de farklı işlemlerdir.
Bildirim yapılması gereken kişilerin tespiti, bu kişilerin tamamının otomatik olarak aynı sıfatla davalı gösterilmesi anlamına gelmez. Kanundaki taraf ve tebligat hükümleri birbirinden ayrılmalıdır. Dilekçede hak sahipliği zinciri açıklanırken sicile dayanmayan kişi ve şirket bağlantıları varmış gibi yazılmamalıdır.
Görev ve yetki bakımından hangi ayrım önemlidir?
SMK m.156, sınai hak davalarında görev ve yetkiyi düzenler. Üçüncü kişinin marka sahibine karşı açtığı dava bakımından m.156/5’te davalının yerleşim yeri esas alınır; hak sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri yoksa hükmün gönderme yaptığı özel düzenleme ayrıca uygulanır. Dava yerini yalnızca davacının işyerinin bulunduğu şehir belirlemez.
Kurumun kararlarına karşı açılan davalar için öngörülen Ankara kuralı ile özel bir marka sahibine karşı açılan tespit davası birbirine karıştırılmamalıdır. Tescilin TÜRKPATENT tarafından yapılmış olması, her marka davasının Kuruma karşı açılması veya Ankara’da görülmesi anlamına gelmez. Görevli ihtisas mahkemesi ve güncel yargı çevresi somut yer itibarıyla kontrol edilir.
Marka sahibinin olumsuz cevabı nasıl incelenir?
Karşı tarafın cevabı geldiğinde önce ileri sürülen hukuki dayanak ile itiraz edilen faaliyet ayrılır. Cevap yalnızca bir tescil numarası içeriyorsa o tescilin mal ve hizmet listesi dosyaya eklenir. Cevapta birden fazla marka gösteriliyorsa her marka için ayrı karşılaştırma hazırlanır. Hak sahibinin hangi tescile dayandığı açıklanmadan bütün portföy hakkında genel bir değerlendirme yapılması istenmemelidir.
İkinci aşamada cevabın kullanılan gerçek görüntüye dayanıp dayanmadığı kontrol edilir. İtiraz edilen ambalaj ile halen kullanılan ambalaj farklıysa ikisinin de tarihli örneği korunur. Davacı, karşı tarafın hiç görmediği yeni bir kullanım için eski cevabı kapsamlı bir yasaklama beyanı gibi sunmamalıdır. Aynı şekilde hak sahibinin yalnızca belirli ürünlere yönelik itirazı, tüm ticari faaliyetlere yöneltilmiş kabul edilmemelidir.
Üçüncü aşamada her iddia delille eşleştirilir. Benzerlik iddiası için işaret örnekleri, satış bağlamı tartışması için ilan ve ambalaj kayıtları, yetki veya izin tartışması için sözleşme belgeleri ayrılır. Belgenin hangi iddiayı karşılamak üzere sunulduğu ek listesinde gösterilir. Bu düzen, dilekçedeki açıklamalar ile eklerin birbirinden kopmasını önler.
Tespit talebinin sonuç bölümü de aynı sınırı korumalıdır. Hangi marka, hangi kullanım biçimi, hangi ürün veya hizmet ve hangi faaliyet hakkında karar istendiği anlaşılır olmalıdır. Yalnızca “hiçbir marka hakkını ihlal etmediğimizin tespiti” şeklinde sınırı belirsiz bir ifade yerine, dava dosyasında belgelenen faaliyete ilişkin talep kurulmalıdır.
Bu çalışma bir dava sonucunu peşinen belirlemez. Amaç, karşı tarafın bütün itirazlarını geçersiz ilan etmek değil, mahkemenin çözmesi gereken somut uyuşmazlığı ayırmaktır. Dilekçe hazırlanırken çelişen kayıtlar veya eksik belgeler gizlenmemeli; hangi konuların açıklama gerektirdiği ayrıca belirtilmelidir. Hukuki yol seçimi, belgelenmiş faaliyet ile mevcut dava durumu birlikte görülerek yapılmalıdır.
Karar bütün ürünleri ve gelecekteki kullanımları kapsar mı?
Tespit talebi, incelenmesi istenen somut faaliyet üzerinden kurulmalıdır. Belirli ambalaj ve ürün için sunulan dosya, henüz tanımlanmamış başka ürünler veya farklı reklamlar için genel bir izin belgesi değildir. Kararın kapsamı okunurken taraflar, dayanak marka ve incelemeye konu kullanım birlikte değerlendirilmelidir.
Bu sebeple karar sonrasında kullanılacak ürün dosyası da korunmalıdır. Ambalaj, işaret, hedeflenen mal veya hizmet ya da reklam bağlamı değişiyorsa önceki kararla aynı faaliyetin sürdürülüp sürdürülmediği yeniden incelenmelidir. Mahkemenin çözdüğü uyuşmazlığın dışında kalan değişiklikler, önceki karar var diye değerlendirme dışı bırakılamaz.
Sık sorulan sorular
Önce noter ihtarı göndermek şart mı?
SMK m.154, ön bildirimi dava şartı saymaz. Bildirim tercih edilirse içeriği, ekleri ve tebliğ tarihi belgelenmelidir. Bildirimin zorunlu olmadığı sonucu, kanunun açık düzenlemesinden kaynaklanır.
Marka sahibi bir ay cevap vermezse kullanıma izin vermiş olur mu?
Hayır. Cevap verilmemesi kanunda tespit davası bakımından düzenlenmiştir; lisans verilmesi veya kullanımın kabul edilmesi sonucunu kendiliğinden doğurmaz.
Henüz satış başlamadan dava açılabilir mi?
Kanun, girişilecek ticari veya sınai faaliyet ile bu amaçla yapılan ciddi ve fiilî girişimleri de kapsar. Planlanan kullanım somut olarak açıklanmalı, menfaat ve Türkiye bağlantısı gösterilmelidir.
Aleyhime tecavüz davası açıldıysa aynı konuda tespit davası açabilir miyim?
SMK m.154/1 bu kişiye dava açma yasağı getirir. İhlal bulunmadığına ilişkin savunma, açılmış tecavüz dosyası içinde hazırlanmalıdır.
Yalnızca ihtar gelmesi dava açıldığını gösterir mi?
Hayır. İhtar ile mahkemede açılmış dava farklı işlemlerdir. Eldeki yazının niteliği ve mevcut mahkeme dosyaları ayrı kontrol edilir.
Markanın hükümsüzlüğü de aynı dosyada istenebilir mi?
Evet. SMK m.154/3 birlikte açılmasına izin verir. İki talebin hukuki dayanakları ve sonuç istemleri ayrı açıklanmalıdır.
Kendi markam tescilli olduğu için ihlal bulunmadığı kesin midir?
Hayır. SMK m.155 uyarınca sonraki tescil önceki hak sahibine karşı sınırsız bir savunma sağlamaz. Öncelik tarihleri ve kullanım kapsamı incelenir.
Farklı marka sınıfında faaliyet göstermek yeterli mi?
SMK m.11/4, sınıf numaralarının mal veya hizmet benzerliğini tek başına belirlemediğini düzenler. Gerçek mal ve hizmetler karşılaştırılmalıdır.
Bu dava her zaman TÜRKPATENT’e karşı mı açılır?
Hayır. SMK m.154 kapsamındaki dava hak sahibine yönelir. Kurum kararına karşı açılacak davanın taraf ve yetki kuralları farklıdır.
Karar alınması markayı sicilden kaldırır mı?
Yalnızca belirli faaliyetin ihlal oluşturmadığının tespiti, markanın kendiliğinden hükümsüzlüğü veya iptali değildir. Sicile yönelik talepler ayrıca değerlendirilir.
Resmî kaynaklar ve başvuru dosyasının son kontrolü
Bu konunun temel dayanakları SMK m.7, m.11/4, m.29, m.154, m.155 ve m.156’dır. Kanun ve uygulama düzenlemelerine TÜRKPATENT’in resmî mevzuat sayfasından ulaşılabilir. Dava hazırlığında hukuki menfaat, kullanım örneği, sicil kaydı, taraf sıfatı ve önceden açılmış tecavüz davası bulunup bulunmadığı birlikte kontrol edilir.
Sonuç: Marka ihlali olmadığının tespiti davasında doğru hedef, işletmenin tanımlanmış faaliyetini hukuki belirsizlikten çıkarmaktır. Ön bildirim zorunlu değildir; sessizlik kullanım izni sayılmaz; açılmış tecavüz davasına karşı ikinci bir tespit dosyası oluşturulamaz. Büro Mersin’dedir ve Türkiye genelindeki dosyalar görev, yetki ve usul kuralları gözetilerek Mersin’den yönetilir. Somut değerlendirme için ihtar, varsa dava bilgisi ve kullanım örnekleri hazırlanarak iletişim sayfasından başvurulabilir. Bu metin genel hukuki bilgilendirmedir; belirli bir dava sonucu vaat etmez.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
