B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Nafakanın Kaldırılması Davası Hangi Durumlarda Açılır? TMK 176 | 2026

Kısa ve Net Cevap

Nafakanın kaldırılması davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 176. maddesi uyarınca; nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, alacaklının evliymiş gibi fiilen bir başkasıyla yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürme durumlarında açılır. Kanun koyucu, nafaka yükümlülüğünün sonsuza kadar sürmesini değil, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarındaki köklü değişimlere göre bu yükümlülüğün sona erdirilmesini öngörmüştür. Özellikle yoksulluk nafakasında, alacaklı tarafın yoksulluktan kurtulması veya evlenme olmaksızın fiilen evli gibi yaşaması davanın en temel gerekçeleridir. 2026 yılı yargı pratiklerinde, nafakanın kaldırılması için somut delillerin mahkemeye sunulması ve değişen şartların dürüstlük kuralı çerçevesinde ispatlanması esastır.

Nafaka Hukukunda Hakkaniyet ve Sosyal Adalet Dengesi

Nafaka, boşanma sonrasında ekonomik olarak zor duruma düşen eşin veya bakımına ihtiyaç duyulan çocukların korunması amacıyla ihdas edilmiş bir hukuki müessesedir. Ancak hukuk sistemi, sadece alacaklıyı değil, aynı zamanda borçluyu da korumakla yükümlüdür. Nafakanın kaldırılması davası, bu dengenin bozulduğu durumlarda devreye girer. Boşanma davası sırasında zina nedeniyle boşanma gibi ağır kusur halleri tartışılmış olsa dahi, hükmedilen nafakanın ilerleyen süreçte şartları değişebilir. 2026 yılı itibarıyla Türk aile hukuku, nafakanın bir cezalandırma aracı değil, bir sosyal dayanışma aracı olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle, nafaka alacaklısının artık bu desteğe ihtiyaç duymadığı veya bu desteği hak etmediği durumlar, nafakanın kaldırılması davasının konusunu oluşturur.

Nafaka türleri arasında yer alan tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası için kaldırma şartları farklılık gösterir. Tedbir nafakası davanın kesinleşmesiyle sona ererken, yoksulluk ve iştirak nafakası için TMK 176. maddesindeki özel şartların gerçekleşmesi aranır. Bu davanın açılabilmesi için ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile hükmedilmiş bir nafaka borcu bulunmalıdır. Borçlu, kendi mali durumundaki sarsılmaları veya alacaklının mali durumundaki iyileşmeleri gerekçe göstererek mahkemeden müdahale talep eder. 2026 yılındaki ekonomik dinamikler, tarafların gelirlerindeki artış veya azalışların nafaka miktarı üzerindeki etkisini daha belirgin hale getirmiştir. Bu bağlamda, nafakanın kaldırılması davası sadece bir hukuki prosedür değil, aynı zamanda tarafların hayat standartlarının yeniden kalibre edilmesi sürecidir.

Türk Medeni Kanunu 176. Maddesinin Uygulama Alanı

Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi, nafakanın hangi hallerde kendiliğinden sona ereceğini ve hangi hallerde mahkeme kararıyla kaldırılabileceğini net bir şekilde ayırmıştır. Kanun metnine göre, yoksulluk nafakası kural olarak süresizdir; ancak bu süresizlik mutlak bir dokunulmazlık anlamına gelmez. Maddenin üçüncü fıkrası, nafaka borçlusuna belirli şartlar altında bu yükten kurtulma imkanı tanır. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden incelenebilecek olan bu madde, toplumsal adaletin tesisi için bir emniyet supabı görevi görür.

Nafakanın kaldırılması davası, sadece nafakanın tamamen silinmesini değil, bazen de irat şeklinde ödenen maddi tazminatların durdurulmasını da kapsar. 2026 yılındaki güncel içtihatlar, nafaka alacaklısının ekonomik bağımsızlığını kazanıp kazanmadığını titizlikle incelemektedir. Eğer alacaklı, boşanma sonrası elde ettiği yeni yaşam standartları ile yoksulluktan kurtulmuşsa, borçlunun ödeme yükümlülüğünün devam etmesi hakkaniyete aykırı kabul edilir. Bu noktada mahkemeler, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarını (SED) derinlemesine yaparak karar vermektedir. Ayrıca, nafaka borçlusunun ödeme gücünün tamamen ortadan kalkması da bu madde kapsamında değerlendirilen bir diğer önemli unsurdur. Borçlunun iflası, ağır hastalığı veya çalışamaz duruma gelmesi, nafakanın kaldırılması davası için haklı gerekçeler arasında yer alabilir.

Kendiliğinden Sona Erme Halleri: Ölüm ve Resmî Evlilik

Bazı durumlar vardır ki, nafaka borçlusunun dava açmasına gerek kalmaksızın nafaka yükümlülüğü hukuk dünyasında son bulur. Bunlar “münfesih” haller olarak adlandırılır ve icra takibi aşamasında doğrudan dikkate alınır:

  • Taraflardan Birinin Ölümü: Nafaka, kişiye bağlı bir haktır. Nafaka alacaklısı öldüğünde hak sona erer; nafaka borçlusu öldüğünde ise borç mirasçılara intikal etmez. Ancak ölüm tarihine kadar birikmiş olan nafaka borçları, terekenin borcu olarak kalmaya devam eder ve mirasçılardan talep edilebilir. Bu durumun tespiti için Resmî Gazete‘de yayımlanan nüfus hizmetleri yönetmelikleri uyarınca ölüm kaydının işlenmesi yeterlidir.
  • Alacaklının Yeniden Evlenmesi: Nafaka alan eşin resmî bir nikahla yeniden evlenmesi durumunda, evlenme akdinin kurulduğu andan itibaren yoksulluk nafakası kendiliğinden kesilir. Bu durumda borçlu, evlenme kaydını içeren bir nüfus kayıt örneği ile icra dairesine başvurarak takibin durdurulmasını isteyebilir. Türkiye Noterler Birliği üzerinden alınan veraset ilamları veya nüfus kayıtları bu süreçte ispat aracı olarak kullanılabilir.

Bu iki durum dışında kalan tüm hallerde, nafakanın kaldırılması için mutlaka bir mahkeme kararı gereklidir. Örneğin, alacaklı tarafın çok zengin olması veya bir başkasıyla nikahsız yaşaması nafakanın kendiliğinden kesilmesine yol açmaz; borçlu dava açıp bu durumu kanıtlamak zorundadır. 2026 yılındaki yargısal süreçlerde, bu tür kendiliğinden sona erme hallerinin tespiti için UYAP üzerinden otomatik sorgulamalar yapılabilmekte, bu da borçlunun üzerindeki bürokratik yükü azaltmaktadır.

Fiili Birlikteliğin İspatında Dijital Delillerin Rolü

Nafakanın kaldırılması davası için en çok tartışılan ve en sık başvurulan gerekçe, alacaklının resmî bir evlilik yapmaksızın bir başkasıyla “karı-koca” gibi yaşamasıdır. Bu durum, nafaka alacaklısının resmî evlilik yaparak nafakadan mahrum kalmamak için başvurduğu bir yöntem olarak görülür ve hukuk tarafından korunmaz. TMK 176/3 uyarınca, bu durumun tespiti halinde mahkeme nafakanın kaldırılmasına karar vermek zorundadır.

Fiili birlikteliğin ispatı için mahkemeler şu kriterleri arar:

  • Yaşam Ortaklığı: Tarafların aynı konutu paylaşması, faturaların ortak ödenmesi veya birinin diğerinin geçimini sağlaması.
  • Süreklilik: İlişkinin geçici bir flört aşamasını geçip, sürekli bir hayat ortaklığına dönüşmüş olması.
  • Sosyal Çevre Algısı: Komşuların, akrabaların veya arkadaş çevresinin bu kişileri evli bir çift gibi algılaması.

2026 yılındaki teknolojik imkanlar, bu tür davalarda dijital delillerin önemini artırmıştır. Sosyal medya paylaşımları, birlikte çıkılan tatillere dair kayıtlar ve ortak ikametgah beyanları en güçlü deliller arasındadır. Eğer taraflar yabancı bir ülkede yaşıyorsa, o ülkenin yerel makamlarından alınan ikamet belgeleri veya sosyal yardım kayıtları da delil olarak sunulabilir. Mahkeme ayrıca kolluk marifetiyle gizli bir araştırma yaparak tarafların aynı evde yaşayıp yaşamadığını tespit eder. Bu araştırmalarda, kapı zillerindeki isimler, kargo teslimat adresleri ve abonelik kayıtları gibi detaylar titizlikle incelenir. Fiili birlikteliğin ispatı, nafakanın kaldırılması davası sürecinin en teknik ve dikkat gerektiren kısmıdır.

Ekonomik Şartların Değişmesi ve Yoksulluk Kriteri

Yoksulluk nafakası, adından da anlaşılacağı üzere “yoksulluk” şartına bağlıdır. Eğer nafaka alacaklısı, boşanma sonrası süreçte yoksulluktan kurtulmuşsa, nafakanın kaldırılması davası açılabilir. Yoksulluğun kalkması kavramı, sadece asgari ücretle bir işe girmek olarak dar yorumlanmamalıdır. Mahkeme, alacaklının yaşam standardını, eğitim durumunu ve elde ettiği gelirin sürekliliğini inceler. 2026 yılı ekonomik koşullarında, yoksulluk sınırı ve asgari geçim endeksleri mahkemelerce temel referans noktası olarak kabul edilmektedir.

Yoksulluğu ortadan kaldıran bazı somut durumlar şunlardır:

  • Düzenli Gelir Getiren İş: Alacaklının kariyerinde yükselmesi veya yüksek gelirli bir işe girmesi.
  • Miras Kalması: Alacaklıya, geçimini rahatlıkla sağlayabileceği taşınmazlar veya nakit varlıklar kalması. Bu noktada miras davası neticesinde elde edilen kazanımlar mahkemeye sunulmalıdır.
  • Yatırım ve Kira Gelirleri: Alacaklının sahip olduğu mülklerden elde ettiği düzenli kira gelirlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkması.
  • Şans Oyunları: Büyük ikramiye kazanılması gibi olağanüstü malvarlığı artışları.

Burada kritik nokta, gelirin “yeterli ve sürekli” olmasıdır. Geçici işlerde çalışmak veya asgari ücretin altında bir gelir elde etmek genellikle nafakanın tamamen kaldırılmasına değil, belki azaltılmasına neden olabilir. Ancak 2026 yılındaki yargı eğilimi, alacaklının kendi kusuruyla çalışmaması veya işten ayrılması durumunda da nafakanın kaldırılması yönünde kararlar verebilmektedir. Kişinin çalışma gücü varken bunu kullanmaması, dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak nitelendirilmektedir.

Haysiyetsiz Yaşam Tarzının Nafaka Hakkına Etkisi

Haysiyetsiz hayat sürme, toplumun genel ahlak ve etik değerleriyle bağdaşmayan, süreklilik arz eden ve utanç verici kabul edilen bir yaşam tarzıdır. Nafaka alacaklısının bu tür bir yaşam sürmesi, nafaka borçlusunun ona destek olma yükümlülüğünü ortadan kaldırır. Çünkü nafaka, dürüst ve ihtiyacı olan kişiye verilen bir destektir. Bu kavram, kişinin özel hayatına müdahale amacı taşımaz; aksine, hukukun sağladığı bir imkanın kötüye kullanılmasını engellemeyi hedefler.

Haysiyetsiz hayat sürme kapsamında değerlendirilebilecek durumlar şunlardır:

  • Fuhuş yapmak veya fuhşa aracılık etmek.
  • Uyuşturucu ticareti veya kullanımı nedeniyle düzensiz bir hayat sürmek.
  • Kumar bağımlılığı nedeniyle ailevi ve sosyal sorumluluklarını tamamen terk etmek.
  • Suç işlemeyi bir yaşam biçimi haline getirmek.

Bu iddiaların ispatı oldukça zordur ve sadece dedikodulara dayandırılamaz. Kesinleşmiş ceza mahkemesi kararları, otel kayıtları, tanık beyanları ve kolluk tutanakları bu noktada belirleyicidir. Mahkeme, kişinin yaşam tarzının nafaka alma hakkını kötüye kullanıp kullanmadığını denetlerken, bu durumun süreklilik arz edip etmediğine bakar. Bir kerelik hatalar veya toplumun bir kesimi tarafından hoş karşılanmayan ancak suç teşkil etmeyen tercihler genellikle haysiyetsiz hayat kapsamında değerlendirilmez. 2026 yılındaki içtihatlar, bu konuda daha objektif ve somut verilere dayalı bir yaklaşım sergilemektedir.

Reşit Olan Çocuklar İçin İştirak Nafakasının Sona Ermesi

İştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmasıdır. Bu nafaka türü, kural olarak çocuk 18 yaşını doldurduğunda (reşit olduğunda) kendiliğinden sona erer. Ancak bazı özel durumlarda dava açılması gerekebilir. Örneğin, çocuk 18 yaşını doldurmasına rağmen icra takibi otomatik olarak durmayabilir. Bu durumda borçlu, icra dairesine başvurmalı veya gerekirse nafakanın kaldırılması davası açmalıdır. İştirak nafakasının kaldırılması, yoksulluk nafakasından farklı olarak daha net bir yaş sınırına bağlıdır.

Eğer çocuk reşit olduktan sonra eğitimi devam ediyorsa (üniversite, yüksek lisans vb.), iştirak nafakası sona erer ancak çocuk bizzat kendisi “yardım nafakası” davası açabilir. Bu yeni bir dava türüdür ve eski eşe değil, doğrudan babaya veya anneye karşı açılır. 2026 yılındaki uygulamalarda, çocukların eğitim hayatı boyunca desteklenmesi esas alınsa da, iştirak nafakasının yasal sınırları 18 yaş ile çizilmiştir. Eğer çocuk evlenirse veya kendi gelirini elde etmeye başlarsa, yardım nafakası da kaldırılabilir. Bu süreçte, çocuğun eğitim başarısı ve eğitiminin gerekliliği de mahkemece göz önünde bulundurulur. Keyfi olarak uzatılan eğitim süreçleri, yardım nafakasının kaldırılması için bir gerekçe oluşturabilir.

Yargılama Usulü ve İspat Yükümlülüğünün Dağılımı

Hukuk muhakemeleri kanunu uyarınca, bir iddiada bulunan taraf o iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Nafakanın kaldırılması davasında davacı (borçlu), alacaklının durumunun değiştiğini kanıtlamalıdır. Bu süreçte kullanılabilecek temel deliller şunlardır:

  1. Sosyal ve Ekonomik Durum (SED) Raporu: Mahkeme kanalıyla tarafların yaşadığı yerdeki kolluk birimlerine yaptırılan incelemedir. Kişinin nerede yaşadığı, kiminle yaşadığı ve harcamaları bu raporda yer alır.
  2. SGK ve Tapu Kayıtları: Alacaklının sigortalı bir işe girip girmediği veya üzerine kayıtlı taşınmaz olup olmadığı UYAP Vatandaş Portal ve ilgili kurumlar üzerinden sorgulanır.
  3. Banka Hesap Hareketleri: Alacaklının hesabına düzenli olarak gelen yüksek meblağlı transferler, yoksulluğun kalktığına dair karine teşkil edebilir.
  4. Tanık Beyanları: Özellikle fiili birliktelik ve haysiyetsiz hayat iddialarında komşuların ve yakın çevrenin ifadeleri kritiktir.
  5. Sosyal Medya ve Dijital Veriler: Instagram, Facebook gibi platformlardaki paylaşımlar, lüks yaşam tarzını veya bir başkasıyla olan sürekli birlikteliği kanıtlamak için kullanılır.

Delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şarttır. Aksi takdirde mahkeme bu delilleri hükme esas almaz. Örneğin, gizli kamera kayıtları veya izinsiz ses kayıtları genellikle hukuka aykırı delil kabul edilir. Ancak 2026 yılındaki bazı kararları, başka türlü ispatı mümkün olmayan durumlarda belirli esneklikler tanıyabilmektedir. Yine de, profesyonel bir delil toplama süreci davanın kaderini belirler. Nafakanın kaldırılması davası açılırken, tüm bu delillerin bir dilekçe ile mahkemeye sunulması ve tanık listesinin eksiksiz hazırlanması gerekir.

Görevli Mahkeme ve Yetki Kuralları

Nafakanın kaldırılması davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesi‘dir. Aile Mahkemesi’nin bulunmadığı küçük ilçelerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri bu davaya Aile Mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme konusunda ise TMK 177. madde özel bir düzenleme getirmiştir: Nafaka davalarında yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Bu kural, nafaka alacaklısını koruma amacı taşır. Ancak taraflar arasında bir yetki sözleşmesi varsa veya dava başka bir sebeple açılıyorsa yetki kuralları değişebilir.

Eğer alacaklı yurt dışında yaşıyorsa, MÖHUK hükümleri uyarınca Türkiye’deki son yerleşim yeri veya sakin olduğu yer mahkemesi yetkili olabilir. Dava açılırken ödenecek harç, yıllık nafaka bedeli üzerinden hesaplanan nispi harçtır. Ancak davanın reddi veya kabulü durumunda karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretleri de bu miktar üzerinden belirlenir. 2026 yılı yargı reformları çerçevesinde, bu tür davaların basit yargılama usulüne tabi olması ve mümkün olan en kısa sürede (hedef süre 10-12 ay) sonuçlandırılması amaçlanmaktadır. Kararın kesinleşmesiyle birlikte nafaka borcu sona erer ve varsa icra takibi iptal edilir. Milletlerarası unsurlar içeren durumlarda, örneğin bir tahkim kararı söz konusu olmasa da, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi de nafaka süreçlerini etkileyebilir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Nafaka alan eşin sigortalı bir işe girmesi nafakayı kesin bitirir mi?

Kesin olarak bitirmez ancak güçlü bir kaldırma veya azaltma sebebidir. Mahkeme, alınan maaşın miktarı ile kişinin geçim standardını kıyaslar. Eğer maaş yoksulluğu tamamen ortadan kaldırıyorsa nafaka kaldırılır. 2026 yılındaki asgari ücret seviyeleri bu değerlendirmede temel alınır.

2. Eski eşim zengin biriyle yaşıyor ama evlenmiyor, ne yapabilirim?

Bu durum TMK 176/3 kapsamında “fiilen evliymiş gibi yaşama” sayılır. Nafakanın kaldırılması davası açarak bu durumu ispatlarsanız nafaka tamamen kaldırılır. Zenginlik şartı olmasa bile hayat ortaklığı ve ekonomik dayanışma yeterlidir.

3. Nafakanın kaldırılması davası ne kadar sürer?

2026 yılı itibarıyla Aile Mahkemelerindeki yoğunluğa göre bu davalar ortalama 8 ay ile 15 ay arasında sonuçlanmaktadır. İstinaf süreci bu süreyi uzatabilir ancak ilk derece mahkemesi kararı ile icranın durdurulması talep edilebilir.

4. Nafaka borçlusu işsiz kalırsa nafaka kalkar mı?

İşsizlik genellikle nafakanın kaldırılmasına değil, borçlunun ödeme gücünün azalması nedeniyle nafakanın indirilmesine (tenkis) yol açar. Ancak borçlu tamamen iş göremez hale gelmişse veya hiçbir malvarlığı yoksa kaldırma kararı verilebilir.

5. Çocuk üniversiteyi bitirdiğinde iştirak nafakası nasıl kesilir?

Çocuk 18 yaşını doldurduğunda iştirak nafakası yasal olarak biter. Eğer eğitim devam ediyorsa yardım nafakasına dönüşür. Eğitim bittiğinde veya çocuk 25 yaşını doldurduğunda (genel uygulama) yardım nafakasının kaldırılması için dava açılmalıdır.

6. Nafakanın kaldırılması davası geriye dönük sonuç doğurur mu?

Kural olarak nafaka, davanın açıldığı tarihten itibaren kaldırılır. Ancak davanın başında talep edilirse mahkeme ihtiyati tedbir kararı vererek nafaka ödemesini dava süresince durdurabilir veya bir teminat karşılığı ödemeleri askıya alabilir.

7. Eski eşime miras kaldı, dava açmalı mıyım?

Evet, miras kalan malvarlığı eşin yoksulluğunu bitirecek düzeydeyse (örneğin kira getiren dükkanlar veya yüklü nakit), nafakanın kaldırılması davası açmak için haklı bir nedeniniz var demektir. Mirasın intikal etmiş olması yeterlidir.

8. Nafaka davasında avukat tutmak zorunlu mu?

Zorunlu değildir ancak ispat yükümlülüğü, delillerin sunulması ve usul hataları nedeniyle davanın reddedilmemesi için uzman bir avukatla çalışmak hak kaybını önler. Özellikle fiili birlikteliğin ispatı profesyonel takip gerektirir.

9. Haysiyetsiz hayat sürme iddiası nasıl kanıtlanır?

Tanık beyanları, sosyal medya içerikleri, adli sicil kayıtları ve kolluk araştırması ile kanıtlanabilir. Bu yaşam tarzının süreklilik arz etmesi ve toplum nezdinde utanç verici bulunması gerekir.

10. Nafakanın kaldırılması davasında arabuluculuk zorunlu mu?

2026 yılı itibarıyla aile hukukuna ilişkin bazı uyuşmazlıklarda arabuluculuk teşvik edilse de, nafakanın kaldırılması davası kamu düzenini ilgilendiren yönleri olduğu için doğrudan mahkemede açılabilen dava türlerindendir.

11. Emekli olan borçlu nafaka ödemekten kurtulabilir mi?

Sadece emekli olmak nafakayı kaldırmaz. Ancak emekli maaşının düşüklüğü ve alacaklının durumunun iyileşmesi birlikte değerlendirilerek nafaka miktarı revize edilebilir veya şartlar oluşmuşsa kaldırılabilir.

12. Nafaka alacaklısı yurt dışına taşınırsa ne olur?

Yurt dışına taşınmak tek başına bir kaldırma sebebi değildir. Ancak orada elde ettiği gelir, sosyal yardımlar ve yaşam standartları yoksulluğun kalktığını gösteriyorsa nafakanın kaldırılması davası açılabilir.

Yazar ve Hukuki Değerlendirme

Nafakanın kaldırılması davası, taraflar arasındaki ekonomik adaletin yeniden tesisi için kritik bir araçtır. TMK 176. madde, değişen hayat koşullarına hukukun uyum sağlamasını mümkün kılar. Nafaka borçluları için bu dava, haksız yere devam eden bir yükümlülükten kurtulma yolu; alacaklılar için ise dürüstlük kuralına uygun davranma zorunluluğudur. 2026 yılı yargı vizyonu, nafakanın bir tarafı mağdur eden süresiz bir borç olmasından ziyade, gerçek ihtiyaç temelli bir destek olarak kalmasını hedeflemektedir. Bu süreçte delillerin titizlikle toplanması, sosyal ekonomik durum araştırmalarının doğru yönlendirilmesi ve güncel resmî uygulama ve mevzuat kontrolünın takibi davanın başarısı için elzemdir. Konuyla ilgili daha detaylı stratejik bilgi ve profesyonel hukuki danışmanlık için Av. Halil Bakırcı ile iletişime geçerek sürecinizi güvenle yönetebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki, her somut olay kendi içinde farklı dinamikler barındırır ve doğru hukuki teşhis, davanın sonucunu doğrudan etkiler.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp