Avusturya Bedingter Zahlungsbefehl Türkiye’de Nasıl İcra Edilir? ZPO §244–249 ve 1989 Sözleşmesi | 2026
Avusturya’da alacaklı olup borçlusunun Türkiye’de malvarlığı bulunan veya Avusturya’dan ödeme emri tebliğ alan Türk vatandaşları için özel mahkeme emri ve tenfiz rehberi. Güncelleme: 29 Ekim 2026.
Bu yazıyla ilgili genel bir sorunuz mu var? Anonim soru sor
| Hukuki konu | Kanun / Sözleşme |
|---|---|
| 75.000 avro sınırı | Avusturya ZPO §244/1 |
| Davalının yurt dışında yerleşik olması | ZPO §244/2-3 |
| Dört haftalık itiraz | ZPO §248 |
| İtiraz üzerine emrin düşmesi | ZPO §249 |
| Mahkeme kararının sözleşmedeki tanımı | 1989 Sözleşmesi m.1–2 |
| Kesinleşme ve tebligat kontrolü | 1989 Sözleşmesi m.3–4 |
| Türkiye’de tenfiz ve belgeler | 1989 Sözleşmesi m.11, 12, 14 |
| Türk mahkemesi ve icra | MÖHUK m.50–57 |

1. Avusturya Zahlungsbefehl kararı hangi alacaklar için çıkar?
Avusturya’da Mahnverfahren adı verilen para alacağı yargılamasında mahkeme, belirli koşullarda duruşma yapmadan bedingter Zahlungsbefehl isimli şartlı ödeme emri çıkarabilir. Avusturya Medeni Usul Kanunu ZPO §244/1, yalnız 75.000 avroyu aşmayan para alacakları bakımından bu mekanizmayı düzenler. Kararın önemi, emrin ilk aşamada alacağın gerçekten haklı olup olmadığını duruşmada incelemeden verilebilmesidir. Bu nedenle borçlunun tebligattan sonra süresinde itiraz edip etmediği belirleyicidir. Emrin kesinleşmesi hâlinde Avusturya’da icra edilebilir bir yargı kararı ortaya çıkabilir; ancak kesinleşmiş olma ve kararın Türkiye’de zorla uygulanabilmesi aynı şey değildir. Türk bankaları veya tapu müdürlükleri, Avusturya ödeme emrinin bir kopyasına dayanarak doğrudan haciz yapmakla yükümlü değildir. Türkiye’de kullanılacak uluslararası yargı kararı için 23 Mayıs 1989 tarihli Türkiye–Avusturya Tanıma ve Tenfiz Sözleşmesi ve Türk usul hukuku birlikte incelenir. İlk belge denetiminde başvuru ve itiraz tarihleri ile hükmün icra edilebilirliği kontrol edilmelidir.
2. ZPO §244/1: 75.000 avro sınırı ve parasal talep
Avusturya ZPO §244/1, yalnızca 75.000 avroyu geçmeyen bir para tutarının ödenmesinin istendiği davalarda, belirli başka koşullar da bulunuyorsa duruşma ve davalı dinlenilmesi olmadan şartlı ödeme emri verilmesini öngörür. Bu tutar alacağın bütün koşullarda otomatik haklı olduğunu veya herkes için aynı mahkemenin görevli bulunduğunu göstermez. Mahnklage başvurusunda talep edilen ana para, faiz ve yargılama giderlerinin türü ile mahkemenin görev ve yetkisi ayrıca incelenir. Avusturya resmi portalı ödeme emrinin üzerinde bedingter Zahlungsbefehl ibaresi bulunduğunu ve kararın ödeme veya itiraz seçenekleriyle birlikte davalıya bildirildiğini açıklar. Buna karşılık e-posta yoluyla gönderilen sıradan bir ödeme hatırlatması Mahnverfahren mahkeme emri değildir. Mahkeme dışındaki alacak tahsil şirketinin yazısı da aynı statüde sayılamaz. Borçlunun Türkiye’de malvarlığı bulunsa bile Türkiye’de tenfiz talep edilebilmesi için önce hukuki niteliği belirli, karar koşullarını karşılayan gerçek mahkeme emri bulunmalıdır.
3. ZPO §244/2: davalı Türkiye’de yaşıyorsa ödeme emri çıkarılabilir mi?
Avusturya ZPO §244/2-3, davalının yerleşim yeri, mutat meskeni veya merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde bedingter Zahlungsbefehl çıkarılmamasını açıkça düzenler. Bu nedenle alacağın bir Avusturya şirketine ait olması, Türkiye’de ikamet eden her borçlu hakkında aynı şartlı ödeme emrinin alınabileceği anlamına gelmez. Davalının Avusturya’da ikamet ederken usulüne uygun ödeme emri alması, fakat sonradan Türkiye’ye taşınması farklı olaydır. Aynı şekilde borçlunun Türkiye’de bir yazlığının veya banka hesabının bulunması, yerleşim yerinin mutlaka Türkiye olduğunu göstermez. Mahkemenin emri çıkardığı usul ve tarafın o safhadaki yerleşim durumu somut olarak araştırılmalıdır. Eğer karar §244/2-3 şartını ihlal ederek verilmişse itiraz ve kararın kesinleşmesine ilişkin sorunlar Avusturya hukuku kapsamında gündeme gelebilir. Türkiye’de tenfiz incelemesinde de kaynak yargılamanın hukuki niteliği ve savunma imkânları önemli olabilir. Bu sınırlama görmezden gelinerek herkese “Avusturya’da dört haftada ödeme emri alınabilir” vaadi verilmemelidir.
4. ZPO §248: dört haftalık itiraz süresi nasıl işler?
Avusturya ZPO §248/2, bedingter Zahlungsbefehl kararına karşı Einspruch olarak adlandırılan itirazın dört hafta içinde yapılacağını düzenler. Süre, yazılı ödeme emrinin davalıya tebliğiyle başlar ve kanundaki hükme göre uzatılamaz. Avusturya resmî portalı aynı belgenin on dört gün içinde ödeme veya dört hafta içinde itiraz seçeneklerini davalıya bildirdiğini açıklar. On dört günlük ödeme süresi ile dört haftalık itiraz süresini birbirine karıştırmak hak kaybına neden olabilir. Davalı, ödemeyi yaptı diye mahkeme emrine şeklen itiraz etmiş sayılmaz; borç ve giderlerin ödenmesi ile yargısal itiraz farklı sonuç doğurur. Tersine sadece alacaklıya özel bir e-posta göndermek mahkemeye süresinde Einspruch sunmakla aynı işlem değildir. Tebligatın usulü, yapıldığı gerçek tarih ve ödeme emrinin tam metni incelenmelidir. İtiraz hakkını kaçıran kişi, alacağın esası hakkında savunma imkânlarını kaybedebilir. Türkiye’deki tenfiz incelemesinde de tebligat ve savunma hakkı belgeleri önem taşır.
5. ZPO §249: zamanında itiraz edilirse emre ne olur?
Avusturya ZPO §249/1, süresinde yapılan itirazın ödeme emrini itiraz edilen kapsamda hükümsüz bırakacağını düzenler. Kısmi itiraz yalnız açıkça belirtilen kısma ilişkinse emrin kalan kısmının hukuki statüsü ayrıca değerlendirilir. Süresinde itiraz üzerine mahkeme, alacağın esasına ilişkin olağan yargılama adımlarına geçebilir. Bu nedenle “Avusturya’da ödeme emri çıkarıldı” cümlesi tek başına Türkiye’de tenfize elverişli, kesinleşmiş ilam bulunduğunu göstermez. İtiraz edilen ve böylece geçerliliğini kaybeden bir emirle, itiraz edilmeyerek kesinleşen emir arasında temel fark vardır. ZPO §249 geç yapılan itirazın duruşma olmadan reddedilmesini de öngörür. Bu işlem sonucunda yeni bir mahkeme kararı veya başka bir usul belgesi ortaya çıkmış olabilir; dosyanın tamamı kontrol edilmelidir. Türkiye’de takip edilecek alacak tutarının netleştirilmesinde Avusturya mahkemesindeki kısmi itiraz, ödeme, faiz ve gider kararları birlikte incelenir. Alacağın sadece ilk talep dilekçesindeki toplam üzerinden hesaplanması doğru olmaz.
6. Bedingter Zahlungsbefehl kesinleşince Türk icra dairesine doğrudan gönderilebilir mi?
Avusturya resmi Mahnverfahren açıklaması, süresinde itiraz edilmemesi durumunda ödeme emrinin kesinleştiğini ve Avusturya’da cebrî icra yolunun açılabildiğini belirtir. Ancak bu etkinin başka bir devletin icra makamlarına kendiliğinden geçmesi için ayrıca hukukî mekanizma gerekir. Türkiye ile Avusturya arasında 23 Mayıs 1989 tarihli mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi sözleşmesi bulunmaktadır. Sözleşme 1 Kasım 1992’de yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşmenin 12. maddesi, kararın tanıma şartlarını taşıması ve kaynak devlette icra edilebilir olması hâlinde diğer devlette tenfiz edilebilmesini düzenler. Dolayısıyla Avusturya ödeme emrinin Türkiye’de uygulanmasında mahkeme kararının niteliği, kesinleşmesi ve icra kabiliyeti incelenmeden doğrudan İİK haczi başlatılması doğru değildir. Türk hukukunda 5718 sayılı MÖHUK m.50 yabancı hukuk kararlarının icrası için Türk mahkemesi tenfiz kararını öngörür. Ödeme emri ile Türk icra müdürlüğünün kendi çıkardığı ödeme emri farklı kurumlardır.
7. 1989 Türkiye–Avusturya Sözleşmesi m.1–2 ödeme emrini kapsar mı?
23 Mayıs 1989 tarihli Türkiye–Avusturya Sözleşmesi’nin birinci maddesi hukuki ve ticari konularda çekişmeli veya çekişmesiz usulle verilen mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizini düzenler. İkinci maddenin a bendi, karar kavramını adından bağımsız olarak her türlü mahkeme kararı şeklinde tanımlar. Bu nedenle bedingter Zahlungsbefehl belgesinin yalnız karar başlığında Urteil kelimesi bulunmadığı gerekçesiyle sözleşme dışında kaldığını söylemek doğru değildir. Ancak ödeme emrinin gerçekten mahkeme kararı olması ve kesinleşme, yetki, usul ve icra edilebilirlik koşullarını karşılaması gerekir. Sözleşmenin birinci maddesi iflas, konkordato veya benzeri işlemlerde verilen kararları açıkça kapsam dışında bırakır. Dolayısıyla Avusturya iflas dosyasındaki alacak kaydı veya idari tahsil belgesiyle normal bir Mahnverfahren ödeme emrini aynı statüde değerlendirmek isabetli olmaz. Belgenin kaynağı, tarih ve hukuki sonucu ayrı ayrı araştırılmalıdır. Sözleşmenin karar tanımının geniş olması tüm yabancı belgelerin sorgusuz tenfizini sağlamaz.
8. 1989 Sözleşmesi m.3: kesinleşme ve yetki şartları
1989 Sözleşmesi’nin üçüncü maddesi, Avusturya mahkemesi kararının Türkiye’de tanınması bakımından kaynak devlette kesinleşmiş olması ve kararı veren mahkemenin sözleşmenin 6–9. maddelerine göre yetkili bulunması koşullarını düzenler. Dolayısıyla ödeme emrinin yalnız tebliğ edildiğini gösteren belge ile kararın gerçekten kesinleştiğini doğrulayan belge aynı değildir. Avusturya Mahnverfahren usulünde dört haftalık itiraz süresi ve olası itirazın sonucu önem kazanır. Mahkemenin yetkisi de yalnız kararın üzerinde bir Avusturya mahkemesinin adı yazdığı için otomatik doğru kabul edilemez. Tarafların ikamet ve merkez durumları, sözleşmenin kabul ettiği yetki temelleri kapsamında incelenir. Karar öncesinde davalının Türkiye’de yerleşik olması iddiası hem Avusturya ZPO §244/2-3 hem de sözleşme çerçevesindeki değerlendirmeyi etkileyebilir. Kararın geçerli kısmı ile ayrıca karar verilmiş gider veya faiz kalemlerinin hukuki statüleri de dosyaya göre belirlenir. Ön inceleme olmadan Türkiye’de tahsil kesinliği söylenemez.
9. 1989 Sözleşmesi m.4: tebligat ve savunma hakkı itirazı
Sözleşmenin dördüncü maddesi, kamu düzeniyle açık aykırılık, daha önce açılmış aynı konudaki dava veya bağdaşmayan kesin karar gibi tanıma engellerini düzenler. Dördüncü maddenin ikinci fıkrası, davalının kaynak yargılamaya katılmamış olduğu durumda kendisine savunma hazırlayabilecek kadar zamanında bilgi verilmemesini ayrıca ret sebebi sayar. Mahnverfahren yargılamasında ilk ödeme emri duruşmasız verildiği ve itiraz için tebligat esas olduğundan bu husus özellikle önemlidir. Avusturya mahkemesinin gerçek tebliğ belgesi, kime ve hangi tarihte teslim yapıldığı, dava dilekçesinin de usulüne uygun ulaşıp ulaşmadığı incelenir. Yalnız belgenin bir adrese posta edildiğini gösteren kayıt ile savunma hakkı tanıyacak geçerli tebligatın kanıtı aynı olmayabilir. Borçlu, kaynak yargılamada itiraz hakkını kullanmadığını kabul etse bile tebligatın hukuki geçerliliği ayrıca değerlendirilebilir. Ancak Türk tenfiz mahkemesi, bu itiraz gerekçesiyle Avusturya alacağının esasını baştan yargılayan bir merci hâline gelmez. Sözleşmedeki sınırlı şartlar esas alınır.
10. 1989 Sözleşmesi m.11–12: Türkiye’de başvuru ve icra
Sözleşmenin 11. maddesi, tanıma ve tenfiz usulünün talepte bulunulan devletin hukukuna tâbi olduğunu ve başvurunun o devletin yetkili mahkemesine doğrudan yapılabileceğini açıklar. On ikinci madde, kararın tanınabilir ve kaynak devlette icra edilebilir olması hâlinde diğer devlette icra edilmesini düzenler. Türkiye bakımından 5718 sayılı MÖHUK m.50–57 hükümlerindeki mahkeme başvurusu, dilekçe, belge ve icra sonuçları uygun olduğu ölçüde uygulanır. Görevli mahkemenin belirlenmesinde MÖHUK m.51 önemlidir; davalının Türkiye’de yerleşim yeri, sakin olduğu yer veya kanunda öngörülen yedek yetki yerleri araştırılır. Yalnız Avusturya alacaklısının yaşadığı şehir, Türkiye’de davayı istediği her ilde açmasına yetmez. Avusturya mahkemesi emrinin Türkiye’deki icra dairesine verilmesi, Türk tenfiz kararı olmadan kendiliğinden haciz aşamasına geçileceği anlamına gelmez. Önce geçerli dava ve uygun usul sonra icra tedbirleri planlanır.
11. 1989 Sözleşmesi m.14: apostilsiz belgeler ve tercüme
1989 Türkiye–Avusturya Sözleşmesi’nin 14. maddesi tenfiz talebine eklenecek belgeleri tek tek sayar: kararın tam metni, kaynak devlette kesinleşme ve icra kabiliyetini gösteren belge veya şerh, davalı kaynak davaya katılmamışsa dava açılışının usulüne uygun tebliğine dair kanıt. Aynı maddenin ikinci fıkrası, bu belgelerin talepte bulunulan devletin diline çevrilmesini ve tercüme doğruluğunun iki devletin birinden yeminli tercüman tarafından onaylanmasını düzenler. Üçüncü fıkra ise belgelerin başkaca onay veya şekil şartına tâbi olmadığını açıkça belirtir. Bu nedenle sözleşme kapsamına giren bir Avusturya ödeme emri dosyasında tüm belgelere zorunlu apostil talep etmek doğru değildir. Ancak apostil muafiyeti, kesinleşme kaydını veya tebligat delilini gereksiz kılmaz. Avusturya makamından alınan yalnız bir sayfalık kısa ödeme emri özeti, madde 14’teki tam belge paketinin yerini her zaman tutmaz. Belgenin eksik sunulması hukuki değerlendirmeyi ve yargı süresini olumsuz etkileyebilir.
12. 1989 Sözleşmesi m.17: 1992 öncesi kararlarda durum
Türkiye–Avusturya 1989 Sözleşmesi 1 Kasım 1992’de yürürlüğe girmiştir. 17. madde bu sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra verilen kararlara ve yapılan sulhlere uygulanacağını belirtir. Avusturya resmî RIS kaynağındaki 1994 tarihli yorum notu, 1 Kasım 1992 öncesindeki mahkeme kararları bakımından 22 Haziran 1930 tarihli önceki sözleşmenin ilgili hükümlerinin uygulanmaya devam ettiğini açıklar. Bu nedenle çok eski tarihli alacak dosyalarıyla güncel Avusturya Mahnverfahren emirlerini aynı başvuru şartlarına tâbi tutmak yanlış olabilir. Çoğu güncel ödeme emri açısından 1989 sözleşme rejimi değerlendirilirken, eski kararların tarihi ve sonraki değişiklikler ayrıca kontrol edilmelidir. Kaynak kararın ilk veriliş tarihi ile sonradan icra edilebilirlik belgesinin düzenlenme tarihi aynı hukuki kavram değildir. Bu ayrım, özellikle mirasçılara geçmiş eski borç veya arşivden çıkarılmış alacak belgesiyle başvuran kişiler için önem taşır. Sözleşmelerin zamansal kapsamı hiç kontrol edilmeden kesin tenfiz sonucu ilan edilmemelidir.
13. MÖHUK m.50–53: Türk tenfiz dilekçesi hazırlanması
5718 sayılı MÖHUK’un 50. maddesi yabancı hukuk mahkemesi kararının Türk mahkemesi kararıyla icra edilebilir hâle getirilmesine ilişkin temel kuralı kurar. 51. madde görev ve yetkiyi; 52. madde dilekçede tarafların kimlik ve adresleri, yabancı mahkemenin adı, karar numarası, tarih ve talep edilen hüküm özetinin bulunmasını; 53. madde de karar ve kesinleşme belgelerini düzenler. Avusturya ödeme emrinde 1989 sözleşmesinin özel belge ve onay kuralları ayrıca uygulanmalıdır. Dilekçede yalnız borcun eski avro toplamını yazmak değil, tenfiz istenen kararın hangi kısmının icra edilebilir olduğunu açıkça göstermek önemlidir. Eğer alacağın bir kısmı itiraz üzerine hükümsüz kalmış veya borçlu tarafından ödenmişse talep kapsamı buna göre ayrılmalıdır. Türk mahkemesi, Avusturya mahkemesinin ticari alacak davasını ilk kez görüyor gibi delilleri baştan toplayan merci değildir. Tenfiz şartlarının sağlanıp sağlanmadığını ve uygun belgelerin bulunup bulunmadığını denetler.
14. MÖHUK m.54–55: itiraz ve kamu düzeni denetimi
MÖHUK m.54, yabancı mahkeme ilamının tenfiz şartları arasında Türkiye ile kaynak devlet arasında karşılıklılık, Türk mahkemelerinin münhasır yetki alanına giren konu bulunmaması, kamu düzenine açık aykırılık ve savunma haklarıyla ilgili koşulları düzenler. Türkiye ile Avusturya arasında 1989 sözleşmesi bulunması, karşılıklılık meselesi bakımından önemli bir özel hukuki dayanak oluşturur. Ancak mahkeme ayrıca sözleşmenin 3–4. maddelerindeki tanıma şartları ve özel ret sebeplerini incelemelidir. MÖHUK m.55, karşı tarafın tenfiz koşulları ile kararın tamamen veya kısmen yerine getirilmesi ya da icraya engel sonradan doğan nedenleri ileri sürmesine ilişkin usul düzenler. Bir Avusturya ödeme emrinin miktarından rahatsız olmak, tek başına Türk mahkemesini Avusturya’daki alacağın tüm maddi hesabını yeniden yapmaya zorlamaz. Buna karşılık hiç tebligat yapılmadığı veya ödenmiş borcun tekrar istendiği gibi savunmalar uygun hukukî temellerle değerlendirilebilir. Davalı ve alacaklı, bu iddiaları belgeye dayandırmalıdır.
15. Türkiye’de banka ve maaş haczi ne zaman gündeme gelir?
Avusturya ödeme emri, gerekli Türk tenfiz kararı ve icra aşamaları tamamlandığında borçlunun Türkiye’deki malvarlığına yönelik İcra ve İflas Kanunu kuralları gündeme gelebilir. İİK m.89, üçüncü kişiler nezdindeki alacaklara yönelik haciz ihbarnamesi usulünü; m.83 ve m.355–356 ise ilgili şartlarla maaş ve ücret haczine ilişkin kuralları düzenler. Ancak Avusturya mahkemesinin karar çıkardığı gün Türkiye’deki banka hesabındaki paraya otomatik el konulmaz. Borçlunun malvarlığı araştırması, geçerli takip, tebligat, haciz konulacak alacağın varlığı ve haczedilebilirliği ayrı koşullardır. Bir mirasçı veya üçüncü kişi adına görünen taşınmazın doğrudan borçluya ait olduğu varsayımıyla işlem yapılamaz. Tahsil için gerçek masraf ve zaman planı, Türkiye’deki malvarlığı ve borçlunun diğer alacaklıları dikkate alınarak belirlenmelidir. Kısmi tahsilat veya daha önce Avusturya’da yapılmış ödeme, aynı alacağın iki ülkede yeniden tahsil edilmemesi amacıyla borç cetveline işlenir.
16. Avusturya emrinde faiz, gider ve ana para nasıl ayrılmalı?
Bedingter Zahlungsbefehl belgesinde ana para, talep edilen faiz ve mahkeme giderleri farklı kalemler olabilir. Avusturya resmî portalı, ödenecek toplamın ödeme emrinin son bölümünde gösterildiğini belirtir. Ancak bu son tutar, Türkiye’de icra sırasında her dönem için otomatik artan nihai miktar olmayabilir. Kararın hangi faiz oranını, hangi tarihten itibaren ve hangi para birimiyle öngördüğü; sonraki kısmi ödemeler ve masraflar birlikte değerlendirilir. Türk icra takibinde yabancı para cinsinden alacağa ilişkin usul, İİK hükümleri ve tenfiz edilen hükmün içeriğine göre saptanır. Alacağın başlıca sorunlarından biri, Avusturya’da karar tarihinden sonra ödenen taksitlerin Türkiye’deki hesapta düşülmemesidir. Böyle bir durum borçluya karşı fazla takip riskine yol açar. Alacaklı veya temsilcisi, Avusturya kaynak yargı dosyası ile Türkiye icra dosyası arasında dönem bazlı bir hesap tablosu tutmalıdır. Somut karar okunmadan tek sabit döviz kuru veya faiz oranı ilan edilemez.
17. Türk borçlu için kritik kontrol: tebligat, ikamet, itiraz
Avusturya bedingter Zahlungsbefehl ile karşılaşan ve Türkiye’de yaşayan borçlu üç ayrı denetim yapmalıdır. İlk olarak ödeme emri çıkarıldığı sırada ZPO §244/2-3 kapsamında yurt dışında yerleşim, mutat mesken veya merkez durumu bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İkinci olarak emrin ne zaman, kime ve hangi usulle tebliğ edildiği belirlenmelidir. Üçüncü olarak ZPO §248/2’deki dört haftalık itiraz süresinin doğup doğmadığı ve süresinde itiraz yapılıp yapılmadığı kontrol edilmelidir. Avusturya’da hukuka uygun ve kesinleşmiş emre karşı Türkiye’de tenfiz savunmasının kapsamı ayrı olup, Türk mahkemesi olağan Avusturya itiraz mercii değildir. Borçlu tarafından yapılan ödeme, önceki icra işlemleri veya savunma hakkı ihlali iddiaları, uygun resmî belgelerle ortaya konmalıdır. “Türkiye’de yaşıyorum, Avusturya kararı burada hiçbir işe yaramaz” yaklaşımı da; “Avusturya’dan emir geldi, Türkiye’de itiraz edemem” yaklaşımı da hukuki çözümü yanlış gösterebilir.
18. Avusturya alacaklısı için doğru yedi aşamalı tahsil planı
Birinci aşamada bedingter Zahlungsbefehl belgesinin gerçek Avusturya mahkemesince düzenlenmiş olup olmadığı kontrol edilir. İkinci aşamada ZPO §244, §248 ve §249 uyarınca emir şartları, tebligat, dört haftalık itiraz ve kesinleşme durumu doğrulanır. Üçüncü aşamada 1989 Sözleşmesi m.1–4 kapsamında kararın niteliği, mahkeme yetkisi ve olası tanıma engelleri değerlendirilir. Dördüncü aşamada m.14 uyarınca tam karar örneği, kesinleşme/icra edilebilirlik kaydı ve gerekirse tebligat belgesi yeminli Türkçe çeviriyle hazırlanır. Beşinci aşamada Türk mahkemesinde sözleşme m.11–12 ve MÖHUK m.50–55 çerçevesindeki tenfiz talebi yürütülür. Altıncı aşamada uygun icra dayanağıyla Türkiye’de banka, maaş veya diğer malvarlığına ilişkin haciz koşulları araştırılır. Yedinci aşamada tahsilat ve ödeme kayıtları her iki ülkede uyumlaştırılır. Bu plan, Avusturya’da kesinleşmiş emrin Türkiye’de otomatik sonuç doğuracağı değil, hukuki denetimden sonra icra edilebilir hâle getirilebileceği esasına dayanır.
Avusturya ödeme emrinin Türkiye’de icrası hakkında 12 sık soru
1. Bedingter Zahlungsbefehl nedir?
Avusturya ZPO §244 kapsamında belirli para alacakları için duruşmasız verilen şartlı mahkeme ödeme emridir; süresinde itiraz edilmezse kesinleşebilir.
2. Avusturya ödeme emri için üst tutar ne kadardır?
ZPO §244/1, yalnız 75.000 avroyu aşmayan para alacakları için bu usulü düzenler.
3. Davalı Türkiye’de yaşıyorsa Avusturya Mahnverfahren ödeme emri çıkarabilir mi?
ZPO §244/2-3, davalının yerleşim yeri, mutat meskeni veya merkezinin yurt dışında olması hâlinde şartlı ödeme emri çıkarılmamasını düzenler.
4. Avusturya ödeme emrine itiraz süresi ne kadardır?
ZPO §248/2 uyarınca yazılı ödeme emrinin tebliğinden itibaren dört haftadır ve kanuni düzenlemeye göre uzatılamaz.
5. Zamanında itiraz yapılırsa ne olur?
ZPO §249 uyarınca ödeme emri itiraz edilen kapsamda hükümsüz kalır; uyuşmazlık olağan mahkeme yargılamasında ele alınır.
6. Avusturya ödeme emri Türkiye’de doğrudan banka haczi sağlar mı?
Hayır. 1989 Türkiye–Avusturya Sözleşmesi ve MÖHUK m.50–57 çerçevesinde uygun Türk tenfiz ve icra işlemleri gerekir.
7. 1989 Sözleşmesi mahkeme ödeme emrini kapsayabilir mi?
Sözleşme m.2, mahkeme kararını adından bağımsız tanımlar; ancak emrin geçerli ve kesinleşmiş bulunması ile diğer tanıma şartları aranır.
8. Avusturya’dan tenfiz için hangi belgeler istenir?
1989 Sözleşmesi m.14 uyarınca kararın tam örneği, kesinleşme/icra edilebilirlik kaydı ve davalı katılmamışsa usul tebligat delili ile yeminli tercüme gerekir.
9. Avusturya kararının Türkiye’de tenfizinde apostil zorunlu mudur?
1989 Sözleşmesi m.14/3 kapsam belgelerinde başkaca onay veya şekil şartını kaldırır.
10. Türkiye mahkemesi alacağın haklılığını baştan inceler mi?
Tenfiz mahkemesi 1989 Sözleşmesi ve MÖHUK’taki tanıma/tenfiz şartlarını inceler; kaynak alacak davasının esasını sınırsız yeniden yargılamaz.
11. Avusturya emrine karşı Türkiye’de tebligat itirazı yapılabilir mi?
1989 Sözleşmesi m.4/2, kaynak yargılamaya katılmayan davalının savunmaya imkân verecek sürede bilgilendirilmemesi için özel ret sebebi düzenler.
12. Avusturya kararının 1992’den önce verilmesi önemli mi?
Evet. 1989 Sözleşmesi m.17 ve 1994 yorum notu gereği 1 Kasım 1992 öncesi kararlar bakımından önceki 1930 anlaşmasının ilgili rejimi uygulanabilir.
Resmî hukuk kaynakları ve konu bağlantıları
- Avusturya hükümet portalı – Mahnverfahren ve ödeme emri
- Avusturya RIS – ZPO §244, §248, §249 güncel metin
- Avusturya RIS – 1989 Türkiye–Avusturya Mahkeme Kararı Sözleşmesi tam metni
- Adalet Bakanlığı – 1989 Türkiye–Avusturya Tanıma ve Tenfiz Sözleşmesi Türkçe metin
- TBMM – 5718 sayılı MÖHUK m.50–57
- Adalet Bakanlığı – 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu
- Avusturya mahkeme kararının Türkiye’de genel tenfiz şartları
- Avusturya kararına apostil gerekip gerekmediği
- Türkiye’de uzaktan hukuki işlemler
Somut belge incelenmeden dava, icra ve tahsil sonucu garanti edilmez.
Ofis adresleri ve haritalar
İstanbul Ofisi — Maslak / Sarıyer
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbul.
Mersin Ofisi — Akdeniz
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/Mersin.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.