Deniz Yükü Zararında Rücu Davası ve 90 Günlük Süre
Kısa ve net cevap: Deniz yükü zararında rücu davası için TTK m.1188/3 özel bir doksan günlük hak düşürücü süre düzenler. Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, yük zararına ilişkin genel bir yıllık süre geçtikten sonra da açılabilir; ancak tazminatın ödenmesi veya aleyhine açılan tazminat davasının dilekçesinin tebliği üzerine doksan günlük süre ayrıca takip edilir. Kesinleşmiş kararın veya fiilî ödemenin her durumda beklenmesi doğru değildir. Emtia sigortacısının sigortalının hakkına halef olması ise başka bir hukuki ilişkidir; her sigorta ödemesinin otomatik olarak yeni doksan gün kazandırdığı söylenemez.

Deniz yükü zararında rücu hangi ilişkiyi anlatır?
Rücu, bir zarardan dolayı sorumlu tutulan kişinin, bu zararın mali yükünü hukuken sorumlu başka kişiye yöneltmesidir. Yük sahibinin kendi zararını taşıyandan istemesi ile taşıyanın kendi alt taşıma ilişkisine dayanarak başka işletmeye başvurması aynı dava değildir. Talebin adı değil, kimin hangi nedenle ödeme yapmak zorunda kaldığı ve karşı taraftan ne istediği belirleyicidir.
TTK m.1191/6, sözleşmesel taşıyan ile fiilî taşıyan arasındaki rücu ilişkisinin ayrıca değerlendirilmesini açıkça korur. Yük ilgilisine karşı iki taşıyanın sorumluluğunun bulunması, kendi aralarındaki paylaşımın mutlaka eşit olacağı anlamına gelmez. İç sözleşme, taşınan bölüm, olayın sebebi ve uygulanabilir hükümler birlikte incelenir. Birlikte sorumluluk ile iç ilişkide nihai yüklenim farklıdır.
Rücu dosyasında asıl zarar olayının kimliği korunmalıdır. Gemi, yolculuk, konişmento, eşya partisi ve hasarın türü baştan belirlenir. Bir taşıyanın aynı müşteri için yaptığı başka ödemeler bu olaya otomatik eklenmez. Ticari ilişkinin sürmesi için yapılan indirim ile hukuki sorumluluk nedeniyle karşılanan zarar farklı hesap kalemleri olabilir.
Fiilî taşıyanın sorumluluğu rehberi, yük sahibine karşı dış ilişkiyi açıklar. Burada odak, sorumlu tutulan kişinin ikinci başvurusunu hangi takvimle yapacağıdır. Asıl davadaki her savunma rücu davasının bütün şartlarını karşılamaz; rücu sebebi ve süresi ayrıca gösterilir.
Doksan gün, genel bir yıllık sürenin yerine mi geçer?
TTK m.1188/1, eşyanın kaybı, hasarı ve geç teslimi nedeniyle taşıyana karşı tazminat isteminin bir yıl içinde yargı yoluna taşınmaması hâlinde düşeceğini düzenler. İkinci fıkraya göre başlangıç, eşyanın veya bir kısmının teslimi; hiç teslim yoksa teslim edilmesi gereken tarihtir. Bu, yük zararına ilişkin ana takvimdir.
Üçüncü fıkra, sorumlu tutulan kişinin rücu davasının bu bir yıllık süre geçtikten sonra da açılabilmesine izin verir. Ancak özel imkân sınırsız değildir. Kanunda belirtilen ödeme veya dava dilekçesinin tebliği üzerine doksan gün içinde rücu hakkı kullanılmalıdır. Bir yıl geçmiş olması tek başına her rücu talebinin kaybedildiğini göstermez.
Tersinden, rücu kelimesi kullanılması da bir yıllık takvimi her dosyada etkisiz kılmaz. Davacının gerçekten üçüncü fıkrada belirtilen sorumlu tutulan kişi olup olmadığı araştırılır. Başkasından devralınmış bir yük sahibi alacağı, yalnız başlığı değiştirilerek yeni bir rücu hakkına dönüştürülemez. Hak sahipliğinin dayanağı ayrı bir ön sorundur.
Hasar bildirimi süreleri de bu iki dava takviminden farklıdır. Deniz yükü hasarında ihbar ve dava süresi rehberi teslim sırasında, gizli hasarda ve gecikmede yapılacak bildirimleri açıklar. Hasarı zamanında bildirmek, rücu davasının da süresinde açıldığı anlamına gelmez.
Süre ödemeden mi, dava dilekçesinin tebliğinden mi başlar?
TTK m.1188/3 iki başlangıç olayı sayar: İstenen tazminat bedelinin ödenmesi veya sorumlu tutulan kişi aleyhine açılan davada dava dilekçesinin tebliği. Dolayısıyla yalnız ödeme dekontuna bakılması eksik incelemedir. Daha önce tebliğ edilmiş bir dava varsa o tarih mutlaka dosyaya alınmalıdır.
Dava dilekçesinin hazırlanma veya mahkemeye verilme tarihi, davalıya tebliğ tarihiyle aynı değildir. Tebligat belgesi, ilgili elektronik kayıt ve usulen tebliğin gerçekleştiği an incelenir. Şirket içindeki hukuk birimine yazının sonradan aktarılması, hukuki tebliğ tarihini kendiliğinden ileri taşımaz. İç iletişim gecikmesi ayrı bir idari sorundur.
Ödeme bakımından da teklif, muhasebe kaydı ve fiilî ödeme ayrılmalıdır. Bir sulh önerisinde rakam yazılması veya şirket içinde ödeme talimatı hazırlanması, bedelin gerçekten alacaklıya verildiğini tek başına göstermez. Dekont, alacaklı, açıklama ve hangi zararın kapatıldığı eşleştirilir. Aynı paranın farklı tarihlerde iade edilmesi veya düzeltilmesi varsa ayrıca açıklanır.
Tebliğ gerçekleşmişken daha sonraki ödeme tarihini her durumda yeni bir başlangıç kabul etmek risklidir. Kanun tebliği bağımsız olarak saymıştır. Takvim, en erken gerçekleşmiş ilgili olayı gözden kaçırmayacak şekilde kurulmalı; sonraki ödeme, daha önce işlemiş süreyi otomatik olarak yeniliyor gibi ele alınmamalıdır. Somut başlangıç tartışması belgelere dayanmalıdır.
Asıl davanın sonucunu beklemek neden sorun yaratır?
TTK m.1188/3, doksan günün başlangıcını asıl tazminat davasının kesinleşmesine bağlamamıştır. Bu nedenle asıl dava yıllarca sürerken rücu hazırlığını tamamen ertelemek kanuni metinle uyumlu bir süre yönetimi değildir. Dava dilekçesi tebliğ edildiğinde rücu ilişkisi ve korunması gereken başvuru imkânı ayrıca ele alınmalıdır.
Asıl davada henüz ödeme yapılmamış olması, üçüncü fıkranın tebliğ üzerine kurduğu süreyi yok saymayı sağlamaz. Talebin nasıl ileri sürüleceği ve asıl dosyayla bağlantısının usulen nasıl yönetileceği ayrı değerlendirilir. İncelemede maddi rücu koşullarıyla süre koruma ihtiyacı birlikte dikkate alınır; yalnız henüz zarar ödemedim açıklamasıyla takvim kapatılmaz.
Alt taşıyana dava bulunduğunun haber verilmesi ile rücu davasının açılması farklı işlemlerdir. Bir e-postayla dosya numarası iletmek, kanunun sözünü ettiği yargısal başvurunun bütün sonuçlarını kendiliğinden doğurmaz. Dava ihbarı, arabuluculuk, dava açılması veya tahkim başvurusu kendi usulüne göre değerlendirilmelidir. Bir işlemin diğerinin yerine geçtiği varsayılmamalıdır.
Asıl dosyadaki savunma da korunur. Rücu hazırlığı yapılması, taşıyanın yük sahibinin bütün iddialarını kabul ettiği anlamına gelmez. Hangi koşullarda ve hangi kapsamda ikinci kişiye başvurulduğu açık yazılır. Bir yandan asıl sorumluluğa itiraz edilirken diğer yandan olası mali yüklenime ilişkin hakların usulüne uygun korunması mümkündür.
Emtia sigortacısının rücu dediği her dava aynı süreye mi tabidir?
TTK m.1472, mal sigortacısının tazminatı ödediğinde sigortalının sorumlulara karşı hakkına, ödediği bedel ölçüsünde halef olmasını düzenler. Sigortacı burada sigortalının sahip olduğu hakkı devralır. Yük sahibinin taşıyana karşı alacağının sigortacı tarafından ileri sürülmesi, her durumda m.1188/3’teki sorumlu tutulan kişinin rücu davasıyla aynı yapı değildir.
Bu ayrım nedeniyle sigorta ödemesinden sonra yeni doksan günlük süre mutlaka başlar şeklinde genel kural kurulamaz. Önce poliçenin türü, sigortalının sıfatı ve sigortacının hangi hakka halef olduğu belirlenir. Yük sahibinin doğrudan zarar alacağına halefiyetle, sorumlu taşıyanın başka sorumluya karşı sahip olduğu rücu hakkına halefiyet birbirinden ayrılır.
Sorumluluk sigortalarında TTK m.1481 ayrıca halefiyet düzeni getirir. Sigortacının ödeme yaptığı her olayda aynı maddeyi seçmek doğru değildir. Bir poliçe yükün kendisini, diğeri taşıyanın üçüncü kişiye karşı sorumluluğunu güvence altına alabilir. Hangi hukuki menfaatin sigortalandığı ve ödemenin kimin borcunu karşıladığı açıklanmalıdır.
TTK m.1472’ye göre sigorta zararı kısmen karşılamışsa sigortalı kalan bölüm için hakkını korur. Dolayısıyla sigortacı ile yük sahibinin talepleri aynı zararın farklı kısımlarını içerebilir. Başvuru takviminde ve hesapta bu ayrım gösterilir. Sigortanın varlığı, taşıyana karşı bildirim ve dava sürelerinin takip edilmesini gereksiz kılmaz.
Rücu davası kime yöneltilir?
Muhatap, asıl tazminatın ödenmesi nedeniyle otomatik olarak gemi malikine dönüşmez. İç sözleşmenin tarafı, taşımayı gerçekleştiren kişi ve zarara sebep olan işlem belirlenir. Fiilî taşıyan, terminal işletmecisi veya başka hizmet sağlayıcı için aynı sorumluluk sebebi kullanılmayabilir. Her kişinin hangi fiil veya taahhütten dolayı mali yüke katlanacağı açıklanır.
Gemi adıyla şirket unvanı karıştırılmamalıdır. Aynı geminin işletmesi farklı zamanlarda farklı kişilerde olabilir. Sözleşme tarihindeki taraf ve olay tarihindeki fiilî hizmet ilişkisi birlikte araştırılır. Acentenin yazışmayı yürütmesi, asıl taşıma borcunun kendisine ait olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Birden fazla taşıma bölümü varsa zarar yeri ve hâkimiyet dönemi önem kazanır. Terminale indirme ve teslimin sorumluluğa etkisi bu ayrımı açıklar. Tazminatın tamamı yalnız en son yükü teslim eden kişiye yöneltilmeden önce önceki bölümlerdeki kayıtlar da incelenmelidir.
Ödenen her bedel aynen rücu edilebilir mi?
Rücu hesabında önce hangi zararın karşılandığı belirlenir. Ana tazminat, faiz, yargılama gideri, özel ekspertiz bedeli ve ticari indirim aynı kalem değildir. Her birinin iç ilişkide karşı tarafa yöneltilmesinin hukuki dayanağı açıklanmalıdır. Ödeme dekontu, ödemenin yapıldığını gösterir; bütün tutarın diğer kişiye ait borç olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Asıl talepte taşıyanın kanunen üstlenmediği ek sorumluluk kabul edilmişse, bunun fiilî taşıyana etkisi TTK m.1191/3 uyarınca ayrıca incelenir. Açık ve yazılı onayı bulunmayan fiilî taşıyana her ek garanti aynen yüklenemez. Bu nedenle ana davada yapılan sulhün kapsamı, alt taşıma sözleşmesiyle karşılaştırılmalıdır.
Kısmi ödeme, birden fazla sigortacının katkısı veya başka sorumludan tahsilat varsa bakiye ayrı hesaplanır. Aynı zarar için önce bir kişiden alınmış tutar ikinci kişiden yeniden istenmemelidir. Deniz taşıyanının tazminat sınırları da talebin türüne göre gözetilir. Mükerrer tahsilatla ortak sorumluluk farklıdır.
Doksan günlük süre tarafların anlaşmasıyla uzatılabilir mi?
TTK m.1188/4, dava sebebinin doğmasından sonra tarafların yapacağı anlaşmayla sürenin uzatılmasına izin verir. Önceden sözleşmeye konulmuş genel bir ibareyle olaydan sonra kabul edilmiş süre uzatımı aynı değildir. Anlaşmanın hangi zarar, hangi kişiler ve hangi son başvuru tarihi için yapıldığı açık tutulmalıdır.
Bir tarafın tek başına gönderdiği süre istiyoruz mesajı, karşılıklı anlaşmanın gerçekleştiğini göstermez. Kabulün içeriği ve kabul eden kişinin temsil yetkisi incelenir. Sadece dosyanın araştırıldığı veya evrakın beklendiği cevabı da kendiliğinden belirli bir süre uzatımı olarak sunulmamalıdır. Başvuru hakkını korumak için iradelerin kapsamı belgelenmelidir.
Süre uzatımıyla borcun kabulü farklıdır. Taraflar sorumluluk ve miktar itirazlarını koruyarak belirli bir süre üzerinde anlaşabilir. Metinde bu ayrım açık olmalıdır. Birden çok muhatap varsa tek şirketin verdiği uzatımın diğer bütün kişileri de bağladığı varsayılmamalıdır; her ilişki ayrıca kontrol edilir.
Rücu dosyasında hangi belgeler bulunmalıdır?
| Belge grubu | İspat ettiği temel konu |
|---|---|
| Asıl dava dilekçesi ve tebliğ kaydı | Talep edilen zarar, taraflar ve doksan günlük takvimin tebliğ yönü |
| Ödeme dekontu ve sulh belgesi | Fiilen karşılanan bedel, ödeme tarihi ve kapanan alacak |
| Navlun ve alt taşıma sözleşmeleri | Rücu muhatabı, taşıma bölümü ve iç sorumluluk düzeni |
| Hasar ve teslim kayıtları | Zararın niteliği, gerçekleştiği dönem ve miktarı |
| Poliçe ve halefiyet belgeleri | Sigortacının hangi kişinin hangi hakkına geçtiği |
| Süre uzatma yazışması | Olaydan sonra kabul edilmiş uzatımın kapsamı ve tarafları |
Ekler yalnız dosyaya topluca konulmamalı, hangi iddiayı desteklediği belirtilmelidir. Aynı olay için hazırlanmış raporların farklı sürümleri varsa değişikliğin nedeni açıklanır. Sonradan bulunan belgenin tarihiyle belgenin anlattığı olayın zamanı ayrılır. Bu düzen hem rücu sebebinin hem süre hesabının denetlenmesini sağlar.
Takvim nasıl kontrol edilir?
İlk satıra yükün teslim veya teslim edilmesi gereken tarihi yazılır. İkinci satırda sorumlu tutulan kişiye asıl dava dilekçesinin tebliği gösterilir. Üçüncü satırda ödeme ve varsa taksitler kayıt altına alınır. Her muhatap için ileri sürülen süre uzatımı ayrı eklenir. Tek bir hasar tarihi bütün takvimin yerine kullanılmaz.
Doksan gün ile üç takvim ayı aynı süre gösterimi değildir. Süre başlangıcı, son gün ve tatil etkisi uygulanacak usul hükümlerine göre kontrol edilir. Elektronik tebligatta sisteme düşme, açılma ve hukuken tebliğ edilmiş sayılma tarihleri de ayrılmalıdır. İşlem tarihini yalnız şirketin iç evrak kaydından almak yeterli değildir.
Yabancı hukuk veya tahkim şartı bulunan dosyada Türk kanunundaki açıklama tek başına bütün takvimi belirlemez. Taşıma sözleşmesine uygulanacak hukuk ve yargı yeri birlikte incelenir. Bu inceleme sürerken bilinen en erken süre korunmalı, farklı hukuk araştırması bekleme gerekçesine dönüştürülmemelidir.
Rücu talebine cevapta hangi noktalar ayrılır?
Muhatap önce davacının gerçekten rücu hakkına sahip olup olmadığını, ödemenin kapsamını ve süre başlangıcını kontrol eder. Ardından kendi taşıma bölümü, kusur savunmaları ve tazminat sınırlarını değerlendirir. Sadece ana davada ödeme yapılmış olmasına dayanarak bütün sorumluluğu kabul etmek veya yalnız bir yıl geçti diyerek dosyayı kapatmak eksik incelemedir.
Sonuçta rücu hakkının kaynağı, korunan süre, doğru muhatap ve istenen bakiye aynı dosyada görünür olmalıdır. TTK m.1188/3’ün sağladığı imkân, süreleri sınırsız uzatan genel bir hak değildir. Belgeli ve zamanında başvuru, sonraki paylaşım tartışmasının esasına girilebilmesi için ayrı önem taşır.
Sık sorulan sorular
Deniz yükü zararında rücu süresi kaç gündür?
TTK 1188/3 kapsamındaki sorumlu tutulan kişinin rücu hakkı, maddede belirtilen ödeme veya dava dilekçesi tebliğinden itibaren doksan günde kullanılmalıdır.
Bir yıl geçince rücu kesin olarak biter mi?
Hayır. TTK 1188/3, özel doksan günlük koşula uyularak genel bir yıllık süreden sonra da rücu davasına izin verir.
Kesinleşmiş karar beklenmeli mi?
Kanun başlangıcı kesinleşmeye bağlamaz. Dava dilekçesinin tebliği ayrı başlangıç olduğundan takvim o aşamada kontrol edilmelidir.
Sigorta ödemesi her zaman yeni doksan gün verir mi?
Hayır. Mal sigortacısının TTK 1472 kapsamındaki halefiyeti ile sorumlu kişinin rücu hakkı ayrı değerlendirilir.
Alt taşıyana e-posta göndermek dava açmak mıdır?
Hayır. Bilgi veya ihtar yazısı ile kanunun aradığı yargısal başvuru farklı işlemlerdir.
Süre anlaşmayla uzatılabilir mi?
TTK 1188/4, dava sebebi doğduktan sonra tarafların yapacağı anlaşmayla süre uzatılmasına izin verir.
Ödenen bedelin tamamı otomatik rücu edilir mi?
Hayır. Her kalemin hukuki dayanağı, iç sözleşme, sorumluluk ve önceki tahsilatlar ayrı incelenir.
Doksan gün üç ayla aynı mı?
Aynı gösterim değildir. Kanundaki gün esaslı süre, başlangıç ve uygulanacak usul kurallarıyla hesaplanmalıdır.
Resmî kaynaklar ve kapsam
Temel dayanak TTK m.1188; rücu ilişkisi bakımından m.1191/6, sigortacı halefiyetinde m.1472 ve m.1481’dir. TBMM’nin 6102 sayılı Kanun metni resmî kabul metnidir; arşiv kaynağı bütün kanunun güncel konsolide sürümü olarak sunulmamaktadır. Sözleşme, tebliğ ve ödeme belgeleri somut başvuruda ayrıca incelenir.
Yazar: Av. Halil BAKIRCI — Mersin Barosu, sicil 3472. Yayın: 29 Eylül 2026.
Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun fizikî ofisi Mersin’dedir. Türkiye genelindeki dosyalar Mersin merkezli, görev ve yetki kuralları gözetilerek yönetilir. Bu metin genel bilgilendirmedir; belirli bir davanın sonucu veya tahsilatı hakkında garanti içermez.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.