B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Milli Parkta Yasak Faaliyetin Cezası Nedir? 2873 m.14 ve m.21 | 2026

Kısa ve net cevap: 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun 21. maddesi, 7576 sayılı Kanunun 11. maddesiyle 2026 yılında değiştirildi. Güncel hükme göre, 2873 m.14 ve m.15/1 ile yasaklanan faaliyetleri yürüten kişi hakkında, fiil daha ağır bir cezayı gerektirmiyorsa bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ceza sorumluluğunun doğması için somut eylemin m.14 veya m.15/1’deki yasaklardan birine girmesi, fiilin kişiye isnat edilebilmesi ve ceza yargılamasında suçun unsurlarının ispatlanması gerekir.

Milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarında hangi davranışların suç oluşturduğu, 2026 yılında yürürlüğe giren 7576 sayılı Kanun sonrasında yeniden önem kazandı. Değişiklik yalnızca Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görevlerini düzenlemedi; 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun ceza hükmünü de doğrudan değiştirdi.

Bu rehberde, “milli parkta kurala aykırı davranmanın cezası nedir?” sorusunu genel ifadelerle değil, doğrudan 2873 sayılı Kanunun 14, 15 ve 21. maddelerine dayanarak ele alıyoruz. Hangi fiillerin m.21 kapsamına girdiğini, hapis ve adli para cezasının nasıl birlikte düzenlendiğini, idari yıkım ve el koyma süreçlerinin ceza davasından neden ayrı olduğunu, failin nasıl belirleneceğini ve savunmada hangi delillerin önem taşıdığını açıklıyoruz.

Milli parkta yasak faaliyet ve ceza hukuku
  • 2873 m.21 2026’da nasıl değişti?
  • 2873 m.14 hangi faaliyetleri yasaklar?
  • 2873 m.15/1 hangi işgal ve yapılaşma fiillerini kapsar?
  • Hapis ve adli para cezası birlikte mi uygulanır?
  • “Daha ağır cezayı gerektiren fiil” kaydı ne anlama gelir?
  • Suçun faili nasıl belirlenir?
  • Şirket veya işletme faaliyeti varsa sorumluluk nasıl incelenir?
  • İdari yıkım ile ceza davası arasındaki fark nedir?
  • Hangi deliller önemlidir?
  • Sık sorulan sorular

2873 m.21 2026’da Nasıl Değişti?

11 Mart 2026 kabul tarihli 7576 sayılı Kanunun 11. maddesi, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrasını değiştirdi. Düzenleme 19 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Güncel m.21, 2873 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 15. maddesinin birinci fıkrasıyla yasaklanan faaliyetleri yürütenler hakkında, fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunacağını düzenler.

Bu cümlenin üç ayrı hukuki sonucu vardır. Birincisi, m.21’in uygulanması için herhangi bir “milli park kuralının” ihlal edilmesi yeterli değildir; kanun açık biçimde m.14 ve m.15/1’deki yasak faaliyetlere atıf yapar. İkincisi, yaptırım yalnızca hapis cezasından ibaret değildir; adli para cezası da aynı hükümde yer alır. Üçüncüsü, aynı fiil başka bir ceza hükmü uyarınca daha ağır cezayı gerektiriyorsa bu ihtimal ayrıca incelenir.

Bu nedenle soruşturma ve kovuşturma dosyasında ilk sorulması gereken soru “olay milli parkta mı oldu?” değil, “isnat edilen somut hareket m.14 veya m.15/1’de yazılı hangi yasağa karşılık geliyor?” olmalıdır. Yer unsurunun yanında fiilin hukuki niteliği de açık biçimde belirlenmelidir.

2873 m.14 Hangi Faaliyetleri Yasaklar?

Milli Parklar Kanunu m.14, Kanun kapsamına giren yerlerde korunması gereken doğal ve ekolojik değerleri esas alan temel yasakları düzenler. Buna göre tabii ve ekolojik denge ile tabii ekosistem değeri bozulamaz ve yaban hayatı tahrip edilemez.

Aynı maddede, bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan ya da olabilecek her türlü müdahale ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler de yasaklanmıştır. Böylece yalnızca gerçekleşmiş ağır tahribat değil, alanın özelliğini kaybettirecek veya değiştirecek müdahaleler de kanuni değerlendirmeye konu edilir.

Madde 14 ayrıca tabii dengeyi bozacak şekilde orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatmayı yasaklar. Bunun yanında onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ile savunma sistemi için gerekli tesisler dışında, kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça herhangi bir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez; mevcut yerleşim sahaları dışında iskân yapılamaz.

Her bent farklı maddi olgulara dayanır. Örneğin yaban hayatının tahribi iddiasında tür, habitat, müdahalenin niteliği ve tahribat arasındaki bağlantı öne çıkar. İzinsiz yapı veya tesis iddiasında ise korunan alan sınırı, plan kararları, yapı veya tesisin niteliği ve izin belgeleri önem taşır. Avlanma iddiasında ayrıca 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu hükümleri de somut olaya göre gündeme gelebilir.

2873 m.15/1 Hangi Fiilleri Kapsar?

2873 sayılı Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrası, Kanun kapsamına giren yerlerde bulunan kamu idareleri, kamu kurum ve kuruluşları ve Hazineye ait taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler bakımından özel bir işgal, kullanım, yapı ve tescil yasağı kurar.

Hüküm; mevcut açıklıkların yanı sıra ağaçların veya bitki örtüsünün yanması, kesilmesi, sökülmesi, boğulması veya budanması sonucunda oluşan açıklıkların ve arazinin çeşitli şekillerde düzeltilmesi suretiyle elde edilen sahaların işgal edilmesini ve kullanılmasını yasaklar. Bu alanlara her türlü yapı ve tesis yapılması ile yapılan yapı ve tesislerin tapuya tescili de yasaktır.

Bu düzenleme özellikle doğal alanın önce fiilen değiştirilmesi ve sonra ortaya çıkan açıklığın kullanım veya yapılaşmaya konu edilmesi yoluyla koruma rejiminin aşılmasını önler. Bir alanın boş veya düzeltilmiş görünmesi, m.15 bakımından tek başına serbest kullanım sonucu doğurmaz; açıklığın nasıl oluştuğu ve alanın hukuki statüsü araştırılır.

2026 yılında m.15/2’ye ayrıca el konulan yapı ve tesislerin, inşa aşamasında olanlar dâhil, hiçbir başka karar alınmasına gerek olmaksızın Genel Müdürlük tarafından derhal yıkılması veya ihtiyaç görülürse değerlendirilmesi hükmü eklenmiştir. Bu idari sonucu ayrı rehberimizde ayrıntılı açıkladık: Milli parkta izinsiz yapı ve tesis yıkımı.

Hapis ve Adli Para Cezası Birlikte mi Uygulanır?

2873 m.21’deki güncel yaptırım cümlesi “bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası” biçimindedir. Kanun “ve” bağlacını kullanır. Bu nedenle suç sabit görüldüğünde hükümde öngörülen yaptırım sistemi hapis cezası ile adli para cezasını birlikte düzenler.

Buradaki “beş bin gün” ifadesi “5.000 TL” anlamına gelmez. Adli para cezasının hesaplama sistemi Türk Ceza Kanunu m.52’de düzenlenmiştir. Mahkeme önce gün sayısını belirler; ardından bir gün karşılığı olarak belirlenen miktarla gün sayısının çarpımı sonucunda toplam adli para cezası ortaya çıkar. Bu nedenle günlük birim ile toplam tutar birbirinden ayrılmalıdır.

Temel cezanın belirlenmesi sırasında Türk Ceza Kanununun genel hükümleri uygulanır. Somut olayın özellikleri, fiilin işleniş biçimi, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve kanunun öngördüğü diğer ölçütler mahkemece değerlendirilir. Teşebbüs, iştirak veya takdiri indirim gibi genel ceza hukuku kurumları da ancak yasal koşulları gerçekleşmişse uygulanabilir.

“Fiilleri Daha Ağır Bir Cezayı Gerektirmediği Takdirde” Ne Demektir?

Milli Parklar Kanunu m.21, kendi cezasını “fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde” kaydıyla düzenlemiştir. Bu ifade, aynı maddi davranışın başka bir ceza normunda daha ağır yaptırıma bağlanmış olması ihtimalini dışlamaz; aksine bu ihtimalin ayrıca incelenmesini zorunlu kılar.

Korunan alanlar; orman, sit alanı, kıyı veya başka bir özel statüyle de çakışabilir. Bu nedenle tek bir olayda 2873 sayılı Kanun dışında farklı özel kanunlar da devreye girebilir. Hangi ceza normunun uygulanacağı, fiilin bütün maddi unsurları karşılaştırılarak belirlenir.

Örneğin korunan alandaki davranış aynı zamanda orman yangını çıkarma suçunun unsurlarını oluşturuyorsa dosya yalnızca m.21 üzerinden değerlendirilmez. Orman yangını bakımından özel hükümler ayrıca incelenir. Bu konuda orman yangını çıkarma suçu ve cezası rehberimize bakılabilir.

Suçun Manevi Unsuru: Kast Nasıl İncelenir?

Türk Ceza Kanunu m.21 uyarınca suçun oluşması kural olarak kastın varlığına bağlıdır; taksirli sorumluluk ancak kanunun açıkça düzenlediği hallerde söz konusu olur. Milli Parklar Kanunu m.21, m.14 ve m.15/1’deki fiiller için ayrıca taksirli suç biçimi düzenlememiştir. Bu nedenle failin hareketi bilerek ve isteyerek gerçekleştirip gerçekleştirmediği ceza dosyasında değerlendirilir.

Alan statüsünü bilip bilmeme meselesi de soyut bir beyanla çözülemez. Korunan alan sınırını gösteren levhalar, daha önce yapılmış tebligatlar, izin başvuruları, resmi yazışmalar, tutanaklar, sözleşmeler ve kişinin faaliyeti yürüttüğü süre gibi veriler bilgi durumunun değerlendirilmesinde önem taşır.

“Korunan alan olduğunu bilmiyordum” savunması ileri sürüldüğünde, ceza hukukundaki hata hükümlerinin koşulları somut olaya göre incelenir. İzin başvurusu yapmış veya hakkında daha önce uyarı/tutanak düzenlenmiş kişinin bilgi durumu ile ilk defa alana giren bir kişinin durumu aynı delil yapısına sahip olmayabilir.

Fail Kimdir? Malik Olmak Tek Başına Yeterli midir?

Ceza sorumluluğu şahsidir. Taşınmazın tapu maliki olmak, m.21 kapsamındaki yasak faaliyetin failinin otomatik olarak malik olduğu anlamına gelmez. Yapıyı yapan veya yaptıran, alanı fiilen işgal eden, faaliyeti yöneten ya da yasak davranışı gerçekleştiren kişinin kim olduğu delillerle belirlenmelidir.

Kiracı, işletmeci, yüklenici, şirket çalışanı veya başka bir üçüncü kişi fiilin icrasında yer almış olabilir. Bu nedenle tapu kaydı tek başına mahkûmiyet için yeterli bir fail belirleme aracı değildir. Sözleşmeler, ödeme kayıtları, şantiye belgeleri, sipariş ve fatura kayıtları, kamera görüntüleri, tanık beyanları ve fiili kullanım durumu birlikte incelenebilir.

İştirak iddiası varsa Türk Ceza Kanununun iştirak hükümleri uygulanır. Bir kişinin yalnızca taşınmazla hukuki bağının bulunması ile suçun icrasına katılması aynı kavram değildir. Savunmada bu ayrım somut belgelerle kurulmalıdır.

Şirket veya İşletme Faaliyeti Varsa Sorumluluk Nasıl İncelenir?

Bir şirket veya başka bir özel hukuk tüzel kişisinin faaliyeti kapsamında m.14 veya m.15/1’e aykırı bir eylem gerçekleşmiş olabilir. Ancak hapis cezası gerçek kişilere uygulanır ve ceza sorumluluğu şahsidir. Bu nedenle “işletme yaptı” şeklindeki genel tespit, hangi gerçek kişinin hangi eylem nedeniyle sorumlu tutulduğunu açıklamaya yetmez.

Yetki ve görev dağılımı, saha sorumluluğu, talimatlar, yönetim kararları, imza yetkileri, işin fiili yürütülüş biçimi ve kişinin olaya etkisi araştırılır. Sadece şirket unvanının tutanakta yer alması, yönetici veya ortağın otomatik cezai sorumluluğu sonucunu doğurmaz.

Tüzel kişi bakımından başka kanunlarda öngörülen ruhsat, izin, faaliyet durdurma, idari para cezası veya güvenlik tedbirleri ayrıca gündeme gelebilir. Bunlar ile m.21 kapsamındaki kişisel ceza sorumluluğu birbirine karıştırılmamalıdır.

İdari Yıkım, El Koyma veya Para Cezası Ceza Davasının Yerine Geçer mi?

Hayır. Aynı olay idari işlem ve ceza soruşturmasını birlikte doğurabilir. Örneğin 2873 m.15 kapsamındaki bir yapıya el konulup yıkım işlemi uygulanması, m.21 kapsamında ceza soruşturması yapılmasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ceza soruşturması bulunması da idari işlemin hukuki varlığını otomatik olarak sona erdirmez.

İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluğu idari yargıda incelenir. Suçun oluşup oluşmadığı, failin kim olduğu ve cezai sorumluluk ise ceza yargısının konusudur. Yargı kollarının aynı olaya ilişkin bazı maddi tespitleri birbirini etkileyebilse de görev alanları ve hukuki incelemeleri farklıdır.

İdari işlem yönünden dava düşünülüyorsa dava süresi ayrıca kontrol edilmelidir. Yürütmenin durdurulması talebinde ise İYUK m.27’deki şartların dosya özelinde bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Ayrıntılı bilgi için yürütmenin durdurulması şartları rehberimiz incelenebilir.

Soruşturmada Hangi Deliller Önemlidir?

Korunan alan suçlarında coğrafi tespit temel delillerden biridir. Olay yerinin gerçekten 2873 sayılı Kanun kapsamındaki milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı veya tabiatı koruma alanı sınırları içinde kalıp kalmadığı resmi plan, harita ve koordinatlarla belirlenmelidir.

Özellikle sınırın tartışmalı olduğu dosyalarda yalnızca kolluk veya idare tutanağındaki genel yer adı yeterli olmayabilir. Parsel-kadastro verileri, resmi koordinatlar, keşif ve gerektiğinde harita/kadastro veya ilgili uzman bilirkişi incelemesiyle konum doğrulanmalıdır.

Yapı veya tesis iddiasında yapının tarihi, kim tarafından yaptırıldığı, kullanılan ekipman, ödeme ve fatura belgeleri, şantiye kayıtları, ruhsat ve izin başvuruları, uydu görüntüleri ve fotoğraflar önemlidir. Avlanma veya yaban hayatı tahribi iddiasında ise ele geçirilen av hayvanı veya ürünler, av tüfeği ve ekipman, GPS kayıtları, fotoğraf-video görüntüleri, uzman tespiti ve görevli tutanakları farklı ağırlıkta delil oluşturabilir.

Çevre tahribatı iddiasında hangi doğal değerin ne ölçüde etkilendiğinin bilimsel veya teknik olarak gösterilmesi gerekebilir. “Doğa zarar gördü” şeklindeki genel bir ifade ile m.14’teki belirli yasakların maddi unsurları aynı şey değildir. İsnat edilen fiilin hangi yasağa karşılık geldiği somutlaştırılmalıdır.

İlk Tutanakta Kontrol Edilmesi Gereken Noktalar

Olay yerinde düzenlenen tutanak; tarih, saat, yer, koordinat, tespit edilen fiil, kullanılan araç veya ekipman, varsa ele geçirilen eşya, fotoğraf veya video kayıtları, görevli bilgileri ve uygulanacağı belirtilen hukuki dayanak yönünden incelenmelidir. Maddi hata veya çelişki varsa sonradan yapılacak savunmada bu husus açıkça ortaya konulmalıdır.

Şüpheli veya sanık bakımından savunmanın yalnızca genel inkâra dayanması yerine korunan alan sınırı, fiilin niteliği, kişinin fiille bağlantısı, izin ve plan durumu, eylem tarihi ve teknik inceleme gerektiren meseleler ayrı başlıklar halinde ele alınmalıdır. Ceza mahkûmiyeti, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delile dayanmalıdır.

Resmî Kaynaklar

Sık Sorulan Sorular

1. Milli parkta yasak faaliyetin hapis cezası kaç yıldır?

2873 m.21’e göre m.14 veya m.15/1 kapsamındaki yasak faaliyeti yürüten kişi, fiil daha ağır cezayı gerektirmiyorsa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşır.

2. Adli para cezası da var mı?

Evet. Hapis cezasının yanında beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.

3. Beş bin gün, 5.000 TL anlamına mı gelir?

Hayır. Adli para cezası TCK m.52 uyarınca gün sayısı ve bir gün karşılığı belirlenen miktar üzerinden hesaplanır.

4. Milli parkta her kural ihlali m.21 suçunu oluşturur mu?

Hayır. M.21 açık biçimde m.14 ve m.15/1’de yasaklanan faaliyetlere atıf yapar. Somut fiilin bu hükümlerden birine girmesi gerekir.

5. İzinsiz yapı yıkılırsa ceza davası düşer mi?

Hayır. İdari yıkım, ceza sorumluluğunu kendiliğinden sona erdirmez.

6. Arazi sahibi olmak tek başına ceza için yeterli midir?

Hayır. Ceza sorumluluğu şahsidir; yasak fiilin kim tarafından işlendiği veya kimlerin iştirak ettiği delillerle belirlenmelidir.

7. Şirket faaliyeti kapsamında işlenirse kim sorumlu olur?

Hapis cezası bakımından fiili gerçekleştiren veya suça iştirak eden gerçek kişilerin sorumluluğu ceza hukuku hükümlerine göre belirlenir.

8. Korunan alan sınırı yanlış tespit edilmişse ne yapılır?

Resmî plan ve koordinatlar getirtilmeli, gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesiyle olay yerinin statüsü doğrulanmalıdır.

9. Fiil başka bir suç için daha ağır ceza gerektiriyorsa ne olur?

2873 m.21’in “daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde” kaydı nedeniyle diğer suç hükümleri de incelenir; uygulanacak norm somut fiilin unsurlarına göre belirlenir.

10. 2026 değişikliği hangi Kanunla yapıldı?

2873 m.21, 7576 sayılı Kanunun 11. maddesiyle değiştirilmiştir. 7576 sayılı Kanun 11 Mart 2026’da kabul edilmiş ve 19 Mart 2026’da yayımlanmıştır.

Sonuç

2026 itibarıyla Milli Parklar Kanunu m.21, ceza yaptırımını açık biçimde m.14 ve m.15/1’deki yasak faaliyetlere bağlamaktadır. Bu yasaklardan birini gerçekleştiren kişi, fiil daha ağır bir cezayı gerektirmiyorsa bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalır.

Doğru hukuki değerlendirme için korunan alan sınırı, isnat edilen fiilin m.14 veya m.15/1’deki karşılığı, failin eylemle bağlantısı, varsa izin ve plan belgeleri ile teknik deliller birlikte incelenmelidir. İdari yıkım veya el koyma süreci ile ceza soruşturması aynı olaydan doğabilse de birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.

Av. Halil Bakırcı
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu – Mersin
Son güncelleme: 16 Eylül 2026. İçerik 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu m.14, m.15, m.21; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 7576 sayılı Kanunun yürürlükteki hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp