Milli Parkta İzinsiz Yapı ve Tesis Yıkılır mı? 2873 m.15 ve 7576 | 2026
Milli park, tabiat parkı ve 2873 sayılı Kanun kapsamındaki diğer korunan alanlarda yapılaşma, sıradan bir imar uyuşmazlığından farklıdır. Burada yalnızca belediye ruhsatı, yapı kayıt belgesi veya imar planı tartışılmaz; alanın koruma statüsü ve Milli Parklar Kanunu doğrudan uygulanır. 2026 değişikliği özellikle izinsiz yapı ve tesislerin akıbeti bakımından hükmü sertleştirmiş ve uygulamayı netleştirmiştir.
Bu rehber, 19 Mart 2026 tarihli 7576 sayılı Kanunla değişen 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun 15. maddesini esas alır. Amaç; hangi alanlarda el koyma ve yıkım uygulanacağını, devam eden inşaatın korunup korunmadığını, yapı sahibinin hangi hukuki yolları kullanabileceğini, ceza soruşturmasının hangi durumda gündeme geleceğini ve idari işlem ile ceza yargılamasının birbirinden nasıl ayrıldığını açık biçimde ortaya koymaktır.

- 2873 m.15 hangi alanları kapsar?
- 2026 değişikliği tam olarak ne getirdi?
- İnşaat hâlindeki yapı da yıkılır mı?
- El koyma ve yıkım için ayrıca mahkeme kararı gerekir mi?
- Yapı sahibinin tapu veya ruhsat iddiası sonucu değiştirir mi?
- 2873 m.14 ile m.15 arasındaki fark nedir?
- Hapis ve adli para cezası ne zaman doğar?
- İdari yargıda hangi talepler ileri sürülebilir?
- Delil ve belge yönetimi nasıl yapılmalıdır?
- Sık sorulan sorular
2873 Sayılı Kanun m.15 Hangi Alanları ve Fiilleri Kapsar?
Milli Parklar Kanunu m.15’in ilk fıkrası, Kanun kapsamına giren yerlerde bulunan kamu idareleri, kamu kurum ve kuruluşları ve Hazineye ait taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler yönünden özel bir tescil ve yapılaşma yasağı kurar. Hüküm yalnızca “milli park” adı taşıyan alanlarla sınırlı okunmamalıdır. Somut taşınmazın 2873 sayılı Kanun kapsamındaki koruma statüsünün, sınırının ve varsa planının resmi kayıtlardan belirlenmesi gerekir.
Madde; mevcut açıklıkların yanı sıra ağaçların veya bitki örtüsünün yanması, kesilmesi, sökülmesi, boğulması veya budanması sonucunda ortaya çıkan açıklıklar ile arazinin çeşitli yöntemlerle düzeltilmesi suretiyle elde edilen sahaların işgal edilmesini ve kullanılmasını yasaklar. Aynı sahalara her türlü yapı ve tesis yapılması ve bu yapı ve tesislerin tapuya tescili de yasaktır. Bu nedenle, korunan alanda önce bitki örtüsünü kaldırıp daha sonra oluşan açıklığa yapı kondurmak hukuken “boş araziye yapı yapıldığı” gerekçesiyle meşru hale gelmez.
Bu düzenleme, korunan alanların fiili müdahalelerle niteliğinin değiştirilmesini önlemeye yöneliktir. Tapu kaydının bulunması veya bir parsel numarasının mevcut olması tek başına yapılaşma hakkı doğurmaz. Taşınmazın mülkiyet rejimi, koruma statüsü, plan kararları, izin süreci ve 2873 sayılı Kanunun emredici hükümleri birlikte incelenir.
7576 Sayılı Kanun 2026’da Ne Değiştirdi?
7576 sayılı Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7. maddesi, 2873 sayılı Kanunun 15. maddesinin ikinci fıkrasına yeni bir cümle ekledi. Düzenleme 19 Mart 2026 tarihli ve 33201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yeni metin, el konulan bütün yapı ve tesislerin “inşa aşamasında olanlar da dâhil olmak üzere” ayrıca bir karar alınmasına gerek olmaksızın Genel Müdürlük tarafından derhal yıkılacağını veya ihtiyaç görülürse Genel Müdürlükçe değerlendirileceğini açıkça düzenliyor. Böylece uygulamada “yapı henüz tamamlanmadı, bu nedenle yıkım uygulanamaz” şeklindeki bir savunmanın kanun metni karşısında dayanağı kalmamıştır.
Önemli nokta şudur: Kanun, yıkım yerine Genel Müdürlüğün ihtiyaç görmesi halinde yapının değerlendirilmesine de imkân tanır. Bu, yapı sahibine yapının korunmasını talep etme konusunda kazanılmış bir hak vermez. Hükümdeki seçim yetkisi Genel Müdürlüğe aittir. Bir yapının kamu hizmetinde veya alan yönetiminde kullanılmasının değerlendirilmesi, izinsiz yapıyı kendiliğinden hukuka uygun hale getiren bir mekanizma değildir.
İnşaat Hâlindeki Yapı da Yıkılır mı?
Evet. 2026 değişikliğinin en açık sonucu budur. 2873 m.15/2 artık “inşa aşamasında olanlar da dâhil olmak üzere” ifadesini içerir. Temeli atılmış, kaba inşaatı devam eden, çatı veya ince işleri tamamlanmamış ya da henüz fiilen kullanılmayan yapıların tamamlanmamış olması yıkıma engel değildir.
Bu nedenle uyuşmazlıkta yapının tamamlanma oranına odaklanmak yerine öncelikle üç husus araştırılmalıdır: taşınmazın gerçekten 2873 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığı, yapı veya tesisin m.15 kapsamındaki yasak alanda bulunup bulunmadığı ve idarenin somut taşınmaz ile yapı arasında doğru hukuki ve fiili bağlantıyı kurup kurmadığı. Parsel, koordinat ve korunan alan sınırı yönünden hata varsa bu, hukuki denetimde önem taşır.
İnşaat sürerken tebliğ edilen bir tutanak veya işlem karşısında “inşaatı bitirip sonra dava açma” yaklaşımı ciddi risk doğurur. Kanun derhal yıkım öngördüğü için, yürütmenin durdurulması şartlarının oluştuğu düşünülüyorsa dava stratejisinin gecikmeden oluşturulması gerekir. yürütmenin durdurulması şartları ayrı olarak değerlendirilmelidir.
El Koyma ve Yıkım İçin Mahkeme Kararı Gerekir mi?
2873 m.15/2’nin lafzı nettir: bu gibi yapı ve tesislere Genel Müdürlükçe doğrudan el konulur; 2026’da eklenen cümle de el konulan yapı ve tesislerin “hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın” derhal yıkılacağını veya değerlendirileceğini belirtir. Bu nedenle kanun, yıkımın uygulanabilmesi için önceden bir ceza mahkemesi mahkûmiyet kararı veya ayrıca bir adli yargı yıkım kararı şartı getirmemiştir.
Bununla birlikte idarenin işlemleri hukuk denetimi dışında değildir. Yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluk denetimi idari yargıda yapılabilir. Örneğin taşınmazın koruma sınırı dışında kalması, yapının yanlış parsel ile ilişkilendirilmesi, işlem tesis eden makamın yetkisiz olması veya uygulanması gereken özel izin rejiminin göz ardı edilmesi somut olayda önem taşıyabilir. Bu değerlendirme “izinsiz yapıyı koruma” değil, idarenin kanunu doğru olaya doğru biçimde uygulayıp uygulamadığının denetlenmesidir.
Tapu, Yapı Ruhsatı veya Başka Bir İdari Belge Yıkımı Otomatik Olarak Engeller mi?
Hayır. Bir tapu kaydı mülkiyet veya sınırlı ayni hak konusunda önemli olmakla birlikte korunan alanda sınırsız yapılaşma hakkı yaratmaz. Aynı şekilde başka bir idari makamdan alınmış izin, ruhsat veya belge varsa bunun 2873 sayılı Kanun bakımından gerekli izinleri içerip içermediği ayrıca incelenir.
Özellikle milli park ve tabiat parklarında gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerine verilebilecek izinler 2873 m.8’de özel olarak düzenlenmiştir. 2026 değişikliğiyle altyapı tesisleri bakımından da plan, kamu yararı, zaruret ve Bakanlık izni şartları ayrıntılandırılmıştır. Dolayısıyla “belediyeden ruhsat aldım” savunması, Milli Parklar Kanunundaki özel izin rejimi karşılanmıyorsa tek başına yeterli değildir.
Tapu sicilindeki şerhler veya orman vasfına ilişkin uyuşmazlıklar ayrıca teknik inceleme gerektirebilir. Bu konuda tapudaki orman şerhinin kaldırılması hakkında ayrı rehberimiz incelenebilir. Ancak orman şerhi ile milli park statüsü aynı hukuki mesele değildir; her iki kayıt ayrı ayrı araştırılmalıdır.
2873 m.14 ile m.15 Arasındaki Fark Nedir?
Madde 14, Kanun kapsamındaki alanlarda tabii ve ekolojik dengeyi ve ekosistem değerini bozan, yaban hayatını tahrip eden, alanın özelliğini kaybettiren veya değiştiren müdahaleleri, çevre kirliliği yaratan işlemleri ve doğal dengeyi bozacak orman ürünü üretimi, avlanma ve otlatma gibi faaliyetleri yasaklar. Ayrıca onaylı planlarda belirtilen yapı ve tesisler ile savunma sistemi için gerekli tesisler dışında, kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin zorunluluk yoksa yapı ve tesis kurulması ve işletilmesi yasaktır.
Madde 15 ise belirli kamu taşınmazları ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde açıklıkların ve müdahaleyle oluşturulan sahaların işgali, kullanılması, buralara yapı ve tesis yapılması ve tescil yasağına odaklanır. Bu nedenle bir yapılaşma fiili somut olayın özelliklerine göre hem m.14 hem de m.15 bakımından değerlendirme gerektirebilir.
Hapis ve Adli Para Cezası Ne Zaman Gündeme Gelir?
7576 sayılı Kanunun 11. maddesiyle 2873 m.21 de değişmiştir. Güncel m.21’e göre m.14 ve m.15’in birinci fıkrasıyla yasaklanan faaliyetleri yürütenler hakkında, fiil daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
Buradaki iki yaptırım türünü birbirinden ayırmak gerekir. Birincisi, Genel Müdürlüğün el koyma/yıkım biçimindeki idari uygulamasıdır. İkincisi ise suç şüphesi doğduğunda Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülecek ceza soruşturması ve mahkemece verilebilecek cezadır. Yapının yıkılmış olması ceza sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz; ceza dosyasındaki fail, kast, fiil ve deliller ayrıca değerlendirilir.
Fiil aynı zamanda daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturuyorsa m.21’in “daha ağır cezayı gerektirmediği takdirde” kaydı dikkate alınır. Örneğin orman alanında yangın çıkarma iddiası varsa, konu yalnızca Milli Parklar Kanunu üzerinden ele alınmaz. orman yangını çıkarma suçuna ilişkin özel ceza hükümleri ayrıca incelenmelidir.
Yıkım İşlemine Karşı Hangi Hukuki Yol Kullanılır?
Uyuşmazlığın niteliğine göre idarenin el koyma, yıkım, tahliye veya benzeri işlemlerine karşı idari yargıda iptal davası gündeme gelebilir. Dava süresinin başlangıcı, işlemin niteliği, tebliğ biçimi ve varsa özel kanun hükmü somut olayda kontrol edilmelidir. Genel dava süresini otomatik biçimde her olaya uygulamak hatalı olabilir.
Yıkımın derhal uygulanma ihtimali varsa İYUK m.27 kapsamında yürütmenin durdurulması talebi ayrıca ele alınabilir. Yürütmenin durdurulması için kanundaki iki koşulun birlikte değerlendirilmesi gerekir: idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması. Mahkeme, bu koşulları somut dosyanın delillerine göre inceler.
Dava dilekçesinde sadece “mülkiyet hakkım var” demek yeterli değildir. Alanın statüsünü gösteren kararlar, koordinat krokisi, tapu kaydı, kadastro paftası, planlar, izinler, yapı ruhsatı varsa ruhsatın kapsamı, Genel Müdürlüğün tutanakları, tebligatlar, uydu ve fotoğraf kayıtları, yapı tarihini gösteren belgeler ve ilgili kurum yazışmaları sistematik biçimde sunulmalıdır.
2026 Sonrası Uygulamada En Kritik Deliller
Korunan alan uyuşmazlıklarında “yapı var mı yok mu?” sorusu çoğu kez en kolay kısımdır. Asıl uyuşmazlık yapının hangi sınır içinde bulunduğu, ne zaman yapıldığı, hangi izinlere dayandığı ve idarenin hangi hükmü uyguladığı noktasında çıkar. Bu nedenle parsel bazlı teknik veri önemlidir.
Özellikle korunan alan sınırlarının harita ve koordinatla belirlendiği dosyalarda yalnızca adres bilgisiyle savunma yapmak yetersiz kalabilir. Resmî koordinatlar ile yapının konumunun çakıştırılması, gerekiyorsa harita/kadastro bilirkişisi incelemesi istenmesi ve işlemin dayandığı tespit tutanağındaki koordinatların doğrulanması gerekir. Yanlış parsel veya yanlış koordinat üzerinden tesis edilen işlem hukuki denetimde ayrı bir sebep oluşturabilir.
Malik, Kiracı ve Yapıyı Fiilen Yapan Kişinin Durumu
İdari yıkımın yapıya yönelik olması ile ceza sorumluluğunun kişiye yönelik olması ayrılmalıdır. Taşınmaz maliki ile yapıyı fiilen yapan, yaptıran veya kullanan kişi her zaman aynı olmayabilir. Ceza sorumluluğu şahsidir; failin kim olduğu ve fiille bağlantısı somut delillerle belirlenir.
Malik, taşınmazı kiraya vermiş olabilir; kiracı izinsiz yapı yapmış olabilir; eski kullanıcı döneminden kalan bir yapı bulunabilir veya bir tüzel kişinin faaliyeti kapsamında inşaat yapılmış olabilir. Bu ayrımlar yıkımın fiziksel olarak uygulanmasına her zaman engel oluşturmasa da ceza sorumluluğu ve tazminat ilişkileri bakımından önemlidir.
Resmî Kaynaklar
- TBMM – 7576 sayılı Kanun tam metni
- Mevzuat Bilgi Sistemi – 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu
- Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
Sık Sorulan Sorular
1. Milli parkta ruhsatsız yapı mutlaka yıkılır mı?
2873 m.15 kapsamına giren ve Genel Müdürlükçe el konulan yapı ve tesisler için 2026 değişikliği, inşa aşamasındakiler dâhil derhal yıkım veya ihtiyaç halinde Genel Müdürlükçe değerlendirme öngörür.
2. İnşaat tamamlanmadıysa yıkım ertelenir mi?
Hayır. Kanun açıkça inşa aşamasındaki yapıları da kapsar.
3. Yıkım için önce ceza mahkemesi kararı gerekir mi?
2873 m.15 böyle bir ön şart öngörmez. İdari uygulama ile ceza soruşturması birbirinden ayrıdır.
4. Tapulu arazide de Milli Parklar Kanunu uygulanır mı?
Tapu bulunması tek başına koruma statüsünü kaldırmaz. Somut alanın hukuki statüsü ve m.15’in mülkiyet kapsamı birlikte incelenir.
5. Belediyeden ruhsat alınmış olması yeterli midir?
Milli Parklar Kanunundaki özel izin ve plan şartlarının ayrıca sağlanması gerekir. Başka bir makamın belgesi tek başına 2873 sayılı Kanuna aykırılığı ortadan kaldırmaz.
6. İzinsiz yapı için hapis cezası var mı?
2873 m.21, m.14 ve m.15/1 ile yasaklanan faaliyetleri yürütenler için, daha ağır cezayı gerektiren başka bir fiil yoksa bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörür.
7. Yıkım işlemine karşı dava açılabilir mi?
İdari işlemler hukuka uygunluk denetimine tabidir. Yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılık iddiasıyla idari yargı yolu gündeme gelebilir.
8. Dava açılması yıkımı otomatik olarak durdurur mu?
Hayır. İptal davası açılması tek başına yürütmeyi durdurmaz; gerekli koşullar varsa ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilir.
9. Yapıyı malik değil kiracı yaptıysa ne olur?
Yapıya yönelik idari işlem ile kişisel ceza sorumluluğu ayrılır. Ceza bakımından fiili gerçekleştiren veya sorumluluğu bulunan kişinin somut delillerle belirlenmesi gerekir.
10. 2026 değişikliği ne zaman yürürlüğe girdi?
7576 sayılı Kanun 19 Mart 2026 tarihli ve 33201 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı; m.15’e eklenen yeni yıkım hükmü bu tarihte yürürlüğe girdi.
Sonuç
2026 değişikliği, milli park ve 2873 sayılı Kanun kapsamındaki alanlarda izinsiz yapılaşmaya ilişkin yıkım rejimini açıklaştırdı. El konulan yapı ve tesislerin tamamlanmış olup olmaması artık belirleyici değildir; inşa aşamasındakiler de kanun kapsamında derhal yıkılabilir. Bunun yanında fiil m.14 veya m.15/1 kapsamındaki yasağı ihlal ediyorsa m.21 uyarınca hapis ve adli para cezası riski de doğar.
Somut uyuşmazlıkta en kritik çalışma; taşınmazın koruma statüsünü, resmi koordinatları, yapı tarihini, izin belgelerini ve işlemin dayandığı tutanakları birlikte incelemektir. İdari yargıdaki hukuka uygunluk denetimi ile ceza soruşturmasındaki şahsi sorumluluk birbirine karıştırılmamalıdır.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu – Mersin
Son güncelleme: 16 Eylül 2026. Bu içerik 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ve 7576 sayılı Kanunun yürürlükteki metni esas alınarak hazırlanmıştır.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
