B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

Hâkim Tarafların Söylemediği Vakıayı Dikkate Alabilir mi? HMK 25 | 2026

Kısa ve net cevap: Kural olarak hayır. HMK m.25’e göre kanunda öngörülen istisnalar dışında hâkim, taraflardan birinin söylemediği şeyi veya vakıayı kendiliğinden dikkate alamaz; onları hatırlatabilecek davranışlarda da bulunamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca hâkim, kanunda belirtilen durumlar dışında kendiliğinden delil toplayamaz. Buna karşılık HMK m.31 hâkime belirsiz veya çelişkili hususları açıklattırma, soru sorma ve delil gösterilmesini isteme yetkisi verir; HMK m.33 ise Türk hukukunu resen uygulama görevini düzenler. Bu üç hüküm birbirine karıştırılmamalıdır.

HMK 25 taraflarca getirilme ilkesi ve hâkimin vakıa sınırı
Hâkim hukuku resen uygular; fakat kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları kendiliğinden davaya ekleyemez.

HMK 25 taraflarca getirilme ilkesi nedir?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.25, medeni usul hukukunun temel ilkelerinden biri olan taraflarca getirilme ilkesini düzenler. Maddenin birinci fıkrası uyarınca kanunda öngörülen istisnalar dışında hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve taraflara bunları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. İkinci fıkra ise kanunda belirtilen durumlar dışında hâkimin kendiliğinden delil toplayamayacağını söyler.

Bu kuralın anlamı, davanın maddi temelini tarafların kurmasıdır. Davacı, talebine dayanak yaptığı somut olayları; davalı da savunmasına dayanak yaptığı vakıaları ileri sürmelidir. Mahkeme, tarafların söylemediği yeni bir olay örgüsü oluşturarak taraflardan biri lehine veya aleyhine hüküm veremez. Örneğin davacı alacağını satış sözleşmesine dayandırmış ve teslim olgusunu hiç ileri sürmemişse, hâkim dosyada tesadüfen bulunan başka bir belgeden yeni bir teslim vakıası üretip davayı bu yeni vakıa üzerine kuramaz.

Taraflarca getirilme ilkesi, tarafların usul yükünü açıklaştırır. Dava dilekçesinde yalnız kanun maddesi yazmak yeterli değildir; uyuşmazlığa temel olan yaşam olayları somut şekilde anlatılmalıdır. Aynı nedenle savunma da yalnız “borcum yoktur” gibi soyut ifadelerle sınırlı bırakılmamalıdır. Mahkemenin doğru hukuk kuralını uygulayabilmesi için önce tarafların yeterli bir vakıa zemini oluşturması gerekir.

Vakıa ile hukuki sebep arasındaki fark nedir?

HMK m.25’i doğru uygulayabilmek için vakıa ile hukuki sebep ayrılmalıdır. Vakıa, dış dünyada gerçekleştiği ileri sürülen somut olaydır: sözleşmenin kurulması, paranın ödenmesi, malın teslim edilmesi, ihtarın gönderilmesi, işçinin belirli saatlerde çalışması, kazanın gerçekleşmesi veya bir belgenin imzalanması gibi. Hukuki sebep ise bu vakıalara uygulanacak hukuk kuralı ve hukuki nitelendirmedir.

Taraflar vakıaları getirir; hâkim hukuki nitelendirmeyi kendisi yapar. Bu nedenle davacı “TBK m.112’ye dayanıyorum” demese de ileri sürdüğü vakıalar sözleşmeye aykırılık tazminatını oluşturuyorsa hâkim doğru hukuk kuralını uygulayabilir. Tersine, davacı doğru kanun maddesini yazsa bile bu maddenin uygulanmasını sağlayacak vakıaları hiç ileri sürmemişse hâkim eksik vakıaları kendiliğinden yaratamaz.

Bu ayrım, Hâkim yanlış kanun maddesini kendiliğinden düzeltebilir mi? HMK 33 başlıklı içerikte hukuki nitelendirme yönünden ayrıntılı açıklanmıştır. HMK m.33 hâkime hukuku resen uygulama görevi verirken HMK m.25, vakıa tabanının taraflarca getirilmesini esas alır.

Örneğin bir işçi “15 Ocak–30 Haziran döneminde hafta içi her gün 08.00–20.00 arasında çalıştım” diyorsa bu bir vakıa anlatımıdır. “Fazla çalışma ücretine hak kazandım” ise bu vakıadan çıkarılan hukuki sonuçtur. Hâkim çalışma saatleri ileri sürülmüşse uygulanacak ücret hükümlerini kendisi belirler; ancak işçinin hiç söylemediği hafta sonu çalışmasını sırf tanık anlatımında geçti diye yeni bir talep temeli hâline getiremez.

HMK 31 hâkime ne kadar müdahale yetkisi verir?

HMK m.31, hâkimin davayı aydınlatma ödevini düzenler. Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir ve delil gösterilmesini isteyebilir. Bu hüküm, HMK m.25’in ortadan kaldırılması anlamına gelmez.

Hâkimin aydınlatma ödevi, ileri sürülmüş bir vakıanın açıklığa kavuşturulmasına yöneliktir. Örneğin davacı “bedeli havaleyle ödedim” demiş ancak tarih veya hesap bilgisi belirsiz kalmışsa hâkim açıklama isteyebilir. Fakat davacı hiçbir ödeme vakıası ileri sürmemişse hâkim “acaba başka bir tarihte ödeme yaptınız mı?” diyerek yeni bir iddia üretmeye yönlendiremez.

Benzer biçimde taraf bir sözleşmeye dayanmış fakat hangi sözleşme hükmünün ihlal edildiği veya hangi belgenin bu olayı ispatladığı belirsizse hâkim açıklama isteyebilir. Hâkimin soru sorması taraflardan birine yeni dava sebebi öğretme, yeni savunma kurma veya hiç ileri sürülmemiş vakıayı hatırlatma aracına dönüşemez.

HMK m.31’in sınırı, tarafsızlık ve silahların eşitliği ile de ilgilidir. Bir tarafa eksik iddiasını tamamlatacak şekilde yol gösterilirken diğer tarafın savunma alanı daraltılamaz. Davayı aydınlatma ödevi, tarafın dava takip sorumluluğunu mahkemeye devreden bir mekanizma değildir.

HMK 33: Hâkim hukuku resen uygular

HMK m.33’e göre hâkim Türk hukukunu resen uygular. Taraflar hukuki sebepleri yanlış yazmış, eksik belirtmiş veya hiç kanun maddesi göstermemiş olabilir. Hâkim, ileri sürülen vakıalara doğru hukuk normunu uygulamakla yükümlüdür. Bu nedenle hukuk davalarında kural olarak tarafların yanlış hukuki nitelendirmesi mahkemeyi bağlamaz.

Örneğin davacı bir para alacağını “sebepsiz zenginleşme” diye nitelendirmiş ancak anlattığı somut olay geçerli bir sözleşmenin ihlaline dayanıyorsa, hâkim vakıalar elveriyorsa doğru hukuki sebebi değerlendirebilir. Burada hâkim yeni vakıa eklemez; mevcut vakıaları farklı hukuk normu altında nitelendirir.

Bu nedenle HMK m.25 ile m.33 arasında çelişki yoktur. Birincisi “vakıayı kim getirir?” sorusuna; ikincisi “hukuku kim belirler?” sorusuna cevap verir. Taraf vakıayı getirir, hâkim hukuku uygular. Uygulamada en sık yapılan hata, “hâkim hukuku resen uygular” ilkesini “hâkim eksik vakıayı ve delili de kendisi bulur” şeklinde genişletmektir.

Hâkim kendiliğinden delil toplayabilir mi?

HMK m.25/2 kural olarak hayır der: kanunda belirtilen durumlar dışında hâkim kendiliğinden delil toplayamaz. Bu nedenle tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği tipik özel hukuk uyuşmazlıklarında taraflar hangi delile dayandıklarını göstermeli ve delillerin toplanması için gerekli bilgiyi vermelidir.

Bununla birlikte “hâkim hiçbir zaman hiçbir delili resen isteyemez” demek de doğru değildir. Kanunun açıkça izin verdiği veya kamu düzeniyle bağlantılı özel yargılama alanlarında resen araştırma unsurları bulunabilir. Ayrıca HMK m.31 kapsamında ileri sürülmüş vakıaların açıklanması için delil gösterilmesi istenebilir. HMK m.288’de keşfe mahkemenin resen karar verebilmesi gibi özel hükümler de vardır.

Tarafların elinde olmayan belgelerin getirtilmesi bakımından HMK m.219–221 hükümleri uygulanır. Örneğin üçüncü kişideki bir belgenin mahkemeye getirilmesi, tarafın o belgeye dayandığını ve hangi vakıayı ispat edeceğini somutlaştırması sonrasında mahkemece emredilebilir. Bu konu için Üçüncü kişi mahkemenin istediği belgeyi vermezse ne olur? HMK 221 yazısı incelenebilir.

Dosyada bulunan bir belgeden hâkim yeni vakıa çıkarabilir mi?

Dosyada bir belgenin bulunması, o belgedeki her olgunun otomatik olarak davanın vakıa tabanına girdiği anlamına gelmez. Belge, tarafın ileri sürdüğü bir vakıanın ispat aracı olabilir. Ancak tarafların hiç dayanmadığı ve açıklamalarına konu etmediği bağımsız bir olayın yalnız belge içeriğinden çıkarılıp hükmün esasına dönüştürülmesi HMK m.25 yönünden sorun yaratabilir.

Örneğin davacı belirli iki faturaya dayalı alacak talep etmiş olsun. Dosyaya topluca sunulan cari hesap ekstresinde üçüncü bir faturanın da ödenmediği görülüyorsa mahkeme bu üçüncü faturayı kendiliğinden dava konusu yapamaz. Aynı şekilde davalı bir ödeme savunması ileri sürmemişken dosyada farklı işlem nedeniyle bulunan banka kaydını yeni bir ödeme savunması gibi kurmak, tarafın yerine vakıa oluşturmak anlamına gelebilir.

Bununla birlikte ileri sürülmüş vakıanın kapsamını ve ispatını açıklayan belgeden yararlanılması farklıdır. Taraf “15 Mart tarihli sözleşmenin 4. maddesine göre teslim yaptım” demiş ve sözleşmeyi sunmuşsa mahkeme sözleşme içeriğini inceleyebilir. Sınır, mevcut vakıayı değerlendirmek ile hiç ileri sürülmemiş yeni vakıa üretmek arasındadır.

HMK 25 ile iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı nasıl ilişkilidir?

Vakıaların taraflarca getirilmesi yalnız ilk dilekçenin içeriği bakımından değil, yargılamanın ilerleyen aşamalarında yeni vakıa eklenmesi bakımından da önemlidir. Dilekçeler teatisi tamamlandıktan sonra iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi HMK’daki sınırlamalara tabidir. Tarafın artık ileri süremeyeceği yeni vakıayı mahkemenin kendiliğinden dikkate alması, bu usul sınırlarını anlamsızlaştırır.

Bu nedenle bir taraf duruşmada ilk kez yeni bir olay ileri sürdüğünde, bunun mevcut vakıanın açıklanması mı yoksa yeni bir vakıa mı olduğu belirlenmelidir. Açıklama, daha önce ileri sürülen olayın ayrıntısını netleştirebilir; fakat yeni bir borç sebebi, yeni bir fesih olayı veya başka bir ödeme işlemi ileri sürülüyorsa iddia-savunmanın genişletilmesi hükümleri gündeme gelir.

Mahkemenin HMK m.31 kapsamında soru sorması da bu yasağı dolanma aracı olamaz. Hâkim belirsizliği giderebilir; tarafın artık usulen ileri süremeyeceği yeni vakıayı soru yoluyla dosyaya kazandıramaz. Somut olayda karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah gibi kanuni mekanizmalar varsa bunların şartları ayrıca değerlendirilir.

HMK 25’in istisnaları var mı?

Evet. HMK m.25 zaten “kanunda öngörülen istisnalar dışında” ifadesini kullanır. Bazı davalarda kamu düzeni, kişilik durumu, aile hukuku veya özel kanun hükümleri nedeniyle hâkimin resen araştırma yetkisi daha geniştir. Bu nedenle her uyuşmazlıkta taraflarca getirilme ilkesinin aynı sertlikte uygulanacağı söylenemez.

Örneğin bazı çekişmesiz yargı işleri, soybağı veya kamu düzeniyle yakından ilgili davalarda mahkemenin araştırma yetkisi genişleyebilir. Fakat böyle bir istisna bulunduğunda dayanak somut kanun hükmü olmalıdır. “Bu konu önemli, hâkim zaten araştırır” yaklaşımı güvenli değildir.

Özel kanunda resen araştırma öngörülmüş olsa bile hukuki dinlenilme hakkı devam eder. HMK m.27 uyarınca taraflar yargılamayla ilgili bilgi sahibi olmalı, açıklama ve ispat hakkını kullanabilmeli ve mahkeme açıklamalarını dikkate alarak gerekçeli karar vermelidir. Mahkemenin resen elde ettiği veya dikkate aldığı materyal taraflardan gizli biçimde hükme esas yapılamaz.

Dava dilekçesinde vakıa nasıl kurulmalıdır?

Dava dilekçesinde yalnız hukuki sonuç ve kanun maddesi yazmak yerine, talep sonucunu taşıyan vakıalar kronolojik ve bağlantılı biçimde gösterilmelidir. HMK m.119 uyarınca davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri ile her vakıanın hangi delille ispat edileceği belirtilmelidir. Bu yükümlülük, HMK m.25’in uygulamadaki karşılığıdır.

Sağlıklı bir vakıa anlatımı şu sırayı izleyebilir:

  1. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ne zaman ve nasıl kurulduğu,
  2. Tarafların temel edimleri ve vadeleri,
  3. Hangi somut olayın sözleşmeye veya hukuka aykırılık oluşturduğu,
  4. İhtar, ödeme, teslim veya fesih gibi kritik işlemlerin tarihleri,
  5. Doğan zararın veya alacağın nasıl oluştuğu,
  6. Her vakıanın hangi belge, tanık veya kayıtla ispatlanacağı,
  7. Bu vakıalardan çıkarılan talep sonucu.

“Davalı haksızdır” bir vakıa değildir; hukuki değerlendirmedir. “Davalı 15 Mart 2026 tarihli faturayı 30 Nisan 2026 vadede ödemedi” ise somut bir vakıadır. Hâkimin değerlendirme yapabilmesi için ikinci tür açıklamaya ihtiyaç vardır.

Vakıa anlatımında tarih, kişi, işlem ve sonuç bağlantısı kurmak önemlidir. Bir olayın ayrıntısı bilinmiyorsa bu durum dürüstçe belirtilmeli, elde olan bilgiler ve ilgili delil açıkça gösterilmelidir. Varsayımsal vakıalar üretmek, uyuşmazlığın kapsamını genişletmek veya ispatlanamayacak olayları kesinmiş gibi yazmak HMK m.29’daki doğruyu söyleme yükümlülüğüyle de bağdaşmaz.

Uygulama örnekleri

Örnek 1: Fazla çalışma davası

İşçi yalnız “çok fazla mesai yaptım” derse çalışma dönemleri, saat aralıkları ve iş düzeni belirsiz kalır. Hâkim HMK m.31 kapsamında açıklama isteyebilir; ancak işçinin hiç ileri sürmediği ayrı bir gece çalışması veya hafta tatili vakıasını kendiliğinden davaya ekleyemez.

Örnek 2: Kira alacağı

Kiraya veren belirli ayların ödenmediğini ileri sürmüşse mahkeme bu aylara ilişkin ödeme kayıtlarını inceler. Davacı talebini Ocak–Mart aylarıyla sınırlamışsa, dosyada Nisan ayına ilişkin eksik ödeme görülmesi mahkemeye kendiliğinden Nisan kirası hükmetme yetkisi vermez; taleple bağlılık ilkesi de ayrıca uygulanır.

Örnek 3: Ticari alacak

Davacı teslim edilen malların bedelini ister ancak teslim olgusunu, irsaliyeleri ve faturalarla ilişkisini açıklamazsa mahkeme belirsizliği gidermek için açıklama isteyebilir. Fakat davacının hiç ileri sürmediği farklı bir siparişi alacağın kaynağı hâline getiremez.

Örnek 4: Yanlış kanun maddesi

Taraf somut vakıaları eksiksiz anlatmış fakat yanlış kanun maddesine dayanmışsa HMK m.33 devreye girer. Hâkim doğru hukuk normunu uygular; tarafın kanun numarası hatası tek başına davayı reddetme nedeni değildir.

HMK 25 ihlali istinaf ve temyizde neden önemlidir?

Mahkemenin tarafların ileri sürmediği vakıaya dayanması, hukuki dinlenilme hakkı ve taraflarca getirilme ilkesi bakımından kanun yolu sebebi oluşturabilir. Bir hükmün dayandığı esaslı vakıa taraflarca hiç ileri sürülmemişse, tarafın o vakıaya karşı açıklama ve delil sunma imkânı da doğmamış olabilir.

Kanun yolu incelemesinde yalnız “mahkeme HMK 25’i ihlal etti” demek yerine hangi vakıanın kim tarafından ileri sürülmediği, mahkemenin bunu hangi paragrafta hükme esas aldığı ve bu durumun sonuca nasıl etkili olduğu gösterilmelidir. Mahkemenin hukuki nitelendirme yapması ise tek başına HMK m.25 ihlali değildir; vakıa ile hukuk kuralı ayrımı yine korunmalıdır.

Ayrıca hâkimin HMK m.31 kapsamında sorduğu soruların yeni vakıa üretip üretmediği incelenebilir. Açıklattırma ile taraf lehine yeni iddia oluşturma arasındaki sınır somut dosyanın tutanakları ve dilekçeleri üzerinden değerlendirilir.

Sık Sorulan Sorular

1. Hâkim tarafın söylemediği olayı kendiliğinden dikkate alabilir mi?

Kural olarak hayır. HMK m.25, kanuni istisnalar dışında buna izin vermez.

2. Hâkim yanlış kanun maddesini düzeltebilir mi?

Evet. HMK m.33 uyarınca Türk hukukunu resen uygular; tarafın hukuki nitelendirmesiyle bağlı değildir.

3. Hâkim taraflara soru sorabilir mi?

Evet. HMK m.31 kapsamında belirsiz veya çelişkili hususları açıklattırabilir; ancak yeni vakıa hatırlatamaz.

4. Hâkim kendiliğinden delil araştırabilir mi?

Kanunda açık istisna bulunmadıkça HMK m.25/2 gereğince kendiliğinden delil toplayamaz.

5. Dosyada bulunan ama tarafların dayanmadığı belge kullanılabilir mi?

Belgenin hangi vakıayla ilişkili olduğu, tarafların ona dayanıp dayanmadığı ve uygulanacak özel hüküm birlikte değerlendirilir. Belgeden tarafların hiç ileri sürmediği yeni vakıa üretilemez.

6. HMK 31, HMK 25’in istisnası mı?

HMK 31 hâkime aydınlatma yetkisi verir fakat taraflarca getirilme ilkesini tamamen kaldırmaz. Yetki, ileri sürülen hususların açıklığa kavuşturulması içindir.

7. Dava dilekçesinde sadece kanun maddesi yazmak yeterli mi?

Hayır. Talebin dayanağı olan somut vakıalar ve bunların delilleri açıkça gösterilmelidir.

8. Taraf hukuki sebebi yanlış yazarsa dava kaybedilir mi?

Somut vakıalar doğru ve yeterliyse yanlış hukuki nitelendirme tek başına belirleyici değildir; hâkim hukuku resen uygular.

9. Hâkim tarafın eksik delilini tamamlatabilir mi?

HMK m.31’in sınırları içinde delil gösterilmesini isteyebilir; ancak taraf yerine yeni bir delil stratejisi oluşturamaz.

10. HMK 25’e aykırı hüküm kanun yolunda ileri sürülebilir mi?

Evet. İleri sürülmeyen vakıanın hükme etkisi somutlaştırılarak istinaf veya uygun hâlde temyiz sebebi yapılabilir.

Hukuki dayanak ve resmî kaynaklar

E-E-A-T: Bu içerik nasıl hazırlandı?

Bu rehber HMK m.25, 27, 29, 31, 33 ve 119 hükümleri birlikte değerlendirilerek hazırlanmıştır. Vakıa ile hukuki sebep ayrılmış, hâkimin davayı aydınlatma ödevinin taraflarca getirilme ilkesini ortadan kaldırmadığı özellikle gösterilmiştir. Dosyadaki belgenin mevcut bir vakıayı ispat etmesi ile o belgeden yeni bir vakıa üretilmesi arasındaki fark ayrıca açıklanmıştır.

Yazar: Avukat Halil BAKIRCI
İnceleme alanı: Hukuk yargılaması, delil hukuku ve medeni usul hukuku.
Güncelleme tarihi: 28 Eylül 2026

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp