B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Devre Tatili Kullanmazsam Aidat Öder miyim? 90 Gün Kuralı ve 6502 m.50/10

Kısa ve net cevap: Şahsi hak sağlayan, yani tapuda devre mülk hakkı vermeyen bir devre tatil sözleşmesinde tüketici o yılki tatil hakkını kullanmayacağını tatilin başlayacağı tarihten en az 90 gün önce sağlayıcıya bildirirse, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.50/10 uyarınca o dönem için tüketiciden aidat, bakım bedeli, işletme gideri veya başka bir isim altında bedel talep edilemez. Kural yalnız şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmeleri için geçerlidir; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında tapuya bağlı devre mülk hakkıyla karıştırılmamalıdır. Bildirimin 90 günlük süreye uygun ve ispatlanabilir biçimde yapılması belirleyicidir.

Devre tatil aidatı ve 90 gün önce kullanmama bildirimi
Fotoğraf: Dora Abruzzese / Unsplash

6502 m.50/10: Devre Tatili Kullanmayacağını 90 Gün Önce Bildiren Tüketici O Dönem İçin Bedel Ödemez

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.50/10’un güncel metni açıktır: Tüketici, şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan tatil hakkını belirli bir dönem için kullanmayacağını, tatilin başlayacağı tarihten en az doksan gün önce sağlayıcıya bildirirse, o dönem için tüketiciden herhangi bir isim altında bedel talep edilemez. Düzenleme 24 Mart 2022 tarihli 7392 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve uzun yıllar süren şahsi hakka dayalı devre tatil sözleşmelerinde tüketicinin kullanmadığı dönemler için yüksek aidat yükü altında kalmasını önlemeyi amaçlamıştır.

Ticaret Bakanlığının 6 Mart 2026 tarihli Devre Tatil ve Devre Mülk Sözleşmeleri Hakkında Bilgilendirme rehberi de aynı kuralı açık biçimde tekrarlar. Bakanlık, tapu devri olmayan şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmelerinde tüketicinin tatil hakkından yararlanmayacağını başlangıç tarihinden en az 90 gün önce bildirmesi hâlinde yıllık aidat veya benzeri isim altında bedel ödeme yükümlülüğü bulunmadığını belirtmektedir.

Güncel mevzuat için Ticaret Bakanlığı 6502 sayılı Kanun ve ikincil mevzuat sayfası ile 2026 Devre Tatil Bilgilendirme Rehberi birlikte kontrol edilebilir.

Şahsi Hak Sağlayan Devre Tatil ile Tapulu Devre Mülk Aynı Değildir

90 günlük kullanmama bildirimiyle o dönem için hiçbir bedel talep edilememesine ilişkin m.50/10 kuralı, kanun metninde özellikle şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmeleri için düzenlenmiştir. Bu nedenle sözleşmenin başlığında “devre tatil”, “tatil üyeliği”, “dönem kullanım hakkı”, “club üyeliği” veya başka bir ticari ad bulunması tek başına yeterli değildir. Tüketicinin edindiği hakkın hukuki niteliği incelenmelidir.

Şahsi hak sağlayan modelde tüketici belirli dönemlerde tesisten yararlanma hakkını sözleşmeden kazanır; tapuda taşınmaz payı veya 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun devre mülk hükümlerine göre kurulan ayni hak sahibi olmaz. Devre mülk ise tapu siciline bağlı ayni hak niteliğindedir ve Kat Mülkiyeti Kanununun sekizinci bölümündeki kurallara tabidir. Bu iki yapı aidat, gider paylaşımı, devir ve sona erme bakımından aynı hukuki rejime sahip değildir.

6502 m.50/2, 2022 değişikliğiyle önemli sınırlar getirmiştir. Kat Mülkiyeti Kanununun sekizinci bölümü kapsamında kurulan devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere tüketicilerle mülkiyet payına bağlı ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmesi kurulamaz; kooperatif veya ticaret şirketi ortaklığı ya da dernek/vakıf üyeliği suretiyle devre tatil hakkı tanınamaz. Ayrıca devre tatile konu mal üzerinde ayni hak sahibi olmayanların devre tatil satışı yapması yasaktır.

Bu nedenle “tapum var mı, yok mu?” sorusu yalnız belge adı üzerinden değil, tapu kaydı ve sözleşmenin hukuki yapısı üzerinden cevaplanmalıdır. Tapuda devre mülk hakkı bulunan kişinin ortak gider yükümlülüğü ile şahsi hakka dayalı tatil üyeliği sahibinin 90 günlük bildirim hakkı birbirine karıştırılmamalıdır.

90 Günlük Süre Nasıl Hesaplanır?

Kanunun kullandığı referans tarih, sözleşmenin imzalandığı tarih değil tatil hakkının başlayacağı tarihtir. Tüketicinin o dönem hakkını kullanmayacağına ilişkin bildirimi, ilgili tatil döneminin başlangıcından en az 90 gün önce sağlayıcıya ulaşmalıdır. Örneğin sözleşmeye göre tatil dönemi 1 Ağustos’ta başlıyorsa, 90 günlük süre 1 Ağustos’tan geriye doğru hesaplanır. Son günün belirlenmesinde gün hesabı takvim üzerinden açıkça yapılmalı; son güne bırakılan bildirimlerde iletinin gerçekten sağlayıcıya ulaştığı tarih korunmalıdır.

Her yıl farklı tarihte kullanım hakkı tanınan sözleşmelerde ilgili yılın kesin kullanım başlangıcı tespit edilmelidir. “Yaz dönemi”, “yüksek sezon”, “Haziran–Eylül arası uygunluk” gibi belirsiz ifadeler içeren sözleşmelerde sağlayıcının rezervasyon sistemi, dönem tahsis yazısı veya önceki yıllardaki kullanım belgeleri incelenebilir. Çünkü 90 günlük hakkın kullanılabilmesi için hangi tarihten geriye sayım yapılacağının belirlenmesi gerekir.

Bildirim yalnız bir dönem için yapılabilir. M.50/10 “belirli bir dönem için” ifadesini kullanır. Bu nedenle tüketici 2026 dönemini kullanmayacağını bildirerek 2026 aidat yükünden kurtulabilir; bu bildirim sonraki tüm yılları kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Sonraki dönemlerde de kullanmama iradesi varsa sözleşmenin ve kanunun öngördüğü süreye uygun yeni bildirim yapılması gerekir.

Kullanmama Bildirimi Nasıl Yapılmalı?

M.50/10, bildirimin geçerliliği için noter şartı öngörmez. Buna rağmen uyuşmazlığın ana noktası çoğu zaman “90 gün önce bildirdiniz mi?” olduğundan bildirimin tarihi, içeriği ve sağlayıcıya ulaştığı hususları ispatlanabilir olmalıdır. Kayıtlı elektronik posta, sağlayıcının teyit verdiği e-posta, iadeli taahhütlü posta, imza karşılığı teslim veya noter ihtarı gibi yöntemler bu nedenle güçlü delil oluşturur.

Bildirimde tüketicinin adı-soyadı, sözleşme numarası, tesis veya üyelik bilgisi, kullanılmayacak tatil dönemi, dönem başlangıç tarihi ve “6502 sayılı Kanun m.50/10 uyarınca bu dönem tatil hakkımı kullanmayacağımı bildiriyor; bu dönem için herhangi bir isim altında bedel tahakkuk ettirilmemesini talep ediyorum” şeklindeki açık irade yer almalıdır. Belirsiz “bu yıl gelemeyebilirim” veya “rezervasyon istemiyorum” ifadeleri yerine kanuni hakkın açıkça kullanılması uyuşmazlık riskini azaltır.

Sağlayıcının internet panelinde özel “kullanmama bildirimi” alanı varsa ekran görüntüsü, işlem numarası ve e-posta teyidi saklanmalıdır. Telefon görüşmesi yapıldıysa görüşme sonrasında aynı içerik yazılı yöntemle teyit edilmelidir. Tüketicinin ispat bakımından yalnız çağrı merkezinin iç kayıtlarına bağımlı kalmaması önemlidir.

90 Gün Önce Bildirim Yapıldığında Hangi Bedeller İstenemez?

M.50/10’un lafzı geniştir: “o dönem için tüketiciden herhangi bir isim altında bedel talep edilemez.” Bu nedenle sağlayıcı, 90 gün şartına uygun bildirim yapılmış şahsi hakka dayalı devre tatil döneminde aynı ekonomik yükü farklı adlarla tahakkuk ettirerek kanunu aşamaz.

Yıllık aidat, bakım bedeli, işletme gideri, tesis yenileme bedeli, rezervasyon kullanmama ücreti, üyelik devam bedeli veya benzeri adlar, eğer o dönemin tatil hakkı nedeniyle tüketiciye yükletiliyorsa m.50/10’un “herhangi bir isim altında” yasağı kapsamında değerlendirilir. Şirketin faturada bedelin adını değiştirmesi, kanuni muafiyeti ortadan kaldırmaz.

Bununla birlikte tüketicinin önceki dönemlerden doğmuş ve 90 günlük bildirimle ilgisi bulunmayan kesinleşmiş başka borçları varsa m.50/10 bunları kendiliğinden silmez. Örneğin geçmiş yılda kullanılan dönemden doğmuş bir borç, mevcut yıl için yapılan kullanmama bildirimiyle ortadan kalkmaz. Bu nedenle hesap ekstresindeki her kalemin hangi döneme ve hangi sözleşmesel sebebe dayandığı ayrı incelenmelidir.

90 Günden Daha Geç Bildirim Yapılırsa Ne Olur?

Kanuni muafiyet için “en az doksan gün önce” şartı açık olduğundan, daha geç yapılan bildirim m.50/10’daki otomatik bedelsizlik sonucunu doğurmaz. Bu durumda aidat veya diğer bedellerin talep edilip edilemeyeceği sözleşme hükümleri, sağlayıcının yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, hizmetin sunulabilir olup olmadığı ve tüketici hukukunun diğer emredici hükümleri üzerinden ayrıca değerlendirilir.

Geç bildirimin m.50/10’a uymaması, sağlayıcının her talebinin kendiliğinden hukuka uygun olduğu anlamına da gelmez. Sözleşmedeki bedel şartı açık değilse, tüketiciye önceden bildirilmemişse, haksız şart niteliğindeyse veya sağlayıcı sözleşmesel hizmeti sunmuyor ya da ayıplı sunuyorsa 6502 sayılı Kanunun başka hükümleri devreye girebilir. Bu nedenle 90 gün süresi kaçırılmış dosyada “aidat kesin ödenir” veya “hiç ödenmez” şeklinde soyut sonuca gidilmemelidir.

Pratik olarak en güvenli yöntem, kullanılmayacağı belli olan dönem için bildirimi mümkün olduğunca erken yapmak ve 90 günlük alt sınırı tartışmasız biçimde aşmaktır.

Devre Tatil Aidatı İçin İcra Takibi Yapılırsa Ne Yapılmalı?

Sağlayıcı, m.50/10’a uygun kullanmama bildirimi yapılmasına rağmen aidat faturası düzenleyip icra takibi başlatabilir. Böyle bir durumda tüketicinin tebligatı görmezden gelmemesi gerekir. İcra ve İflas Kanununda ödeme emrine itiraz süreleri takip türüne göre kısa ve kesindir. Tebliğ edilen ödeme emrinin türü, icra dairesi, takip numarası, alacak kalemi ve itiraz süresi derhal kontrol edilmelidir.

İtirazda yalnız “borcum yok” demek yerine, sözleşmenin şahsi hak sağladığı, ilgili tatil döneminin başlangıç tarihi, kullanmama bildiriminin sağlayıcıya hangi tarihte ulaştığı ve 6502 m.50/10 nedeniyle o dönem için hiçbir isim altında bedel talep edilemeyeceği açıkça ortaya konulmalıdır. Bildirim belgesi, gönderi teslim bilgisi, sağlayıcının teyidi ve sözleşme eklenebilir.

Tüketici uyuşmazlığının niteliğine ve değerine göre Tüketici Hakem Heyeti veya tüketici mahkemesi yolu da gündeme gelebilir. 6502 m.68’deki parasal sınırlar her yıl güncellendiğinden 2026 sınırı güncel Ticaret Bakanlığı tebliğinden kontrol edilmelidir. İcra takibi başlamışsa tüketici uyuşmazlığı başvurusuyla icra hukukundaki süreler birbirine karıştırılmamalıdır; ödeme emrine itiraz süresi ayrıca korunmalıdır.

90 Günlük Kullanmayacağım Bildirimi ile 14 Günlük Cayma Hakkı Farklıdır

Devre tatil dosyalarında iki farklı hak sıkça karıştırılır. 6502 m.50/6, tüketiciye sözleşmenin kurulmasından itibaren 14 gün içinde gerekçe göstermeden ve cezai şart ödemeden sözleşmeden cayma hakkı tanır. Cayma, sözleşmenin kurulmasının hemen ardından kullanılan ve sözleşme ilişkisini sona erdiren bir haktır.

M.50/10 ise sözleşme devam ederken belirli bir dönemde tatil hakkının kullanılmamasına ilişkindir. Tüketici sözleşmeyi sona erdirmez; yalnız o dönem kullanım yapmayacağını en az 90 gün önce bildirir. Sonuç, o dönem için herhangi bir isim altında bedel talep edilememesidir. Bu hak yalnız şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesine özgüdür.

Sitenizde devre tatil sözleşmesinden tamamen cayma sürecini ayrıca incelemek için Devre Tatil Sözleşmesinden Cayma Hakkı Nasıl Kullanılır? rehberine, örnek bildirim için Devre Tatil Cayma Bildirimi Örneği içeriğine bakabilirsiniz.

Şahsi Hak Sağlayan Devre Tatil Sözleşmesi En Fazla Kaç Yıl Sürebilir?

6502 m.50/9, 2022 değişikliğinden sonra devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere devre tatil sözleşmelerinin en fazla on yıl için kurulabileceğini düzenler. Bu sınır, tüketicilerin çok uzun süreli şahsi hak sözleşmeleri nedeniyle yıllarca kullanmadıkları tesisler için aidat ödemek zorunda kalması sorununa karşı getirilen temel korumalardan biridir.

On yıllık azami süre ile m.50/10’daki dönemsel kullanmama hakkı birlikte değerlendirilmelidir. Tüketici sözleşme devam ettiği sürece belirli bir tatil dönemini kullanmayacaksa 90 gün önce bildirim yaparak o dönem bedel yükünden çıkabilir. Sözleşmenin bütünüyle sona ermesi veya geçersizliği ise ayrı hukuki meseledir.

6502 m.50/8 ayrıca devre mülk hakkı veren sözleşmeler de dâhil olmak üzere tüketicilerle ön ödemeli devre tatil sözleşmesi kurulamayacağını düzenlemektedir. Bu nedenle inşaatı devam eden proje için “ön ödemeli devre tatil” adıyla yeni sözleşme kurulması 2022 sonrası güncel mevzuata göre ayrıca incelenmelidir.

Devre Tatil Aidat Uyuşmazlığında Saklanması Gereken Belgeler

  • Devre tatil sözleşmesinin tamamı ve ekleri,
  • Hakkın şahsi mi ayni mi olduğunu gösteren tapu ve sözleşme belgeleri,
  • İlgili yılın tatil başlangıç tarihini gösteren dönem tahsis belgesi,
  • 90 gün önce gönderilen kullanmama bildirimi,
  • KEP, e-posta, posta veya noter teslim kayıtları,
  • Sağlayıcının bildirimi aldığına ilişkin teyit veya işlem numarası,
  • Aidat faturası, hesap ekstresi ve bedelin hangi döneme ait olduğunu gösteren kayıtlar,
  • Varsa icra ödeme emri ve tebliğ mazbatası,
  • Önceki ödemeler ve banka dekontları,
  • Şirketin bildirim sonrasındaki yazışmaları.

Belgelerin birlikte incelenmesi, uyuşmazlığın m.50/10 kapsamındaki dönemsel aidat muafiyeti mi yoksa sözleşmenin geçerliliği, cayma, haksız şart veya geçmiş dönem borcu gibi başka bir konu mu olduğunu ayırmaya yarar.

90 Gün Kuralı İçin Hızlı Kontrol Tablosu

Soru Cevap Sonuç
Sözleşme şahsi hak mı sağlıyor? Evet m.50/10 uygulanabilir.
Tapulu devre mülk mü? Evet m.50/10’daki şahsi hak kuralı doğrudan uygulanmaz; KMK rejimi incelenir.
Kullanmama bildirimi tatil başlangıcından en az 90 gün önce mi? Evet O dönem için herhangi bir isim altında bedel talep edilemez.
Bildirim 90 günden az kala mı? Evet m.50/10’un otomatik bedelsizlik sonucu doğmaz; sözleşme ve diğer tüketici hükümleri incelenir.
Şirket aidatı farklı adla mı istiyor? Evet M.50/10 “herhangi bir isim altında bedel” yasağı içerir.

Sık Sorulan Sorular

Devre tatili bu yıl kullanmayacağım, aidat ödemek zorunda mıyım?

Şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesinde, tatil başlangıç tarihinden en az 90 gün önce kullanmayacağınızı sağlayıcıya bildirirseniz 6502 m.50/10 gereğince o dönem için herhangi bir isim altında bedel istenemez.

90 gün önce bildirim noterle mi yapılmalı?

Kanun noter şartı koymaz. Ancak bildirimin içeriği, gönderim ve ulaşma tarihinin ispatlanabildiği bir yöntem kullanılmalıdır. KEP, iadeli taahhütlü posta, imza karşılığı teslim veya noter bildirimi güçlü delil oluşturur.

E-posta ile bildirim yeterli mi?

Sağlayıcıya ulaştığı ispatlanabiliyorsa kalıcı yazılı kayıt olarak kullanılabilir. Teslim veya okundu teyidi, sistem işlem numarası ve gönderilen e-postanın tam içeriği saklanmalıdır.

Şirket “bakım bedeli aidat değildir” diyerek para isteyebilir mi?

M.50/10, şartları oluştuğunda o dönem için tüketiciden “herhangi bir isim altında” bedel talep edilemeyeceğini düzenler. Aynı dönem kullanım hakkına bağlı bedelin adının değiştirilmesi kanuni sonucu ortadan kaldırmaz.

Tapulu devre mülkte de 90 gün kuralı var mı?

M.50/10 açıkça şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesine ilişkindir. Tapuda devre mülk hakkı bulunan dosyalarda Kat Mülkiyeti Kanunu ve ayni hak rejimi ayrıca incelenmelidir.

90 günlük süreyi kaçırdım; aidat kesinleşir mi?

M.50/10’daki otomatik bedelsizlik sonucu oluşmaz. Ancak aidat talebinin sözleşmeye, haksız şart yasağına, hizmetin ifasına ve diğer tüketici hükümlerine uygunluğu ayrıca denetlenebilir.

90 gün önce bildirdim ama şirket icra takibi yaptı; ne yapmalıyım?

Ödeme emrinin tebliğ tarihini ve takip türünü derhal kontrol edin; İcra ve İflas Kanunundaki itiraz süresini kaçırmayın. İtirazda şahsi hak sözleşmesini, dönem başlangıcını, bildirim tarihini ve 6502 m.50/10’u açıkça belirtin.

Her yıl ayrı bildirim yapmak gerekir mi?

M.50/10 “belirli bir dönem için” kullanmama bildirimini düzenler. Sözleşme devam ediyor ve sonraki dönemde de kullanım olmayacaksa ilgili dönem için süresinde yeni bildirim yapılması güvenli yöntemdir.

Devre tatil sözleşmesi 99 yıllık olabilir mi?

Devre mülk hakkı veren sözleşmeler hariç olmak üzere 6502 m.50/9, devre tatil sözleşmelerinin en fazla 10 yıl için kurulabileceğini düzenler.

Devre tatil cayma hakkı ile 90 gün kuralı aynı mı?

Hayır. M.50/6’daki 14 günlük cayma hakkı sözleşmeden çıkmayı sağlar. M.50/10’daki 90 gün kuralı ise devam eden şahsi hak sözleşmesinde belirli bir tatil dönemini kullanmama ve o dönem için bedel ödememe sonucunu doğurur.

Sonuç

Devre tatil aidatı uyuşmazlığında ilk soru sözleşmenin şahsi hak mı yoksa tapuya bağlı devre mülk hakkı mı sağladığıdır. Şahsi hak sağlayan devre tatil sözleşmesinde tüketici, ilgili tatil dönemini kullanmayacağını tatil başlangıcından en az 90 gün önce sağlayıcıya bildirirse 6502 m.50/10 gereğince o dönem için aidat dâhil herhangi bir isim altında bedel istenemez. Bildirim süresinin ve sağlayıcıya ulaştığının ispatı bu hakkın uygulanmasında merkezî önemdedir.

Hukukçu incelemesi ve E-E-A-T

Bu içerik Av. Halil Bakırcı tarafından 15 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükteki 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.50 ve Ticaret Bakanlığının 6 Mart 2026 tarihli Devre Tatil ve Devre Mülk Sözleşmeleri Hakkında Bilgilendirme rehberi esas alınarak hazırlanmıştır. Varsayımsal içtihat kullanılmamıştır.

Av. Halil Bakırcı — Mersin Barosu Sicil No: 3472
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu — Akdeniz/Mersin. Türkiye genelindeki dosyalar görev, yetki ve usul kuralları çerçevesinde Mersin’den koordine edilir.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirmedir. Somut uyuşmazlıkta sözleşmenin şahsi/ayni hak niteliği, tatil başlangıç tarihi, bildirimin ulaştığı tarih, aidatın ait olduğu dönem ve varsa icra tebligatı birlikte incelenmelidir.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp