Kefile Karşı Takip Asıl Borçlunun Zamanaşımını Keser mi? TBK 155
Kefile karşı zamanaşımını kesen işlem, asıl borçluya karşı zamanaşımını kesmez. Asıl borçluya karşı kesilme ise kefile de etki eder. Türk Borçlar Kanunu m.155/2–3 bu yön farkını açıkça düzenler. Bu nedenle yalnız kefil hakkında dava veya icra takibi yürütülmesi, asıl borçluya yönelik alacağın süresini kendiliğinden korumaz. Dosyada asıl borçlu ve kefil için ayrı işlem kronolojisi hazırlanmalıdır.
Müteselsil borçlular bakımından m.155/1 farklı kural içerir: Birine karşı kesilen zamanaşımı diğerlerine karşı da kesilir. Müteselsil kefil ile müteselsil asıl borçlu aynı sıfat değildir. Sözleşmede kullanılan imza başlığı, borcun üstlenilme biçimi ve uygulanan özel hükümler belirlenmeden zamanaşımı sonucu çıkarılamaz. Bu yazı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154–161 ve kefalet hükümleri üzerinden bu ayrımı ele almaktadır.

Kefile yönelen işlem neden asıl borçlunun süresini kesmez?
TBK m.155/3, kefile karşı kesilmenin asıl borçluya karşı kesilme sonucunu doğurmayacağını düzenler. Kefile yöneltilen talep, kefilin üstlendiği güvence borcuyla ilgilidir. Asıl borçlunun kendi borcu için süreyi koruyacak işlem yapılıp yapılmadığı ayrıca incelenir. Kefile karşı aktif yürütülen bir dosya bulunması, asıl borçlunun süresi yönünden incelemeyi gereksiz kılmaz.
Bu nedenle alacaklı, takipteki kişi listesini yalnız tahsil kabiliyeti bakımından değerlendirmemelidir. Kimin asıl borçlu, kimin kefil olduğu ve hangi kişiye karşı hangi alacağın ileri sürüldüğü belirlenmelidir. Kefile karşı yapılan işlemin tarihini asıl borçlunun sütununa da otomatik olarak yazmak, m.155/3’ün yön kuralıyla bağdaşmaz.
Asıl borçlu yönünden bağımsız bir kesilme nedeni gerçekleşmişse sonuç buna göre değişir. Borçlunun ikrarı, ilgili alacak için başlatılan dava veya takip gibi işlemler TBK m.154 kapsamında incelenir. Böyle bir işlem varsa, asıl borçluya etkisi kefile başvurulmasından değil kendi kanuni dayanağından doğar. Aynı tarihte yapılmış farklı işlemlerin hukuki sebepleri ayrı gösterilmelidir.
Asıl borçluya karşı kesilme kefili nasıl etkiler?
TBK m.155/2, asıl borçluya karşı kesilmenin kefile karşı da kesilme oluşturduğunu açıkça söyler. Böylece kefilin imzası veya ayrıca borç ikrarı bulunmadığı gerekçesiyle bu kanuni etki yok sayılamaz. Ancak öncelikle asıl borçlu bakımından geçerli bir kesilme nedeninin gerçekleştiği belirlenmelidir.
Bir ihtarname gönderilmiş olması ile zamanaşımının kesilmiş olması aynı değildir. Alacaklının tek taraflı talebi TBK m.154’te genel kesilme nedeni olarak sayılmaz. Asıl borçluya gönderilen ihtarın kefile de bilgi olarak iletilmesi, tek başına iki kişi bakımından kesilme sağlamaz. İhtarın temerrüt ve kefile başvuru koşulları bakımından taşıdığı işlev ayrı değerlendirilir.
Ayrıca kesilen alacağın kefalet kapsamındaki alacak olması gerekir. Asıl borçluyla alacaklı arasındaki farklı bir sözleşme için yapılan işlem, bütün kefalet ilişkilerini aynı anda etkilemez. Kefalet belgesindeki borç tanımı, kapsam, tarih ve azami miktar ile takip veya dava konusu alacak karşılaştırılmalıdır. Kişilerin aynı olması, alacakların aynı olduğunu kanıtlamaz.
Müteselsil kefil ile müteselsil borçlu arasındaki fark
TBK m.162, müteselsil borçluluğun kurulmasını düzenler. TBK m.581 ise kefaleti, borçlunun ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel sorumluluk üstlenilmesi olarak tanımlar. Müteselsil kefaletin TBK m.586’da ayrıca düzenlenmesi, kefili otomatik olarak asıl borcun ortak borçlusu hâline getirmez.
Bu yüzden sözleşmede müteselsil kelimesinin bulunması tek başına m.155/1’in uygulanması için yeterli değildir. Müteselsil kefil sıfatıyla verilen güvence bakımından m.155’in kefile ilişkin fıkraları dikkate alınır. Kefile doğrudan başvuru şartları ile zamanaşımının kimlere yayılacağı farklı sorulardır. Adi ve müteselsil kefalet arasındaki fark, özellikle bu sıfat ayrımında önem taşır.
Gerçek müteselsil borçlulukta ise m.155/1 uygulanır. Borçlulardan birine karşı zamanaşımı kesilince diğerlerine karşı da kesilir. TBK m.162–168 kapsamındaki müteselsil borç ilişkisinin varlığı önce gösterilmelidir. Aynı sözleşmede adı geçen herkes hakkında bu sonucun doğduğu varsayılamaz.
Borca katılma ile kefalet neden doğru ayrılmalıdır?
TBK m.201’e göre borca katılma, katılanın mevcut borçlunun yanında aynı borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran sözleşmedir. Katılan ile borçlu alacaklıya karşı müteselsilen sorumludur. Bu hukuki yapı, bir kişinin yalnız kefalet güvencesi vermesinden farklıdır ve m.155 bakımından sıfat incelemesini doğrudan etkiler.
Belgede borca katılma başlığı kullanılması da tek başına bütün incelemeyi bitirmez. İşlemin gerçek içeriği belirlenir; ayrıca gerçek kişilerce başka ad altında verilen kişisel güvenceler yönünden TBK m.603’ün şekil, ehliyet ve eşin rızası düzenlemesi göz önünde tutulur. Geçersiz bir güvenceyi, sırf zamanaşımı sonucu elde etmek için başka adla geçerli kabul etmek doğru değildir.
Borca katılmanın şartları ve müteselsil sorumluluk ayrıca incelenmelidir. Zamanaşımı tablosuna geçmeden önce kişinin güvence veren kefil mi yoksa aynı edimin müteselsil borçlusu mu olduğu açıklanmalıdır. Yanlış sıfatla yapılan hesap, tarihler doğru yazılmış olsa bile hukuki olarak yanlış sonuca ulaşır.
Hangi işlemin süreyi kestiği nasıl belirlenir?
TBK m.154 iki temel kesilme grubu düzenler. Borçlunun borcu ikrarı birinci gruptur; kanun faiz ödemesi, kısmi ifa, rehin verme ve kefil göstermeyi özellikle sayar. Alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye ya da hakeme başvurması, icra takibi veya iflas masasına başvurması ikinci gruptur.
İşlemin yalnız adı değil içeriği de kontrol edilir. Bir ödeme belgesinin hangi borca ait olduğu, bir davada hangi alacağın ileri sürüldüğü ve takipte hangi kişinin borçlu gösterildiği açık olmalıdır. Borç ilişkisinin dışında kalan üçüncü kişinin açıklaması, asıl borçlunun ikrarı olarak otomatik kabul edilmez. Temsil varsa yetkinin ve işlemin kimin adına yapıldığının belirlenmesi gerekir.
Borcun ikrarı, kısmi ifa ve kesilme nedenleri belirlendikten sonra, m.155 uyarınca etkinin başka kişiye geçip geçmediği sorulur. Bu sıra önemlidir: Önce geçerli kesilme, sonra kişi bakımından yayılma. Birinci aşamadaki eksiklik ikinci aşamadaki kanuni bağlantıyla tamamlanamaz.
Kefilin borcu kabul etmesi asıl borçlu açısından yeterli midir?
Kefilin kendi yükümlülüğünü ikrar etmesi, asıl borçlunun borcunu onun adına ikrar etmesiyle aynı işlem değildir. TBK m.155/3 nedeniyle, kefile karşı meydana gelen kesilme sırf kefalet ilişkisi üzerinden asıl borçluya taşınmaz. Açıklamayı yapan kişinin hangi sıfatla hareket ettiği ve borçluyu temsil yetkisinin bulunup bulunmadığı ayrı incelenir.
Bu ayrım, kefilin ödeme planı görüşmesi yapması veya kendi adına ödeme taahhüdünde bulunması hâlinde de korunmalıdır. Kefilin kendi borcuna ilişkin davranışından asıl borçlu adına otomatik ikrar sonucu çıkarılamaz. Asıl borçlunun ayrıca verdiği açık kabul veya ona atfedilebilen geçerli temsil işlemi varsa, o işlem kendi şartlarıyla değerlendirilir.
Alacaklı ile kefilin yazışmalarında asıl borçlunun adının geçmesi tek başına temsil yetkisi kanıtı değildir. Yetkinin dayanağı ve kapsamı dosyada gösterilmelidir. Borçluya ait olmadığı belirlenen bir açıklamanın, yalnız ekonomik olarak aynı borçtan söz ettiği için asıl borçlunun zamanaşımını kestiği söylenemez.
Kefile ait vade ve bildirim koşulları ayrıca kontrol edilir
TBK m.590/3, asıl borcun muacceliyetinin alacaklı veya borçlu tarafından önceden süre içeren bir bildirime bağlı olduğu durumda, kefalet borcu yönünden sürenin bildirimin kefile yapıldığı tarihte başlayacağını düzenler. Bu hüküm nedeniyle asıl borçluya ulaşan bildirim ile kefile ulaşan bildirim ayrı kaydedilmelidir. Kesilmenin kişilere yayılması, kefalet borcuna özgü bu bildirim şartının incelenmesini gereksiz kılmaz.
Aynı maddenin birinci fıkrasına göre, borçlunun iflası nedeniyle asıl borç daha önce muaccel hâle gelse bile belirlenen vadeden önce kefile karşı takip yapılamaz. Bu kural, asıl borçtaki her değişimin kefile aynı biçimde yansımadığını gösterir. Dosyada bir tarafta muacceliyet ve kefile başvuru şartları, diğer tarafta zamanaşımının kesilmesi ve yeni süre hesabı bulunur. Bir incelemeden elde edilen sonuç diğerinin yerine geçirilmemelidir.
Kesilme, kefilin sorumluluk tutarını da artıran bir işlem değildir. TBK m.589’da belirtilen azami miktar sınırı ve kefalet sözleşmesinin kapsamı korunur. Asıl borçluya karşı süresinde dava açılmış olması, kefilin üstlenmediği borç kalemlerinden de sorumlu tutulmasını sağlamaz. Doğru süre hesabına geçerli kefalet, kapsam ve miktar incelemesi eşlik etmelidir.
Kesilmeden sonra bütün kişiler için süre on yıl mı olur?
TBK m.156/1’e göre kesilme sonrasında yeni süre işlemeye başlar. Ancak her kesilme işlemi için otomatik olarak on yıl yazılamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrası, borcun senetle ikrarı veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanması hâlinde yeni sürenin her zaman on yıl olduğunu düzenler. Bu özel şartın gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca belirlenir.
TBK m.157, dava ve icra süreçlerinde sonraki işlemlerin yeni süre üzerindeki etkisini düzenler. Dava sürecindeki ilgili usul işlemleri ve kararlar ile icra takibinde alacağın takibine ilişkin işlemler tarihleriyle kaydedilir. Dosya numarasının yıllarca açık görünmesi, süre üzerinde etkili her işlemin zaten yapıldığı anlamına gelmez.
m.155’in kişi bakımından etkisi ile m.156–157’nin süre bakımından etkisi birlikte fakat ayrı adımlarda değerlendirilir. Kime karşı kesilme olduğu, bunun kime yayıldığı ve ardından hangi yeni sürenin işlemeye başladığı açıkça yazılmalıdır. Bu üç soruyu tek bir dosya açıldı ifadesiyle cevaplamak mümkün değildir.
Zamanaşımından feragat aynı yönde etki eder mi?
Hayır. TBK m.160, asıl borçlunun zamanaşımından feragatinin kefile karşı ileri sürülemeyeceğini düzenler. Asıl borçluya karşı kesilmenin kefili de etkilemesi ile asıl borçlunun feragati aynı kurum değildir. Kanun bu iki işlem için farklı sonuç öngörmüştür.
TBK m.160 ayrıca zamanaşımından önceden feragat edilemeyeceğini belirtir. Müteselsil veya bölünemeyen borçlulardan birinin feragati de diğerlerine karşı ileri sürülemez. Bu nedenle bir kişinin imzaladığı belgenin borç ikrarı mı, feragat mi, yeni bir sözleşme mi olduğu içeriğinden belirlenmelidir. Belgenin başlığını esas alarak m.155’in sonucunu otomatik uygulamak doğru değildir.
Kefilin savunmaları yönünden TBK m.591 de önemlidir. Asıl borçlunun kendisine ait bir def’iden vazgeçmesi, kefilin o def’iyi alacaklıya karşı ileri sürme hakkını ortadan kaldırmaz. Kesilme, feragat ve def’iden vazgeçme farklı başlıklarla incelendiğinde, kefilin hangi savunmasının devam ettiği açık biçimde belirlenir.
Kefil asıl borçlunun zamanaşımı savunmasını kullanabilir mi?
TBK m.591, kefile asıl borçluya veya mirasçılarına ait olan ve ödeme güçsüzlüğünden doğmayan def’ileri ileri sürme hakkı tanır; aynı zamanda bunları ileri sürme yükümlülüğü getirir. Dolayısıyla asıl borçlunun zamanaşımı durumu, kefil hakkında yürütülen dosyada da incelenmelidir. Ancak kanunun açık istisnaları göz ardı edilemez.
Özellikle zamanaşımına uğramış borca bilerek kefalet verilmesi, TBK m.582 ve m.591’de özel düzenlemeye tabidir. Her kefilin her eski borç için aynı savunmayı kullanacağı söylenemez. Kefaletin kurulduğu tarihteki borcun durumu ile sonradan gerçekleşen zamanaşımı birbirinden ayrılmalıdır.
Def’ilerin ileri sürülmemesi, kefilin asıl borçluya rücu hakkını da etkileyebilir. TBK m.591/3, kefilin def’ileri bildiğinin veya bilmesi gerektiğinin asıl borçlu tarafından ispatı hâlinde, ileri sürülseydi ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkının kaybını düzenler. Kefilin kullanacağı def’iler bu nedenle yalnız mevcut takip savunmasıyla sınırlı bir konu değildir.
Kefaletin on yıllık süresi zamanaşımıyla aynı mıdır?
TBK m.598, gerçek kişi tarafından verilen kefaletin sözleşmenin kurulmasından itibaren on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkmasını düzenler; uzatma için ayrıca şartlar öngörür. Bu süre, m.154–157’deki zamanaşımı hesabıyla aynı başlık altında eritilemez. Kefaletin kurulma tarihi ile asıl alacağın muacceliyet tarihi farklı işlev taşır.
Zamanaşımını kesen işlem, m.598’in uzatma için aradığı kefilin şekle uygun yazılı açıklamasının yerine geçmez. Sürenin uzatılmasına ilişkin zaman ve şekil koşulları ayrıca incelenir. Aynı şekilde süreli kefalette m.600 uyarınca sürenin sonunda kurtulma düzenlemesi de kendi şartlarıyla uygulanır. Gerçek kişi kefaletindeki on yıllık süre, zamanaşımı tablosunun yanında ayrı takip edilmelidir.
Kambiyo senedindeki imzalar için aynı sonuç uygulanır mı?
Poliçe ve bono gibi kambiyo senetlerinde özel kesilme hükümleri vardır. Türk Ticaret Kanunu m.750–751, poliçede kesilme nedenlerini ve kesen işlemin yalnız hakkında gerçekleştiği kişiye etkili olmasını düzenler. Bono bakımından m.778’in yaptığı atıf ayrıca dikkate alınır.
Bu nedenle düzenleyen, ciranta ve aval veren gibi sıfatlar, sırf aynı senette imza bulunduğu için TBK m.155’teki kefil veya müteselsil borçlu kategorisine yerleştirilemez. Talebin kambiyo senedinden mi, temel sözleşmeden mi doğduğu belirlenir. Özel hükme tabi senet alacağına genel yayılma kuralının denetimsiz uygulanması, kişiler yönünden yanlış süre hesabına yol açar.
Kişilere göre işlem tablosu nasıl kurulmalıdır?
| Kesilmenin gerçekleştiği kişi | TBK m.155 bakımından etki | Önce doğrulanacak husus |
|---|---|---|
| Asıl borçlu | Kefile karşı da kesilme doğar. | Kesilen alacağın ilgili kefalet kapsamında olması. |
| Kefil | Asıl borçluya karşı kesilme doğurmaz. | Asıl borçlu yönünden ayrı işlem bulunup bulunmadığı. |
| Müteselsil borçlulardan biri | Diğerlerine karşı da kesilme doğar. | Gerçek müteselsil borçluluk ilişkisinin bulunması. |
| Bölünemeyen borcun borçlularından biri | Diğerlerine karşı da kesilme doğar. | Aynı bölünemeyen edimin borçlusu sıfatı. |
Her satır için işlem tarihi, işlem türü, alacak kimliği, belge veya dosya numarası ve sonraki süre kaydedilir. Kefaletin geçerliliği, azami miktarı, süresi ve kefile başvuru koşulları ayrı başlıkta tutulur. HMK m.190 ve m.194 uyarınca dayanılan vakıalar ve deliller somutlaştırılır. TBK m.161 gereğince zamanaşımı savunmasının ileri sürülmesi ve ilgili usul kuralları da ayrıca gözetilir.
Sık sorulan sorular
Kefile icra takibi yapılması asıl borçlunun zamanaşımını keser mi?
TBK m.155/3 uyarınca kefile karşı kesilme asıl borçluya karşı kesilme doğurmaz. Asıl borçlu yönünden ayrıca geçerli bir kesilme nedeni bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Yalnız kefile yönelik takip dosyasının varlığı bu incelemenin yerine geçmez.
Asıl borçluya karşı kesilme kefile de etkili midir?
Evet. TBK m.155/2 bunu açıkça düzenler. Önce asıl borçluya karşı geçerli kesilme saptanmalı, ardından kesilen alacağın ilgili kefaletin kapsamında olduğu doğrulanmalıdır. Aynı kişiler arasındaki başka bir alacak için yapılan işlem bütün kefaletlere otomatik etki etmez.
Müteselsil kefil bakımından yön kuralı değişir mi?
Müteselsil kefil sıfatı, kişiyi otomatik olarak müteselsil asıl borçluya dönüştürmez. Kefalete dayanan sorumlulukta TBK m.155’in kefile ilişkin hükümleri değerlendirilir. Doğrudan kefile başvuru şartları ile kesilmenin diğer kişilere etkisi birbirinden ayrı konulardır.
Müteselsil borçlulardan birine karşı kesilme diğerlerini etkiler mi?
Evet. TBK m.155/1’e göre müteselsil borçlulardan birine karşı kesilme diğerlerine karşı da kesilme oluşturur. Aynı sonuç bölünemeyen borcun borçluları için de düzenlenmiştir. Önce kişilerin gerçekten bu borçluluk sıfatını taşıdığı gösterilmelidir.
Kefilin borcu kabul ettiği yazı asıl borçlu için yeterli midir?
Kefilin kendi yükümlülüğünü kabul etmesi, asıl borçlu adına ikrar değildir. Asıl borçlunun temsil edildiği ileri sürülüyorsa temsil yetkisi ve açıklamanın o sıfatla yapıldığı ayrıca belirlenir. Salt kefalet ilişkisi, m.155/3’teki yön sınırını kaldırmaz.
Asıl borçlu zamanaşımından feragat ederse kefil de bağlı olur mu?
TBK m.160’a göre asıl borçlunun feragati kefile karşı ileri sürülemez. Feragat ile kesilme farklı kurumlardır ve kanun farklı sonuç bağlamıştır. Kefilin def’ileri bakımından TBK m.591 de ayrıca dikkate alınır.
Kesilme olunca yeni süre her zaman on yıl mıdır?
Hayır. TBK m.156/1 yeni sürenin başlamasını düzenler. Yeni sürenin her zaman on yıl olması, aynı maddenin ikinci fıkrasında borcun senetle ikrarı veya mahkeme ya da hakem kararına bağlanması için öngörülmüştür. İşlemin niteliği ayrıca belirlenir.
Zamanaşımının kesilmesi kefaletin on yıllık süresini uzatır mı?
Kesilme işlemi, TBK m.598’deki şekle ve zamana bağlı uzatma açıklamasının yerine geçmez. Gerçek kişi kefaletinin kanuni süresi ayrı incelenir. Asıl alacağın zamanaşımı kronolojisi ile kefaletin kurulma ve sona erme tarihleri tek hesap gibi değerlendirilmemelidir.
Bu kural aval veren ve ciranta için doğrudan uygulanır mı?
Kambiyo senetlerinde özel hükümler incelenmelidir. TTK m.751, kesen işlemin yalnız hakkında gerçekleştiği kişiye etkili olmasını düzenler; bonoda m.778 atfı dikkate alınır. Aval ve ciro sıfatları otomatik olarak TBK kefaletiyle eşitlenemez.
Dosyada zamanaşımı kontrolü için hangi belgeler gerekir?
Asıl sözleşme, kefalet veya borca katılma belgesi, vadeler, ikrar ve ödeme kayıtları, dava veya takip işlemleri ve ilgili tebligatlar incelenir. Her kişi için ayrı kronoloji hazırlanır. İşlemin tarihi yanında hangi alacağa ve hangi sıfata ilişkin olduğu da gösterilmelidir.
İstanbul ve Mersin ofisleri
İstanbul · Polaris Plaza
Maslak Ahi Evran Caddesi, Polaris Plaza No:21, Kat:9, 34475 Sarıyer/İstanbulMersin · Profit İş Merkezi
İhsaniye Mahallesi, 4903. Sokak, Profit İş Merkezi No:23, Kat:3, Daire:14, 33070 Akdeniz/MersinHukuki konu hakkında iletişim
İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.
