Ankara Çocuğun Cinsel İstismarı Davası: TCK 103
Yaş, fiilin niteliği ve çocuk mağdurun korunması
TCK m.103’teki şikâyet istisnası genel bir “akran ilişkisi” veya belirli yaş farkı kuralı değildir. İstisna, sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olmasıdır; bu durumda mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyeti aranır. Diğer fiillerin resen soruşturulması, çocuğun korunması ve müdahalenin hukuki niteliği ayrı değerlendirilir. Ailelerin anlaşması veya başvurudan vazgeçmesi bütün istismar dosyalarını kendiliğinden sona erdirmez.
Mağdurun fiil tarihindeki yaşı neden belirlenir?
TCK m.103/1-a, on beş yaşını tamamlamamış veya bu yaşı tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara yönelen cinsel davranışları kapsar. Bu grupta cebir, tehdit veya hile, temel suçun ayrıca aranacak koşulu değildir. Rıza açıklamasından hareketle fiilin otomatik hukuka uygun olduğu söylenemez.
m.103/1-b, diğer çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka nedene dayalı davranışları düzenler. Yaşın yanında iradeyi etkileyen nedenin ne olduğu araştırılır. On beş yaşını bitirmiş çocukla cebir, tehdit ve hile olmaksızın cinsel ilişki ise TCK m.104’te ayrıca düzenlenmiştir. Bu ayrım, söz konusu davranışın her durumda serbest olduğu anlamına gelmez.
Nüfus kaydı, fiil tarihi ve gerektiğinde yaşa ilişkin yargısal inceleme birlikte değerlendirilir. CMK m.218/2, kovuşturmada mağdurun veya sanığın yaşının ceza hükümleri yönünden tespitiyle ilgili sorunu düzenler. Fiil tarihindeki yaş ile ifadenin alındığı veya kararın verildiği tarihteki yaş aynı ölçüt olarak kullanılmamalıdır.
Algılama yeteneği için yapılan incelemenin çocuğun genel okul başarısıyla veya tek bir sosyal gözlemle ikame edilmesi doğru değildir. İlgili fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamaya ilişkin değerlendirme ile çocuğun korunma ihtiyacı farklı sorulardır. Teknik raporlar kararın dayanağı olan maddi bilgiyi sağlar; hukuki nitelendirmeyi yargı makamı yapar.
TCK 103’te temel yaptırımlar
| Fiilin niteliği | Kanuni temel yaptırım | On iki yaşını tamamlamamış mağdur |
|---|---|---|
| m.103/1 kapsamında istismar | Sekiz–on beş yıl hapis. | Ceza on yıldan az olamaz. |
| Sarkıntılık düzeyinde kalan fiil | Üç–sekiz yıl hapis. | Ceza beş yıldan az olamaz. |
| m.103/2’deki vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işleme | On altı yıldan az olmamak üzere hapis. | Ceza on sekiz yıldan az olamaz. |
Tablodaki ayrımlar, suçun niteliği belirlenmeden yalnız mağdurun yaşına bakılarak uygulanmaz. Sarkıntılık düzeyinin kabulü de davranışın somut özelliklerine ilişkin gerekçe gerektirir. Kanuni alt sınır, bütün dosyalarda değişmeyen sonuç ceza veya infaz süresi olarak açıklanmamalıdır.
m.103/3; birden fazla kişinin birlikte işlemesi, toplu yaşam ortamının kolaylığı, belirtilen kan veya kayın hısımlığı, üvey ve evlat edinme ilişkileri, bakım–gözetim görevi ve kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması hâllerinde cezayı yarı oranında artırır. İlişki ile fiil arasındaki bağ gösterilmelidir. Aynı kurumda bulunma veya akrabalık iddiası tek başına bütün bentlerin koşullarını karşılamaz.
m.103/4, birinci fıkranın a bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehdit; b bendindeki çocuklara karşı silah kullanılması hâlinde ayrıca yarı oranında artırım düzenler. Bu iki yaş ve algılama grubunun ağırlaştırıcı koşulları aynı değildir. m.103/5 ağır yaralama sonucunu; m.103/6 ise mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapsi düzenler.
Çocuk mağdurun vekili ile uzman farklı görev yapar
CMK m.234/2 uyarınca vekili bulunmayan on sekiz yaşından küçük mağdura istemi aranmaksızın vekil görevlendirilir. Ailenin yanında bulunması, çocuğun hukuki yardım hakkının yerine geçmez. Temsilci ile çocuk arasında çıkar çatışması bulunması hâlinde temsil düzeni ayrıca değerlendirilmelidir.
CMK m.236/3, mağdur çocuğun tanık olarak dinlenmesinde psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bulundurulmasını düzenler. Uzman desteği hukuki temsilin, avukatın varlığı da uzman desteğinin yerine geçmez. Çocuğa hakları açıklanmalı ve yapılan işlem tutanakta gösterilmelidir.
m.236/2, suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdurun bu suça ilişkin soruşturma ya da kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenmesini esas alır; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için zorunlu hâlleri saklı tutar. Bu hüküm, hangi koşulda olursa olsun tekrar dinlemenin kesin yasaklandığı şeklinde anlatılamaz. Tekrar gerekli görülürse zorunluluk ve uygun usul değerlendirilmelidir.
m.236/4, özel ortamda beyan alınması gereken veya şüpheliyle yüz yüze gelmesinde sakınca bulunan mağdurlar için uzman aracılığıyla özel ortamı düzenler. m.236/5 ise TCK m.103/2 mağduru çocukların soruşturma beyanı için hizmet veren merkezlerde savcı nezaretinde uzman aracılığıyla kayıtlı işlem öngörür. Kovuşturmada yeniden işlem zorunluluğu oluştuğunda yine maddede belirtilen usul uygulanır. Yargı çevresi ve mülki sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürme hükmü vardır.
Görüntü kaydının dağıtılması ile dosyanın incelenmesi aynı değildir
CMK m.236/7 uyarınca beşinci ve altıncı fıkradaki beyan ve görüntü kayıtları dosyada saklanır, kimseye verilmez ve gizlilikleri korunur. m.236/8, yazılı tutanağın kanunda belirtilen kişilere verilmesini ve görüntülerin soruşturma veya kovuşturma makamlarının gözetiminde gizlilik içinde izletilmesini ayrıca düzenler. Dolayısıyla savunma hakkı, görüntü dosyasının kontrolsüz biçimde dağıtılması anlamına gelmez.
Bu kayıtlara ilişkin hukuka aykırı verme, yayma veya ele geçirme TCK m.136/2’de ağırlaştırılmış yaptırıma bağlanmıştır. Çocuğun kimliğini, görüntüsünü veya mahrem beyanını sosyal medyada yayımlamak dosyanın takibi için gerekli bir işlem değildir. Hukuki başvuru ve delil sunumu, yetkili kanallar ve gerekli kapsamla sınırlanmalıdır.
Çocuğun ilk anlatımının kime, ne zaman ve hangi koşulda yapıldığı kayda geçirilir. Yakınların çocuğa aynı olayı tekrar tekrar ayrıntılandırması veya belirli cevapları yönlendirmesi yerine, beyan alma işlemi yetkili makam ve uzman güvenceleriyle yürütülmelidir. Bakanlığın çocukların cinsel istismarı bilgilendirmesi başvuru ve destek yollarını ayrıca açıklamaktadır.
Mağdur çocuk ile suç isnat edilen çocuk karıştırılmamalıdır
5395 sayılı Kanun m.15’teki çocuk bürosu savcısınca bizzat soruşturma hükmü, hakkında suç isnadıyla adli süreç yürütülen çocuğa ilişkindir. Bu hüküm, mağdurun çocuk olduğu her dosyadaki bütün işlemlerin tek ve aynı usule tabi olduğu şeklinde genellenmemelidir. Mağdurun dinlenmesine ilişkin özel dayanak CMK m.236’dır.
Failin de çocuk olması hâlinde TCK m.31’in yaşa göre sorumluluk hükümleri, CMK m.150/2’deki zorunlu müdafi ve 5395 sayılı Kanun güvenceleri ayrıca uygulanır. 7593 sayılı Kanun bu alanda değişiklikler getirmiştir. Çocuk şüphelinin sosyal incelemesi ile mağdur çocuğun uzman eşliğinde beyanı farklı işlemlerdir. Ayrıntılar çocuk ceza dosyası rehberinde ele alınır.
Çocuk hakkında iddianamede sosyal inceleme koşulu
7593 sayılı Kanun m.4 ile eklenen CMK m.174/1-e, on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmadan düzenlenen iddianameyi iade nedeni sayar. Bu kural suç isnat edilen çocuğa ilişkindir; mağdur çocuğun beyanında uzman bulunmasıyla aynı işlem değildir. Aynı değişiklik paketindeki TCK m.31/4’ün yaş indirimi istisnası ise belirli öldürme ve ağır yaralama suçlarıyla sınırlıdır; TCK m.103 bu istisna listesinde bulunmaz.
Şikâyet, uzlaştırma ve delil değerlendirmesi
TCK m.103 kural olarak resen soruşturulur. Şikâyet istisnasında hem fiilin sarkıntılık düzeyinde kalması hem failin çocuk olması aranır. Kanun belirli bir “akran yaş farkı” eşiği koymaz. Şikâyet koşulu bu istisnanın dışındaki bütün fiillere uygulanamaz.
CMK m.253/3 nedeniyle cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaştırma yapılmaz. Kanundaki sınırlı şikâyet istisnası da uzlaştırma yasağını kaldırmaz. TCK m.168’deki malvarlığı suçlarına özgü ödeme indirimi istismar suçu için uygulanmaz. Aileler arasında ödeme veya anlaşma yapılması kanuni bir cezasızlık oluşturmaz.
CMK m.217 uyarınca beyan, tıbbi kayıt, dijital veri ve diğer deliller birlikte değerlendirilir. Tıbbi incelemenin saptadığı bulgu ile failin kimliği ve olayın oluş biçimi ayrı sorulardır. Rapor, hangi incelemenin yapıldığını ve sonucun kapsamını açıklamalıdır. Sanığın savunması ve lehe delilleri de CMK m.160/2 kapsamında araştırılır; mağdurun korunması ile savunma güvenceleri birlikte gözetilir.
Ankara’da görevli mahkeme isnat edilen fıkra ve 5235 sayılı Kanun m.11–14 uyarınca belirlenir; fail çocuksa çocuk yargılamasının görev hükümleri ayrıca uygulanır. Sarkıntılık düzeyindeki isnatla daha ağır istismar fiilleri için tek bir görev sonucu verilmemelidir. Yer yetkisi CMK m.12 ve devamına tabidir.
CMK m.237–238 davaya katılmayı, m.173 takipsizlik kararına itirazı ve m.273 istinafa açık hükme başvuruyu düzenler. Takipsizlik ve gerekçeli hüküm bakımından ilgili tebliğden başlayan iki haftalık süreler ayrı takip edilir. Takipsizliğe itiraz ve mahkûmiyetin denetimi aynı işlem değildir.
Kaynak kontrolü: 9 Eylül 2026. TCK m.103–105 ve 136/2; CMK m.150, 160, 173, 217–218, 234, 236–238, 253 ve 273; 5395 sayılı Kanun ve 7593 sayılı değişiklik Kanunu.
Ankara hukuk ve adliye rehberi
Bu konudaki görevli ve yetkili merci; uyuşmazlığın türü, taraflar, işlem veya olay yeri ve özel yetki kuralları birlikte değerlendirilerek belirlenir. Ankara’daki adliyeler, ilçeler ve resmî başvuru kaynakları için Ankara avukat ve hukuk rehberini inceleyebilirsiniz.
Şeffaflık: Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun tek fizikî ofisi Mersin’dedir; Ankara’da şube bulunduğu ileri sürülmez. Uygun dosyalar Türkiye geneli temsil ve yetki kuralları çerçevesinde Mersin’den koordine edilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
