B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Aroma Verici Alkollü İçki Adıyla Satılabilir mi? 2026 Yeni Yasak | Yönetmelik m.5/1-f

Kısa ve net cevap: Hayır. 14 Eylül 2026 tarihli ve 33370 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Aroma Vericiler ve Aroma Verme Özelliği Taşıyan Gıda Bileşenleri Yönetmeliğinin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, Yönetmelik kapsamındaki ürünlerin herhangi bir alkollü içki adıyla veya alkollü içki kategori adıyla piyasaya arz edilmesini açıkça yasaklamıştır. Düzenleme; “viski aroması”, “rom aroması”, “votka aroması”, “rakı aroması” gibi bir alkollü içkiyi ya da alkollü içki kategorisini satış adı hâline getirerek aroma vericinin piyasaya sunulmasına izin vermez. Yönetmelik, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 23, 24 ve 26 ncı maddelerine dayanır; aykırılık hâlinde Yönetmeliğin 17 nci maddesi gereğince 5996 sayılı Kanunun ilgili idari yaptırım hükümleri uygulanır.

Yeni yasak hangi hükme dayanıyor?

14 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Gıda Kodeksi Aroma Vericiler ve Aroma Verme Özelliği Taşıyan Gıda Bileşenleri Yönetmeliği, 2011 tarihli eski yönetmeliği yürürlükten kaldırarak aroma vericilere ilişkin sistemi yeniden düzenledi. Yönetmeliğin dayanak maddesi olan m.3, düzenlemenin 5996 sayılı Kanunun 23, 24 ve 26 ncı maddelerine dayanılarak hazırlandığını belirtir. Bu maddeler gıda kodeksi, gıda ve yem işletmecilerinin sorumlulukları ile gıda güvenilirliği ve piyasaya arz kurallarının kanuni temelini oluşturur.

Somut yasak ise Yönetmeliğin m.5/1-f hükmündedir. Hüküm, Yönetmelik kapsamındaki ürünlerin “herhangi bir alkollü içki adıyla veya alkollü içki kategori adıyla” piyasaya arz edilemeyeceğini düzenler. Burada izin şartına bağlanmış bir faaliyet değil, doğrudan bir piyasaya arz yasağı vardır. Bu nedenle işletmecinin ürünün kimyasal olarak gıdada kullanılabilir olduğunu göstermesi, satış adının m.5/1-f’ye aykırılığını ortadan kaldırmaz.

Yönetmeliğin m.5/1-c hükmü de Yönetmelikle uyumlu olmayan aroma vericilerin veya bunları içeren gıdaların piyasaya arz edilemeyeceğini düzenler. Dolayısıyla m.5/1-f’deki özel adlandırma yasağı, Yönetmeliğin genel uygunluk sisteminin bir parçasıdır. Bir ürünün teknik bileşimi kadar, piyasaya hangi ad ve sunumla çıkarıldığı da hukuki denetimin konusudur.

“Alkollü içki adı” ve “alkollü içki kategori adı” ne demektir?

Yönetmelik, yasağı yalnız belirli bir marka ya da tek bir içki türüyle sınırlandırmamıştır. Metinde iki ayrı unsur kullanılmıştır: alkollü içki adı ve alkollü içki kategori adı. Bu ifade, ürünün belirli bir alkollü içkiyi doğrudan çağrıştıran satış adıyla piyasaya sunulmasının yanında, mevzuatta alkollü içki kategorisi olarak kullanılan adlarla satışını da engeller.

Örneğin bir aroma verici, satış adında “viski”, “rom”, “cin”, “votka”, “rakı”, “likör” veya mevzuatta alkollü içki kategorisini ifade eden başka bir ad kullanılarak tüketiciye ya da işletmeye sunuluyorsa, m.5/1-f açısından değerlendirme gerekir. Hukuki denetimde yalnız ürünün ön yüzündeki büyük başlık değil; e-ticaret ürün adı, fatura/ürün kartındaki ticari isim, katalog, koli üzerindeki adlandırma ve pazarlama sunumu da birlikte incelenebilir. Çünkü “piyasaya arz”, yalnız fiziki rafta satış anını ifade eden dar bir kavram değildir.

Bu hüküm, “aromanın tat profili neye benziyor?” sorusundan farklıdır. Mevzuat, aroma bileşiminin teknik özelliklerini ayrı hükümlerle düzenlerken m.5/1-f, ürünün hangi adla piyasaya arz edildiğini hedef alır. Bu ayrım önemlidir: teknik olarak belirli bir tat profilini sağlayan aroma vericinin mevzuata uygun şekilde üretilmiş olması, onun yasaklanan satış adıyla pazarlanabileceği anlamına gelmez.

Yasak hangi ürünleri kapsar?

Yönetmeliğin m.2 hükmü kapsamı geniş tanımlar. Gıdalarda kullanılan veya kullanılması amaçlanan aroma vericiler, aroma verme özelliği taşıyan gıda bileşenleri, bunları içeren gıdalar, aroma vericilerin kaynak materyalleri ve tütsü aroma vericilerinin üretim koşulları Yönetmeliğin konusudur. Ancak m.5/1-f lafzı “bu Yönetmelik kapsamında yer alan ürünler” ifadesini kullandığı için, satışa sunulan ürünün somut niteliği ve Yönetmelik kapsamındaki yeri belirlenmelidir.

Özellikle profesyonel gıda üreticilerine satılan konsantre aroma vericiler, internet üzerinden son kullanıcıya sunulan aroma ürünleri ve perakende satışa konu karışımlar bakımından adlandırma denetimi önem taşır. Bir ürünün yalnız B2B kanalda satılması, m.5/1-f hükmünü kendiliğinden devre dışı bırakmaz. Yönetmeliğin m.13’ü son tüketiciye sunulmayan aroma vericiler için de ayrıntılı etiket bilgileri öngörür. Dolayısıyla profesyonel alıcıya satış, etiketleme ve piyasaya arz kurallarından bağımsız bir alan değildir.

Buna karşılık bir nihai gıdanın aromatik özelliğini açıklarken kullanılan ifadeler ile bağımsız olarak piyasaya sunulan aroma vericinin satış adı aynı hukuki mesele değildir. Ürünün hangi kategoriye girdiği somut formülasyon, sunum şekli, kullanım amacı ve etiket üzerinden belirlenmelidir. Tereddütte Bakanlığın değerlendirme yetkisi de Yönetmeliğin m.12 hükmünde düzenlenmiştir.

Etiket, ambalaj ve e-ticaret ilanında sonuç nedir?

Piyasaya arz yasağını yalnız basılı etikete indirgemek doğru değildir. Gıda sektöründe ürün, fiziksel ambalajdan önce çoğu kez bir ürün veri tabanına, pazaryeri ilanına, distribütör kataloğuna veya e-ticaret sitesine girer. Bu nedenle uyum çalışmasında şu alanların birlikte kontrol edilmesi gerekir: ürünün yasal satış adı, ambalajın ön yüzü, arka etiket, barkod veri tabanı, internet sayfası başlığı, reklam metni, bayi kataloğu, fatura/stok kartı ve pazaryeri ilan başlığı.

Yönetmeliğin m.13 hükmü, aroma vericilerin etiketlenmesini ayrıntılı biçimde düzenler. Son tüketiciye sunulmayan ürünlerde satış tanımı, içerik bilgileri, miktar, son tüketim/tavsiye edilen tüketim tarihi, saklama şartları ve kullanım sınırlamaları gibi unsurların verilmesi gerekir. Son tüketiciye sunulan ürünlerde ise genel gıda etiketleme mevzuatıyla birlikte “Gıdada kullanım içindir” veya “Gıdada kullanımı sınırlıdır” gibi zorunlu ibareler gündeme gelebilir. Bu yapı içinde m.5/1-f’deki adlandırma yasağı, etiketin başındaki satış isminden başlayarak tüm sunumu etkiler.

Bir internet ilanında ürün görselinin üzerinde mevzuata uygun ad bulunup ilan başlığında yasaklanan alkollü içki kategori adı kullanılması, “etiket doğruydu” savunmasını tek başına yeterli hâle getirmez. İlan da ürünün piyasaya sunumunun parçasıdır. İşletmelerin uyum denetimini yalnız ambalaj matbaası üzerinden değil, dijital satış kanalları üzerinden de yürütmesi gerekir.

Aroma içeren gıda ile aroma vericinin satışı aynı mı?

Hayır. Hukuken ürün kategorisini doğru belirlemek gerekir. Aroma verici, başka bir gıdaya tat veya koku vermek amacıyla kullanılan ürün olabilir; nihai gıda ise tüketiciye doğrudan tüketilmek üzere sunulan farklı bir ürün kategorisidir. Yönetmeliğin m.2 ve m.4 hükümleri aroma verici türlerini ve kapsamı ayırır. Ayrıca m.5/1-ç, yatay ve dikey gıda kodeksindeki özel hükümlerin saklı olduğunu açıkça belirtir.

Bu nedenle “alkollü içki adıyla aroma satışı yasaktır” kuralından hareketle, herhangi bir nihai gıdada alkollü içki adının hiçbir şekilde kullanılamayacağı gibi daha geniş bir sonuç çıkarılamaz. Her ürün kendi özel gıda kodeksi, etiketleme düzenlemesi, bileşim şartları ve varsa alkollü içkilere ilişkin özel mevzuatla birlikte değerlendirilir. Buradaki net yasak, Yönetmelik kapsamındaki aroma verici ve ilgili ürünlerin m.5/1-f’ye aykırı şekilde alkollü içki adı veya kategori adıyla piyasaya arz edilmesidir.

Bu ayrım SEO bakımından da hukuken de önemlidir. “Viski aromalı kek”, “rom aromalı çikolata” veya başka nihai gıdalar hakkında hüküm kurmak için o gıdanın kendi mevzuatı ayrıca incelenmelidir. Bu yazı, bağımsız aroma verici ürünlerin satış adı ve piyasaya arz yasağına odaklanmaktadır.

31 Aralık 2026 geçiş süresi bu yasağı erteliyor mu?

Yeni Yönetmelik 14 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Geçici m.1/1, bu Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren gıda işletmecilerinin 31 Aralık 2026 tarihine kadar Yönetmelik hükümlerine uyum sağlamasını öngörür. Geçici m.1/2’ye göre, Yönetmeliğin yayımından önce faaliyet gösteren işletmeler tarafından 31 Aralık 2026’dan önce piyasaya arz edilen ürünler ve bu ürünleri içeren gıdalar raf ömrü sonuna kadar piyasada bulunabilir. Geçici m.1/3 ise işletmelerin yeni düzenlemeye uyum sağlayıncaya kadar yürürlükten kaldırılan eski Yönetmelik hükümlerine uymaya devam edeceğini düzenler.

Dolayısıyla geçiş hükmü incelenmeden “14 Eylül itibarıyla bütün eski etiketli stoklar hukuka aykırı hâle geldi” demek de, “31 Aralık 2026’ya kadar yeni kuralların hiçbiri uygulanmaz” demek de isabetli değildir. İşletmenin ne zaman faaliyette olduğu, ürünün ne zaman piyasaya arz edildiği, stokun hangi mevzuata göre üretildiği ve geçici madde şartlarını taşıyıp taşımadığı somut olarak tespit edilmelidir.

Ayrıca Geçici m.1/4-8 bazı FL kodlu aroma vericiler için özel geçiş ve yasak tarihleri düzenler. Bu özel hükümler, genel uyum tarihinden ayrı kontrol edilmelidir. Bir işletme “genel geçiş süresi var” gerekçesiyle özel olarak yasaklanan veya sınırlandırılan bir FL kodu bakımından farklı tarihi göz ardı edemez.

5996 sayılı Kanun bakımından yaptırım

Yönetmeliğin m.17 hükmü, Yönetmeliğe aykırı davrananlar hakkında 5996 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre idari yaptırım uygulanacağını açıkça belirtir. Yönetmeliğin kanuni dayanağı da m.3’te 5996 sayılı Kanunun 23, 24 ve 26 ncı maddeleri olarak gösterilmiştir. Bu sistemde yaptırım değerlendirmesi, ihlalin niteliğine göre 5996 sayılı Kanunun somut yaptırım maddesi üzerinden yapılmalıdır.

Bu nedenle her aykırılık için tek ve sabit bir para cezası varmış gibi rakam vermek doğru değildir. Denetimde ürünün mevzuata aykırılığı, etikette yanıltıcılık, piyasaya arz yasağına rağmen satış, izlenebilirlik veya işletmecinin diğer yükümlülükleri ayrı ayrı değerlendirilebilir. Ayrıca ürün hakkında piyasadan toplatma, faaliyetin kısıtlanması veya başka idari tedbirlerin gündeme gelip gelmeyeceği somut ihlale ve 5996 sayılı Kanundaki ilgili hükme göre belirlenir.

İdari para cezası tebliğ edildiğinde işletmenin cezanın maddi sebebini, dayanak tutanağı, numune veya görsel delili, satış ilanını, denetim tarihini ve hangi mevzuat hükmünün ihlal edildiğinin açıkça gösterilip gösterilmediğini incelemesi gerekir. İdari yaptırımın hukuka uygunluğu yalnız “ürün adı uygunsuz” şeklindeki soyut bir değerlendirmeyle değil, somut olgu ve hukuki dayanakla kurulmalıdır.

İthalatçı ve dağıtıcı neyi kontrol etmeli?

İthalatçı açısından risk yalnız gümrük aşamasında teknik bileşim kontrolü değildir. Türkiye’de piyasaya arz edilecek ürünün satış adı ve Türkçe etiket sunumu da yeni Yönetmelikle uyumlu olmalıdır. Yabancı üreticinin kendi ülkesinde kullandığı ürün adı Türkiye’de aynen kullanılabiliyor olsa bile, Türk mevzuatındaki m.5/1-f yasağı ayrıca dikkate alınır. Distribütörün “etiketi üretici hazırladı” demesi, kendi piyasaya arz sorumluluklarını ortadan kaldıran genel bir muafiyet değildir.

Dağıtıcı ve e-ticaret satıcısı bakımından özellikle SKU adları kontrol edilmelidir. Aynı ürün, depo sisteminde eski adıyla kalırken yeni ambalajla sevk edilebilir. Pazaryerine otomatik aktarılan eski ürün adı, hukuken sorun yaratabilir. Uyum projesinde ürün ana verisi, etiket, katalog, ERP stok adı ve online ilan aynı anda güncellenmelidir.

Sözleşmelerde de yeni mevzuata uygunluk önemlidir. Üretici–ithalatçı, ithalatçı–distribütör ve distribütör–perakendeci sözleşmelerinde mevzuata aykırı etiket veya ürün adı nedeniyle doğacak idari yaptırım, iade, imha, yeniden etiketleme ve geri çağırma maliyetlerinin hangi tarafça karşılanacağı açıkça düzenlenmelidir.

Delil ve idari itiraz süreci

Denetim sırasında ürün adı nedeniyle tutanak düzenlenirse, işletme öncelikle ürünün denetim anındaki satış şeklini belgelemelidir. Ambalajın tüm yüzlerinin fotoğrafı, parti/lot numarası, üretim ve ithalat tarihi, piyasaya arz tarihi, fatura, depo giriş kaydı, e-ticaret ekran görüntüsü ve varsa eski-yeni etiket geçiş belgeleri dosyalanmalıdır. Geçici m.1 hükümlerinden yararlanılacaksa, ürünün hangi tarihte piyasaya arz edildiği özellikle ispatlanmalıdır.

İdari işlemin tebliğinden sonra başvuru yolu, işlemin niteliğine göre belirlenir. İdari para cezalarında 5996 sayılı Kanun ve Kabahatler Kanunu ilişkisi, özel kanundaki görev ve süre hükümleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Ürün hakkında ayrı bir idari tedbir, piyasadan çekme veya faaliyete ilişkin işlem tesis edilmişse, bu işlemin görevli yargı kolu ve dava süresi ayrıca incelenmelidir. Tek bir tutanakta birden fazla hukuki sonuç bulunabileceği için her işlem ayrı tanımlanmalıdır.

Başvuruda esas mesele, “ürünün tadı aslında alkolsüzdür” şeklindeki bir savunma değil; m.5/1-f’deki piyasaya arz yasağının somut ürüne uygulanıp uygulanmadığı, ürünün Yönetmelik kapsamındaki hukuki kategorisi, kullanılan ifadenin alkollü içki adı/kategori adı niteliği ve geçiş hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağıdır.

Uygulama kontrol listesi

Gıda işletmelerinin yeni düzenleme bakımından yapacağı kontrol şu sırayla yürütülebilir: Önce tüm aroma verici SKU’ları çıkarılır. İkinci olarak satış adlarında alkollü içki veya kategori adı bulunan ürünler belirlenir. Üçüncü olarak bu ürünlerin gerçekten Yönetmelik kapsamındaki aroma verici olup olmadığı sınıflandırılır. Dördüncü olarak yeni satış adı, etiket ve ürün veri tabanı hazırlanır. Beşinci olarak e-ticaret, bayi kataloğu, reklam ve ERP kayıtları aynı anda güncellenir. Altıncı olarak eski stokların piyasaya arz tarihleri Geçici m.1 kapsamında belgelendirilir. Yedinci olarak ithalat ve tedarik sözleşmelerine mevzuat uyum maddeleri eklenir.

Özellikle 31 Aralık 2026 tarihi yaklaşırken yalnız ambalaj değişikliğine odaklanmak yeterli değildir. Aynı Yönetmelik doğal aroma ifadesi için %95 kaynak kuralı, belirli aroma maddelerinin kullanımının sona ermesi, raporlama, özel etiket uyarıları ve Bakanlık değerlendirmesine tabi maddeler gibi başka yükümlülükler de getirir. Ürün portföyü Yönetmeliğin tamamı üzerinden taranmalıdır.

İlgili içerikler

Resmî kaynaklar

Hukuki değerlendirme: Gıda işletmesi, ithalatçı veya dağıtıcı bakımından ürün adı, etiket ve idari yaptırım dosyasının somut belgelere göre incelenmesi gerekir. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Aroma verici “viski aroması” adıyla satılabilir mi?

Yönetmelik m.5/1-f, Yönetmelik kapsamındaki ürünlerin herhangi bir alkollü içki adı veya alkollü içki kategori adıyla piyasaya arzını yasaklar. Ürünün somut hukuki kategorisi ayrıca kontrol edilmelidir.

Yasak sadece son tüketiciye satışta mı geçerli?

Hayır. Hüküm “piyasaya arz” kavramını kullanır. Son tüketiciye sunulmayan aroma vericiler için de Yönetmeliğin m.13’ünde ayrı etiket kuralları vardır.

İnternet ilan başlığında alkollü içki adı kullanılabilir mi?

E-ticaret ilanı ürünün piyasaya sunumunun parçasıdır. Ambalaj uygun olsa dahi ilan başlığının m.5/1-f bakımından ayrıca denetlenmesi gerekir.

Yeni Yönetmelik ne zaman yürürlüğe girdi?

Yönetmelik 14 Eylül 2026 tarihli ve 33370 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girdi.

31 Aralık 2026’ya kadar eski ürünler satılabilir mi?

Geçici m.1’de işletmenin faaliyet tarihi ve ürünün piyasaya arz tarihi esas alınan geçiş hükümleri vardır. Her stok kalemi bu şartlara göre ayrı kontrol edilmelidir.

Aroma verici mevzuatının kanuni dayanağı nedir?

Yönetmelik m.3 uyarınca 5996 sayılı Kanunun 23, 24 ve 26 ncı maddeleridir.

Aykırılığın yaptırımı hangi hükme dayanır?

Yönetmelik m.17, aykırılıklarda 5996 sayılı Kanunun ilgili idari yaptırım hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Somut yaptırım ihlalin türüne göre belirlenir.

Yabancı üreticinin ürün adı Türkiye’de aynen kullanılabilir mi?

Yabancı ülkedeki adlandırma tek başına yeterli değildir. Türkiye’de piyasaya arzda Türk Gıda Kodeksi hükümleri ve m.5/1-f yasağı uygulanır.

Nihai gıdanın adında alkollü içki ifadesi bulunması da otomatik olarak yasak mı?

Bu yazıdaki yasak Yönetmelik kapsamındaki aroma verici ürünlere ilişkindir. Nihai gıdanın adı, kendi özel gıda kodeksi ve etiketleme mevzuatıyla ayrıca değerlendirilmelidir.

Yazar ve hukuki inceleme: Avukat Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil No: 3472. İçerik 16 Eylül 2026 tarihinde yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır. Mevzuat değişiklikleri somut işlem tarihinde ayrıca kontrol edilmelidir.

Mersin’de Hukuki Destek

Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu: İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi, Kat:3, Daire:14, Akdeniz/Mersin.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri
Telefon WhatsApp