B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Yetki Belgesi Olmadan Yapılan TİS Geçersiz mi? 6356 Madde 45 ve Dava Süresi

Yetki belgesi bulunmaması ile tarafın toplu iş sözleşmesi yapma yetki şartlarını taşımaması aynı şey değildir. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 45. maddesi, belgesiz yapılan TİS’te taraflardan birinin veya ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı gerekçesiyle hükümsüzlüğün dava yoluyla ileri sürülmesini düzenler. Süre, Bakanlıkça durumun tespitinden itibaren kırk beş gündür.

Dava açılması sözleşmenin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. M.45/2 uyarınca mahkeme, talep üzerine uygulamayı dava sonuna kadar durdurabilir. Bu düzenleme; belgenin varlığını, maddi yetki koşullarını, dava süresini ve geçici durdurma kararını ayrı değerlendirmeyi gerektirir. Konu, Bakanlığın yetki tespit yazısına altı iş gününde itirazdan farklıdır; yanlış başvuru yolu seçilmesi süre ve talep bakımından önemli sonuçlar doğurur.

6356 madde 45 uyarınca yetki belgesiz toplu iş sözleşmesinin hükümsüzlüğü davasında dört temel unsur
Dava açılması uygulamayı kendiliğinden durdurmaz.

Yetki belgesi ile yetki şartları arasındaki fark nedir?

6356 m.41, toplu iş sözleşmesi yapabilmek için işçi ve işveren tarafındaki yetki koşullarını düzenler. M.42–44 ise Bakanlık nezdindeki tespit, itiraz ve belgelendirme sürecini kurar. Maddi yetki koşullarının bulunmasıyla bu koşullara ilişkin yetki belgesinin düzenlenmiş olması farklı hukuki aşamalardır. M.45’in metni bu ayrım üzerine kurulmuştur.

Yetki belgesi, ilgili sendikaya Bakanlıkça verilen belgedir. Bakanlığın tespit yazısı, tarafların kendi aralarındaki yazışma veya sendikanın çoğunluğa sahip olduğunu açıklayan beyanı aynı belge değildir. İncelenen dosyada hangi belgenin bulunduğu, belgenin tarihi ve kapsadığı işyerleri belirlenmelidir. Belge adları günlük kullanımdaki anlamlarıyla birbirinin yerine geçirilmemelidir.

M.45, belgesiz sözleşmede taraflardan birinin veya ikisinin yetki şartlarına sahip olmamasını hükümsüzlük iddiasının dayanağı olarak gösterir. Bu nedenle yalnız “yetki belgesi yok” denilerek hangi maddi yetki eksikliğinin ileri sürüldüğü açıklanmadan dava kurulması, hükmün bütün unsurlarını ortaya koymaz. Taraf, kapsam ve eksik koşul birlikte belirlenmelidir.

Genel TİS yapısı için toplu iş sözleşmesinin tarafları ve düzenlediği haklar açıklaması incelenebilir. Buradaki özel sorun ise imzalanmış metnin yetki belgesi olmadan kurulması ve m.45’teki şartlarla hükümsüzlüğünün ileri sürülmesidir. Her iş hukuku protokolüne yalnız adında toplu sözleşme yazdığı için bu hüküm uygulanmaz.

Normal yetki belgesi süreci hangi aşamada tamamlanır?

M.42 uyarınca toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlıktan yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de yetkili işçi sendikasının tespitini talep edebilir. Bakanlığın bu tespiti, daha sonra itiraz ve belgelendirme işlemlerinin dayanağını oluşturur.

M.44, tespit yazısına süresinde itiraz edilmemişse sürenin bitimini takip eden altı iş günü içinde yetki belgesi verilmesini düzenler. İtirazın reddi veya başlangıçta yetkisiz bildirilen sendikanın yetkili olduğunu belirleyen kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması hâlinde ise maddenin öngördüğü tebliğ ve altı iş günlük süre uygulanır. Belge verilmesi, itiraz sürecinden ayrı düşünülemez.

Olumlu tespit yazısının elde bulunması, her durumda yetki belgesinin de verilmiş olduğunu göstermez. Buna karşılık belge dosyanın bir ekinde görünmüyor diye hiç düzenlenmediği sonucu da incelemesiz kurulamaz. Bakanlık işlem kaydı, belge numarası ve kapsamı belirlenerek gerçek durum ortaya konulmalıdır.

Bu inceleme, m.45’e dayalı davanın doğru çerçeveye oturmasını sağlar. Davanın konusu gerçekten yetki belgesi olmaksızın yapılan sözleşme mi, yoksa düzenlenmiş belgenin kapsamı veya geçerliliğiyle ilgili başka bir sorun mu olduğu ayrılır. Aynı sonucun farklı belge adlarıyla ileri sürülmesi hukuki nitelendirmeyi değiştirmez.

İşçi sendikasının hangi yetki koşulları incelenir?

M.41/1, işçi sendikası için işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyeliğini arar. Buna ek olarak kapsama girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışanların yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının sendika üyesi olması gerekir. İşkolu barajı ile işyeri veya işletme çoğunluğu birbirinden ayrı koşullardır.

İşletme toplu iş sözleşmesinde işyerleri bir bütün olarak dikkate alınır ve yüzde kırk çoğunluk buna göre hesaplanır. Yalnız belirli bir şubedeki üye sayısının esas alınması, işletmenin tamamına ilişkin koşulu göstermez. Hangi işyerlerinin aynı işletme sözleşmesi kapsamına girdiği belirlenmeden sağlıklı çoğunluk hesabı yapılamaz.

M.41/3, işletmede birden fazla sendikanın yüzde kırk veya daha fazla üyeye sahip olması hâlinde başvuru tarihinde en çok üyeye sahip sendikanın yetkisini düzenler. Bu nedenle yalnız yüzde kırk eşiğinin aşılması her karşılaştırmayı sona erdirmez. Rakip sendikaların kapsamdaki üyelik durumları kanunun ilgili ölçütüyle değerlendirilir.

M.45 davasında yetki eksikliği ileri sürülüyorsa hangi koşulun sağlanmadığı açıkça belirtilmelidir. İşkolu barajı, işyeri çoğunluğu, işletme bütünü ve karşılaştırmalı üye sayısı farklı iddialardır. Bunları tek bir “sendika yetkisizdi” cümlesine indirgemek, mahkemenin hangi olguyu ve hangi kaydı inceleyeceğini belirsiz bırakır.

M.41/5, işkolu oranı için Bakanlığın ocak ve temmuz aylarında yayımladığı istatistikleri esas alır; yayımlanan istatistik yenisi çıkıncaya kadar geçerlidir. Yetki belgesi almak üzere başvuran veya belge alan sendikanın yetkisinin sonradan yayımlanan istatistiklerden etkilenmeyeceği de aynı hükümde belirtilmiştir. Bu nedenle farklı dönemlere ait üye ve toplam işçi sayıları tek bir oranda birleştirilmemelidir. Hangi istatistiğin hangi işlem bakımından kullanıldığı açıklanır. M.41/7’de Bakanlığa gönderilen üyelik ve çekilme bildirimleri ile SGK işçi bildirimleri ayrıca veri dayanağı olarak gösterilir. Dava iddiasındaki sayıların kaynağı, ilgili dönem ve işyeri kapsamıyla eşleştirilir; güncel sayı geçmiş dönemin sayısıymış gibi sunulmaz.

İşveren tarafındaki yetki eksikliği de dava nedeni olabilir mi?

M.45, taraflardan birinin veya ikisinin yetki şartlarını taşımamasından söz eder. Hüküm yalnız işçi sendikasının üye sayısına indirgenemez. İşveren tarafının toplu sözleşmeye hangi sıfatla katıldığı ve kapsamındaki işyerleri için sözleşme yapma yetkisi de incelenmelidir. İşveren tarafına ilişkin eksiklik ayrı bir maddi iddiadır.

M.41/4 uyarınca işveren sendikası, üyelerine ait işyeri veya işyerleri için yetkilidir. Sendika üyesi olmayan işveren ise kendi işyeri veya işyerleri için toplu iş sözleşmesi yapabilir. İşveren sendikasının taraf olduğu metinde hangi işverenlerin üyelik ve işyeri kapsamına dahil olduğu belirlenmelidir.

Bir işverenin unvan değişikliği, başka şirketle aynı grupta bulunması veya işyerlerinin aynı adreste olması bu yetki ilişkisinin yerine geçmez. Sözleşmenin tarafı olan tüzel kişi ile kapsanan işyerinin işvereni eşleştirilir. Başka kişiye ait işyerinin sözleşmeye dahil edilmesi iddiası, sendika üyelik ve işverenlik kayıtlarıyla açıklanmalıdır.

Tarafın yetkisi ile imzalayan kişinin o tarafı temsil yetkisi de ayrı meselelerdir. M.45’teki toplu sözleşme yetki koşulları, imza sahibinin temsil belgesine ilişkin her uyuşmazlığı otomatik olarak çözmez. Talepte hangi hukuki eksikliğin sözleşmenin hükümsüzlüğüne dayanak yapıldığı açıkça ayrılmalıdır.

Kırk beş günlük dava süresi ne zaman başlar?

M.45/1’in belirlediği başlangıç, Bakanlıkça durumun tespitidir. Sözleşmenin imza tarihi, taraflardan birinin metni öğrendiği tarih veya işyerinde ilk ödemenin yapıldığı gün doğrudan bu başlangıcın yerine geçirilemez. Kanuni süreyi hesaplamak için Bakanlığın hangi işlemiyle durumun tespit edildiği belirlenmelidir.

Süre kırk beş gün olarak düzenlenmiştir; kırk beş iş günü değildir. M.43’teki altı iş günlük yetki itirazı süresiyle aynı hesap ve başlangıç mantığına sahip değildir. Başvurucu, kullanacağı davanın m.45 kapsamında olduğunu belirledikten sonra tespit tarihini ilgili resmî kayıtla göstermelidir.

Bakanlığa ihbar veya inceleme istemi sunulmasıyla Bakanlığın durumu tespit etmesi aynı işlem değildir. Başvuru tarihini otomatik tespit tarihi kabul etmek de tespit yazısını görmezden gelerek daha geç bir kişisel öğrenme tarihi seçmek de maddenin açık başlangıcını değiştirmiş olur. Hangi belgenin hangi aşamayı gösterdiği açıklanmalıdır.

Mahkemeye sunulan süre açıklamasında tespit işleminin tarihi, sözleşmenin kimliği ve dava tarihi birbiriyle ilişkilendirilir. Birden fazla yazışma varsa ilk yazının bilgi istemi mi yoksa durumun tespiti mi olduğu içerikten anlaşılır. Belgenin yalnız başlığının okunması, süre başlangıcını kesinleştirmeye her zaman yetmez.

Hükümsüzlük davasını kim açabilir?

M.45/1, hükümsüzlüğün ilgililerce veya Bakanlıkça mahkemede dava yoluyla ileri sürülebileceğini düzenler. Bakanlığın inceleme yapması ile mahkemede hükümsüzlük talebi kurulması ayrı işlemlerdir. Bakanlık, kanunda açıkça dava açabilecek aktörler arasında sayılmıştır. İlgili sıfatıyla başvuran kişinin de sözleşmeyle hukuki bağlantısını açıklaması gerekir.

Kanundaki ilgililer kavramı, herhangi bir kişinin yalnız sözleşmeyi merak etmesini dava hakkına dönüştürmez. Başvuruda davacının sözleşme, kapsanan işyeri ve ileri sürülen yetki eksikliğiyle ilişkisi gösterilmelidir. Hangi hukuki konumun etkilendiği açıklanmadan yalnız m.45’e atıf yapılması yeterli bir taraf anlatımı kurmaz.

Yetki şartlarının bir tarafça veya her iki tarafça taşınmadığı iddiası açık seçilmelidir. Davada sözleşmenin kimler arasında yapıldığı ve hükümsüzlük talebinin hangi metne yöneldiği belirlenir. Aynı işyerinde birbirinden farklı dönemlere ait sözleşmeler varsa yalnız şirket veya sendika adıyla yetinilmemelidir.

Talebin amacı, belirli TİS’in m.45’teki yetki eksikliği nedeniyle hükümsüzlüğünün mahkemece değerlendirilmesidir. Bakanlığa yazı yazılması, işverene ihtar gönderilmesi veya sendika içinde itiraz edilmesi, kanunun öngördüğü mahkemede dava açma işleminin yerine geçmez. Başvuru türleri birbirinin hukuki sonucu varmış gibi sunulamaz.

Hangi mahkeme görevli ve yetkilidir?

6356 m.79, Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş davalarına bakmakla görevli ve yetkili mahkemelerde görülmesini düzenler. Yedinci ila on birinci bölümlerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda ise görevli makamın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. M.45 sekizinci bölümde yer aldığı için bu özel yer yetkisi dikkate alınmalıdır.

Görevli makamın anlamı m.2/1-c’de sözleşmenin düzeyine göre tanımlanmıştır. İşyeri sözleşmesinde işyerinin, işletme sözleşmesinde işletme merkezinin bağlı olduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü esas alınır. Grup sözleşmesinde işyerlerinin aynı veya farklı il müdürlüklerinin yetki alanında bulunmasına göre kanundaki ayrım uygulanır.

Bu nedenle dava yeri yalnız davacının adresinden veya işverenin ticaret merkezinden seçilmez. Önce sözleşmenin işyeri, işletme veya grup düzeyi belirlenir; ardından m.2’deki görevli makam ve m.79’daki mahkeme bağlantısı kurulur. Bakanlığın davacı olması da bu kanuni sistemin yerine serbest bir mahkeme seçimi getirmez.

Birden fazla işyeri veya şehir bulunması tek başına her yerde dava açılabileceğini göstermez. Kapsama ilişkin kayıtlar, görevli makamı belirlemek için de önemlidir. Böylece yetki eksikliği iddiasını inceleyecek mahkeme, sözleşmenin gerçek hukuki kapsamına göre saptanır.

M.43 yetki itirazı ile m.45 hükümsüzlük davası nasıl ayrılır?

M.43, Bakanlığın m.42 kapsamında gönderdiği yetki tespit yazısına itirazı düzenler. Başlangıç tespit yazısının tebliğidir ve süre altı iş günüdür. M.45 ise yetki belgesi olmaksızın yapılmış toplu sözleşmede yetki şartlarının yokluğu nedeniyle hükümsüzlüğün ileri sürülmesini düzenler; başlangıç Bakanlığın durum tespiti, süre kırk beş gündür.

İki başvuru farklı aşamalarda ve farklı işlemlere yönelir. Henüz belgelendirme sürecindeki tespit yazısına itirazla, yapılmış sözleşmenin hükümsüzlüğünü istemek aynı talep değildir. Dilekçe yalnız başlığını değiştirerek bir yoldan diğerine dönüştürülemez. Dayanak olgular ve istenen mahkeme kararı ayrı kurulmalıdır.

M.43/5, itirazın karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurmasını düzenler. M.45/2’de ise uygulamanın durması için talep ve mahkeme kararı öngörülür. Bu önemli sonuç farkı nedeniyle m.43’teki durdurucu etki m.45 davasına kendiliğinden taşınamaz.

M.45 süresinin bulunması, m.43 kapsamında geçirilmiş bir itiraz süresinin her dosyada yeniden açıldığı anlamına da gelmez. Yeni başvurunun m.45’teki belgesiz sözleşme ve maddi yetki eksikliği koşullarını gerçekten taşıması gerekir. Kanuni yollar, yalnız daha uzun süre elde etmek amacıyla aynı işlem için birbirinin yerine kullanılamaz.

Dava açılınca TİS’in uygulanması kendiliğinden durur mu?

M.45/2, talep hâlinde mahkemenin toplu iş sözleşmesinin uygulanmasını dava sonuna kadar durdurabileceğini düzenler. Durdurma, dava dilekçesinin verilmesinin otomatik sonucu değildir. Kanun, mahkemenin ayrıca karar vermesini öngörmüştür. Dava açıldığını gösteren evrak, durdurma kararıyla aynı hukuki etkiye sahip değildir.

Durdurma isteniyorsa talep edilen sözleşme ve uygulama kapsamı açıkça belirtilir. Hangi yetki eksikliğine dayanıldığı, mevcut uygulamanın ne olduğu ve geçici koruma ihtiyacı açıklanır. Yalnız esas yönünden hükümsüzlük talep edilmesi, ayrıca geçici durdurma kararı verildiği anlamına gelmez.

Verilmiş durdurma kararının hangi metni ve hangi kapsamı içerdiği okunmalıdır. Bir sözleşmenin belirli uygulamasına ilişkin karar, farklı dönemdeki başka sözleşmeler için aynı sonuçla kullanılamaz. Kararın tarihi ve dava sonuna kadar öngörülen etkisi, bordro uygulamasıyla ilişkilendirilmelidir.

Geçici durdurma ile sözleşmenin hükümsüzlüğü hakkında verilecek esas karar farklıdır. Mahkemenin uygulamayı geçici olarak durdurması, davanın bütün iddialarının kesin olarak kabul edildiğini göstermez. Aynı şekilde durdurma talebinin reddi de esas hakkında yetki koşullarının kesin olarak mevcut bulunduğu kararı yerine geçmez.

Şekil, süre ve işyeri kapsamı neden ayrıca belirlenir?

M.35/1, toplu iş sözleşmesinin yazılı yapılmasını düzenler. Davada hangi sözleşmenin incelendiği, imzalı metin ve ekleriyle belirlenir. Taslak, görüşme tutanağı veya tek taraflı teklif imzalanmış sözleşme yerine konulamaz. M.45’in uygulanması için öncelikle yetki belgesi olmadan yapılmış olduğu ileri sürülen gerçek sözleşme saptanmalıdır.

Sözleşmenin dönemi de talebin sınırını belirler. Aynı tarafların farklı yıllarda yaptığı TİS’ler tek bir metin değildir. Süre kurallarının ayrıntısı toplu iş sözleşmesinin geçerlilik dönemi açıklamasında yer alır. M.45 davasında imza ve yürürlük tarihleri, Bakanlık tespitiyle ilgili kırk beş günlük başlangıçla karıştırılmadan yazılmalıdır.

Kapsam bakımından m.34’teki işyeri ve işletme düzeyi önem taşır. Aynı işverene ait aynı işkolundaki birden fazla işyerinin işletme düzeyinde ele alınması gereken durumda, yalnız bir işyerinin üyelik kayıtlarıyla bütün sözleşmenin yetkisi açıklanamaz. Sözleşmenin kapsadığı yerler iddiayla uyumlu gösterilmelidir.

M.45’teki dava, şekil veya süreye ilişkin bütün sorunların tek ve sınırsız çözüm yolu değildir. Yetki belgesiz sözleşmede yetki koşullarının bulunmaması bu maddenin özel konusudur. Başka bir hukuki eksiklik de ileri sürülüyorsa onun ayrı dayanağı ve talep sonucu belirtilmelidir; kırk beş gün her geçersizlik sebebine otomatik yayılmaz.

Hükümsüzlük davası işçinin ücret alacağı davasıyla aynı mıdır?

M.45 kapsamında incelenen temel talep, toplu iş sözleşmesinin yetki eksikliği nedeniyle hükümsüzlüğüdür. İşçinin belirli ücret veya sosyal hak farkını istemesi ise somut alacak talebidir. Birinde sözleşmenin hukuki durumu, diğerinde işçiye borçlu olunan belirli ödemenin dayanağı ve miktarı değerlendirilir. Aynı metne dayanılması bu iki talebi özdeş yapmaz.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3/1. maddesi, kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı, tazminatı ve işe iade taleplerinde dava şartı arabuluculuğu düzenler. M.45’teki özel hükümsüzlük talebi, sırf iş hukukuyla ilgili olduğu için bu alacak taleplerinden biri olarak adlandırılamaz.

Bir dosyada farklı istemler ileri sürülüyorsa her talebin hukuki niteliği ve başvuru koşulu ayrıca belirlenir. Sözleşmenin hükümsüzlüğünü istemekle ödenmiş paranın iadesini veya işçiye eksik ödeme yapıldığını ileri sürmek farklı sonuçlara yönelir. Ödemelerin tamamının otomatik geri alınacağı ya da bütün alacakların otomatik ortadan kalkacağı sonucu yalnız m.45’ten çıkarılamaz.

Mahkeme kararı ve varsa geçici durdurma kararı, ilgili ödeme dönemleriyle birlikte okunur. İş sözleşmesi, bordro ve ödeme kayıtlarının dayandığı hukuki sebep belirlenmeden bütün parasal sonuçlar tek cümleyle çözülemez. İnceleme, sözleşmenin geçerlilik sorunu ile bireysel hakkın hesabını kendi kanuni temellerinde ayırmalıdır.

Dava dosyasında hangi hukuki bağlantılar kurulmalıdır?

M.45’e dayalı bir talep, birbirini izleyen dört soruyu açıkça yanıtlamalıdır: Hangi toplu iş sözleşmesi yapılmıştır, yetki belgesi gerçekten bulunmamakta mıdır, hangi taraf hangi yetki şartını taşımamaktadır ve Bakanlık bu durumu hangi tarihte tespit etmiştir? Bu soruların her biri farklı belge ve olguyla desteklenir.

Yetki eksikliği iddiasına dayanak kayıtlar yalnız toplam çalışan sayısı olarak sunulmamalıdır. İşkolu, sözleşme düzeyi, kapsanan işyerleri ve üyelik ilişkisiyle bağlantı kurulmalıdır. Bakanlık tespitinin hangi sözleşmeye ilişkin olduğu da netleşmelidir. Böylece başka dönem veya başka işyeriyle ilgili kayıtlar aynı dosyanın koşullarıymış gibi kullanılmaz.

Sonuç talebinde hükümsüzlük ile uygulamanın geçici durdurulması ayrı yazılır. Mahkemenin vereceği esas karar ve geçici koruma kararı farklı hukuki işlevlere sahiptir. Dava açılmasının tek başına bütün ücret uygulamasını durdurduğu düşünülerek işlem yapılmamalıdır. Mevcut kararların kapsamı takip edilmelidir.

6356 m.45, belge eksikliği tartışmasını maddi yetki, belirli süre ve mahkeme denetimiyle birleştirir. Bu nedenle yalnız belgenin görülmemesi üzerinden kesin geçersizlik veya kesin geçerlilik sonucu kurulamaz. Kanunun aradığı unsurların birlikte değerlendirilmesi, sözleşmenin hukuki durumunun somut ve denetlenebilir biçimde ele alınmasını sağlar.

Sık sorulan sorular

Yetki belgesi yoksa TİS kesin olarak geçersiz midir?

M.45, yetki belgesi olmadan yapılan sözleşmede taraflardan birinin veya ikisinin yetki şartlarını taşımaması nedeniyle hükümsüzlüğün dava yoluyla ileri sürülmesini düzenler. Belgenin yokluğu ile maddi yetki eksikliği ayrı incelenir. Yalnız belge görülmediği için bütün unsurlar değerlendirilmeden kesin sonuç kurulamaz.

Hükümsüzlük davasının süresi kaç gündür?

6356 m.45/1 uyarınca süre, Bakanlıkça durumun tespitinden itibaren kırk beş gündür. Kanun iş günü dememiştir. Sözleşmenin imzası, kişisel öğrenme veya ilk ücret ödemesi doğrudan bu başlangıcın yerine kullanılamaz; tespit işlemi ve tarihi belirlenmelidir.

Bakanlığa yapılan şikâyet dava açma yerine geçer mi?

Hayır. M.45 hükümsüzlüğün mahkemede dava yoluyla ileri sürülmesini öngörür. Bakanlığa ihbar, inceleme istemi veya işverene ihtar ayrı işlemlerdir. Bakanlığın durum tespiti dava süresi bakımından önem taşır; ancak yazışmanın kendisi hükümsüzlük talebini mahkeme önüne getiren dava değildir.

Dava açılınca sözleşmenin uygulanması durur mu?

Kendiliğinden durmaz. M.45/2, talep hâlinde mahkemenin uygulamayı dava sonuna kadar durdurabileceğini düzenler. Dava açılış kaydı ile durdurma kararı farklıdır. Verilen kararın hangi sözleşme ve kapsamı içerdiği ayrıca okunmalı; geçici karar esas hakkında kesin sonuçla karıştırılmamalıdır.

İşveren tarafının yetkisizliği de ileri sürülebilir mi?

Evet. M.45 taraflardan birinin veya ikisinin yetki şartlarını taşımamasını kapsar. M.41/4 işveren sendikasının üye işverenlere ait işyerleri, sendika üyesi olmayan işverenin kendi işyerleri için yetkisini düzenler. İddia yalnız işçi sendikasının üye sayısıyla sınırlandırılamaz.

Altı iş günlük yetki itirazı ile bu dava aynı mıdır?

Hayır. M.43 Bakanlığın yetki tespit yazısına tebliğden itibaren altı iş gününde itirazı düzenler. M.45 yapılmış belgesiz TİS’in yetki eksikliği nedeniyle hükümsüzlüğüne ilişkindir. Başlangıç, süre, konu ve durdurucu etki farklıdır; biri diğerinin süresini otomatik yeniden açmaz.

Davayı hangi mahkeme görür?

M.79 uyarınca iş davalarına bakmakla görevli mahkeme görevli olup m.45’in bulunduğu bölüm için görevli makamın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Görevli makam m.2/1-c’de sözleşmenin işyeri, işletme veya grup düzeyine göre belirlenir. Yalnız davacının adresi esas alınmaz.

Olumlu yetki tespit yazısı yetki belgesi sayılır mı?

Tespit yazısı ile m.44 uyarınca verilen yetki belgesi farklı aşamalara aittir. İtiraz süresi ve varsa yargılama sonrasında Bakanlıkça belge düzenlenir. Dosyada hangi evrakın bulunduğu ve kapsamı belirlenmelidir. Belge adı veya eksik ek üzerinden incelemesiz sonuç kurulamaz.

Kırk beş günlük süre bütün TİS geçersizlik iddialarına uygulanır mı?

M.45’in özel konusu, yetki belgesi olmadan yapılan sözleşmede yetki şartlarının bulunmamasıdır. Başka şekil, temsil veya emredici hüküm sorunu ileri sürülüyorsa ayrı hukuki dayanak değerlendirilir. Bu maddedeki süre bütün geçersizlik sebeplerine otomatik yayılan genel bir süre olarak kullanılamaz.

Hükümsüzlük davası ödenen ücretlerin otomatik iadesini sağlar mı?

M.45 sözleşmenin yetki eksikliği nedeniyle hükümsüzlüğünü düzenler. Belirli ücretin iadesi veya eksik ödeme alacağı ayrı talep ve hukuki değerlendirme gerektirir. Bireysel iş sözleşmesi, ödeme dönemi ve mahkeme kararının kapsamı incelenmeden bütün ödemelerin otomatik geri alınacağı söylenemez.

Başvuru ve dosya hazırlığı

Yetki belgesiz TİS uyuşmazlığında imzalı metin, Bakanlık tespit ve belge kayıtları, işyeri kapsamı, sendika üyelik verileri ve kırk beş günlük süre birlikte incelenir. Bakırcı Avukatlık, İstanbul ve Mersin ofisleri üzerinden Mersin merkezli Türkiye geneli iş hukuku takibi yürütür. Dava ve geçici durdurma talebinin değerlendirilmesi için iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

Resmî kaynaklar ve mevzuat

Mevzuat kontrol tarihi: 24 Ekim 2026.

İlgili hukuk rehberleri

İstanbul ve Mersin ofisleri

İstanbul · Polaris Plaza

Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul

İstanbul ofisi ve randevu

Mersin · Profit İş Merkezi

İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin

Mersin ofisi ve randevu

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp