Yabancı Kamu Kurumu Ödediği Nafakayı Türkiye’de Geri İsteyebilir mi?
Nafaka yerine yardım ödeyen yabancı kamu kurumu, 2007 Lahey Nafaka Sözleşmesi m.36’nın şartlarıyla Türkiye’de tanıma ve icra talebinde bulunabilir. Ancak kurumdan bir ödeme yazısı gelmesi, tutarın doğrudan Türk icra dairesince tahsil edileceği anlamına gelmez. Kurumun kişinin yerine hareket etme veya ödediği yardımı geri isteme yetkisi kendi tabi olduğu hukuka göre belirlenir. Dayanılan karar, yardımın gerçekten ödenmesi, kapsanan dönem ve talebin Türkiye’de kullanılacak usule uygunluğu ayrıca kontrol edilir.
Yurt dışında yaşayan çocuk için kurum tarafından ödeme yapılması, borçlunun her durumda borçtan kurtulduğu sonucunu doğurmaz. Aynı zamanda kurumun ve bireysel alacaklının aynı aylık için iki ayrı tam tahsilat yapabileceği de kabul edilemez. Bu yazı, yabancı kamu kurumunun nafaka ödemesi nedeniyle Türkiye’de ileri sürdüğü talebin dayanağını ve hesap sınırını açıklar. Kaynak kontrolü: 24 Ekim 2026.

Lahey m.36 neden özel düzenleme getirir?
Sözleşme m.3/a, nafaka alacaklısını kendisine nafaka borçlanılan veya borçlanıldığı ileri sürülen gerçek kişi üzerinden tanımlar. M.36/1 ise belirli işlemlerde bu kavramı kamu kurumlarını da kapsayacak şekilde genişletir. Bireyin yerine hareket eden kurum ile nafaka yerine sağladığı yardımlar için geri ödeme alacaklısı olan kurum bu kapsamdadır. Kurumun dosyaya dahil olması, kişi adına yapılan işlemin hukuki sıfatını açıklama ihtiyacı doğurur.
Genişletme, m.10/1-a ve b kapsamındaki tanıma ve icra başvuruları ile m.20/4’teki durumlar için düzenlenmiştir. Bu sınırlı atıf, m.36’nın her kamu alacağına veya her yeni nafaka davasına genel uluslararası takip yetkisi vermediğini gösterir. Başvurunun konusu ve hangi sözleşme hükmüne dayandığı belirlenmelidir. Vergi, idari para cezası veya nafakayla ilgisiz sosyal yardım borcu sırf yabancı kurumca istendiği için aynı maddeye girmez.
HCCH taraflık tablosundan ilgili devletler arasındaki yürürlük ilişkisi kontrol edilir. Nafaka türünün m.2 kapsamına girmesi ve varsa genişletme beyanlarının örtüşmesi de gerekir. Kurumun adı bilinse bile karar ülkesi, kurumun tabi olduğu hukuk ve Türkiye’de istenen işlem ayrı yazılır. Başvuran kurumun ülkesiyle çocuğun bulunduğu ülke her dosyada aynı kabul edilmemelidir.
Kurumun geri isteme hakkına hangi hukuk uygulanır?
Sözleşme m.36/2, kurumun kişinin yerine hareket etme veya nafaka yerine ödenen yardımı geri isteme hakkını kurumun tabi olduğu hukuka bağlar. Bu nedenle Türkiye’de bir kamu kurumunun hangi şartlarda talepte bulunabileceğine ilişkin hüküm, yabancı kurumun yetkisinin yerine otomatik olarak geçirilmez. Yabancı kurum hangi kanuni düzenlemeye dayanıyorsa bu dayanak ve somut uygulama dosyada gösterilmelidir.
Yetki, sadece kurumun kamu kurumu olduğunu kanıtlamakla tamamlanmaz. İlgili yardımın türü, hakkın kuruma geçip geçmediği, temsil yetkisinin kapsamı ve varsa bildirim koşulları ayrı olabilir. Bunlar kurumun tabi olduğu hukuk üzerinden doğrulanır. Bu rehber, bütün ülkelerde nafaka avansının aynı anda ve aynı kapsamda kuruma geçtiğini söylemez; uluslararası sözleşmenin hangi hukuku esas aldığını ve hangi belgenin neden gerektiğini açıklar.
Kurum yazısında kanun maddesi bulunuyorsa maddenin güncel metni ve talep dönemiyle ilişkisi incelenmelidir. Yalnız bir kısaltma veya kurumun standart formundaki genel açıklama, her hukuki şartın gerçekleştiğinin tartışmasız kanıtı değildir. Kararın, hak geçişi kaydının ve ödeme belgelerinin aynı kişiyle aynı dönemi göstermesi gerekir. Hukuki dayanakla fiilî ödeme birbirini tamamlayan ayrı ispat unsurlarıdır.
Her sosyal yardım nafaka yerine yapılan ödeme değildir
Madde 36’nın konusu, nafaka yerine sağlanan yardımların geri alınması veya nafaka alacaklısı bireyin yerine hareket edilmesidir. Bir aileye yapılmış bütün kamusal ödemeler bu başlık altında otomatik olarak toplanamaz. Ödemenin amacı ve hukuki niteliği belirlenmelidir. Genel çocuk desteği, konut desteği veya başka sosyal ödeme için kurumun farklı bir geri isteme sebebi bulunabilir; bunun m.36’yla bağlantısı ayrıca açıklanmalıdır.
Bu ayrım borçlu açısından da önemlidir. Kurum çocuğa ödeme yaptı diye bütün nafaka borcunun sona erdiği ileri sürülemez. Kurumun ödeme yapması, bireyin karşılanmamış diğer nafaka bölümlerini de mutlaka devraldığı anlamına gelmez. Hangi aylık ve hangi tutarın kurum alacağına dönüştüğü, hangi kısmın bireyde kaldığı belirlenir. Gerçek kapsam görülmeden ne borcun tamamı silinmiş ne de iki tam alacak doğmuş kabul edilir.
Başvuruda kullanılan yabancı terimin Türkçeye doğru çevrilmesi gerekir. Yardım, avans, geri ödeme, temsil ve nafaka alacağı aynı kelimeyle açıklanmamalıdır. Kurumun yaptığı işlemin adı, hukuki dayanağıyla birlikte sunulur. Belgenin çevirisi, kaynak hukuktaki işlemi başka bir kategoriye dönüştürmemelidir. Özellikle kurumun alacaklı mı, temsilci mi yoksa sadece dosyayı ileten makam mı olduğu açık tutulmalıdır.
Birinci yol: kamu kurumunun başvurusu üzerine verilmiş karar
Madde 36/3-a, nafaka yerine sağlanan yardımların ödenmesini isteyen kamu kurumunun başvurusu üzerine borçluya karşı verilmiş kararın tanınması veya icrasını istemesine izin verir. Burada kurumun kendi başvurusuna dayanan bir karar vardır. Kararın tarafları, hangi yardım türü için verildiği ve hüküm altına alınan tutar belirlenir. Tahakkuk yazısı ile yetkili makamın hukuken karar niteliği taşıyan işlemi ayrı değerlendirilmelidir.
Karar bir idari makamdan çıkmışsa m.19/3 koşulları da önemlidir. Kaynak hukukta yargısal denetime açık olma ve aynı konudaki yargı kararıyla benzer güç ve etki taşıma aranır. Bu nedenle her kurumsal ödeme ihtarı doğrudan sözleşme anlamında icra edilecek karar değildir. Belge türü ve kaynak devletteki etkisi açıklanmalıdır. Karar ile resmî anlaşma ayrımı bu belge kontrolünü tamamlar.
Kurum lehine bir karar bulunduğunda da Türkiye’de tanıma koşulları ortadan kalkmaz. Kararın kaynak ülkede hüküm doğurması ve icra edilebilirliği, tanıma dayanakları ve ret sebepleri ilgili maddelerle incelenir. Karar daha sonra değiştirilmiş veya kısmen kaldırılmışsa ilk sürüm tek başına güncel borç gibi sunulamaz. Bütün değişiklikler ve etkiledikleri dönemler başvuru dosyasında yer almalıdır.
İkinci yol: birey ile borçlu arasındaki nafaka kararına dayanma
Madde 36/3-b, kamu kurumunun alacaklı ile borçlu arasında verilmiş nafaka kararına, alacaklıya nafaka yerine sağladığı yardımlar ölçüsünde dayanabilmesini düzenler. Bu durumda ilk kararın üzerinde kurumun adı bulunmaması tek başına bütün başvuruyu engellemez. Ancak kurumun m.36/2 kapsamındaki yetkisi ve ödediği yardım tutarı ayrıca gösterilmelidir. Sadece ilk kararı sunmak kurumun talep edebileceği miktarın tamamını açıklamaz.
Hükümdeki “ödenen yardım ölçüsü” sınırı hesap bakımından belirleyicidir. Kurum, birey lehine verilen kararın bütün geçmiş ve gelecek taksitlerini hiçbir ayrım yapmadan kendi alacağı gibi yazamaz. Hangi ay için ne ödediği ve bu ödemenin hangi nafaka bölümünün yerine geçtiği gösterilir. Aynı kişi için düzenli yardım ödenmesi, başka çocuk veya başka nafaka türünün alacağını da otomatik olarak kapsamaz.
İlk kararın farklı para biriminde olması veya sonradan endekslenmesi hâlinde kurum ödemesi ile karar borcu karşılaştırılmalıdır. Dönem ve tutar eşleştirilmeden yalnız kurumun muhasebe toplamı esas alınmaz. Dönüşüm ya da faiz talebi varsa hukuki dayanağı ayrıca açıklanır. Bu yazı bütün dosyalar için tek kur tarihi veya sabit faiz oranı üretmez; böyle bir oran m.36’da düzenlenmemiştir.
Kurumdan hangi belgeler istenir?
Madde 36/4, kurumun talep üzerine hem hakkını hem de alacaklıya yardım sağlandığını göstermek için gerekli belgeleri vermesini öngörür. Bunlar birbirinden farklı iki konudur. Kurumun görevini açıklayan kanun maddesi ödeme yapıldığını kanıtlamaz; banka veya muhasebe kaydı da kurumun hukuki talep yetkisini tek başına belirlemez. Başvuru dosyasında her iki bağlantı birlikte kurulmalıdır.
Ödeme kaydında alıcı, dönem, miktar ve ödeme tarihi ayırt edilebilir olmalıdır. Yalnız aileye ilişkin tek bir toplam, hangi nafaka taksitinin ne ölçüde karşılandığını göstermeyebilir. Düzeltme, geri alma veya mahsup işlemi yapılmışsa bunlar da açıklanır. Kurumun önce tahakkuk ettirdiği ancak fiilen ödemediği tutarla tamamlanmış yardım ödemesi aynı şey değildir. Hükmün aradığı yardımın sağlanması gerçek kayıtla doğrulanır.
Talep eden kurumun yetkili birimi ve dosyayı imzalayan kişinin sıfatı da belirlenir. Bir merkezî makam başvuruyu yalnız iletmiş olabilir; maddi alacak başka kuruma ait olabilir. İletim yazısındaki makam adı otomatik olarak alacaklının adı yapılmamalıdır. Kurum alacağı, temsil ve uluslararası dosya aktarımı ayrı bölümlerde gösterildiğinde borçlu hangi talebe cevap vereceğini daha açık görür.
Aylık hesap, mükerrer tahsil riskini önler
Sağlıklı hesap, her nafaka vadesi için geçerli karar tutarını, borçlunun ödemesini, kurumun nafaka yerine yaptığı ödemeyi ve kalan talebi ayrı sütunlarda gösterir. Bu düzen bir kanuni resmî form iddiası değildir; m.36/3-b’deki tutar sınırının denetlenmesini sağlar. İlgili aylıklar birbiriyle eşleştirilmeden bireyin ve kurumun toplamları doğrudan toplanmamalıdır.
Borçlunun doğrudan bireye ödeme yapmış olması, bunun hangi alacağı sona erdirdiği sorusunu doğurur. Ödemenin tarihi, hak geçişi ve borçlunun bilgilendirilmesine ilişkin uygulanabilir hukuk birlikte incelenir. “Ebeveyne gönderdim, kuruma hiç borç kalmadı” veya “kurum yazdı, önceki ödeme tamamen yok sayılır” şeklinde iki karşıt genelleme de doğru değildir. Sonuç, gerçek ödeme ve ilgili hak düzeni üzerinden belirlenmelidir.
Bireysel alacaklı da kurumun karşıladığı dönemlerle kendi talebini doğru ayırmalıdır. Karşılanmamış bakiye veya sonraki aylar mevcut olabilir; bunların belgeleri ayrı sunulur. Kurumun başvurusu yapılmış diye bütün bireysel alacakların bekletilmesi gerektiği yönünde genel kural kurulmaz. Buna karşılık aynı tutarın iki dosyada bağımsız tam bakiye gibi gösterilmesi önlenir. Tahsil edilen yeni ödemeler her iki hesapla ilişkilendirilir.
Kurum alacağı ile yargılama gideri farklıdır
Nafaka yerine ödenen yardımı geri istemek, uluslararası başvurunun işlem giderlerini tahsil etmekten ayrıdır. Sözleşme m.43, sözleşmenin uygulanmasında yapılan giderler için farklı bir düzen içerir. Devletin başarısız taraftan giderlerini geri alabilmesi ve belirli gider taleplerinde alacaklı sayılması bu maddeye dayanır. Dolayısıyla kurumun istediği her masraf m.36 kapsamındaki yardım tutarına açıklamasız biçimde eklenmemelidir.
Madde 43/1, uygulama giderlerinin tahsilinin nafakanın tahsilinden önce gelmemesini öngörür. Bu kuralın varlığı, bütün kamu kurumu alacaklarının her durumda hangi sırada ödeneceğini tek başına belirlediği anlamına gelmez. Önce istenen kalemin gerçek niteliği saptanır: nafaka yerine ödeme mi, mahkeme gideri mi, tercüme masrafı mı? Her kalem kendi hukuki dayanağı ve varsa karar hükmüyle açıklanır.
Türkiye’de tanıma ve icra aşaması
Türkiye, 2007 Sözleşmesi kapsamındaki tanıma ve icrada m.24 alternatif usulünü tercih ettiğini HCCH’ye bildirmiştir. Karşı tarafa usulüne uygun bildirim yapılması ve iki tarafa yeterli dinlenme imkânı verilmesi bu usulde önemlidir. Kamu kurumunun başvuran olması, bu korumaları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Kurumsal yazı ile Türkiye’de icra edilebilir kararın hukuki aşamaları ayrı izlenir.
Madde 25 kapsamındaki karar ve ekler, kurumun m.36 belgeleriyle birlikte hazırlanır. Kaynak devletteki kararın tam metni, icra edilebilirliği ve gerektiğinde tebligat kayıtları bulunmalıdır. Türkiye’nin tam onaylı karar suretine ilişkin beyanı ayrıca uygulanır. Kurumun ödeme çizelgesi, bu karar eklerinin yerine geçmez. Bir dosyanın muhasebe yönünden ayrıntılı olması, hukuki tanıma yönünden de tamam olduğu anlamına gelmez.
Tanıma ve icra koşulları tamamlandıktan sonra fiilî tahsil m.32 uyarınca talep edilen devletin hukukuna göre yürür. Yabancı kurumun kendi ülkesindeki banka veya ücret kesintisi yetkisini Türkiye’de doğrudan kullanacağı söylenemez. Türkiye’deki görevli merci ve icra usulü ayrıca işletilir. Uluslararası sözleşme iş birliği ve kararın kullanılmasını sağlar; yabancı makama Türkiye’de sınırsız cebrî icra yetkisi vermez.
Borçlu hangi konuları birbirinden ayırmalıdır?
İlk itiraz grubu, kurumun hak sahipliği ve talep kapsamıdır. Kurum hangi hukuka dayanıyor, gerçekten ödeme yapmış mı, ödeme aynı alacaklı ve dönemle ilgili mi soruları bu gruptadır. İkinci grup, kararın tanınması için gereken şartlardır. Kaynak yargılamada uygun bildirim ve savunma imkânı verilmemesi gibi sorunlar Lahey m.22/e çerçevesinde ayrı değerlendirilir.
Üçüncü grup, borcun ifası ve hesabıdır. Geçmiş taksitlerin ödendiği savunması Türkiye’nin kullandığı m.24/5 usulünde önem taşır. Buna karşılık “nafaka başlangıçta fazla belirlenmişti” açıklamasıyla tanıma mahkemesinden esasın baştan değerlendirilmesi istenemez; m.28 esas incelemesini yasaklar. Karar değişikliği gerekiyorsa yetkili devlet ve ilgili koşullar farklı bir başvuru olarak belirlenir.
İtiraz süresi, gelen evrak ve uygulanacak usule göre hesaplanmalıdır. Kurumla e-posta görüşmesi yürütülmesi, mahkeme veya icra evrakının sürelerini kendiliğinden durdurmaz. Başvuranın başka ülkede bulunması da her işlem için tek bir uzun süre yaratmaz. Tebliğ tarihi, dosya numarası ve istenen işlem gecikmeden incelenir. Süre belgesi görülmeden herkese aynı itiraz günü verilmesi doğru değildir.
Dosya hazırlık tablosu
| Başlık | İncelenecek kayıt | Ayırıcı soru |
|---|---|---|
| Kurumun sıfatı | Tabi olduğu hukuk, görev ve hak geçişi veya temsil kaydı | Gerçek alacaklı mı, temsilci mi, ileten makam mı? |
| Karar | Kurum başvurusu üzerine veya bireyler arasında verilmiş tam hüküm | M.36/3’ün hangi yolu kullanılıyor? |
| Yardım | Alıcı, dönem ve gerçekleşen ödeme belgeleri | Nafaka yerine hangi tutar sağlandı? |
| Bakiye | Borçlu ödemeleri, kurum payı ve bireysel kalan alacak | Aynı aylık iki kez isteniyor mu? |
| Türkiye işlemi | Tanıma belgeleri, bildirim ve mevcut icra kayıtları | Yabancı yazıdan hangi hukuki aşamaya geçilmiş? |
Görüşme için yalnız kurumun son ihtar yazısı değil, ekli hesap, önceki kararlar ve borçlunun yaptığı ödemeler birlikte hazırlanmalıdır. Belgeler farklı kişiler adına düzenlenmişse bu bağlantı açıklanır. Kurumun talebini otomatik doğru kabul etmek de tamamını yalnız yabancı olduğu için reddetmek de belge incelemesinin yerine geçmez. İlgili hüküm ve gerçek ödeme üzerinden talebin hangi kısmının tartışmalı olduğu belirlenir.
İletişimde çocuk ve aile bireylerinin hassas verileri gereksiz yere paylaşılmaz. Sözleşme m.38–40 kapsamındaki amaçla sınırlılık ve güvenlik korumaları, kurum başvurusunda da önemini korur. Kamu kurumunun dosyada bulunması, herkesin bütün özel adres ve sağlık bilgilerine erişeceği anlamına gelmez. Adres gizliliği rehberi gerektiğinde ayrı koruma talebinin hazırlanmasına yardımcı olur.
Sık sorulan sorular
Yabancı kamu kurumu Türkiye’de nafaka talep edebilir mi?
M.36’nın kapsamı ve ilgili sözleşme şartları sağlanırsa belirli tanıma ve icra başvurularını yapabilir. Her kamu alacağı aynı kapsama girmez.
Kurumun geri isteme yetkisini Türk hukuku mu belirler?
M.36/2, kurumun kişinin yerine hareket etme veya yardım bedelini geri isteme hakkını kurumun tabi olduğu hukuka bağlar. Türkiye’deki tanıma ve icra usulü ayrı konudur.
Kurumun adı ilk nafaka kararında yoksa başvuru yapılamaz mı?
M.36/3-b, birey ile borçlu arasındaki karara ödenen yardımlar ölçüsünde dayanılmasını düzenler. Kurumun yetkisi ve fiilî ödemesi ayrıca gösterilir.
Kurumun gönderdiği ihtar doğrudan icra kararı mıdır?
Belgenin adı ve anteti yeterli değildir. Karar niteliği, kaynak hukuktaki etkisi ve gerektiğinde m.19/3 idari karar koşulları incelenir.
Bütün sosyal yardımlar nafaka yerine ödeme sayılır mı?
Hayır. Ödemenin nafaka yerine sağlanması ve ilgili geri isteme dayanağı belirlenir. Farklı sosyal ödemeler otomatik olarak m.36 alacağına dönüşmez.
Kurum ödeme yaptıysa borçlunun nafaka borcu biter mi?
Bu genel sonuç kurulamaz. Kurumun geri isteme hakkı, bireyde kalan bölüm ve borçlunun önceki ödemeleri ilgili hukuk ve kayıtlarla belirlenir.
Kurum ile alacaklı aynı aylığı iki kez isteyebilir mi?
Kurumun m.36/3-b talebi sağladığı yardım ölçüsündedir. Aylık hesapta kurum payı, bireysel bakiye ve gerçekleşmiş ödemeler ayrılarak mükerrer tahsil önlenir.
Kurumdan ödeme belgeleri istenebilir mi?
M.36/4, talep üzerine kurumun hakkını ve yardımın sağlandığını gösteren gerekli belgeleri sunmasını düzenler. İki husus ayrı ayrı doğrulanmalıdır.
Yabancı kurum Türkiye’deki bankaya doğrudan haciz uygular mı?
Sözleşme yabancı kuruma sınırsız cebrî icra yetkisi vermez. Tanıma ve icra koşullarından sonra tahsil, m.32 uyarınca talep edilen devletin hukukuyla yürütülür.
İlk inceleme için hangi kayıtlar hazırlanmalı?
Kurumun talebi ve hukuki dayanağı, tam karar, ödeme dönemleri, borçlu dekontları ve Türkiye’de gelen tebligatlar birlikte hazırlanmalıdır.
Resmî kaynaklar
- 2007 Lahey Nafaka Sözleşmesi — m.3, 10, 19–25, 28, 32, 36 ve 38–43.
- Türkiye’nin usul, belge ve kapsam beyanları.
- Taraflık ve yürürlük tablosu.
Türkiye’deki talebin incelenmesi için iletişim
İstanbul ve Mersin ofisleriyle görüşme talebinde kurumun bulunduğu ülkeyi ve size bildirilen son işlem tarihini belirtin. Hassas belgelerin iletim yöntemini ayrıca belirleyin.
İstanbul ofisi
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin ofisi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinGörüşme talebinizi iletin
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.