Eşin Aile Adına Borçlanma Yetkisi Kaldırılabilir mi? TMK m.190-191
Kısa ve net cevap: Evet. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.190’a göre eşlerden biri evlilik birliğini temsil yetkisini aşar veya bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi üzerine temsil yetkisini kaldırabilir veya sınırlayabilir. İstemde bulunan eş bu durumu üçüncü kişilere kişisel duyuru yoluyla bildirebilir; ancak kaldırma veya sınırlamanın iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması için durumun hâkim kararıyla ilan edilmesi gerekir. Koşullar değişirse TMK m.191 uyarınca eşlerden birinin istemiyle karar değiştirilebilir; ilk karar ilan edilmişse değişiklik kararı da ilan olunur.

TMK m.190 hangi sorunu çözer?
Türk Medeni Kanunu, eşlerden her birine ortak yaşam devam ederken ailenin sürekli ihtiyaçları bakımından evlilik birliğini temsil yetkisi verir. Bu temel yetki TMK m.188’de düzenlenmiştir. Eşlerden birinin aile için market alışverişi, olağan ev ihtiyacı, çocukların günlük gereksinimi veya benzeri sürekli ihtiyaçlar için her defasında diğer eşten ayrıca vekâlet alması gerekmez. Temsil yetkisi içinde yapılan işlemlerde eşlerin üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğu TMK m.189’da düzenlenir.
Ancak kanun bu temsil yetkisinin kötü, ölçüsüz veya yetersiz kullanılmasına karşı diğer eşi korumasız bırakmaz. TMK m.190 tam bu noktada devreye girer. Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşarsa veya bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalırsa diğer eş mahkemeye başvurarak temsil yetkisinin tamamen kaldırılmasını ya da belirli ölçüde sınırlandırılmasını isteyebilir.
Güncel resmî kanun metnine Mevzuat Bilgi Sistemi – 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu üzerinden ulaşılabilir. Eşlerin normal temsil ve borç sorumluluğu için TMK m.188-189 eşin borcundan diğer eşin sorumluluğu rehberi ayrıca incelenebilir.
Evlilik birliğini temsil yetkisini aşmak ne demektir?
Temsil yetkisinin aşılması, eşin TMK m.188’in kendisine verdiği aile birliğini temsil alanının dışına çıkmasıdır. Ailenin sürekli ihtiyaçları için verilen olağan temsil yetkisi, sınırsız borçlanma veya diğer eşin malvarlığını her türlü işlemle bağlama yetkisi değildir. İşlemin niteliği, bedeli, ailenin ekonomik durumu, harcamanın aile amacıyla bağlantısı ve eşlerin yaşam düzeni birlikte değerlendirilir.
Örneğin olağan aile giderleriyle ilgisi bulunmayan yüksek tutarlı kişisel harcamaların sürekli olarak aile adına yapılması, üçüncü kişiler nezdinde aile borcu yaratmaya çalışılması veya aile bütçesiyle açıkça bağdaşmayan işlemler temsil yetkisinin aşılması tartışmasını doğurabilir. Tek bir pahalı alışveriş otomatik olarak m.190 sonucu doğurmaz; olayın sürekli veya ciddi biçimde aile birliğini riske sokan niteliği somutlaştırılmalıdır.
Ailenin sürekli ihtiyaçlarını aşan “diğer ihtiyaçlar” bakımından zaten TMK m.188/2 daha dar bir temsil sistemi kurar. Bu alanda diğer eşin veya hâkimin yetkilendirmesi ya da gecikmede sakınca bulunması ve diğer eşin rızasının alınamaması gibi şartlardan biri gerekir. M.190 ise verilen temsil alanının aşılması veya yetkinin kullanılmasındaki yetersizlik nedeniyle ileriye dönük koruma sağlar.
Temsil yetkisini kullanmada yetersiz kalmak ne demektir?
TMK m.190 yalnız “yetki aşımı” hâlini değil, eşin temsil yetkisini kullanmada yetersiz kalmasını da açıkça düzenler. Yetersizlik, temsil işlevini ailenin yararına ve gerekli özenle sürdürememe hâlidir. Bunun nedeni ekonomik karar verme yetersizliği, tekrarlanan ölçüsüz işlemler veya somut olayda aile birliğini ciddi biçimde zarara uğratan davranışlar olabilir.
Yetersizlik değerlendirmesi kişinin genel hukuki ehliyetinin kaldırılması anlamına gelmez. TMK m.190 kapsamında verilen karar, evlilik birliğini temsil alanına ilişkindir. Eş hukuken işlem ehliyetine sahip olmaya devam eder; kendi adına ve kendi sorumluluğunda yapabileceği işlemler başka hükümlere tabidir. Bu nedenle temsil yetkisinin kaldırılması vesayet, kısıtlama veya fiil ehliyetinin kaldırılmasıyla karıştırılmamalıdır.
Mahkeme açısından amaç eşlerden birini cezalandırmak değil, aile birliğini ve üçüncü kişilerle kurulan hukuki ilişkileri öngörülebilir biçimde korumaktır. Bu nedenle talep edilen önlem, ortaya konulan riskle orantılı olmalıdır.
Temsil yetkisinin kaldırılması için hangi mahkemeye başvurulur?
TMK m.190 aile hukukundan doğan bir iştir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.4 uyarınca Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukuna ilişkin İkinci Kitabından doğan dava ve işler aile mahkemelerinin görev alanındadır. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu görevi Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla yerine getirir.
4787 sayılı Kanun’un resmî metnine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşılabilir. Başvuruda yalnız “eşim çok borç yapıyor” biçimindeki soyut ifade yerine, temsil yetkisinin hangi işlemlerle aşıldığı veya neden yetersiz kullanıldığı belgelerle açıklanmalıdır.
Mahkeme, temsil yetkisinin tamamen kaldırılması yerine belirli işlem türleri, belirli miktarlar veya belirli alanlar bakımından sınırlama yapmanın yeterli olup olmadığını da değerlendirebilir. Kanunun “kaldırabilir veya sınırlayabilir” ifadesi, önlemin somut ihtiyaca göre ölçülendirilmesini mümkün kılar.
Temsil yetkisinin kaldırılması ile sınırlanması arasındaki fark nedir?
Yetkinin kaldırılması, eşin evlilik birliğini temsil etme yetkisinin mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmasıdır. Sınırlama ise temsil yetkisinin tamamen sona erdirilmeyip belirli sınırlar içinde kullanılmasına izin verilmesidir. Hangi önlemin gerekli olduğu, riskin ağırlığına ve aile yaşamının ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Ailenin günlük ihtiyaçlarının kesintisiz karşılanması gerekir. Bu nedenle çok geniş bir kaldırma talebi her olayda zorunlu veya ölçülü olmayabilir. Sorun yalnız belirli türde yüksek tutarlı alışverişlerden kaynaklanıyorsa mahkeme daha dar bir sınırlamayı yeterli görebilir. Buna karşılık tekrarlanan ve aileyi ciddi borç riski altına sokan davranışlarda daha kapsamlı müdahale gündeme gelebilir.
Kararın sınırlarının açık olması üçüncü kişiler bakımından da önemlidir. Hangi işlemlerde temsil yetkisinin olmadığı anlaşılır biçimde belirlenmezse sonradan iyiniyet tartışmaları çıkabilir. Bu nedenle mahkeme talebinde istenen sınırlamanın kapsamı somutlaştırılmalıdır.
Karar üçüncü kişilere nasıl bildirilir?
TMK m.190 iki farklı bildirim yolunu birbirinden ayırır. Birincisi kişisel duyurudur. İstemde bulunan eş, temsil yetkisinin kaldırıldığını veya sınırlandığını belirli üçüncü kişilere kişisel duyuru yoluyla bildirebilir. Örneğin aileyle sürekli ticari ilişki içinde olan bir işletmeye veya belirli alacaklıya kararın varlığı açıkça bildirilebilir.
İkincisi mahkeme kararıyla ilandır. Kanun, temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlanmasının iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurmasını durumun hâkim kararıyla ilan edilmesine bağlar. Bu nedenle kişisel duyuru ile genel ilan aynı hukuki işlevi görmez.
İlanın amacı, üçüncü kişilerin evlilik birliği adına işlem yapan eşin artık önceki temsil yetkisine sahip olmadığını öğrenebilmesini sağlamaktır. Mahkeme kararında ilan şekli belirlenir. Kararın yalnız eşler arasında bilinmesi, iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilirlik sorununu ortadan kaldırmaz.
İyiniyetli üçüncü kişi neden korunur?
Evlilik birliğinin temsili, dış dünyada üçüncü kişilerle yapılan işlemlere ilişkindir. Kanun bir yandan aileyi yetkinin kötü kullanılmasına karşı korurken diğer yandan temsil yetkisinin kaldırıldığını bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen üçüncü kişinin güvenini korur. Bu nedenle TMK m.190/2 ilan şartını getirir.
Mahkeme kararı ilan edilmemiş ve üçüncü kişiye de kişisel duyuru yapılmamışsa, gerçekten iyiniyetli üçüncü kişi eski temsil görünümüne güvenmiş olabilir. Bunun aksine üçüncü kişi yetkinin kaldırıldığını kişisel bildirimle öğrenmişse artık “haberim yoktu” savunması aynı şekilde değerlendirilemez.
Üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı her olayda ayrı incelenir. Kararın ilanı, kişisel bildirim, taraflar arasındaki önceki yazışmalar, işlemin olağan dışı niteliği ve üçüncü kişinin bildiği diğer olgular bu değerlendirmede önem taşır.
Mahkeme kararı çıkmadan diğer eş bankalara ve satıcılara bildirim yapabilir mi?
TMK m.190’daki kişisel duyuru, mahkemenin temsil yetkisini kaldırdığı veya sınırladığı kararın bildirilmesine ilişkindir. Henüz karar verilmeden tek taraflı olarak “eşimin hiçbir işleminden sorumlu değilim” şeklinde genel bildirim yapmak, kanunun verdiği temsil yetkisini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Diğer eş, kendi adına verilen vekâletleri veya ayrı sözleşmesel yetkileri başka kurallara göre geri alabilir; fakat TMK m.188’den doğan kanuni evlilik birliği temsil yetkisinin kaldırılması m.190’daki hâkim kararına bağlıdır. Bu ayrım özellikle bankalar, satıcılar ve hizmet sağlayıcılar açısından önemlidir.
Koşullar değişirse temsil yetkisi geri verilebilir mi?
Evet. TMK m.191, m.190 kapsamında verilen kararın sonsuza kadar değişmez olmadığını açıkça düzenler. Koşullar değiştiğinde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına ilişkin kararı değiştirebilir.
Kanundaki “eşlerden birinin istemi” ifadesi önemlidir. Yalnız yetkisi kaldırılmış eş değil, diğer eş de değişen koşullara göre kararın değiştirilmesini isteyebilir. Mahkeme, önceki önlemi gerekli kılan riskin ortadan kalkıp kalkmadığını veya daha dar bir önlemin yeterli olup olmadığını değerlendirir.
İlk karar ilan edilmişse TMK m.191/2 gereği değişiklik kararı da ilan olunur. Bu kural, üçüncü kişilerin eski ilan nedeniyle eşin hâlâ temsil yetkisi bulunmadığını düşünmesini engeller. Dış dünyadaki hukuki görünüm, yeni mahkeme kararıyla uyumlu hâle getirilir.
Temsil yetkisi kendiliğinden geri gelir mi?
Mahkemenin kararında belirli bir süre öngörülmüşse kararın kendi içeriğine göre sürenin sona ermesinin sonucu ayrıca değerlendirilir. Süresiz kaldırma veya sınırlamada ise koşulların değişmesi tek başına eski yetkiyi kendiliğinden ihya eden bir işlem değildir; TMK m.191 eşlerden birinin istemi üzerine hâkimin kararı değiştirmesini öngörür.
Bu nedenle eski karar yürürlükteyken tarafların yalnız kendi aralarında “artık sorun kalmadı” demeleri, özellikle ilan edilmiş kararın üçüncü kişiler yönünden doğurduğu sonucu kendiliğinden kaldırmaz. Yeni mahkeme kararı ve gerekli ilan süreci tamamlanmalıdır.
Temsil yetkisinin kaldırılması önceki borçları siler mi?
Hayır. TMK m.190 ileriye yönelik bir temsil önlemidir. Karardan önce temsil yetkisi içinde usulüne uygun biçimde yapılmış ve TMK m.189 gereği eşlerin müteselsil sorumluluğunu doğurmuş işlemler, sonradan verilen m.190 kararıyla geçmişe etkili olarak ortadan kalkmaz.
Aynı şekilde karar öncesinde yetkisiz veya yetkiyi aşan bir işlem yapılmışsa o işlemin hukuki sonucu işlem tarihindeki koşullara göre belirlenir. Mahkemenin sonradan verdiği sınırlama kararı geçmiş işlemin gerçek niteliğini değiştirmez. Her borç için işlem tarihi, temsil yetkisinin kapsamı ve üçüncü kişinin bilgisi ayrı ayrı incelenmelidir.
Bu ayrım için eşin yaptığı borçtan diğer eşin sorumluluğu rehberi doğrudan bağlantılıdır.
Temsil yetkisinin kaldırılması eşin kendi adına borçlanmasını engeller mi?
Hayır. M.190, eşin evlilik birliğini temsil yetkisine ilişkindir. Eşin kendi adına ve kendi malvarlığı sorumluluğuyla yaptığı hukuki işlemleri genel olarak yasaklayan bir ehliyet kısıtlaması değildir. Eş kendi adına kredi kullanabilir, alışveriş yapabilir veya sözleşme kurabilir; bu işlemlerden doğan sorumluluğun kime ait olduğu kendi hukuki sebebine göre belirlenir.
Eşin fiil ehliyeti bakımından vesayet veya kısıtlama gerektiren ayrı bir durum varsa Türk Medeni Kanunu’nun vesayet hükümleri uygulanır. M.190 bu kurumların yerine geçmez.
TMK m.190 aile konutu şerhiyle aynı şey midir?
Hayır. Aile konutu TMK m.194’te ayrı olarak düzenlenmiştir. Eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. M.190 ise ailenin ihtiyaçları bakımından evlilik birliğini temsil yetkisinin aşılması veya yetersiz kullanılması durumundaki genel temsil önlemidir.
Bir olayda hem aile konutu hem temsil yetkisi tartışması bulunabilir; fakat hukuki dayanaklar ayrı ayrı kurulmalıdır. Taşınmazın aile konutu niteliği varsa TMK m.194’ün özel koruması öncelikle değerlendirilir.
TMK m.190 ile tasarruf yetkisinin sınırlanması TMK m.199 aynı mı?
Hayır. TMK m.190 evlilik birliğini temsil yetkisini düzenler. TMK m.199 ise ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan mali yükümlülüğün yerine getirilmesi için eşlerden birinin belirli malvarlığı değerleri üzerindeki tasarruf yetkisinin hâkim kararıyla sınırlandırılmasını düzenler.
Örneğin sorun eşin aile adına üçüncü kişilerle sürekli biçimde ölçüsüz işlem yapmasıysa m.190; sorun belirli bir taşınmazı veya malvarlığı değerini elden çıkararak aile ekonomik varlığını tehlikeye sokmasıysa m.199 farklı koşullarla gündeme gelebilir. Talep, yanlış maddeye dayanılarak genelleştirilmemelidir.
Mahkemeye başvururken hangi belgeler önemlidir?
Temsil yetkisinin aşıldığını veya yetersiz kullanıldığını gösteren sözleşmeler, faturalar, banka ve kredi kartı kayıtları, icra takipleri, ihtarnameler, tekrarlanan yüksek tutarlı aile adına işlemler, satıcı veya hizmet sağlayıcılarla yazışmalar ve aile bütçesini gösteren gelir-gider belgeleri önemlidir. Amaç, soyut bir eşler arası anlaşmazlığı değil m.190’un aradığı somut temsil riskini göstermektir.
Mahkemeden sınırlama isteniyorsa hangi işlem türlerinde veya hangi kapsamda sınırlama talep edildiği açık yazılmalıdır. Tam kaldırma isteniyorsa daha hafif önlemin neden yetersiz kalacağı somut olaylarla açıklanmalıdır.
Daha önce üçüncü kişilere yapılan kişisel duyurular, karşı tarafın bu duyuruyu aldığına ilişkin KEP, noter, iadeli gönderi veya teslim kaydı da saklanmalıdır. Mahkeme ilan kararı verirse ilan belgesinin örneği dosyada tutulmalıdır.
Evlilik giderleriyle ilgili ayrı bir sorun varsa TMK m.196 evlilik giderlerine katkı rehberi, aile hukukundaki diğer içerikler için Aile Hukuku kategorisi incelenebilir.
Sık Sorulan Sorular
Eşim aile adına sürekli borç yapıyor, yetkisi kaldırılabilir mi?
Eş evlilik birliğini temsil yetkisini aşıyor veya bu yetkiyi kullanmada yetersiz kalıyorsa TMK m.190 uyarınca diğer eş aile mahkemesinden kaldırma veya sınırlama isteyebilir.
Diğer eş tek başına “artık beni temsil edemez” diyebilir mi?
TMK’dan doğan evlilik birliği temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlanması hâkim kararıyla olur. Kişisel duyuru, verilmiş mahkeme kararının üçüncü kişilere bildirilmesidir.
Mahkeme yetkiyi tamamen kaldırmak zorunda mı?
Hayır. Kanun kaldırma yanında sınırlama imkânı da verir. Önlem somut riskle orantılı belirlenebilir.
Karar bankalara karşı hemen geçerli olur mu?
Bankanın kararı bilmesi veya iyiniyetli üçüncü kişi sıfatı önemlidir. İyiniyetli üçüncü kişilere karşı genel sonuç için m.190/2 uyarınca hâkim kararıyla ilan gerekir.
Kararı kendim üçüncü kişilere bildirebilir miyim?
Evet. İstemde bulunan eş kaldırma veya sınırlamayı üçüncü kişilere kişisel duyuru yoluyla bildirebilir.
İlan neden gereklidir?
Kararın yetki değişikliğini bilmeyen iyiniyetli üçüncü kişilere karşı da sonuç doğurabilmesi için kanun ilan şartı öngörür.
Koşullar düzelirse eşin temsil yetkisi geri verilebilir mi?
Evet. TMK m.191 uyarınca koşullar değiştiğinde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim önceki kararı değiştirebilir.
İlk karar ilan edilmişse geri verme kararı da ilan edilir mi?
Evet. TMK m.191/2 bunu açıkça zorunlu tutar.
Yetkinin kaldırılması eski borçları siler mi?
Hayır. Eski işlemlerin sonucu işlem tarihindeki temsil yetkisi ve üçüncü kişinin durumu esas alınarak belirlenir.
Yetkisi kaldırılan eş kendi adına sözleşme yapabilir mi?
Evet. M.190 eşin genel fiil ehliyetini kaldırmaz; yalnız evlilik birliğini temsil yetkisine ilişkindir.
Sonuç
TMK m.190-191 aile adına işlem yapma yetkisinin sınırsız olmadığını açıkça ortaya koyar. Eş temsil yetkisini aşar veya kullanmada yetersiz kalırsa diğer eş aile mahkemesinden kaldırma ya da sınırlama isteyebilir. İyiniyetli üçüncü kişilere karşı etkinlik için hâkim kararıyla ilan gerekir. Koşullar değişirse mahkeme kararı yeniden düzenlenebilir ve ilk karar ilan edilmişse değişiklik de ilan edilir. Başvuruda somut işlemler, borç kayıtları ve talep edilen sınır açık biçimde belgelenmelidir.
Av. Halil BAKIRCI — Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu. İçerik 15 Eylül 2026 tarihindeki yürürlükteki mevzuat esas alınarak hazırlanmıştır.
Hukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
