B&KBakırcı & KeskinHUKUK BÜROSU
TR
TürkçeEnglishDeutschРусскийالعربية中文
Menü

İşitme ve Konuşma Engelli Tanık İçin İşaret Dili Bilirkişisi Dilekçesi | HMK 263

Okuma-yazma bilmeyen işitme ve konuşma engelli tanık için işaret dili bilirkişisi dilekçesi, HMK m. 263/2 gereğince tanığın yakını aracılığıyla özetlenen beyanı yerine mahkemenin tarafsız bilirkişi yardımıyla doğrudan dinleme yapmasını istemek için hazırlanmıştır.

İşitme engelli tanık işaret dili bilirkişisi dilekçesi HMK 263

Kısa cevap: İşitme ve konuşma engelli tanık nasıl dinlenir?

HMK m. 263/2 iki yöntemi açıkça ayırır. Kanundaki ifadeyle “sağır ve dilsiz” tanık okuma ve yazma biliyorsa sorular kendisine yazılı bildirilir ve cevapları yazdırılır. Okuma ve yazma bilmiyorsa hâkim, tanığı işaret dilinden anlayan bilirkişi yardımıyla dinler. İkinci durumda aile üyesinin soruları özetlemesi kanunun öngördüğü bilirkişi yardımının yerine geçmez. Dinlemenin konusu, tanığın kendi gördüğü olaydır; bilirkişi onun yerine tanıklık yapmaz.

Bu sayfadaki Word dilekçe, okuma-yazma bilmeyen ve Türk İşaret Dili kullanan tanığın daha önce bildirildiği bir işçilik alacağı davasına göre düzenlenmiştir. Okuma-yazma bilen tanık için aynı talep aynen kullanılamaz; yazılı soru-cevap yöntemi istenir. Bu yazı, tarafın kesin yemininin erişilebilir usulüne ilişkin HMK 234 dilekçesinden farklı olarak tanık delilini ve HMK 263/2’yi ele alır.

Örnek olay: İşyerindeki fazla mesaiyi gören tanık

Mersin 1. İş Mahkemesinde görülen 2026/614 E. sayılı fazla çalışma alacağı davasında davacı, 2024 yılının Mart–Aralık döneminde haftada altı gün 08.00–20.00 arasında çalıştığını ileri sürmektedir. Davalı, vardiyaların 17.00’de sona erdiğini savunmaktadır. Davacının 12 Ağustos 2026 tarihli tanık listesinde 1 numarada yer alan Mehmet Kaya, aynı depoda vardiya bitişinde kapıyı kapatan işçidir.

Mehmet Kaya ileri derecede işitme ve konuşma engellidir, Türk İşaret Dili kullanır ve okuma-yazma bilmemektedir. Duruşma tutanağında tanığın işaretlerini davacının kardeşinin “genelde sekizde çıkıyordu” diye özetlediği, bilirkişi bulunmadığı ve hangi günlerin bizzat görüldüğünün sorulmadığı görülmektedir. Dilekçe, bu eksik işlemin tanık delili olarak yeterli sayılmamasını ve HMK 263/2 yöntemiyle yeniden dinleme günü verilmesini ister. İsim ve tarihler örnektir.

Kanundaki ifade ve kişiye saygılı anlatım

HMK m. 263/2’nin resmî metninde “sağır ve dilsiz” ifadesi yer alır. Maddeyi gösterirken kanun dilini doğru aktarmak gerekir. Açıklamada ise “işitme veya konuşma engelli tanık” ve kişinin kendi kullandığı iletişim yöntemi tercih edilir. Tanığın engeli, olayları görme, hatırlama veya mahkeme önünde delil verme yeteneğinin bulunmadığı sonucunu doğurmaz.

HMK m. 263/2’nin lafzı birlikte işitme ve konuşma engeli olan tanığı düzenler; yalnız bir engeli bulunan kişi için bu fıkradaki iki basamak otomatik uygulanmaz, gerçek iletişim ihtiyacı ve genel usul ayrıca değerlendirilir. Türk İşaret Dili kullanımı ile okuma-yazma durumu da farklı olgulardır. Her işitme engelli kişinin aynı işaret sistemini kullandığı varsayılmaz. Dilekçede rapor, eğitim kaydı, önceki tutanak ve tanığın kendi beyanı esas alınır; “ifade veremez” genellemesi kullanılmaz.

HMK 263/2’nin iki basamağı

İlk basamak, tanığın okuma ve yazma bilmesidir. Bu durumda sorular yazılı şekilde bildirilir, cevapları yazdırılır. İşlem yalnız hazır metni tanığa imzalatmak değildir; tanığın soruyu anlayıp kendi cevabını vermesi gerekir. Soruların hangi olay hakkında olduğu, verilen cevap ve okunup onaylanması mahkeme tutanağından anlaşılmalıdır. Okuryazar tanık için bilirkişi yolu sırf kolaylık gerekçesiyle otomatik seçilmez.

İkinci basamak, tanığın okuma ve yazma bilmemesidir. Kanun bu durumda işaret dilinden anlayan bilirkişi yardımını emreder. Hâkim tanığı dinler; bilirkişi yalnız iletişim köprüsüdür. Aile üyesi veya tarafın çalışanı, tanığın işaretlerini günlük hayat içinde anlayabilse bile kanuni bilirkişi niteliğini kendiliğinden kazanmaz. Yöntem seçimi, tanığın gerçek okuryazarlığına göre önceden yapılmalıdır.

Okuma ve yazma bilme durumu nasıl saptanır?

Tanığın adını imzalayabilmesi, HMK 263/2’deki soruları okuyup cevaplarını yazabilmesiyle aynı şey değildir. Kısa bir notu kopyalayabilmek veya telefon ekranında tek kelime seçmek de yeterli gösterge değildir. Mahkeme, tanığın soruları anlayarak okuyup kendi cevaplarını yazma becerisini somut olarak belirlemelidir. Eğitim kaydı, engellilik raporundaki iletişim bilgisi ve önceki yargısal beyanlar bu değerlendirmeye yardımcı olabilir.

Örnekte Mehmet Kaya’nın okuma-yazma bilmediği eğitim kurumu kaydı ve önceki duruşmada yazılı soru-cevap kurulamadığını gösteren tutanakla desteklenir. Kayıtlar çelişiyorsa bilirkişi görevlendirmesinden önce yöntem konusunda ara karar verilmesi istenir. Dilekçe “işitme engellidir, bu nedenle okuma-yazma bilmez” gibi mantıksız bir çıkarım kurmaz. İki özellik birbirinden bağımsız biçimde kanıtlanır.

İşaret dilinden anlayan bilirkişinin görevi

HMK 263/2, hâkimin tanığı bilirkişi yardımıyla dinlemesini söyler. Bilirkişi, hâkimin kimlik tespiti, konu açıklaması, uyarı ve sorularını tanığın iletişim biçimine doğru aktarır; tanığın cevabını da eksiksiz biçimde mahkemeye iletir. Tanığın kullandığı Türk İşaret Dili konusunda yeterlik, taraflarla ilişkisi ve somut işin kapsamı görevlendirme aşamasında değerlendirilmelidir.

Bilirkişi, tanığın “fazla mesai yaptı” gibi hukuki sonuç cümlesini üretmez. Tanığın gösterdiği gün, saat, olay ve kimlik bilgilerini kendi yorumuyla değiştiremez. Bilinmeyen işareti tahmin ederek çevirmek yerine açıklığa kavuşturulmasını ister. Mahkeme, bilirkişinin kimliğini, uzmanlığını ve hangi iletişim yönteminin kullanıldığını tutanağa geçirmelidir; böylece tanık beyanı sonradan denetlenebilir.

Yakın, refakatçi veya iş arkadaşı neden yeterli değildir?

Davacının kardeşi tanıkla günlük iletişim kuruyor olabilir. Fakat HMK 263/2, okuma-yazma bilmeyen tanık için işaret dilinden anlayan bilirkişi yardımı öngörür. Yakının davadaki tarafla ilişkisi ve çevirinin doğruluğunun denetlenememesi, özellikle çalışma saati gibi nicel vakıalarda sonuca doğrudan etki eder. Dilekçedeki itiraz kişiye kötü niyet isnadı değil, kanuni usul eksikliğidir.

Yakın, tanığın hangi iletişim biçimini kullandığını veya erişilebilirlik ihtiyacını açıklayabilir. Fakat hâkimin sorularını seçip kısaltmamalı, tanığın cevabını mahkemeye tek yetkili aktarım olarak sunmamalıdır. Tanık kendi beyanının kaynağı olarak kalır. Bilirkişinin görevi başkasının hafızasını tanığın beyanı gibi dosyaya sokmak değil, tanığın bizzat anlattıklarını güvenilir biçimde iletmektir.

Tanığın daha önce bildirilmiş olması gerekir

HMK m. 240/2 uyarınca tanık listesinde kişinin ad-soyadı, tebliğe elverişli adresi ve hangi vakıa için dinletileceği yer alır; ikinci liste verilemez. İşaret dili bilirkişisi istemi, listede bulunmayan kişiyi yeni tanık gibi ekleme yöntemi değildir. Word örneği, Mehmet Kaya’nın 12 Ağustos 2026 tarihli listenin 1 numarasında zaten bulunduğunu varsayar. Gerçek dosyada önceki liste ve tebliğ kaydı gösterilmelidir.

Tanığın iletişim ihtiyacı liste verilirken biliniyorsa erken bildirilmesi doğru olur. Sonradan öğrenilmişse bunun tarihi ve dayanağı açıklanır; tanığın kimliği değiştirilmez. Adresin veya iletişim biçiminin güncellenmesi ile ikinci tanık listesi sunulması farklı işlemlerdir. İlk liste henüz sunulmadıysa tanık listesi dilekçesi ve mahkemece verilen süre ayrıca kontrol edilir.

Tanığa hangi maddi olaylar sorulur?

Örnekte tartışma, depodaki vardiyanın gerçekten 17.00’de mi 20.00’de mi bittiğidir. Tanığa hangi dönemde aynı vardiyada olduğu, çıkışı bizzat hangi günlerde gördüğü, kapıyı kimin kapattığı, puantaj veya turnike kaydını görüp görmediği ve tatil günlerinde çalışmaya ilişkin kişisel gözlemi sorulur. “Davacının fazla mesai alacağı var mı?” hukuki sonuç sorusudur; tanığın görgüsünü ölçmez.

HMK m. 260, dinleme öncesinde tanığın hangi olay hakkında tanıklık edeceğinin açıklanmasını düzenler. HMK m. 261 tanığın sözünün kesilmeden dinlenmesini ve gerekli tamamlayıcı soruları öngörür. İşaret dili bilirkişisi, soruların anlamını sadeleştirirken tarih ve saat gibi çekişmeli ayrıntıları atlamamalıdır. Hâkim gerekirse neyin bizzat görüldüğünü, neyin başkasından duyulduğunu ayıran sorular kurar.

Tanık yemini ve engellilik birbirine karıştırılmamalıdır

HMK m. 257’de yeminsiz dinlenecek kişiler, dinlenme sırasında on beş yaşını bitirmemiş olanlar ile yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücü bulunmayanlardır. İşitme veya konuşma engelli olmak bu istisnayı kendiliğinden doğurmaz. Tanığın iletişim için bilirkişi yardımına ihtiyaç duyması ile yeminin anlamını kavrayamaması ayrı konulardır.

HMK m. 258’e göre tanık yemini dinlemeden önce yapılır. Hâkim uyarı ve kanuni soruyu tanığa erişilebilir biçimde yöneltir; bilirkişi içeriği doğru aktarır ve cevabı mahkemeye iletir. Kanuni soru-cevap atlanıp tutanağa yalnız “yemin etti” yazılmamalıdır. Tanığın yemini, davanın tarafına teklif edilen kesin yeminle aynı delil işlemi değildir; HMK 234 yerine HMK 263/2 uygulanır.

Bilirkişi aracılı tanık beyanı nasıl tutanaklaştırılır?

HMK m. 154, tutanakta yer, gün-saat, hâkim, kâtip, hazır bulunanlar ve tanık beyanı gibi unsurları düzenler. HMK m. 261/5 tanığın sözlerinin tutanağa yazılmasını, önünde okunmasını ve altının imza ettirilmesini öngörür. Bilirkişi aracılığıyla dinlemede soruların tanığa hangi yöntemle aktarıldığı, tanığın işaretlerinin nasıl çevrildiği, tereddüt veya açıklama istenip istenmediği ve verilen cevap açık görünmelidir.

Tutanaktaki “tanık 20.00 dedi” ifadesi, hangi dönem ve kaç gün için söylendiği belirtilmezse fazla çalışma hesabına elverişsiz kalır. Tanık okuma-yazma bilmiyorsa tutanak içeriğinin yalnız yazılı gösterilmesi anlamayı sağlamaz; içeriğin kendisine işaret diliyle açıklanması ve onayının kaydedilmesi istenir. İmza atamama sorunu varsa HMK m. 155/2’deki usul ayrıca değerlendirilir; tanığın iradesi varsayılarak imza hanesi doldurulmaz.

Taraf vekillerinin soru yöneltme hakkı

HMK m. 152/1 uyarınca duruşmaya katılan taraf vekilleri tanığa duruşma disiplinine uygun doğrudan soru yöneltebilir; taraflar hâkim aracılığıyla sorar. Sorunun yöneltilmesine itiraz edildiğinde kararı hâkim verir. İşaret dili bilirkişisi bu usulü değiştirmez; sorunun tanığa ve cevabın mahkemeye erişilebilir biçimde aktarılmasını sağlar. Hâkim, soru içeriğinin bilirkişi tarafından genişletilmesine izin vermemelidir.

Karşı tarafın da bilirkişinin kimliği ve yöntemi hakkında bilgi edinmesi, yeterlik veya tarafsızlık itirazını dile getirmesi ve maddi olaylara ilişkin soru imkânını kullanması önemlidir. HMK m. 27 hukuki dinlenilme hakkı bu düzenin genel zeminidir. Dilekçede karşı tarafı işlemin dışına çıkarma değil, her iki tarafın denetleyebildiği doğru bir tanık dinleme yöntemi istenir.

Yakın aracılığıyla alınmış beyan için ne istenir?

Somut örnekte davacının kardeşinin tek cümlelik aktarımı, HMK 263/2’deki bilirkişi yardımı koşulunu karşılamamıştır. Yemin ve soru-cevap adımları da tutanaktan izlenememektedir. Bu kaydın tek başına fazla çalışma vakıası bakımından güvenilir tanık beyanı olarak değerlendirilmemesi ve tanığın kanuni yöntemle yeniden dinlenmesi talep edilir. Talep tanığın tanıklığını ortadan kaldırmaya değil, delilin doğru toplanmasına yöneliktir.

Yeni dinleme için tanığın güncel adresi ve uygun günü, bilirkişinin uzmanlığı, önceden bildirilecek maddi olay başlıkları, yemin ve tutanak usulü ara kararda gösterilmelidir. Önceki işlemde tam olarak neyin eksik olduğu belirlenmeden genel “yeniden dinlensin” talebi, aynı hatanın tekrarlanmasına yol açabilir. Dilekçe bu nedenle her eksik usul adımını ayrı isteme dönüştürür.

Dilekçeye eklenecek belgeler

Önceki tanık listesi ve sunum tarihi, dinleme günü tutanağı, davetiye, tanığın iletişim yöntemini gösteren resmî veya güvenilir kayıt, okuma-yazma durumuna ilişkin belge ve uyuşmazlığa konu vardiya kayıtları birlikte değerlendirilir. Bilirkişi atanmışsa görevlendirme kararı ve uzmanlık bilgisi de dosyada bulunmalıdır. Dilekçede olmayan belgenin varmış gibi “ektedir” diye yazılması mesleki ve usuli güvenilirliği zedeler.

Tanığın özel sağlık veya eğitim verileri yalnız yöntem seçimine gerekli ölçüde sunulmalıdır. Okuma-yazma durumunun belgesi yoksa ilgili kurumdan getirtilmesi talep edilir. İşaret dili bilgisini belgeleyen uzmanlık ve tarafsızlık açıklamasının dosyada görünmesi istenir. Ek listesi, somut dosyanın gerçek belgelerine göre son kez kontrol edilerek Word şablonundan kalan koşullu kalemler silinir.

HMK 234 taraf yemini ve HMK 263 tanık dinlemesi farklıdır

İki maddede erişilebilir iletişim benzer görünse de konu ve sıfat değişir. HMK m. 234, davanın tarafının kesin yeminini düzenler. HMK m. 263 ise taraf olmayan tanığın dinlenmesinde tercüman veya işaret dilinden anlayan bilirkişi kullanılmasını düzenler. Tanık beyanının ispat değeri ile taraf yemininin kesin delil etkisi aynı değildir. Bu nedenle önceki HMK 234 Word dilekçesindeki taraf, ödeme ve yemin soruları bu dosyaya kopyalanmaz.

Bu örneğin arama niyeti, “işitme engelli tanık mahkemede nasıl ifade verir ve bilirkişi nasıl istenir?” sorusudur. Duruşmaya gelemeyen hasta tanığın bulunduğu yerde dinlenmesi ise yer sorunudur ve HMK 259/3 dilekçesi kapsamında ayrıca ele alınır. Aynı kişi hem yer hem iletişim bakımından desteğe ihtiyaç duyarsa iki gerekçe somut olarak ayrı yazılır.

Word dilekçe nasıl doldurulmalıdır?

Mahkeme, esas, taraflar, tanığın önceki listede bulunduğu sıra, eski dinleme tutanağı tarihi, okuma-yazma durumu ve kullanılan işaret dili gerçek kayıtlardan yazılır. Örnekteki Mehmet Kaya ile çalışma dönemi ve 17.00–20.00 saatleri yalnız örnek maddi vakıadır. Başka bir dosyaya aynen aktarıldığında yanlış tanık ve yanlış uyuşmazlık anlatılmış olur. Dilekçedeki sonuç istemi somut tutanak eksikliğine göre değiştirilmelidir.

Tanık okuma-yazma biliyorsa HMK 263/2’nin ilk cümlesine uygun yazılı soru-cevap talebi kurulur; bilirkişi zorunluluğu bu örnekteki gibi yazılmaz. Tanık yalnız işitme engelliyse ve konuşarak cevap verebiliyorsa gerçek iletişim yöntemi özellikle açıklanır. Köşeli alanlar, bulunmayan deliller, örnek tarih ve doldurma notu nihai nüshadan çıkarılır. Ekler dosyayla birebir eşleştirilir.

İlgili site içi yazılar

Taraf yemini için HMK 234 işaret dili bilirkişisi dilekçesi, hastalık nedeniyle yerinde tanık dinleme için HMK 259/3 dilekçesi ve genel tanık bildirimi için tanık listesi örneği incelenebilir.

Yemin aşaması tutanağa geçirilmemişse HMK 258 yeniden dinleme dilekçesi; cevaplar yetersizse HMK 246 sözlü dinleme istemi farklı sorunları açıklar. Bağlantıların hiçbiri HMK 263/2’deki işaret dili bilirkişisi ve okuryazarlık ayrımını otomatik çözmez.

Resmî mevzuat ve kurum kaynakları

HMK 263 işaret dili bilirkişisi dilekçesi Word indir

İşitme engelli tanık için işaret dili bilirkişisi dilekçesi (.docx) indir

Sık sorulan sorular

İşitme ve konuşma engelli tanık mahkemede dinlenebilir mi?

Evet. HMK m. 263/2, bu koşuldaki tanığın okuryazarlığına göre yazılı soru-cevap veya işaret dilinden anlayan bilirkişi yardımıyla dinlemeyi düzenler.

Okuma yazma bilen tanık için bilirkişi zorunlu mu?

HMK m. 263/2 ilk olarak soruların yazılı bildirilip cevapların yazdırılmasını öngörür; yöntem gerçek okuryazarlığa göre belirlenir.

Okuma yazma bilmeyen tanık nasıl ifade verir?

Hâkim, tanığı işaret dilinden anlayan bilirkişi yardımıyla dinler; bilirkişi onun yerine tanıklık yapmaz.

Aile üyesi işaret dili bilirkişisi yerine geçer mi?

Hayır. Günlük iletişim bilgisi HMK 263/2’deki bilirkişi yardımının yerine geçmez.

Tanığın yalnız imza atması okuryazar olduğunu gösterir mi?

Hayır. Soruyu okuyup anlayarak kendi cevabını yazabilme ayrı değerlendirilir.

İşitme engelli tanık yeminsiz mi dinlenir?

Hayır. Engellilik tek başına HMK m. 257’deki yeminsiz dinleme sebebi değildir.

Bilirkişi tanığın cevabını değiştirebilir mi?

Hayır. Soru ve cevapları tam ve tarafsız biçimde aktarır; hukuki sonuç eklemez.

Tanık tutanağı nasıl onaylar?

HMK m. 261/5 gereği sözleri önünde okunur ve imzası alınır; içerik tanığa erişilebilir biçimde aktarılmalıdır.

Bu dilekçeyle yeni tanık eklenir mi?

Hayır. HMK m. 240/2 ikinci tanık listesini yasaklar; örnek önceden bildirilmiş tanık içindir.

HMK 234 Word örneği burada kullanılabilir mi?

Hayır. HMK 234 taraf yemini, HMK 263/2 ise tanığın dinlenme yöntemidir.

Yazar ve kapsam

Avukat Halil Bakırcı tarafından HMK m. 27, 152, 154, 155, 240, 257, 258, 260, 261 ve 263/2 temelinde hazırlanmıştır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosunun fizikî ofisi Mersin’dedir; Türkiye genelindeki dava ve hukuki süreçler Mersin merkezli yönetilir. Örnek olay ve Word metni bilgilendirme ve uyarlama amaçlıdır; gerçek tanığın okuryazarlığı ve iletişim biçimi belgelendirilmeden aynen sunulmamalıdır.

Hukuki konu hakkında iletişim

İlk iletişimde konuyu, bulunduğunuz ülke veya ili ve varsa tebliğ ya da son işlem tarihini kısaca belirtebilirsiniz. T.C. kimlik numarası, sağlık verisi veya kişisel belge göndermeyiniz. Mesajlaşma tek başına hukuki görüş veya avukatlık ilişkisi oluşturmaz.

Telefonla Araİletişim Bilgileri

tarafından hazırlanmış, Av. Emirhan Keskin tarafından incelenmiştir.

Yazar Bilgisi

, Mersin Barosu 3472 sicil numarasına kayıtlıdır. Bakırcı & Keskin Hukuk Bürosu bünyesinde ceza, aile, iş, gayrimenkul ve ticaret hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sunmaktadır.

İnceleyen: Av. Emirhan Keskin · Mersin Barosu Sicil No: 5507

Telefon WhatsApp