B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Ömür Boyu Gelir Sözleşmesi: Ödeme, Miras ve TBK 607–610

Kısa ve net cevap

Ömür boyu gelir sözleşmesi, belirli dönemlerde yapılacak edimlerin bir kişinin yaşam süresine bağlandığı yazılı sözleşmedir. TBK 607 uyarınca taraflardan birinin veya üçüncü kişinin ömrü esas alınabilir; sözleşmede aksine açık hüküm yoksa süre gelir alacaklısının ömrüne bağlıdır. TBK 608 gereğince yazılı şekil geçerlilik şartıdır.

TBK 609’da, aksi kararlaştırılmadıkça gelirin altı ayda bir ve peşin ödenmesi öngörülür. Süresi esas alınan kişi, peşin ödeme döneminin içinde ölse bile o dönemin tamamı borçlanılmış sayılır. Gelir hakkının mirasçılara geçişi ve devri, kimin ömrünün esas alındığına ve sözleşmedeki sınırlamalara göre değerlendirilir. Bu yapı, ölünceye kadar bakma veya kamu emeklilik aylığı ile aynı değildir.

1. Ömür boyu gelir sözleşmesi hangi borcu doğurur?

TBK 607, gelir borçlusunun belirli dönemsel edimlerde bulunmayı üstlenmesini esas alır. Edimin içeriği ve dönemleri sözleşmeden anlaşılmalıdır. Yalnız “sana hayat boyu yardımcı olurum” şeklindeki belirsiz açıklama ile miktarı, borçlusu ve süresi belirlenmiş bir gelir taahhüdü aynı nitelikte kabul edilmez.

Sözleşmede üç ayrı sıfat bulunabilir: geliri ödeyen, geliri alan ve yaşam süresi esas alınan kişi. Sonuncusu mutlaka alacaklı olmak zorunda değildir. TBK 607, taraflardan biri veya üçüncü kişi üzerinden süre belirlenmesine izin verir. Bu kişinin kimliği açık gösterilmediğinde, ölümün hangi tarihte hangi sonucu doğurduğu konusunda gereksiz uyuşmazlık oluşur.

Kanunun tamamlayıcı kuralı, aksine açık hüküm yoksa alacaklının ömrünün esas alınmasıdır. Dolayısıyla sözleşmenin üzerinde sadece ömür boyu yazması, ödemenin borçlunun ömrü boyunca süreceğini göstermez. Tarafların farklı bir süre kişisi seçtiği açıkça ortaya konulmalıdır. Sözleşme sonradan açıklanırken, metinde bulunmayan bir seçim varmış gibi hareket edilmemelidir.

Bu ilişki belirli bir toplam borcun taksitlere bölünmesinden de ayrılmalıdır. Toplam anaparanın belirli taksitlerle geri ödenmesinde borç, bütün taksitler tamamlandığında sona erer. Ömür boyu gelirde dönemsel edimlerin süresi yaşamla bağlantılıdır. Gerçek hukuki nitelik TBK 19 uyarınca tarafların ortak iradesi ve üstlendikleri borçlarla belirlenir.

2. Ölünceye kadar bakma ve emeklilik aylığından farkı

Ömür boyu gelir sözleşmesinde belirlenmiş dönemsel edim öne çıkar. TBK 611 ve devamındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinde ise bakım ve gözetme borcu ile bunun karşılığındaki malvarlığı devri ayrı bir yapı oluşturur. Düzenli para verilmesi, tek başına kişiye barınma, hastalıkta bakım ve birlikte yaşama yükümlülüklerinin tümünün üstlenildiği anlamına gelmez.

Bu ayrım şekil bakımından da önemlidir. Ömür boyu gelir için TBK 608’de yazılı şekil; ölünceye kadar bakma için TBK 612’de özel şekil düzenlenmiştir. Sözleşmeye gelir başlığı konulup gerçekte bakım sözleşmesi kurulmuşsa, yalnız başlık esas alınarak daha hafif şekil şartına dayanılmamalıdır. Edimler bölümünün gerçek içeriği görülmelidir.

Özel kişiler arasındaki gelir taahhüdü, sosyal güvenlik mevzuatından doğan emeklilik aylığı değildir. TBK 609’da iflas hesabı için sosyal güvenlik kurumuna ilişkin ölçüt bulunması, özel borcu devletin ödeyeceği anlamına gelmez. Sözleşmenin yapılmış olması tek başına kamu güvencesi veya sigorta teminatı oluşturmaz.

Paranın yalnız korunması için verilmesi de ayrı bir ilişkidir. Teslim edilen anaparanın iadesi ve kullanım yetkisi tartışılıyorsa emanet para ve TBK 570 rehberi ilgili ayrımı açıklar. Bir hesaba para aktarılması, tarafların hangi sözleşmeyi kurduğunu kendi başına belirlemez.

3. Yazılı sözleşme zorunludur; sözlü vaat yeterli sayılmamalıdır

TBK 608, yazılı şekli geçerlilik şartı olarak düzenler. Bu nedenle şekil meselesi yalnız dava sırasında ispat kolaylığı ile ilgili değildir. Sözleşmenin konusu, tarafları, dönemsel borç ve yaşam süresi bağlantısı yazılı metin içinde açık olmalıdır. TBK’nın yazılı şekle ilişkin genel hükümleri de birlikte değerlendirilir.

Metnin imzaları, ekleri ve sonradan yapılan değişiklikleri korunmalıdır. İlk sözleşmede altı aylık ödeme kararlaştırılıp sonraki yazışmada başka bir vade ileri sürülüyorsa değişikliğin nasıl yapıldığı ayrıca incelenir. Sözleşmenin şekle tabi olması, değişikliklerin yalnız sözlü anlatımla tartışılmasını özellikle riskli hâle getirir. TBK 13’teki şekle bağlı sözleşmenin değiştirilmesi kuralı gözden kaçırılmamalıdır.

Gelir karşılığında taşınmaz satışı veya başka bir malvarlığı devri öngörülmüşse, o işlemin kendi şekil şartı ayrıca uygulanır. TBK 237’nin taşınmaz satışındaki resmî şekil şartı, TBK 608’e dayanılarak kaldırılmış olmaz. Gelir taahhüdünü yazılı hâle getirmek ile taşınmaz mülkiyetinin geçerli şekilde devrini sağlamak farklı adımlardır.

Sözleşme kurulmadan önce tarafların fiil ehliyeti ve temsil yetkisi de belirlenmelidir. Bir yakın adına görüşmeleri yürütmek, onun yerine bağlayıcı sözleşme imzalama yetkisi bulunduğunu göstermez. Temsilci kullanılıyorsa yetki belgesinin kapsamı, üstlenilecek borç ve varsa mal devriyle uyumlu olmalıdır. Eksik temsil kaydı sonradan tahsil aşamasında belirsizliğe dönüşmemelidir.

4. Gelir ne zaman ödenir? Altı ayda bir ve peşin kuralı

TBK 609, farklı anlaşma bulunmadığında ödemeyi altı aylık dönemler hâlinde ve peşin düzenler. Kanuni kuralı aylık ödeme gibi anlatmak doğru değildir. Aylık, üç aylık veya başka bir ödeme düzeni isteniyorsa bunun sözleşmede açık biçimde kararlaştırılması gerekir. Ödeme dönemi ile ödemenin dönem başında mı sonunda mı yapılacağı ayrı ayrı yazılmalıdır.

İlk dönemin başlangıcı sözleşme tarihine, belirlenen başka bir tarihe veya kararlaştırılmış koşula bağlanmış olabilir. Hesap hazırlanırken başlangıç günü kesinleştirilmelidir. Sadece her altı ayda bir ifadesi, ilk ödeme tarihinin dosyada hiç araştırılmadan seçilmesini haklı kılmaz. Önce sözleşmenin başlangıç düzeni okunur.

Ödeme hesabı, para birimi, tutar ve açıklama yöntemi belirlenmelidir. Banka dekontunda hangi dönemin ödendiğinin gösterilmesi, sonradan oluşacak bakiye tartışmasını azaltır. Borçlu aynı kişiye başka sebeple de para gönderiyorsa, bu transferlerin gelir borcuna mahsup edilip edilmediği ayrıca anlaşılmalıdır. Her hesap hareketi otomatik gelir ödemesi değildir.

Gelirin artırılması veya belirli bir göstergeye bağlanması kararlaştırılmışsa hesap yöntemi metinden denetlenebilmelidir. TBK 607–610 tek başına belirli bir yıllık artış oranı koymaz. Kanunda yazmayan bir otomatik artış, kesin bir hak gibi açıklanamaz. Sözleşme hükmünün geçerliliği ve uygulama hesabı ayrıca incelenir.

5. Yaşam süresi esas alınan kişi ödeme dönemi içinde ölürse

TBK 609’un ikinci fıkrası, peşin ödeme öngörülen dönem tamamlanmadan ölüm gerçekleşmesini özel olarak düzenler. Süresi ömrüne bağlanan kişi dönem içinde ölse bile o döneme ait gelirin tamamı borçlanılmış sayılır. Bu nedenle peşin dönem için sırf ölüm gerçekleşti diye her durumda günlük oranlama yapılması kanundaki kuralla uyuşmaz.

Bu hüküm yalnız gerçekten ilgili dönem bakımından peşin ödeme öngörülen duruma uygulanmalıdır. Sözleşmenin dönemleri ve ödeme zamanı görülmeden, her ödeme modeli için aynı hesap yapılmamalıdır. Önce son başlamış dönem, o dönemin vadesi ve süresi esas alınan kişinin ölüm tarihi belirlenir.

Dönemin borçlanılmış olması ile tutarın fiilen ödenmiş olması ayrı konulardır. Ödeme henüz yapılmamışsa, kanunun dönem için doğurduğu borç sırf ölüm tarihinden dolayı yok sayılmaz. Ödeme yapılmışsa, iade talebinin hangi hukuki dayanağa sahip olduğu ayrıca değerlendirilir. Aynı kalem hem ödenmiş hem ödenmemiş gibi iki farklı hesapta gösterilmemelidir.

Ölümden önce muaccel olmuş dönem alacakları, son peşin dönem ve daha sonra doğacağı iddia edilen dönemler ayrı sütunlarda incelenmelidir. Böylece gelir ilişkisinin süresi ile birikmiş alacağın hesabı karıştırılmaz. Ölüm belgesi, ödeme takvimi ve banka kayıtları birlikte okunmalıdır; yalnız aile içindeki sözlü bildirimle kesin hesap kapatılmamalıdır.

6. Ömür boyu gelir mirasçılara geçer mi?

Bu sorunun cevabı, hangi kişinin ömrünün esas alındığına bağlıdır. TBK 607, gelir borçlusunun veya üçüncü kişinin ömrüne bağlı gelirde, aksi kararlaştırılmadıkça hakkın gelir alacaklısının mirasçılarına geçeceğini düzenler. Alacaklının ölümü ile süresi esas alınan kişinin ölümü aynı tarih olmak zorunda değildir.

Alacaklının kendi ömrüne bağlanan gelirde ise onun ölümünden sonraki gelecekteki dönemleri, hiç sona ermeyen miras geliri gibi sunmak doğru değildir. Bununla birlikte ölümden önce doğmuş alacaklar ve TBK 609 kapsamındaki son peşin dönemin hesabı ayrı incelenir. Gelecekte gelir doğmasıyla mevcut alacağın miras yönünden değerlendirilmesi farklı konulardır.

Sözleşmede mirasçılara geçiş konusunda hüküm varsa bu hükmün kapsamı dikkatle okunur. Sadece belirli bir kişinin ödeme alabilmesini düzenleyen kayıt ile bütün gelir hakkının devrini veya mirasçılara geçişini sınırlayan kayıt aynı değildir. Kimin hak sahibi olduğu belirlenmeden banka hesabına ödeme yapılması, borcun doğru kişiye ifası tartışmasına yol açar.

Bir yakın hayattayken ileride mirasçı olunacağı düşüncesi, mevcut gelir hakkı üzerinde kendiliğinden tasarruf yetkisi vermez. Bu genel ayrım için mirasbırakan hayattayken miras hakkı rehberi tamamlayıcıdır. Ödeme ve sözleşme değişikliği taleplerinde mevcut hak sahibi ile ileride mirasçı olabilecek kişi ayrılmalıdır.

7. Gelir hakkı başka kişiye devredilebilir mi?

TBK 610, sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça gelir alacaklısının haklarını başkasına devredebileceğini düzenler. Bu yönüyle gelir hakkı, bakım ilişkisindeki kişiye bağlı bazı haklarla aynı kabul edilmemelidir. Devir yasağı veya sınırlama bulunup bulunmadığı ilk sözleşmeden kontrol edilir.

Alacağın devrine ilişkin TBK 183 ve 184’teki genel çerçeve de uygulanır. Devir işleminin yazılı şekli, kapsamı ve hangi dönemleri içerdiği açık olmalıdır. Yalnız ödeme hesabının değiştirilmesi her durumda alacağın devri anlamına gelmez. Bir kişiye tahsil yetkisi verilmesi ile o kişinin alacağın yeni sahibi olması farklı sonuç doğurur.

Gelir hakkının devri, süresi esas alınan kişinin de otomatik olarak değişmesi değildir. Sözleşme belli bir yaşam süresine bağlıysa devir belgesinde bunun nasıl korunduğu anlaşılmalıdır. Yeni alacaklının daha uzun veya kısa yaşaması gerekçesiyle ilk borcun süresi, sırf devir işlemi nedeniyle kendiliğinden yeniden kurulmaz.

Bildirimler ve belgeler, borçlunun doğru kişiye ödeme yapabilmesini sağlamalıdır. Aynı dönem için eski ve yeni alacaklı ayrı talepte bulunuyorsa devir tarihi, kapsamı ve daha önceki ifalar karşılaştırılır. Borçluya çelişkili hesap bilgileri gönderilmesi, hangi ödemenin borcu sona erdirdiği konusunda uyuşmazlık yaratır.

8. Gelir ödenmezse temerrüt ve zamanaşımı

Ödenmeyen gelir için ilk adım, hangi dönemin muaccel olduğunu belirlemektir. TBK 117 çerçevesindeki temerrüt incelemesinde sözleşmedeki vade ve ihtar gerekip gerekmediği birlikte ele alınır. Borçlunun genel olarak ödeme yapmadığını söylemek yerine, her dönemin vadesi ve eksik tutarı gösterilmelidir.

İhtarda sözleşme tarihi, ödenmeyen dönem, tutar ve talebin muhatabı açık yazılır. Kararlaştırılmış artışlar varsa hesap dayanağı eklenir. Ana para, sözleşmesel artış ve gecikmeye ilişkin faiz ayrı kalemler olarak gösterilmelidir. Aynı tutar iki kez büyütülerek veya ödenmiş dönemler yeniden eklenerek alacak hesabı yapılmamalıdır.

Dönemsel edim alacaklarında TBK 147/1’deki beş yıllık zamanaşımı düzenlemesi önemlidir. Başlangıç bakımından TBK 149 uyarınca muacceliyet incelenir. Bütün dönemleri sözleşmenin ilk imza tarihinden başlatılan tek bir süreye bağlamak doğru değildir. Durma, kesilme veya başka özel sebep ileri sürülüyorsa bunun dayanakları ayrıca ortaya konulur.

TBK 150 ayrıca gelir alacağının bütünü için özel başlangıç kuralı koyar: ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamına ilişkin zamanaşımı ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar. Alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa ödenmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğrar. Bu nedenle yalnız her dönemin beş yıllık süresine bakılması yeterli değildir; bütün gelir hakkının durumu TBK 146, 149 ve 150 birlikte uygulanarak ayrıca kontrol edilmelidir.

Dava veya takipte yalnız sözleşmenin adını yazmak yeterli değildir. Talep edilen dönemler, ödeme belgeleri ve kalan tutar anlaşılır biçimde sunulmalıdır. Görev, yetki ve varsa dava öncesi başvuru koşulları somut hukuki ilişkiye göre belirlenir. Büronun bulunduğu il, bu kuralların yerine geçmez.

9. Gelir borçlusunun iflası hâlinde hangi hak vardır?

TBK 609, gelir borçlusunun iflasında özel bir alacak kaydı imkânı düzenler. Gelir alacaklısı, borçlunun üstlendiği dönemsel gelirin elde edilmesi için kanunda gösterilen sosyal güvenlik kurumu ölçütüyle hesaplanacak anaparaya denk tutarı iflas masasına kaydettirme hakkına sahiptir. Bu, yalnız vadesi geçmiş birkaç ödemenin toplanmasından farklı bir hesap gerektirir.

Hesap hazırlanırken dönemsel borcun içeriği, süresi esas alınan kişi ve ilgili sermaye değeri yönteminin dayanağı gösterilmelidir. İnternetten seçilmiş ortalama yaşam süresiyle toplam gelir çarpılarak kesin alacak açıklanması yeterli değildir. Kanunun işaret ettiği hesap ölçütü ile sözleşmedeki edim birlikte değerlendirilir.

Masaya alacak kaydettirme hakkı, tutarın tamamının hemen tahsil edileceği garantisi değildir. İflas dosyasındaki kayıt, inceleme ve dağıtım süreçleri ayrıca yürür. Kanunda sosyal güvenlik kurumundan söz edilmesi, o kurumun özel borçlunun yerine ödeme yapacağı anlamına gelmez. Hukuki hak ile fiilî tahsil imkânı ayrı değerlendirilmelidir.

Gelir sözleşmesinin malvarlığı devriyle bağlantılı olması hâlinde üçüncü kişi alacaklıların hakları da göz ardı edilmemelidir. Tasarrufun iptali davası farklı bir hukuki başlıktır. Bu rehber, gelir sözleşmesi kurulmasını bütün devirlere karşı sınırsız koruma sağlayan bir yöntem olarak açıklamaz.

10. Sözleşmede hangi kayıtlar açık olmalıdır?

Metinde gelir borçlusu, alacaklı ve ömrü esas alınan kişi ayrı ayrı tanımlanmalıdır. Dönemsel edimin miktarı veya belirlenme yöntemi, ödeme dönemi, ilk vade ve peşinlik düzeni gösterilmelidir. Birden fazla kişinin adının bulunması, hangisinin yaşam süresinin belirleyici olduğunu kendiliğinden açıklamaz.

Artış yöntemi, ödeme hesabı, bildirim adresi, devir sınırlaması ve varsa karşı edim açık yazılmalıdır. Mirasçılara geçişle ilgili anlaşma, ödeme alacak kişi ile süre kişisinin ayrımını korumalıdır. Sözleşme sonradan incelendiğinde tarafların gerçek borcu okunabilir olmalıdır; her konu için yeni bir sözlü açıklamaya ihtiyaç duyulmamalıdır.

Mal devri, teminat veya başka bir güvence kararlaştırılmışsa bunların ayrı işlemleri tamamlanmalıdır. Sözleşmede güvence verileceğinin yazması ile güvencenin geçerli biçimde kurulması farklı aşamalardır. Belge kontrolü, yalnız metnin imzalanmasına değil, ek olarak üstlenilen işlemlerin gerçekten tamamlanıp tamamlanmadığına da yönelmelidir.

11. Uyuşmazlık dosyası nasıl hazırlanır?

Sözleşmenin bütün sürümleri, ekler, ödeme takvimi, dekontlar, ihtarlar ve ilgili nüfus kayıtları birlikte düzenlenir. Her ödeme için dönem ve bakiye gösterilir. Belgenin yalnız bir sayfası yerine imza ve ekleri içeren tam sürümü korunmalıdır. Kimin adına işlem yapıldığına ilişkin temsil belgeleri de dosyaya eklenir.

Banka hareketinin hangi borca ait olduğunun belirlenmesi için dekont ve açıklamasız transferde ispat rehberi yol göstericidir. Düzenli ödeme görülmesi önemli olmakla birlikte, sözleşmenin süresi ve şekli ayrıca belirlenir. Muhasebe tablosu, mevcut belgelerden çıkan sonucu göstermeli; belgelerde bulunmayan vade veya tutarı üretmemelidir.

Son incelemede sözleşmenin geçerliliği, süre kişisi, muaccel dönemler, son peşin dönem, devir veya mirasçılık ve ödeme bakiyesi ayrı sonuçlandırılır. Bu ayrım korunduğunda ömür boyu gelir, bakım borcu ve anapara iadesi talepleri birbirine karıştırılmadan hazırlanır.

Sık sorulan sorular

Ömür boyu gelir sözleşmesi sözlü yapılabilir mi?

TBK 608 yazılı şekli geçerlilik şartı olarak düzenler. Yalnız sözlü vaat veya ödeme yapıldığı iddiası üzerinden şekle uygun sözleşme kurulduğu kabul edilmemelidir.

Sözleşmede kimin ömrü esas alınır?

Aksine açık hüküm yoksa gelir alacaklısının ömrü esas alınır. TBK 607, borçlunun veya üçüncü kişinin ömrüne bağlanmasını da mümkün kılar.

Kanuna göre ödeme aylık mı yapılır?

Hayır. TBK 609’da farklı anlaşma yoksa altı ayda bir ve peşin ödeme öngörülür. Aylık ödeme isteniyorsa sözleşmede kararlaştırılmalıdır.

Peşin dönem içinde ölüm olursa günlük hesap yapılır mı?

TBK 609’a göre süresi esas alınan kişi dönem içinde ölse bile ilgili peşin dönemin tamamı borçlanılmış sayılır. Ödeme takvimi ve dönem sınırları kontrol edilir.

Gelir alacaklısı ölünce mirasçılar her durumda ödeme alır mı?

Her durumda değil. Gelirin kimin ömrüne bağlandığı ve sözleşme hükmü önemlidir. Birikmiş alacak, son peşin dönem ve gelecekteki dönemler ayrı incelenir.

Gelir hakkı devredilebilir mi?

TBK 610 uyarınca sözleşmeyle aksi kararlaştırılmamışsa devredilebilir. Alacağın devrine ilişkin genel şekil ve kapsam kuralları da gözetilir.

Devir yapılınca gelir yeni alacaklının ömrüne mi bağlanır?

Devir, süresi esas alınan kişiyi kendiliğinden değiştirmez. İlk sözleşmenin yaşam süresi bağlantısı ve devir işleminin kapsamı birlikte okunur.

Borçlu iflas ederse devlet geliri öder mi?

TBK 609 böyle bir devlet ödeme garantisi vermez. Kanun, belirlenen sermaye değerine karşılık gelen tutarın iflas masasına kaydettirilmesini düzenler.

Ödenmeyen dönemsel gelirde zamanaşımı nedir?

Tek tek dönemsel edimler için TBK 147/1’deki beş yıllık süre ve TBK 149 incelenir. Ayrıca TBK 150, gelir alacağının bütünü için ilk ödenmemiş dönemsel edimin muaccel olduğu günü esas alır. Bütün hak zamanaşımına uğramışsa ödenmemiş dönemler de etkilenir.

Ömür boyu gelir ile ölünceye kadar bakma aynı mı?

Hayır. Dönemsel gelir taahhüdü ile bakım ve gözetme borcu farklıdır. TBK 607–610 ve TBK 611–619 ayrı sözleşme düzenlemeleridir.

Resmî kaynaklar ve kanun dayanakları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.13, 19, 117, 146–147, 149–150, 183–184, 237, 607–610 ve karşılaştırma için 611–619. TBMM Türk Borçlar Kanunu kabul metni ilk kabul metnidir; sonraki değişiklikler ve işlem tarihine ilişkin yürürlük kuralları ayrıca dikkate alınmalıdır.

Bu içerik özel hukuk sözleşmesini açıklar; emeklilik ürünü, yatırım veya sigorta önerisi değildir. Somut sözleşme ve tahsil imkânı belgeler üzerinden değerlendirilir.

Mersin merkezli Türkiye geneli sözleşme takibi

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun fizikî ofisi Mersin’dedir. Türkiye genelindeki sözleşme ve miras bağlantılı alacak dosyaları Mersin merkezli yönetilir. Görevli ve yetkili yargı yeri her dosyanın kanuni koşullarına göre belirlenir.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp