İsviçre’deki Nafaka Borçlusundan Tahsil (2026): 2007 Lahey, 1973 Lahey ve 1956 New York Ayrımı
2026 itibarıyla İsviçre, 2007 Lahey Çocuk Nafakası Sözleşmesi’ne taraf değildir. Buna karşılık Türkiye ve İsviçre, 1973 Lahey Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesi ile 1956 New York Nafaka Tahsil Sözleşmesi çerçevesinde işbirliği kurabilir. Türkiye’deki nafaka alacaklısı, Adalet Bakanlığının 64/2 sayılı Genelgesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığı gönderici makamı üzerinden başvuru yolunu kullanabilir. Yabancı ülkedeki icra için mahkeme kararının 1973 Sözleşmesi m.4–6 ve m.17 koşulları, nafaka bakiye listesi, tercüme ve ilgili İsviçre usulü ayrıca incelenir.
Kısa Özet
| 2007 Lahey | Türkiye taraf, İsviçre taraf değil (HCCH 16 Eylül 2026). |
| 1973 Lahey | İki ülke taraf; kararın tanınması ve icrası m.4–17. |
| 1956 New York | Gönderici makam ve aracı kurum işbirliği; m.1,3–6. |
| Türkiye’de gönderici makam | Cumhuriyet başsavcılıkları, 64/2 Genelge. |
| Belgeler | Karar, tebligat, kesinlik, tercüme, EK-8–12 formlar. |
| Birikmiş nafaka | 1973 Lahey m.11, 64/2 EK-11 bakiye listesi. |

1. İsviçre’deki borçludan nafaka tahsilinde ilk soru hangisidir?
Türkiye’de yaşayan çocuğu için Türk mahkemesinden iştirak nafakası kararı alan kişinin karşı tarafın İsviçre’ye taşınmasıyla karşılaştığı ilk soru, ödeme yükümlülüğünün devam edip etmediği değil, bu alacağın İsviçre’de hangi uluslararası hukuk yoluyla ileri sürüleceğidir. Mahkeme hükmü Türkiye’de nafaka borcunu belirler; başka bir devletin ülkesinde banka hesabına veya gelire cebrî erişim için o devletin tanıma ve icra koşulları yerine getirilir. Bu nedenle Türk icra emrinin fotokopisiyle İsviçre bankasına doğrudan haciz talimatı verilmesi resmî bir icra yolu değildir.
2026 bakımından doğru inceleme üç ayrı metni ayırır: 1956 Birleşmiş Milletler New York Sözleşmesi, 1973 Lahey Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesi ve 2007 Lahey Çocuk Nafakası Sözleşmesi. Türkiye ile İsviçre arasında 1956 ve 1973 rejimleri uygulanabilir; İsviçre, 2026 sonbaharında 2007 Lahey Sözleşmesi’ne henüz taraf değildir. Davanın boşanma veya velayete ilişkin olması bu devletler arası taraflık gerçeğini değiştirmez. Aşağıdaki inceleme yalnızca hangi yolun gerekli olduğunu değil, hangi evrakın hangi resmî makam üzerinden gideceğini ve hangi usul hatalarının tahsili geciktirebileceğini gösterir.
2. 2007 Lahey Nafaka Sözleşmesi neden İsviçre için uygulanmaz?
2007 tarihli Çocuk Nafakası ve Diğer Aile Nafaka Türlerinin Uluslararası Tahsili Hakkındaki Lahey Sözleşmesi’ne Türkiye 7 Ekim 2016 tarihinde taraf olmuş; sözleşme Türkiye bakımından 1 Şubat 2017’de yürürlüğe girmiştir. HCCH’nin 16 Eylül 2026 tarihli taraf devletler tablosunda Türkiye açıkça bulunmaktadır. Ancak aynı tabloda İsviçre sözleşmeye taraf devlet olarak yer almamaktadır. Bu yüzden bir Türkiye–İsviçre nafaka dosyası, sırf Türkiye sözleşmeye taraf diye otomatik olarak 2007 Sözleşmesi’nin iki devlet arasında uygulanacağı düşüncesiyle hazırlanamaz.
İsviçre Federal Adalet Dairesinin resmî sitesinde Federal Konseyin 2007 Sözleşmesi’ne katılımı tavsiye ettiği, fakat katılım öncesinde dosyaların hangi federal, kantonal veya belediye düzeyinde yürütüleceğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir. Resmî makamların “katılmayı değerlendirme” açıklaması, uluslararası sözleşmeye taraf olma ve yürürlük tarihinin yerini tutmaz. Hukuki dayanak seçilirken basın duyurusuna veya hedeflenen reform tarihine değil taraflık tablosuna bakılmalıdır. Bu ayrım, yanlış form ve merkeze başvurmaktan kaynaklanan zaman kaybını önler.
3. Türkiye ve İsviçre 1973 Lahey Nafaka Sözleşmesi’ne taraftır
2 Ekim 1973 tarihli Nafaka Yükümlülüğüne İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesi bakımından HCCH resmî tablosu İsviçre için 1 Ağustos 1976, Türkiye için 1 Kasım 1983 yürürlük tarihlerini gösterir. Dolayısıyla iki ülkenin ilişkisi bakımından 1973 Sözleşmesi, nafaka kararlarının tanınması ve tenfizi için somut hukuki çerçevedir. Sözleşme’nin 1. maddesi aile, hısımlık, evlilik veya sıhriyet ilişkisinden doğan nafaka yükümlülüklerine ilişkin mahkeme veya idari kararları kapsar; 2. madde değişiklik kararlarını da uygulama alanına dahil eder.
Sözleşme’nin 3. maddesi, boşanma kararı yalnızca nafakayı değil velayet veya başka konuları da içerdiğinde sözleşmenin kararın nafaka ile ilgili kısımlarına uygulanacağını açıklar. Bu nedenle tek bir boşanma ilamındaki evliliğin sona ermesi, çocukla kişisel ilişki ve iştirak nafakası hükümlerini aynı işlem gibi görmek isabetli değildir. İsviçre’de nafakanın icrasına yönelik başvuruda talebin dayanağı, kararın nafaka kısmı ve ödenmeyen dönemler net biçimde ayrılmalıdır. Yabancı ilamın Türkiye’de tanınması gerektiren ters yöndeki uyuşmazlıklar Yabancı nafaka kararının Türkiye’de icrası rehberinde ele alınır.
4. 1956 New York Sözleşmesi: merkezî makam işbirliği neden önemlidir?
1956 tarihli Nafaka Alacaklarının Yabancı Memleketlerden Tahsiline İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi, alacaklının ülkesindeki gönderici makam ile borçlunun bulunduğu ülkedeki aracı kurum arasında işbirliği oluşturur. Sözleşmenin 1. maddesi, yabancı ülkedeki nafaka alacağının tahsilini kolaylaştırma amacını düzenler; ikinci fıkra sözleşme araçlarının diğer hukuk yollarını ortadan kaldırmadığını belirtir. Üçüncü madde alacaklının başvuru ve belgelerinin gönderici makama verilmesini, dördüncü madde dosyanın aracı kuruma aktarılmasını düzenler.
Adalet Bakanlığının 64/2 sayılı Genelgesi, Türkiye’de bulunan nafaka alacaklısı bakımından Cumhuriyet başsavcılıklarının “gönderici makam” olduğunu belirtir. Bakanlığın ilgili merkezî birimi devletler arası iletişimi yürütür. İsviçre Federal Adalet Dairesinin 3 Şubat 2026 tarihli uluslararası nafaka sayfası da ülke dışındaki alacaklıların New York Sözleşmesi merkezî makam adreslerine nasıl ulaşacağını açıklar. Ancak bir merkeze başvuru yapılmış olması, İsviçre’de nafaka alacağının kesin tahsil edildiği anlamına gelmez; alacak ve borçlunun malvarlığı şartları ile İsviçre uygulama hukuku ayrıca dikkate alınır.
5. New York 1956 ile Lahey 1973 aynı işlevi görmez
1956 New York Sözleşmesi alacaklının başvurusunu başka ülkeye ulaştırmaya ve aracı kurumun alacağın tahsilini kolaylaştırmasına yönelik işbirliğini kurar. 1973 Lahey Sözleşmesi ise nafaka kararının sözleşmeye taraf devletlerde tanınma ve icra koşullarını düzenler. Birincisi her durumda yabancı mahkeme kararını kendiliğinden tanıtan bir tenfiz kararı değildir. Adalet Bakanlığı 64/2 Genelgesi’nin ikinci sayfasında 1956 yolunun bir tenfiz sözleşmesi olmadığı ve uyuşmazlığın, borçlunun bulunduğu devletin hukuku ile birlikte ele alındığı açıkça açıklanmıştır.
İkinci yol açısından 1973 Lahey Sözleşmesi’nin 4. maddesi yetki ve kararın normal kanun yollarına artık açık olmaması gibi tanıma koşulları koyar; 5. maddesi ret nedenlerini düzenler. Bu sebeple belge hazırlanırken “hangi ülkeye başvurulacak?” sorusuna verilecek cevap ile “mahkeme kararının orada uygulanması için hangi belge gerekir?” sorusunun cevabı ayrı verilir. Her iki sözleşmenin özelliklerini birlikte bilmek, çocuğun nafakasını tahsil etmeye çalışan aile için bir usul avantajı sağlayabilir; fakat sonuç otomatik değildir.
6. 1973 Lahey m.4: kararın kesinliği ve yetki koşulları
1973 Sözleşmesi’nin 4. maddesi, bir taraf devlette verilen nafaka kararının başka bir taraf devlette tanınması veya icrası için kararın sözleşmenin 7 veya 8. maddesi uyarınca yetkili görülen makamdan çıkmış olmasını ve kararın kaynağında olağan kanun yollarına açık olmamasını esas alır. Maddede, bir devletin kendi hukukunda benzer nitelikte geçici kararları tanıması koşuluyla, henüz olağan kanun yoluna açık geçici nafaka hükümlerine ilişkin ayrıca bir düzenleme vardır. Bu hüküm bütün tedbir nafakalarının mutlaka İsviçre’de icra edileceği sonucuna dönüştürülemez.
Bir mahkeme hükmüyle nafaka belirlenmişse kesinleşme ve icra edilebilirlik kaydının hangi safhada sağlandığı ayrıca kontrol edilir. Mahkemenin yetkisi bakımından 7. madde; dava tarihinde alacaklı veya borçlunun mutad meskeninin kararı veren devlette olması, tarafların o devlet vatandaşı olması veya davalının yetkiye itiraz etmeden esasa girmesi gibi bağlantıları sayar. 8. madde boşanma ve ayrılık kararlarıyla bağlantılı nafaka hükümlerinde özel yetki düzenler. Bu bağlantıları somut delille göstermeden yurt dışındaki kararın tenfizinin kesin olduğunu söylemek mümkün değildir.
7. 1973 Lahey m.5 ve m.6 ret nedenleri: tebligat da denetlenir
1973 Sözleşmesi’nin 5. maddesinde kamu düzenine açık aykırılık, usulî hile, aynı taraf ve konuda daha önce açılmış dava, karşıt karar ve belirli şartları taşımayan önceki hüküm gibi sınırlı tanıma-tenfiz ret sebepleri sayılır. Altıncı madde, karar davalının yokluğunda verilmişse davanın açıldığını ve istemin içeriğini gösteren tebligatın kaynak ülke hukukuna uygun biçimde yapılmasını ve savunmaya yeterli süre tanınmasını ayrıca arar. Bu iki madde, tebligat dosyasının önemsiz bir usul ayrıntısı olmadığını gösterir.
Türkiye’deki boşanma veya nafaka davasında davalı İsviçre’deyken tebligat yapılmışsa, gönderilen belge ve dönen tebliğ belgesi saklanmalıdır. Belgenin yalnızca yurt dışına postalanmasıyla uluslararası tebligatın tamamlanmış sayılması doğru değildir. İsviçre’ye özgü kanton tercümesi, 1965 Lahey ve TK m.25/a ayrımı konusunda hazırlanmış İsviçre kantonlarına uluslararası tebligat rehberi, 1973 Sözleşmesi m.6 bakımından önemli bir tamamlayıcı açıklamadır. Önceki davanın adil savunma hakkı yönünden incelenmesi, yeni bir nafaka hükmünün esasının tekrar değerlendirilmesiyle karıştırılmamalıdır.
8. Yalnızca nafaka bölümünün tanınması: 1973 m.3 ve m.10
Bir Türk boşanma kararında eşlerden birinin kusuru, tazminat, velayet ve nafaka bir arada düzenlenmiş olabilir. Ancak 1973 Lahey Sözleşmesi 3. maddesi bu metnin tamamını tek işlem konusu yapmaz; sözleşmenin doğrudan uygulanması kararın nafaka hükmüyle sınırlanır. 10. madde, kararın bütünü için tanıma veya icra mümkün olmasa dahi uygun kısmı için kısmi tanıma veya icra yapılabilmesini düzenler. Bu özellik, dosyaya bütün hüküm yerine yalnız nafaka rakamı yazmanın yeterli olacağı anlamına gelmez; kararın tam ve doğru örneği gerekli olabilir.
Somut evrak hazırlanırken aylık iştirak nafakasının kimin lehine, hangi tarihten itibaren ve hangi tutarda doğduğu ayrı bir cetvelle açıklanmalıdır. Yoksulluk nafakası da hükümde yer alıyorsa alacaklı kişiler ve miktarlar birbirine karıştırılmamalıdır. 1973 Lahey rejimi yetişkinler dahil aile ilişkilerinden doğan belirli nafaka borçlarını kapsadığından, yalnız çocuk nafakasının her dosyada tek kategori olduğu iddia edilemez. Ancak sözleşmenin 26. maddesi çerçevesindeki ilgili devlet çekinceleri bakımından dosyanın konusu yeniden incelenmelidir.
9. Birikmiş ve gelecek nafaka: 1973 Lahey m.11
1973 Lahey Sözleşmesi’nin 11. maddesi, düzenli dönemsel nafaka ödemesi öngören bir kararın icrasının hem süresi gelmiş alacaklar hem gelecek ödemeler bakımından sağlanacağını öngörür. Böylece yalnız başvuru tarihinden sonraki aylara odaklanmak ve geçmişte birikmiş tutarları açıklamamak, alacağın önemli bir kısmının dosya dışında kalmasına yol açabilir. Buna karşılık geçmiş aya ait miktarın gerçekten ödenip ödenmediği, sonradan yapılan kısmi transferlerin hangi aya mahsup edildiği ve hükümdeki artış şartı dikkatle hesaplanmalıdır.
Adalet Bakanlığının 64/2 Genelgesi EK-11 bakiye nafaka alacağı listesi için ayrı örnek içerir. Alacaklının talep tarihine kadar doğmuş nafaka ile gerçekleşmiş ödemeleri aylık satırlarda göstermesi öngörülür. Birikmiş nafaka hesabının herhangi bir internet hesaplayıcısıyla otomatik sonuçlandırıldığı varsayılamaz. Hükmün başlangıç tarihi, artış oranı, ödeme para birimi ve ödeme kanıtları belirlenmelidir. Çocuk başına ayrı nafaka kararı varsa alacak bakiyeleri de ayrı hesaplanmalı, bu bilgiler talep formu ve banka hesap bilgileriyle tutarlı tutulmalıdır.
10. 1973 Lahey m.17: tam karar, kesinlik, tebligat, tercüme
1973 Sözleşmesi’nin 17. maddesine göre tanıma veya icra isteyen taraf tam ve gerçeğe uygun karar örneğini, olağan kanun yollarına artık açık olmadığını ve gerekiyorsa icra edilebilirliği gösteren belgeleri sunar. Davalı gelmediği için verilen kararlarda dava başlangıcının ve istemin içeriğinin usulüne uygun tebliğine ilişkin belge ayrıca gerekir. Geçerli adli yardım veya masraf muafiyetini kanıtlayan belgeler ilgili durumda eklenir. Belgelerin onaylı tercümesi, talep edilen makam aksine karar vermedikçe sunulur.
Maddenin son cümlesinde ayrıca konsolosluk tasdiki veya benzeri legalizasyon formalitesinin aranmayacağı belirtilir. Bu, tüm tercümelerin veya karar örneklerinin kalitesiz ve imzasız olabileceği anlamına gelmez. Onaylı tercüme ve gerekli belge bütünlüğü m.17’de ayrıca sayılmıştır. Böylece iki farklı yanlış uçtan kaçınılır: bütün belgelere sırf yabancı ülkeye gidecek diye gereksiz konsolosluk tasdiki yüklemek ya da belgelerin herhangi bir tercüme ve onay denetimi yapılmadan kabul edileceğini söylemek. Resmî Sözleşme metninin m.17 kısmı dosya hazırlanırken doğrudan okunmalıdır.
11. Türkiye 64/2 Genelgesi’ne göre gönderilecek belgelerin fihristi
Adalet Bakanlığı 64/2 Genelgesi’nin üçüncü bölümünde yabancı devlete nafaka tahsil talebi için bir dizi belge düzenlenmiştir: EK-8 talep formu, mevcutsa mahkeme ilamı veya uygun ara karar, EK-9 adli müzaheret belgesi, EK-10 vekâletname, çok dilli nüfus kayıt örneği, tebliğ belgesi örneği, mümkünse alacaklı ve borçlu fotoğrafları, EK-11 bakiye nafaka alacağı listesi ve EK-12 banka hesabı formu. Her belge başka bir hukuki ihtiyacı karşılar; borçlunun adresi ile alacaklının ödeme hesabı birbirinin yerine geçen bilgiler değildir.
Genelge, talep formunun her bir nafaka alacaklısı için ayrı düzenlenmesini ve iki nüsha hazırlanmasını öngörür. Mahkeme kararının gerekli onay ve şerhleri taşıması, belgenin borçlunun bulunduğu devlet dilindeki tercümesinin eklenmesi de açıklanır. Taraflar tek çocuk ve bir ebeveyn zannedilerek hazırlanan genel şablon, iki çocuğun ayrı nafaka alacağının bulunduğu aile için uygun olmayabilir. Her alacaklı, hüküm ve fiilî ödeme kaydı bakımından belgeler ayrı denetlenmelidir.
12. Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla başvuru nasıl başlar?
Türkiye’de ikamet eden nafaka alacaklısı, yabancı devletteki borçlunun nafaka yükümlülüğü için 64/2 Genelgesi kapsamında bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla başvuru yapabilir. Genelge, Cumhuriyet başsavcılıklarını Türkiye’deki gönderici makam olarak tanımlar ve hazırlanan belgelerin Adalet Bakanlığının merkezî makam işlevi üzerinden yabancı ülkeye iletilmesini öngörür. Bu işlem, avukatın veya alacaklının doğrudan İsviçre mahkemesinin yerine geçmesi anlamına gelmez.
Genelgenin üçüncü sayfasına göre Türkiye’deki alacaklı ve yabancı ülkedeki borçlu ilişkisi bakımından merkezî makamın hangi rolü üstlendiği belirgindir. Başvuru noktasında yalnız bir dilekçe verilmesi bütün koşulları sağlamaz; örneğin karar ve tercümesi, dönemsel bakiye listesi ve banka hesap formunun birbirine uyumu kontrol edilmelidir. Türkiye’deki borçludan İsviçre’deki alacaklının tahsil istemesi hâlindeyse Cumhuriyet başsavcılığının aracı kurum sıfatı söz konusu olur; gönderici ve aracı rolleri karıştırılmamalıdır.
13. İsviçre Federal Adalet Dairesinin 2026 tarihli resmî açıklaması
İsviçre Federal Adalet Dairesi 3 Şubat 2026 tarihinde yayımladığı uluslararası nafaka bilgilendirmesinde, nafaka borçlusu yabancı ülkedeyken yükümlülüğünü yerine getirmediğinde merkezî makamların işbirliği yoluyla ödeme tahsilinin desteklendiğini belirtir. İsviçre dışında bulunan alacaklıların başvuruları bakımından New York Sözleşmesi merkezi makam adresleri listesine bağlantı verir. Bu liste 14 Ağustos 2026 tarihli güncelleme gösterir ve başvurunun alacaklının yaşadığı ülkedeki gönderici makama yapılması gerektiğini belirtir.
Bu kayıtlar, İsviçre’de nafaka borçlusu bulunmasının otomatik tahsil imkânsızlığı yarattığı fikrini çürütür; fakat nafakanın hangi adımlarla icra edileceğini tek başına belirlemez. İsviçre’de uygulanacak kanun ve borçlunun gelir veya malvarlığı hakkında resmî yolla yürütülecek işlemler farklıdır. İsviçre makamının adresi zamanla değişebileceği için önce güncel FOJ sayfası ve Bakanlığın EK-3 listesi birlikte incelenmelidir; eski bir blogdaki adresi kopyalayarak başvuru yapılmamalıdır.
14. Adli müzaheret belgesi ve gider muafiyetinin önemi
1973 Lahey Sözleşmesi’nin 15. maddesi, kaynak devlette tam veya kısmi adli yardımdan yararlanan nafaka alacaklısının diğer devletteki tanıma veya icra davasında oranın sağladığı en elverişli adli yardım veya en kapsamlı gider muafiyetinden yararlanmasını öngörür. 16. madde ise sözleşme kapsamındaki yargılamada masraf güvencesi olarak kefalet veya teminat talep edilmesini yasaklar. Bu hükümler, nafaka alacaklısının yabancı ülkede erişim engellerinin azaltılması bakımından önemlidir.
Adalet Bakanlığının 64/2 Genelgesi EK-9 adli müzaheret belgesine ve ilgili fakirlik ilmühaberine değinir; belgelerin belirli süreyle güncel tutulması gerektiğini bildirir. Bu nedenle karşı tarafın İsviçre’de çalıştığı ve döviz kazandığı düşünülerek alacaklının her türlü masrafı peşinen karşılayabileceği varsayılmamalıdır. Aynı şekilde adli yardım imkânı bulunması bütün giderlerin otomatik sıfırlandığı veya avukatlık ücreti doğmayacağı anlamına gelmez. İlgili makamın belge ve gelir koşulları ayrı değerlendirilir.
15. Türkiye’deki nafaka alacaklısı adına vekâlet düzenleme
64/2 Genelgesi EK-10 vekâletname örneği, nafaka talebinin yabancı ülke makamları önünde yürütülmesi için özel hazırlanmıştır. Genelge, vekâletnamenin alacaklı tarafından kendi adına asaleten, velayeti altında bulunan çocuklar adına velayeten veya ilgili yasal temsilci tarafından imzalanması gerektiğini belirtir. Çocuğun küçük veya ergin olması, doğrudan kimin başvurabileceğini etkiler. Velayet sona ermişse önceki veli her işlemde çocuğu otomatik olarak temsil edemez.
Daha önce boşanma davası için verilen standart avukatlık vekâletnamesinin, yurt dışı nafaka tahsil sistemi için aranan örnek belgeyle tamamen aynı olduğu varsayılamaz. Yetki metni ve yabancı devletin özel şartları karşılaştırılmalıdır. İsviçre konsoloslukları için hazırlanmış İsviçre Türk konsoloslukları ve vekâletname işlemleri genel vekâletname rehberi bu dosyadaki nafaka tahsil vekâletinden farklı bir uygulamayı açıklar. Evrakın Noterlik Kanunu ve ilgili ülkenin taleplerine uygun hazırlanması, gereksiz biçim şartı üretmeden değerlendirilmelidir.
16. Bakiye nafaka alacağı listesinde ödeme aylarının ayrılması
Birikmiş nafaka hesabı, hükmedilen her aylık tutarın ve borçlunun fiilen yaptığı her ödemenin tarih ve miktar bazında ayrı kaydedilmesiyle oluşturulmalıdır. 64/2 Genelgesi EK-11, alacaklıdan bu amaçla bir bakiye nafaka alacağı listesi ister. Talep tarihinde hükmün geçerli olduğu dönemin tamamı, varsa artış şartı ve ödemelerin hangi aya ilişkin yapıldığı incelenir. Ödemeler banka yoluyla alınmışsa kayıtların açıklamaları ile tutarları birlikte okunmalıdır.
Aynı ay için birden çok kısmi ödeme yapıldıysa bunların tamamını yok sayarak borç doğrudan tam tutardan gösterilemez. Geçmiş dönemde fiilî ödeme yapılmadığına ilişkin belgelendirme de ödeme hesabına ilişkin bir delildir. 64/2 Genelgesinde, yabancı makamdan tahsil sonrası havalelerin kontrolü ve ödenen tutarlar hakkında doğru beyan verilmesi gerektiği özellikle belirtilmiştir. Gerçek tahsilata aykırı beyan dosyanın güvenilirliğini zedeleyebilir ve yabancı makamla yürütülen işlemi etkileyebilir.
17. Davalının İsviçre’de olması ile Türkiye’de tebligat yapılması
1973 Sözleşmesi’nin 6. maddesi, davalı olmadan verilen hükmün tanınması bakımından savunma hakkını ve ilk dava tebligatını özel şart olarak ele alır. Türkiye’deki mahkemenin tebligatı önce eski Türkiye adresine gönderip daha sonra İsviçre’ye taşındığını öğrenmesi, doğrudan geçerli veya geçersiz sonuç doğurmaz; tebliğin yapıldığı tarihteki kayıt ve hukuki usul incelenmelidir. Mahkeme dosyasındaki çıkış ve dönüş belgelerinin birlikte incelenmesi gerekir.
İsviçre’de adres doğrulaması, kanton tercüme dili ve TK m.25/a konsolosluk yöntemi arasında seçim yapılması konusunda İsviçre kantonlarına uluslararası tebligat yazısında resmî EK-8, EK-9 ve 1965 Lahey Sözleşmesi’ne ilişkin ayrı analiz bulunur. Nafaka hükmünün icrası için yapılan uluslararası başvuru ise bu tebligatla farklı bir işlem olduğundan, tebligat formu nafaka tahsil dosyasının bütün belgelerini ikame edemez. Birinci davanın tebligat eksikliği varsa yeni tahsil aşamasında bu sorunun görünmez hâle gelmesi beklenmemelidir.
18. Çocuk nafakası ile eş nafakası aynı dosyada nasıl ayrılır?
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.182/2 iştirak nafakasına, m.327–330 çocuğun bakım ve eğitim giderleri ile miktar ölçütlerine dayanır; m.175 yoksulluk nafakasını ayrıca düzenler. Bu hükümler hangi alacağın kim için ve hangi tarihten itibaren doğduğunu belirlemek için Türk hükmüyle birlikte okunur. Uluslararası tahsil sözleşmesi ise Türk mahkemesinin nafaka miktarını yeniden baştan belirlemez; mevcut hüküm ve uygulanabilir uluslararası usul üzerinde işlem görür.
Nafaka miktarının hesaplanması konusunda Nafaka miktarında TMK m.330 ölçütleri yazısı, uygulanacak hukuk bakımından ise Yurt dışı nafakada uygulanacak hukuk: MÖHUK m.19 ayrı soruları yanıtlar. Çocuk nafakasıyla eş nafakasını yalnızca “aile alacağı” başlığında birleştirmek, 1973 Sözleşmesi’nin 1. maddesindeki kapsam ve 26. maddedeki çekince değerlendirmeleri için yeterli değildir. Alacaklıların farklı olması, taleplerin ayrıştırılmasını ve her kişi için ayrı form düzenini gerektirebilir.
19. 1973 Lahey m.26 çekinceleri neden gözden kaçırılmaz?
1973 Sözleşmesi’nin 26. maddesi, devletlere belirli hısımlık ilişkilerinden doğan nafaka borçları ile yalnız toplu ödeme öngören nafaka kararları yönünden çekince bildirme imkânı verir. Türkiye’nin HCCH kayıtlarındaki çekincesi 26. maddenin ikinci ve üçüncü gruplarıyla ilgilidir. İsviçre bakımından bir dönem yan soy ve sıhriyet nafakalarına yönelik çekince bulunduğu, fakat 1993’te geri çekildiği ve 1 Haziran 1993’te hükümden kalktığı resmi HCCH beyanında açıklanır.
Bu nedenle İsviçre’nin güncel pozisyonunu eski bir ülke tablosundan kopyalayarak “hısımlar arası nafakaya bugün de çekince var” demek yanlış olur. Türkiye’nin çekincesi de hangi devletin hangi kararı tanıyacağına göre analiz edilmelidir. Çocuğun iştirak nafakası için genel koşullar ile kardeş veya kayın hısımları arasındaki nafaka borçları aynı şekilde sınıflandırılmamalıdır. Somut dosyada 1973 Sözleşmesi’nin m.26 ile m.34 hükümleri birlikte değerlendirilmeli, geçerli taraflık ve çekince kayıtlarına dayanmayan kesin yargılardan kaçınılmalıdır.
20. İsviçre’deki işveren, banka ve malvarlığı hakkında beklenti
Nafaka borçlusunun İsviçre’de çalışması, gelir elde etmesi veya banka hesabına sahip olması alacağın fiilen tahsil edilebilirliğini etkileyebilir; ancak alacaklının Türkiye’de aldığı karar ile o hesap üzerinde derhal cebrî icra yapılabileceği anlamına gelmez. Yabancı ülkede icra işlemlerini o ülkenin yetkili makam ve icra hukuku yürütür. 1973 Lahey m.13, tanıma ve icra usulünün aksi sözleşmede düzenlenmedikçe talep edilen ülke hukukuna tabi olduğunu açıkça söyler.
Adalet Bakanlığı 64/2 Genelgesi de borçlunun bulunduğu devlet makamının kendi hukuku çerçevesinde tahsil tedbirlerine başvuracağını belirtir. Dolayısıyla maaştan kesinti, banka hesabı, taşınır veya taşınmaz işlemi hakkında bir Türk mahkemesi kararının yabancı ülke icra organına otomatik talimat olduğu söylenmemelidir. Tahsil mümkün olduğunda paranın alacaklıya aktarımı için doğru banka hesap formu ve gerçek ödeme kayıtları kullanılır. Sahte veya belgesiz malvarlığı iddiaları dosyaya sokulmamalıdır.
21. İsviçre makamı yeni nafaka davası açmak zorunda mı?
1956 New York Sözleşmesi’nin 6. maddesi kapsamında aracı kurumun alacaklı adına uygun işlemleri yürütmesi, dosyanın niteliğine göre bir nafaka hükmünün icrasının talep edilmesini veya yeni dava açılmasını içerebilir. 64/2 Genelgesi de bir yolun mevcut nafaka ilamının infazı, diğerinin ise borçlunun ülkesinde bir nafaka hükmü alınması olabileceğini açıklamaktadır. Önceki Türk kararının tanıma ve tenfize elverişliliği ile yabancı devletin usulü, yöntem seçiminde etkilidir.
Bütün dosyalara “İsviçre’de mutlaka yeni nafaka davası gerekir” demek de, “Türk ilamı çevrilince derhal icra edilir” demek de 1956 ve 1973 Sözleşmeleri’nin ayrımını görmezden gelir. Önceki kararın niteliği, kesinliği, gerekli tebligat, 1973 m.4–5 şartları ve İsviçre resmî makamının yanıtı üzerinden hangi usulün işletilebileceği değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, aile hukukundaki uzun süren yargılamanın gereksiz tekrarı riskini azaltabilir.
22. İsviçre’den Türkiye’ye havale, hesap bilgileri ve mahsup denetimi
Adalet Bakanlığı 64/2 Genelgesi EK-12 banka hesap formunda alacaklının ödeme hesabı bilgilerini istemektedir. Tahsil edilen nafaka yabancı ülkedeki resmî işlemler üzerinden alacaklıya iletilirken hesap numarası, alıcı adı ve ilgili başvuru bilgileri doğru yazılmalıdır. Hangi ay için hangi tutarın aktarıldığı daha sonra bakiye hesaplamasında kullanılmalıdır. Para biriminin değişmesi veya işlem masrafı bulunması alacak rakamının varsayımla azaltılması veya artırılması gerekçesi değildir.
Genelgenin sekizinci sayfası, alacaklının ödeme yapılmadığı yönündeki beyanlarının banka kayıtlarıyla karşılaştırılması ve doğru miktarların belirtilmesi gerektiğini açıklar. Bu düzenlemenin sonucu, tahsil edilmeyen kalemler için başvuru sürdürülürken tahsil edilen aylıkların mükerrer biçimde borç gösterilmemesidir. Dolayısıyla uluslararası nafaka sürecinde avukatın işi yalnızca bir kez form göndermek değildir; gelen ödeme kayıtlarının ve aylık bakiye listelerinin düzenli şekilde birbirini karşılaması da gerekir.
23. İsviçre nafaka tahsilinde on kritik hukuki hata
Birinci hata İsviçre’nin 2007 Lahey Sözleşmesi’ne taraf olduğunu varsaymaktır; resmi HCCH tablosu bunu doğrulamaz. İkinci hata 1956 New York Sözleşmesi’ni doğrudan tenfiz kararı gibi sunmaktır. Üçüncü hata 1973 Lahey m.4 kesinlik ve yetki şartlarını araştırmamaktır. Dördüncü hata davalı yokluğunda verilen ilamda m.6 tebligat koşulunu önemsememektir. Beşinci hata Türk icra emrini doğrudan İsviçre bankasına göndermekle haciz gerçekleşeceğini düşünmektir.
Altıncı hata 64/2 Genelgesi EK-8–12 belgelerini birbirine karıştırmaktır; yedinci hata aylık bakiye listesini ödeme dekontlarıyla karşılaştırmamaktır. Sekizinci hata çocuk adına başvuru yapan kişinin temsil yetkisini incelememektir. Dokuzuncu hata 1973 Lahey m.17’nin tercüme ve belge şartlarını atlamaktır. Onuncu hata eski İsviçre çekincelerini bugünkü pozisyon gibi göstermektir. Bu riskler giderildiğinde dahi tahsilin somut varlık ve İsviçre makamı işlemleri çerçevesinde sonuçlanacağı unutulmamalıdır.
24. Başvuru öncesi somut dosya kontrol tablosu
Türkiye’deki nafaka kararının mahkeme adı, esas ve karar numarası, tarafların kimliği, alacaklı çocukların bilgileri, alacak türü, miktar, başlangıç tarihi, kesinlik ve icra şartları tek dosyada toplanmalıdır. İsviçre’deki borçlunun güncel adresi ve biliniyorsa gelir kaynağı, eldeki doğrulanmış belgelerle birlikte ayrı dosya fihristine geçirilir. Bundan sonra 1973 Lahey m.17 belgelendirmesi, 64/2 Genelgesi’nin EK-8 başvuru formu, EK-9 adli müzaheret, EK-10 vekâletname, EK-11 bakiye ve EK-12 banka hesabı bilgileri birbirine karşılaştırılır.
Nihai hazırlıkta hangi uluslararası sözleşmenin neden seçildiği ve başvuruyu kimin hangi yetkiyle imzaladığı yazılı olarak belirlenir. Türk Cumhuriyet başsavcılığı gönderici makam işlevi bakımından, Adalet Bakanlığı merkezî makam işbirliği bakımından, İsviçre yetkili makamı ise yurt dışındaki işlem bakımından farklı rollere sahiptir. Bu rollerin ayrılması müvekkilin parasının gereksiz tercüme, hatalı merci veya belgesiz başvuru nedeniyle harcanmamasına hizmet eder. Hiçbir aşama sonuç garantisi olarak değil, hukukî sorumluluğu belirli işlem olarak ele alınmalıdır.
25. Sık sorulan sorular
İsviçre 2026 yılında 2007 Lahey Çocuk Nafakası Sözleşmesi’ne taraf mı?
Hayır. HCCH’nin Eylül 2026 güncel 2007 Sözleşmesi taraflık tablosunda İsviçre yer almaz; Türkiye taraf devlettir.
Türkiye ile İsviçre arasında 1973 Lahey Nafaka Sözleşmesi uygulanır mı?
Evet. HCCH tablosuna göre İsviçre bakımından 1 Ağustos 1976, Türkiye bakımından 1 Kasım 1983 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türkiye’den İsviçre’ye nafaka tahsili başvurusu nereye yapılır?
Adalet Bakanlığı 64/2 Genelgesi, Türkiye’deki nafaka alacaklıları bakımından Cumhuriyet başsavcılıklarının gönderici makam sıfatıyla başvuruları Bakanlık merkezî makamına iletmesini öngörür.
1956 New York Sözleşmesi otomatik tenfiz sağlar mı?
Hayır. 1956 New York Sözleşmesi devletler arası gönderici makam–aracı kurum işbirliğini kolaylaştırır; nafaka kararlarının tanınması ve icrası koşulları ayrıca uygulanır.
İsviçre’deki nafaka borçlusunun hesabına doğrudan Türkiye’den haciz konur mu?
Türk icra dairesinin kararı İsviçre’deki banka için doğrudan cebrî haciz talimatı değildir. Uygun tanıma veya icra koşulları ile İsviçre uygulama hukuku gerekir.
1973 Lahey’de davalı yokluğunda verilen ilam tenfiz edilebilir mi?
1973 Sözleşmesi m.6, dava başlangıcının ve istemin içeriğinin usulüne uygun bildirilmesini ve davalının savunmaya yeterli süresinin bulunmasını şart koşar.
Birikmiş nafaka ile gelecek aylıklar birlikte talep edilebilir mi?
1973 Sözleşmesi m.11 dönemsel nafaka kararları için hem muaccel hem de gelecek nafaka taksitlerini ele alır; talebin hesabı karardaki şartlara uygun yapılır.
Nafaka tahsilinde noter onaylı tercüme her zaman zorunlu mu?
1973 Lahey m.17 belgelere uygun onaylı tercüme düzenler ve ayrıca legalizasyon formalitesi istemez. Adalet Bakanlığı 64/2 Genelgesindeki ilgili örnek ve tasdik kuralları ayrıca kontrol edilir.
64/2 Genelgesi EK-11 neyi gösterir?
EK-11 aylık ödenmesi gereken tutar, yapılmış ödemeler ve bakiye nafaka alacağını gösteren liste örneğidir.
İsviçre makamları Türkiye’deki boşanma kararının kusurunu yeniden inceler mi?
1973 Lahey m.12, aksi sözleşmede düzenlenmedikçe nafaka kararının esasının yeniden incelenmesini yasaklar; tanıma-tenfiz şartları yine denetlenir.
İsviçre’nin 1973 Lahey Sözleşmesi m.26 çekincesi bugün sürüyor mu?
HCCH kaydına göre İsviçre’nin yan soy ve sıhriyet nafakalarına ilişkin çekincesi geri alınmış ve 1 Haziran 1993’te etkisini yitirmiştir; Türkiye’nin kendi çekincesi ayrıca bulunur.
İsviçre’den gelen ödeme nafaka bakiyesine nasıl işlenir?
Her banka transferi tarih ve tutarıyla EK-11 bakiye listesinde gösterilir; ödenen aynı tutar tekrar ödenmemiş alacak olarak yazılmaz.
26. Resmî mevzuat ve bilgilendirme kaynakları
Bu çalışma 1973 Lahey Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesi m.1–17 ve 26; 1956 New York Nafaka Tahsil Sözleşmesi m.1–6; Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığının 64/2 sayılı Genelgesi ve yürürlük/taraflık konusundaki HCCH tabloları esas alınarak hazırlanmıştır. 2007 Lahey Sözleşmesi’nin Türkiye’de geçerli olması, İsviçre’nin henüz taraf olmaması gerçeğini değiştirmez.
- 2007 Lahey Nafaka Sözleşmesi: taraf devletler ve Türkiye’nin 1 Şubat 2017 katılımı
- İsviçre Federal Adalet Dairesi: 2007 Lahey’e katılım hazırlıkları
- 1973 Lahey Nafaka Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Sözleşmesi metni
- 1973 Lahey Sözleşmesi İsviçre-Türkiye taraflık tablosu
- Adalet Bakanlığı 64/2 sayılı Nafaka Tahsil Genelgesi
- Adalet Bakanlığı uluslararası nafaka formları ve genelgeleri
- İsviçre Federal Adalet Dairesi: uluslararası nafaka ve merkezî makam adresleri (2026)
- Türkiye’nin 1973 Lahey m.26 çekincesi
Av. Halil Bakırcı — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu, Mersin Barosu sicil no: 3472. İnceleme: Ekim 2026. Türkiye genelinde dosya takibi İstanbul ve Mersin’deki fiziksel ofislerinden yönetilir. Bu rehber nafaka alacağının İsviçre’de kesin tahsilini taahhüt etmez; sonuç gerçek karar, ödeme kaydı ve uygulanan yabancı usul üzerinden belirlenir.
Vekâletli dosya incelemesi: +90 552 224 43 66.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
