AB’de İşçi Davası Hangi Ülkede Açılır? Çalışma Yeri ve İşveren Merkezi
AB bağlantılı işçilik davasında yetkili ülke yalnız iş sözleşmesinde yazan adrese veya işverenin merkezine bakılarak belirlenmez. 1215/2012 sayılı Brüksel Ia Tüzüğü m.21, işçiye işverenin yerleşik olduğu üye devlet yanında işini mutaden yaptığı veya yürüttüğü yerin mahkemesine başvurma seçenekleri tanır. İşçi artık orada çalışmıyorsa son mutad çalışma yeri de önemini korur. Birden fazla ülkede çalışma, AB dışındaki işveren ve sözleşmedeki yetki kaydı ayrı hükümlerle incelenir.
Almanya, Hollanda veya başka bir üye devlette çalışan Türkçe konuşan kişi için mahkeme seçimi, uygulanacak iş hukuku ve alacak hesabı farklı konulardır. Bu rehber, ücret veya tazminatın miktarını hesaplamaktan önce hangi ülkenin mahkemesine başvurulabileceğini açıklar. Türkiye’deki iş mahkemesinin yetkisiyle AB Tüzüğündeki seçenekler birbirinin yerine kullanılmaz. Resmî kaynak kontrolü: 25 Ekim 2026.

Önce ilişkinin bireysel iş sözleşmesi olduğu belirlenir
1215/2012 sayılı Tüzük m.20, bireysel iş sözleşmelerine ilişkin özel yetki bölümünü açar. Her hizmet faturası veya danışmanlık sözleşmesi bu bölümün iş ilişkisi sayılmaz. Başvuruda kimin işçi ve kimin işveren olduğu, uyuşmazlığın hangi sözleşmeden doğduğu açıklanmalıdır. Sözleşmeye verilen ad, gerçek hukuki ilişkinin incelenmesini gereksiz hâle getirmez. Bağımsız ticari hizmet iddiasıyla işçilik iddiası aynı yetki kuralına dayanmayabilir.
Bir kişinin şirket ortağı, yönetici veya dış hizmet sağlayıcı olarak da kayıtlı olması hâlinde hangi sıfatıyla talepte bulunduğu belirlenir. Aynı kişi hakkında birden fazla hukuki ilişki bulunabilir. Ücret alacağı, ortaklık payı veya şirket organı sorumluluğu birbirine karıştırılmaz. Bu yazı her yönetici sözleşmesinin mutlaka iş sözleşmesi olduğunu ileri sürmez; m.20 bölümünün uygulanması için gereken ilk sınıflandırmayı vurgular.
Talebin dönemleri de ayrılmalıdır. Önce bağımsız hizmet, daha sonra iş sözleşmesi ilişkisi kurulmuşsa bütün tarihlere tek bir açıklama yazılmaz. İmzalanan belgeler, işe başlama kaydı, ücret düzeni ve tarafların yaptığı işlemler birlikte değerlendirilir. Yetki dilekçesi, sadece son fesih yazısından değil uyuşmazlığa konu gerçek ilişkiden hareket etmelidir. İşverenin hukuki kimliği belirsizken yanlış şirkete yöneltilen dava, doğru ülke seçilmiş olsa bile ayrı sorun yaratır.
Tüzüğün zaman ve ülke bağlantısı
M.66, 10 Ocak 2015 veya sonrasında başlatılan yargılamalar için yeni düzenlemeyi esas alır. Daha eski davalarda 44/2001 sayılı önceki Tüzüğün geçiş etkisi ayrıca kontrol edilir. Bu tarih, iş sözleşmesinin mutlaka 2015’ten sonra imzalanmış olması gerektiği anlamına gelmez. İşe başlama, fesih ve dava açılışı farklı işlevlere sahip tarihlerdir. Dosyada bu tarihler birbirinden ayrı gösterilmelidir.
Türk vatandaşlığı, işçinin AB’deki bu mahkeme seçeneklerini tek başına dışlamaz. Buna karşılık Avrupa’da bulunmak da her ülkeye karşı aynı Tüzüğün uygulanmasını sağlamaz. Başvurulacak mahkemenin devleti, işverenin yerleşimi, çalışma merkezi ve uygulanabilir milletlerarası düzenleme birlikte belirlenir. Türkiye’deki mahkeme bu Tüzüğün üye devlet mahkemesi değildir; Türk usulünün değerlendirilmesi ayrı yapılır.
İşçinin işverene karşı başvurabileceği temel mahkemeler
M.21/1-a, üye devlette yerleşik işverene o devletin mahkemelerinde dava açılmasına izin verir. M.21/1-b ise başka üye devlette işin mutaden yapıldığı veya işin yürütüldüğü yerin mahkemesini ve son mutad çalışma yerini ayrıca gösterir. Bu yapı, işverenin merkez ülkesinin tek seçenek olduğu iddiasını dışlar. İşçinin hangi seçeneği kullandığı ve o seçeneği kuran somut olgu başvuruda açık olmalıdır.
Bu seçenekler işçiye bütün Avrupa’daki mahkemeler arasında sınırsız tercih hakkı vermez. İşçinin ailesinin yaşadığı ülke, tatile gittiği yer veya hesabının bulunduğu banka ülkesi maddede sayılan bağlantıların yerine geçmez. Yaşadığı konut aynı zamanda işin sürekli yürütüldüğü merkezse bu çalışma bağlantısı ayrıca incelenir. Sadece nüfus veya konut adresinin bulunmasıyla mutad çalışma merkezi otomatik olarak aynı kabul edilmemelidir.
İş ilişkisi sona erdiğinde işçinin Türkiye’ye veya başka ülkeye dönmesi, m.21’de açıkça yer verilen son mutad çalışma yerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yetkiyi sadece bugünkü ikamet üzerinden açıklamak bu nedenle eksik olabilir. Son çalışma döneminin nerede ve nasıl geçtiği belgelenir. Bununla birlikte son kısa iş seyahatinin her durumda son mutad merkez olduğu da ileri sürülemez; seyahat ile yerleşik çalışma düzeni ayrılır.
İşin yapıldığı yer ile işin yürütüldüğü merkez
M.21/1-b-i, işin yalnız fiziksel olarak yapıldığı yeri değil, işin hangi merkezden yürütüldüğünü de kapsayan bir ifade kullanır. Bu ayrım uluslararası taşımacılık, havacılık ve düzenli seyahat içeren işlerde önemlidir. Çalışan gün içinde farklı ülkelerde bulunabilir; buna rağmen işin planlandığı, talimatların alındığı ve görevin ardından dönülen merkez belirlenebilir. Her geçilen ülke ayrı ve eşit bir mutad işyeri sayılmaz.
İncelemede günlük veya haftalık iş düzeni anlaşılır biçimde ortaya konulur. Göreve nereden başlanıldığı, iş araçlarının nerede tutulduğu, talimatların hangi organizasyon üzerinden alındığı ve görev bitiminde hangi merkeze dönüldüğü kayda bağlanır. Bunlar belirli olayı değerlendirmeye yarayan olgulardır; Tüzük herkese uygulanacak tek bir gün veya kilometre eşiği koymaz. Sadece ücretin hangi ülkedeki hesaptan gönderildiğine bakılarak bütün yetki sorunu çözülmez.
Birden çok ülkede çalışmak doğrudan tali kurala geçmeyi gerektirmez
M.21/1-b-ii, işçi herhangi bir ülkede mutaden çalışmıyorsa veya çalışmamışsa onu işe alan işletmenin bulunduğu veya bulunmuş olduğu yer mahkemesini gösterir. Bu hüküm, çalışan birden fazla ülkeye gittiği anda ilk seçeneğin bırakılacağı anlamına gelmez. Önce işin mutat olarak nerede veya hangi merkezden yürütüldüğü araştırılır. Böyle bir merkez belirlenebiliyorsa ilgili ilk bent ayrı önemini korur.
İşe alan işletme ile sözleşmeyi kargo yoluyla teslim alan ofis aynı kavram değildir. Dosyada işe alım ve çalışma organizasyonuna ilişkin belgeler incelenir. İmzanın bir ülkede tamamlanması, tek başına o yerin m.21/1-b-ii bağlantısını kurduğunu göstermez. Maddede düzenlenen şart gerçekleşmeden işe alım yerinin daha elverişli olduğu düşüncesiyle bu tali seçenek öne alınamaz.
Nogueira kararında uçuş ekibinin çalışma merkezi
AB Adalet Divanının 14 Eylül 2017 tarihli birleşik C-168/16 ve C-169/16 Nogueira kararı, önceki 44/2001 Tüzüğünün m.19/2-a hükmü bakımından verilmiştir. Karar, uçuş ekibinde işin nereden yürütüldüğünün olgular bütünüyle belirlenmesini açıklar. İşe başlama ve dönüş yeri, talimat ve iş organizasyonu, çalışma araçları ile uçakların konuşlandığı yer incelenen göstergeler arasındadır.
Divan, operasyon üssü olan “home base” ile mutad çalışma yerini özdeş kabul etmez; üssü güçlü bir gösterge olarak değerlendirir. Uçağın kayıtlı olduğu devlet de tek başına çalışma merkezinin yerini tutmaz. Bu kararın eski madde numarası, güncel Tüzükteki m.21’in yerine yazılmamalıdır. Rehberde karar, çok ülkeli iş düzeninin somut kayıtlarla incelenmesi yöntemini açıklamak için kullanılmıştır; her uçuş personeli dosyasına aynı mahkeme sonucu vermez.
İşverenin yerleşimi marka logosuyla belirlenmez
M.63, şirket ve tüzel kişi bakımından ana sözleşmedeki merkez, merkezî idare veya başlıca işyerinin bulunduğu yeri esas alan yerleşim tanımı getirir. Bu nedenle işverenin uluslararası marka adı veya internet alan adı, hukuki merkez hakkında tek başına yeterli değildir. Sözleşmedeki tüzel kişi, sicil kaydı, ücret bordrosu ve fesih yazısı birlikte karşılaştırılır. Grup şirketleri arasında hangi kuruluşun işveren olduğu ayrı belirlenmelidir.
Ücreti başka bir şirketin muhasebe biriminin göndermesi veya yönetici e-postalarının başka grup şirketi uzantısı taşıması incelenebilir olgudur; fakat tek başına tüm grup şirketlerinin aynı işveren olduğu anlamına gelmez. Başvurunun doğru davalıya yöneltilmesi için her şirketin rolü açıklaştırılır. Mahkeme seçimiyle kimden hangi alacağın istenebileceği bağlantılı olsa da aynı hukuki soru değildir.
İşveren AB dışında fakat üye devlette şubesi varsa
M.20/2, üye devlette yerleşik olmayan işverenin bir üye devlette şube, acente veya başka işletmesi bulunması hâlinde, bu kuruluşun faaliyetinden doğan uyuşmazlıklarda işvereni o devlette yerleşik sayar. Sırf şirketin dünya çapında satış yapması bu özel şartı oluşturmaz. İlgili kuruluşun varlığı ve iş uyuşmazlığının onun faaliyetleriyle bağı gösterilir. Bir internet sitesi veya münferit müşteri adresi, araştırma yapılmadan şube kabul edilmez.
Ayrıca m.21/2, üye devlette yerleşik olmayan işverenin m.21/1-b’deki çalışma bağlantılarıyla üye devlet mahkemesinde dava edilebilmesini düzenler. Bu nedenle işverenin merkezinin Türkiye’de bulunması, Avrupa’daki mutad çalışma merkezi mahkemesinin her durumda yetkisiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine her Türk işverene Avrupa’da dava açılabileceği de söylenemez; maddede aranan gerçek çalışma bağlantısı kurulmalıdır.
İş sözleşmesindeki mahkeme seçimi ne zaman etkilidir?
M.23, bu özel yetki düzeninden ayrılan anlaşmayı iki hâlle sınırlar: uyuşmazlık doğduktan sonra yapılmış olması veya işçiye bölümde gösterilenler dışında ek mahkemelere başvurma hakkı vermesi. İşe girişte imzalanmış ve yalnız işverenin seçtiği ülkeyi göstererek işçinin diğer kanuni yollarını kapatan kayıt bu sınırla denetlenir. “İmzaladınız, artık başka ülkeye gidemezsiniz” açıklaması tek başına doğru hukuki değerlendirme değildir.
Anlaşmanın tarihi, kapsamı ve hangi uyuşmazlığa ilişkin olduğu dosyada gösterilir. Fesih yazısındaki kabul bölümü, sulh protokolü ve ilk iş sözleşmesi aynı zamanda yapılmış sayılmaz. Uyuşmazlık sonrasında imzalanan belgenin de gerçekten bir mahkeme anlaşması içerip içermediği okunmalıdır. Genel ücret mutabakatı veya yabancı hukuk seçimi, mahkeme seçimiyle aynı anlamda değildir.
M.25/4, m.23’e aykırı yetki anlaşmalarına hukuki etki tanınmayacağını ayrıca belirtir. Elektronik imzalı veya noter tasdikli olması, içeriğin özel işçi korumasıyla çatışmasını kendiliğinden gidermez. Şekil şartı ile anlaşmanın izin verilen kapsamı farklı incelemelerdir. Belge yalnız resmî göründüğü için işçinin kanuni mahkemeye başvurma hakkını kaldırdığı kabul edilmemelidir.
İşveren işçiye karşı dava açarsa kural değişir
M.22/1, işverenin işçiye karşı davayı kural olarak yalnız işçinin yerleşik olduğu üye devlet mahkemelerinde açabilmesini düzenler. İşçinin işverene karşı sahip olduğu çalışma yeri seçenekleri, işveren tarafından aynı genişlikle işçiye karşı kullanılamaz. Bu koruma, tarafların davacı ve davalı sıfatlarının neden baştan belirlenmesi gerektiğini gösterir. İşçinin kendi alacağı için açtığı davayla işverence açılan zarar veya iade davası ayrı değerlendirilir.
M.22/2, bu bölüm uyarınca açılmış asıl davanın görüldüğü mahkemede karşı dava hakkını saklı tutar. Bu nedenle işverenin her talebinin, işçi başka ülkede yerleşik diye asıl dosyadan tamamen kopacağı söylenemez. Karşı talebin usulî niteliği ve bağlantısı ilgili mahkemede incelenir. İşçi de kendi açtığı davaya gelen karşı talebi yalnız yetki koruması bulunduğu düşüncesiyle cevapsız bırakmamalıdır.
Yetki itirazı yapılmadan davaya katılmanın etkisi
M.26/1, davalının yetkiye itiraz amacı dışında mahkeme önüne katılmasının yetki doğurmasına ilişkin genel kural getirir. İşçi davalıysa m.26/2 özel güvence ekler: mahkeme, bu yolla yetki kabul etmeden önce işçiye yetki itirazı hakkı ve katılmanın veya katılmamanın sonuçları hakkında bilgi verildiğini sağlamalıdır. Bu düzen, gelen mahkeme evrakını hiç okumama veya her çağrıyı yok sayma önerisi değildir.
İşçi savunmasını sunmadan önce hangi mahkemede hangi sıfatla muhatap olduğunu belirlemelidir. Yetki itirazı, esasa ilişkin cevap ve süreler ilgili usule uygun şekilde ayrılır. İşverene gönderilmiş özel e-posta, mahkemeye yapılması gereken itirazın yerine kendiliğinden geçmez. Bilgilendirme veya tebligat eksikliği varsa gerçek kayıtla açıklanır; hukuki koruma bulunduğu varsayımıyla dosya süresiz bekletilmez.
Mahkeme yetkisi ile uygulanacak iş hukuku farklıdır
Bir Alman veya Hollanda mahkemesinin davaya yetkili olması, uyuşmazlığın bütün maddi konularında mutlaka o devletin iş hukukunun uygulanacağı anlamına gelmez. Mahkeme seçimi, hangi yargı makamının davayı göreceğini belirler; ücret, fesih ve tazminata uygulanacak hukuk ise ayrı bağlama kurallarıyla incelenir. Nogueira dosyasındaki mahkeme ve hukuk seçimi kayıtlarının ayrı ele alınması da bu ayrımın önemini gösterir.
Sözleşmedeki “şu ülkenin hukuku uygulanır” cümlesi, aynı ülkenin tüm mahkemelerini münhasır yetkili kılan bir anlaşma değildir. Tersine belirli mahkemenin seçilmiş olması da bütün emredici işçi korumasını kaldırdığı şeklinde okunmaz. Başvuru hazırlığında bu iki madde ayrı başlıklarla alınır. Yetkili ülke belirlenmeden tek bir ülkenin tazminat hesabını bütün dosyaya uygulamak yanlış sonuç üretebilir.
Birden fazla işveren veya grup şirketi birlikte dava edilecekse
Brüksel Ia m.20/1, işverene karşı açılan davalarda m.8/1 hükmünü saklı tutar. Bu hüküm, birden fazla davalıya yöneltilen talepler arasında, ayrı davalarda birbiriyle bağdaşmayan kararlar verilmesini önlemek için birlikte görülmelerini gerekli kılan yakın bağlantı bulunmasını arar. Ayrıca maddede öngörülen davalı yerleşimi bağlantısı kurulmalıdır. Aynı şirket grubunun logosunu kullanmak, bütün şirketlere aynı mahkemede dava açılmasının tek başına yeterli gerekçesi değildir.
Her davalı bakımından iş ilişkisindeki rol, talep edilen borç ve diğer taleplerle bağlantı açıkça gösterilir. Bir şirketin işveren olmasıyla başka şirketin ücret hesabını yönetmesi veya hizmetten yararlanması aynı sorumluluk türü değildir. Birlikte dava açılabilmesine ilişkin usul kuralı, bütün davalıların maddi hukuk bakımından aynı borçtan sorumlu tutulacağı anlamına gelmez. Gerçek işveren, birlikte sorumluluk iddiası ve mahkemenin yetkisi ayrı başlıklarda incelenmelidir.
İşçi aleyhine verilen karar başka üye devlette uygulanacaksa
M.45/1-e-i, işçinin davalı olduğu yargılamada iş sözleşmelerine ilişkin özel yetki bölümüne aykırı karar için tanımanın reddini isteme imkânı düzenler. M.46, aynı ret sebeplerini icranın reddine bağlar. Dolayısıyla işçi koruması yalnız dava açılırken değil, başka üye devlette karar kullanılmak istendiğinde de önem taşır. Bununla birlikte her yetki uyuşmazlığı sınırsız şekilde yeniden incelenmez; m.45/2–3 incelemenin sınırlarını ayrıca belirler.
Kaynak davadaki yetki itirazı, mahkemeye katılım, bilgilendirme ve tebligat kayıtları bu aşamada korunmalıdır. İcraya karşı başvuru için ilgili devletin görevli mahkemesi ve usulü belirlenir. Bir işçinin yabancı kararı haksız bulması, kararın esasının icra ülkesinde baştan görüleceği anlamına gelmez. Başvurunun gerçek dayanağı özel yetki korumasının ihlaliyse, dilekçe somut ihlali ve ilgili maddeyi göstermelidir.
Yetki incelemesi için hangi kayıtlar hazırlanmalı?
İş sözleşmesinin bütün ekleri, işverenin hukuki unvanı ve sicil bilgisi, fiilî çalışma takvimi, görev yazıları, talimat ve dönüş merkezini gösteren kayıtlar, bordrolar ve fesih evrakı birlikte hazırlanmalıdır. Çok ülkeli çalışmada her görev yeri tarih aralığıyla gösterilir. Bu liste zorunlu resmî bir form değildir; m.20–23 bağlantılarının denetlenebilmesini sağlar. Bilinmeyen günler tahminle doldurulmaz.
Uzaktan çalışma veya seyahat bulunan dosyada işçinin bulunduğu yer ile işi organize ettiği merkez ayrı açıklanır. Konaklama faturası, uçuş kaydı veya telefon bağlantısı, tek başına sürekli işyeri kanıtı sayılmaz; diğer kayıtlarla birlikte anlam taşır. Delil, ait olduğu dönemin koşulunu göstermelidir. Sonradan oluşturulmuş genel bir görev açıklaması, geçmişteki bütün çalışma düzenini değiştirmiş gibi sunulmaz.
Başka ülkedeki tanık veya belgenin temini gerekiyorsa AB içi delil alma rehberi tamamlayıcıdır. Görüşmeye getirilen belge, mahkemeye usulüne uygun sunulmuş delille aynı aşamada değildir. Tercüme, temsil ve yargılama gideri de planlanır. Giderleri karşılayamayan gerçek kişi için sınır ötesi adli yardım koşulları ayrıca incelenebilir.
Türkiye’de dava, süreler ve kararın başka ülkede icrası
Brüksel Ia’daki yetki seçenekleri bütün devletler için ortak işçilik davası açma veya feshe itiraz süresi koymaz. Somut talebin süresi ve önce yerine getirilmesi gereken usul adımları ayrıca belirlenir. Yetki araştırması sürüyor diye tebliğ edilmiş dava veya fesih evrakının süreleri bekletilmemelidir. Yabancı ülkede çalışan kişinin Türkiye’de dava açma ihtimali de Türk milletlerarası ve iç usul kurallarıyla ayrı incelenir.
Türkiye’de 7036 sayılı Kanun m.6 yetki rehberi, Türk iş mahkemelerinin iç hukuk düzenini açıklar. Bu yazı o düzeni AB m.21’in yerine koymaz. Avrupa’da alınan kararın başka üye devlette tahsili için ise m.53 belgesi ve karar icrası rehberi ayrı aşamayı gösterir. Dava açılabilecek ülkeyle haciz yapılacak ülkenin aynı olması zorunlu değildir.
Sık sorulan sorular
İşverenin merkez ülkesinde dava açmak zorunda mıyım?
M.21, işverenin yerleşiminin yanında mutad çalışma veya işin yürütüldüğü yer ve son mutad çalışma yeri seçeneklerini düzenler. Somut bağlantılar belirlenmelidir.
Türk vatandaşlığı bu seçenekleri kaldırır mı?
Vatandaşlık tek başına kaldırmaz. Başvurulan üye devlet mahkemesi, işveren ve çalışma yeri bakımından Tüzüğün koşulları incelenir.
Birçok ülkeye gidiyorsam işe alındığım yer her zaman yetkili mi?
Önce işin mutaden nerede veya hangi merkezden yürütüldüğü araştırılır. M.21/1-b-ii, herhangi bir ülkede mutad çalışma bulunmaması hâli için ayrı seçenek düzenler.
Sözleşmedeki yabancı mahkeme kaydı bütün haklarımı sınırlar mı?
M.23, uyuşmazlık sonrasında yapılan veya işçiye ek mahkeme seçeneği veren anlaşmaları kabul eder. İşe girişteki münhasır kayıt kanuni seçenekleri her durumda ortadan kaldırmaz.
İşveren Türkiye’deyse AB’de hiçbir dava açılamaz mı?
M.21/2, AB dışındaki işveren için de ilgili çalışma yeri bağlantılarıyla üye devlet mahkemesine başvuru düzenler. M.20/2’deki şube bağlantısı ayrıca incelenir.
İşten ayrılıp başka ülkeye taşınınca eski çalışma yeri önemini kaybeder mi?
M.21 son mutad çalışma yerini açıkça korur. Son kısa seyahatle gerçek çalışma merkezi birbirinden ayrılmalıdır.
İşveren de beni aynı geniş seçeneklerle dava edebilir mi?
M.22, işverenin davasını kural olarak işçinin yerleşik olduğu üye devletle sınırlar. Usulüne uygun asıl davadaki karşı dava hakkı saklıdır.
Yabancı davaya cevap vermek yetkiyi etkiler mi?
M.26 kapsamında etkileyebilir. İşçi davalıysa yetki itirazı ve katılım sonuçları hakkında bilgilendirme güvencesi vardır; cevap ve yetki savunması doğru usulle yapılmalıdır.
Yetkili mahkemenin ülkesindeki iş hukuku mutlaka uygulanır mı?
Mahkeme yetkisi ve uygulanacak maddi hukuk ayrı incelemelerdir. Yetki anlaşması ile hukuk seçimi aynı işlem değildir.
Bu Tüzük Türkiye’deki mahkemeyi de doğrudan belirler mi?
Türk mahkemesi Tüzüğün üye devlet mahkemesi değildir. Türkiye’deki milletlerarası ve iç yetki kuralları ayrıca değerlendirilir.
Resmî kaynaklar
- 1215/2012 sayılı Brüksel Ia Tüzüğü: m.8/1, 20–23, 25/4, 26, 45–46, 62–63 ve 66.
- ABAD, 14 Eylül 2017, C-168/16 ve C-169/16 Nogueira: özellikle paragraf 49–77; önceki 44/2001 rejiminde çok ülkeli işin çalışma merkezi.
Türkiye bağlantılı işçilik dosyası için iletişim
Mersin merkezli Türkiye geneli dosya yönetimi; İstanbul ve Mersin odaklı hukuki destek. Görüşme talebinde işverenin ülkesini, fiilî çalışma yerlerini, son çalışma tarihini ve mevcut mahkeme evrakını belirtin. Ofis iletişim bilgileri. İş sözleşmesi ve kişisel belgelerin güvenli iletim yöntemi ayrıca belirlenir.
İstanbul ofisi
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin ofisi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinGörüşme talebinizi iletin
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.