Boşanma Davası Uzun Sürerse Evlenme Hakkı İhlal Edilir mi? AYM 2021/24535 | 2026
boşanma davası uzun sürerse evlenme hakkı: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 2 Eylül 2026 tarihli toplantısında 2021/24535 numaralı bireysel başvuruyu karara bağladı. Mahkeme, boşanma davasının uzun sürmesi yönünden Anayasa’nın 20 ve 41. maddeleri kapsamında güvence altına alınan evlenme hakkının; ihtiyati tedbir kararının uzun süre kaldırılmaması yönünden ise Anayasa’nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Bu karar, boşanma dosyasının yalnız sonuçlandırılması değil, dava boyunca uygulanan malvarlığı tedbirlerinin de düzenli ve ölçülü biçimde gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Kısa ve net cevap: Boşanma davasının uzun sürmesi, her dosyada kendiliğinden hak ihlali oluşturmaz. Ancak AYM’nin 2021/24535 numaralı başvurusunda uzun yargılama, kişinin mevcut evlilik sona ermeden yeniden evlenememesi nedeniyle evlenme hakkı bakımından ihlal sayıldı. Aynı dosyada uzun süre kaldırılmayan ihtiyati tedbir de mülkiyet hakkını ihlal etti. Boşanma davasındaki geçici önlemlerin dayanağı öncelikle TMK m.169’dur; genel ihtiyati tedbir bakımından HMK m.389 ve devamı uygulanır. Koşullar değiştiğinde HMK m.396 uyarınca tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması istenebilir.

AYM 2021/24535 Kararı Ne Diyor?
Anayasa Mahkemesinin 2 Eylül 2026 tarihli Birinci Bölüm toplantı sonucunda 2021/24535 numaralı başvuru üç ayrı şikâyet başlığı altında incelendi. Birincisi boşanma davasının uzun sürmesi nedeniyle evlenme hakkı, ikincisi ihtiyati tedbir kararının uzun süre kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkı, üçüncüsü ise hukuka aykırı olduğu ileri sürülen delillerin yargılamada kullanılması nedeniyle adil yargılanma hakkıydı.
AYM, evlenme hakkı ile mülkiyet hakkı şikâyetlerini kabul edilebilir buldu ve esas incelemesinde her iki hakkın da ihlal edildiğine karar verdi. Hukuka aykırı delil kullanımına ilişkin adil yargılanma şikâyetini ise açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez buldu. Bu ayrım önemlidir. Karar, boşanma dosyasındaki her usul itirazının kabul edildiğini değil, özellikle yargılamanın süresi ile uzun süre devam eden malvarlığı tedbirlerinin anayasal açıdan sorun oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Kararın toplantı sonucu 7 Eylül 2026 tarihinde ilan edildi. Bu nedenle 2026 sonrasında devam eden boşanma dosyalarında, sadece dava süresinin değil geçici önlemlerin ne kadar zamandır sürdüğünün de ayrı başlıkta takip edilmesi gerekir. Bireysel başvuru kararı somut olaya ilişkindir; ancak derece mahkemeleri bakımından benzer hak çatışmalarının değerlendirilmesinde güncel anayasal ölçüyü gösterir.
Uzun Boşanma Davası Evlenme Hakkını Nasıl Etkiler?
Türk hukukunda mevcut evlilik hukuken sona ermeden ikinci bir evlilik kurulamaz. Dolayısıyla boşanma davasının olağan dışı biçimde uzaması, evliliğini sona erdirmek isteyen kişinin medeni durumunu uzun süre değiştirememesi sonucunu doğurur. AYM’nin 2021/24535 sayılı başvuruda yaptığı anayasal değerlendirme bu bağlantıyı evlenme hakkı üzerinden kurdu.
Evlenme hakkı yalnız yeni bir evlilik töreni yapabilme özgürlüğü olarak ele alınmaz. Kişinin özel ve aile hayatına ilişkin temel statüsünü makul bir süre içinde belirleyebilmesi de önemlidir. Boşanma davası sonuçlanmadıkça tarafların evli statüsü sürer. Bu nedenle yargılamanın kamu makamlarından kaynaklanan gecikmelerle gereksiz biçimde uzaması, kişinin gelecekteki aile hayatını kurma imkânını etkileyebilir.
Bununla birlikte her uzun boşanma dosyasında otomatik ihlal sonucu çıkarılamaz. Dosyanın kapsamı, taraf sayısı, malvarlığı veya çocuklara ilişkin incelemeler, tarafların usul işlemleri, bilirkişi ve tanık delillerinin toplanması, mahkemenin işlem aralıkları ve toplam sürenin nedenleri somut olarak değerlendirilir. AYM kararı, makul sürede yargılanma şikâyetinden farklı olarak bu dosyada doğrudan evlenme hakkının etkilenmesine odaklandı.
Anayasa m.20, 35 ve 41 Bakımından Sonuç
AYM, evlenme hakkını Anayasa’nın 20. maddesindeki özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile 41. maddede güvence altına alınan aile kurumuna ilişkin hükümler kapsamında değerlendirdi. Mülkiyet yönünden ise Anayasa m.35 uygulandı. Böylece aynı boşanma dosyasındaki iki farklı sonuç, iki farklı temel hak ekseninde ele alındı.
Anayasa m.35 herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu düzenler; bu haklar ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Yargısal tedbirler de mülkiyetin kullanımını sınırlayabildiği için kanuni dayanak, meşru amaç ve ölçülülük denetimine tabidir. Tedbirin ilk verildiği anda gerekli olması, yıllarca hiçbir güncel değerlendirme yapılmadan aynı yoğunlukta devam etmesini tek başına haklı kılmaz.
Anayasal inceleme ile aile mahkemesinin esasa ilişkin boşanma değerlendirmesi birbirinden ayrıdır. AYM boşanma davasında kimin kusurlu olduğunu yeniden belirleyen bir temyiz mercii değildir. İnceleme, kamu gücü işlemleri nedeniyle temel hakların ihlal edilip edilmediğine yöneliktir. Bu sebeple bireysel başvuru hazırlığında uyuşmazlığın esasını tekrar anlatmaktan ziyade, hangi kamu işleminin hangi temel hakkı nasıl etkilediğinin gösterilmesi gerekir.
TMK m.169: Boşanma Davasındaki Geçici Önlemlerin Kanuni Dayanağı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.169, boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkimin dava devam ettiği sürece gerekli geçici önlemleri re’sen alacağını düzenler. Maddede özellikle eşlerin barınması, geçimi, mallarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunması sayılmıştır. Bu düzenleme, boşanma yargılamasında geçici önlemlerin ayrı bir dava açılmadan da gündeme gelebilmesinin temel dayanağıdır.
TMK m.169’daki önlemler geçici niteliktedir. Amaç, boşanma davası sonuçlanıncaya kadar tarafların ve çocukların korunması, malvarlığının kaçırılması veya uyuşmazlığın anlamsızlaşması gibi risklerin önlenmesidir. Bu nedenle önlem ile korunmak istenen risk arasında somut bağlantı bulunmalıdır.
Eşlerin mallarının yönetimine ilişkin tedbirler bakımından taşınmaz üzerine şerh, belirli hesap veya malvarlığı üzerinde tasarrufu sınırlayan önlem, devir işlemlerinin önlenmesi ya da belirli malın korunmasına yönelik kararlar gündeme gelebilir. Ancak tedbirin kapsamı dosyanın ihtiyacını aşmamalıdır. Mal paylaşımının esasına ilişkin hakların korunması ile kişinin tüm malvarlığını süresiz şekilde kullanamaz hâle getirmek aynı şey değildir.
Boşanma dosyasında mal rejiminin sona erme tarihi bakımından ayrıca TMK m.225 önemlidir. Mal rejimi, boşanma davasında dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Bu konu, uzun süren davalarda malvarlığı hesabının hangi tarihe göre kurulacağını doğrudan etkiler. Ayrıntılı açıklama için mal paylaşımında esas alınan tarih rehberine bakılabilir.
HMK m.389: Genel İhtiyati Tedbir Şartları
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389’a göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştıracak veya tamamen imkânsız hâle getirecekse ya da gecikme nedeniyle sakınca veya ciddi zarar doğmasından endişe ediliyorsa uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Bu, ihtiyati tedbirin genel kanuni ölçüsüdür.
HMK m.390 uyarınca tedbir isteyen taraf, talep ettiği tedbirin sebebini ve türünü açıkça göstermeli ve esas yönünden haklılığını yaklaşık ispat düzeyinde ortaya koymalıdır. Yaklaşık ispat, nihai hüküm için gerekli tam ispatla aynı değildir; ancak yalnız soyut risk iddiası da yeterli değildir. Mahkeme hangi hakkın hangi somut tehlikeye karşı korunacağını belirlemelidir.
HMK m.397/2 ise aksi belirtilmedikçe ihtiyati tedbirin etkisinin nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğini düzenler. Bu hüküm tedbirin süresiz ve denetimsiz olduğu anlamına gelmez. Çünkü HMK m.396, durum ve koşullar değiştiğinde talep üzerine tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına açıkça imkân verir. AYM’nin 2021/24535 sonucu da uzun süre devam eden tedbirlerin mülkiyet hakkı boyutunun göz ardı edilemeyeceğini gösterir.
Boşanma Davasında Tedbir Nasıl Kaldırılır veya Değiştirilir?
Tedbir ilk verildiğinde karşı taraf dinlenmemişse veya taraf karardan sonra tedbirin şartlarının bulunmadığını ileri sürüyorsa HMK m.394 kapsamında itiraz yolu değerlendirilir. Tedbir devam ederken olgular değişmişse HMK m.396 kapsamında kaldırma veya değiştirme talebi gündeme gelir. İki yolun hukuki sebebi aynı değildir.
Örneğin uyuşmazlık konusu taşınmazın korunması için devir yasağı verilmiş; ancak daha sonra tarafların alacaklarını güvence altına alan başka bir teminat sağlanmışsa tedbirin kapsamı yeniden değerlendirilebilir. Benzer şekilde dava boyunca değer, borç, mülkiyet yapısı veya riskin niteliği değişmiş olabilir. Talep dilekçesinde yalnız “tedbir çok uzun sürdü” denilmesi yerine, ilk karar tarihinden sonra değişen olgular ve tedbirin güncel etkisi belgelerle gösterilmelidir.
İhtiyati tedbire itirazın usulü ve dilekçe yapısı için sitedeki HMK m.394 ihtiyati tedbir itiraz dilekçesi rehberi kullanılabilir. Yurt dışında bulunan taraflar açısından tedbir talebi ve vekâlet işlemleri ayrıca yurt dışından Türkiye’de ihtiyati tedbir yazısında açıklanmıştır.
Boşanma Davasının Uzun Sürmesinde Hangi Ölçütler Önemlidir?
Bir boşanma davasının “uzun” olması yalnız takvim hesabına göre değerlendirilmemelidir. Dosyada işlem yapılmayan süreler, mahkemenin duruşma aralıkları, bekletici mesele bulunup bulunmadığı, yurtdışı tebligat gibi zorunlu işlemler, tarafların delil sunma davranışları ve üst mahkeme süreçleri birlikte incelenir. AYM bireysel başvuruda kamu makamlarına atfedilebilir gecikme ile başvurucunun davranışını ayırır.
Dosyanın karmaşıklığı gerçek bir ölçüttür. Çok sayıda tanık, yabancı ülkeden belge temini, bilirkişi incelemesi veya bağlantılı ceza davasının sonucu gibi unsurlar süreyi artırabilir. Buna karşılık aylarca ara kararın yerine getirilmemesi, zorunlu olmayan ertelemeler veya aynı işlemin tekrar tekrar beklenmesi başka türlü değerlendirilir.
Boşanma dosyası sürerken tarafın yeni bir aile hayatı kurma planı, medeni statünün belirsizliği ve mevcut evliliğin hukuken devam etmesi evlenme hakkı bakımından önem taşır. Ancak dosyada bu etkinin somutlaştırılması gerekir. Bireysel başvuruda yalnız yargılama süresinin uzunluğunu yazmak yerine, uzunluğun hangi anayasal hakka nasıl müdahale ettiği açıklanmalıdır.
Türkiye’de makul sürede yargılanma şikâyetleri için kanunda öngörülen başvuru yolları ayrıca değerlendirilir. AYM’ye doğrudan başvurulmadan önce etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi bireysel başvurunun temel kabul edilebilirlik şartlarından biridir. Bu nedenle güncel başvuru yolu, başvuru tarihi ve şikâyet türü dosya bazında kontrol edilmelidir.
Hukuka Aykırı Delil İddiası Bu Kararda Ne Oldu?
2021/24535 numaralı başvurunun üçüncü ayağı, hukuka aykırı olduğu iddia edilen delillerin yargılamada kullanılmasıydı. AYM bu şikâyeti kabul edilebilir bulmadı; açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna vardı. Dolayısıyla aynı toplantı sonucundan “boşanma davasında ileri sürülen her hukuka aykırı delil iddiası hak ihlalidir” şeklinde sonuç çıkarmak yanlıştır.
Hukuk yargılamasında HMK m.189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Ancak bir verinin hukuka aykırı elde edilip edilmediği, delilin nasıl üretildiği, tarafın delile nasıl ulaştığı, özel hayatın alanı ve somut uyuşmazlıktaki kullanım biçimi üzerinden değerlendirilir. AYM’nin bireysel başvuru denetimi de derece mahkemesinin delil takdirini baştan yapan yeni bir yargılama değildir.
Bu nedenle boşanma dosyasında ekran görüntüsü, ses kaydı, mesaj, konum verisi veya banka kaydı sunulmadan önce kaynağı ve elde edilme yöntemi ayrı ayrı incelenmelidir. Delilin hukuka aykırılığına ilişkin itiraz, hangi anayasal ve usuli hakkın etkilendiği gösterilerek zamanında ileri sürülmelidir.
Dava Uzuyorsa Taraf Dosyada Hangi İşlemleri Yapabilir?
Öncelikle UYAP üzerinden dosyanın son işlem tarihi, bekleyen müzekkere ve bilirkişi işlemleri, tebligat durumu ve duruşma zaptındaki ara kararlar kontrol edilmelidir. Dosyada tamamlanması gereken işlem tarafın sunacağı belgeye bağlıysa gecikmenin mahkemeye yüklenebilmesi beklenmemelidir; eksik işlem tamamlanmalıdır.
Mahkemenin yapması gereken bir işlem uzun süre yapılmamışsa, dosyanın mevcut aşamasını ve tamamlanması istenen somut işlemi gösteren dilekçe sunulabilir. Dilekçede soyut “dosyamızın hızlandırılması” ifadesi yerine örneğin “12 Mayıs 2026 tarihli ara kararda istenen banka cevabı dosyaya 20 Haziran 2026’da girdi; tahkikat yönünden bekleyen başka işlem bulunmadığından duruşmanın öne alınması” gibi denetlenebilir kronoloji kurulmalıdır.
Tedbir devam ediyorsa ayrı bir bölümde tedbirin ilk tarihinden bugüne kadar geçen süre, korunan malın değeri, tedbirin fiili sonucu ve koşullardaki değişiklikler gösterilmelidir. Tedbirin tamamının kaldırılması gerekmiyorsa daha dar bir tedbir, belirli teminat karşılığında kaldırma veya yalnız belirli mal üzerindeki sınırlamanın devamı gibi ölçülü alternatifler talep edilebilir.
Yargılamanın olağan kanun yolları tamamlandıktan ve ihlale ilişkin etkili iç hukuk yolları tüketildikten sonra bireysel başvuru şartları oluşuyorsa Anayasa Mahkemesine başvuru değerlendirilir. Bireysel başvuru, boşanma davasının yeni bir temyiz aşaması değildir; temel hak ihlalini gidermeye yönelik anayasal denetim yoludur.
Malvarlığı Tedbirlerinde Ölçülülük Nasıl Kurulur?
Malvarlığı tedbirinde ilk soru, korunmak istenen hakkın ne olduğudur. İkinci soru, bu hakkın tedbir alınmazsa gerçekten tehlikeye girip girmeyeceğidir. Üçüncü soru ise seçilen tedbirin hedefe ulaşmak için gerekli olandan daha ağır olup olmadığıdır. Bir taşınmazın devrini önlemek için konulan tedbir ile kişinin tüm banka hesaplarını ve gelirini uzun süre kullanamaması aynı yoğunlukta müdahale değildir.
Mahkeme, mal kaçırma riskini önlemek isterken diğer tarafın mülkiyeti kullanma hakkını tamamen işlevsiz hâle getirmemelidir. AYM’nin ihlal kararı, tedbirin sadece başlangıç anındaki gerekçesinin değil devam eden etkisinin de önem taşıdığını açık biçimde gündeme getiriyor.
Boşanma sürecinde eşin taşınmaz üzerindeki tasarrufunun ayrıca TMK m.199 kapsamında sınırlandırılması istenebilir. Bu mekanizmanın koşulları tasarruf yetkisinin sınırlandırılması şerhi rehberinde açıklanmıştır. Aile konutu söz konusuysa TMK m.194 ayrıca devreye girebilir. Her tedbirin kanuni dayanağı ve koruduğu hak farklı olduğundan talepler birbirine karıştırılmamalıdır.
Uzun Süren Boşanma ve Tedbir Dosyası İçin Kontrol Listesi
- Boşanma davasının açılış ve son işlem tarihlerini çıkarın.
- Her duruşma arasındaki süreyi ve erteleme nedenini dosya zaptından belirleyin.
- Bekleyen delil, müzekkere, bilirkişi veya tebligat işlemi olup olmadığını kontrol edin.
- Gecikmenin taraf davranışından mı kamu makamlarından mı kaynaklandığını ayırın.
- İhtiyati tedbirin verildiği tarihi ve dayanak maddesini tespit edin.
- Tedbirin hangi mal veya hak üzerinde ne ölçüde sonuç doğurduğunu belgeleyin.
- Koşullar değiştiyse HMK m.396 kapsamında kaldırma veya değiştirme talebini değerlendirin.
- İlk karara karşı HMK m.394 itirazının uygulanabilir olup olmadığını kontrol edin.
- Mal rejimi açısından TMK m.225’teki sona erme tarihini ayrı hesaplayın.
- Hukuka aykırı delil iddiası varsa HMK m.189/2 dayanağını ve delilin elde edilme şeklini somutlaştırın.
- Anayasal şikâyet açısından Anayasa m.20, 35 ve 41 ile somut müdahale arasındaki bağı kurun.
- AYM başvurusu düşünülüyorsa etkili iç hukuk yolları ve süre şartlarını güncel mevzuata göre ayrıca kontrol edin.
İlgili İçerikler
- Boşanmada mal paylaşımında hangi tarih esas alınır? TMK m.225
- Tasarruf yetkisinin sınırlandırılması şerhi
- HMK m.394 ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesi
- Boşanma davası reddedilirse yeniden dava süresi
Resmî Kaynaklar
- Anayasa Mahkemesi – 2 Eylül 2026 Birinci Bölüm toplantı sonucu, B. No: 2021/24535
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu – m.169 ve ilgili hükümler
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – m.189, 389-397
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası – m.20, 35 ve 41
Uzun Süren Boşanma Dosyasında Süre ve Tedbir Birlikte İncelenmeli
Boşanma yargılaması uzarken malvarlığı üzerindeki tedbirler de devam ediyorsa yalnız esas hakkındaki iddialara odaklanmak yeterli değildir. Dosya kronolojisi, tedbirin güncel gerekliliği ve mülkiyet üzerindeki fiili etkisi ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Boşanma davası çok uzun sürerse hak ihlali olur mu?
Her uzun dosya otomatik olarak ihlal sayılmaz. AYM 2021/24535 başvurusunda boşanma davasının uzun sürmesi nedeniyle Anayasa m.20 ve 41 kapsamındaki evlenme hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Somut dosyanın süresi ve gecikme nedenleri ayrıca değerlendirilir.
Boşanma davası bitmeden yeniden evlenilebilir mi?
Hayır. Mevcut evlilik hukuken sona ermeden yeni bir evlilik kurulamaz. Bu nedenle boşanma davasının olağan dışı uzaması kişinin yeniden evlenme imkânını doğrudan etkileyebilir.
Boşanma davasındaki geçici önlemlerin kanuni dayanağı nedir?
TMK m.169, dava devam ederken eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemlerin hâkim tarafından alınmasını düzenler. Genel ihtiyati tedbir hükümleri HMK m.389 ve devamındadır.
İhtiyati tedbir dava bitene kadar mutlaka devam eder mi?
HMK m.397/2’ye göre aksi belirtilmedikçe tedbir nihai karar kesinleşene kadar etkili olabilir. Ancak koşullar değişmişse HMK m.396 uyarınca değiştirilmesi veya kaldırılması talep edilebilir.
Tedbir çok uzun sürdü diye kaldırılması zorunlu mudur?
Tek başına sürenin uzunluğu otomatik kaldırma sonucu doğurmaz. Tedbirin hâlen gerekli olup olmadığı, korunan hak, güncel risk ve mülkiyet üzerindeki ağırlığı birlikte değerlendirilir.
AYM 2021/24535 kararında mülkiyet hakkı ihlali var mı?
Evet. AYM, ihtiyati tedbir kararının uzun süre kaldırılmaması nedeniyle Anayasa m.35’te güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
AYM hukuka aykırı delil iddiasını da kabul etti mi?
Hayır. Aynı başvurudaki hukuka aykırı delillerin kullanılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez sayıldı.
Tedbirin kaldırılması için hangi maddeye dayanılır?
Durum ve koşullar değişmişse HMK m.396, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması için açık kanuni dayanak sağlar. Tedbire ilk itiraz bakımından HMK m.394 ayrıca değerlendirilir.
Boşanmada malların yönetimine ilişkin geçici önlem alınabilir mi?
Evet. TMK m.169 eşlerin mallarının yönetimine ilişkin gerekli geçici önlemleri açıkça kapsar. Tedbir somut riskle bağlantılı ve ölçülü olmalıdır.
Boşanma davası uzuyorsa AYM’ye hemen başvurulur mu?
Bireysel başvuru öncesinde ilgili şikâyet bakımından etkili iç hukuk yollarının tüketilmesi ve başvuru süresine uyulması gerekir. Başvuru yolu ve süre, şikâyetin türüne ve güncel mevzuata göre kontrol edilmelidir.
Hukuki Kaynak Kontrolü
Bu içerikte 2 Eylül 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm toplantı sonucu ile yürürlükteki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Anayasa hükümleri esas alınmıştır. Kararın toplantı sonucu ile yayımlanan kapsamı aşan maddi vaka kabulü yapılmamıştır.
Sorumlu yazar: Avukat Halil BAKIRCI – Mersin Barosu Sicil No: 3472
Son kaynak kontrolü: 16 Eylül 2026
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu – Mersin
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi, Kat:3, Daire:14, Akdeniz/Mersin. Türkiye genelindeki dosyalar Mersin’deki ofisten koordine edilir.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.